1241.
on bir defa hissetmişim. ama ne hissetmişim öyle böyle değil. içim parçalanmış.ikilemlerde tek başıma dans etmişim, figürler filan birbirini kovalamış.
sonra işte zaman geçtikçe birik birik birik, çer çöp.
içimi kokutmuş da en son yeter dedim bugün, dün, önceki gün.
ben de insanım yahu. on çocukla bütün gün evde mücadele veren analar gibiyim.
bana bir tak etti.
bir delirdim.
eh dedim ben bu oyunu bozarım. bu gemileri yakarım, kendimden geçer sağa sola bulaşmadan edebimle naramı atar ipleri koparırım.
öyle sıkıymış ki o ipler, kopunca kafa üstü yuvarlan sen, her yerim yara bere. ama biliyorum her yara iyileşir. öyle sürüp de geçen bir ilaç yok ki.
on ikinci hissiyatım da bu olsun.
seviliyorsun sözlük.
devamını gör...
1242.
(bkz: rüzgar)

evet, rüzgar hissediyorum ama ben bir yerdeyim ve rüzgar mı esiyor yoksa uçurumdan düşüyorum ve onun hissi mi bilmiyorum. rüzgar kesildiğinde paramparça olmazsam anlarım ne olduğunu.
devamını gör...
1243.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1244.
hastayım, dolayısıyla hasta hissediyorum.
devamını gör...
1245.
degersizlik.
devamını gör...
1246.
hiç iyi hissetmiyorum sözlük. buralara da çok girmiyorum artık. hayal kırıklığı yaşamaktan çok yoruldum. hiçbir şeyin güzel gitmemesinden çok yoruldum. güzel şeyler hissettirip ters köşe yapanlardan çok yoruldum. her şeyin çok pahalı olmasından çok yoruldum. nefes alamadığımı hissediyorum ve bundan da çok yoruldum. çok yoruldum sözlük. yaşamak zor geliyor.
devamını gör...
1247.
dün gece refah partisi belediye başkanlığı yapmış bir cani gibi hissettirildim, ilginçti.
çarşamba akşamı sözleştiğim arkadaşım mansur yavaş'ın yakın çalışanlarından. sel felaketleri sebebiyle ertelenen mansur yavaş'ın 3. yılını kutlayıp, icraatlerini anlatacağı toplantı o güne denk geldi ve arkadaşım o programda yer almak zorundaydı. ve ben, sabah akşam mansur ve chp eleştiren ben o programa gitmek zorunda kaldım. yerim ayrılmıştı, sakince programın bitmesini bekleyecektim.

yanımda chp'nin genç temsilcileri vardı, ben tabi tam bir kemalist eski cehapeli çizgisinde şık bir şekilde gitmiştim, çarşamba küçük cumartesi yannny.
genç arkadaşlardan biri bana dönüp ''konsere geldin herhalde'' diye sordu.* ''pardon da ben mansur beyi dinleyeceğim'' dedim. çocuk şaşırarak ''kemal kılıçdaroğlu'nu dinlemeyecek misin'' diye sordu, afalladım, sahanın ortasında en önde kanı ce-ha-pe akan onlarca insan arasında sövemedim. ''aaaa o da mı burada'' diye sordum.
mansur konuşmasını bitirdi, beni şaşırttı. jelibon konusun patladığı bir günde inanılmaz bir eleştiri yapma ortası varken konuya değinmedi. bu fırsatı gerizekalı sunucu özlem gürses kullandı, tabi kendisini sevmediğim için gülmedim bile.
mansur'un ardından sahneye temel karamolluoğlu çıktı. beynime kan sıçradı, ''vay (bipbipbip) madımak arefesinde nasıl olur da böyle bir figür çıkarılır, sizin masanıza sıçayım'' diyerek iç geçirdim. sonra kk çıktı vs.vs.
çıkışta arkadaşıma çok teşekkür ettim, bana chp'yi eleştirirken ne kadar haklı olduğumu anlamam için bir fırsat vermişti.

gelelim dün geceye, dedim ya dün 89'da refah partili belediye başkanı karamolluoğlu muamelesi gördüm. sinirlendim, öfkeden yemek yedim. belki de bardağı taşıran son damla bana hakaret edilmesiydi, bela okunmasıydı. bu noktada çirkinleşsem mi diye düşündüm, taşındım sonra dedim ki ''çocuk''luk-. keşke dünya sadece biz gibi düşünen insanlarla dolu olsaydı ama değil! bunu kabul etmek acı da olsa kabul ediliyor. seve seve kabul ettiriyorlar.

yazılanların üstünü iki kere silmek belki kanıt bırakmaz ama okuduklarım unutulmazdı. büyüyeceksiniz, gaza gelmemeyi öğreneceksiniz. üst akılların etkisinde kalmamayı öğreneceksiniz. ''ben o yollardan geçtiydimdi''*.
devamını gör...
1248.
onu dusunmemek icin uyumusumda ruyada da yine onu gormusum gibi bi gun
devamını gör...
1249.
sağ omuzumda son on yıldır departmanımdaki en angarya işi yaptığım için oluşan ödemden dolayı ağrı hissediyorum. hafif bir sızı var. sanki kolu bir mengene içine almışlar ve hafiften sıkıştırıyorlar.
gittiğim doktor rapor vermek yerine yaptığın işi ya da yapış şeklini değiştir dedi. ancak 45 yaşında nasıl yeni bir iş bulacağımı ya da sağ kolunu kullanan birinin bu işi nasıl farklı yapacağından bahsetmedi. hakkını yemeyeyim an azından ilaç yazdı.

hayalgücünü harekete geçir en ilginç yöntemlerle hakkını ara diyor içimdeki ses... yapacağım.
devamını gör...
1250.
her gün aynı şey, her gün aynı insanlar ve her gün o aynı insanların saçmalıkları; sanki bu dünyaya kazık çakmışlar gibi, sanki babalarının spermi altın tozundan imiş de bu zıkkım dünyaya öyle gelmişler gibi değişik, anlamsız acınası tavırları. çalıştığı dört duvar bina olmasa nefes alamayacakmışçasına gününün 10 saatini heba ettiği soyut oluşumu ve onun her gün cepleri para denen meta ile dolan sahibini tanrı yerine koyup cücük kadar zamanını heba edenler ile kuşatılmış olmak ve en dumuru da senin de cücük kadar zamanını orada heba etmek zorunda olman. tüm bunları her gün yaşamak ve görmek, üstüne katmer olarak da katlanmak zorunda kalmak! zor sözlük zordan ziyade anlamsız. işte bir fazla düşünenin anıları.(bkz: swh)
devamını gör...
1251.
ben böyle değildim, çok kolay sosyalleşme, sohbet açabilen insandım ama şimdi mesela çok rahatsız hissediyorum kendimi. yeni insanlar tanımak hoşuma giderdi. biraz önce tanıştığım biriyle bir dinletiye gittim ve eminim “lanet olsun, ne biçim insan” demiştir ama aklımda hep başka şeyler vardı. başkasının yanında rahat edemiyorken, sabahtan akşama kadar günü birlikte geçirmekten inanılmaz keyif aldığım biri var. bu ne yaman çelişkidir ya?
devamını gör...
1252.
ailem haricinde hiç kimseyi sevmiyorum. katlanmak zorunda olduğum koşullara karşı soğukkanlı oldum, bunları dert etmeden yapabiliyorum. ama sanki hayatımın içinden kırmızı renk gitmiş gibi, öyle soluk kalmış gibi her şey. eskisi gibi heyecanlanmıyorum, insanlar beni hayal kırıklığına uğrattında bile sakin kalıyorum. bunun ismi büyümek mi yoksa sadece monotonlaşmak mı bilmiyorum ama hayatım daha düzenli ve soluk bir hale geldi. 21'im böyleyse 30'ları hayal bile edemiyorum.
devamını gör...
1253.
bazen çok mutlu bazen çok mutsuz hissediyorum, arasını bir süredir bulamadım. bundan dolayı da yaşadığımı hissedemiyorum, sahici bulmuyorum. bu yoğunluk vücudumun kaldırabildiğinden fazla geliyordur belki de bilmiyorum. delirmiyorum onu biliyorum ama mantıklı düşünebildiğimi sanmıyorum. özgür ve güvende hissetmiyorum. özgürlük uzun süredir bizim limandan uzak ama güvensizlikle daha yeni tanışıyorum. bunun için kimseyi suçlamıyorum çünkü kimsenin suçu yok biliyorum. gerçekten bir şey hissetmek istiyorum aşırıya kaçmadan. çünkü kaçınca her şeyi batıracağımı biliyorum.
devamını gör...
1254.
böceğe dönüşmek neyseydi de... gregor samsa bile böyle nalları yukarı dikmemişti diye hatırlıyorum.
devamını gör...
1255.
insanların karakterleriyle duruşlarıyla tavırlarıyla hatta en ufak iç çekişleriyle karşılarındaki insanların karakterlerini baskılamaya çalışmasını aşamıyorum. bu insanlık ya bir bitki gibi olduğu yere sabitlenmeliydi. ya da hiç varolmamalıydı.
devamını gör...
1256.
hissizlik hissi.

geçenlerde birine açtım hislerimi ve reddetti.* bugüne kadar kaç kere reddedildim bilmiyorum ama o insan tarafından reddedilmek bir şey değiştirdi sanki bende. nasıl desem dürüst olmak, içtenlikle konuşmak kazandıracak şeyler gibi algıladığımdan belki de artık gönül işlerini bıraktırdı bana bu reddediliş. daha da bu noktaya gelmem.
devamını gör...
1257.
yakın gelecekte hüzünlü bir dönem geçireceğimden neredeyse eminim ve bundan korkuyorum. hiç yaşamadığım ve yaşamak da istemediğim için baya tedirginim ama yolun sonu oraya gidiyor sanki. keşke bazı hislerle daha erken tanışsaydım.
devamını gör...
1258.
bir karmaşa içinde gibiyim. hissettiğim bütün duygular birbirine karışmış. soğuk ve gri bir hava var içimde.
devamını gör...
1259.
haziran ve temmuz ayları senenin en sevmediğim zaman dilimidir. gecelerin en kısa, gündüzlerin de en uzun ve sıcak olduğu günlerdir çünkü bu aylar. kendimi bir nevi gurbette, bir nevi esarette hissediyorum. bu günlerin geçmesini ve gecelerin en uzun, gündüzlerin de en kısa ve serin olduğu günlere, kasım ve aralık aylarına kavuşmayı bekliyorum.
devamını gör...
1260.
büyük bir çoğunluk hissetmiyorum yazmış, onlar gibi bende buraya gelip gittikçe daha da bulanıklaşan hayatımı büyük bir fırçayla rengarenk hale getirmek istediğimi fakat hiçbir şey yapamayacak gibi hissederek geri çekildiğimi söylemek için geldim. insan kaç yaşında olursa olsun ruhunu acıtacak kesiklerle karşılaşıyor, bunlar iyileştikten sonra bile iz bırakacak ve dokunduğunda o acıyı hatırlatacak cinsten. işin aslı şu ki asıl acıtan şey o acıyı hatırlamak, anılar düşünceler ve zihnimiz bütün bu karmaşanın sebebi. düşündükçe hayat da zorlaşıyor ve en sonunda koşmayı bırakıyorsun, duyguların senden uzaklaşıyor ya da sen onlardan uzaklaşıyorsun fakat sonuçta bütün bedenin duygulardan arınmış ve bulanık şeffaf hale geliyor. arkaplanda kayboluyor, önemsiz bir nesne oluveriyorsun. ben pes ediyorum, hiçbir şey hissedemiyorum artık.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının hissettikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim