iyi memenin sırrı
başka sözlükten çıkıyorum buraya giriyorum aynı seviyesiz başlığı görüyorum. yapmayın, yazık bu sözlüğe.
devamını gör...
yazarların yirmi beş bin tl ile yapacakları
her ay kalifiye bir mühendisin günümüzde aldığı maaş olarak düşünürsek her ay başı hesabında 25bin tl ile uyanan binlerce mühendis ev araba kredilerini kredi kartı borçlarını ödüyordur.
devamını gör...
rütbesiz yazarların yaşama hakkının olmaması
zor iştir efenim. nereye gitsem normal sözlük rütben ne diye soruyorlar. mahçup oluyorum efenim. sahip çıkalım dedeye. *
devamını gör...
28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi
göğsümü gere gere katıldığım ve bunu söylemekten imtina etmeyeceğim eylemdir. hiç öyle fetö metö, dıj güçler ayaklarına yatıp da gezi direnişini karalayamazlar. bazıları fetönün dizinin dibinde bağdaş kurarken biz mütemadiyen küfrü basıyorduk sümüklü vaize.
yalnız şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, bazı terör örgütleri protestolar tüm ülkeye yayılınca - ki bu ilk eylemden günler sonra oldu- gezi parkına sızma yaptılar, zaten yakma yıkma olaylarını da tahmin ediyorum bu gruptakiler gerçekleştirdi, o noktada ben ve benim gibi bir çok arkadaşım uyanarak derhal eylemi sonlandırdık. keza o tarihlerde sivil polisler eylemci kılığında gezi parkında cirit atıyordu.
suç bireyseldir, terör örgütleri mensuplarının yaptıkları gezi parkı direnişinin temel çıkış noktasını ve bizim anayasada temel hakkımız olan gösteri ve toplantı yürüyüşü maddesine dayanarak yaptığımız barışçıl protestoyu değersizleştirmez.
devletin görevi yakanın yıkanın ensesine yapışmaktır, anayasal hakkını kullananın değil.
yalnız şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, bazı terör örgütleri protestolar tüm ülkeye yayılınca - ki bu ilk eylemden günler sonra oldu- gezi parkına sızma yaptılar, zaten yakma yıkma olaylarını da tahmin ediyorum bu gruptakiler gerçekleştirdi, o noktada ben ve benim gibi bir çok arkadaşım uyanarak derhal eylemi sonlandırdık. keza o tarihlerde sivil polisler eylemci kılığında gezi parkında cirit atıyordu.
suç bireyseldir, terör örgütleri mensuplarının yaptıkları gezi parkı direnişinin temel çıkış noktasını ve bizim anayasada temel hakkımız olan gösteri ve toplantı yürüyüşü maddesine dayanarak yaptığımız barışçıl protestoyu değersizleştirmez.
devletin görevi yakanın yıkanın ensesine yapışmaktır, anayasal hakkını kullananın değil.
devamını gör...
levanten
fransızca, "güneşin doğuşu" anlamına gelen lever sözcüğünden türemiştir. doğu akdeniz ülkelerini tanımlamak için kullanılır. bundan türetilmiş olan levanten de, avrupalı bir aileden gelerek, bir doğu akdeniz ülkesi olan osmanlı topraklarına yerleşenleri ifade etmektedir.
devamını gör...
acının tatlı tebessümü
açıklanamayan derin duyguların yüze vurmuş ifadesidir.
devamını gör...
emir kipi şeklinde kurum adları
bağkur, çaykur.
devamını gör...
profilinde cinsiyetini belirten yazarın amacı
kadın olabileceğime zerre ihtimal verilmiyor çünkü!
devamını gör...
muammer kaddafi
kıbrıs barış harekatı sonrası yalnız kalan türkiye'ye olası bir yunan savaşında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan silahları bilabedel gönderen, şeyh ahmet sunusi'nin, ömer muhtar'ın vatanı kardeş libya'nın devrik lideri. emekli büyükelçi taner baytok'un anısı için buradan
devamını gör...
hiçbir meziyeti olmadığı halde ünlü olan tipler
kerimcan, berkcan güven, enes batur, barış murat yağcı ve kız arkadaşı... (genel olarak acunun yarışmalarına çıkan herkes ünlü olup mavi tik alıyor ama hepsi gereksiz. hiçbirinin bir meziyeti yok.)
ülkede ünlü olup da aldığı parayı hak eden 3 5 kişi var zaten. gerisi ülkenin zeka seviyesini aşağıya çekiyor.
ülkede ünlü olup da aldığı parayı hak eden 3 5 kişi var zaten. gerisi ülkenin zeka seviyesini aşağıya çekiyor.
devamını gör...
bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi
devamını gör...
dünyanın en muhteşem üçlüleri
karşı dik kenar komşu dik kenar ve hipotenüs
devamını gör...
türkiye’de eksikliği en çok hissedilen şey
medeniyet ve medeniyete dair ne varsa.
devamını gör...
david reimer deneyi
22 ağustos 1965’de dünyaya gelen david ve brian isimli ikiz kardeşlere henüz altı aylıkken fimoz adı verilen bir hastalık teşhisi konuldu. bu hastalığın tek tedavisi sünnetti, ancak dönemin kanada’sında sünnet yaygın bir işlem olmadığından ilkel bir yöntemle, yani yakarak sünnet etmeyi tercih ettiler. ancak işlem sırasında yapılan hatalar sebebiyle ikiz kardeşlerden david’in penisi tamamen yandı ve işlevsiz hale geldi.
yaşanan bu trajedinin ardından aile david’i johns hopkins hastanesinde bir doktor olan john money’e götürdü. john money o dönemde cinsel gelişim ve cinsiyet kimliği alanlarında yaptığı çalışmalarla oldukça gündemdeydi.
john money’e göre cinsiyet çevresel etkilerle değiştirilebilirdi. karşılaştığı bu vaka da onun için teorisini kanıtlamak üzere ona sunulan bir fırsat niteliğindeydi.
doktor ve ekibinin aileyle yaptığı görüşmelerin ardından verilen ortak kararla david 22 aylıkken orşektomi işlemiyle testisleri alındı ve brenda ismiyle bir kadın gibi yetiştirilmeye başlandı. öyle ki, yalnızca yaşam tarzı, davranışları ve giyim kuşamı değil, bedeni ve seks esnasında girmesi gereken pozisyonlar bile doktorlar tarafından öğretilmişti.
10 sene boyunca doktor john money’nin yakın takibiyle devam eden deneylerde brenda* ve brian’a dair her detay not alındı ve money notlarında deneyin ilerleyişini “ çocuğun hareketleri net bir şekilde küçük bir kızı andırıyor, kardeşi gibi erkeksi değil.” cümlesiyle açıklamıştı. aile de aynı şekilde deneyin başarıyla ilerlediğini ve çocuklarının çok sağlıklı olduğunu söylüyorlardı.
deneylerin doktor ve ailenin bahsettiği şekilde gerçekleşmediği ancak 20 yıl sonra, money’nin ekibinden john colapinto tarafından yayınlanan bir makale ile ortaya çıktı.
colapinto’nun anlatımına göre david, deney süresince dişi kimliğini asla benimsememişti. bir kadın gibi görülmesi için verilen hormonlar ve giydirilen kıyafetler sanılanın aksine toplumdan dışlanmasına ve ağır depresyon süreçlerinden geçmesine sebep olmuştu.
13 yaşında geldiğinde daha fazla doktora gitmek istemediğini ve eğer ailesi onu zorlamaya devam ederse intihar edeceğini söyleyen david 15 yaşına geldiğinde gerçekleri öğrenmiş ve ailesinden tamamen kopmuştu.
brenda kimliğini tamamen reddeden david, 37 yaşına geldiğinde mastektomi işlemiyle göğüslerini aldırdı ve falloplasti ameliyatıyla yeniden penis sahibi olmaya çalıştı. aynı zamanda 1990 senesinde jane fontaine ile evlenerek 3 çocuk sahibi oldu.*
ikiz kardeş brian yapılan deneylerin yarattığı travmanın etkisiyle yaşadığı şizofreninin ardından aşırı dozda antidepresan kullanımı sebebiyle 2002 senesinde öldü. david ise kardeşinin ölümünden iki yıl sonra bir manavda kendisini kafasından vurarak hayatına son verdi.
yapılan bu deney ise cinsel kimlik ve yönelimlerin doğuştan geldiği ve çevresel etkilerle değiştirilmesinin olanaksız olduğu teorisini kanıtlamak üzere en güçlü delillerden biri olarak tarihe yazıldı.
yaşanan bu trajedinin ardından aile david’i johns hopkins hastanesinde bir doktor olan john money’e götürdü. john money o dönemde cinsel gelişim ve cinsiyet kimliği alanlarında yaptığı çalışmalarla oldukça gündemdeydi.
john money’e göre cinsiyet çevresel etkilerle değiştirilebilirdi. karşılaştığı bu vaka da onun için teorisini kanıtlamak üzere ona sunulan bir fırsat niteliğindeydi.
doktor ve ekibinin aileyle yaptığı görüşmelerin ardından verilen ortak kararla david 22 aylıkken orşektomi işlemiyle testisleri alındı ve brenda ismiyle bir kadın gibi yetiştirilmeye başlandı. öyle ki, yalnızca yaşam tarzı, davranışları ve giyim kuşamı değil, bedeni ve seks esnasında girmesi gereken pozisyonlar bile doktorlar tarafından öğretilmişti.
10 sene boyunca doktor john money’nin yakın takibiyle devam eden deneylerde brenda* ve brian’a dair her detay not alındı ve money notlarında deneyin ilerleyişini “ çocuğun hareketleri net bir şekilde küçük bir kızı andırıyor, kardeşi gibi erkeksi değil.” cümlesiyle açıklamıştı. aile de aynı şekilde deneyin başarıyla ilerlediğini ve çocuklarının çok sağlıklı olduğunu söylüyorlardı.
deneylerin doktor ve ailenin bahsettiği şekilde gerçekleşmediği ancak 20 yıl sonra, money’nin ekibinden john colapinto tarafından yayınlanan bir makale ile ortaya çıktı.
colapinto’nun anlatımına göre david, deney süresince dişi kimliğini asla benimsememişti. bir kadın gibi görülmesi için verilen hormonlar ve giydirilen kıyafetler sanılanın aksine toplumdan dışlanmasına ve ağır depresyon süreçlerinden geçmesine sebep olmuştu.
13 yaşında geldiğinde daha fazla doktora gitmek istemediğini ve eğer ailesi onu zorlamaya devam ederse intihar edeceğini söyleyen david 15 yaşına geldiğinde gerçekleri öğrenmiş ve ailesinden tamamen kopmuştu.
brenda kimliğini tamamen reddeden david, 37 yaşına geldiğinde mastektomi işlemiyle göğüslerini aldırdı ve falloplasti ameliyatıyla yeniden penis sahibi olmaya çalıştı. aynı zamanda 1990 senesinde jane fontaine ile evlenerek 3 çocuk sahibi oldu.*
ikiz kardeş brian yapılan deneylerin yarattığı travmanın etkisiyle yaşadığı şizofreninin ardından aşırı dozda antidepresan kullanımı sebebiyle 2002 senesinde öldü. david ise kardeşinin ölümünden iki yıl sonra bir manavda kendisini kafasından vurarak hayatına son verdi.
yapılan bu deney ise cinsel kimlik ve yönelimlerin doğuştan geldiği ve çevresel etkilerle değiştirilmesinin olanaksız olduğu teorisini kanıtlamak üzere en güçlü delillerden biri olarak tarihe yazıldı.
devamını gör...
sıfır
bir rakam/sayı.
her ne kadar bugün bildiğimiz şekliyle olmasa da, ilk işaretlerine yaklaşık 5000 yıl önce mezopotamya uygarlıklarında rastlanmış. mesela 307 yazarken ortadaki sıfırın yerine, ilk başlarda boşluk bırakırken, sonra bunun kafa karıştırıcı olduğunu düşünerek, sıfırı sembolize eden farklı işaretler koymaya başlamışlar. ancak onu bir rakam olarak düşünmemişler hiçbir zaman.
bundan birkaç yüz yıl sonra maya uygarlığı da benzer bir yöntem kullanmaya başlamış ama sadece takvimlerde... matematiksel eşitliklerde sıfır kullanılmazmış.
bir rakam olarak ortaya çıkışı ilk kez hindistan'da olmuş. fakat yine bugün kullandığımız 0 şeklinde değil.
günümüzde kullandığımız eliptik şekliyle sıfır, hârizmî olarak bildiğimiz iranlı bilim insanının önerisi. bu sayede cebir konusunda da bolca çalışma yapmış hârizmî.
ardından avrupa'ya taşındı ve fibonacci tarafından aritmetikte bolca kullanıldı.
her ne kadar orta çağ'da kilise tarafından şeytani olarak görülse, italya'da bir dönem kullanımı yasaklansa da günümüzde bildiğimiz haliyle de kabul edilmiş sonunda.
her ne kadar bugün bildiğimiz şekliyle olmasa da, ilk işaretlerine yaklaşık 5000 yıl önce mezopotamya uygarlıklarında rastlanmış. mesela 307 yazarken ortadaki sıfırın yerine, ilk başlarda boşluk bırakırken, sonra bunun kafa karıştırıcı olduğunu düşünerek, sıfırı sembolize eden farklı işaretler koymaya başlamışlar. ancak onu bir rakam olarak düşünmemişler hiçbir zaman.
bundan birkaç yüz yıl sonra maya uygarlığı da benzer bir yöntem kullanmaya başlamış ama sadece takvimlerde... matematiksel eşitliklerde sıfır kullanılmazmış.
bir rakam olarak ortaya çıkışı ilk kez hindistan'da olmuş. fakat yine bugün kullandığımız 0 şeklinde değil.
günümüzde kullandığımız eliptik şekliyle sıfır, hârizmî olarak bildiğimiz iranlı bilim insanının önerisi. bu sayede cebir konusunda da bolca çalışma yapmış hârizmî.
ardından avrupa'ya taşındı ve fibonacci tarafından aritmetikte bolca kullanıldı.
her ne kadar orta çağ'da kilise tarafından şeytani olarak görülse, italya'da bir dönem kullanımı yasaklansa da günümüzde bildiğimiz haliyle de kabul edilmiş sonunda.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
ateş üstündeki sütün taşması. temizliğine mi yanarsın, beceriksizliğine mi yanarsın iki arada bir derede kalırsın.
devamını gör...
800 tanım giren 100 yazar
an itibariyle benim de dahil olduğum grup.
devamını gör...
kitapların pahalı olduğu gerçeği
türkiye'de kitap fiyatlarının ateş pahası olduğu gerçeğidir. dün ünlü bir kitapçı zincirinin alsancak'taki şubesine gittiğimde hiçbir kitabın 50 liranın altında olmadığı gerçeğiyle yüzleştim. ben zaten öyle kitap kurdu bir insan değilim. dün heves ettim bir kitap alayım dedim, insanların tuvalette okudukları ikinci el kitapları şu pandemi sürecinde okumayı doğru bulmadığım için sıfır alayım istedim ama yok yok yok! param yetmedi. 9.5 liraya komünist manifesto gördüm onu alayım bari dedim, kasada cüzdanımdan parayı çıkarmak için bir köşeye koydum ama geri almak için davrandığımda kitap koyduğum yerde yoktu. kaşla göz arasında yürütmüşler. başka da kopyası yoktu. şaka gibi değil mi? arkadaşım da çok güldü bu duruma. ''gezme ceylan buralarda seni harcarlar'' diye dalga bile geçti.
bana göre eğer anıtsal bir değeri yoksa ve hacimli değilse bir kitap 25 liradan pahalı olmamalıdır. kitap fiyatlarının bu kadar el yakmasının sebebi şüphesiz ki bir takım ekonomik parametrelere dayanıyordur ama burası okuru pek ilgilendirmemelidir. kitap okumak yemek, içmek gibi temel bir ihtiyaç olarak görülmeli ve ona göre asgari fiyatlandırılmalıdır (hayır yani, gören de bunu yazanın pempe fularlı bir kitap kurdu olduğunu sanacak).
ha ucuz yayınevleri yok mu? elbette var ama çok kalitesizler. üniversitedeyken dünya klasiklerini iğrenç bir çeviri ve okurken mide bulandıran bir basımla yayınlayan bir yayınevinden o dönemin parasıyla 365 liraya 64 tane kitap almıştım. kıyak iş gibi değil mi? hepsini okumam iki senemden biraz fazlasını aldı ve sürenin sonunda size samimi olarak söylüyorum ki türkçem bozuldu yahu. tercümesi o kadar kötüydü yani. özne-tümleç-yüklem şeklindeki türkçe sentaks yerine yıllarca yüklem-özne-tümleç hatta yükleç-öznem-tümle şeklinde cümleler kurdum inanabiliyor musunuz? bu durumu yeni yeni düzelttiğimi düşünüyorum. kötü baskıdan dolayı migrenim bile çıkmıştı. neyse ki kitap okumayı bıraktım da migrenden de kurtuldum.
peki hem ucuz hem de kaliteli yayınevleri hiç mi yok? benim bildiğim sadece hasan ali yücel klasikleri serisi var. külliyattaki kitapların olması gereken fiyatta olduklarını düşünüyorum.
bana göre eğer anıtsal bir değeri yoksa ve hacimli değilse bir kitap 25 liradan pahalı olmamalıdır. kitap fiyatlarının bu kadar el yakmasının sebebi şüphesiz ki bir takım ekonomik parametrelere dayanıyordur ama burası okuru pek ilgilendirmemelidir. kitap okumak yemek, içmek gibi temel bir ihtiyaç olarak görülmeli ve ona göre asgari fiyatlandırılmalıdır (hayır yani, gören de bunu yazanın pempe fularlı bir kitap kurdu olduğunu sanacak).
ha ucuz yayınevleri yok mu? elbette var ama çok kalitesizler. üniversitedeyken dünya klasiklerini iğrenç bir çeviri ve okurken mide bulandıran bir basımla yayınlayan bir yayınevinden o dönemin parasıyla 365 liraya 64 tane kitap almıştım. kıyak iş gibi değil mi? hepsini okumam iki senemden biraz fazlasını aldı ve sürenin sonunda size samimi olarak söylüyorum ki türkçem bozuldu yahu. tercümesi o kadar kötüydü yani. özne-tümleç-yüklem şeklindeki türkçe sentaks yerine yıllarca yüklem-özne-tümleç hatta yükleç-öznem-tümle şeklinde cümleler kurdum inanabiliyor musunuz? bu durumu yeni yeni düzelttiğimi düşünüyorum. kötü baskıdan dolayı migrenim bile çıkmıştı. neyse ki kitap okumayı bıraktım da migrenden de kurtuldum.
peki hem ucuz hem de kaliteli yayınevleri hiç mi yok? benim bildiğim sadece hasan ali yücel klasikleri serisi var. külliyattaki kitapların olması gereken fiyatta olduklarını düşünüyorum.
devamını gör...
en sevilen barış manço şarkısı
dağlar dağlar ve aynalı kemer.
devamını gör...