ispanyol soylu sınıfına dahil olan bir cinayet kurbanıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1605 yılında muhtemelen soylu olmanın verdiği aymazlık ve rahatlıkla bir gece yürüyüşü yapmaktadır gaspar de ezpeleta. tam olarak bilmiyoruz ama muhtemelen elleri ceplerinde ya da bastonun sertçe yere vurarak mutlu bir şekilde yürümektedir. belki de takip edildiği hissine kapılmış ve tedirgin bir yürüyüş içindedir.

her nasıl bir ruh hali içinde olursa olsun tam çok önemli bir evin önünden geçerken maskeli bir saldırgan tarafından ağır şekilde yaralanır. haziranda ölmek dünyanın her yerinde zordur elbette ama gaspar de ezpeleta 27 haziran gününün 28 hazirana devrilmesini bekleyemeden ölümle kucaklaşır.

bir önceki paragrafta evin önemli bir ev olduğunu söylemiştim. önemli bir evdi çünkü miguel de cervantes canımız ciğerimiz, iki gözümün çiçeği don quixote’nin ilk bölümünü bu evde yazmıştı.

ve gaspar ağır yaralı bir haldeyken evinden fırlayan cervantes adamcağızı tanınmış bir kadının evine taşımış ama hayatta kalmasını sağlayamamıştır.

bu olay üzerine valladolid belediye başkanı cervantes ve ailesini hapse attırır. uzun bir zaman boyunca cervantes’in ya da ailesinin bir ferdinin bu cinayetin sorumlusu olduğu düşünülür. ancak suçsuz bulunan yazar serbest bırakılır.

maskeli adamın kim olduğu asla bulunamaz ama cervantes’in üzerindeki kuşku da hiçbir zaman kalkmaz.

yel değirmenleri o zamandan sonra biraz şüpheli bir şekilde dönmeye başlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

" kısa yaşadım müsriflik oldu."
devamını gör...

bronşların iç yüzeyinde siliyer epitel dokusu bulunur. bu doku çok sayıda goblet hücresi bulundurur. goblet hücreleri de dokuyu korumak ve nemlendirmek için mukus salgılar.

bronşlardaki ve üst solunum yollarındaki silialar fazla mukusu süpürme hareketi ile trakea ve larenks yönünde hareket ettirip dışarı atılmasını sağlarlar.

ancak uzun süren yatak istirahitinde hastanın sırt üstü yatması mukusun alt solunum yollarında birikmesine, üst solunum yollarındaki mukozanın kurumasına ve siliaların işlevini kaybetmesine yol açar. bu da yetmezmiş gibi akciğer ve bronşlarda göllenen mukus mikroorganizmalar için tam yaşanacak yer haline gelir. bu alanda mikroorganizmaların üremesine ve enfeksiyona sebep olmasına hipostatik pnömoni denir.

belirtileri: öksürük, yeşil balgam, lökositoz, ateş, dispne.

hipostazis: dolaşımdaki durgunluk nedeniyle herhangi bir maddenin -atılmaksızın- vücutta birikmesi durumudur.
devamını gör...

tek yaşayan benim son birkaç aydır yaptığım eylemdir. oturma odasında vakit geçiriyorum zaten yatağa gitmek zor geliyor..
devamını gör...

adına şarkılar yazılmış bisküvi.
devamını gör...

katılmadığım önerme. eğer kişi gününü planlamışsa, yapacağı işten zevk alıyorsa, yakınında sevdiği ve sevildiği insanlar varsa gülümseyerek uyanabilir.
devamını gör...

elhamdülillah kimseden çekincemiz yok ama bazı tanımlar var. gülüyorum ama beğenemiyorum sapık gözüyle bakılırsa diye.

çok saçma..
yandımdasın ama beğenemiyorum..
devamını gör...

seni tanıyordum.

elinde silah, komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.

önce ankara'da, sonra istanbul'da ve tüm bir ülkede kana bulamadığın sokak, kahvehane, okul avlusu, fabrika önü kalmamıştı.

ev baskınları yaptın; kör karanlıklarda.

boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı.
bahçelievler' de yedi canıma sen kıydın.

ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.

sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.

16 mart katliamı'nda kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.

1979 kışında, ankara ziraat fakültesi öğrencisi, kayınbiraderim sabit torun'u balgat'ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.

kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.

maraş'ı kana sen buladın.

annelerimizin karnındaki bebeklerimizi katlettin.

bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.

yozgat, çorum ve 93'te sivas'ta yine sen vardın.

bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum, madımak ateşe verildiğinde, "tahrik var" diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.

korkağın tekiydin.

uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
bu yüzden olsa gerek, seni yalnız başına kimse görmedi!

kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.

ardında iş ortağın onca "tosuncuk" varken, hep güvencede hissettin kendini.

bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!

bahçeli de seviyor seni, baykal da, tayyip de, erbakan da.

halen arkan sağlam.

ardından methiyeler düzülüyor!

yazık oldu sana yazık. ölümün böyle olmamalıydı!

ateşe verdiğin o maraş yolu, canını aldı!

çakılıp kaldın bir dağın başına.

beş santim buz tutmuş bedenin.

zavallı ürkek yüreğin donmuş!

üzülmedim.

hiç unutmayacağım; söz!

aklıma faşizm düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım.



orhan aydın
30 mart 2009
devamını gör...

sürücülerin birden kibarlaşmasını sağlayan bir taksi çağırma uygulamasıdır. hem gideceğiniz yeri yazarak ortalama ücreti size belirtir hem araçta bir şey unutma durumunda iletişim kurabilir rahatça bulabilirsiniz.
devamını gör...

insanoğlunun kullanacağı araç ve gereçlerin tasarımında doğayı taklit etmesidir.

canlıların yaşam alanlarına gösterdiği adaptasyon ve uğradıkları mutasyonlar neticesinde devreye giren doğal seçilim, ortama en uygun özellikler geliştirmelerine yardımcı olur. mimaride, mühendislikte, endüstriyel tasarımda zorlu tasarım problemleri doğada binlerce yılda çözülmüş ve çözülmeye devam etmektedir. bu haliyle doğayı taklit etmek insanın kendi ihtiyaçlarını çözmek yolunda karşılaştığı problemleri en aza indirme konusunda mümkün yolların en kestirmesidir.

bu konuda birkaç örnek vermek gerekirse b52 bombardıman uçağının tasarımıyla havada süzülen bir şahinin vücut kompozisyonunu örnek gösterebiliriz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
reddit

hepimizin mutlaka kullandığı ve evlerimizde bir montun, ayakkabının, çantanın parçası olarak mutlaka var olan cırt cırt:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
treehugger.com

çapaklı bitkiler, örneğin xanthium strumarium, tohumlarını saran kancalı bir yapı taşırlar. böylece tohumlar onlara temas eden hayvanların kürklerine yapışıp yerinden kopar ve uzak bir yerlerde toprağa düşer.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çapaklı bitkilerin yakından görünüşüne örnek - microphotonics.com
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir cırt cırtın yakından görünümü- microphotonics.com

cırt cırt, 1941 yılında george de mestral isimli bir mühendis tarafından giysilerinin köpeğinin üzerine yapışmış çapakli bitki tohumlarından ilham alınarak icat ediliyor.

bir başka örnek de köpekbalıklarının derilerini kaplayan diş benzeri çıkıntıların mayolarda kullanılmasıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
köpekbalıklarının yüzeylerini kaplayan dişçiklerin elektron mikroskobunda görünüşü- ocean.si.edu

2008 olimpiyatlarına damga vuran speedo tarafından üretilmiş fastskin mayolar bu teknikle üretilmiş ve bu mayoyu giyen sporcuların %80'i (michael phelps dahil) madalya kazanmış. mayonun başarısı köpekbalıklarından ilham alınan mikroskobik çıkıntıların tirbülansı azaltarak suda daha hızlı ilerlemeye olanak sağlamasından geliyor. aynı tasarım kargo gemilerininde de uygulanarak yakıt tasarrufu sağlanıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okuduklarıma hayret ediyorum. ha gayret zorlayıp da legalleştirin millet. ben söyleyeyim, vücudunu para karşılığında sattığı için ahlaksızdır. doğduğumuz çağa bak...
devamını gör...

sonu gelmeyen renkli kağıt parçası. daha evvel bir davetiye ve aynı zamanda baskı merkezinde çalışmış biri olarak diyebilirim ki koca bir muamma. elde yüzlerce deniz kabuğuyla gelip bunları da oraya ekleyin diyen mi istersiniz, klasik (elite) için gelip çiçekli böcekli (iklim) seçip giden mi?*
günün birinde başıma geleceğini biliyordum ama bu sorun olmaz seçer geçerim diyordum. sonuna kadar sadeci bir vatandaşım. bordo zarf içine beyaz zemin hadi en fazla çerçeve gold bir davetiye iş görür deyip klasiklerden bir kaç modeli damat beye attım. nasılsa seçmez diyerekten 3 5 tane de çiçekli böcekli fırlattım ve o gidip şu zaman şeritli doğumdan tanışma evlilik teklifi isteme bilmem ne tarihlerinin yazılı olduğu özel hayat ifşasının hadsafhada bulunduğu seçeneği sevdi.
sinirimden ku du ru yo rum.
devamını gör...

ne yaparsan yap ne kazanırsan kazan parayı o sisteme iade edeceğini bilerek büyümektir.

paranın ne kadar önemli olduğunu bilerek büyümektir.

emeğin ne kadar ucuz olduğunu bilerek büyümektir.

ne kadar istemesen de sisteme uyum sağlamak zorunda olacağını bilerek büyümektir.

insanların para için ne kadar acımasız olacağını ve olduğunu görerek büyümektir.

ama ne olursa olsun istediğin gibi büyüyemessin.

kapital, para demektir.

sistemin adı bile para yani.

insana insan olduğu için değer verir mi hiç?3

sadece gücüne değer verir.

işe yarayıp yaramadığına bakar.

işe yaramıyorsan bir değerin yoktur.

ama ne olursa olsun bitecektir bu adi, bu alçak düzen.

nazım ustanın da dediği gibi:

'sabahın sahibi vardır.
gün daima bulutta kalmaz.
herhal ilerdedir
yaşanacak günlerin
en güzelleri...'.
devamını gör...

uzun zamandır takip ettiğim ve tanımlarını keyifle okuduğum yazar. doğa ve edebiyat sevgisi ve sosyal konulardaki hassasiyeti bir yana, ince bir mizah anlayışı var. kafa sözlük haber ajansını okurken bunu fark edebilir ve kocaman sırıtabilirsiniz. sözlüğe değer katan yazarlardan.
devamını gör...

halkın pek çoğu fakir, bu bir gerçek.
fakat bir çok insan ise fakir edebiyatı yapıyor, bu'da bir gerçek.
merak etmeyin kimse sizden borç para istemeyecek, yalan beyanlara gerek yok.
devamını gör...

su içsem yarıyor .
devamını gör...

fiyat tüketim eğrisi, tüketicinin satın aldığı mallardan birinin fiyatının değişmesi halinde, tüketiciye en yüksek faydayı sağlayan farklı mal bileşimlerinin geometrik yeridir.
devamını gör...

ve böyle buyurur nikolay vasilyeviç gogol

“ölüm olmasaydı hayat bütün güzelliğini kaybederdi.”

vakit tamam olunca, ölünüz efendim.

bekleme yapmayınız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim