son zamanlarda sıkça rast geldiğimiz kelimelerden biri olan strikhedonia “boş ver, ne olacaksa olsun, çok da tınn” anlamında kullanılmaktadır. colin mcleod’un bir parçasının da ismi olmuştur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ingilizce bir kelime olan strike ve yunanca kökenli bir kelime olan hedonia’nın birleşiminden oluşan strikhedonia “bir durum karşısında olacakları göze alıp her şeyi boş vermişliğin keyfidir, umursamazlığın verdiği hazdır."

sizi tehditvari şekilde rahatsız eden hadsizlere karşı "gittir git" demek yerine strikhedonia derseniz karşınızdaki afallar, acaba ne dedi diye uzun uzun düşünür. *
“ölmüş eşek kurttan korkmaz”
“dünyayı sel basar, ördeğin umurunda olmaz”
“acı patlıcanı kırağı çalmaz”
benzeri sözler ile de açıklanabilir strikhedonia.

kıymetli yazarımız the matrix isn't real şu sahneyi daha iyi açıklar. sanal ortamdaki virüs benzeri trolleri "strikhedonia" diyerek umursamamak en iyisidir.


bize yüz vermeyenlere de strikhedonia der, son sözümüzü söyleriz. *


“kişisel bir tavır olarak alma. hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra sadece seni değil kimseyi umursamıyorum. hepsi bu” - gabriel garcia marquez.
devamını gör...

hayatımdan kendi çıkan ya da benim çıkardığım insanlara karşı ruh halim.
sanki hiç olmamışlar gibi.
devamını gör...

kısa ve öz; annem.

onun da öldüğü geliyor o zaman aklıma, yanına gidince anlatırım madem deyip yerime geri oturuyorum.
devamını gör...

“kemerleri bağlayın”

öncelikle bir festivalden bahsedelim. 2005 yılında almanya’da başlatılan morgenland festivali. farklı kültürlerde sanatsal faaliyetleri buluşturan festival tiyatro, resim gibi alanlarda ortak çalışmalar sunar. bu festivalin bir de orkestrası vardır ki, deyim yerinde olarak söyleyeyim müthiştir.

festival orkestrası batı müziğini, orta doğu ile sentezleyerek akıllara durgunluk verecek işler ortaya çıkarmıştır. kurucusu michael dreyer’dir.

bu festivalin bir manifestosu var. amaç, bölgesel çağdaş müzikleri, orta doğu coğrafyasının müzik kültürünü tanıtmak. bunu tiyatro, resim ve diğer sanat etkinlikleri ile insanlara sunuyorlar. festivalin orkestrası ise festivalin geniş kültür birikimine sahip özelliğine cevap verebilecek nitelikte olması sanırım. bu özelliği ile dünyaca tanınan bir orkstra olması şaşırtıcı değildir.

festivale azerbaycan'dan alim qasimov ve salman gambarov, türkiye'den aynur doğan, iran'dan kayhan kalhor, ermenistandan jivan gasparyan gibi sanatçılar katılıyor. sanatçıların arkasında duran orkestra üyelerinin ise haddi hesabı yok. vokalde aynur doğanla beraber ibrahim keivo, kinan azmeh klarnette, cemil qoçgiri sazda,rony barrak darbukada, hüseyin zahawi erbanede.

bir müzik şölenidir. yaylı çalgıların, perküsyonla dans etmesi izleyenleri nirvanaya çıkarır orada bırakır.

şimdi sizlere yaklaşık 17 dakikalık bir görüntü bırakıyorum. 5 dak. 30 saniyeden sonra uçuş başlıyor.

“kemerleri bağlayın”

uçuşagider

kaynak: bilgilerin bir kısmı ekte olan siteden alınmıştır.
kaynak
devamını gör...

birine çok benzettiğim yazar. inşallah o değildir, kafasında sözlüğün logosundaki çöpe giden kafayı patlatma isteği uyanır yoksa içimde.

genel itibariyle sert fakat güzel aforizmaları olan yazardır bir de.
devamını gör...

tek taraflı düşünerek değerlendirilmemesi gereken insandır. bazen herkes öylece olduğu yerde kaldığında da mesafe açılabiliyor. sosyal ilişkileri bir dengede tutabilmek çok zor.
devamını gör...

körlük, satranç, yeraltından notlar, simyacı, hayvan çiftliği, medyum ve daha nicesi.....
devamını gör...

ben hiç öyle birşey duymadım genelde kadın kadını, erkek erkeği oylar. çok dikkat ediyoruz böyle şeylere.yapan varsa şikayet etmeliyiz el birliğiyle..

dikkat! bu tanımı ciddiye almayınız!!
devamını gör...

tüm uyuşturucular ve keyif verici maddeler kötüdür. fakat meth sizi yaşayan birer cenazeye daha nefes alırken dönüştürür. hayatı ıskalamayın sevgili yazar kardeşlerim, bu yolların envai çeşidinden geçmiş biri olarak sizlere tavsiyemdir.
devamını gör...

saat 21:21'de bir dilek dilediğim gündür. ulu tanrım! yalvarırım bu sefer gör artık!
devamını gör...

sonuna kadar katıldığım sözdür, çok güzel anlatılmış... ciddiyetle gösterilmeyen, söylenmeyen hiçbir şeye inanmıyorum bende, köşeye sıkışınca değil, şaka yaparken değil.. ciddiyetle...

konuşabilen canlılarız, niye tahminlerle yürütelim hayatımızı acaba, çokmu zor... içinden gelmiyorsa kandırma kimseyi..
içinden geliyorsa da söylemiyorsan, napıcaksın o içindekileri? neden saklıyorsun? kimin sevgisini kime göstermiyorsun...

diyelimki söyledin..
nolucak.. bak şimdi senin onu sevdiğini düşünecek.. hay allah.. belkide bunu arkadaşlarına anlatacak...

düşünsün, ne olacak, senin onu sevdiğini düşünsün, herkes de bunu bilsin, ne olacak..
birini sevmek, değer vermek, saklanacak, utanılacak, çekinilecek bir şey değildir..

nedir bu kabızlık.. ben duygularımı gösteremem saçmalığı.. yapamıyorum diye bir şey yok.. inkar etmektir bu..
olmayan bir şeyin sahtekarlığıdır bu..
senin o duvardan farkın varsa, duvar gibi durma o zaman...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevginin, sevilmenin pekte ciddi pekte önemli bir şey olmadığını öğrenmiş biri olarak artık üzerine yoğunlaşmadığım durumdur.

bu illa kadın erkek ilişkisi olarak algılanmamalı bence. genel bir durumdur.

bir zamanlar yanınızda olan, sizi canından çok sevdiğini iddia eden insanları düşünün. şuan neredeler onlar?

sevgi, sevilme isteği insanın doğasından geliyor. ama şu da insanın doğasından geliyor ki, önce 'ben' algısı. önce ben diyen iç güdülerle, birilerini sev diyen iç güdüler bazen çarpışabiliyor. ve genelde önce ben diyenler kazanıyor. şuan yanınızda olmayan insanların bir çoğunun bu eylemi gerçekleştirme nedeni de bu zaten.

biri sizi sevmiyor ya da sevmekten vazgeçiyorsa muhtemelen kendisini daha çok seviyordur. sizi beğenmemiş olması, sizi hayatına yakıştıramıyor olması yine aynı yere çıkıyor. sizi kendisine layık görmüyor yani kendini daha üstün görüyor.

çok derin konular. kabataslak kurulacak cümleler bunlardır. derinlemesine düşündükçe yaşadıklarımı değerlendirdikçe sizde bu sonuca varacaksınız emin olun.

peki bu konuda ne yapacağız?

kendimizi sevmeyi öğreneceğiz. kendimizi sevip gereksiz teferruatlara girmeden ben 'bana zarar veren bu hissiyattan en çabuk nasıl kurtulurumun?' çözümünü bulacağız.

unutma önce 'ben'!..
devamını gör...


kavga etmek yerine küfretmeyi seçen ilk insan uygarlığın kurucusuydu.


sözü ile küfüre olan bakış açımı değiştirmiştir. freud sansasyonların babasıdır. tanrıyı abartılmış bir baba figürü olarak görmeyi tercih eder. bunun yanı sıra; insan, çocukluk ve gelişim süreçleri, kadınlar, toplum, medeniyet, psikoloji ve sosyoloji alanlarında mihenk taşı sayılabilecek görüşlerin de sahibidir. ayrıca kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren, psikanalitik kuramın kurucusudur.


sigmund freud, 6 mayıs 1856 tarihinde avusturya-macaristan imparatorluğu'nda dünyaya gelmiştir.
o dönemlerde çalkantılı dünya düzeni ve bulunduğu bölgelerdeki iç karışıklığın üzerine ekonomik bunalımda eklenince, ailesi ile viyana'ya yerleşmek zorunda kaldığında, freud henüz 4 yaşındaymış. bir nevi göçmen bir hayat sürdürmüş. çok sık seyahat etmeleri farklı ırklar ve kültürlerle karşılaşmasını ve farklı insanlar tanımasını kolaylaştırmış. hayatını biraz daha yakından incelediğinizde dinden ve tanrıdan nefretinin çocukluğa dayandığını göreceksiniz.

avrupanın ekonomik buhranlarına yakından şahit olmuş. tabiri caiz ise avrupanın göbeğindeki gizli su savaşlarını yaşamış bu yaşadıklarının toplum ve millet yargılarını şekillenmesinde önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum.

hala çok tartışılan ve ispatlanması çok güç olan bir teorisi, tüylerimi diken diken eder.
davranışlarımızın bilinc altı ve bilinç dışı ile bağlantısını savunurken şöyle bir tez ileri sürer:

"bir insanın tüm bilinç altı üç yaşına kadar dolar. geri kalan ömrü, o üç yaşına kadar yaşadıklarının yansıması ve sonucudur."

dolayısıyla bilinci, seçimleri ve iradeyi bir kenara iteler. bu ve bunun gibi pek çok sansasyonel teorinin kralı freud ' u gülünç bulmak gülünçtür...

kendi yaşadığı dönemi aşmış ve asırlar sonrasına bile ışık tutabilecek yahut soru işareti olabilecek fikirler ardında bırakmıştır.

ileriye sürdüğü soru ve sorunlara cevap bulunabilecek zihinsel seviyeye ulaşamamış insanlarız, ne gülünçlüğünden bahsediyorsunuz?
devamını gör...

müteşekkirim kendisine. ülkenin cumhurbaşkanından daha eğitimli, bilgili, görgülü olma tatminini bana sağladığı için.
devamını gör...

lise yıllarında sevgilim olmayan bir kızla sevişmiştim. küçük yer olduğu için de her yerde duyulmuştu haliyle.

sırf bu sebepten bir gün dershanenin önünden yürürken dershane önünde takılan kız erkek kim varsa yaklaşık kırk kişi hepsi muhabbeti kesip birden bana bakmıştı. içimden yanlış bir şey mi yaptım deyip utanmıştım.

şimdi böyle bir şey olsa şeyimde olmaz herhalde. duygusallık da kalmadı artık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

memleketin halini düşünüyorum...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

doksanlı yıllarda melissa joan hart adında sarışın bir genç kadının başrolünde oynadığı dizi. ki kendisini daha önce nickelodeon'da yayınlanan clarissa adlı dizide de başrolde görmüştük. türkiye'de atv'de yayınlanırdı. çok popüler olduğu için eğlenceli birkaç sinema ve tv filmi de çekilmişti. doksanlarda çocuk olmaya dair en eğlenceli ayrıntılardandır.
devamını gör...

1963 istanbul doğumlu besteci, şarkıcıdır. bir dönem grup yorum solistliği yapmıştır.
efkan şeşen-yüreğim yangınlarda en sevdiklerimden. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim