kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendini "şarkı ve dans adamı" olarak tanımlandıran amerikalı komedyen.

hayal gücünü çok beğendiğim, kendi kurguladığı "hazar adası" isimli yerin yerlisi gibi davranarak yaptığı şovları ve taklitleri başarılı bulduğum, rol ve gerçeklik arasındaki çizgiyi silmiş bir dehadır bana göre.
silmiş diyorum çünkü 1983'te akciğer kanserinden vefat ettiğinde, ölüm belgesi yayınlandığı halde, kimse öldüğüne inanmamış; ailesi 30 yıl sonra ''andy evine yeniden hoş geldin'' partisi yapmış.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

andy kaufman'ı daha iyi anlamak için; hayatının anlatıldığı, başrolünde jim carrey'nin oynadığı man on the moon filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. jim carrey'nin performansı efsane, hatta film çekimleri boyunca andy kaufman gibi davranarak insanların bi' hayli sinirini bozmuş.
devamını gör...

japonya'da 19. yüzyılda gerçekleşen satsuma samuray isyanını bitiren savaş.
kumamato kalesi kuşatmasında yenilen samuray güçlerinden hala saigo takamori'ye (samuray'ların lideri) sadık olanlar satsuma'ya doğru çekildikten sonra shiroyama tepesini ele geçirmek üzere hazırlanırlar.
kumamoto kalesi kuşatmasında ve ondan sonraki savaşlarda 20.000 kişilik ordusu 500 kişiye kadar düşen saigo, artık son savaşını verecektir. kiraz çiçekleri dallardan düşüp omuzlarını okşarken, yaşlanıp dağların eteğinde huzurlu bir ölümü umarken , emperyal japonya ordusunun 30.000 ferdi tarafından shiroyama tepesine kıstırılmış ve racon icabı sonuna kadar savaşacaktır.
hayatın doğasıdır, eski topraklar bir yerden sonra bırakmalıdır.
hayatın doğasıdır, yenilikler günahlarla birlikte gelir.
tepeden aşağı bakar, 30.000 kişilik modern silahlarla donatılmış emperyal japon ordusuna göz gezdirir. gençlerle dolu, mühendislik harikası ölüm makinalarını görür. bunlar japonya'nın geleceği olacaktır artık. kendisinin ve samurayların zamanı geçmiştir.
bir de kendi dostlarına bakar. çoğu yaşlıdır ama hala çok kabiliyetlidir. antik savaşın üstatlarıdır onlar, yaşayan efsanelerdir.
eski ile yeninin her karşılaşmasında büyük iskender'den beri gelen kanun geçerlidir. yeni eskiyi savaş alanına gömer ve hayatına devam eder.
akbabalar tarafından etrafı çevrilmiştir. artık bu antik kültürün son şafağı üzerlerinde doğmaktadır.
shiroyama, samuray'ların bushido(samuray'ın yolu)'yu onurlandıracağı, son savaşını vereceği yerdir.
emperyal japon ordusu tarafından gelen teslim ol çağrısını reddetmiştir. artık savaşacaktır. sakuraların gölgesinde olmasa bile, kendi topraklarında, kendi dostlarıyla birlikte ölecektir.
tamamen kapana kıstırılmıştır. bir samuray bile kaçmasın diye 30.000 kişilik ordu tarafından her tarafı çevrilmiştir. top mermileriyle bastırılmış, tüfeklerin karşısına katanalarla koşanların öldüğü ufak bile gözükse de bir kıyım yaşanmıştır. hattı yarmayı başaran samuraylar, yakın savaş talimi almamış ön hattaki tüfekli askerlerden 30 tanesini indirebilmiş ancak sonunda öldürülmüşlerdir.
şafağa kadar dayanmışlar ancak artık 40 kişi kalmışlardır. bu 40 kişi de bombardımanlarla yavaş yavaş ölmektedirler.
savaşın sonlarına doğru saigo ve yardımcısı beppu shinsuke ile bir kaç samuray kalmış. saigo, harakiri dediğimiz samuray'ın yolunu onurlandırmak için seppuku'yu gerçekleştirmiştir. beppu ise harakiri yapanın inanç olarak tamama ermesi için ve kafanın düşmandan saklanabilmesi için kaishakunin denilen, harakiri yapan kişinin kafasını gövdeden ayırma işlemini gerçekşleştirmiştir. ancak saçlarını kesmedikleri için yine de saigo'nun ölüsü tanımlanmış ve bulunmuştur.
satsuma isyanı japonya'ya çok pahalıya mal olmuş, öyle ki ülke, kurşun ve diğer metalleri ordu bütçesi için kullanmak zorunca kalınca ilk defa bozuk para yerine kağıt para bastırılmış.
saigo ise ölümünden sonra 1889 yılında affedilmiş ve insanlar tarafından kahraman olarak görülmüştür.
yaptıkları bushido için onurlu bir hareket olarak görülmüştür.
kendisinin tokyo'da, sakura çiçekleri ile ünlü ueno parkında, son gerçek samuray olarak bronz bir statüsü bulunmaktadır. statue of saigo takamori.
bushido onurlandırıldı, son gerçek samuray'ın savaşıydı.
devamını gör...

çocuk neden yok?yolda da mı yok?
ölür müsün öldürür müsün.
devamını gör...

biter.
devamını gör...

aynı gün içerisinde hem bilgi içerikli tanım girip başlık açtım, hemde boş beleş diyebileceğiniz türden başlık. ki bunu neredeyse her gün yapıyorum. arz talep meselesi. bilgi içerikli tanımımı ve başlığımı görmezden gelmek işinize geliyor. ne hikmetse havlayacak yer arayanlar cımbızla tanım başlık seçiyor.

mesela bana troll diyen gördüm dün nikaltımda. lan dedim acaba bilgi içerikli girilerim hiç mi görülmüyor? çünkü var. az da değil. algıda seçicilik yapıyor olabilir misiniz ki?
t: sözlük ağlaklarının başlattığı kampanyadır. istanbulu fethetme edasıyla sözlük sorunlarını ele almışlar, yazık. hep söylüyorum, sürekli şikayet etmekle birşey değiştiremezsiniz.

troll bir başlığım var, hiç beklemediğim kadar beğeni almış. epey de uzun yazı. okunmuş, beğenilmiş. aynı uzunlukta bilgi içerikli bir başlığım var, hiç tanım girilmemiş, ha girildiyse belki bir tanedir emin değilim.

o yüzden zırlama, yaz!
devamını gör...

alt dudağımın titrediğini fark ettim. içimde minik bir hüzün. tam olarak isimlendiremediğim.
dışarıdan gelen çim biçme makinesinin sesi çirkinleştiriyor anı. oysa güzel bir güne uyanmayı hayal etmiştim. bugün daha güzel olacaktı. içimdeki endişe kıpırtılarını bir yana bırakacaktım.
yalnız uyandığım yatağa baktım. yanımda kocaman bir boşluk. dolduramadığım... yalnız uyunmaktan nefret ediyorum. beş yaşında bir çocuğa döndürüyor bu, beni.
uyanır uyanmaz motor bir hareketle elim telefona uzanıyor. bir mesaj okuyorum daha da sıkılıyor canım. bugün kendimi herkese, her şeye kapatma ihtiyacı duyuyorum. derin bir nefes almak istiyorum.
korkuyorum. çok korkuyorum. anlaşılmaz bir tabloya bakıyor gözlerim. hasta sayısı, vefat sayısı, entübe sayısı. bir tablo. sanki rakamların ardındakiler insan değilmiş gibi. bir anons duyuyorum. vaka oranı çok arttığı için, bulaşma hızı çok yüksek olduğu için evde kalmak konusunda uyaran bir belediye çalışanı. bir kerede anlaşılmadığı için olsa gerek ya da defalarca söylense bile bir güruh tarafından gözardı edildiği için olsa gerek sürekli, sürekli, sürekli tekrar eden bir anons.
kahvemi bile içmeden yola düşünüyoruz sonra. bir bina, içeriye girip çıkan onlarca insan. ben dışarıda kalıyorum, yalnız. sıkıntılı bir şekilde beklemeye başlıyorum, oldukça tedirgin.
biri yaklaşıyor yanıma. yüzünde maskesi yok, pantalonunun bir paçası kıvrık. yaklaşıyor, bir yandan bağırarak bir şeyler söylüyor. anlamıyorum. elimdeki telefonu işaret ediyor sonra. kötü, diyor. kötü... anlamıyorum, biraz da korkuyorum. iyice yaklaşıyor yanıma. maskesiz yüzü, yüzüme yaklaşıyor. kötü, o kötü, kızlar var, nah şurada kızlar, git, git! tamam, diyorum. bir adım geri çekiliyorum. hala deli gözleri telefona bakıyor. korkuyorum. yavaşça binaya yaklaşıyorum.
çok şeyden korkuyorum bugün. ölen, 40 yaşındaki polis memurundan, 36 yaşındaki berberden, 70 yaşındaki nineden. savaşacak gücümün olmamasından, nasıl savaşacağımı bilmemekten.
bahçenin yan tarafındaki kafeye bakıyorum. bütün sandalyeler ters çevrilmiş masalara. camda bir ilan. karton bardakta çay 1tl. içeride olması gereken insanları düşünüyorum, servis yapması gereken insanları. ekmeğini oradan çıkarması gereken insanları düşünüyorum, korkuyorum.
yanıbaşımda ayak sesini duyuyorum. yüzünde maske. ne, dedi doktor diyorum; raporunu uzatıyor.
birlikte geçecek beş gün, yapayalnız beş gün. sesini duyuyorum. orada olduğunu biliyorum. günışığı perdelerden ulaşmıyor. çok korkuyorum tek istediğim bir sonuç. negatif.
devamını gör...

pek kimsenin haberi yok biliyorum ama izmir'in merkez ilçelerinden buca'nın yukarı mahallelerinde vuku bulan hadisedir. izmir'de kar kalınlığı 1 cm'i geçerek biz izmirlileri, daha doğrusu bucalıları hatta yukarı bucalıları korku dolu endişelere büründürmüş, adeta teyakkuza geçirtmiştir. aşağıdaki görüntüler buca'nın oyak sitesi taraflarından.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yoldaş benjamin franklin*

kooskoca kgb ajani’nin benim rehberimde ne isi oldugu da baska bir tanimin konusu olsun.
devamını gör...

haber portalı, alışveriş portalı olarak karşımıza çıkan, bir web sayfasında kullanıcılara hizmet imkanı sağlayan site. haber portallarında, kullanıcı öğrenmek istediği bilgi ve haberi, bu portal hizmetlerinden karşılar.
devamını gör...

hadi oradan dediğim başlık kemalistler olmasa şeriatçılar yüz yıl önce kellenizi keserdi sizin. sanki fransız devrimi yaptık da kemalizmi beğenmiyoruz. biz demokrasiyi de laikliği de savaşarak almadık biz milli mücadeleyi kazandık o sarı saçlı mavi gözlü dev verdi bize bunları.

türkiye'nin 100 sene önce olduğu gibi bugünkü kurtuluş reçetesi de kemalizmdir. fransız devriminde rus devriminde kaç kişinin öldüğünü bilmeyenler kemalizmi antidemokratlıkla ve katliam yapmakla suçluyor. iyi kafaymış ne diyim.
(bkz: kemalizmin bu toprakların gördüğü en güzel şey olması)
not: atatürkçü falan değilim direkt olarak kemalistim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

adam şu şekil hareket etmiş helal olsun.
devamını gör...

korona benim için zor geçti biraz bir kere yakalandım. bronşitte vardı bende. covide yakalandım. yani anlayacağınız hastalandım hastaneye yatırdılar beni. bir ciğerimi orada bıraktım ölmedim. çok dövdüler beni kan kustum ama ölmedim. yaşadım... seni bir kez daha görebilmek için yaşadım. şimdi bana dediler ki, kimse sesini duyamıyormuş, susmuşsun. benimle de konuşmayacak mısın keje? sesini duyamayacak mıyım?
devamını gör...

bizim mahallenin imamı çalışkan adamdı. kapı kapı dolaşır çocukların kuran kursuna gitmesi için ailelerle görüşürdü. görüşmeyi anneannemin bulunduğu bir zaman dilimine denk getirince doğal olarak başarılı oldu. anneannem; ''dinini öğrensin çocuk. gitsin tabi !'' diyerek, bizim top sahası hayallerimizi, caniggia olma beklentilerimizi moria madenlerinin dibine gömdü. neyse efendim başladık tabi biz kursa. bin bir tembihle evden çıkıp camiye gidiyoruz. yalnız benim bir kusurum var. ben solağım. yani o zamana kadar bunun bir kusur olduğunu pek bilmiyordum tabi. imam efendi sağ olsun benim kusurlu bir yaratık olduğumu o süreçte öğretti bana. adamın gözü sürekli benim üstümde, sol elimi kaldırdığım an kaşları kalkıyor. usulca indiriveriyorum o anarşist kolu ve sağ el ile çeviriyorum sayfaları. öyle böyle derken bir an daldık işte, sol elimizi kullandık. anarşist kolumun bu haltı yemesi yüzünden, imam efendi ''kızılcıklar oldu mu?'' türküsünün girizgahını yapıverdi. bizim kuşak iyi bilir bu türküyü * kızılcık sopası diye bir gerçeklik var o dönemde. ha orada şöyle bir durumda var, sopa kızılcıktan yapılmış olmasa dahi kızılcık sopasıdır o. değişmez adı. etkisi kızılcıktır.

eh hal böyle olunca uzattık elleri. tabi bu işin sistematiği mühim. ellerin parmak uçları yukarı doğru gelecek vaziyette uzatılması gerekiyor. şılak, şılak, şılak... yalnız dikkatimi çeken şu oldu ki imam efendi sol elime daha bir aşkla ve şevkle vuruyor. o gün kan kustuk ama kızılcık şerbeti içtik resmen. gidip de evdekilere durumu falan anlatmadık. kızılcık işi böyledir. sopasını yersin, şerbetini içerisin ondan sonra da çaktırmadan odana gidersin. tabi benim içime dert oldu bu durum. kursa gidiyorum geliyorum, sağ elimi yani efendi ve mümin elimi güzelce kullanıyorum ama durumu bir türlü kabullenemiyorum. başlarım dedim böyle işe, hocanın gözünün içine baka baka kullanmaya başladım solumu. biliyorum ki, fırlayıp gelecek ama ben ondan önce fırladım ve başladım koşmaya. o gün ben johnson gibi koşuyorum. carl lewis gibi üç adım atlıyorum. en sonunda hoca pes etti. ıslık çala çala evin yolunu tuttum. isyanın ve kurtuluşun haklı gururunu yaşıyordum. ama o da ne? bizim sokağa girdiğimde evin önünde beni kim bekliyor dersiniz? bizim çalışkan imam. neyse bu seferde sol kulağı verdik kiraya. güzel güzel çekiştirerek götürdü beni camiye. tabi bana laflar hazırlamış. çekiş gücü ile birlikte dinleyince kulağa farklı bir giriyor söylenenler. *

ceza aldık elbette. camiyi yıkama görevini verdi bana. ''camiyi yıka!'' demişti eliyle avluyu işaret ederek. aslında cami avlusunu kast ettiğini anlamıştım lakin aptala yatmak elzem olmuştu. önce güzelce hortumla avluyu elden geçirdim. sonra etrafı kolaçan ettim ve caminin içini de misler gibi yapmak için gerekli adımı attım. sol elim, lanetli elim hortumu istemsizce (!) ve hunharca kullanıyordu. tabi sonra yine vınnn!

diğer ayrıntılara çok girmeden olayın sonuna gelelim. eve kaçış, mevzuyu anneye babaya anlatış. bu sefer kan kusup kızılcık şerbeti içmemiştim, olayı olanca yalın bir şekilde anlatmıştım. hocanın gelişi, babamın yalandan azarlayışı, kapı kapandıktan sonra da hafif bir göz kırpıp hadi odana git deyişi. böylece kuran kursu maceram saygı duruşu ve istiklal marşı ile bitmiş oluyordu. tüm duaları öğrenmiş bir şekilde caniggia olma hayallerime geri dönebilirdim. ertesi gün ilk işim boş arsada top koşturmak oldu.
devamını gör...

diğer sözlüklerde fuckbuddy aranıyor başlıkları olurken burada sevgili aranıyor başlığı... işte feraset, işte fazilet, işte adam gibi adamlık

edit: başlık başa kalmış.
devamını gör...

(bkz: besle kargayı oysun gözünü)
her yerde z kuşağı boklayanlara sövüp sizi sarıp sarmalıyorum köftehorlar, ne zararımı ne yaşlılığımı gördünüz? aaa sinirlendirmeyin beni bak geliyor üç kardeş!
devamını gör...

şöyle çalmanın serbest olduğu, her şeyin kafaya göre yasaklandığı, konuşma özgürlüğünün olmadığı, siyasilerin bizim paramızla bize karşı ilah gibi hissettiği, seçim barajının %25, öğrencilerin eğitimsiz, eğitimcilerin imam olduğu demokratik bir anayasamız olsa fena mı olur?

mevcut olanının tüm olumlu yanlarına uydun, yenilerini getirin(!) ben ikna oldum.
devamını gör...

geriye sadece story özelliği gelmeyen 2 site kalmıştır; e-devlet ve kafa sözlük. benjamin franklin elini çabuk tutarsa trendi yakalarız yoksa story özellığini biz getirdik diyerek sürü psikolojisine karşı olduğumuzu ifade ederiz.
devamını gör...

vurulmuşum...
dağların kuytuluk bir boğazında,
vakitlerden bir sabah namazında,
yatarım; kanlı, upuzun.

vurulmuşum;
düşüm gecelerden kara.
bir hayra yoranım çıkmaz,
canım alırlar ecelsiz,
sığdıramam kitaplara.

kirvem, hallarımı aynı böyle yaz;
rivayet sanılır belki.
gül memeler değil,
domdom kurşunu paramparça ağzımdaki.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
odamda pardon balkondayım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim