ilk kez allahtan android kullanıyoruz dedirtmiştir.
devamını gör...

"pacific ocean"'da geçen 3 "c" harfi de farklı telaffuz edilir.

aşırı gereksiz bir bilgi. bunu okuduğumdan beri her aklıma geldiğinde tekrarlar ve aynı şaşkınlığı içimde yaşarım. belki milyon kez tekrarladım ama sonuç hep aynı!
devamını gör...

sonbahara özlemimi hatırlatan yegâne fotoğraf.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlüğün demirbaşlığından bazılarımız için hayatımızın demirbaşlığına evrilmiş, kendisi olmaktan ödün vermeyen, gönül almayı bilen, insansever yazar ve doom günü çocuğu. iyi ki doğmuş.
devamını gör...

ölsek korkak derler. yaşasak kinaye ederler. kulak asmamaya alışın. kem göz, sinsi bakışlar hep olacak. hayat sizin hayatınız.
devamını gör...

(bkz: tartışma kültürü)
devamını gör...

oradan biri çıkıp ''bana da büyü yapıldı, senin kanını akıtırsam büyü bozulacak '' diyerek o babanın kanını akıtsa gayet hoş bir eylem olurdu.
devamını gör...

kitabı kadar dizisi de muhteşem olan başyapıt.dizisini izledikten sonra her şeye ayrıntıyla bakmaya ve kendinizi zihin sarayı yapmaya zorluyosunuz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mike judge yönetmenliğinde 2006 yılı, abd yapımı film. film, distopik bir geleceği komedi unsuruyla birlikte anlatıyor. filmi izleyince ‘ben ne izledim böyle, bu kadar absürdlük olmaz’ diyebilirsiniz. ama filmin anafikri ve bazı mesajları çok güzel.
benim hayalimde gelecek, yüksek teknolojinin olduğu, bizden daha zeki insanların olduğu bir dünya. film bunun tam aksini işliyor. konusu kısaca şu:
iq’su ortalamanın biraz altı olan asker joe bauers ve bir fahişe kadın , amerika askeri deneyi kapsamında bir kapsülde dondurulur. fakat aksilikler sonucu uyandırılmayıp, 500 yıl sonra uyanırlar. dünya bildiğimiz çöplüğe dönmüştür. iq ortalaması o kadar düşüktür ki iq’su 50 (yanlış hatırlamıyorsam 50 idi) olan kişi (ki toplumda en yüksek iq budur) abd başkanı olmuştur. ortalama iq’dan düşük iq’ya sahip joe, bu insanlar arasında en zeki insan kalmıştır.
filmin başlangıcında röportaj sahneleri var. evli çiftlerden zeki olanlar ‘ürememeyi’ tercih ederken, iq’su düşük olanlar kontrolsüzce üremektedirler. bu durum biraz önce anlattığım, düşük iq dünyasını meydana getirmiştir.
filmden bazı replikler:
-herkesten zeki olmak garip bir duygu
-evet bence de
-sence eintein herkesin salak olduğunu mu düşünüyordu?
-evet bunu hiç düşünmemiştim
-o bombayı niye yaptığı anlaşılıyor.

ayrıca filmim başlangıcında söylenen :’evrim süreci en fazla üreyeni ödüllendirmeye başladı ve zeki olanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı’.

önceleri bir yazı okumuştum; tarih boyunca bir çok dahinin ve soyunun katledilmesiyle ilgili. cehalet hep bilenden korkmuştur, hypatia,socrates ,vb. neyse, yazının ana fikri şuydu:biz o dönemden kalan daha düşük iq’lu kesimin torunlarıyız.

film,komedi dense de kahkahayla gülmüyorsunuz. hatta beni o gelecek ihtimali fazlasıyla ürküttü. düşünün tarlada niye ürün yetiştiremiyorlar? çünkü su yerine enerji içeceği ile suluyorlar tarlayı. öyle bir toplum işte…

anafikri harika , ama sadece komedi türü bir film arıyorsanız sizi hayalkırıklığına uğratabilir. izleyecek olanlara iyi seyirler.
devamını gör...

hem o erkekten hem de gülen kadından uzak durulması gerekir.
devamını gör...

kitaplara ve yazmaya aşık olan karakterimiz martin eden ' in kitap okudukça kitaplardaki insanların gerçek yaşamdakilerle uyuşmaması ile gelen iç sıkıntısı sonucu kendini yaşamadan soyutlaması..
okuyan herkesi etkileme garantili bir kitap
devamını gör...

esas dönemi ve verimli zamanı 70'li ve 80'li yıllardır. özellikle seni dilendim, bizim sokaklar, günaha girme şarkılarının başında çalan yaylılar, senfoni orkestrası havası veriyor ve ses tınıları dalga gibi taşıyor dinleyeni.
devamını gör...

ellerimle yaptım..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

belki de biten gün değildir...
devamını gör...

yüzün alev almasını sağlayan hadise.
görünce çok eskilerden bir anı geldi aklıma.
şimdi, ortaokuldayken voleybol takımındaydım antrenmanlarda da erkek takımı ile eşleşip maç yapıyorduk sert toplara olan direncimiz artsın diye. karşı takımda da bir arkadaşım vardı. 1.90 boyunda lakabı fiziksel görünümü sebebiyle "deve" olan. gücü kuvveti yerinde olan, hücumda da iyi bir arkadaştı. attığı smaçları karşıladığımızda çoğu zaman kollarda morarmaya neden olurdu.
maç esnasında - hala oyun devam ederken- bir arkadaşımın sesi ile sağa döndüm. yüzüm de karşı takımın solunda kalıyordu. o esnada yüzüme bir şey çarptı - top diyemem, benzetme olsa olsa füzeye tekabül eder- işte o an ayaklarım yerden kesildi ve ben küt diye tırtıklı, sert zemine kafa üstü çakıldım. yüzümün sol yanı kıpkırmızı, başıma aldığım darbe ile aklım karışmış bir şekilde tüm gün oturdum. hangisi daha çok acıttı emin değilim. fiziksel acı çok olmakla birlikte tüm okulun önünde yere bir sinek gibi yapışmam yüzünden * yaşadığım ruhsal acı da çok büyüktü.
devamını gör...

sude alkış kim? hangi video?
devamını gör...

2020-2021 sezonunun ilk derbi mağlubiyetini ligin 40. haftasında galatasaray'a karşı almış olan, sezonu şampiyon olarak tamamlayacak takım.

fanatiklik ciddi anlamda insanların gözlerini köreltiyor. at gözlüğü takmanın yanı sıra ahlaksızlık kisvelerini de takım elbise görüntüsünde kuşanmalarına sebep oluyor.

sezon başını bir hatırlayın bakalım. şampiyonluk yarışında beşiktaş'ın adı bile geçmiyordu. fenerbahçe uçanı kaçanı öpüyor. galatasaray kaçamayanı yakalıyordu. ligin 6. haftasında beşiktaş düşme potasındaydı. spor otoriteleri ve çok bilmiş zevat beşiktaş'ın bu kadrosu ile ilk beş içinde bile yer alamayacağını buyuruyor, sergen yalçın'ın yakın zamanda istifa edeceğinden dem vuruluyordu.

peki ne oldu? dalga geçilen, yerin dibine sokulan takım. son iki hafta öncesi ciddi bütçelerle kurulan rakiplerinin halen önünde. beşiktaş'ın galatasaray mağlubiyetini aklıselim beşiktaşlıların çoğu bekliyordu zaten. o yüzden beşiktaş-hatay maçı çok önemliydi. beşiktaş'ın şampiyonluk maçı da o maçtı. eğer o maçta bir kaza olsaydı, o zaman işler değişirdi. lakin o maçla birlikte fişi çekmiş olan beşiktaş cebindeki bir mağlubiyet hakkını güzelce ve yerinde kullandı. galatasaray maçında 1 puanı kurtarsaydı iyi olur muydu? elbette olurdu.

lakin maçı izleyenler görmüştür ki; beşiktaş hamle oyuncusu olarak kulübeden dorukhan, necip ve rıdvanı oyuna sokabildi. öyle dar bir rotasyondan bahsediyoruz. işte bu yoklukta halen rakipleri beşiktaş'ın puan kaybını beklemek zorunda ise değmesin kimse beşiktaşlıların keyfine. alemin bir akıllısı sizsiniz zaten. sanıyorsunuz ki, sergen yalçın bunun olacağını bilmiyordu. sanıyorsunuz ki, beşiktaş panikleyecek. yok öyle bir dünya. bu durumun şifreleri de sergen'in hatay maçı sonrasında verdiği röportaj da saklı. muhabirin şampiyonluk sorusuna verdiği cevapta şöyle diyordu; ''önümüzdeki 3 maçta 4 puan alıp şampiyon olacağız.'' adam bütün maçlarımızı kazanacağız, şöyle ezeceğiz, böylece yeneceğiz demiyor. bize 4 puan yetiyor diyor. önümüzdeki 3 maçta da onu almaya çalışacağız diyor. adam gerçekçi. hayal kurmuyor. bazıları gibi hayal satmıyor (!)

sergen'in hesabı karagümrük galibiyeti sonrası göztepe maçına cebinde beraberlik avantajı ile çıkmak. kuvvetle muhtemelde böyle olacak. zira bu sezon içerisinde gördük ki, rakipler ellerini ovuşturmaya, beşiktaş yandı bitti kül oldu şarkıları söylemeye başladığında beşiktaş her seferinde güçlü bir oyunla rakiplerine cevap verdi. halen bundan ders çıkarmamış olanlar var ki, bu da enteresan.

bir kaç çift lafta yeni yetme beşiktaş taraftarlarına etmek lazım; pandemi süreci vesaire yüzünden belki dolmabahçe'den stada kadar tezahüratlarla yürüme imkanınız olmadı. köy içinde marşlara türkülere eşlik edemediniz. belki de canlı olarak hiç beşiktaş maçı izleme fırsatınız olmadı. o yüzden beşiktaşlılığı internet ortamında rakip taraftarların yaptıklarının aynısını yapmak zannediyor ve onlar gibi abidik gubidik tepkiler veriyorsunuz. bu yüzden size kızmıyoruz ama içinize biraz ruh üflemek lazım. hemen enseyi karartıp başkaları gibi timsah yürüyüşüne özenmeyin derim.

ez cümle; beşiktaş'ın bu sezonu şampiyon olarak tamamlayacağını düşünüyorum ki, saydığım sebeplerden ötürü de sergen'in ve takımın başardığı şey azımsanacak bir şey olmayacak. adam çoklarına göre çer çöp kadrodan şampiyon çıkarmak üzere. şapkadan tavşan çıkarmak tam olarak bu oluyor. rakip takımlara da bu durumda havuç suyu, havuç suyu diye söylenmek düşer.

ha futbol bu, hiç ihtimal vermiyorum ama olmuşla-ölmüş bir araya gelir beşiktaş şampiyonluğu kaybeder. bu durumda da rakipleri tebrik eder, önümüze bakarız. ama yine altını çiziyorum bu ancak büyük bir futbol mucizesi ile olur. futbolun tanrılarının sahaya inmesi lazım.

bir ufak iliştirme de sevgili trolümüze yapayım. meşiktaş, emişbahçe, yemişsaray yazmanız bu camiaların büyüklüğüne halel getirmez. olsa olsa sizin hazımsızlığınızın bir göstergesidir. bu sebeple ne diyoruz;

siyah ulan!
devamını gör...

çok sevdiğim ozbi ve gülce duru'nun birlikte seslendirdiği, akustik şarkılarından oluşan muazzam projesidir. sırası ile "olmazlara yandım, façalı yürekler ve anlamadın mı" şarkılarını söylemişlerdir.
serinin 2. ve en sevdiğim parçası façalı yürekler:
devamını gör...

keşke 10 lirayken alsaydım diye hayıflanacağım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim