eskiden, bir ülkenin kralının aşçısı türk, bir ülkenin başkanının berberi türk diye birileri sevinirdi. neyseki seviye artmış, artık bir türkiye'li olarak, buradan giden birinin geldiği seviyeye hepimiz sevinebiliriz.
ama adam yarın birgün türkiye'ye gelip, ben göttingen üniversitesinin rektörüyüm derse, birileri, hava atmak için götünden üniversite ismi uydurma diyebilir.
devamını gör...


bu da benim en sevdiğim.
devamını gör...

talat paşa hayranı olarak ben de içlerinde bulunmaktayım. bu adamlara da savaşa sürüklediler diye söylenenler de önce gidip araştırsınlar bir zahmet. ittihat terakki deyince akla enver paşa gelir; lakin ittihat terakki tamamen talat paşa'dan sorulur. balkanlardaki karışıklıklar ve ayyuka çıkan milliyetçilik, özgürlük gibi olay ve olguları yorumlayıp bu yönde önlem almaya, bir yol çizmeye çalışmıştır ittihat terakki. atatürk ile sonradan ne kadar ters düşmüş olsalar da atatürk onların bıraktıkları üzerine inşasını tamamlamıştır. tarih üzerine 'acaba' denmez ama ben demeden de edemiyorum. talat paşa gibi bir zekayı abdülhamit karşısına ciddi ciddi alsaydı neler olurdu kim bilir. terk etme işine gelince de enver paşa kaçma taraftarı olmayıp izmir valisi rahmi bey onu bu gidişe ikna etmeyi başarmıştır. talat paşa gittiği berlin'de bile eski ittihatçılarla hala anadolu için ne yapabiliriz derdinde iken kendisi ve cemal paşa ermeniler tarafından alçak bir suikastle şehit edilmişlerdir. bazı şeyleri bol keseden sallamak kolaydır ama yaşananlara tarihi perspektiften az da olsa objektif bir göz atınca ne kadar da farklı ve zor olduğu anlaşılır.
devamını gör...

ben öğretmen çocuğuyum. ilkokul zamanıma denk gelir. rahmetli babam sınav kağıtlarını eve getirir, bir iki gün içinde okur ve geri götürürdü. ben de bazı zamanlar e. s. isimli öğrencinin kağıdını sırf soyadına gıcık olduğum için alır. bazı cevaplarını yanlış olacak şekilde değiştirirdim. başka hiçbir öğrencinin kağıdına dokunmadım.

e. s. senden özür dilerim.
devamını gör...

sağa sola sallama yorulursun
ürktün de mi ona buna sataşırsın
buradan konuşuyorsun tabi
yoldaş buralarda dikkat et uçurulursun.
devamını gör...

idare etme ve para biriktirme alışkanlığını kesin olarak kazanırsınız. bir üstteki yazarında belirttiği gibi tamir işinde de hayli yol alırsınız. iyi ki orta gelirli bir ailede doğmuşum.
devamını gör...

doğu tevekkülcüdür. hayır da şer de allahtan der meseleyi kapatır. batı bu anlayışı 18 yy. da terk etmeye başlamış, aklı başka bir noktaya koymuştur. laikliğin doğuşu bu sebeptendir. laikçi, ateist, chp zihniyeti başlığı açmaya benzemez bu işler.
devamını gör...

benim gönlümde yeri farklıdır. o biliyor neden olduğunu.
insan olmak sadece cismen, bedenen bir insan olmakla bitmiyor.
taşınan kalp çok önemli. sadece kan değil de sevgi, saygı da pompalıyorsa o kalp sevilesi, sahip çıkılası kalptir artık.
gönlü zengin olmak da kalabalıklar içinde birini bulmak kadar zordur.
ne mutlu karanlıkta bile ışık verene...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
profilimden de görebilirsiniz ama hem daha uyan hem daha sevdiğim bi şey bulamadım*.
devamını gör...

