kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

istanbul, 1957.
hürriyet gazetesi okuyan bir çocuk.
fotoğraf : rene burri
devamını gör...

okula gidip gelirken bağdat caddesi göztepe sahilinden bostancıya kadar hemen hemen her gün yaptığım yürüyüştür.

kafayı açar ve çok yararlıdır.
devamını gör...

(bkz: küçük şeylerle mutlu olmak) lazım. gülümsemek lazım, zorla da olsa.
aa bir de bir hayvan sahiplenin. vallahi beni kendime getirdi. her sabah yataktan kalkmak istemeyen ben, sırf miniğim aç kalmasın diye kalkmaya başladım. oturup düşüncelere dalardım, şimdi evde top ve saklambaç oynuyoruz sürekli. keratam benim, iyi ki var...
devamını gör...

evli adamın o saat de dışarda ne işi varmış ?
devamını gör...

az önce youtube'ta takipçilerime canlı aerobik dersleri verirken aklıma gelen düşünce. birdenbire aklıma şimşek gibi hücum eden bu aydınlanma karşısında yayını kapatıp instagram'a girdim.

kullanıcı adı kısmına "leonardodavinci,, leodavinci,, davincileo,, leovinci,,vs." gibi isimler deneyerek araştırdım bu ünlü ressamı. ancak fake hesaplar vardı, bu üstat ressamın resimlerini paylaşan tonla ıvır zıvır hayran hesapları işte...

reddit, 4chan, ekşisözlük, memurlar. net, twitter gibi ünlü siteleri de stalkladım ancak yok kardeşim yok...

bir sonraki adım olarak internet archive sitesine gittim. bilenler bilir bu sitede web sitesi sayfalarının eski hallerini görebiliyorsunuz kronolojik olarak, bilmeyenler öğrenmiş oldu. çok faydalı bir sitedir.

neyse buraya girdim ancak 1503 yılına bakamadığımız için web sitelerinden pek bir şey bulamadım.

en son çare olarak en tehlikeli yola başvurdum. artık hedefime ya yaklaşmıştım, ya da araştırmacı gazeteci olarak bu acı gerçeği halkımıza açıklamak zorundaydım.

deep web'e girdim dostlar...

internetin en derin katmanlarında, cia, fbi gibi bilumum kimselerin ulaşabileceği top secret belgeleri bile taradım ancak leonardo da vinci'nin mona lisa ile alakalı ressamın attığı herhangi bir instagram postuna denk gelmedim. internetin hiçbir yerinde yok anlayacağınız.

bu acı gerçek beni ziyadesiyle üzdü. zaten duygusal dönemimdeyim sözlük... gerçekten mutlu bir günüm olmayacak mı bilmiyorum. nefret ediyorum bu durumlardann.....
devamını gör...

hafiften kahverengi çokça da yeşil barındıran bir renk. ismini, marmara ve ege'de yetişen zeytinlerin renginden almıştır ve o yörede kullanılan bir renktir. ev dekorasyonu için tercih edilecek seçenekler arasındadır.
devamını gör...

tatile gitmeniz durumunda mutlaka araba kiralamanızı tavsiye edebileceğim akdeniz ülkesi. öncelikle yemeklerden çok da bahsetmeye gerek yok; zaten hali hazırda bir çoğu biliniyor.

ama deniz ürünleri vs. yemek istiyorsanız, özellikle napoli'yi tavsiye edebilirim. bu arada hırsızlığın en fazla yaşandığı yer de napoli maalesef. arabanızın herhangi bir görünür yerinde eşya bırakmamanız gerekir, zira döndüğünüzde camlarınız kırık olacaktır. ayrıca arabayla giderseniz cüzi bir şehre giriş parası ödüyorsunuz, yanlış hatırlamıyorsam 3 euro civarındaydı.

güneye denize gideyim deyip, ismi sık duyulan amalfi'ye giderseniz, gözünüzde çok da büyütmeyin, ufak bir kasaba, fiyatlar açıkcası ucuz değil; ancak ben dağın tepesinde bir otel bulduğumdan, deniz kıyısına nazaran daha uygundu. orada araca ihtiyacınız kalmıyor, 1,5 euroya bakkallardan otobüs bileti alarak, heryere gidebiliyorsunuz.

aynı şekilde amalfi'ye yakın, teknelerle ulaşabileceğiniz sorrento, positano, ravello gibi yerleşimler var, açıkcası hepsi bana aynı gelmişti.

amalfi'nin hemen karşısında yine tekneyle ulaşabileceğiniz capri adası var, kişi başı 25 euro civarında. adaya ulaştığınızda plaja gidebilmek için minibüse binmeniz gerekiyor, o da yaklaşık 3 euro. asıl bomba plaj girişinde; kişi başı 50 euro. bu arada plaj derken de; bizim güney sahillerinde beach tarzı bir mekan hayal etmeyin. gayet 70-80 basamak merdivenle deniz kıyısında bir mekan. denizi de idare eder cinsten, şnorkel filan gerekmiyor, olsa da birşey gözükmüyor çünkü. yüzen insan sayısı çok az, daha çok bel seviyesinde suya girip, flamingo modunda sohbet etmeyi seviyorlar.

diğer taraftan ben kültürel gezi yapacağım diyorsanız roma güzeldir. vatikan'a yakın bir sürü otel mevcut, ancak vatikan'ı da gezeceğim derseniz, bir gününüzü orada yersiniz.

alışveriş için gitmeyi düşünenlerdenseniz ise milano açık ara öne çıkıyor, bizim bağdat caddesi ile eşdeğer düşünebilirsiniz, konsept hemen hemen aynı; ancak bir ayakkabının 300-400 euro olduğunu görünce hızlı adımlarla uzaklaşıyorsunuz.

herkesin romantizm hayali venedik için ise sezonda gitmeyi tavsiye etmem, insan kalabalığı, sezon sonu gidince daha rahat edebilirsiniz.

umarım pandemi bir an önce geçer ve dünyayı gezmeye devam ederiz.
devamını gör...

türkiye'nin en popüler mmorpg oyunu. hâlâ.
çocukluğumu, gençliğimi verdiğim oyun.
devamını gör...

büyüksün..

devamını gör...

aklıma şu görseli getiren başlık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeni uyanan kardeşim ellerini havaya dikip uyurgezer taklidi yaparak beni keklemeye çalışıyor.
-ne yapıyorsun be?
+uyurgeziyorum.
-*
devamını gör...

bu başlığa entry girmem gerektiğini hissettim, biri profilime bakarsa içi bayılabilir bu depresifliğimden. ama napayım işte anonimim ve içimi döküyorum, delirmemek için. gayet tatlı bir insanım aslında da neşe saçamıyorum bu aralar.
devamını gör...

insanları yüzyüze konuşurken herhangi bir şeye ikna edebiliyorum çoğu zaman. çok ekstrem durumlarda ters psikolojinin ters psikolojisinin ters psikolojisiyle olayı allak bullak ediyorum
devamını gör...

çoook havalı bir eğlence merkeziydi. çok iyi hatırlıyorum 5. sınıftayken okulla birlikte gitmiştik. herkes çılgınlar gibi tüm oyuncaklara biniyor, trende çığlık kıyamet kopuyordu. bendeniz yukseklik korkusu olduğu için masal anlatan ağacın dibinden ayrılmamış , tüm gün tek başıma katları dolaşmıştım.
sonra da sırtımda sırt çantası katları tek başıma dolaşırken meğer ilk aşkım bana aşık olmuş. ''özgür kız gibiydin aynı ''dedi yıllar sonra. kim ne zaman tatilya dese benim aklıma gelen hep bunlar olur. çok yaşayın yüzümü gülümsettiniz.
devamını gör...

geç de olsa günaydın dostlar. dün gece benim için çok zordu. ilaçları bıraktığım için yakın dönemde sık sık yaşayacağım atakların ilkini şiddetli şekilde yaşadım. modum bir anda zirveden en dibe indi. çay mı demlesem yoksa kendimi mi assam diye düşündüm. hemen uyumayı denedim ve yaklaşık yarım saat sonra uykuya dalmışım. sabah 5 gibi uyandığımda kendimi fena hissetmiyordum. neyse ki sakin bir şekilde atlattım. günüm fena geçmiyor. artık ofis içerisinde çalışacağım. dışarıya çıkmamak benim için iyi oldu. hem işleri daha rahat takip edebileceğim ek olarak sık sık yaşadığım hafıza sorunu da minimum seviyeye inecek. hava bugün çok güzel. aralıklarla kar yağışı oluyor çay ile izlemek keyifli oluyor. işler de az daha ne olsun? herkese mutlu, dengeli ve bol kar yağışlı bir gün olsun. istanbul'da yaşayan dostlar hafta sonu plan yapmayın çünkü afet derecesinde kar yağma ihtimali yüzde 80. aksilik olmazsa miss awesome ile ıslak kuru yapmaya heybeli'ye gideceğiz. eğer bizim gibi deliyseniz bize katılmanız da sakınca göremiyorum.
devamını gör...

newton amcamızın hareket kanunlarından yola çıkarak hacer teyzemizin 5 katlı bir apartmanın en üst katında oturmakta olduğunu ve markete gitmek üzere ayakkabılarını yere 1 metre mesafeden serbest düşmeye bıraktığında apartman içindeki olacaklara bilimsel olarak bakalım.

buradaki şartlardan birisi hava sürtünmesi olmayan bir ortam olarak düşünüyoruz. ikinci olarak da yer çekimi sabitini kısaca 10 alalım.

not: hacer teyzenin terliği hareketi boyunca g (yerçekimi ivmesi) ile düzgün hızlanan hareket yapacaktır.

bunun için bilmemiz gereken formüllerden birisi:

h=(1/2)gt^2

h: metre olarak yükseklik,
g: ivme-yer çekimi sabiti (metre/saniye kare)
t: saniye olarak zaman.

değerleri denklemde yerine koyduğumuzda hacer teyzemizin ayakkabısının teki tam olarak 0.447 saniye sonra zemine bütün haşmetiyle yapıştığı görmekteyiz.

şimdi de hacer teyzemizin terliği (ayakkabısı) yere kaç metre/saniye hızla yapıştığına bakalım.

bunun için bilmemiz gereken tek formül:

v=g.t

değerler yerine konduğunda hacer teyzemizin terliğinin yere 4,47 metre/saniye hızla çarptığını bulmuş olduk bilimsel olarak. ben anlamam, bu değeri km/saat olarak çevir derseniz eğer kısaca bulmuş olduğunuz hızı 3.6 ile çarparak hızı km/saat formatına dönüştürmüş olursunuz.

eee o zaman hacer teyzenin terliği yere yaklaşık 16 km/saat hızla çarpmış oluyor. apartman içerisindeki şiddetlenerek artan ses de cabası efendim. bir rivayete göre 3. kattaki mehmet amca da bu sesi çok rahat duymaktadır.


işbu tanımımda ayakkabılarını kibarca zemine bırakmayıp, belli bir mesafeden yere serbest düşmeye bırakan tüm kalbi temiz insanlara gelsin.
devamını gör...

#1648142
numaralı tanımımda belirttiğim anımı yazmaya geldim, sözüm vardı diğmii canım cenk?*
efendim bu anımı yaşadığım yaşlar yaklaşık olarak 5 taş çatlasın maksimum 6 yaş diyebiliriz. hem ananemin hem babaannemin evinin bahçesi ağaçlı ve ben bu ağaçlara tırmanmaya bayılıyor, nerede ağaç görsem tırmanıyorum. benim için ağaç = tırmanılan yer demek.
beni tanıyanlar bilir çikolataya olan tutkumu ve yine onlar bilir ne kadar sakar olduğumu. * bu detayı belirttim çünkü anlatacağım olayı yaşamamın sebebi bu iki faktör.

bir akşam ailecek bir alışveriş merkezine gittik. hepimizin malumu avmlerde yılbaşı zamanlarında kocaman yılbaşı ağaçları ve bunların çevresinde farklı boyutlarda hediye paketleri olur. bu yılbaşı ağacı bildiğimiz toplarla, ışıklarla degil minik minik çikolata paketleri, gofretler ve sekerlemeler ile süslenmişti. ben bu manzarayı görünce vuruldum tabi. tuttum kardeşimi kolundan sürükleye sürükleye ağacın yanina götürdüm. "bak" dedim "şimdi bu ağaçtan en güzel çikolataları toplayacağız tamam mı?" hayır deme şansı var mı, yok tabi. * bu sırada babam annemi bekliyor bir gözü bizim üstümüzde, biliyorum bakıyor bize ama ağaca tırmanmanın nesi kötü ki? kötü olsa uyarırlardı simdiye kadar.
evet ben o ağaca tırmanmak üzere ağaca sarıldım. tırmanma kuralları gereği ağaca zıpladım ve ellerim ayaklarımla ağaca sarıldım. önce küçük bir sarsıntı hissettim ve bir çikolata paketi kopardım. sonra ...
sonra ağaçla birlikte yere düştüm.*
etraf çığlık kıyamet bizim yanımıza geldi. kardeşim bağırıyor "yaşasın ben de toplayacağım " diye. ben bağırıyor ve ağlıyorum "en yukardaki çikolatayı toplayacağım " diye. bu sırada babam beni ağaçtan ayırmaya çalışıyor.*
her neyse ağaç kaldırıldı, ben ağaçtan ayrıldım, annem kardeşimi kucakladı, babam herkesten özür diledi zarar ziyanı karşıladı beni elimden tuttu ve klasik bir konuşma yaptı; işte her gördüğün ağaca tırmanılmaz, her çikolata senin olamaz, her istediğini yapamazsın vs...
babama hak verdim ve şöyle dedim. "tamam baba ama yeni yıl çikolatalarını nereden alacağız şimdi? "*
devamını gör...

ülkemizin ciddi anlamda en büyük sorunlarından biri.

eskiden sahip olduğumuz herhangi bir elektronik gerecin yedek parçasının ya da tamirinin daha ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum. şimdi de araştırınca birçok parçaya erişim mümkün ancak hem tamir hem yedek parçada fiyatlar o kadar dengesiz ki, çoğu insan "tamir edeceğime yenisini alırım" düşüncesiyle olanca elektronik atık meydana gelmesine sebep oluyor. şöyle bir evinize bakın, bozuk olduğu için kullanmadığınız ve "nasılsa bununla bir şeyler yaparım" dediğiniz irili ufaklı birçok plastik içerikli elektronik gerecin bulunduğunu göreceksiniz. evde bu tarz eşyaları tutmayı sevmiyorsanız kaç kere elektronik bir gereci çöpe gönderdiğinizi düşünün.

elektronik atıkların geri dönüşümüne yönelik çalışan birkaç özel girişim var ancak hiçbiri maalesef yeterli düzeyde değil, insanların bu tarz oluşumların varlığından bile haberi yok. geri dönüşüm çoğu belediyenin gündeminde kalıcı olarak yer almıyor, öyle ki elinizdeki kullanılmayan elektronik eşyayı gönderebileceğiniz bir işletme bulmak son derece zor. normal atıklarda bile organik, plastik, kağıt, metal, cam gibi atıkları ayrıştırma konusunu uygulamak imkansızken elektronik atıkların düşünülmesi herhalde ikinci planda kalmakta. gerçi "sıfır atık" gibi güzel bir düşünceyle yola çıkılan noktada çöp ithal ettiğimiz gibi kötü bir gerçeklikle karşı karşıyayız, insanlar bu nedenle hastalanıyor, bitkiler ve hayvanlar ölüyor. yaşayacak alanımız kalmıyor resmen.

bir şey yapmamız gerek ama ne?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim