biraz insanlari uzak tutun benden.
yav çocuklar allah rızası için güneş gidiyor ya.
ne kadar anlayışsızsınız ya.
güneş gidiyor güneş!
devamını gör...

yaş kaç hatırlamıyorum ama baya küçük olduğmuzu hatırlıyorum. bir bayram kuzenimle şeker toplamaya karar veriyoruz. halamdan izin alıyoruz halam da sadece apartmanı dolaşmak şartıyla şeker toplamamıza izin veriyor. sonra bütün apartmanı dolaşıyoruz 1 ya da 2 evin kapısı açılıp komşular bize şeker veriyor. biz de apartman dışına açılmaya karar veriyoruz. yandaki apartmanı ziyaret edip şeker toplamak varken biz evimize 2 dk uzaklıkta olan markete gidiyoruz çünkü neden olmasın? şeker çikolata standı var, çocuk aklı; gözümüzde şekere çikolataya en hızlı ve kolay ulaşılacak orası var. marketteki standdan şeker toplamaya yeltenen kuzenimi "bırak şekeri şimdi burada çikolata var" diyerek uyarıyor, elimle tam çikolataya dokunduğum an omzumda bir el hissediyorum: babam. gmfnfnnfnffnnf. eniştemle bizi takip ederek markete kadar gelmişler. o ana ait en son hatırladığım şey yakalandığımız anda yaşadığım dehşetti. gerisini hatırlamıyorum. ama üstünden yaklaşık 16 sene geçmiş bu olay, her bayram hatırlayıp kahkahalarla güldüğümüz bir andır.
devamını gör...

ıvır zıvırlık.
plastik kalem kutusu gibi ama değil. ısim babası da benim.yarin bir gün herhangi bir hirdavatci da görürsem telif atarim ! her neyse ne ilginçliği var bu ıvır zıvırlığın whis ? diyeceksiniz.

içine elimin altında olmasını istediğim şeyleri atıyorum. ayraç, ders notları, küpe, kulaklık, ruj, bazen sakız, bazen toka,bozukluk,peçete. araba torpido gözü gibi.
yine bu mu ilginç whis? diyeceksiniz onu da biliyorum.
bu kadar birbirinden ayrı şeylerin bir arada bulunuyor olmasi ilginç geliyor bana. deli kızın çeyizi gibi o an canım ne isterse atıyorum içine. içine her şeyin garip bir şekilde sığıyor olmasi ise daha ilginç.
devamını gör...

6 mart 1475- rönesans dönemi ressamı ve heykeltıraş michelangelo'nun (1475-1564) doğum günü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel david (1504) heykelinden detay.
devamını gör...

bedavacılık sorunu (ingilizce: free rider problem), kamusal mal sunulduğunda toplumdaki kimsenin kamusal malın finansmanına katılıp katılmadığına bakılmaksızın, kamusal malın tüketiminden dışlanamadığı gerçeğinin farkında olan bireyin de kamusal mala ilişkin gerçek tercihini açıklamayarak bedel ödemeden de saf kamusal malın tüketimine devam edebileceği güdüsüdür. bu sorunun genellikle kamusal mallarda görülmesinin sebebi, kamusal malların bir bütün olarak sunulması ve tüketiminden kimsenin dışlanamaması özelliklerine sahip olmalarıdır.
devamını gör...

konuyla alakam yok ama ben de sevincem.
devamını gör...

rastgele birinin yanına gidip "arkadaş olalım mı?" diyebilmek.
devamını gör...

tam olarak bu saatlerdir. kaba ve cinsiyetçi insanlar uyumuş oluyor. bu saatlerde herkes çok naif, çok kibar...
edit: bu cümlede laf sokma yoktur. sadece yazarın kendi düşüncesidir. ayrıca cinsiyetçilik kadın düşmanlığı anlamına gelmez. sevgiler.
devamını gör...

şaman ve yörük karagöz ile gezgin ve fırlama hacivat'ın birbirleriyle tanışmaları, arkadaşlıkları ve atışmalarının temasıyla, osmanlı beyliğinin o döneme ait sosyal ve kültürel yaşanan bazı değişimlerini çok güzel anlatmış bir filmdir. yörük olan karagöz'ün çocukluk masumiyetiyle annesine söylediği sözleri hatırlarım filmle ilgili çoğunlukla:

"biz yörük olmayalım artık, ben yörümek istemiyorum.."

güzel de bir şarkısı vardır:

"yüklenüp karanluğu, ışıklara yörürün,
yıldızlaru aş edüp, rüyalara yörürün,
göç dedüğün heç bitmez, bilünmeze yörürün,
gurbettür melmeketüm, yanluzluğa yörürün...."

devamını gör...

kulaklık tedbiri ile zararı azaltılabilecek rahatsızlık.
devamını gör...

çorbacıda, paça- işkembe yok diye isyan eden abinin hislerini bende uyandıran durumdur.
çok geç sevmeye başladığım domates çorbasını aşırı sever duruma geldim ama bir çorbacıya gidip istediğimde henüz "var" diyenine rastlamadım. bence çorbacıların takkeyi önlerine koyup bunu bir düşünmesi gerekmektedir.
devamını gör...

kendini sosyalist olarak tanımlayan ingiliz yazar george orwell'ın kültleşmiş "sosyalizm eleştirisi" romanıdır.

fabl şeklinde yazılmış bu romanda ahır hayvanlarını "niçin biz de insanlar gibi yataklarda uyumuyoruz?" argümanıyla örgütleyen domuzlar bulunur. her domuz, gerçek hayattaki bir siyasi figürün tezahürüdür. ancak gelin görünki başarıya ulaşan hayvanlar olsa bile yataklarda uyuyabilen yalnızca domuzlar olacaktır.

kitabın viral olmuş cümlesi: bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir olmuştur.
devamını gör...

insanın alt katında tatlıcı olunca, en tazesinden yenilebilen, en en en sevdiğim tatlı.
arada kek yapıyorum tabak bırakıyorum, künefe olarak geri dönüyor. yok böle bir takas
devamını gör...

birilerinin kırmızı çizgisine giriyor diye kimse bi konu hakkinda susmak zorunda degil.siz inancinizin eleştirilemez olduğunu düşündüğünüz için moderatorler kimseyi banlamak zorunda degil.saygı çerçevesi içinde herkes fikrini yazabilir.
devamını gör...

kendisini bu kadar geç fark ettiğim için başımı taşlara vurmak istediğim yazardır. bu ne güzel tanım girmektir yahu. hayranlıkla okudum bir süre sonra koşarak nickaltına geldim. umarım musmutlu bir hayat içinde bize bu güzel tanımları girmeye devam eder. var olsun, hep bizimle olsun.

edit: kendisinin kocaman ve iyilikle dolu bir kalbi de var.
devamını gör...

'96 çıkışlı nazan öncel şarkısı. güzel rock motifleri barındırır.
devamını gör...

tubitak'ın başına hayvanat bahçesi müdürünü atadı bu yönetim...
unutanlar için burada
devamını gör...

içindekiler. yani evin içindeki hersey ama öncelikle nefes almanı sağlayan insanlar.nerede olduğun değil kimle olduğun önemli.
devamını gör...

dady'nin serzenişi haklıdır, değildir, bunu biz yazarlar kendi aramızda bu başlıkta uzun uzadıya tartışırız. eteğimizdeki taşları dökeriz. gerekirse yönetime baltalı ilah zagor misali dalarız/giydiririz. o bizim meselemiz.

ama başlıkta benim canımı sıkan şey bambaşka bir şey; sözlük radyosunda program yapan bir arkadaşımızın başlık altındaki serzenişi ve ona yoldaşın yine başlık altından yanıt vermesi. bu şekilde sözlükte kurumsallığı sağlayamazsınız. kendi emeklerinize yazık edersiniz. sizlerin konuyu konuşacağı yer burası değil.

insanlar bir radyo programı yapmaya karar vermişse, artık kurumsal kaidelere riayet etmek zorundadır. şikayetlerini, serzenişlerini, kırgınlıklarını, yılgınlıklarını artık içlerinde hangi hisler varsa bunların topunu birden özel bir toplantıda dillendirmelidir. ha keza aynı şekilde bu rahatsızlıklar varsa yönetim de, bu rahatsızlıklarla ilgili yayıncılarla toplantı yaptığı esnada ilgilenmelidir. burada bu konuların konuşulması hayra alamet değil. sözlüğe yara verirsiniz. iş magazinsel hale gelir ve sonrası ayıkla pirincin taşını. herkes bir şeyler söyler. kaos başlar. yandaşlar oluşur. yönetim tarafında olanlar ve programcı tarafında olanlar diye ortadan ikiye bölünürsünüz. konuşur/anlatmaya çalışır durursunuz ama mevzuyu çözemezsiniz. yani özetle yazık edersiniz.

kimsenin kimseyi birbirinin önüne atmaması lazım. işleri kurumsal ciddiyet içinde çözmeniz lazım. bu tartışmaların bize yansıması demek henüz emekleme aşamasında olan bu sözlüğün ayağa kalkmasını engellemek demektir..

şikayet mercii biz yazarlar değiliz. şikayetin değerlendirileceği kurulda burası değil, o yüzden savunma verilmesi lüzumsuz.

ha şunu bir yere kadar anlarım. tüm çözüm yollarını denemişsinizdir, talepler iletilmiş, reaksiyon alınamamıştır. yollarınızı ayırmaya karar vermişsinizdir. kimsenin kafasında soru işareti kalmaması için bunun nedenlerini yazar ve eyvallah dersiniz.

ama henüz kendi içinizde bu meseleyi adam gibi tartışmamışken, çözüm yollarını yine kendi içinizde zorlamamışken, mevzunun buraya taşması inanın şık olmamıştır.

şurada yavaş yavaş portakallaşmaya başladık üzerimize limon sıkmayınız rica ederim.
devamını gör...

1 gr. altın = 436 tl x 250 gr. = 109.000 tl yapıyor günümüzdeki kur ile. bir kısmının hayali bir kısmının yolu bir kısmının vardığı bi kısmının da sahibi olduğu.
kimler peşindeyse yada kimlerdeyse alsın başına çalsın o 250 tane gramını. herkesi maddi sınıflandırmalarınızdan yaptığınız hapislere atıyorsunuz. kral benim aha bu da buyruğum ile olmuyor. bir gün al aşağı olunca, terazinin dengesi değişince dünyanın aslında bildiğinizi sandığınızı sandığınız yer olmadığını görürsünüz. o anki aydınlanmanız aslında karanlığa attığınız adımı farkettiğiniz andır.
çok geç olmadan silkelenin. herkez o paranın peşinde koşmuyor. koşanda bilinci ile koşmuyor. içgüdüsel bir koşu onunki zaten.
ayrıca (bkz: ben ne dedim yine)
(bkz: altının bugün %3.39 birim düşmesi)
*
edit: (bkz: ironiden anlamayan nesile aşina değilim)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim