ödünç kitap
el titreyerek verilen, başkasının okuyup geri iade etmesini beklediğimiz kitaplardır. alınır da verilir de burada hiçbir problem yok.
problem kişinin cidden uzun bir zamanda iade etmesinde yahut yıpratmasında.
bizim sülalecek abir alışkanlığımız var her çekirdek aile evine muhakkak mini kütüphane kurar.
ziyaretlerde kitap alınır, önceki kitaplar yerine konur. ben bunu böyle alışarak çok sıcak baktım ödünç kitap alıp vermeye çünkü hiçbir sorun olmuyordu.
lisede böyle olmadı tabii. bir kitap serisi ödünç verip hiç geri alamadığım oldu. üzüldüm. çünkü kitap serisi bilirsiniz önemlidir, aniden can çekebilir, açıp yeniden okumak isteyebilirsiniz. zaten seri şekilde ödünç vermem belki ahmaklıktı.
ancak inkar etmeyeyim çok güzel kitap sirkülasyonu çevirdiğim arkadaşlarım vardı. can onlar can.
problem kişinin cidden uzun bir zamanda iade etmesinde yahut yıpratmasında.
bizim sülalecek abir alışkanlığımız var her çekirdek aile evine muhakkak mini kütüphane kurar.
ziyaretlerde kitap alınır, önceki kitaplar yerine konur. ben bunu böyle alışarak çok sıcak baktım ödünç kitap alıp vermeye çünkü hiçbir sorun olmuyordu.
lisede böyle olmadı tabii. bir kitap serisi ödünç verip hiç geri alamadığım oldu. üzüldüm. çünkü kitap serisi bilirsiniz önemlidir, aniden can çekebilir, açıp yeniden okumak isteyebilirsiniz. zaten seri şekilde ödünç vermem belki ahmaklıktı.
ancak inkar etmeyeyim çok güzel kitap sirkülasyonu çevirdiğim arkadaşlarım vardı. can onlar can.
devamını gör...
unutmabeni
bir öyküyle tanıdım ben bu çiçeği.
halide nusret zorlutuna'nın öğretmenlik anılarını anlattığı kitabında, - benim küçük dostlarım -öğrencisi utangaç fazilet, yazara gizli gizli bu güzel çiçekleri hediye ediyordu. halide nusret öğrencisinin çekingenliğinin farkında olduğu için onu utandırmadan ama jestine sevindiğini de belli eden bir dörtlük okuyordu hatırladığım kadarıyla.
çiçeğin adının ilginçliğinden mi yoksa öğretmenliğe olan sevgimden mi bilinmez, küçüktüm okuduğumda ama hala ne öyküyü ne bu güzel çiçeği unuttum.
adıyla müsemma olmak da böyle oluyormuş demek ki.
halide nusret zorlutuna'nın öğretmenlik anılarını anlattığı kitabında, - benim küçük dostlarım -öğrencisi utangaç fazilet, yazara gizli gizli bu güzel çiçekleri hediye ediyordu. halide nusret öğrencisinin çekingenliğinin farkında olduğu için onu utandırmadan ama jestine sevindiğini de belli eden bir dörtlük okuyordu hatırladığım kadarıyla.
çiçeğin adının ilginçliğinden mi yoksa öğretmenliğe olan sevgimden mi bilinmez, küçüktüm okuduğumda ama hala ne öyküyü ne bu güzel çiçeği unuttum.
adıyla müsemma olmak da böyle oluyormuş demek ki.
devamını gör...
küs gibi davranıp ne oldu diye sorulduğunda yok bir şey denmesi
bunu ben de yapıyorum... ama karşı taraf azıcık ısrar etse pat pat anlatırım. zaten beni tanıyan biri sorunum olduğunu direkt anlar. neden böyle bir şey yaptığımı bilmiyorum. belki de gerçekten merak edip etmediğini anlamaya çalışıyorumdur. çünkü başkası bana yok dese de ben umursadığım için biraz zorlarım. sanki mecburen soruluyor gibi hissediyorum ve bundan kurtulamıyorum. o yüzden gerçekten bilmek istiyor mu anlamaya çalışıyorum sanırım...**
devamını gör...
200 tl ile sigara yakan ablalar
saatlerce tokatlamak istediğim insanlardır
devamını gör...
kendine bir not bırak
evden çıkarken ütünün fişini kontrol et. yok bu o değildi. sağlıklı ve hareketli yaşa diyorum.
devamını gör...
kafa sözlük
olaylara kafa atan, farklı bir duruş sergileyen, kurucusundan* mod ve ed'lerine* kadar işini * hakkıyla yapan insanların olduğu * platform. adı sözlük fakat kendisi her şeyiyle ruhumuzun kafasını, gözünü dağıtmalık mekan.
emeği geçen herkeslere teşekkür ediyorum. bizzat benim iç dünyamı olumlu yönde etkiledi. hayatımın çok zor bir dönemiydi buraya ilk katıldığım günler iyi olmamda hayata daha pozitif bakmamda etkisi azımsanamaz.*
ayrıca burası dışında başka sözlüklerde de bulundum ara ara dolaşın oralarda burayı mumla ararsınız.*
#14 gayet net şekilde ifade edilmiş olduğunu düşünüyorum. çok fazla anlam yüklemeye 'kraliyet ailesindeniz ama ah şu sirk palyaçoları olmasa' havalarına girmeye pek lüzum yok gibi. kurucu bile
bunları söylerken siz buradan tam olarak ne bekliyorsunuz?
kadınlı erkekli bir grup arkadaşın eğlenmek ve bir arada vakit geçirmek için oluşturduğu kar amacı gütmeyen bir platformdur. kurucusu, putin’e yakınlığı ile bilinen @yoldaş benjamin franklin’ dir. kafa sözlük, türkiye’de avrasyacı gençlerin yetişmesine hizmet etmek amacı ile kurulmuş olup kgb’den düzenli olarak fon almaktadır.
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
kimseciklerin nazarı değmesin efem.kafa göz dalmaya devam edin. havadaki parmaklara değil 'kafa' lara odaklanmaya devam. sevgiler.
emeği geçen herkeslere teşekkür ediyorum. bizzat benim iç dünyamı olumlu yönde etkiledi. hayatımın çok zor bir dönemiydi buraya ilk katıldığım günler iyi olmamda hayata daha pozitif bakmamda etkisi azımsanamaz.*
ayrıca burası dışında başka sözlüklerde de bulundum ara ara dolaşın oralarda burayı mumla ararsınız.*
#14 gayet net şekilde ifade edilmiş olduğunu düşünüyorum. çok fazla anlam yüklemeye 'kraliyet ailesindeniz ama ah şu sirk palyaçoları olmasa' havalarına girmeye pek lüzum yok gibi. kurucu bile
bunları söylerken siz buradan tam olarak ne bekliyorsunuz?
kadınlı erkekli bir grup arkadaşın eğlenmek ve bir arada vakit geçirmek için oluşturduğu kar amacı gütmeyen bir platformdur. kurucusu, putin’e yakınlığı ile bilinen @yoldaş benjamin franklin’ dir. kafa sözlük, türkiye’de avrasyacı gençlerin yetişmesine hizmet etmek amacı ile kurulmuş olup kgb’den düzenli olarak fon almaktadır.
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
kimseciklerin nazarı değmesin efem.kafa göz dalmaya devam edin. havadaki parmaklara değil 'kafa' lara odaklanmaya devam. sevgiler.
devamını gör...
erdoğan'ın insanlar yurtdışına gitmek istemiyor açıklaması
gençlerin %76'sına hayvan mı demek istemiş ben anlamadım?
devamını gör...
ayak fotoğrafı atıp popüler olmak
ben popüler olduktan sonra attığım için beni ilgilendirmeyen durum. *
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
alıştırma sürecinde olduğum muhabbet kuşuma bir süredir kafesin karşısına geçip garip sesler eşliğinde dans edercesine hem hareketler yapıp hem kafa sallayarak dikkatini cekip öğretmeye çalışıyordum. bugün oylece yerde yuvarlanirken kuşun kafeste kafasını acayip komik şekilde salladigini farkettim. mutlu oldum. aferin cicikus.
devamını gör...
12 angry men
tek bir oda içerisinde bu kadar kült nasıl bir film çekilmiş dedirten türkçe adıyla 12 öfkeli adam filmi, sidney lumet yönetmenliğinde çekilmiş siyah beyaz film. şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...
karma puanı denkleştirememek
karma puanı denkleştirememek başlık parasını denkleştirememek ile neredeyse aynıdır. biri sevdiği kızı alamaz, diğeri takipçilerini göremez.
devamını gör...
kadınları itici yapan detaylar
insanları itici yapan detaylar olarak değiştirilse ya başlık. kadınların yaptığı çoğu şeyi erkekler de yapıyor.
ayrıca bi bitmedi kadınları kategorize etme sevdanız.
ayrıca bi bitmedi kadınları kategorize etme sevdanız.
devamını gör...
anneliğin kutsallaştırılması
insan da olsa hayvan da olsa minicik bir yavrunun ihtiyaçlarını karşılamak göründüğünden daha zordur. doğurmak, emzirmek, hiçbir karşılık beklemeden büyütmek bunlar kutsal şeyler.
doğurup sokağa atan da var 2 günlük bebekleri öldüren de var. bu yüzden her kadının harcı olduğunu sanmıyorum. herkes anne olamıyor maalesef.
doğurup sokağa atan da var 2 günlük bebekleri öldüren de var. bu yüzden her kadının harcı olduğunu sanmıyorum. herkes anne olamıyor maalesef.
devamını gör...
nemo noktası
öyle bir yerde yaşamak istiyorum ki tüm dünyadan ve insanlardan uzak... öyle uzak olsun ki bana en yakın insanlar astronotlar olsun diyorsanız eğer böyle bir yerin var olması mümkün. işte o noktaya "nemo noktası" deniyor.
nemo noktasını coğrafi bilgilerle açıklayacak olursak eğer erişilemezliğin, ulaşılamazlığın coğrafi kriterlere göre bir erişilemezlik kutbu yani kerterizi olarak belirlenmiş olan noktaya denir. kısacası dünya üzerinde ulaşılması en zor nokta desek yanlış söylemiş olmayız.
dünyanın nemo noktası neresi diye merak edecek olursak onu da şöyle izah edelim; nemo noktası, pasifik (büyük) okyanus'unda, 48°52.6′ güney paralelleri ve 123°23.6′ batı meridyenlerinin kesiştiği koordinatlarda yer almaktadır. koordinatlarını yazmış olduğumuz bu noktaya en yakın kara parçası 2688 kilometre uzaktır. dünyanın nemo noktasının kuzeyinde ducie adası bulunmaktadır, kuzeydoğusunda ise easter adaları’nın bir parçası olan motu nui. güneyinde ise antarktika yakınlarındaki maher adası bulunmaktadır.

nemo noktası ismini ünlü yazar jules verne'nin yazmış olduğu denizler altında yirmi bin fersah isimli kitabın başrol karakteri olan kaptan nemo'dan aldığı bilinmektedir.
bu noktanın uzaklığını anlayabilmemiz için açıklayacak olursak eğer, bu nokta kendisine en yakın yerleşim merkezine o kadar uzak ki, bu noktada mahsur kalıp yardım çağrısında bulunursanız eğer normal bir gemiyle yardımınıza cevap vermeleri ve size dönüş yapıp ulaşmaları neredeyse 2 ay sürecektir.
bir hava ulaşım aracı olan helikopter ile size ulaşmaları ise yaklaşık 24 saat sürebilir. ancak yardım çağrısı yapabilmeniz için cihazlarınızın çalışır durumda olması gerekli ve burada mahsur kalırsanız eğer en büyük sorununuz yanınızdaki hiçbir iletişim aracının çalışmayacak olması. bunun yanı sıra bu nokta herhangi bir ticaret gemisinin geçiş güzergahı üzerinde de değil. geçiş güzergahı üzerinde olmasını bırakın, geçiş güzergahının yakınında bile değil. bu yüzden bu noktaya düşerseniz muhtemelen bir daha kimseye ulaşamadan ve kimseyle vedalaşamadan hayatınız son bulacaktır. ya da dünyaya dönebilmeniz için çok büyük şansınızın olması gerekli.
kafa dinlemek için dahi ürkütücü bir yer...
kaynakça: buradan
nemo noktasını coğrafi bilgilerle açıklayacak olursak eğer erişilemezliğin, ulaşılamazlığın coğrafi kriterlere göre bir erişilemezlik kutbu yani kerterizi olarak belirlenmiş olan noktaya denir. kısacası dünya üzerinde ulaşılması en zor nokta desek yanlış söylemiş olmayız.
dünyanın nemo noktası neresi diye merak edecek olursak onu da şöyle izah edelim; nemo noktası, pasifik (büyük) okyanus'unda, 48°52.6′ güney paralelleri ve 123°23.6′ batı meridyenlerinin kesiştiği koordinatlarda yer almaktadır. koordinatlarını yazmış olduğumuz bu noktaya en yakın kara parçası 2688 kilometre uzaktır. dünyanın nemo noktasının kuzeyinde ducie adası bulunmaktadır, kuzeydoğusunda ise easter adaları’nın bir parçası olan motu nui. güneyinde ise antarktika yakınlarındaki maher adası bulunmaktadır.

nemo noktası ismini ünlü yazar jules verne'nin yazmış olduğu denizler altında yirmi bin fersah isimli kitabın başrol karakteri olan kaptan nemo'dan aldığı bilinmektedir.
bu noktanın uzaklığını anlayabilmemiz için açıklayacak olursak eğer, bu nokta kendisine en yakın yerleşim merkezine o kadar uzak ki, bu noktada mahsur kalıp yardım çağrısında bulunursanız eğer normal bir gemiyle yardımınıza cevap vermeleri ve size dönüş yapıp ulaşmaları neredeyse 2 ay sürecektir.
bir hava ulaşım aracı olan helikopter ile size ulaşmaları ise yaklaşık 24 saat sürebilir. ancak yardım çağrısı yapabilmeniz için cihazlarınızın çalışır durumda olması gerekli ve burada mahsur kalırsanız eğer en büyük sorununuz yanınızdaki hiçbir iletişim aracının çalışmayacak olması. bunun yanı sıra bu nokta herhangi bir ticaret gemisinin geçiş güzergahı üzerinde de değil. geçiş güzergahı üzerinde olmasını bırakın, geçiş güzergahının yakınında bile değil. bu yüzden bu noktaya düşerseniz muhtemelen bir daha kimseye ulaşamadan ve kimseyle vedalaşamadan hayatınız son bulacaktır. ya da dünyaya dönebilmeniz için çok büyük şansınızın olması gerekli.
kafa dinlemek için dahi ürkütücü bir yer...
kaynakça: buradan
devamını gör...
psikolojik egoizm
psikolojik egoizm, tüm eylemlerimizin temelde kendi kişisel çıkarlarımızla motive olduğu teorisidir. thomas hobbes ve friedrich nietzsche‘nin de aralarında bulunduğu pek çok filozof tarafından onaylanmış bir görüştür.
psikolojik egoizm kişisel çıkar beklentisi olmadan bir insanın bir eylemde bulunması imkansızdır der. insanın yaptığı her eylemin bencilce olduğunu ve insanın yaptığı her eylemde kendisini baz aldığını, fayda beklentisi içinde olduğunu savunur. ilk bakışta çok saçma gelebilir. bunun sebebi “bencillik”, “fayda”, “çıkar” kelimelerini günlük hayatımızda olumsuz anlamda kullanmamızdır.
oysa psikolojik egoizm sizin acil bir işiniz varken bile yolda geçen yaşlı birisine yardım etmenizi de bencillikle açıklar yardım etmemenizi de.
günlük hayatta yardım etmemek bencillikken psikolojik egozimde ikisi de bencilliktir. nötr bir bencillik anlayışı vardır. az bencillik veya çok bencillik yoktur. bencilliği iyiye veya kötüye siz yöneltirsiniz.
psikolojik egoizm ahlaki değer yargıları sunmaz. hayatı nasıl yaşaman gerektiği hakkında sana bir doktrin vermez. o var olan durumu açıklayan bir varsayımdır bir iddiadır. o’na göre sabah yaptığımız kahvaltıda tutun işe giderken seçtiğimiz güzergaha kadar her şeyi insan bencilce ve kendi faydasını düşünerek, seçimleriyle meydana getirir.
bir şey kendi olduğu için mi değerlidir yoksa insana fayda sağladığı için mi değerlidir.
bir şey sadece ve sadece insana fayda sağladığı için değerlidir.
bana fayda sağlamayan bir şeyin bende bir değeri yoktur.
ve ben sadece ben olmayı bilirim. ben sadece ben olabilirim. ben asla sen olamam. ben sadece benim bilincimde olabilirim, beni hissedebilirim, beni tanımlayabilirim. seni de ancak kendi üstümden tanımlarım. sen canım acıyor dersin ben de kendi tecrübelerime dayanarak hissederek acıyı kendi üstümden tanımlar ve seni o şekilde anlayabilirim. sen bana benim bilmediğim bir hisle gelirsen ben onun ne olduğunu bilemem. ben sadece ben olmayı biliyorsam bu işin bencillikten başka çıkar yolu yoktur ve benim için bir başkasının araç olmama ihtimali yoktur. kendi hedeflerime ulaşmamda etrafımda olan olmayan her şey benim için araçtır (u: cemre demirel). gördüğüm duyduğum deneyimlediğim her şey benim için artı niteliktedir.*
psikolojik egoizmde altruizm yoktur. çünkü doğru olduğuna inandığın şeyi yapmak da bencilliktir veya kendini merkez almaktır. bir askerin kendisini feda etmesi veya bir insanın bir başkasını kurtarmak için arabanın önüne atlaması. bunların yapılmasının altında yatan etkenler; ya kendi doğru bildiğin değerleri, inançları (bu bir din olabilir veya aileden/okuldan aldığın terbiye/eğitim veya gelenek göreneklerin olabilir) gerçekleştirmek isteyişin ya teşekkür, saygınlık bekleyişin, ya sosyal fayda bekleyişin ya da şan, şöhret, ün bekleyişin bunlardan herhangi biri veya hepsi olabilir. ayrıca ilkelerin vardır ve reddetme hakkını her zaman kullanabilirsin. ki bu da yine aynı yola çıkar
psikolojik egoizmde iyilik yapmak vardır. çünkü iyilik yapmak bencilcedir.
bizler neden iyilik yaparız.
1- çıkar beklentisi içindeyizdir ve mutluluk da bir çıkardır. eylem başarıya ulaşır veya ulaşmaz işin sonunda mutlu olur veya olmayız bu eylemin yapılış amacı için önemli değil sonuç için önemlidir. eylemin yapılış amacı beklentidir. ve bir fayda beklentisi vardır.
2- mutlu oluruz. bu bir insan için en büyük iyilik yapma nedenidir ve mutluluk bencilliktir, kendini düşünmektir. iyilik yaparız çünkü yapmassak kendimiz üzülürüz. üzülmemek için iyilik yaparız. ve yine kendimizi düşünürüz. mesela bir zenginin parasıyla hasta çocuklara yardım etmesi. bu eylem yardım eden zengini mutlu ediyordur ve zengin yardım yapıyordur. zenginin yaptığı hasta çocuklara yardım karşılıksızmış gibi gözükse de işin içinde bir çıkar vardır.
başkasının mutluluğunu görüp de mutlu oluruz. zengin adam yaptığı yardımlar sonucu mutlu olan çocukları görüp mutlu olur. yine kendi duygusunu tatmin etme yine kendi çıkarı vardır. başka bir örnek verirsek: yatalak kızına bakan annenin hayatını kızının bakımına adaması ve bunun sonucunda annenin de hasta olması ve kızı öldükten sonra annenin de kahrından ölmesi. burada anne herhangi bir çıkar beklentisi içine mi. annenin hayatını kızına adaması bencilce, kendini merkeze alarak ve fayda bekleyerek gerçekleştirdiği bir davranış mı? evet tam olarak öyle. neden? çünkü anne kızına bakmazsa kendisi üzülecek, mutsuz olacak. anne kendi hayatını kızının mutlu olmasına adıyor ve bundan beklentisi de kızının mutlu olması. veya bir dine inanıyordur ve o dinde ahiret inancı vardır. kızına şefkat beslemesi yemeyip yedirmesi cennet inancındandır. kızına bakması ve kızı için hayatını feda etmesi karşılığı olarak cennete girmeyi hedefler. *
3- teşekkür bekleriz ve o teşekkürü görmek için duymak için yaparız.
4- sosyal fayda bekleriz
5- doğru olduğuna inandığımız şeyi yaptığımız için kendimizi tatmin ederiz. dinlerin insanları eyleme yöneleten kısmının altında psikolojik egoizm vardır. ahiret inancı ve yaptıklarının karşılığını alacağına olan inanç insanları iyilik yapmaya iter. bu iyilik-doğruluk, kötülük-yanlışlık kriterini ise inanılan dindeki tanrının buyruğu belirler.
aldanma insanların samimiyetine !
menfaatleri gelir her şeyden önce...
vaad etmeseydi allah cenneti;
o'na bile etmezlerdi secde...
demiş mehmet akif ersoy.
