normal sözlük yazarlarının şiirleri
sığınacak bir cehennem arıyordum
insanlara karıştım
kimi yerde
kimi gökdelenlerde
oturmuş pek mitolojik
savaşıyorlardı
kalpleri ve kulakları mühürlü
sesim hünerli değildi
duymadılar beni
şiir duydu
insanlara karıştım
kimi yerde
kimi gökdelenlerde
oturmuş pek mitolojik
savaşıyorlardı
kalpleri ve kulakları mühürlü
sesim hünerli değildi
duymadılar beni
şiir duydu
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
kimsenin canı sıkıldığında yazacağı biri olmayın..
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
dünden bugüne sarkan bir mutluluk benimki. gidip yeni sahiplerinin bahçesinde karaburun'u gördüm. sepetime peynirdi, stickti, galetaydı doldurup gittim. yol yürüyerek aşağı yukarı on beş dakika filan sürüyor. hava sıcak ama ormanın içindeki yoldan yürüdüğüm için sıcağı pek hissetmedim.
çok heyecanlandım, tedirgin oldum. beni görünce ne yapacak, bana doğru koşacak mı, sarılacak mı, sürtünecek mi, sevdirecek mi diye düşünmekten kalbim küt küt yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
bahçe kapısından girdim, aramızda anlaştığımız ıslığı çaldım. görünürde yok, ıslık sesine gelmiyor. bir buruldu içim. fark ettim ki epeyce uzaktaki bir zeytin ağacı gölgesinde yan gelmiş yatıyor. ona doğru ilerledim, yattığı yerden beni görünce en azından kuyruğunu sallardı, yok sallamıyor. biraz daha yanaştım, dokunmaya çalıştım, yerinden doğruldu bir zahmet, heh dedim sevdirecek o da beni sevecek. hayır öyle olmadı, kaçtı benden. kaçtı ama çok uzaklaşmadan da durdu. elimle peynir uzattım, geldi, aldı, yedi ve yine uzaklaştı. bir peynir parçası daha, bir tane daha... bu sefer ben atik davrandım, tuttum boynundan, kucakladım, okşadım, gözlerini, burnunu, yanaklarını öptüm, kokladım. o don yağı gibi durdu ama en azından bana izin verdi sağ olsun.
kalbim buruk mu? evet buruk. ama anladım ki mutlu. anladım ki sevdi yeni yerini, kulübesini, zeytin ağacı gölgesini. koşup zıplarken kıçına vurdura vurdura kuyruk savurmayı sevdi.
kalbim buruk mu? evet buruk ama o mutlu!.. eh, o zaman ben de mutluyum.
çok heyecanlandım, tedirgin oldum. beni görünce ne yapacak, bana doğru koşacak mı, sarılacak mı, sürtünecek mi, sevdirecek mi diye düşünmekten kalbim küt küt yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
bahçe kapısından girdim, aramızda anlaştığımız ıslığı çaldım. görünürde yok, ıslık sesine gelmiyor. bir buruldu içim. fark ettim ki epeyce uzaktaki bir zeytin ağacı gölgesinde yan gelmiş yatıyor. ona doğru ilerledim, yattığı yerden beni görünce en azından kuyruğunu sallardı, yok sallamıyor. biraz daha yanaştım, dokunmaya çalıştım, yerinden doğruldu bir zahmet, heh dedim sevdirecek o da beni sevecek. hayır öyle olmadı, kaçtı benden. kaçtı ama çok uzaklaşmadan da durdu. elimle peynir uzattım, geldi, aldı, yedi ve yine uzaklaştı. bir peynir parçası daha, bir tane daha... bu sefer ben atik davrandım, tuttum boynundan, kucakladım, okşadım, gözlerini, burnunu, yanaklarını öptüm, kokladım. o don yağı gibi durdu ama en azından bana izin verdi sağ olsun.
kalbim buruk mu? evet buruk. ama anladım ki mutlu. anladım ki sevdi yeni yerini, kulübesini, zeytin ağacı gölgesini. koşup zıplarken kıçına vurdura vurdura kuyruk savurmayı sevdi.
kalbim buruk mu? evet buruk ama o mutlu!.. eh, o zaman ben de mutluyum.
devamını gör...
ağladıktan sonra yüze gelen güzellik
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
insanların kısa sürede birçok sevgili değiştirip üzerine bunu marifetmiş gibi anlatması onların yerine beni utandırmalarına sebep oluyor .
canım cicim aylarından sonra ayrılıp teselli beklemeleri peki .
--- alıntı ---
ustam ne zaman o senin bildiğin zaman
ne sevda gördüğün masallardaki
eskiden halı tezgahında dokunurdu aşklar
nakış nakış körpe kız ellerinde şarkı sözleri
mendillere yazılırdı isimler yüreklere kazılırdı gizlice
sevdalılar asil ve de yürekli
sevdalar kavgalar iki kişilik
oysa şimdi;
oysa şimdi çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde
meşru sevdalardan gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara
o günahkar gecelerden
ustam…
ustam beni herkes sevdaya asi sanır
oysa aşk beni nerde görse tanır
--- alıntı ---
canım cicim aylarından sonra ayrılıp teselli beklemeleri peki .
--- alıntı ---
ustam ne zaman o senin bildiğin zaman
ne sevda gördüğün masallardaki
eskiden halı tezgahında dokunurdu aşklar
nakış nakış körpe kız ellerinde şarkı sözleri
mendillere yazılırdı isimler yüreklere kazılırdı gizlice
sevdalılar asil ve de yürekli
sevdalar kavgalar iki kişilik
oysa şimdi;
oysa şimdi çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde
meşru sevdalardan gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara
o günahkar gecelerden
ustam…
ustam beni herkes sevdaya asi sanır
oysa aşk beni nerde görse tanır
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
saçma sapan başlıklar, aynı kalitesizlikte tanımlar... çok tanıdık geliyor... hoş geldin yeni troll.
tanım: dikkat çekmeye çalışan troll başlıklarından biridir, maalesef ne ilk ne de sondur.
tanım: dikkat çekmeye çalışan troll başlıklarından biridir, maalesef ne ilk ne de sondur.
devamını gör...
ordu'da bir cips reyonunun marketten kaçması
sen benim tozumu duzgun almazsan, yemegimi suyumu zamaninda vermezsen, beni kendine baglamazsan, ben de alir basimi giderim diyen reyon.
karadeniz’de bulunmaktan bugalmis da olabilir, biraz temiz hava almak istemis olabilir, cips asigi birisi telekinezi yoluyla cagirmis olabilir, sana bana bize bi’ sey olabilir* de bunun konuyla alakasi yok.
findik yesin findik, iyi gelir.
karadeniz’de bulunmaktan bugalmis da olabilir, biraz temiz hava almak istemis olabilir, cips asigi birisi telekinezi yoluyla cagirmis olabilir, sana bana bize bi’ sey olabilir* de bunun konuyla alakasi yok.
findik yesin findik, iyi gelir.
devamını gör...
lsd
limited slip differential denen, türkçe'de yaygın olarak "kilitli diferansiyel" denen bir diferansiyel türüdür..
otomobillerde diferansiyel denen parça, virajlarda, virajın dış tarafında kalan tekerlerin, iç taraftaki tekerlerden daha fazla dönmesi gerektiğinden, motordan alınan dönme kuvvetini bu tekerlere uygun bir şekilde aktaran dişli sistemidir.. bir oyuncak arabadaki gibi arabadaki tekerler birbirine bir çubuk gibi bağlı değildir.. bir dönüş yaparken iç taraftaki teker daha az döner, çünkü döülen virajın merkezine daha yakındır, yani daha küçük bir çap çizer.. ama dıştaki teker merkeze daha uzaktır, yani daha büyük bir çap çizer.. büyük çapın çevresi, yani dıştaki tekerin alacağı yol daha fazladır, işte diferansiyel hem tekerlerin birbirinden bağımsız bir şekilde dönebilmesini, hem de motordan alınan gücü bu bağımsızlığı bozmadan iki tekere de gereken ölçüde aktarabilmesini sağlar..
kilitli diferansiyele gelirsek; bazen iki tekere de aynı anda aynı gücün eşit olarak bölünmesi gerekir.. off-road araçlarında veya spor araçlarda bu, zaman zaman istenen bir durumdur.. normal bir diferansiyelde motordan gelen döndürme kuvveti yani tork, en az dirençle karşılaştığı tekere iletilir.. bu fizik kuralıdır.. dişli sistemi olduğu için, hangi teker en az dirence sahipse güç ona gider..
şimdi bir off-road aracı düşünün.. tekerlerinden biri buz üzerinde, diğeri de asfalt.. bu araçta gaza basıldığında tork, en az dirence sahip olan tekere, yani buz üstündeki tekere gücü iletir.. çünkü kastedilen direnç, tekerdeki sürtünme kuvvetidir.. ama kilitli diferansiyel varsa, iki tekerde böylesine yüksek sürtünme kuvveti farkı olan bir durumda, kilitli diferansiyel iki tekere de giden torku eşit olacak şekilde kendini "kilitler" yani bir nevi oyuncak araba tekerleri gibi birbirine bir çubukla bağlıymış gibi bir duruma gelir ve asfalttaki tekere de gücü ileterek aracı oradan kurtarır.. her ne kadar günümüzde drift sporu için hayati bir donanım gibi görünse de, günlük yaşamımızda da zaman zaman gereklidir..
peki bu nasıl çalışır..? farklı tipleri vardır, ama yaygın olarak diferansiyelin içinde debreyaj balatasına benzer kavramalar bulunur.. son paragraftaki gibi gaza basıldığında ani direnç farklılıkları olduğu anda, bu debreyajlar birbirine yapışır/kavrar ve iki tekerlek de aynı torka sahip olur.. off-road araçları, eski amerikan araçlarında, spor araçlarda bulunmaktadır..

bir başka örnek torsen diferansiyelidir.. kavrama yerine sonsuz dişlilerin çalışma sisteminden yararlanıldığı bir sistemdir.. audi quattro sistemlerinde, honda s2000'lerde ve 90'ların camaro'larında bulunur..

yeni örneklerden ise, elektronik olanlardır.. elektromekanik sistemlerde çekiş kontrolü, elektronik olarak kilitler/açar.. iyi yönü, kilitleme oranı ayarlanabilir.. hidrolik olanları falan da vardır.. yeni spor araçlarda ve üst segmentlerde bulunabilir..
otomobillerde diferansiyel denen parça, virajlarda, virajın dış tarafında kalan tekerlerin, iç taraftaki tekerlerden daha fazla dönmesi gerektiğinden, motordan alınan dönme kuvvetini bu tekerlere uygun bir şekilde aktaran dişli sistemidir.. bir oyuncak arabadaki gibi arabadaki tekerler birbirine bir çubuk gibi bağlı değildir.. bir dönüş yaparken iç taraftaki teker daha az döner, çünkü döülen virajın merkezine daha yakındır, yani daha küçük bir çap çizer.. ama dıştaki teker merkeze daha uzaktır, yani daha büyük bir çap çizer.. büyük çapın çevresi, yani dıştaki tekerin alacağı yol daha fazladır, işte diferansiyel hem tekerlerin birbirinden bağımsız bir şekilde dönebilmesini, hem de motordan alınan gücü bu bağımsızlığı bozmadan iki tekere de gereken ölçüde aktarabilmesini sağlar..
kilitli diferansiyele gelirsek; bazen iki tekere de aynı anda aynı gücün eşit olarak bölünmesi gerekir.. off-road araçlarında veya spor araçlarda bu, zaman zaman istenen bir durumdur.. normal bir diferansiyelde motordan gelen döndürme kuvveti yani tork, en az dirençle karşılaştığı tekere iletilir.. bu fizik kuralıdır.. dişli sistemi olduğu için, hangi teker en az dirence sahipse güç ona gider..
şimdi bir off-road aracı düşünün.. tekerlerinden biri buz üzerinde, diğeri de asfalt.. bu araçta gaza basıldığında tork, en az dirence sahip olan tekere, yani buz üstündeki tekere gücü iletir.. çünkü kastedilen direnç, tekerdeki sürtünme kuvvetidir.. ama kilitli diferansiyel varsa, iki tekerde böylesine yüksek sürtünme kuvveti farkı olan bir durumda, kilitli diferansiyel iki tekere de giden torku eşit olacak şekilde kendini "kilitler" yani bir nevi oyuncak araba tekerleri gibi birbirine bir çubukla bağlıymış gibi bir duruma gelir ve asfalttaki tekere de gücü ileterek aracı oradan kurtarır.. her ne kadar günümüzde drift sporu için hayati bir donanım gibi görünse de, günlük yaşamımızda da zaman zaman gereklidir..
peki bu nasıl çalışır..? farklı tipleri vardır, ama yaygın olarak diferansiyelin içinde debreyaj balatasına benzer kavramalar bulunur.. son paragraftaki gibi gaza basıldığında ani direnç farklılıkları olduğu anda, bu debreyajlar birbirine yapışır/kavrar ve iki tekerlek de aynı torka sahip olur.. off-road araçları, eski amerikan araçlarında, spor araçlarda bulunmaktadır..

bir başka örnek torsen diferansiyelidir.. kavrama yerine sonsuz dişlilerin çalışma sisteminden yararlanıldığı bir sistemdir.. audi quattro sistemlerinde, honda s2000'lerde ve 90'ların camaro'larında bulunur..

yeni örneklerden ise, elektronik olanlardır.. elektromekanik sistemlerde çekiş kontrolü, elektronik olarak kilitler/açar.. iyi yönü, kilitleme oranı ayarlanabilir.. hidrolik olanları falan da vardır.. yeni spor araçlarda ve üst segmentlerde bulunabilir..
devamını gör...
zümrüd-ü anka (yazar)
gene nickaltına yazmadığımı fark ettiğim mahlası asil yazar. halbuki tanımlarını çok severim, beğenisini de eksik etmez. profil resmi mahlası ile uyum içinde olan müdavim yazar. bugüne kadar burayı boş bıraktığım için af diliyorum kendisinden.
devamını gör...
bu devirde sms atan insan
ne varsa eskilerde varmış.
devamını gör...
serbest kürsü
bir alejandro zambra kitabıdır.
alejandro zambra okurken insan kendini latin amerika edebiyatının müstehzi dalgaları arasında yüzer gibi hissediyor. bu cümle için kusura bakmayın. yoğun edebiyata maruz kalmanın verdiği bir coşku halinde yazdım onu.
kitap üç ana bölümden oluşuyor. birinci bölüm olan sözlü otoportrelerde yazar konuşmacı olarak davet edildiği ve aslında davet edildiği bu yer kendi okulu olduğu için ve insanın kendi evine davet edilmesinde hüzünlü bir taraf gördüğü için bir hüzünlü olduğu konuşmalar yapıyor edebiyat üstüne. özellikle de kitaba adını veren kısımda kendi seçtiği bir konuda konuşmasının istenmesi beni bile oldukça gerdi.
ikinci bölüm olan yerin kulağı var’da yazar yayımlanmasını pek de istemediği ama saklamaktan da hazzetmediği bazı öyküleri paylaşmış ama bu yazılar yazarın iddia ettiği kadar kötü değil elbette.
son bölüm olan aile sözlüğünde de ise hikaye genellikle eşi ve çocuğu ile dolu yazılar barındırıyor. özellikle bir insanı tercüme etmek bölümleri beni çok etkiledi. yüzümde hep bir gülümseme ile okudum bu bölümleri.
alejandro zambra bana bazen alberto manguel’i hatırlatıyor, özellikle de bu kitabıyla.
alejandro zambra okurken insan kendini latin amerika edebiyatının müstehzi dalgaları arasında yüzer gibi hissediyor. bu cümle için kusura bakmayın. yoğun edebiyata maruz kalmanın verdiği bir coşku halinde yazdım onu.
kitap üç ana bölümden oluşuyor. birinci bölüm olan sözlü otoportrelerde yazar konuşmacı olarak davet edildiği ve aslında davet edildiği bu yer kendi okulu olduğu için ve insanın kendi evine davet edilmesinde hüzünlü bir taraf gördüğü için bir hüzünlü olduğu konuşmalar yapıyor edebiyat üstüne. özellikle de kitaba adını veren kısımda kendi seçtiği bir konuda konuşmasının istenmesi beni bile oldukça gerdi.
ikinci bölüm olan yerin kulağı var’da yazar yayımlanmasını pek de istemediği ama saklamaktan da hazzetmediği bazı öyküleri paylaşmış ama bu yazılar yazarın iddia ettiği kadar kötü değil elbette.
son bölüm olan aile sözlüğünde de ise hikaye genellikle eşi ve çocuğu ile dolu yazılar barındırıyor. özellikle bir insanı tercüme etmek bölümleri beni çok etkiledi. yüzümde hep bir gülümseme ile okudum bu bölümleri.
alejandro zambra bana bazen alberto manguel’i hatırlatıyor, özellikle de bu kitabıyla.
devamını gör...
türk kahvesi
kahve fincanıyla değil,kupayla içtiğim ve delisi olduğum kahve.
devamını gör...
normal sözlük'e girişte ilk mesaj atan moderatör
moderatörlerin kullanıcı adlarına şöyle bir bakıyorum da; uykusuzkahve, haklıyım ama mutlu değilim, hi my i run, pavlov'un göbeği, eyluling falan... yok. normalde herhangi birini bot zannetme ihtimalim yok. birinden biri yazsa anlardım kanlı canlı insan olduğunu, yazana da "eheh bot musun yoksa kerata?" minvalinde bir kabalıkta bulunmazdım. en fazla otomatik mesaj falan der geçerdim.
