ilkokuldan akılda kalanlar
o kadar çok sıkışmıştım ki fotograf cekimi vardi bide o gun. yan yana tum ögrenciler arkadaslarim falan dizilmişiz. sol tarafimda bi kiz arkadasim vardi el ele tutusuyoduk onunla. kendimi altima yapmamak icin o kadar sıkmışım ki diger yanimda duran cocugun elinide tutmaya başladım. ama cocuk surekli elini elimden çekmeye çalışıyodu ve bende sülük gibi yapışmıştım. allah bilir ne anlamıştı cocuk o zamanlar.. bide son olarak altimada kaçırmıştım. berbat bi gündü.
devamını gör...
gece 02.30'da yenilen bol yağlı yemek
varsa reflünüzü azdıracak, yoksa da sizi reflü sahibi yapabilecek iş.
genç yaşta vücudunuz birçok şeyi kaldırır ama buna güvenmeyin. acısı sonradan çıkacaktır. kendimden biliyorum.
genç yaşta vücudunuz birçok şeyi kaldırır ama buna güvenmeyin. acısı sonradan çıkacaktır. kendimden biliyorum.
devamını gör...
insanlık tarihindeki en önemli icat
(bkz: elektrik)
onsuz bir hafta yaşayalım bakalım neler oluyor? elektrik, medeniyetlerin ilerlemesine yardımcı bir icat.
onsuz bir hafta yaşayalım bakalım neler oluyor? elektrik, medeniyetlerin ilerlemesine yardımcı bir icat.
devamını gör...
cahit zarifoğlu
bir yerden bir yere uçuyorsa kuşlar; mevsimler değişmiştir,insanlar da...
cahit zarifoğlu
cahit zarifoğlu
devamını gör...
sarı saçlı mavi gözlü
bir dönem chp'nin seçim şarkısında geçen sözler.
muhteşem bir seçim şarkısıydı. nerdee nerdeee nerdesin oyyy...
muhteşem bir seçim şarkısıydı. nerdee nerdeee nerdesin oyyy...
devamını gör...
lambalı radyo
1970'li yılların ortalarında televizyon yayınları başlayana kadar radyo, insanların büyük keyif cihazı olmuştu. eskiden radyo günlük hayat, saatler ve haberlere eşlik eder, koca möbleli ve lambalı radyolar, kocaman pilleri ile evlerin baş köşesinde, en değerli eşya statüsü görürmüş. önden çevrilen iki yuvarlak düğme ile yan yana tuşları olurmuş. istasyon ibresinin hareket ettiği cam panelde ankara, istanbul, sofya, moskova, varşova, paris, münih, kahire viyana, atina, prag, tel aviv gibi şehirlerin isimleri yer alır, fakat çıka çıka sadece ankara radyosu çıkarmış. düğmelerden biri ses ayarlamada kullanılırken, diğeriyle de uğultulu ve parazitli sesler arasında istasyon bulunurmuş. bu radyoların ısınması şart olurmuş, ısındıktan bir hayli sonra da hasbelkader şimdi zeki müren'den solo şarkılar dinleyeceksiniz... gibisinden anons duyulurmuş. radyo kullanımı o zamanlar sabır isteyen bir işmiş. hatta bazı radyo sahipleri evlerinin çatısına büyük antenler çekerler ve istanbul polis radyosu veya ankara uzun dalga radyosu gibi istasyonları dinlemek için çaba gösterirlermiş. lambalı radyolara, günümüzde bile müziği seven, hassas, duygulu insanların nostalji yaşatan antika bir eşyası olarak rastlanabilir.
devamını gör...
gökyakut kitap
gilbert sinoué'nun 1996 yılında le livre de saphir ismiyle yazdığı, 2003 yılında sonat nayman'ın harika çevirisi ile arion yayınları aracılığı ile gökyakut kitap ismiyle yayınlanmış harika bir roman...
bu güzel romandan spoiler vermeden bahsedelim.
roman, bildiğimiz üzere ispanya'da endülüs emevi devleti bir süre hüküm sürdü, yıkıldıktan sona adanın büyük kısmını ele geçiren hristiyanlar, , çok değil birkaç yıl önce fetö ile kol kola olan akp'nin, bugün "en fetö karşıtı biziz!" tavrı gibi, müslümanlık ile dolup taşan kültürü ve müslüman-yahudi nüfusunu yok etmek için ispanyol engizisyonu ile adeta terör saçan bir zaman diliminde geçiyor.
bu zaman diliminde dini konuda aşmış bir amca olan aben baruel ne yazık ki suçlu bulunup diri diri yakıldığı vakit, üç farklı tek tanrılı inanca sahip dostlarına bir adet plan bırakır. nedir bu plan? üç büyük dini kapsayan, olağanüstü güçlere sahip tuhaf bir tablet... aben baruel, öldükten sonra bir papaz, bir haham ve bir şeyhi aynı çatı altında toplamış yetmemiş gibi bir de onun izinden gitmelerini sağlayarak, büyük bir gizemi açığa çıkarmalarını öğütlemiş... e bu üç büyük adam da bu gizemin peşine düşmüş bu güzel kitapta...
kitap güzel olmasına çok güzel, insanı alıp götürüyor, öylesine güzel ve büyük bir gizem var ki, kitabın sonuna dek bu gizem kendini olağanüstü bir biçimde koruyor. kitabın kazandırdıkları zevkten öte şeyler aslında, hristiyanlığın, yahudiliğin ve islamın kendi içerisindeki gizemler, hikayeler ve ritüellere kadar uzanan bir bilgi birikimi çıkıyor ortaya...
amma ve lakin, kitabın birkaç tık eksi kısmı da yok değil. nedir bunlar? misal, hristiyan amca çok *fazla* şefkatli davranırken, şeyh olan müslüman amca kıralım, dökelim keselim kafasında... yahudi amca da pek oralı olmuyor, hissiz gibi resmen... adeta iyi, kötü ve çirkin gibi bir algı var, herhangi bir inanca sahip olmadığım halde rahatsız edici buldum bunu. dahası da var, bir zamandan sonra bazı kısımlar oldukça uzamış, misal ritüel kısımları. tadında bırakmak yerine daha derine, çok daha derine ilerleyerek insanı boğmakla kalmamış, hikayenin gidişatını da baltalamış.
eksi kısımlarına rağmen okumaya değer bir roman
bu güzel romandan spoiler vermeden bahsedelim.
roman, bildiğimiz üzere ispanya'da endülüs emevi devleti bir süre hüküm sürdü, yıkıldıktan sona adanın büyük kısmını ele geçiren hristiyanlar, , çok değil birkaç yıl önce fetö ile kol kola olan akp'nin, bugün "en fetö karşıtı biziz!" tavrı gibi, müslümanlık ile dolup taşan kültürü ve müslüman-yahudi nüfusunu yok etmek için ispanyol engizisyonu ile adeta terör saçan bir zaman diliminde geçiyor.
bu zaman diliminde dini konuda aşmış bir amca olan aben baruel ne yazık ki suçlu bulunup diri diri yakıldığı vakit, üç farklı tek tanrılı inanca sahip dostlarına bir adet plan bırakır. nedir bu plan? üç büyük dini kapsayan, olağanüstü güçlere sahip tuhaf bir tablet... aben baruel, öldükten sonra bir papaz, bir haham ve bir şeyhi aynı çatı altında toplamış yetmemiş gibi bir de onun izinden gitmelerini sağlayarak, büyük bir gizemi açığa çıkarmalarını öğütlemiş... e bu üç büyük adam da bu gizemin peşine düşmüş bu güzel kitapta...
kitap güzel olmasına çok güzel, insanı alıp götürüyor, öylesine güzel ve büyük bir gizem var ki, kitabın sonuna dek bu gizem kendini olağanüstü bir biçimde koruyor. kitabın kazandırdıkları zevkten öte şeyler aslında, hristiyanlığın, yahudiliğin ve islamın kendi içerisindeki gizemler, hikayeler ve ritüellere kadar uzanan bir bilgi birikimi çıkıyor ortaya...
amma ve lakin, kitabın birkaç tık eksi kısmı da yok değil. nedir bunlar? misal, hristiyan amca çok *fazla* şefkatli davranırken, şeyh olan müslüman amca kıralım, dökelim keselim kafasında... yahudi amca da pek oralı olmuyor, hissiz gibi resmen... adeta iyi, kötü ve çirkin gibi bir algı var, herhangi bir inanca sahip olmadığım halde rahatsız edici buldum bunu. dahası da var, bir zamandan sonra bazı kısımlar oldukça uzamış, misal ritüel kısımları. tadında bırakmak yerine daha derine, çok daha derine ilerleyerek insanı boğmakla kalmamış, hikayenin gidişatını da baltalamış.
eksi kısımlarına rağmen okumaya değer bir roman
devamını gör...
biyoloji bölümünde okumak
herpetoloji(sürüngen bilimi) dersi alırken yüksek lisansta araştırma yapan bir grupla gezme fırsatım olmuştu. dağ, tepe gezmek; saha araştırması yapmak ve örnek toplamak zahmetli olsa da çok sevmiştim. doğanın içinde kaybolmak güzeldi.
canlılığı anlamak için ve daha derin araştırmalar yapmak için eğer ilgi varsa okunması gereken bir bölüm.
canlılığı anlamak için ve daha derin araştırmalar yapmak için eğer ilgi varsa okunması gereken bir bölüm.
devamını gör...
bildirim gelince kimin beğendiğine bakmak
her türlü tatlı turuncu bildirime bakıyorum.
beğeni/ favori ise hemen bir profil gezmesine gidip beğendiğim tanımlara iade-i beğeni yapıyorum. çok beğendin be canım temalı uyarıyı aldıysam diyorum ooo bir nickaltı gireyim bi ara.
mesaj bildirimi ise genelde dönmüyorum, tanıma cevapsa dönüyorum. yine de her türlü bir profil gezmesi yapıyorum yine.
beğeni/ favori ise hemen bir profil gezmesine gidip beğendiğim tanımlara iade-i beğeni yapıyorum. çok beğendin be canım temalı uyarıyı aldıysam diyorum ooo bir nickaltı gireyim bi ara.
mesaj bildirimi ise genelde dönmüyorum, tanıma cevapsa dönüyorum. yine de her türlü bir profil gezmesi yapıyorum yine.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
yakışıklı erkek deyince akla gelen tip
devamını gör...
kavga sonrası seks
devamını gör...
güne anlamlı bir fotoğraf bırak

"bulamazsın beni bende
araya ayrılık girmiş
sen nerdesin ben nerde..."
hak edilmeyen sevgilerde değersiz olduğunuzu söyleyen kişileri hiçbir zaman umursamayın arkadaşlar.
onlara aynı şekilde sözlerini iade ediniz.
onlar, kendi yaptıklarını bilmeyen kendini mükemmel sanan ama yüreği de ciğeri de beş para etmez kişilerdir.
hayatınız biricik, bu süreçte hatalar olur ders çıkarırsınız ve her zaman eskisinden daha güçlü olduğunuzu unutmayın.
hayatınız için siz gereklisiniz, diğerleri değil.
sevin, sevilin değer gördüğünüz yerlerde olmanız dileğiyle...
devamını gör...
neyzen tevfik
taşlamaları ve hazırcevaplılığı ile ünlü türk şair, besteci ve neyzen.
onunla ilgili olarak anlatılan olayların içinde en sevdiğim şudur:
neyzen askere gider. ancak ilginç bir şekilde sürekli kafası güzel dolaşmaktadır ortalıkta. oysa kimse içtiğine falan şahit olmamaktadır. bir gün komutanı dayanamaz ve onu takip etmeye karar verir.
uzaktan uzağa gözetleyen komutan, neyzen'i tuvalette de rahat bırakmaz. camdan içeriyi gözetler, acaba sorumun cevabı burada mı diye düşünerek...
bir de bakar ki neyzen oraya sakladığı içkiyi almış, içeride demleniyor kendi kendine. hemen içeriye girer, pat diye açar kapıyı ve tuvalette, elinde içkiyle bakakalan neyzen'e şöyle der:
"buldun mezeyi, içersin tabi"
neyzen, hayatında cevap veremediği tek lafın bu olduğunu söylermiş.
onunla ilgili olarak anlatılan olayların içinde en sevdiğim şudur:
neyzen askere gider. ancak ilginç bir şekilde sürekli kafası güzel dolaşmaktadır ortalıkta. oysa kimse içtiğine falan şahit olmamaktadır. bir gün komutanı dayanamaz ve onu takip etmeye karar verir.
uzaktan uzağa gözetleyen komutan, neyzen'i tuvalette de rahat bırakmaz. camdan içeriyi gözetler, acaba sorumun cevabı burada mı diye düşünerek...
bir de bakar ki neyzen oraya sakladığı içkiyi almış, içeride demleniyor kendi kendine. hemen içeriye girer, pat diye açar kapıyı ve tuvalette, elinde içkiyle bakakalan neyzen'e şöyle der:
"buldun mezeyi, içersin tabi"
neyzen, hayatında cevap veremediği tek lafın bu olduğunu söylermiş.
devamını gör...
hüseyin nihal atsız
zaten söylenecek her şey söylenmiş. kendisiyle ortak fikirde dahi olmasam bile yiğidi öldür ama hakkını yeme demişler.
vaktiyle bir atsız varmış. varolsun!
vaktiyle bir atsız varmış. varolsun!
devamını gör...
kadimzamanlar ve diğer vakitler
bir olga tokarczuk kitabıdır.
olga tokarczuk nobel edebiyat ödülü sahibi muhteşem bir yazardır ve bu romanı da yazar için kullandığım sıfatı sonuna kadar hak eder. altmış altı yıllık bir zaman diliminde, yani iki dünya savaşı görmüş ve büyük devrimlere şahit olmuş bir zaman diliminde kurgusal bir polonya kasabasında geçen roman o kadar sürükleyici ki ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini anlamak bile mümkün olmuyor.
aslında kadimzamanlar kasabasında da olaylar ne zaman başlayıp ne zaman bitiyor belli değil. hatta kasabanın sınırı bile belirsiz, sınırın olup olmadığı da.
herkes ve her şey kendi zamanını yaşıyor kadimzamanlar’da. ve herkes kendi derdine düşüyor; kimi mektup yollama derdinde, kimi hayatta kalma, kimi bir oyuna takıntı seviyesinde bağlı, kimi eşine, kimi birine ait kimi ise birilerine sahip. herkesin ve her şeyin zamanı bambaşka akıyor. sanki hayat kendini akışına bırakmış kadimzamanlar’da.
ben de kadimzamanlar’da yaşıyorum artık. benim de kendi zamanım var. insanolunbiraz’ın zamanı. ve ben de tüm kadimzamanlar ahalisi gibi hayatıma kimsenin bakmadığı yerlerden bakıyorum. kendi gözlerimi bıraktım hayatımı izlerken, iki buğulu gözle seyrediyorum zamanı, kadimzamanları ve diğer vakitleri.
olga tokarczuk nobel edebiyat ödülü sahibi muhteşem bir yazardır ve bu romanı da yazar için kullandığım sıfatı sonuna kadar hak eder. altmış altı yıllık bir zaman diliminde, yani iki dünya savaşı görmüş ve büyük devrimlere şahit olmuş bir zaman diliminde kurgusal bir polonya kasabasında geçen roman o kadar sürükleyici ki ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini anlamak bile mümkün olmuyor.
aslında kadimzamanlar kasabasında da olaylar ne zaman başlayıp ne zaman bitiyor belli değil. hatta kasabanın sınırı bile belirsiz, sınırın olup olmadığı da.
herkes ve her şey kendi zamanını yaşıyor kadimzamanlar’da. ve herkes kendi derdine düşüyor; kimi mektup yollama derdinde, kimi hayatta kalma, kimi bir oyuna takıntı seviyesinde bağlı, kimi eşine, kimi birine ait kimi ise birilerine sahip. herkesin ve her şeyin zamanı bambaşka akıyor. sanki hayat kendini akışına bırakmış kadimzamanlar’da.
ben de kadimzamanlar’da yaşıyorum artık. benim de kendi zamanım var. insanolunbiraz’ın zamanı. ve ben de tüm kadimzamanlar ahalisi gibi hayatıma kimsenin bakmadığı yerlerden bakıyorum. kendi gözlerimi bıraktım hayatımı izlerken, iki buğulu gözle seyrediyorum zamanı, kadimzamanları ve diğer vakitleri.
devamını gör...
game of thrones replikleri
ilk akla gelen;
winter is coming.
winter is coming.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
başlık düzenleme ve taşıma moderasyon tarafından yapılıyor olsa da, en azından yazım hatasıyla açılabilecek olası başlıklar için başlığı açan kişiye bir çeşit düzenleme yetkisi verilebilir diye düşünüyorum.
bilmiyorum, belki benim gibi ağır derecede görme problemi olan başka yazarlar da vardır sözlükte. gerçi hatalı açılan pek çok başlık görüyorum ve bu gibi durumlarda yukarıda bahsettiğim şekilde bir düzenleme biraz daha pratik olabilir gibi.
edit: bir de aklıma gelmişken, mesaj alımını açıp kapatmak için olan bölümde sadece takip ettiğimiz yazarlarla mesajlaşabilmemizi sağlayacak bir seçenek olması iyi olabilirdi.
bilmiyorum, belki benim gibi ağır derecede görme problemi olan başka yazarlar da vardır sözlükte. gerçi hatalı açılan pek çok başlık görüyorum ve bu gibi durumlarda yukarıda bahsettiğim şekilde bir düzenleme biraz daha pratik olabilir gibi.
edit: bir de aklıma gelmişken, mesaj alımını açıp kapatmak için olan bölümde sadece takip ettiğimiz yazarlarla mesajlaşabilmemizi sağlayacak bir seçenek olması iyi olabilirdi.
devamını gör...


