resim yükleme özelliğinin gelmesi
aşırı mutlu olduğum update’dir. kocaman merci.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başına gelmiş trajikomik olaylar
üniversite zamanı eve dönerken yanlış trene binmemle başıma gelen olaylar silsilesi... başlıyorum!
istanbul'a giden değil de gelen trene arkadaşım tarafından "trenin geliyor, trenin geliyor" diye sepet misali bindirildim. önce anlaşılmıyor tabii, yarım saat geçtikten sonra bilet kontrol için biri geldi yanıma ve konuşma şöyle gerçekleşti:
-istanbul'a gidiyormuşsunuz?
-e tabii
-ama bu ankara treni!
ben adama bakıyorum, adam bana bakıyor e dedim yapacak bir şey yok ilk durakta ineyim geri bineyim bari diye konuşurken görevliden gelen cevap:
-ama bu ekspres tren yani durmuyor.
o andan itibaren artık ankaralı oldum yapacak hiçbir şey yoktu. derken biri konuşmaya şahit olmuş, resmen bana ölesiye acımış şeklinde bakarak ankara'da okuduğunu bana yardım edeceğini söyledi. iyi dedik gidiyoruz artık dağ tepe. sonra gene bir aksilik, oturduğum koltukta başkasının koltuğuymuş beni alıp arkalara bir yerlere oturttular. umudumun son kalesi, bana yardımcı olacak arkadaşı da kaybetmiş oldum.
o arada evdekiler de arıyor tabii. ben yanlış trene bindim diyorum evdekiler doğru söyle kaçtın mı diyor! yahu neden ankara'ya kaçayım. neden kaçmamı beklediler hala meraktayım tabii.
neyse tren bir şehir merkezinde durdu. insem mi diye düşünürken, hazır kayboldum son durağa kadar gideyim bari dedim. sonuç olarak son durakta indim. bir baktım bana acıyla bakan arkadaş arkamdan bağırıyor. sordum az önce bir yerde durdu tren orada inecektim aslında diye. olur mu ya orası sincan diyor. ne bileyim ben!
ikimiz yan yana dururken arkadaşı karşılamaya biri geldi. çocuk bir arkadaşına bakıyor bir bana bakıyor.
sevgilisi olsa tanır, değilse kimim ben? olayı açıklığa kavuşturdum hemen. yanlış trene binmişim arkadaşınız bana yardım ediyor diye anlattım. çocuk gülecek gülemiyor. güleceksen gül arkadaşım şu an çok absürt bir durumdayız alınmam yani dedim. orada bir sinirlerimiz boşaldı tabii.
veee beni aştiye gönderdiler. uğurlarken iyice tembih ettiler şuradan git buradan git diye. nasıl bir potansiyel gördülerse artık, benden çok korktular herhalde. bu da böyle bir anımdır.
istanbul'a giden değil de gelen trene arkadaşım tarafından "trenin geliyor, trenin geliyor" diye sepet misali bindirildim. önce anlaşılmıyor tabii, yarım saat geçtikten sonra bilet kontrol için biri geldi yanıma ve konuşma şöyle gerçekleşti:
-istanbul'a gidiyormuşsunuz?
-e tabii
-ama bu ankara treni!
ben adama bakıyorum, adam bana bakıyor e dedim yapacak bir şey yok ilk durakta ineyim geri bineyim bari diye konuşurken görevliden gelen cevap:
-ama bu ekspres tren yani durmuyor.
o andan itibaren artık ankaralı oldum yapacak hiçbir şey yoktu. derken biri konuşmaya şahit olmuş, resmen bana ölesiye acımış şeklinde bakarak ankara'da okuduğunu bana yardım edeceğini söyledi. iyi dedik gidiyoruz artık dağ tepe. sonra gene bir aksilik, oturduğum koltukta başkasının koltuğuymuş beni alıp arkalara bir yerlere oturttular. umudumun son kalesi, bana yardımcı olacak arkadaşı da kaybetmiş oldum.
o arada evdekiler de arıyor tabii. ben yanlış trene bindim diyorum evdekiler doğru söyle kaçtın mı diyor! yahu neden ankara'ya kaçayım. neden kaçmamı beklediler hala meraktayım tabii.
neyse tren bir şehir merkezinde durdu. insem mi diye düşünürken, hazır kayboldum son durağa kadar gideyim bari dedim. sonuç olarak son durakta indim. bir baktım bana acıyla bakan arkadaş arkamdan bağırıyor. sordum az önce bir yerde durdu tren orada inecektim aslında diye. olur mu ya orası sincan diyor. ne bileyim ben!
ikimiz yan yana dururken arkadaşı karşılamaya biri geldi. çocuk bir arkadaşına bakıyor bir bana bakıyor.
sevgilisi olsa tanır, değilse kimim ben? olayı açıklığa kavuşturdum hemen. yanlış trene binmişim arkadaşınız bana yardım ediyor diye anlattım. çocuk gülecek gülemiyor. güleceksen gül arkadaşım şu an çok absürt bir durumdayız alınmam yani dedim. orada bir sinirlerimiz boşaldı tabii.
veee beni aştiye gönderdiler. uğurlarken iyice tembih ettiler şuradan git buradan git diye. nasıl bir potansiyel gördülerse artık, benden çok korktular herhalde. bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...
bazı kadınların yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmesi
hayatımda hiç bir kadına yemek yaptırmadım çok şükür. hep ben yaptım yemeklerimi, onlara ikram ettim, paylaştım. ben bundan hep zevk aldım. yemek yapmak bir tutkudur, asla olumsuz bir anlam çıkarılmamalı. hele bir de yaptığım yemeği yiyenler beğeniyorsa işte en büyük mutluluk odur o an için.
devamını gör...
havari kayzer
sözlüğün gizli değerlerinden.
devamını gör...
insanı yüreklendiren bir şey
ölü olmadığımı bilmek. kalp durmadıysa umut var demektir.
devamını gör...
ülkücüleri eğitip topluma kazandırmak
taşı egitemezsin ama, heykel yapabilirsin, duvar örebilirsin, oturak bile yapabilirsin yeri geldiğinde. çeliği bukebilirsin mesela. ülkücü eğitmek mi ? işte onu yapamazsın...
devamını gör...
degradasyon
ayrışma ve çözünme anlamına gelmektedir. özellikle jeoloji alanında kayaçların fiziksel, kimyasal ve organik yolla ayrışması için de kullanılan bir kelimedir.
kayaçların ayrışması üzerinde sıcaklık, yağış ve organik canlılar etkili olmaktadır.
kayaçların ayrışması üzerinde sıcaklık, yağış ve organik canlılar etkili olmaktadır.
devamını gör...
peaceful warrior
dan millman'ın way of the peaceful warrior romanından beyazperdeye uyarlanan dingin savaşçı filmi
olimpiyatlara hazırlanan genç ve kibirli sporcu dan'in hikayesini işliyor. kendinden çok emin olan jimnastikçi ona bir tür spritüel koçluk yapan sokrates ile okul hayatında hem kendini eğitmeyi hem de daha iyi bir sporcu olmayı öğreniyor.
2006 yapımı dingin savaşçı filmi biyografik bir yapım. yönetmen koltuğunda victor salva'nın oturduğu filmin başrollerini ise scott mechlowicz, nick nolte, amy smart ve tim dekay paylaşıyo
(bkz: film önerisi) sanırım bu başlıkta daha önce paylaşmıştım. çok güzel bir film hem biyografik olmasıda ayrı çekici zaten. bu film sizi kendine bağlayacak ve motivasyonunuzu olumlu yönde etkileyecek. boş bir zamanınızda değerlendirmenizi tavsiye ederim.
olimpiyatlara hazırlanan genç ve kibirli sporcu dan'in hikayesini işliyor. kendinden çok emin olan jimnastikçi ona bir tür spritüel koçluk yapan sokrates ile okul hayatında hem kendini eğitmeyi hem de daha iyi bir sporcu olmayı öğreniyor.
2006 yapımı dingin savaşçı filmi biyografik bir yapım. yönetmen koltuğunda victor salva'nın oturduğu filmin başrollerini ise scott mechlowicz, nick nolte, amy smart ve tim dekay paylaşıyo
(bkz: film önerisi) sanırım bu başlıkta daha önce paylaşmıştım. çok güzel bir film hem biyografik olmasıda ayrı çekici zaten. bu film sizi kendine bağlayacak ve motivasyonunuzu olumlu yönde etkileyecek. boş bir zamanınızda değerlendirmenizi tavsiye ederim.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
korkmayın, tabak kırdım.*
takımın son parçasıydı, takım tamam.
takımın son parçasıydı, takım tamam.
devamını gör...
forrest gump
run forrest run!
bir romandan sinemaya uyarlanmış 1994 yapımı filmdir ve başrolünde tom hanks oynamaktadır.
başarılı olmak veya aşkı hissetmek için dahi olmamız gerekmediğini gözler önüne seren bir film. film, flashback yani geçmişe dönüş ile başlıyor. bir kutu çikolatayla bankta oturan forrest, bize çocukluğunu, aile ilişkisini, sevdiği kişiyi, başından geçen her şeyi tane tane anlatmaya koyuluyor. ıq'su 75 olan forrest gump'ın (otizm spektrum bozukluğuna sahip) adından her yerde nasıl söz ettirdiğine, annesinin ve sevdiği kızın sözünü dinleyerek nasıl ilerlediğine şahit oluyoruz. ve bunu hep mavi kareli gömleği eşliğinde izliyoruz.

kaynak.
başta yürümekte zorluk çeken forrest, bir de bakmışız ki amerikan futboluna katılmış hatta o da yetmemiş, hiç durmaksızın 3 yıl, 2 ay, 14 gün koşmuş, sonra bir anda durmaya karar vermiş*.
filmde aynı zamanda fazla tarihsel gönderme var.
forrest'ın duyguları güzel işlense de yukarıda kısaca bahsettiğime benzer daha birçok olaydan ötürü fazla abartıya kaçan film. fakat yine de bu şekliyle bile keyifli ve anlamlı gelmişti bana.
--- alıntı ---
why don't u love me, jenny?
i'm not a smart man, but i know what love is.
bir romandan sinemaya uyarlanmış 1994 yapımı filmdir ve başrolünde tom hanks oynamaktadır.
başarılı olmak veya aşkı hissetmek için dahi olmamız gerekmediğini gözler önüne seren bir film. film, flashback yani geçmişe dönüş ile başlıyor. bir kutu çikolatayla bankta oturan forrest, bize çocukluğunu, aile ilişkisini, sevdiği kişiyi, başından geçen her şeyi tane tane anlatmaya koyuluyor. ıq'su 75 olan forrest gump'ın (otizm spektrum bozukluğuna sahip) adından her yerde nasıl söz ettirdiğine, annesinin ve sevdiği kızın sözünü dinleyerek nasıl ilerlediğine şahit oluyoruz. ve bunu hep mavi kareli gömleği eşliğinde izliyoruz.

kaynak.
başta yürümekte zorluk çeken forrest, bir de bakmışız ki amerikan futboluna katılmış hatta o da yetmemiş, hiç durmaksızın 3 yıl, 2 ay, 14 gün koşmuş, sonra bir anda durmaya karar vermiş*.
filmde aynı zamanda fazla tarihsel gönderme var.
forrest'ın duyguları güzel işlense de yukarıda kısaca bahsettiğime benzer daha birçok olaydan ötürü fazla abartıya kaçan film. fakat yine de bu şekliyle bile keyifli ve anlamlı gelmişti bana.
--- alıntı ---
why don't u love me, jenny?
i'm not a smart man, but i know what love is.
devamını gör...
online kişi sayısının 300'ün altında kalması
hayat meşgalesi a dostlar her zaman sözlükte olamıyoruz.
müsait olduğunuzda atıyoruz sandalyeyi sözlüğe kaçmıyoruz hiçbir yere.
müsait olduğunuzda atıyoruz sandalyeyi sözlüğe kaçmıyoruz hiçbir yere.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
woman= wife of a man
devamını gör...
karadeliğin içinde ne var sorunsalı
astrofiziksel bir soru.
işin sözlük kısmını bilemem; başlıklar, uçurulan yazarlar hangi kara deliklerde kayboluyor, bir fikrim yok. fakat gerçek kara delikler için 3-5 şey yazabilirim.
kara deliğin içinde ne var? şimdilik bildiğimiz tek cevap bu: tekillik.
normalde bir yıldız bir beyaz cüceye dönüştüğünde elimizde bolca serbest elektronun bulunduğu bir çekirdek var demektir. eğer yıldız nötron yıldızına dönüşürse bu kez elimizde bolca nötronun bulunduğu yoğun bir çekirdek var demektir. fakat kara deliğe dönüşen bir yıldızın çekirdeğindeki (ya da bir galaksinin merkezinde oluşan kara deliğin içindeki) maddenin yapısı hakkında bir bilgimiz yok. tek bildiğimiz bu noktada bilinen fizik yasalarının geçerliliğini kaybettiği. olay ufkundan sonra kütle çekim kuvvetinin nasıl çalıştığı hakkında pek fikrimiz yok.
işin sözlük kısmını bilemem; başlıklar, uçurulan yazarlar hangi kara deliklerde kayboluyor, bir fikrim yok. fakat gerçek kara delikler için 3-5 şey yazabilirim.
kara deliğin içinde ne var? şimdilik bildiğimiz tek cevap bu: tekillik.
normalde bir yıldız bir beyaz cüceye dönüştüğünde elimizde bolca serbest elektronun bulunduğu bir çekirdek var demektir. eğer yıldız nötron yıldızına dönüşürse bu kez elimizde bolca nötronun bulunduğu yoğun bir çekirdek var demektir. fakat kara deliğe dönüşen bir yıldızın çekirdeğindeki (ya da bir galaksinin merkezinde oluşan kara deliğin içindeki) maddenin yapısı hakkında bir bilgimiz yok. tek bildiğimiz bu noktada bilinen fizik yasalarının geçerliliğini kaybettiği. olay ufkundan sonra kütle çekim kuvvetinin nasıl çalıştığı hakkında pek fikrimiz yok.
devamını gör...
kurbağa kermit
aslında kurbağa olarak değil kertenkele olarak tasarlanmış olan susam sokağı kuklası.
devamını gör...
lucifer'in mahsun kırmızıgül'ün yeğeni çıkması
adamın profil resmi koymasıyla şok olduğum durum. lucifer mahsun kırmızıgül'ün üvey kardeşinden olma yeğeni imiş meğer sözlük. bir saaaarı saarı nı alırız şeytooo!
buraya ceketli sakallı hizliresim koymakla düşmez luciiii ay em sori.(bkz: lol)
bu arada bazlama yanak iltifatı mest etti, bir sene ankara'da yaşadım bazlama tost var yaa insanın ömrünü uzatan tek hamurdan yiyecektir tartışmaya kapalı.
buraya ceketli sakallı hizliresim koymakla düşmez luciiii ay em sori.(bkz: lol)
bu arada bazlama yanak iltifatı mest etti, bir sene ankara'da yaşadım bazlama tost var yaa insanın ömrünü uzatan tek hamurdan yiyecektir tartışmaya kapalı.
devamını gör...
insanı en sakin anında bile sinir eden şeyler
anlatamamak.
neyi olduğunun önemi yok. anlatamadım mı, bitiyor bende olay.
neyi olduğunun önemi yok. anlatamadım mı, bitiyor bende olay.
devamını gör...
müezza
hz. muhammed peygamberin uhud seferinde gördüğü kedidir. hatta rivayete göre bu kedi yavrularını emziriyormuş.
bunu gören muhammed peygamber kedi ürkmesin diye ordusunun yolunu değiştirmiş.
uhud seferinden döndükten sonra bu kediyi sahiplenip adını müezza koyduğu bilinir.
hz. muhammed müezza'ya çok düşkünmüş.
hatta bir gün, hz. muhammed'in sandalyede asılı olan hırkasının yere uzanan bir kısmının üzerinde müezza uyayakalmış.
hz. peygamber kediyi uyandırmaya kıyamayarak, hırkasının o kısmını kesmiş ve alıp giymiş.
bir hz. muhammed'in kedi sevgisine bakın, bir de şimdiki müslümanların kedileri nankör ve şeytanlaştırma muhabbetine bakın.
bunu gören muhammed peygamber kedi ürkmesin diye ordusunun yolunu değiştirmiş.
uhud seferinden döndükten sonra bu kediyi sahiplenip adını müezza koyduğu bilinir.
hz. muhammed müezza'ya çok düşkünmüş.
hatta bir gün, hz. muhammed'in sandalyede asılı olan hırkasının yere uzanan bir kısmının üzerinde müezza uyayakalmış.
hz. peygamber kediyi uyandırmaya kıyamayarak, hırkasının o kısmını kesmiş ve alıp giymiş.
bir hz. muhammed'in kedi sevgisine bakın, bir de şimdiki müslümanların kedileri nankör ve şeytanlaştırma muhabbetine bakın.
devamını gör...
normal sözlük t-shirtleri
kapşonlara mahlas yazdırsak oda hoş olurdu ama yok ya bu seferde çok ifşa oluruz. kupayıda misafir falan geliceği zaman siyah poşete koyup özveri ile saklıycaz artık napalım.
emekler takdir edilesi ama ben kulaklık istiyorum kafaya takılan cinsten. siyah kulaklık, yanlarında turuncu kafa sözlük logo’su.
kalan 18.400 karma puanımı biriktirene kadar gelir mi bi kulaklık yoldaş benjamin franklin? *
emekler takdir edilesi ama ben kulaklık istiyorum kafaya takılan cinsten. siyah kulaklık, yanlarında turuncu kafa sözlük logo’su.
kalan 18.400 karma puanımı biriktirene kadar gelir mi bi kulaklık yoldaş benjamin franklin? *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
eylül ayı hüzün ayıymış.
sanırsın diğer aylarda mutluluktan ölüyoduk.
sanırsın diğer aylarda mutluluktan ölüyoduk.
devamını gör...