uzun zamandır sana bunları yazmak istiyordum ama ancak fırsatım oldu. yakında bir yaş daha alacağım. bir yaş daha yaşlanacağım. biliyor musun aklım hep 2009 ile 2012 senelerinde.

hep o seneleri düşünüyorum. ya çalışsaydın ya annemi hiç aldatmasaydın? ya hep bize sahip çıksaydın? senin yüzünden çektiğim acıların yüklerini bir şekilde aşıyorum ama sen bana çok büyük bir ihtimaller yükü bıraktın. ölene kadar hep senin iyi biri olduğun, iyi bir yaşam sürdüğümüz, iyi bir ailemizin olduğu ihtimallerini değerlendirip acaba öyle olsaydı hayatımız nasıl olurdu diye düşüneceğim. çünkü inan bana bu ihtimali düşünmediğim bir gün bile yok.

senin o iğrenç borçlarını ödedik senelerce. üniversite sınav harcını ödemek için paramızın olmadığı o haftayı hatırlıyor musun? beni son saate kadar oyalayıp parayı göndereceğini söyleyip, o son saat telefonunu kapatmıştın. kız kardeşimi ve beni sinirden ağlattığın o telefon konuşmalarını hatırlıyor musun? annemi ağlattığın, dövdüğün günleri? beni bir kalem için banyoda kemerle boğmaya çalışmıştın hatırlıyor musun?

duydum ki hastalanmışsın. ayaklarında ve kalbinde sorunlar varmış. ölümünün acılı olması için elimden gelen tek şey dua etmek. ölümün acılı olmalı.

biliyor musun anneme istanbuldan daire alacağım bu hafta. emekliliğini de yatırıyorum. kız kardeşime de hep istediği o iphone'u aldım. her şeyin en iyisini hak ediyor o. senin bana işkence ettiğin o yaşlarda şimdi. onun mutluluğu benim için her şey. ben onun yaşlarındayken ölümden, kavgadan, bağrışlardan deli gibi korkuyordum. senin yüzünden icralarla, avukatlarla büyüdüm. daha sinemaya gitmeden, tiyatroya konsere gitmeden çağlayan adliyesinin yolunu öğrendim senin yediğin bokları kapatmak için. şimdi kapı biraz sert çalınsa yerimden hopluyorum hala. kurtulamadım senin bana bıraktığın bu iğrenç alışkanlıktan.

ben elde ettiğim her şey için savaştım. hem mental hem fiziksel olarak çok yoruldum. çok korktum. aç kalmaktan, evsiz kalmaktan, eşyalarımızın senin borçların yüzünden alınıp gitmesinden. çocukluğum ve gençliğimi mahvettin. bana geriye sadece aşılamamış travmalar ve üzüntüler bıraktın.

senden nefret ediyorum. can çekişerek, nefes almayı deneyerek son nefesine kadar acı çekerek ölmeni istiyorum. hayat senin gibi iğrenç, rezil, pislik bir insana ev sahipliği yaptığı için utanıyor olmalı.
devamını gör...

massive attack’ın efsane üyesi robert del naja sanatçı, müzisyen, şarkıcı ve söz yazarıdır. 3d olarak da bilinen bu müzik dehasına robnaja der bazı hayranları.
robnaja demek kalite demektir müzik dünyasında.
"sözlüğün kalitesi çok düştü" diyenlerin robnaja gibi kaliteli tanımları olan yazarları takip etmediği belli.
kalite birçok alternatif arasından bilgece olanın seçilmişliğini, takip edilen yazarı da ifade eder.
eğitimci olduğunu yapıcı eleştirilerinden belli eden robnaja, bilgi tohumu ekmeye devam et. iyi sözlükler dileriz değerli yazar.
devamını gör...

yitirdiklerimiz.
devamını gör...

gerçekten büyük yetenek ister. bir konuyu eğlenceli hale getirmek için o sözlüğün ve o konunun hassas noktalarını, noktalara uygulanacak şiddet ve bu şiddetin zamanını bilmek gerekir.
yoksa "memme, sekis, gadın, zuahhaha, xdxd" diyerek troll değil aksine geldi yine zevzek dedikleri insanlar olur.
devamını gör...

#577876 bu girdi ile beğeniler toplayan yazarımız. sana çok büyük saygı duyuyorum ablacım ellerine, yüreğine, kalbine sağlık.

edit: tam beklediğim gibi beğenimi verdi. ironi hakkında oturup konuşmamız gereken yazar aynı zamanda.
devamını gör...

"memleketi gezmeli, milleti tanımalı. eksiği nedir görüp göstermeli. milleti sevmek böyle olur. yoksa lafla sevgi fayda vermez.”
devamını gör...

kolay kolay ağlamam ama 6. sezonuna geldiğim dizide çok sevdiğim bir karakter öldü ve pişik olmuş bebek gibi hüngür hüngür ağladım.
meğerse ne birikmiş be içimde.

*ara sıra doya doya ağlamak gerekiyormuş.
devamını gör...

sözlüğün düz yazarı olmayı seviyorum zira diğer türlü korumanız gereken bir mevzi sahibi olduğunuzda özgün olacak kadar özgür olmanız mümkün olamayabiliyor. yani bir kalite standardı oluşunca ya x yazara bak x dedik bağrımıza bastık adam ne yazmış denilebiliyor. insanı mahveden de işte bu beklentiye uyma çabası.
devamını gör...

yağmurlu bir istanbul sabahından sözlük ve tüm öğretmenlerimize günaydınlar efendim.
devamını gör...

geri dön hidano, gitmek sana yakışmıyor.*
devamını gör...

koordinat sisteminde yatay(x) ve dikey (y) eksenlerinin dik bir şekilde kesişmeleri ile meydana gelen bir düzlemde iki doğrunun kesişme noktasına orijin (0) denir.
devamını gör...

10 kişi birine aşık.adam çok zengin ama öyle böyle değil kızda güzel ama sakar.değişmez bu kural.
devamını gör...

bir vefasız için ne yaparsanız yapın o yine de umursamaz.
devamını gör...

bir deneyci temsili locke’tur. esas olarak bilginin özelliği ve kaynağına ilişkin felsefe problemine ayırdığı ünlü insan zihni ürerine bir deneme adlı kitabında locke zihni ‘üzerinde hiçbir yazı bulunmayan, hiçbir tasarıma sahip olmayan beyaz bir kağıda’ benzetir. peki o, yani zihin bu tasarımları ve düşünceleri nereden elde eder?

insanın her zaman meşgul ve sınırsız hayal gücünün kendisine hemen hemen sonsuz değişik biçimler verdirdiği bu geniş yığın zihne nereden gelir? zihin, aklın ve bilginin bütün malzemesini nerden alır? buna tek kelime ile cevap veriyorum: "deneyden”. görüldüğü gibi locke zihni, deney öncesinde üzerinde veya içinde hiçbir şey bulunmayan beyaz bir kağıda veya “boş bir levhaya’ benzetmekte (bkz: tabula rasa) ve bilginin bütün kaynağını deneyde, gözlemde, duyuların kullanımı sonucu zihne gelen verilerde bulmaktadır. başka bir deyişle locke’a göre insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi mevcut değildir ve her türlü bilginin kaynağı deneydir.

felsefe dilinde kaynağı deney olan bu tür bilgilere, ‘deneyden sonra gelen, deneyle elde edil­miş’ bilgiler anlamında (bkz: a posteriori) bilgiler denir. o halde locke’a göre her türlü bilgi a posterioridir. bununla birlikte locke, ılımlı bir deneycidir; zihni duyumlara indirgemez. zihnin bir kez kendilerini aldıktan sonra deneyden gelen şeyler, deney malzemesi üzerinde çalışmasını, anlam işlemesini reddetmez. buna karşılık deneyciler içerisinde daha ileri giderek, duyumlardan ayrı veya onları aşan bir zihnin olduğunu kabul etmeyenler, böylece zihni veya aklı sadece duyumların toplamına indirgemeye çalışanlar da vardır ve bunların bu görüşüne duyumculuk (bkz: sensationalismi) adı verilir. ünlü bir fransız filozofu olan (bkz: condillac) bu görüşü savunanların başında gelir.
devamını gör...

yüreĝindeki sesleri susturamazsın!
devamını gör...

cenneti cinsellikle pazarlıyor!

hurileri “iri gözlü billur sözlü beyaz tenli” diye tasvir eden din tüccarı, cinsel birliktelik ayrıntılarını anlattı.
“huri dünyaya gelse dünyadaki bütün erkekler onunla evlenmek için birbirini öldürür. bir huri dünyaya tükürse dünyadaki bütün sular şerbet olur tadından içilmez. bir huri başındaki yaşmağı sallasa onun kokusundan herkes bayılır. bunlar bizim eşlerimiz olacaklar. her hurinin üzerinde 70 kat elbise, 70’inin de rengi ayrı ama teni gözükecek. sinek kanadı gibi düşünün. bir birleşme 1000 sene sürecek. her birleşmeden sonra tekrardan bakire olacaklar. şeriatta ayıp olmaz. hanımınla birleşmeden aldığın zevk 5-10 dakika. huriyle birleşmede kıl diplerine kadar herkes haz alacak.”

devamını gör...

şüphe. korkunç bir şey. ar sayar soramazsın karşındakine. eminsindir ama ispat edemezsin. kurtçuklar kemirir beynini.
devamını gör...

abimizin hakkında, şöyle karizmatik bir deyim vardır.
"aslan ve kaplan daha güçlü olabilir; fakat hiçbir kurt sirkte gösteri yapmaz"
devamını gör...

bir fav uğruna evlenmeyin kuzum..yazık olur..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim