sigmund freud
4 yıl önce tanıdığım zaman "adam insanlardan nefret ediyor, bi garip" dediğim, şimdiyse bir farkımın kalmadığı psikiyatrist. şahsi olarak aşk yoktur libido vardır cümlesine pek katılmıyorum. anlatılmak istenen değil de, cümle yanlış.
devamını gör...
gereksiz samimiyet
başa hep istenmeyen belalar açar ama yine de bu lanet olası içimdeki insan sevgisini durduramıyorum. herkese böyle kocaman sarılasım geliyor. bela açmasının sebebi bazı insanlar sınırı ayarlayamıyor ve sizi ilgilendirmeyen bi'ton şey öğrenmek zorunda kalabiliyorsunuz. dozunda samimiyet iyidir o yüzden.
devamını gör...
800 tanım kasmak
iki kitap için sözlüğü boş tanıma boğmaya gerek var mı cidden
devamını gör...
çayın yanında en güzel giden gıda
soğumuş ve yumuşamış patates kızartmasıdır. lezzetli olmasından değil belki de nostaljik olmasından olsa gerek diye düşündüğüm durum.
devamını gör...
ceyda düvenci'nin kızının regl olmasını sosyal medyadan duyurması
dokuz mu? ben yerinde olsam bu işte bir terslik olabilir mi diye doktor araştırirdım .neyse hayırlı uğurlu olsun. bir annenin sevinci.
devamını gör...
gözlerimi kaparım vazifemi yaparım
oyunun ilk sahnelendiği zamanlarda(1964-65) haldun taner'in bu yeni türüne ''tokat tiyatrosu'' diyenler olmuş. bu tokadın cezalandırmak için değil, gözlerinizi açın deyip hafifçe savrulurcasına atılan bir tokat olduğunu düşünüyorum. acıtmıyor, düşündürüyor. o dönem türkiye'sine, 4-5 yılda iktidar değiştirip halkın kısıtlanmasına, bazı kelimelerin mimlenmesine, kitapların yasaklanmasına şahitlik ediyoruz. tabi bunu vicdani ve efruz'un yaşadıklarına tanık olarak yapıyoruz.
efruz tam ‘’her şeyi ben bilirim’’ havasında olan, güçsüzü ezen, insanların hakkını yiyen, türlü dolaplar çeviren, yalanlar söyleyen ama her seferinde işleri yolunda giden günümüz tiplerinden biri. vicdani ise onun tam tersi bir karakter, büyüklerinin sözünden bunaltacak derecede çıkmayan, bakış açısı ''her şeyin iyisini büyükler, patronlar, iktidar bilir'' olan, insanları seven ama sevilmeyen, saygı gösterip saygı göremeyen biri. ona üzülmekten kendimi alamadım fakat aynı zamanda bu iki tipin de günümüz insanlarından iki kişi, karakter olması sinirlendirdi beni. efruz'a ve onun gibilere sinirlendim, dürüst olanın kaybetmesine sinirlendim, hatta vicdaniye bile sinirlendim, gözlerini kapatıp vazifesini yaptığı için. oysa, gözlerini açıp vazifesini yapmalıydı..
efruz tam ‘’her şeyi ben bilirim’’ havasında olan, güçsüzü ezen, insanların hakkını yiyen, türlü dolaplar çeviren, yalanlar söyleyen ama her seferinde işleri yolunda giden günümüz tiplerinden biri. vicdani ise onun tam tersi bir karakter, büyüklerinin sözünden bunaltacak derecede çıkmayan, bakış açısı ''her şeyin iyisini büyükler, patronlar, iktidar bilir'' olan, insanları seven ama sevilmeyen, saygı gösterip saygı göremeyen biri. ona üzülmekten kendimi alamadım fakat aynı zamanda bu iki tipin de günümüz insanlarından iki kişi, karakter olması sinirlendirdi beni. efruz'a ve onun gibilere sinirlendim, dürüst olanın kaybetmesine sinirlendim, hatta vicdaniye bile sinirlendim, gözlerini kapatıp vazifesini yaptığı için. oysa, gözlerini açıp vazifesini yapmalıydı..
devamını gör...
ğ'nin kaldırılması gerekliliği
ğ'nin yerini y harfi alır bu da istemediyimiz bir şey olur.
gördünüz mü kelimedeki çirkinliği?
gördünüz mü kelimedeki çirkinliği?
devamını gör...
adres soran ilk kişi nereyi sormuştur
muhtemelen şöyle olmuştur:
-merhaba, büyük kaya varmış nerede acaba ?
-ne kayası? burada her yerde büyük kaya var.
-kaya işte böyle gri felan.
-dur dur biliyorum çakmaktaşların oraya diyorsun değil mi?
-evet ,evet nasıl giderim peki?
-tepeyi takip et orada.
-teşekkürler.
-merhaba, büyük kaya varmış nerede acaba ?
-ne kayası? burada her yerde büyük kaya var.
-kaya işte böyle gri felan.
-dur dur biliyorum çakmaktaşların oraya diyorsun değil mi?
-evet ,evet nasıl giderim peki?
-tepeyi takip et orada.
-teşekkürler.
devamını gör...
türk kahvesinin yanına en çok yakışan şey
sohbet
devamını gör...
otobüste yer vermen için bakışları ile taciz eden yaşlı
psikolojik baskıdır, mahalle baskısıdır. bakışlar nefret doludur. ama her zaman olmayabilir. gelin size başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım.
kızılay meşrutiyet caddesinden ego 541’e binmiştim. o zamanlar kızılay’a gidiyordu artık gitmiyor, öta mevcut. tıklım tıkış attım kendimi otobüse, neyse ki sırada ilerideydim, arkalara doğru oturacak koltuk buldum. şanslı hissettim kendimi çünkü donmuşum dışarıda, oh mis gibi geldi. sonra, gerçekten yaşlı ve hasta bir dede arkalara, benim oturduğum yere doğru geldi. ben de yer verdim. ama nasıl yorgunum. dede, biraz utanarak geçti oturdu. insanlar da ön taraftan geldiğinden ben iyice arkalara geçtim.
neyse, eskişehir yolu civarlarında dedenin yan koltuğunda oturan kişi indi. dede, oturmak için atak yapan insanlara karşı mücadele verip en arkada olmama rağmen ısrarla beni çağırdı. insanlara işaret ettirdi, seslenin gelsin diye. gittim, bana söylediği şey şuydu,
“sizler talebesiniz, okuyorsunuz, yoruluyorsunuz. oturmak sizin hakkınız.”
gerçekten bu sözler içime işledi ve böyle bir insanın ne kadar duyarlı olabileceğini orada gördüm.
kızılay meşrutiyet caddesinden ego 541’e binmiştim. o zamanlar kızılay’a gidiyordu artık gitmiyor, öta mevcut. tıklım tıkış attım kendimi otobüse, neyse ki sırada ilerideydim, arkalara doğru oturacak koltuk buldum. şanslı hissettim kendimi çünkü donmuşum dışarıda, oh mis gibi geldi. sonra, gerçekten yaşlı ve hasta bir dede arkalara, benim oturduğum yere doğru geldi. ben de yer verdim. ama nasıl yorgunum. dede, biraz utanarak geçti oturdu. insanlar da ön taraftan geldiğinden ben iyice arkalara geçtim.
neyse, eskişehir yolu civarlarında dedenin yan koltuğunda oturan kişi indi. dede, oturmak için atak yapan insanlara karşı mücadele verip en arkada olmama rağmen ısrarla beni çağırdı. insanlara işaret ettirdi, seslenin gelsin diye. gittim, bana söylediği şey şuydu,
“sizler talebesiniz, okuyorsunuz, yoruluyorsunuz. oturmak sizin hakkınız.”
gerçekten bu sözler içime işledi ve böyle bir insanın ne kadar duyarlı olabileceğini orada gördüm.
devamını gör...
tanım favorilenince ıhıhım deyip koltuğa şöyle bi yerleşmek
iç ses : favlamış beni kesin evlenicez.
devamını gör...
mansur yavaş'ın devlet bahçeli'ye cevabı
al sen püskevit ye demiş resmen.
canımsın white wolf.
canımsın white wolf.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
tüfek, mikrop ve pudra şekeri.
devamını gör...
türk kadınlarının kendini prenses zannetmesi
ben tek seferde lavaboda kalan artıkları elimle alabiliyorum, hangi prenseslikten bahsediliyor burada. kül kedisiydim prenses olamadan balkabağı oldum olarak yorumladım şu an.
devamını gör...
moderasyona soru sor
hoş geldin mesajlarınızda karşımda gerçek bir muhatap olduğunu düşünmediğim için cevap vermemiştim. sonra fark ettim ve geç kaldım. kusura bakmazsınız umarım.
devamını gör...
iş hayatının ilk kuralı
çok çalışan değil yaptığı her işi avaz avaz reklam eden başarılı sayılır.
devamını gör...
sait faik abasıyanık
türk edebiyatında denizden bu kadar hoşlanan, doğayı, hayvanları, insanları bu kadar seven ve onlara farklı pencerelerden bakmamıza olanak sağlayan bir yazarımız, sait faik'imiz olduğu için çok şanslıyız.
eğer sait faik'i daha önce hiç okumadıysanız, ilk olarak ''haritada bir nokta'' hikayesini okumanızı öneririm. sait faik, bir aradan sonra yazı dünyasına geri dönmüş ve bu çabasını daha doğrusu dönme nedenini de haritada bir nokta hikayesinde belirtmiştir:
''yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım.''
ayrıca eğer yazar olmak gibi bir hayaliniz varsa, sait faik'in eserlerini muhakkak okumalısınız. özellikle sırayla okumak sait faik'i tanımak için daha yararlı olacaktır çünkü sait faik, son eseri ''alemdağ'da var bir yılan (kitap)''da hastalığının kendisine verdiği olumsuz düşüncelerle daha karamsar yazmıştır. gerçi benim için fazlasıyla kaliteli bir eserdi, sait faik'in karamsarlığı bile insana çok şey katacak cinsten çünkü. sait faik'in hastalığı ve karamsarlığı demişken, agop arad, sait faik ve hastalığı hakkında şunları söylemiştir:
küçük insanların hayatını, mutluluklarını, dertlerini yazan bu büyük deha bilmem herhalde hastanede yatmaktan korkmuştu... ''arad, galiba biz gidiyoruz,'' dedi. teselli ettim, üzülerek hastaneden çıktım. 11 mayıs sabahı büyük yazarı kaybettik. hâlâ yanarım.
eğer sait faik'i daha önce hiç okumadıysanız, ilk olarak ''haritada bir nokta'' hikayesini okumanızı öneririm. sait faik, bir aradan sonra yazı dünyasına geri dönmüş ve bu çabasını daha doğrusu dönme nedenini de haritada bir nokta hikayesinde belirtmiştir:
''yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım.''
ayrıca eğer yazar olmak gibi bir hayaliniz varsa, sait faik'in eserlerini muhakkak okumalısınız. özellikle sırayla okumak sait faik'i tanımak için daha yararlı olacaktır çünkü sait faik, son eseri ''alemdağ'da var bir yılan (kitap)''da hastalığının kendisine verdiği olumsuz düşüncelerle daha karamsar yazmıştır. gerçi benim için fazlasıyla kaliteli bir eserdi, sait faik'in karamsarlığı bile insana çok şey katacak cinsten çünkü. sait faik'in hastalığı ve karamsarlığı demişken, agop arad, sait faik ve hastalığı hakkında şunları söylemiştir:
küçük insanların hayatını, mutluluklarını, dertlerini yazan bu büyük deha bilmem herhalde hastanede yatmaktan korkmuştu... ''arad, galiba biz gidiyoruz,'' dedi. teselli ettim, üzülerek hastaneden çıktım. 11 mayıs sabahı büyük yazarı kaybettik. hâlâ yanarım.
devamını gör...
ilk bakışta sevilmeyen insan
"efendim?" diye cevap verebileceğim başlık.
beni pek sevmezler ilk başlarda. oldum olası ciddi görünürüm tanımadığım insanların olduğu ortamlarda. o nedenle de çok soğuk ve küstah bir tipmişim gibi gelir insanlara. konuştukça değişir fikirleri. "hiç böyle biri gibi durmuyordun", "ilk gördüğümde sevmemiştim seni" benzeri cümleler duymuşluğum var.
bir arkadaşıma karşı da ben aynı ön yargıyı göstermiş sonra da kendimden utanmıştım çünkü dünya tatlısı biriydi aslında.
kesin karar vermek için insanları tanımak şart.
beni pek sevmezler ilk başlarda. oldum olası ciddi görünürüm tanımadığım insanların olduğu ortamlarda. o nedenle de çok soğuk ve küstah bir tipmişim gibi gelir insanlara. konuştukça değişir fikirleri. "hiç böyle biri gibi durmuyordun", "ilk gördüğümde sevmemiştim seni" benzeri cümleler duymuşluğum var.
bir arkadaşıma karşı da ben aynı ön yargıyı göstermiş sonra da kendimden utanmıştım çünkü dünya tatlısı biriydi aslında.
kesin karar vermek için insanları tanımak şart.
devamını gör...
