haftalık puan tablosu
bu hafta 10-15 arası seyrettiğim tablo. malum ciddi ciddi tanımları okuyarak, seversem beğendiğim için anca bu kadar oluyor. seri favlamayı karaktersizlik olarak görüyorum. katılmadığım bi fikri neden karma puanı kasmak için beğeneyim öyle değil mi? *
devamını gör...
ölümüne en çok ağlanan kişi
2007 babaannem, 2021 o.*
gözlerim doldu gene.
yaşanmışlıklar ağlatan insanı, onun kim olduğu değil.
ömrüne ne kadar girerse, insan o kadar ağlıyor.
gözlerim doldu gene.
yaşanmışlıklar ağlatan insanı, onun kim olduğu değil.
ömrüne ne kadar girerse, insan o kadar ağlıyor.
devamını gör...
mezar fiyatlarının pahalılığı
ölmedik para biriktiriyoruz.
devamını gör...
iskelede bir çırak
başlığının açılmasını sonuna kadar hak eden bir birhan keskin şiiri.
ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
öyle mi?
oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
bizim köydeki gibi.
allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.
diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
insan önce bir minnet duyar.
oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.
diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.
allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
bilmiyor. bilmiyor nedendir zeynebin yakarışı.
ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
başlarına yık şunların bu metropolleri.
ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
öyle mi?
oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
bizim köydeki gibi.
allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.
diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
insan önce bir minnet duyar.
oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.
diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.
allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
bilmiyor. bilmiyor nedendir zeynebin yakarışı.
ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
başlarına yık şunların bu metropolleri.
devamını gör...
ahmed arif
leyla erbil'e nasıl "kulluğum, divaneliğim, yarı canın" gibi sıfatları yakıştırdıysa aynı sıfatları kendime yakıştırırcasına sevdiğim tek şair..... gerçekten divaneliğim oldu kendisi.. bazı geceler sesinden birkaç şiirini dinleyip ruhumu dinlendiririm.. bana ilaç olur kendisi.. memleketimin en güzel temsilcisi.....
devamını gör...
george orwell sözleri
düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı.*
geç kaldık bu öğüt için, çok geç kaldık...
geç kaldık bu öğüt için, çok geç kaldık...
devamını gör...
her şeyi açıklayan en kısa söz
her nefis ölümü tadacaktır.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
(bkz: stefan zweig) kitapları.
devamını gör...
girift radyo yayını
anlatana, dinleyene, herhangi bir katkıda bulunana ayrı ayrı teşekkür etmek istediğim yayın olmuştur.
dünyanın bir daha böyle acılar yaşamaması temennisi ile.
dünyanın bir daha böyle acılar yaşamaması temennisi ile.
devamını gör...
kadınlar olarak bıyıklarımızı almak istemiyoruz
ya ama bu, "kadınlar olarak bilmem ne yapmak zorunda değiliz." muhabbeti çok sıktı ya.
evet canım kadınlar hiçbir yerinizi almak zorunda değilsiniz, değiliz.
aynaya bakınca o bıyıklarla iyi hissediyorsanız bitmiştir.
almayın gitsin.
evet canım kadınlar hiçbir yerinizi almak zorunda değilsiniz, değiliz.
aynaya bakınca o bıyıklarla iyi hissediyorsanız bitmiştir.
almayın gitsin.
devamını gör...
erdoğan'ın bu ülkede gençlere her şey veriliyor demesi
verilen bir şey var tabi ki, korku. evet bize her şey korku, her şey tasa. gelecek korkusu, fikir belirtirsem bir şey olur mu korkusu, dışarıda tek başıma yürürken bir şey olur mu korkusu. baskının getirdiği korku öyle bir yer edinmiş ki omuzlarımızda adeta eziliyoruz altında, ama merak etmeyin doğruluyoruz, bunun da altından kalkarız. unutmayın ki sevgili atamın izinde olan türk gençliğine hiçbir şey olmaz.
devamını gör...
30 yaşından sonra anlaşılanlar
30 yaşın çok yaşlı bir yaş olmadığı.
sonra da 40 yaşın çok yaşlı olmadığına anladım.
böyle böyle 80' i görebilirim.
sonra da 40 yaşın çok yaşlı olmadığına anladım.
böyle böyle 80' i görebilirim.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
/sarsın, sarsın sevsin beni
dinsin diye çok bekledim
gönlümdeki derin sancı
bilirim nerde ilacı/
dinsin diye çok bekledim
gönlümdeki derin sancı
bilirim nerde ilacı/
devamını gör...
hayvan sevmeyen insan
babamın bir sözü vardır"sevmek zorunda değilsin ama saygı zorunluluktur. " sevmeye bilir korka bilir. ama zarar veremez onunhayatına zarar veremez hiçbir insan.
devamını gör...
nasreddin hoca
türk nüktedan, hafız. ne zaman doğduğu tam bilinmese de, kaynakların bildirdiğine göre 1208 senesinde sivrihisar'ın hortu köyünde doğmuştur. bu köyün adı günümüzde nasreddin hoca köyüdür. babası bu köyde imamlık yapardı. ilk öğrenimini de babası verdi. hafız oldu, arapça öğrendi, dinî bilgiler öğrendi... babası vefat edince de, yine hortu köyünde babası gibi imamlık yaptı. hocası mutasavvıf olan mahmud-ı hayrânî'dir. 1237 senesinde hocası akşehir'e geçince, nasreddin hoca da akşehir'e yerleşti.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
devamını gör...
the thirteenth floor
1999 yapımı bilimkurgu filmi. film genel itibari ile simülasyon teorisiyle ilgili. bu türden filmleri sevenlere tavsiye ederim. ayrıca netflix'te varmış, izlemek isteyenler için linkini bırakıyorum. netflix
devamını gör...
tavsiye verme hastalığı
henüz tedavisi bulunamayan hastalıktır. herkes kendi yaşamını insanlığın merkezine alıp koşulsuz doğru olarak kabul ederek deneyimlerini başkalarına aktarmaya çalışır. yaşamayı yaşayarak öğrendiğimizi ne zaman öğreniriz bilmiyorum. başka hayatlara deli gibi yol gösterme telaşında olanlar yüzünden salçalaşmış hayatlar ortaya çıkıyor.
devamını gör...
cahil kesimin aşırı anlam yüklediği şeyler
evin reisi muhabbeti.
devamını gör...
yazarların ruh hallerini anlatan bir söz
“bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. sanki içimde derin bir hiçlik var. ”
zülfü livaneli
zülfü livaneli
devamını gör...
üniversite mezunu olmayanlar yazar olarak alınmasın kampanyası
(bkz: memnun olmayan ortamı terk edebilir kimseyi zorla tutmuyorlar)
sınıflandırılmış insanlar daima insanları sınıflandırmaya çalışır. maruz kalınan psikolojinin etkisidir.
sınıflandırılmış insanlar daima insanları sınıflandırmaya çalışır. maruz kalınan psikolojinin etkisidir.
devamını gör...