şebnem ferah-deli kızım uyan
devamını gör...

bir süre sonra grubun dağılmasına sebep olur. genelde bu dağılmadaki neden de gönül işleri olmaktadır. tecrübe ile sabit.

elbette kızlı erkekli takılın ama erkek ortamındaki tek kız olmayın bence. misal 10 tane erkek hiçbir sorun yaşamadan yıllarca aynı standartta arkadaş kalabilir. ama araya bir kız girerse standart falan kalmıyor. o 10 maldan en az biri ya da birkaçı mutlaka kıza aşık olduğunu düşünmeye başlıyor.

o yüzden arkadaşlık, dostluk vs. tamam ama bu gruba dahil olma işini abartmamak lazım.
devamını gör...

daha çok mesajın içeriğine göre değişiyor. teşekkür etseler, fikir beyan etseler gayet güzel, insanız sonuçta niye şaşıralım? ama...
entryi yanlış anlayıp yanlış yorumlamışsa, şaşırırım. bakış açısının dar oluşu beni çok üzer.

şaşkınlığın sebebi budur.
devamını gör...

beşiktaşlı_bektaşi kurban hemde sarı çizmeli mehmet ağa daha ne olsun.çok teşekkür ederiz.
devamını gör...

bazen günün sonunda bir insanın başardığı en büyük şey intihar etmemiş olmasıdır.
devamını gör...

çocuksu bir sevinç işte...
işin kötüsü çoğunlukla sonradan görüyorum. zaten nickaltim mahlasımı değişince orada kaldı. bir de yazılanlar benden çok gerçek elma kurduyla ilgili. *
bazılarına bakıyorum sayfa sayfa nickalti bende yok. belli ki çevre edinmeyi geçtim, çok az kişinin beğendiği şeyleri yazıyorum. bu da doğal olarak boş bir nickaltı olarak geri dönüyor.
hak etmediğim için gücüme de gitmiyor. sözlük'te bilgi şelalesi yazarlar var. ben mesleğime ilgili bilgi girmek istemiyorum. böyle olunca sözlük yazarlığım, dar bir çerçevede zaman öldüren, kendi kendine takılan biri olarak sürüyor.
yine de yazan yazmayan ,burada tanım girip bildiklerini cömertce ortaya döken emek veren herkese çok teşekkür ederim.
devamını gör...

bende şükür ki olmayandır ama dudak kısmı çok terliyor doğal olarak.
devamını gör...

haklı isyandır. (bkz: kaos)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dilimizde yanlış yer edinmiş fransızca kökenli kelimelerden biridir ''restoran''.* bu kelime birçok yerde ne yazık ki ''restaurant'' olarak kullanılmaktadır. kökü latince olan ''restaurare'' kelimesine dayanmaktadır; bu kelime, re- “tekrardan” anlamında ön ek ile –staurare “kurmak, yenilemek, onarmak” kökünün birleşimiyle oluşmaktadır. kelimenin tarihine göz atarsak bu yanlış kullanımın önüne geçebiliriz kanısındayım. paris'te, kaynaklardaki bilgiye göre 1765 yılında m. boulanger* mahlaslı biri tarafından çorba hatta daha doğrusu et suyu satılan bir dükkan açılıyor. açmış olduğu dükkanın önüne ise ''boulanger débite des restaurants divins”* yazılı bir tabela asmış. çevirisini not düşmüş olduğum tabeladan da anlaşıldığı üzere o zamanlar restoran kelimesi aslında et suyu çorbalarına deniliyormuş. 18. yüzyıl fransasında ise o dönemler halk tarafından zayıf, zarif ve tabiri caizse çıtkırıldım olmaya özeniliyordu ve bu sebeple de boulanger, bu kişilerin güçlerini yeniden toplamalarına yarayan, onları ''onaran'' et suyu çorbaları satmaya başlamış. bir zaman sonra bu tarz yerler açanlara restoran sahibi denilmeye başlandığından olsa gerek, kelime artık bir ürünün değil mekânın adına dönüşüvermiş. türkçe'de ilk kullanımı ise abdülhak hamid tarafından 1878 yılında kullanıldığı iddia ediliyor. günümüzde türkçe karşılığı ''restoran'' olarak bilinse de aslında ''lokanta'' veya ''aşevi'' daha doğru kullanımlardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çayı şekersiz içerim ama karıştırmadan içemem. çünkü karışmayınca tadı farklı geliyor . ciddiyim .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim