kadınlardaki ego
kadın kadar taş düşsün kafanıza dedirten başlık. biraz rahatlayın, sakinleşin. salın şu kadınları. yok kadınların egosu, yok kadınların eteği, sütyeni, makyajı derken kafayı yiyeceksiniz, aklınızı oynatacaksınız diye çok korkuyorum. yapmayın bunu kendinize. yazık.
devamını gör...
berbere gelip jöle sürüp çıkan berber kankası
testpitin dibi dibi. genellikle o sırada traş sırası sizdedir ve göz ucuyla hafif uyuz olarak kesersiniz, ne yapıyor bu keko diye.
bu arada efsane nick olurmuş bundan tüh kaçırdık.
bu arada efsane nick olurmuş bundan tüh kaçırdık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
kitap okumak, fotoğraf cekmek, yuzmek, koşmak, resim çizmek..
devamını gör...
kafa sözlük
edepsiz mide bulandırıcı tanımlar ve başlıklar açılmamasina ve kitlenin dahi yönetimin bu konuda hassasiyet göstermesine nasıl memnun olduğumu anlatamayacagim bu kafa yla ve hassasiyeti bozmadan giderlerse çok kaliteli klas bir sözlük olacağına emin olduğum oluşum.
devamını gör...
oyunbozan
zeki alasya'nın metin akpınar'sız ilk filmi, ayrıca bir nesli çölgeçen filmi. belki de eksiği doldurmak için olacak, filmdeki diğer erkek başrolün* adı da metin olmuştu.
filmdeki ikisi kadın üç önemli rolü de (kötü adam, kötü adamın sevgilisi ve zeki abinin kızı) yunanlı oyuncuların oynaması da ilginç bir nokta.
istanbul'un bir kenar mahallesinde oturan metin*, taksicilik yapan ve nişanlısıyla çeyiz düzmeye çalışan bir mahalle delikanlısıdır. sekiz yıldır, cezaevinden kanser hastalığı nedeniyle tahliye edilen şair kemal yılmaz'ı* her sabah evinden hastaneye götürür ve aralarında böyle bir ahbaplık doğar. yine her sabah, aynı noktada beklemesine aynı trafik polisi* engel olur.
bir gün metin, yine "burda bekleme yapma" diyen polise "abi üşümüşsün, sabah ayazında burda dikilmek de kolay değil, gel içeriye bin, termosum dolu çay da içersin" diye zarf atarak onu arabasına alır. tam bu esnada önlerinden hızlıca bir mercedes geçince polisin fbı aşkı tutar, metin'e "takip et şunu" der. mercedes'ten adını film boyunca öğrenemedimiz bir mafya babası, babanın metresi ve iki de koruma inerek infaz yaparlar, tam bu esnada yetişen polis "atın lan silahları" diye bağırınca elemanlar onu da öldürür. şehit cenazesini arabasına alan metin hızla bir karakola sığınsa da takip eden çete "deli bu deli" diye onu kaçırır, arabayı da içindeki cesetle birlikte yakarak metin'in cenazesini kaldırırlar.
diğer taraftan metin, sürekli adı sanı belirsiz kendisi çok şişman büyük patrondan (gıdığı buldog gibi sallanan bir soner ağın) emirler alan adsız baba tarafından denenir. önce kendisine cinayet silahı elletilir, sonra da "artık parmak izin bir suç aletinin üstünde, bu cinayeti yatmak istemiyorsan bizim için adam öldüreceksin" denilir. ilk görevi de kemal yılmaz'ı öldürmektir. ama metin yüz yüze geldiği abonesini vuramaz. kemal amcayla ikisi mafyanın elinden kaçarak kartalkaya'da saklanmaya başlarlar.
diğer taraftan, metin'i elinden kaçırdığı gibi şişko patrondan da fırçayı yiyen adsız reis, metin'in ailesini sorgulayarak izini arar. neden sonra kartalkaya'da saklandığı yeri bulur, adamları ve metresiyle gelir, kavgada tüm mafya elemanları ölürken polis metin'i gözaltına alır, kemal amca "teslim oluyorum" diye suçu üstlenmeye çalışsa da o bir ambulansla aşağı indirilir...
aksiyon sahneleri, kovalamacalar gayet iyi çekilmiş olsa da filmde bir şeyler yerine oturmamış. eksik nedir bilemedim.
son olarak, filmin müziklerini nadir göktürk yapmış. final şarkısında da, sakallı nadir'in grubunun* o dönemki kadın vokali feyza erenmemiş mikrofonlara geliyor. şarkının güftesi şöyle:
deniz gider tuzu kalır,
aşk biter sızı kalır,
söz uçar yazı kalır,
onu da eskiciler alır.
gül kokar sevda yakar,
su akar deli bakar,
şu dünyanın seyrine doyum olmaz hiç,
dönsün dönebildiği kadar...
ah aman aman bu ne oyunmuş?
kedi kuyruğundan korkmuş
ah aman aman bu ne oyunmuş?
bülbülün dili tutulmuş
ah aman aman aşk yalanmış?
dilimize nerden dolanmış?
ah aman aman hayat ne hoşmuş?
ama bir varmış bir yokmuş
filmdeki ikisi kadın üç önemli rolü de (kötü adam, kötü adamın sevgilisi ve zeki abinin kızı) yunanlı oyuncuların oynaması da ilginç bir nokta.
istanbul'un bir kenar mahallesinde oturan metin*, taksicilik yapan ve nişanlısıyla çeyiz düzmeye çalışan bir mahalle delikanlısıdır. sekiz yıldır, cezaevinden kanser hastalığı nedeniyle tahliye edilen şair kemal yılmaz'ı* her sabah evinden hastaneye götürür ve aralarında böyle bir ahbaplık doğar. yine her sabah, aynı noktada beklemesine aynı trafik polisi* engel olur.
bir gün metin, yine "burda bekleme yapma" diyen polise "abi üşümüşsün, sabah ayazında burda dikilmek de kolay değil, gel içeriye bin, termosum dolu çay da içersin" diye zarf atarak onu arabasına alır. tam bu esnada önlerinden hızlıca bir mercedes geçince polisin fbı aşkı tutar, metin'e "takip et şunu" der. mercedes'ten adını film boyunca öğrenemedimiz bir mafya babası, babanın metresi ve iki de koruma inerek infaz yaparlar, tam bu esnada yetişen polis "atın lan silahları" diye bağırınca elemanlar onu da öldürür. şehit cenazesini arabasına alan metin hızla bir karakola sığınsa da takip eden çete "deli bu deli" diye onu kaçırır, arabayı da içindeki cesetle birlikte yakarak metin'in cenazesini kaldırırlar.
diğer taraftan metin, sürekli adı sanı belirsiz kendisi çok şişman büyük patrondan (gıdığı buldog gibi sallanan bir soner ağın) emirler alan adsız baba tarafından denenir. önce kendisine cinayet silahı elletilir, sonra da "artık parmak izin bir suç aletinin üstünde, bu cinayeti yatmak istemiyorsan bizim için adam öldüreceksin" denilir. ilk görevi de kemal yılmaz'ı öldürmektir. ama metin yüz yüze geldiği abonesini vuramaz. kemal amcayla ikisi mafyanın elinden kaçarak kartalkaya'da saklanmaya başlarlar.
diğer taraftan, metin'i elinden kaçırdığı gibi şişko patrondan da fırçayı yiyen adsız reis, metin'in ailesini sorgulayarak izini arar. neden sonra kartalkaya'da saklandığı yeri bulur, adamları ve metresiyle gelir, kavgada tüm mafya elemanları ölürken polis metin'i gözaltına alır, kemal amca "teslim oluyorum" diye suçu üstlenmeye çalışsa da o bir ambulansla aşağı indirilir...
aksiyon sahneleri, kovalamacalar gayet iyi çekilmiş olsa da filmde bir şeyler yerine oturmamış. eksik nedir bilemedim.
son olarak, filmin müziklerini nadir göktürk yapmış. final şarkısında da, sakallı nadir'in grubunun* o dönemki kadın vokali feyza erenmemiş mikrofonlara geliyor. şarkının güftesi şöyle:
deniz gider tuzu kalır,
aşk biter sızı kalır,
söz uçar yazı kalır,
onu da eskiciler alır.
gül kokar sevda yakar,
su akar deli bakar,
şu dünyanın seyrine doyum olmaz hiç,
dönsün dönebildiği kadar...
ah aman aman bu ne oyunmuş?
kedi kuyruğundan korkmuş
ah aman aman bu ne oyunmuş?
bülbülün dili tutulmuş
ah aman aman aşk yalanmış?
dilimize nerden dolanmış?
ah aman aman hayat ne hoşmuş?
ama bir varmış bir yokmuş
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
birşey değil ''bir şey''.
devamını gör...
yunanistan'ın 42 göçmeni soyup döverek türkiye'ye göndermesi
keşke aynı vatan savunmasını bizim aşırı uber milli savunma bakanlığı da yapabilseydi de sınırlarımız dust 2 ye dönmemiş olsaydı. helal size aslan yürekli leonidasın torunları.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kim kim kaldık diye bakıverdim
içim geçmiş uykuya dalıverdim
kalktım aşıklar atışmış
hemen mevzuya dalıverdim.
içim geçmiş uykuya dalıverdim
kalktım aşıklar atışmış
hemen mevzuya dalıverdim.
devamını gör...
ölen arkadaşın karısıyla yatmak
iyi de bundan bize ne?
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
buraya yazdıklarımı, yazacaklarımı paylaşacak kimsem olmaması olabilir.
devamını gör...
ivanmilinski
bir yazardır.
10.000 tanım girmiş olacağım bu yüzden kendi başlığıma yazmak istedim.
*
10.000 tanım girmiş olacağım bu yüzden kendi başlığıma yazmak istedim.
*
devamını gör...
kadının olmadığı bir dünya
her dakka konuşabilecek, sebepli sebepsiz gülebilecek, yerli yersiz bozulabilecek cinsin olmaması demek.
siyah beyaz bir dünya olurdu ortalık muhtemelen. yazarken bile sıkıldım.
siyah beyaz bir dünya olurdu ortalık muhtemelen. yazarken bile sıkıldım.
devamını gör...
normal sözlük'te 800 tanım girmek
800. tanımımı kafa radyo dinleyerek girmiş oluyorum, kitap gibi hediye oldu bence...
devamını gör...
miko
heyo, n'aber millet?
çok güzel gitmiştim di mi? üff çok şahane, pek de bi afili (tek l ile, bey olana söyleyiverin). şimdi de pek güzel tükürdüğümü yalıyorum. sonuçta benim tükürüğüm değil mi? kime ne?
yok, şaka bir yana, cidden dönüyorum, işte dünyadan uzaktı, kendimden taşan gündemlere dair mevzulardı bir iki yazdım zaten son dönemde ama son birkaç gündür evdeyim rahatsızlığımdan mütevellit, düşündüm de biraz, baktım falan sözlüğe, dedim ki mevcut kırgınlığın ne alemde senemko? e iyi. barıştım kendimle. barışırım hep zaten bir şekilde, bencil bir g.t olduğumu beni yakından tanıyanlarınız biliyorsunuz zaten.
şimdi mevzu şu; ben burayı çok seviyorum hacı abiler. birçoğunuzdan çok olduğuna eminim hatta. iddialıyım yani bu konuda. burada çok sevdiğim insanlar olmasından bağımsız, ki kendileriyle birlikteliğim sözlükten de azade artık ama ben adı ne olursa olsun ben bu sözlüğü seviyorum allah affetsin. düşündüm bunu, neden? milattan önceden beri ekşi sözlükte yazarım. asla vazgeçmeyeceğim, tüm leşliğine rağmen hayatımdan çıkarmayacağım bir bookmarkı var ekşinin hayatımda doğruya doğru ama benim hayatımda burası çok lazım bir zamanda çok, çok, baya büyük ve önemli bir yer kapladı ve kapladığı yerde de çok fazla yerime dokundu yalan yok. 33 yıllık hayatımın en zor, en karanlık zamanında (kesinlikle abartmıyorum) buradaki etkileşim, birliktelik ve öyle ya da böyle yaratılan ve korunmaya çalışılan ruh beni öyle güçlü bir şekilde kapsadı ki bunu nasıl kelimelere dökebilirim bu kadar kötü bir anlatıcıyken çok da emin değilim. çok depresif zamanlarımda ilacım, çok öfkeli zamanlarımda sakinleştiricim, çok canımın sıkıldığı, sıkıştığı dönemlerimde radyo ile odağımı değiştiricim, buradaki güzel arkadaşlarımın ve hayatımdaki en önemli adamlardan birinin varlığı ile çok çaresiz hissettiğim zamanlarımda merhemim oldu bu sözlük benim. daha ne diyeyim.
bakın bazen, gerçek hayatınızdan soyutlamak istersiniz kendinizi. yaşadınız mı hiç böyle zamanlar bilmiyorum, umarım yaşamazsınız ancak bana oluyor bu bazen. kendi sosyalliğimden, gerçeğimden, kendimden uzaklaşmak, dışardan izlemek istiyorum kendimi. sürmenaj olduğumda mesela ya da dümdüz yok saymak istediğimde bazı gerçekleri. ekşi'ye 20'lerimin başında yapmıştım bunu. tabi oradaki ortamın da bir getirisi (götürüsü?) olarak bu bir kara köpek sendromuna dönüşmüştü dolayısıyla bende bunun tezahürü hayatımda yine lazım bir yerde konumlandığım bir platform olmak ama çok da iyi anımsamadığım hatıralar oldu. ama burası öyle değil. burada en sinirlendiğim, en kırıldığım, en anlamlandıramadığım zamanlarda bile bir şekilde bir yol bulabildim. bunu ben becermedim, bu sözlüğü kuran, yaşatan insanlar ve siz sağladınız. iyisiyle kötüsüyle. doğrusuyla yanlışıyla. dolayısıyla sağolun! hepiniz.
demem o ki, hal böyle olunca benim gibi sevmede inatçı bir insandan pek de güzel ve hiç de erinmeden bir geri dönüş gelmesi şaşırtıcı değil. ben kendimi normal karşılıyorum. siz de ne yapacağınızı iyi bilirsiniz, eminim.
çok güzel gitmiştim di mi? üff çok şahane, pek de bi afili (tek l ile, bey olana söyleyiverin). şimdi de pek güzel tükürdüğümü yalıyorum. sonuçta benim tükürüğüm değil mi? kime ne?
yok, şaka bir yana, cidden dönüyorum, işte dünyadan uzaktı, kendimden taşan gündemlere dair mevzulardı bir iki yazdım zaten son dönemde ama son birkaç gündür evdeyim rahatsızlığımdan mütevellit, düşündüm de biraz, baktım falan sözlüğe, dedim ki mevcut kırgınlığın ne alemde senemko? e iyi. barıştım kendimle. barışırım hep zaten bir şekilde, bencil bir g.t olduğumu beni yakından tanıyanlarınız biliyorsunuz zaten.
şimdi mevzu şu; ben burayı çok seviyorum hacı abiler. birçoğunuzdan çok olduğuna eminim hatta. iddialıyım yani bu konuda. burada çok sevdiğim insanlar olmasından bağımsız, ki kendileriyle birlikteliğim sözlükten de azade artık ama ben adı ne olursa olsun ben bu sözlüğü seviyorum allah affetsin. düşündüm bunu, neden? milattan önceden beri ekşi sözlükte yazarım. asla vazgeçmeyeceğim, tüm leşliğine rağmen hayatımdan çıkarmayacağım bir bookmarkı var ekşinin hayatımda doğruya doğru ama benim hayatımda burası çok lazım bir zamanda çok, çok, baya büyük ve önemli bir yer kapladı ve kapladığı yerde de çok fazla yerime dokundu yalan yok. 33 yıllık hayatımın en zor, en karanlık zamanında (kesinlikle abartmıyorum) buradaki etkileşim, birliktelik ve öyle ya da böyle yaratılan ve korunmaya çalışılan ruh beni öyle güçlü bir şekilde kapsadı ki bunu nasıl kelimelere dökebilirim bu kadar kötü bir anlatıcıyken çok da emin değilim. çok depresif zamanlarımda ilacım, çok öfkeli zamanlarımda sakinleştiricim, çok canımın sıkıldığı, sıkıştığı dönemlerimde radyo ile odağımı değiştiricim, buradaki güzel arkadaşlarımın ve hayatımdaki en önemli adamlardan birinin varlığı ile çok çaresiz hissettiğim zamanlarımda merhemim oldu bu sözlük benim. daha ne diyeyim.
bakın bazen, gerçek hayatınızdan soyutlamak istersiniz kendinizi. yaşadınız mı hiç böyle zamanlar bilmiyorum, umarım yaşamazsınız ancak bana oluyor bu bazen. kendi sosyalliğimden, gerçeğimden, kendimden uzaklaşmak, dışardan izlemek istiyorum kendimi. sürmenaj olduğumda mesela ya da dümdüz yok saymak istediğimde bazı gerçekleri. ekşi'ye 20'lerimin başında yapmıştım bunu. tabi oradaki ortamın da bir getirisi (götürüsü?) olarak bu bir kara köpek sendromuna dönüşmüştü dolayısıyla bende bunun tezahürü hayatımda yine lazım bir yerde konumlandığım bir platform olmak ama çok da iyi anımsamadığım hatıralar oldu. ama burası öyle değil. burada en sinirlendiğim, en kırıldığım, en anlamlandıramadığım zamanlarda bile bir şekilde bir yol bulabildim. bunu ben becermedim, bu sözlüğü kuran, yaşatan insanlar ve siz sağladınız. iyisiyle kötüsüyle. doğrusuyla yanlışıyla. dolayısıyla sağolun! hepiniz.
demem o ki, hal böyle olunca benim gibi sevmede inatçı bir insandan pek de güzel ve hiç de erinmeden bir geri dönüş gelmesi şaşırtıcı değil. ben kendimi normal karşılıyorum. siz de ne yapacağınızı iyi bilirsiniz, eminim.
devamını gör...
all my circuits
rosalinda ve maria la del barrio gibi telenovela pembe dizilerini seven birisinin futuramadaki telenovela olan all my circuitse değinmemesi büyük ayıp olurdu. bu arada kör atış hafızama dayanarak yazıyorum ondan eksik olabilir.
kısa bir özet geçecek olursak all my circuits the simpsonsdaki itchy and scratchy show (yani tom ve jerry'nin acımasız versiyonu) gibi futuramanın seri içindeki serisidir. bizde bu serileri bölümlere ara ara yedirilmiş olarak izliyoruz.
efendim buradaki ana karakterlerimiz calculon ve monique. zamanla pek çok olay oluyor tabii hatta bender'da bu seriye katılıyor ama bu olaylar tamamen pembe dizilerle örtüşmektedir. örneğin evlenme arifesindedirler sonra aldatmalar olur ve aynı şekilde yürüyemen bir çocuğumuz vardır. tek fark bütün oyuncuların robot oluşudur. tabii monique burada rosalinda vs gibi saf ve iyi yürekli bir karakter değil. aslında hiçbir karakterde simpsons evreninde de olduğu gibi net bir iyi kötü ayrımı yok.
bu arada calculon ve monique sadece all my circuitste çıkmazlar. biz onları aktörler olarak futurama evreninde yine görürüz.
bazı bölümleri
kısa bir özet geçecek olursak all my circuits the simpsonsdaki itchy and scratchy show (yani tom ve jerry'nin acımasız versiyonu) gibi futuramanın seri içindeki serisidir. bizde bu serileri bölümlere ara ara yedirilmiş olarak izliyoruz.
efendim buradaki ana karakterlerimiz calculon ve monique. zamanla pek çok olay oluyor tabii hatta bender'da bu seriye katılıyor ama bu olaylar tamamen pembe dizilerle örtüşmektedir. örneğin evlenme arifesindedirler sonra aldatmalar olur ve aynı şekilde yürüyemen bir çocuğumuz vardır. tek fark bütün oyuncuların robot oluşudur. tabii monique burada rosalinda vs gibi saf ve iyi yürekli bir karakter değil. aslında hiçbir karakterde simpsons evreninde de olduğu gibi net bir iyi kötü ayrımı yok.
bu arada calculon ve monique sadece all my circuitste çıkmazlar. biz onları aktörler olarak futurama evreninde yine görürüz.
bazı bölümleri
devamını gör...
kendine eş değil köle arayan erkekler
evleneceği kadının sürekli erkeğe hizmet etmesi gerektiğini benimsemiş erkeklerdir. eşleri tarafından el üstünde tutulmayı ister ama aynı ilgi alakayı göstermekten acizdir. kendi cinsiyetinin üstünlüğüne inanır.
devamını gör...
kitap kazanmak için kendini kasmayan yazar
kendini bir yarışın içine dahil etmeden keyif almaya ve yazdıklarıyla keyif aldırmaya bakan yazardır.
devamını gör...
sevgi yetmiyor
sözleri şair abdurrahim karakoç'a ve bestesi edip emre'ye ait duygu dolu manidar şarkı.
"... aşk diyoruz, hani nedir?
boyu nedir, eni nedir?
**
denenmiş kaç bin senedir
sevgi yetmiyor, yetmiyor.
**
sebepler var ağır basar
seneler arayı keser
**
sevilenler çabuk küser
sevgi yetmiyor, yetmiyor..."
grup laçin yorumuyla da hoştur hislere tercüman. *
"... aşk diyoruz, hani nedir?
boyu nedir, eni nedir?
**
denenmiş kaç bin senedir
sevgi yetmiyor, yetmiyor.
**
sebepler var ağır basar
seneler arayı keser
**
sevilenler çabuk küser
sevgi yetmiyor, yetmiyor..."
grup laçin yorumuyla da hoştur hislere tercüman. *
devamını gör...
