ilaç geri çekme
hatalı olduğundan şüphe edilen, hatalı - bozuk -olan ya da kullanılmasında sakınca olan reçeteli veya otc ( over-the-counter, tezgah üstü) ilaçların, kullanıcı sağlığının ve emniyetinin korunması amacıyla sağlık bakanlığı talimatı ya da üretici/ithalatçı firmanın gerek görmesi ile en kısa sürede ve en etkin biçimde, piyasadan toplatılması işlemidir.geri çekme işlemi, bakanlığın denetiminde ilgili firma tarafından gerçekleştirilir.
geri çekmenin sınıflandırılması ilgili ilacın oluşturabileceği zararın derecesi ve hatanın niteliği göz önüne alınarak 3 sınıf olarak yapılmıştır.
a) birinci sınıf: ciddi ve hayati sağlık sorunlarının çıktığı ve çıkabileceğine dair kabul edilebilir nedenlerin bulunduğu durumlar.
b) ikinci sınıf: geçici ve tedavi edilebilir sağlık sorunlarının çıktığı veya muhtemel olduğu durumlar.
c) üçüncü sınıf: ürünün kullanılmasının sağlığa zararlı olmadığı durumlar.
geri çekmenin dağıtım zincirinde hangi seviyeye kadar ineceği -geri çekme sınıflandırılması ile yakından bağlantılıdır - aşağıdaki 3 seviye ile sınırlandırılmıştır.
a) a seviyesi, elinde ilacı bulunduran hastalar dahil olmak üzere tüm piyasadan yani nihai kullanıcıya kadar iner.1. sınıf geri çekmeler bu seviyeden yapılır)
b) b seviyesi, nihai kullanıcıya ürünü sağlayan tüm yerlere kadar iner. serbest eczane ,hastane eczaneleri gibi (2.sınıf geri çekmeler bu seviyeden yapılır)
c) c seviyesi, toptan satış, depo ...vb seviyesine kadar iner.( 3. sınıf geri çekmeler bu seviyeden yapılır)
ilaç geri çekmeye sebebiyet verebilecek durumlara örnek olarak;
ambalaj hataları
etiketleme ve baskı hataları
içerik hataları ( yabancı madde,birim ağırlıkta sapmalar, görünüş, şekil, koku bozuklukları )
etkiye bağlı hatalar ( etkisizlik, yan etkiler, toksisite) verilebilir.
kaynaklar :
www.resmigazete.gov.tr/eski...
*
geri çekmenin sınıflandırılması ilgili ilacın oluşturabileceği zararın derecesi ve hatanın niteliği göz önüne alınarak 3 sınıf olarak yapılmıştır.
a) birinci sınıf: ciddi ve hayati sağlık sorunlarının çıktığı ve çıkabileceğine dair kabul edilebilir nedenlerin bulunduğu durumlar.
b) ikinci sınıf: geçici ve tedavi edilebilir sağlık sorunlarının çıktığı veya muhtemel olduğu durumlar.
c) üçüncü sınıf: ürünün kullanılmasının sağlığa zararlı olmadığı durumlar.
geri çekmenin dağıtım zincirinde hangi seviyeye kadar ineceği -geri çekme sınıflandırılması ile yakından bağlantılıdır - aşağıdaki 3 seviye ile sınırlandırılmıştır.
a) a seviyesi, elinde ilacı bulunduran hastalar dahil olmak üzere tüm piyasadan yani nihai kullanıcıya kadar iner.1. sınıf geri çekmeler bu seviyeden yapılır)
b) b seviyesi, nihai kullanıcıya ürünü sağlayan tüm yerlere kadar iner. serbest eczane ,hastane eczaneleri gibi (2.sınıf geri çekmeler bu seviyeden yapılır)
c) c seviyesi, toptan satış, depo ...vb seviyesine kadar iner.( 3. sınıf geri çekmeler bu seviyeden yapılır)
ilaç geri çekmeye sebebiyet verebilecek durumlara örnek olarak;
ambalaj hataları
etiketleme ve baskı hataları
içerik hataları ( yabancı madde,birim ağırlıkta sapmalar, görünüş, şekil, koku bozuklukları )
etkiye bağlı hatalar ( etkisizlik, yan etkiler, toksisite) verilebilir.
kaynaklar :
www.resmigazete.gov.tr/eski...
*
devamını gör...
kırık telefon camı
malum ekran ce cam fiyatları sebebiyle dışarda kullanan bireylerde sık sık görebileceğiniz camdır. takıntılı adamı rezil eder gamsız adamı vezir.(bkz: sısısısı)
devamını gör...
bir pandanın öğrenmesi gerekenler
bambuyu soyarak yemek.
tanım: bir pandanın öğrenmesi gereken şeyleri paylaştığımız başlıktır.
tanım: bir pandanın öğrenmesi gereken şeyleri paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
acı çekmeyi sevme nedeni
tamamen alışkanlık, sevmek değil. zamanla yaşanılan her şey tanıdık duygu kontenjanından girip çıkmıyor içimizden. iyi midir kötü müdür algısı gidiyor. öncesinde çok acı veren şey sonrasında 'tamam ben bunu biliyorum' tepkisizliğine bırakıyor kendini. tabii bu benim yorumum.
buraya bilimsel açıklamasını da bırakayım;
acı hissi merkezi sinir sisteminde endorfin salgılanmasına neden oluyor. zindelik hissi veriyormuş çok ters köşe bir durum. insan çok karmaşık, aldatıcı duygu durumlarının gölgesine bırakılmış bir arapsaçı. çivi çiviyi söker budur bunun ilacı esintisinde yaşıyoruz bu hayatı...
buraya bilimsel açıklamasını da bırakayım;
acı hissi merkezi sinir sisteminde endorfin salgılanmasına neden oluyor. zindelik hissi veriyormuş çok ters köşe bir durum. insan çok karmaşık, aldatıcı duygu durumlarının gölgesine bırakılmış bir arapsaçı. çivi çiviyi söker budur bunun ilacı esintisinde yaşıyoruz bu hayatı...
devamını gör...
kapalı kadın
müslüman, islâmı öyle sağ ve diri, canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin. sezai karakoç
içerisinde bulunduğum gruptur. dini inancını hayatına yansıtaların doğal bir durumdur. başörtümle daha mutluyum. böyle daha özgür olduğumu düşünüyorum. çünkü erkeklerin saçlarıma ve vücuduma bakıp laf atmaları beni aşırı derecede rahatsız ediyordu. tabii hâlâ da bu iğrençliği benim dışımda da başörtülü olmayan arkadaşlara da yapanlar var. bazı belhûm adal kategorisindeki varlıklar için bu durum sadece kadın olarak yeterli oluyor. laik bir ülkede herkes dini vecibelerini hayatına özgürce yansıtabilir. tabii ki niçin tesettüre girdiğini bilmeyenleri burda eleştirip makyaj yapın yapmayın böyle giyin falan diyerek hayatlarına müdahale etmek haddime değil. onların islamı anlamamış olmaları, tüm başörtülülerin amacını kötü bilip düzgün tesettürlüleri de yaftalamak genellemelerin en arsızıdır. kininizde boğulun diye bir söz vardır. sen istediğini giyip ya da giymemekte özgürsün de benim tercihim söz konusu olunca ben özgür değil miyim? ister beğen ister beğenme bu din konusunun yanında insanların tercihidir de.
içerisinde bulunduğum gruptur. dini inancını hayatına yansıtaların doğal bir durumdur. başörtümle daha mutluyum. böyle daha özgür olduğumu düşünüyorum. çünkü erkeklerin saçlarıma ve vücuduma bakıp laf atmaları beni aşırı derecede rahatsız ediyordu. tabii hâlâ da bu iğrençliği benim dışımda da başörtülü olmayan arkadaşlara da yapanlar var. bazı belhûm adal kategorisindeki varlıklar için bu durum sadece kadın olarak yeterli oluyor. laik bir ülkede herkes dini vecibelerini hayatına özgürce yansıtabilir. tabii ki niçin tesettüre girdiğini bilmeyenleri burda eleştirip makyaj yapın yapmayın böyle giyin falan diyerek hayatlarına müdahale etmek haddime değil. onların islamı anlamamış olmaları, tüm başörtülülerin amacını kötü bilip düzgün tesettürlüleri de yaftalamak genellemelerin en arsızıdır. kininizde boğulun diye bir söz vardır. sen istediğini giyip ya da giymemekte özgürsün de benim tercihim söz konusu olunca ben özgür değil miyim? ister beğen ister beğenme bu din konusunun yanında insanların tercihidir de.
devamını gör...
taze fasulye kızartması
yazın vazgeçilmesi zeytinyağlı taze fasulye yemeği bir zaman sonra insanı kendinden soğutabilir. işte bu noktada değişiklik arayanların imdadına yetişen bir tariftir. oldukça basittir de.
malzemeler:
* evdeki kişi sayısına göre yarım ya da bir kilo taze fasulye
* sıvı yağ
* domates
* sarımsak
* tuz
yapılışı:
taze fasulyeleri güzelce ayıklayalım, büyük olanlar bıçakla ortadan ikiye ya da üçe ayıralım. yenmesi kolay olsun diye ikiye, üçe ayırdıklarımı da uzunlamasına ikiye ayırıyorum. çok minnoş oluyor. tüm fasulyelerin ayıklanma ve doğranma işlemi bitince fasulyeleri sudan geçirip iyice kurutalım. kapak kapatabileceğimiz bir tavaya bir miktar sıvı yağ koyalım. yağımız kızınca taze fasulyeleri atalım. yağ çok sıçrayacağı için kapağı hemen kapatalım, mutfak kazası olmasın . posta posta kızartabileceğimiz gibi tek seferde de yapabiliriz.
fasulyeler kızarırken küçük bir tavaya domatesleri rendeleyelim. tahmini iki domates yetecektir. domates sosu da kullanılabilir. biraz sıvı yağ katalım. 2 diş sarımsak rendeleyelim ve bir miktar tuz ekleyip domatesler sos kıvamına gelene kadar pişirelim.
pişen fasulyeleri servis tabağına alıp üzerine domates sosumuzu dökelim ve afiyetle yiyelim.
malzemeler:
* evdeki kişi sayısına göre yarım ya da bir kilo taze fasulye
* sıvı yağ
* domates
* sarımsak
* tuz
yapılışı:
taze fasulyeleri güzelce ayıklayalım, büyük olanlar bıçakla ortadan ikiye ya da üçe ayıralım. yenmesi kolay olsun diye ikiye, üçe ayırdıklarımı da uzunlamasına ikiye ayırıyorum. çok minnoş oluyor. tüm fasulyelerin ayıklanma ve doğranma işlemi bitince fasulyeleri sudan geçirip iyice kurutalım. kapak kapatabileceğimiz bir tavaya bir miktar sıvı yağ koyalım. yağımız kızınca taze fasulyeleri atalım. yağ çok sıçrayacağı için kapağı hemen kapatalım, mutfak kazası olmasın . posta posta kızartabileceğimiz gibi tek seferde de yapabiliriz.
fasulyeler kızarırken küçük bir tavaya domatesleri rendeleyelim. tahmini iki domates yetecektir. domates sosu da kullanılabilir. biraz sıvı yağ katalım. 2 diş sarımsak rendeleyelim ve bir miktar tuz ekleyip domatesler sos kıvamına gelene kadar pişirelim.
pişen fasulyeleri servis tabağına alıp üzerine domates sosumuzu dökelim ve afiyetle yiyelim.
devamını gör...
rakun
madagaskar filminde 'kral julien' karakterini oynayan hayvandır.
devamını gör...
sosyopati
sosyopati ile beraber anılan bir diğer tanım da karanlık üçlemedir(dark triad). psikopati, narsisizm ve makyavelciliğin bir arada bulunduğu bu bireyler genelde iş hayatında yönetici ve/veya patron pozisyonlarında karşımıza çıkarlar. etrafındakileri manipüle ederek, kendi çıkarlarının peşinden giden ve empati kurma konusunda son derece başarısız olan bu insanlar kendilerini de çok güzel saklarlar.
gaslighting olsun mobbing olsun ve hatta fiziksel tehditler (ki nadiren bu raddeye gelirler zira oyunu kurallarına göre oynamayı bilirler) ile karşısındaki tahakküm yönünden düşük seviyede olan insanları ya kendi oyunlarına çekerler ya da yokederler. bu anlamda modern kapitalist sistemin gaddarlığına çok iyi bir örnek teşkil ederler.
bir insan nasıl sosyopat olur sorusuna sanırım gençliğinde veya çocukluğunda yoksunluk çekmesi ve bu türden bir kaybediş endişesine karşı savunma mekanizması oluşturduğu yönünde yanıt verilebilir. bakın burada yoksulluk demiyorum, psikolojik olarak belli şeylerden yoksun bırakılmak da bu türden bir psikozu tetikleyebilir - ailenin sosyoekonomik seviyesinden bağımsız olarak.
gaslighting olsun mobbing olsun ve hatta fiziksel tehditler (ki nadiren bu raddeye gelirler zira oyunu kurallarına göre oynamayı bilirler) ile karşısındaki tahakküm yönünden düşük seviyede olan insanları ya kendi oyunlarına çekerler ya da yokederler. bu anlamda modern kapitalist sistemin gaddarlığına çok iyi bir örnek teşkil ederler.
bir insan nasıl sosyopat olur sorusuna sanırım gençliğinde veya çocukluğunda yoksunluk çekmesi ve bu türden bir kaybediş endişesine karşı savunma mekanizması oluşturduğu yönünde yanıt verilebilir. bakın burada yoksulluk demiyorum, psikolojik olarak belli şeylerden yoksun bırakılmak da bu türden bir psikozu tetikleyebilir - ailenin sosyoekonomik seviyesinden bağımsız olarak.
devamını gör...
yedi uyuyanlar
her duyduğumda cem karaca'nın sesinden kefeşletayyuş ille de kıtmir rap rap sözleri geliyor aklıma.
çocukken filmlerini izlediğimde kıtmir sayesinde köpeklere olan sevgim bir kat daha artmıştı.
çocukken filmlerini izlediğimde kıtmir sayesinde köpeklere olan sevgim bir kat daha artmıştı.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
buraya tuğkan harici birinin parçasının bırakmanın haklı gururunu yaşıyorum*.
hele sözlere bakın;
ihtiyaç duyduğu özgüvenden
kurtarılmayı bekleyen
yaşlı bir adamdan
hallice halim
isimlere çok takıldım
ağırlığınca
gözümden akan tüm yaşlardan
özür dilerdim
bu yol karanlık ve korktun biraz
olsam arkanda
bana yaslanamazsın ben
bir hüzün duvarıysam
karanlık ve korktun biraz
olsam arkanda
bana yaslanamazsın ben
bir hüzün duvarıysam
kim aldı beni düşlerimden
hayatımı kendi gözümden
görememek beni öldüren
söyle kimim ben
umutların ortasında
çaresizlik ağından
kurtuluş yok yarından
hallice halim.
hele sözlere bakın;
ihtiyaç duyduğu özgüvenden
kurtarılmayı bekleyen
yaşlı bir adamdan
hallice halim
isimlere çok takıldım
ağırlığınca
gözümden akan tüm yaşlardan
özür dilerdim
bu yol karanlık ve korktun biraz
olsam arkanda
bana yaslanamazsın ben
bir hüzün duvarıysam
karanlık ve korktun biraz
olsam arkanda
bana yaslanamazsın ben
bir hüzün duvarıysam
kim aldı beni düşlerimden
hayatımı kendi gözümden
görememek beni öldüren
söyle kimim ben
umutların ortasında
çaresizlik ağından
kurtuluş yok yarından
hallice halim.
devamını gör...
ırkçılık
kendi ırkını üstün görmek gibi akıl ve mantıkla bağdaşmayan durumdur. bir kere insan hangi ırktan olacağını kendisi belirleyemez. bu nedenle elinde olmayan şeylerden ötürü gurur duyulmamalıdır.
devamını gör...
normal sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği
bu mecrayı böyle faydalı kullanmanız ne hoş, gönlü güzel insanlar var olun...
daha önce kitap yardımı almış ve gelen kitaplara ağzım açık bakakalmış bir köy öğretmeni olarak söylüyorum çocukların gelişim düzeyine uygun kitapları ve nitelikli yazarlarımızın kitaplarını seçiniz.
daha önce kitap yardımı almış ve gelen kitaplara ağzım açık bakakalmış bir köy öğretmeni olarak söylüyorum çocukların gelişim düzeyine uygun kitapları ve nitelikli yazarlarımızın kitaplarını seçiniz.
devamını gör...
aşk ve gurur
jane austen'ın romanları arasında sivrilmiş ve büyük başarı getirmiş kitabıdır. bence aralarında en iyisi budur, belki biraz da olsa bu kitabın yanına emma yaklaşabilir ama yine de yerinden edemez. kitabı anlatmaya gerek görmüyorum, kendisinin başarısı fazlaca biliniyor zaten. ama benim muzdarip olduğum bir konu vardır ki o da bu kitabın uyarlamalarıdır. bu kadının romanlarının çoğunu okudum ve okuduklarımın da uyarlamalarını izledim. bir tanesi bile mi iyi olmaz yahu? yoksa ben mi gözümde çok büyütüyorum da bu kadar beğenmemezlikten geliyorum, diyorum. ama aşk ve gurur'un izlediğim uyarlamaları beni oyunculuklardan tut da konunun anlatılış biçimine kadar hiçbir yönden tatmin etmiyor. ama sadece bir tane istisna var ki, o da colin firth ve jeniffer ehle'nin birlikte rol aldıkları 95 yapımı dizisi. elizabeth'i oynayan ehle, tam olarak hayal ettiğim soğuk bir ingiliz kadınını canlandırıyor. firth'den bahsetmeye hiç gerek yok zaten, darcy denince aklıma ilk gelen aktördür kendisi. açıkcası izlerken gerçekten tebrik ettiğim tek uyarlamasıydı bu dizi.
devamını gör...
şarkılarda geçen acımasız cümleler
sen hiç, hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?
çakıl taşları.
şebnem ferah böyle acımasız bir soru sormuş, hem acımasız hem de fizik sorusu gibi.
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?
çakıl taşları.
şebnem ferah böyle acımasız bir soru sormuş, hem acımasız hem de fizik sorusu gibi.
devamını gör...
sen haklısın deyip konuyu kapatmak
yorulmuş insandır muhtemelen uğraşmak istemiyordur.
devamını gör...