ama öyle olmadı. bana yaza yaza bir bilen yazdı.
bir bilen...
herhalde sözlükte yetkili olsaydım ve olası bir bota isim bulmak gerekseydi, sırf mesajla soru soranlara "ben bilmem bir bilen'e danış ahaha" diyebilmek için bile bu isimde ısrar ederdim. clairvoyance falan halt etmiş yanında. gerçek bir bot, gerçek bir yapay zekâ kullanıcı adı. bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi böyle.
evet, ben de o elim hataya düştüm... pişmanım.
ama öyle olmadı. bana yaza yaza bir bilen yazdı.
bir bilen...
herhalde sözlükte yetkili olsaydım ve olası bir bota isim bulmak gerekseydi, sırf mesajla soru soranlara "ben bilmem bir bilen'e danış ahaha" diyebilmek için bile bu isimde ısrar ederdim. clairvoyance falan halt etmiş yanında. gerçek bir bot, gerçek bir yapay zekâ kullanıcı adı. bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi böyle.
evet, ben de o elim hataya düştüm... pişmanım.
devamını gör...
kaynanaya anne deyince eşimiz kardeşimiz olmuyor mu sorunsalı
ayrıca eşinin dayısına dayı dersen kendi annen teyzen olur, buna da dikkatini çekmek isterim.
devamını gör...
kelebek etkisi
ortaya çıkışını sinan canan'ın kimsenin bilemeyeceği şeyler kitabından öğrendiğim olgudur. kısaca özetlemek gerekirse 1971 yılında lorenz adlı bir meteoroloji uzmanının, hava tahmini yaparken bilgisayara girdiği verilerle keşfettiği şeydir.
lorenz bilgisayarda yaptığı bir analizde analizi bir kere de ortadan başlatmaya karar vermiş ve bilgisayarın verdiği çıktıların bir önceki ile alakasının olmadığını fark etmiş. başlangıç değerleri neredeyse aynı olmasına rağmen bu kadar farklı olması lorenz'i bayağı şaşırtmış ve bilgisayarda sorun olduğunu düşündürtmüş. fakat bir süre sonra ondalık yazımda virgülden sonraki 6 basamağı kısaltıp 3 basamak girdiğini fark etmiş. bu ondalık farklılık da hava olaylarında bir kelebeğin kanat çırpışına eş olduğu için adı kelebek etkisi olmuş.
lorenz bilgisayarda yaptığı bir analizde analizi bir kere de ortadan başlatmaya karar vermiş ve bilgisayarın verdiği çıktıların bir önceki ile alakasının olmadığını fark etmiş. başlangıç değerleri neredeyse aynı olmasına rağmen bu kadar farklı olması lorenz'i bayağı şaşırtmış ve bilgisayarda sorun olduğunu düşündürtmüş. fakat bir süre sonra ondalık yazımda virgülden sonraki 6 basamağı kısaltıp 3 basamak girdiğini fark etmiş. bu ondalık farklılık da hava olaylarında bir kelebeğin kanat çırpışına eş olduğu için adı kelebek etkisi olmuş.
devamını gör...
cheat day
diyet veya düzenli spor yapan kişilerin haftada bir yahut onbeş günde bir yüksek kalorili ve diyet harici olarak bir gün ya da bir öğün beslenme hâlidir.
diyette kaçamak gibi aslında.
ama dikkat edin, her gün bir şey tikarsanir ağzınıza 'çit dey, çit dey' diye, ortada diyet falan kalmaz.
bunu ödül manasına benzeten kaba bir güruh da var tabi. ayıp! ama bizim insanımız hep motivasyon düşürücü, onur kırıcı değil mi zaten?
şöyle bir toparlanıp diyete devam efenim.*
diyette kaçamak gibi aslında.
ama dikkat edin, her gün bir şey tikarsanir ağzınıza 'çit dey, çit dey' diye, ortada diyet falan kalmaz.
bunu ödül manasına benzeten kaba bir güruh da var tabi. ayıp! ama bizim insanımız hep motivasyon düşürücü, onur kırıcı değil mi zaten?
şöyle bir toparlanıp diyete devam efenim.*
devamını gör...
yalnız ölmek
yalnız doĝduk. tabi yalnız öleceĝiz.
devamını gör...


