normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
kendinize ve cocuklariniza vicdan azabi cekmeden hayir demeyi ogrenirken ve ogretirken, size hayir denmesini kabullenmeyi de ogrenin ve ogretin.
devamını gör...
vladimir lenin
adam gibi adam olan rus sosyalist devrimcidir, politikacıdır. marksizm-leninizm’in de fikirsel önderidir.
lenin’in neden sosyalist olduğunu, özel mülkiyete karşı çıktığını, eşitliğe ve adalete önem verdiğini biliyor musunuz? bilmiyorsanız anlatalım o halde. eğer bugün leninizm diye bir ideoloji varsa bunu köyde yaşayan lenin’in bi at ve iki ineğini çalan iki hırsıza borçluyuz. hayvanları çalınan lenin’de bu işlerin kendisine göre olmadığına karar vermiş ve bütün mülkünü satarak şehire yerleşmiş. her şey böyle başlamış yani.
karl marx’ın kapital’inden etkilenen lenin yazmaya karar verir. fakat yazdıkları bazı kesimleri rahatsız eder, önce hapis cezası verilir kendisine ve sürgün edilir. sürgün edildiği yerde de eşiyle tanışır, evlenmeye karar verir. ateist olmasına rağmen kilisede evlenir. çünkü çarlık döneminde evlilikler kilisede yapılmak zorundaydı.
devrimlerinden sonra da kendisine suikast girişiminde bulunulmuş, yaralansa da sağ olarak kurtulmayı başarmıştır. ve 21 ocak 1924 tarihinde de hayata gözlerini yummuştur.
lenin aslında çok otoriter ve katı gibi görünse de bence özel mülkiyeti reddedip herkesin eşit gelire sahip olmasını istemesi aslında onu o kadar sert yapmaz. yahu düşünün, normalde adam köyde yaşıyormuş 1 tane atı iki tane de ineği varmış, sırf bunlar çalındı diye şehre yerleşmiş. çok asil bir insan olduğu da bariz ortada.
birçok eseri vardır. bazıları şunlardır; sosyalizm ve savaş, devlet ve devrim, karl marx ve marsizm üzerine. gibi gibi. hangi eserini yazacaksın lakin benim favorim olan vladimir lenin eserleri bunlardır.
çok şahane de sözleri var. hatta görsel olarak bazılarını buraya bırakayım;

bir diğeri de şudur;

bir diğeri de budur;

sevgi ve saygıyla, ışıklar içinde uyusun…
lenin’in neden sosyalist olduğunu, özel mülkiyete karşı çıktığını, eşitliğe ve adalete önem verdiğini biliyor musunuz? bilmiyorsanız anlatalım o halde. eğer bugün leninizm diye bir ideoloji varsa bunu köyde yaşayan lenin’in bi at ve iki ineğini çalan iki hırsıza borçluyuz. hayvanları çalınan lenin’de bu işlerin kendisine göre olmadığına karar vermiş ve bütün mülkünü satarak şehire yerleşmiş. her şey böyle başlamış yani.
karl marx’ın kapital’inden etkilenen lenin yazmaya karar verir. fakat yazdıkları bazı kesimleri rahatsız eder, önce hapis cezası verilir kendisine ve sürgün edilir. sürgün edildiği yerde de eşiyle tanışır, evlenmeye karar verir. ateist olmasına rağmen kilisede evlenir. çünkü çarlık döneminde evlilikler kilisede yapılmak zorundaydı.
devrimlerinden sonra da kendisine suikast girişiminde bulunulmuş, yaralansa da sağ olarak kurtulmayı başarmıştır. ve 21 ocak 1924 tarihinde de hayata gözlerini yummuştur.
lenin aslında çok otoriter ve katı gibi görünse de bence özel mülkiyeti reddedip herkesin eşit gelire sahip olmasını istemesi aslında onu o kadar sert yapmaz. yahu düşünün, normalde adam köyde yaşıyormuş 1 tane atı iki tane de ineği varmış, sırf bunlar çalındı diye şehre yerleşmiş. çok asil bir insan olduğu da bariz ortada.
birçok eseri vardır. bazıları şunlardır; sosyalizm ve savaş, devlet ve devrim, karl marx ve marsizm üzerine. gibi gibi. hangi eserini yazacaksın lakin benim favorim olan vladimir lenin eserleri bunlardır.
çok şahane de sözleri var. hatta görsel olarak bazılarını buraya bırakayım;

bir diğeri de şudur;

bir diğeri de budur;

sevgi ve saygıyla, ışıklar içinde uyusun…
devamını gör...
victoria dönemi
büyük britanya'nın victoria devri britanya sanayi devriminin yükselişi ve britanya imparatorluğu'nun zirvesi olarak kabul edilmektedir.
kraliçe victoria (tahta çıkışının sabahında, 20 haziran 1837 tarihinde) tarihi çağa adını vermiştir
victoria devri, naiplik devri ve sonra da edward devrini izleyen bir dönemdir. ıı. elizabeth'ten sonra britanya tarihinde en uzun hüküm süren kişi olan kraliçe victoria'nın 64 yıllık iktidarı, 19'uncu yüzyılın büyük değişimlerine tanıklık etmiştir.
viktorya devri deyimi, genellikle kraliçe victoria'nın (sıklıkla en büyük ve en sevilen britanya hükümdarı olarak kabul edilir) hüküm sürdüğü 1837 ile 1901 yılları arası için kullanılır, ancak birçok tarihçiye göre 1832 reform hareketi bu kültürel devrin asıl başlangıcıdır. sanayi devrimiyle birlikte gündeme gelen emek sömürüsü ve işçi hakları, örgün eğitim kurumları, köleliğin kaldırılması gibi önemli tarihsel dönüşümler bu dönemde ortaya çıkmıştır.
dipnot: bu tanım başka bir tanımda gireceğim bilgiye kaynak olması için girilmiştir. benim gibi viktoria devri de nedir diye merak edenler için.
tam kapsamlı bilgim olmadığı için wikipediadan alıntıladım.
devamını gör...
the blair witch project
elbarto ukdesidir.
üç sinema öğrencisinin found footage/buluntu tarzında çekmiş olduğu, 99 yılında sinemada gösterime sunulmuş kurgusal, korku-gerilim türünden bir proje filmidir.
öğrenciler blair cadısı olarak adlandırılan yerel bir efsaneyle ilgili araştırma yapmak için black hills adı verilen bir bölgeye giderler. buradaki yerel halk ile yaptıkları röportajları ve lanetli ormanda kendi çektikleri videolarının kolajlarından oluşturdukları görüntüleri sinemaya aktarmışlardır. kurgularının gerçekçi olduğuna inandırmak ve filmi pazarlamak amacıyla filme ait internet sitesi oluşturulmuş hatta kendilerinin kayıp olduklarına dair ilan bile vermişlerdir zamanında.
doksanlı yıllara göre gerilim ve korku tarzında kült filmlerden biri olmuştur, eğer ki o yıllarda birer minnoş çocuksanız, bu tür bir filmi görmek yerine şirinleri görmeyi tercih ederdiniz. şu anki teknolojiye bağlı çekilen filmleri düşünürsek, bu filmi günümüzdeki gerilim ve korku tarzı filmlerle kıyaslamak biraz gereksiz olacaktır hatta hiçbir anlam ifade etmeyecektir. kendi zamanında kalması gereken nadide filmlerdendir.
devamı niteliğinde iki film daha çekilmiştir fakat tahmin ettiğiniz gibi ilki kadar dikkat çekmemiştir. aşırı ayrıntılı, kafa yakmalık bilgi için link
not: benzer bir rüya görmem nedeniyle hortlamış bir film başlığıdır.
üç sinema öğrencisinin found footage/buluntu tarzında çekmiş olduğu, 99 yılında sinemada gösterime sunulmuş kurgusal, korku-gerilim türünden bir proje filmidir.
öğrenciler blair cadısı olarak adlandırılan yerel bir efsaneyle ilgili araştırma yapmak için black hills adı verilen bir bölgeye giderler. buradaki yerel halk ile yaptıkları röportajları ve lanetli ormanda kendi çektikleri videolarının kolajlarından oluşturdukları görüntüleri sinemaya aktarmışlardır. kurgularının gerçekçi olduğuna inandırmak ve filmi pazarlamak amacıyla filme ait internet sitesi oluşturulmuş hatta kendilerinin kayıp olduklarına dair ilan bile vermişlerdir zamanında.
doksanlı yıllara göre gerilim ve korku tarzında kült filmlerden biri olmuştur, eğer ki o yıllarda birer minnoş çocuksanız, bu tür bir filmi görmek yerine şirinleri görmeyi tercih ederdiniz. şu anki teknolojiye bağlı çekilen filmleri düşünürsek, bu filmi günümüzdeki gerilim ve korku tarzı filmlerle kıyaslamak biraz gereksiz olacaktır hatta hiçbir anlam ifade etmeyecektir. kendi zamanında kalması gereken nadide filmlerdendir.
devamı niteliğinde iki film daha çekilmiştir fakat tahmin ettiğiniz gibi ilki kadar dikkat çekmemiştir. aşırı ayrıntılı, kafa yakmalık bilgi için link
not: benzer bir rüya görmem nedeniyle hortlamış bir film başlığıdır.
devamını gör...
8 nisan 2021 uyuşturucu kullanımında istanbul'un dünyada ikinci olması
uyuşturucu ile kesin ve keskin mücadele eden bir bakanımız var, süleyman soylu.
bu ulvi göreve soyunarak zaman zaman güneydoğu bölgesindeki illerimizi teftişe ve bilgilendirmeye gider.
insanı derin düşüncelere sevk eden sonuçlarla daha fazla meraklandım şimdi...
bu ulvi göreve soyunarak zaman zaman güneydoğu bölgesindeki illerimizi teftişe ve bilgilendirmeye gider.
insanı derin düşüncelere sevk eden sonuçlarla daha fazla meraklandım şimdi...
devamını gör...
yazarların yağmur yağarken hissettikleri
hele sağanaksa, deniz kıyısında olmayı istediğim hatta uzanıp çift açıdan ıslandığım bir halet içerisine girdiğim anlar silsilesi.
devamını gör...
en iyi zombi filmi
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
evin yok mu senin ? sürekli aklımdasın.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün hissettikleri
karantina days 4.
sözlükte sürtmekten ve tv izlemekten sıtkım sıyrıldı.
gözüm kitaplıkta ki kitaplara kayıyor, aman tanrım ! ya kitap okuyup entel olursam?
ya karantina bitip normal hayatıma döndüğüm de sana nolmuş lan böyle diye soran arkadaşlara pekâlâ önemli bir konu değildir efendim egzajere etmeyin dersem??
sözlükte sürtmekten ve tv izlemekten sıtkım sıyrıldı.
gözüm kitaplıkta ki kitaplara kayıyor, aman tanrım ! ya kitap okuyup entel olursam?
ya karantina bitip normal hayatıma döndüğüm de sana nolmuş lan böyle diye soran arkadaşlara pekâlâ önemli bir konu değildir efendim egzajere etmeyin dersem??
devamını gör...
yazarların en köylü özelliği
tarhana çorbası severim. bağdaş kurarak koltukta oturmak favorimdir. ne diyelim bilemedim hangi davranışlar köylülükse söyleyin yapalım
devamını gör...
tayyip erdoğan'ın madalyaları çaldırmayın demesi
başlığı okuduğumda sözlükte olmuş olacağını düşündüğüm zat-ı muhteremin beyanıdır.
açıklamada farklı bir durum var gibi ama yine de siz madalyalara dikkat edin gardaşlarım adamcağız belki bir duyum almıştır. malum eniştesi eski kulağı deliklerden. saygılar bizden efem saygılar bizden.
açıklamada farklı bir durum var gibi ama yine de siz madalyalara dikkat edin gardaşlarım adamcağız belki bir duyum almıştır. malum eniştesi eski kulağı deliklerden. saygılar bizden efem saygılar bizden.
devamını gör...
hukuk okumak
evlilik için derler ki : " evlilik içeridekilerin dışarı çıkmak, dışarıdakilerin de içine girmek istediği bir kaledir."
diyeceğim hukuk da böyle. bilmeyen çok istiyorum diyor. bilenler de nerden düştüm bu pavyona diyor.
diyeceğim hukuk da böyle. bilmeyen çok istiyorum diyor. bilenler de nerden düştüm bu pavyona diyor.
devamını gör...
osmanlı’da feminizm
17. yüzyılın sonunda çok hafif çıkmaya başladığı iddialarına karşın asıl savunulagelen görüş 18. yy'da başlayıp 19. yy'da hat safhaya çıktığıdır.
ilk olarak kurulan vakıf ve cemiyetlerde etki gösterirken daha sonra yazılan dergilere romanlara yansımıştır.
dönemin erkekleri tarafından da desteklenen bu düşün sistemi; jön türkler başta olmak üzere, kendine destekçi bulmuş ancak barış içinde hareket edilmiş, sadece görüşlerini anlatmak ve daha çok bireye ulaşma amacı güdülmüştür.
ilk temsilcilerinden olarak, halide edip adıvar'ı da gösterebiliriz.
osmanlı'da feminist olarak kurulan ilk cemiyet ise; "teali-i nisvan cemiyeti" yani "kadınların durumunu yükseltme derneği"dir.
kanaatimce, avrupa'dan farklı olarak, erkekler tarafından da destekleniyor oluşu, cumhuriyet ile birlikte türk kadınına seçme seçilme haklarının verilmesinde ülkece, dünya üzerinde ilk olmamızı sağlamıştır.
bir başka önemli nokta da, kültürel olarak türk halkında kadının avrupa ülkelerindeki gibi hor ve hakir görülme durumunun olmaması, geçmişten günümüze kadar kadın erkek eş değil tamamlayıcı olarak görülmesi, kadının aşağı görülmesinin toplumca hoş görülmemesinin de etkisi olmuştur. nitekim osmanlı devletinin kuruluşunda etkili olan bacıyan-ı rum'un, kurtuluş savaşında büyük yararlık gösteren nene hatun, kara fatma ve daha adı bilinmeyen yüzlerce kadının varlığı türk milleti için yabancı değildi. ki bu halk, göç ederek köklerinden kopup gelmedi: ne tomris'ler unutuldu ne terken sultanlar ne de hakan olmadığında kurultaya başkanlık eden hakanın eşi... dolayısıyla osmanlı'da feminizm hareketi, avrupa, amerika ve hatta çağının da ilerisinde bir hareket, hareketsiz görünen bir atılım olarak seyretmiştir.
ilk olarak kurulan vakıf ve cemiyetlerde etki gösterirken daha sonra yazılan dergilere romanlara yansımıştır.
dönemin erkekleri tarafından da desteklenen bu düşün sistemi; jön türkler başta olmak üzere, kendine destekçi bulmuş ancak barış içinde hareket edilmiş, sadece görüşlerini anlatmak ve daha çok bireye ulaşma amacı güdülmüştür.
ilk temsilcilerinden olarak, halide edip adıvar'ı da gösterebiliriz.
osmanlı'da feminist olarak kurulan ilk cemiyet ise; "teali-i nisvan cemiyeti" yani "kadınların durumunu yükseltme derneği"dir.
kanaatimce, avrupa'dan farklı olarak, erkekler tarafından da destekleniyor oluşu, cumhuriyet ile birlikte türk kadınına seçme seçilme haklarının verilmesinde ülkece, dünya üzerinde ilk olmamızı sağlamıştır.
bir başka önemli nokta da, kültürel olarak türk halkında kadının avrupa ülkelerindeki gibi hor ve hakir görülme durumunun olmaması, geçmişten günümüze kadar kadın erkek eş değil tamamlayıcı olarak görülmesi, kadının aşağı görülmesinin toplumca hoş görülmemesinin de etkisi olmuştur. nitekim osmanlı devletinin kuruluşunda etkili olan bacıyan-ı rum'un, kurtuluş savaşında büyük yararlık gösteren nene hatun, kara fatma ve daha adı bilinmeyen yüzlerce kadının varlığı türk milleti için yabancı değildi. ki bu halk, göç ederek köklerinden kopup gelmedi: ne tomris'ler unutuldu ne terken sultanlar ne de hakan olmadığında kurultaya başkanlık eden hakanın eşi... dolayısıyla osmanlı'da feminizm hareketi, avrupa, amerika ve hatta çağının da ilerisinde bir hareket, hareketsiz görünen bir atılım olarak seyretmiştir.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
sadece resim müzesi'ni ve pera müzesi'ni gezmiş olsanız bile doğru olmadığını bilirsiniz.
(bkz: osman hamdi bey)
(bkz: ibrahim çallı)
(bkz: hoca ali rıza)
(bkz: şeker ahmet paşa)
(bkz: mihri müşfik hanım)
gibi gibi.
(bkz: osman hamdi bey)
(bkz: ibrahim çallı)
(bkz: hoca ali rıza)
(bkz: şeker ahmet paşa)
(bkz: mihri müşfik hanım)
gibi gibi.
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
ilk sayfasına tükenmez kalem ile bana hitaben yazılmış özel bir not ile beni mest etmiş olan eylemdir. o başlıktaki "biri" benimdir. bana kitap hediye ediniz; neyi okumayı sevdiğimi bilmeden, acaba diye düşünürken ediniz. çünkü çok sevinirim. "sen seversin diye" .. başlayan cümlelerinizi o sayfadan alıp kalbime yazarım. sonra kitabı sayfa sayfa okuyup her bir satırına fısıldarım. bittiğinde kalbimde biriken tüm mutluluğu o kişiye geri veririm, değerine iade-i ziyaret makbuldür.
devamını gör...
tablolarını satamayan ressam
en azından bu şerefsiz dünyaya güzel bir şeyler bırakacak olan ressamdır. zaten zenginler dışında hepimiz fakir hale geldik, boyan olduğu/bulduğun sürece koy alüminyumuna!(bkz: sısısısı)
devamını gör...
lgbt bireylerin evlat edinme hakkı
bilemiyorum. konuyu her yönüyle uzmanlar incelemeli.
ancak şu da var. çocuktum, bizim yetişkinlerin arkadaşları gelirdi apartmana. çoğunun cinsel yönelimi farklıydı. kadın kıyafeti giymiş erkekleri ve erkek kıyafeti giymiş kadınları bir noktadan sonra normalleştirmiştim. halamın kuaför olması nedeniyle yine o yaşlarda çok fazla hayat kadını abla ile konuşma fırsatım olurdu. ayrıca trans arkadaşları vardı bizimkilerin. sohbetler ederdik. her tür insanı çocukken görmüş oldum yani.
sürekli katı namus algısına maruz kalmış, anası babası ile büyümüş bir çocuktan daha ahlaksız değilim. hatta sahiden çoğu muhafazakar ailelerin çocukları henüz 16 yaşında bir şeyler yasamaya başlamışken ben el ele tutuşmak için bile erken bir yaş olduğunu düşünürdüm. çünkü biraz öyledir biliyor musunuz? bir çocuğa en baştan özgürlüğü verip her tür insan tipi ile görüştürünce o çocuk daha meraksız olur. ipini koparmış gibi acele acele bir şeyler yasamaya çalışmaz.
yani demek istediğim şu. biraz başka pencerelerden bakmak lazım hayata. hangi aileden nasıl bir çocuk çıkar, neye inanır, cinsel yönelimi ne olur, bilinemez. ona bakarsan eşcinsel insanlar tipik türk ailelerde büyümüyor mu? büyüyor bence. tabii.
ancak şu da var. çocuktum, bizim yetişkinlerin arkadaşları gelirdi apartmana. çoğunun cinsel yönelimi farklıydı. kadın kıyafeti giymiş erkekleri ve erkek kıyafeti giymiş kadınları bir noktadan sonra normalleştirmiştim. halamın kuaför olması nedeniyle yine o yaşlarda çok fazla hayat kadını abla ile konuşma fırsatım olurdu. ayrıca trans arkadaşları vardı bizimkilerin. sohbetler ederdik. her tür insanı çocukken görmüş oldum yani.
sürekli katı namus algısına maruz kalmış, anası babası ile büyümüş bir çocuktan daha ahlaksız değilim. hatta sahiden çoğu muhafazakar ailelerin çocukları henüz 16 yaşında bir şeyler yasamaya başlamışken ben el ele tutuşmak için bile erken bir yaş olduğunu düşünürdüm. çünkü biraz öyledir biliyor musunuz? bir çocuğa en baştan özgürlüğü verip her tür insan tipi ile görüştürünce o çocuk daha meraksız olur. ipini koparmış gibi acele acele bir şeyler yasamaya çalışmaz.
yani demek istediğim şu. biraz başka pencerelerden bakmak lazım hayata. hangi aileden nasıl bir çocuk çıkar, neye inanır, cinsel yönelimi ne olur, bilinemez. ona bakarsan eşcinsel insanlar tipik türk ailelerde büyümüyor mu? büyüyor bence. tabii.
devamını gör...
yaşamın anlamı
yaşamın anlamı zaten ona bir anlam bulmaya çalışmak değil midir?
devamını gör...