evet beklenti içinde olma fayda bekleme bencillik dinlerde insanı eyleme geçiren faktördür. çünkü ahiret inancı vardır. ancak ve ancak ahiret vaat eden bir tanrının dini gerçekçi olabilir. onun dışındaki hiçbir ideoloji gerçekleşemez ve gerçekçi değildir (bkz: #448362">#448362). dinin insanları faaliyete geçirmesine en basitinden örnek verirsek: sadaka vermek. allah o sadaka kutusuna para atan kişiye ahireti vaat etmeseydi ve yaptığı bu iyiliğin karşılığını alacağını müjdelemeseyidi o kişi o kutuya para atar mıydı?* veya allah akrabaya bakmamızı ve yardımlaşıp iyi geçinmemizi söylemeseydi o anne çocuğuna bu kadar iyi davranır mıydı bunca çile çeker miydi? ahiret korkusu ve eyaptıklarımızın karşılığını alacağımıza olan inanç insanların dünyada iyilik yapmasına sebebiyet veren etkenlerden biridir.
psikolojik egoizm yanlışlanabilir bir şey değildir.
psikolojik egoizmi reddediyorsanız ve bunu ispata kalkışıyorsanız psikolojik egoizmi savunan birine göre psikolojik egoizmi kanıtlamış olursunuz. çünkü o zaman “bana bunu ispat etmek için yaptın. bencil bir arzuyla, haklı çıkma arzusuyla yaptın” denir. doğru olduğuna inandığımız şeyi gerçekleştirme çabasıdır bu. yine ben merkezcidir ve çıkar beklentisi vardır.
bana göre psikolojik egoizm evrimsel sürecin getirisidir. doğa canlıları bu yola itekler. ancak bilişsel yetenek, kendinin farkında olma yeteneği hayvanlarda yoktur o sadece insana özgüdür.
psikolojik egoizme yalnızca şok anında yapılan davranışlar girmez çünkü şok anında bir yaptığını başka bir seneryo içerisinde yapmayabilirsiniz. şok anında düşünemediğiniz için şok anında yaptığınız davranışların üzerine de düşünemezsiniz ve şok anında yaptığınız davranışlara göre yargı veremezsiniz.
psikolojik egoizm kişisel çıkar beklentisi olmadan bir insanın bir eylemde bulunması imkansızdır der. insanın yaptığı her eylemin bencilce olduğunu ve insanın yaptığı her eylemde kendisini baz aldığını, fayda beklentisi içinde olduğunu savunur. ilk bakışta çok saçma gelebilir. bunun sebebi “bencillik”, “fayda”, “çıkar” kelimelerini günlük hayatımızda olumsuz anlamda kullanmamızdır.
oysa psikolojik egoizm sizin acil bir işiniz varken bile yolda geçen yaşlı birisine yardım etmenizi de bencillikle açıklar yardım etmemenizi de.
günlük hayatta yardım etmemek bencillikken psikolojik egozimde ikisi de bencilliktir. nötr bir bencillik anlayışı vardır. az bencillik veya çok bencillik yoktur. bencilliği iyiye veya kötüye siz yöneltirsiniz.
psikolojik egoizm ahlaki değer yargıları sunmaz. hayatı nasıl yaşaman gerektiği hakkında sana bir doktrin vermez. o var olan durumu açıklayan bir varsayımdır bir iddiadır. o’na göre sabah yaptığımız kahvaltıda tutun işe giderken seçtiğimiz güzergaha kadar her şeyi insan bencilce ve kendi faydasını düşünerek, seçimleriyle meydana getirir.
bir şey kendi olduğu için mi değerlidir yoksa insana fayda sağladığı için mi değerlidir.
bir şey sadece ve sadece insana fayda sağladığı için değerlidir.
bana fayda sağlamayan bir şeyin bende bir değeri yoktur.
ve ben sadece ben olmayı bilirim. ben sadece ben olabilirim. ben asla sen olamam. ben sadece benim bilincimde olabilirim, beni hissedebilirim, beni tanımlayabilirim. seni de ancak kendi üstümden tanımlarım. sen canım acıyor dersin ben de kendi tecrübelerime dayanarak hissederek acıyı kendi üstümden tanımlar ve seni o şekilde anlayabilirim. sen bana benim bilmediğim bir hisle gelirsen ben onun ne olduğunu bilemem. ben sadece ben olmayı biliyorsam bu işin bencillikten başka çıkar yolu yoktur ve benim için bir başkasının araç olmama ihtimali yoktur. kendi hedeflerime ulaşmamda etrafımda olan olmayan her şey benim için araçtır (u: cemre demirel). gördüğüm duyduğum deneyimlediğim her şey benim için artı niteliktedir.*
psikolojik egoizmde altruizm yoktur. çünkü doğru olduğuna inandığın şeyi yapmak da bencilliktir veya kendini merkez almaktır. bir askerin kendisini feda etmesi veya bir insanın bir başkasını kurtarmak için arabanın önüne atlaması. bunların yapılmasının altında yatan etkenler; ya kendi doğru bildiğin değerleri, inançları (bu bir din olabilir veya aileden/okuldan aldığın terbiye/eğitim veya gelenek göreneklerin olabilir) gerçekleştirmek isteyişin ya teşekkür, saygınlık bekleyişin, ya sosyal fayda bekleyişin ya da şan, şöhret, ün bekleyişin bunlardan herhangi biri veya hepsi olabilir. ayrıca ilkelerin vardır ve reddetme hakkını her zaman kullanabilirsin. ki bu da yine aynı yola çıkar
psikolojik egoizmde iyilik yapmak vardır. çünkü iyilik yapmak bencilcedir.
bizler neden iyilik yaparız.
1- çıkar beklentisi içindeyizdir ve mutluluk da bir çıkardır. eylem başarıya ulaşır veya ulaşmaz işin sonunda mutlu olur veya olmayız bu eylemin yapılış amacı için önemli değil sonuç için önemlidir. eylemin yapılış amacı beklentidir. ve bir fayda beklentisi vardır.
2- mutlu oluruz. bu bir insan için en büyük iyilik yapma nedenidir ve mutluluk bencilliktir, kendini düşünmektir. iyilik yaparız çünkü yapmassak kendimiz üzülürüz. üzülmemek için iyilik yaparız. ve yine kendimizi düşünürüz. mesela bir zenginin parasıyla hasta çocuklara yardım etmesi. bu eylem yardım eden zengini mutlu ediyordur ve zengin yardım yapıyordur. zenginin yaptığı hasta çocuklara yardım karşılıksızmış gibi gözükse de işin içinde bir çıkar vardır.
başkasının mutluluğunu görüp de mutlu oluruz. zengin adam yaptığı yardımlar sonucu mutlu olan çocukları görüp mutlu olur. yine kendi duygusunu tatmin etme yine kendi çıkarı vardır. başka bir örnek verirsek: yatalak kızına bakan annenin hayatını kızının bakımına adaması ve bunun sonucunda annenin de hasta olması ve kızı öldükten sonra annenin de kahrından ölmesi. burada anne herhangi bir çıkar beklentisi içine mi. annenin hayatını kızına adaması bencilce, kendini merkeze alarak ve fayda bekleyerek gerçekleştirdiği bir davranış mı? evet tam olarak öyle. neden? çünkü anne kızına bakmazsa kendisi üzülecek, mutsuz olacak. anne kendi hayatını kızının mutlu olmasına adıyor ve bundan beklentisi de kızının mutlu olması. veya bir dine inanıyordur ve o dinde ahiret inancı vardır. kızına şefkat beslemesi yemeyip yedirmesi cennet inancındandır. kızına bakması ve kızı için hayatını feda etmesi karşılığı olarak cennete girmeyi hedefler. *
3- teşekkür bekleriz ve o teşekkürü görmek için duymak için yaparız.
4- sosyal fayda bekleriz
5- doğru olduğuna inandığımız şeyi yaptığımız için kendimizi tatmin ederiz. dinlerin insanları eyleme yöneleten kısmının altında psikolojik egoizm vardır. ahiret inancı ve yaptıklarının karşılığını alacağına olan inanç insanları iyilik yapmaya iter. bu iyilik-doğruluk, kötülük-yanlışlık kriterini ise inanılan dindeki tanrının buyruğu belirler.
aldanma insanların samimiyetine !
menfaatleri gelir her şeyden önce...
vaad etmeseydi allah cenneti;
o'na bile etmezlerdi secde...
demiş mehmet akif ersoy.
evet beklenti içinde olma fayda bekleme bencillik dinlerde insanı eyleme geçiren faktördür. çünkü ahiret inancı vardır. ancak ve ancak ahiret vaat eden bir tanrının dini gerçekçi olabilir. onun dışındaki hiçbir ideoloji gerçekleşemez ve gerçekçi değildir (bkz: #448362">#448362). dinin insanları faaliyete geçirmesine en basitinden örnek verirsek: sadaka vermek. allah o sadaka kutusuna para atan kişiye ahireti vaat etmeseydi ve yaptığı bu iyiliğin karşılığını alacağını müjdelemeseyidi o kişi o kutuya para atar mıydı?* veya allah akrabaya bakmamızı ve yardımlaşıp iyi geçinmemizi söylemeseydi o anne çocuğuna bu kadar iyi davranır mıydı bunca çile çeker miydi? ahiret korkusu ve eyaptıklarımızın karşılığını alacağımıza olan inanç insanların dünyada iyilik yapmasına sebebiyet veren etkenlerden biridir.
psikolojik egoizm yanlışlanabilir bir şey değildir.
psikolojik egoizmi reddediyorsanız ve bunu ispata kalkışıyorsanız psikolojik egoizmi savunan birine göre psikolojik egoizmi kanıtlamış olursunuz. çünkü o zaman “bana bunu ispat etmek için yaptın. bencil bir arzuyla, haklı çıkma arzusuyla yaptın” denir. doğru olduğuna inandığımız şeyi gerçekleştirme çabasıdır bu. yine ben merkezcidir ve çıkar beklentisi vardır.
bana göre psikolojik egoizm evrimsel sürecin getirisidir. doğa canlıları bu yola itekler. ancak bilişsel yetenek, kendinin farkında olma yeteneği hayvanlarda yoktur o sadece insana özgüdür.
psikolojik egoizme yalnızca şok anında yapılan davranışlar girmez çünkü şok anında bir yaptığını başka bir seneryo içerisinde yapmayabilirsiniz. şok anında düşünemediğiniz için şok anında yaptığınız davranışların üzerine de düşünemezsiniz ve şok anında yaptığınız davranışlara göre yargı veremezsiniz.
devamını gör...
ilya repin
1844-1930 yılları arasında yaşamış realist rus ressam. portre ressamı olması sebebiyle özellikle yüz ifadelerini çok gerçekçi ve başarılı çizen muhteşem bir ressam kendisi.
bir kere daha paylaşmıştım ama her gördüğümde beni çok etkilediği için eklemezsem olmayacak. olayın korkunçluğu ancak bu kadar başarılı resmedilebilir.
ivan the terrible killing his son (1885)
türk sultanına mektup yazan zaporojya kazakları (1880-1891) tablosu, 4. mehmed'in zaporojya kazaklarına direnmeden teslim olmalarını isteyen mektubuna karşılık, kazakların dalga geçerek hakaret dolu bir cevap yazdıkları sahneyi anlatıyor. tabloyu çar ııı. aleksandr satın almış ve dönemin en pahalı tablosu olmuş. hepsinin nasıl eğlendiğini yüzlerinden okuyabiliyoruz.

“beni çevreleyen herşey, bana çok büyük heyecan veriyor, beni rahat bırakmıyor ve onları resime dökmemi talep ediyor; gerçeklik insanı öyle hiddetlendiriyor ki, onu vicdan rahatlığıyla bir örgü örneği gibi resmetmek mümkün değil.”
eserlerini incelemek için buradan
kaynak
bir kere daha paylaşmıştım ama her gördüğümde beni çok etkilediği için eklemezsem olmayacak. olayın korkunçluğu ancak bu kadar başarılı resmedilebilir.
türk sultanına mektup yazan zaporojya kazakları (1880-1891) tablosu, 4. mehmed'in zaporojya kazaklarına direnmeden teslim olmalarını isteyen mektubuna karşılık, kazakların dalga geçerek hakaret dolu bir cevap yazdıkları sahneyi anlatıyor. tabloyu çar ııı. aleksandr satın almış ve dönemin en pahalı tablosu olmuş. hepsinin nasıl eğlendiğini yüzlerinden okuyabiliyoruz.
“beni çevreleyen herşey, bana çok büyük heyecan veriyor, beni rahat bırakmıyor ve onları resime dökmemi talep ediyor; gerçeklik insanı öyle hiddetlendiriyor ki, onu vicdan rahatlığıyla bir örgü örneği gibi resmetmek mümkün değil.”
eserlerini incelemek için buradan
kaynak
devamını gör...
yazarların hayattan beklentileri
önceden olsa çokça şey yazabilirdim buraya. günümüz şartlarında hiç kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek..
devamını gör...


