(bkz: sen kimsin)
devamını gör...

boyuna göre zayıf
kumral dalgalı saçları olan
geniş alına sahip
iri kahverengi gözleriyle insanların odak noktası olabilen
kar beyaz dişlere sahip oval yüzlü bir adamdı cemal süreya

hatta nüfus cüzdanındaki adı cemalettin seber'di
ama o cemal süreyya olarak yazmak istemişti
üvercinka adını verdiği sevgilisiyle girdiği iddiada kaybeder bir tane y harfini
o günden sonra bir daha hiç ama hiç kullanmaz o diğer y harfini
işte borcuna bu kadar sadık güvenilir bir insandı süreya

erzincan doğumlu bir muhacirdi aslında
sürgün edilmişti ilerleyen yaşlarında
kitaplarından birisine verdiği ad gibi
uçurumda açan bir çiçekti cemal süreya

şairlik fikrine daha bebekken kapılır
annesin anlattığı hikayelere bayılır
kar tanesini yani annesini küçük yaşta kaybeder
"küçük kalbimdeki kuş ölmüştü" der

ilkokulda dergi çıkarır tüm yazıları eliyle yazarmış
dergiyi sadece ona hayran kızlar takip edermiş
sayıları da sevmezmiş süreya
saatin kaç olduğunu 5. sınıfta öğrenmişti daha
ama o yazmayı çok severdi
herkesin kompozisyon ödevini de yapardı

yazmak kadar okumayı da çok severdi
daha ilkokulda suç ve cezayı defalarca okudu
karamazov kardeşleri de beş kere okumuştu

şiir bi yana sporu da çok severdi
fenerbahçe fanatiğiydi
ama metin oktay'a da saygı duyardı

hep futbol oynardı arkadaşlarıyla
edebiyatçılar takımı ve tiyatrocular takımı
gol kralı hiç değişmezdi
hep orhan kemal olurdu

ortaokulda koşu yarışmasını kazandı
ilk dolma kalemini eline aldı
şiir dört bir yanına işlemeye başlamıştı

küçük kalbindeki kuş ölünce üvey anneye mahkum oldu
kardeşleri de o da sürekli dayak yer dururdu
hatta üvey annesi süreya'yı zehirlemeye bile çalıştı
yemeğine cam kırıkları bile attı

bir oğlu bir kızı vardı
oğlu memo emrah namı diğer kadıköylü kürt memo
ve kendisiyle yıldızları hiç barışmayan kızı ayça

oğlu memo'dan çok çeker
üşümesin diye papirüs dergilerini bile yakar
evdeki en değerli kitapları sahaflara satar memo
ama o ses etmez
fakat ölümüne yakın memo'dan dayak yer

parasız olduğu vakitler karaladığı şiirleri kızı ayçaya verir
bunları sakla ileride para eder der
ayça şiirlerin ne kadar saçma olduğunu söyler

kızının nikahında bulunamaz
çünkü habersiz nikahın olduğundan

izmir'e sık sık giderdi süreya
arkadaşlarına hep bir hanımla buluşması olduğunu söylerdi
her buluşmadan döndüğünde dalgın suskun ve üzüntülü olurdu
arkadaşları sorardı nereden böyle diye
süreya kızı ayça'nın yanından olduğunu söylerdi

kadıköy sahilinde yürürdü hep
önünü hep iliklerdi
neden mi
her an karşıdan fazıl hüsnü dağlarca gelebilir diye
hatta dağlarca onunla konuşmayınca
bugün ağam sudan soğuk bakıyor derdi

şairi şairden başkasının tanımadığına üzülürdü hep
bir gün duraktaki bir adamın yanına yaklaşır
adam pazar postası okuyordur
hem de onun şiirinin bulunduğu sayfayı
adama nasılsınız efendim ben cemal süreya diye yaklaşır
adam
memnun oldum ben de nuri pakdil der

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

can sıkıntısından bunlar.
bilmem nerede ki ismini cismini bilmediğin bir anonimin peşinden gidip , oğlum bak git deme saçmalığını iliklerine kadar hissetmek .. uğraşmak onunla tam bir mantık hatası. onun için önemsizsin ama sataşılacak kadar da önemlisin. offf ikilemler, denklemler.... sen kimsin be adam diyecek kişiye cevap olarak ben şu an bana laf attığın kişiyim deme saçmalığı... buraya yakışıklı filozofumuz albert camus'un meşhur sigaralı fotosunu koymuşum gibi sayın. efkar dağıtalım..

saçmayım...
saçmasın..
saçmayız..
ve tüm saçmalıklar zinciri... istiklal marşı. kapanış...
devamını gör...

tiktok kullanıcıları toplam ıq
devamını gör...

aile baskısı olsa ne olur, oyu verirken yalnızız. verdim baba evet bastım ampule der genç kardeşlerimiz olmadı. şükür akıllı bizim çocuklar.
devamını gör...

leyla ile mecnun dizisinde mecnun'un babası karakterinde olan iskender ile özdeşleşmiş olay nedir derseniz akla ilk gelecek şey hiç kuşkusuz "araba vurdurmak"tır. bahtsız iskender abimiz yılların taksi şoförüdür ancak en büyük zevki arabayı taşımaktır. müşterilere "şuna bir el atın da vurduralım" dediği de olur, kız istemeye giderken dahi araba teyibini yanından ayırmadığı da. iskender'in araba ile macerası bitmez hatta vurdurmak olayı öyle bir hale gelir ki uzay mekiği vurdurduğu bir sahne görmemiz bile kaçınılmazdır. en trajikomik bulduğum olay ise doktorun iskender'e artık araba vurduramayacağını söylediği andır. izlemeyenler için azıcık spoiler vermiş olabilirim affola.
devamını gör...

vicdanlı olmak değildir. çocuklarda bu kavram gelişmemiştir, siz hiç mi küçükken akranlarınız tarafından zorbalığa uğramadığınız yahu? * çoğu çocuk fırsat bulduğu an zorbalık yapar ne yazık ki.
ve bence iyi oldukları şey hayal kurmaktır. çünkü tüm hayatı çocuğun önündedir, ciddi pişmanlıkları yoktur. daha ergenliği, yetişkinliği hakkında ciddi kararlar almak zorunda kalmamıştır. o yüzden hayal gücünü kullanarak kendilerine çok güzel bir gelecek hayal edebilirler.
devamını gör...

bugün ölümünün 30. yıl dönümü olan şairimizdir.

maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık.
devamını gör...

tourette sendromu

tourette sendromu (veya turet sendromu), aynı şekilde kısa aralıklarla meydana gelen istemsiz, hızlı, ani bedensel tikler ve ses tiklerinin oluşturduğu nörolojik veya “nörokimyasal” kalıtsal bir rahatsızlıktır.[5] nörogelişimsel bozukluklar kategorisinde ele alınır. ismini fransız doktor gilles de la tourette'den alır. beynin bazal ganglion denilen bölümündeki anormallikten kaynaklandığı düşünülmektedir (dopamin). tikler birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, ritmik olmayan, basmakalıp bir motor hareket ya da ses çıkarmadır. karşı konulamaz bir deneyim olarak yaşanır. ciddi formlarda iletişim ve yaşam kalitesi bozulabilir. sık görülen tikler arasında kafa sallama, kaş-göz oynatma, göz kırpma, hayvan sesleri çıkarma, boyun çevirme, göz devirme, diş gıcırdatma, omuz oynatma, yüz buruşturma ve buna benzer yüz hareketleridir. yaygın inanışın aksine tourette sendromu küfür etme hastalığı değildir. koprolali denilen istem dışı küfür etme durumu tourette sendromlu bireylerin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. bunların yanında kişide şu semptomlar da bulunabilir ekolali: karşısındakinin sözlerini sesli veya kendi kendine sessizce tekrar etme. hastalığın belirtileri genellikle 5-6 yaşlarında ortaya çıkar. ergenlikle beraber tikler artış gösterir. çoğu vakada ergenlik döneminin sonuna doğru tiklerin sayısı ve şiddeti azalmakla beraber genellikle ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. bir kişinin tourette sendromlu sayılabilmesi için en az iki motor (bedensel tik) bir vokal (ses tiki) tikinin olması ve bu tiklerin 18 yaşından önce başlamış olması gerekmektedir. tikler yere ve duruma göre şekillenebilir. örneğin çoğu kişide stres, yorgunluk, kaygı, heyecan, sinir ve panik olma durumlarında tiklerin sayısı ve şiddetinde yükselme olur veya bazı motivasyon gerektiren uğraşlarda tikler geçici süreliğine yok olabilir; örneğin spor yapmak, enstrüman çalmak, şarkı söylemek. kanner'a göre bu kişilerin genel kişilikleri şu şekildedir: fazla duyarlı, kolay heyecanlanan, huzursuz, sıkılan, alıngan, zeki ve bilinçli. abd verilerine göre tourette sendromuna sahip bireylerin %75'ine yakını herhangi bir spor veya sanat dalıyla ilgilenmektedir.[6] abd'de her sene 15 mayıs - 15 haziran tarihleri arasında ulusal çapta 20'ye yakın kentte ''tourette sendromu farkındalık ayı'' etkinlikleri (konser, yürüyüş, spor müsabakaları, gezi, yarışma vb) düzenlenerek tourette sendromuna dikkat çekilmektedir.
devamını gör...

hormonlar, sinir sistemiyle birlikte çalışıp homeostaziyi(kararlı iç denge) sağlayan, endokrin bezler tarafından salgılanan kimyasal uyarıcılardır.
hormonlar kan yoluyla taşınır ve hedef hücreleri uyarır yani vücuttaki mesajcı bir görev üstlenir. bir hormonun hedef hücreye etki etmesi için hedef hücredeki reseptörler tarafından algılanmalıdır(enzimlerden aşina olduğumuz anahtar-kilit uyumu gibi düşünülebilir.) reseptörlerle algılanamayan hormonlar hedef hücreye etki edemez( örneğin diyabet tip-2). hormon tedavilerinde protein yapılı hormonlar ağız yoluyla değil direkt olarak damardan vücuda enjekte edilir bunun sebebi ise protein yapılı hormonlar ağız yoluyla alınırsa sindirim kanalları yoluyla amino asitlerine kadar parçalanıp kana amino asit olarak taşınır.
hormonlar protein, steroit, amino asit ve polipeptit yapılı olabilirler.
protein yapılı hormonlar hücre zarındaki reseptörlerine bağlanarak geçerken steroit yapılı hormonlar hücre zarının fosfolipit tabakasında çözünüp hücre içine girdikten sonra hücre içindeki reseptörlere bağlanarak işlev gösterirler.
son olarak;
sinir sisteminde ve endokrin sistemde tepki hızı farklıdır. sinir sisteminde uyartılar elektrokimyasal olarak taşınırken endokrin sistemde hormonların üretimi ve kan yoluyla taşınmasıdır. sinir sistemi hızlı ve kısa etki yaratırken endokrin sistem yavaş ve uzun süreli etkiler.
devamını gör...

madalya müracaatı yerine.. huni müracaatına doğru gidiyoruz.. inşallah çay dağıtmazlar...
selam size hunidaşlar..
devamını gör...

renklerin kaynağından değil ama bunu algılayan insanların gözlerindeki reseptörlerinin ve beyindeki nöronlarının farklılığı ile olabileceğini düşündüğüm ihtimaldir.

mesela sizin kırmızı diye adlandırdığınız rengi ben başka bir renk olarak görüyor ama yine de adına kırmızı diyor olabilir miyim? uzak bir ihtimal ama yine de olabilir.

sadece farklı olarak da değil, kontrast olarak da farklı görüyor olabiliriz. mesela ben mavileri belki de daha soluk görüyorum, bir başkası daha koyu görüyor, bir başkası da daha da koyu görüyor olabilir.

sanırım hiç bir zaman tam olarak birbirimizin bakış açısıyla göremeyeceğiz dünyayı. zaten dünyadaki bütün problemler de buradan çıkmamış mıydı?
devamını gör...

belirli bir hız ve kütleye sahip olan bir cismin veya parçacığın hareketliliğinin bir ölçüsü olan, yönü hızın yönüyle aynı olan vektörel büyüklük.

çizgisel momentum, hız v, kütle m olmak üzere;

p = m.v formülüyle hesaplanır.

cismin kütlesine bağlı olarak, onu durdurmak için gereken kuvvet, çizgisel momentumdaki değişimden elde edilir.
devamını gör...

eğer bağlam olarak yeşilçam sinemasını alırsak bu tanımı birkaç başlıkla özetleyebiliriz:

1. hafıza: sık sık bir trafik kazası, düşme, darbe alma gibi nedenlerle filmin kadın ya da erkek karakteri hafızasını kaybeder. hafızanın geri gelmesi için kazaysa bir kaza daha, düşme ise bir düşme daha, darbeyse bir darbe daha gerekir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2. görme yetisi: hafıza kaybı işe aynı nedenlerden görme yetisi de sık sık kaybedilen bir şeydir ve geri gelmesi içinse ya çok para gerekmektedir ya da hafıza kaybında olduğu gibi aynı eylemin panzehir olarak kullanılması gerekmektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

3. bekaret: çok cinsiyetçi bir yaklaşım olsa da bunu yazmak zorundayım. yeşilçam’da sık sık filmin başrol ya da yardımcı oyuncuları bekaretlerini kaybeder ve bu genelde cebren ve hile ile olur. bu iş için özel eğitim almış oyuncular rol alır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

4. masumiyet: filmin başında saf temiz anadolu çocuğu olan başrol oyuncusu film boyunca o kadar darbe alır ki filmin sonunda o masumiyetten eser kalmaz, en çok kaybedebilen şeylerden bağlantılı olan diğerleri de saflık ve dürüstlüktür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rüyalar insanlara gönderilen gizli mesajlardır. yorumu çok zor olur hatta imkansızdır.kişiden başka kimse anlayamaz.
devamını gör...

yaklaşık 20 dakika önce yerin 25 km altında meydana gelmiş 4.5 şiddetinde 10 saniye kadar güzelce sallamış olan depremdir.

hisseden herkese geçmiş olsun.*
devamını gör...

hemşehrimi (hatta aynı ilçeden) tebrik ediyorum. bir ricam olacak ondan, muhlis berberoğlu hakkında biraz bilgilendirme yaparsa sevinirim, lakin bilinecek, el üstünde tutulması gereken bir cevher yetişiyor.
ha birde tavsiye; programa, kendi gibi türkülere aşina bir partner alsın, karşılıklı yorumlar çok daha bilgilendirici ve eğlenceli olur.
devamını gör...

şaşırtmayacak olay. iktidarı biraz yalasa kültür turizm bakanı bile yaparlar diye düşündüren başlık. burası türkiye herşey olabilir.
devamını gör...

yunan mitolojisinin önemli figürlerinden biri. daha çok persephone (kore) ile olan hikayesi ile bilinir ve bu hikaye sebebi ile sembollerinden biri nar olarak geçer diğer sembolü ise görünmezlik miğferidir. roma mitolojosinde yansıması pluto'dur ve yunan mitolojisindeki ölüler kralı temsilinden ziyade yer altı zenginliklerini temsil eden bir tanrı olarak görülmektedir. hikayesi bana her zaman hüzünlü gelmiştir çünkü özünde onu kötü olması için boyamışlardır ve sonra kötü olduğu için dışlanmıştır. birini karanlığa mahkum ettiğinizde ondan iyi olmasını bekleyemezsiniz, ondan ışığını korumasını beklemek haksızlıktır. sanıyorum ki onlarca hikaye barındıran yunan mitolojisinde en hüzünlü hikayelerden birine sahiptir çünkü bilirsiniz iyi bir figürü cilalamak için eski moda bir kötülüğe ihtiyaç vardır.

--- alıntı ---

persephone'nin kaçırılışı: roma mitolojisinde, proserpina olarak da bilinir. tüm dünyaya buğday ekmekle görevli tanrıça demeter'in zeus'tan olan kızıdır.hades persephone'yi sevdiğini söyler. zeus ona kızını kaçırmasını söyler. bir gün persephone arkadaşlarıyla çiçek toplamaya gider. çiçekleri toplarken arkadaşlarından biraz uzaklaşır. tam o sırada oldukça güzel, göz kamaştırıcı bir nergis çiçeğiyle karşılaşır. bu çiçek oraya zeus tarafından yerleştirilmiştir ve ışıl ışıl parlıyordur. çiçeğin güzelliğinden, ışıltısından gözleri kamaşan persephone çiçeği koparmaya gider. çiçeğe doğru elini uzattığında yer yarılır ve hades siyah atlı arabasıyla yarıktan çıkarak persephone’u kaçırır. demeter ise kızını çok sevmektedir. kızının çığlığını duyar. onu arar ama bulamaz. bu yaşadığı acıyla demeter dokuz gün boyunca dünyayı dolaşır ve kızını arar.demeter büyü ve sis titanı hekate'ye sorar ve helios'a gitmesi gerektiğini söyler. onuncu gün güneş titanı helios'a rastlar. helios, ona zeus'un gizli rızasıyla hades'in persephone'u kaçırıp ölüler ülkesinde ebedi karısı yaptığını açıklar. demeter bu olaya isyan eder ve olimpos'u terk ederek insanlar arasında yaşamaya başlar. yaşlı bir kadın kılığında eleusis'e varır. bir kuyunun yanında zeytin ağaçlarının altında oturur. kuyudan su almaya giden kral keleos'un kızları yaşlı kadını alıp eve götürürler. böylece demeter kızların küçük kardeşi demophon'un dadısı olur. demeter, küçük çocuğa ölümsüzlük kazandırmak için geceleri çocuğun bedenini ambrosia ile sıvayıp yanmakta olan ateşe tutmaktadır. bir gece çocuğun annesi olaya tanık olur ve dehşete düşer. demeter şaşkınlıkla çocuğu elinden ateşe düşürür. bu olay üzerine demeter, kral keleos ve eşinden özür dilemek için, persephone'un kardeşi olan oğlu tripolemos'a kanatlı ejderhaların çektiği bir araba verir ve ona buğday serpe serpe tüm dünyayı dolaşmasını emreder. günler geçer ve eleusis'te kaldığı süre içinde demeter toprağı verimli kılmayı reddeder, böylece açlık hüküm sürmeye başlar. insanların çektiği acılara üzülen tanrılar demeter'e yakarırlar, o da kızını görmek şartını öne sürer. zeus'un yardımıyla kızını yeraltı dünyasından çıkarmak ister. ancak yeraltı dünyası'nda bir şey yiyenler yeraltı dünyasından ayrılamazlar. yediği dört nar tanesi yüzünden persophone yılın üç ayını yeraltı dünyasında, dokuz ayını ise dünyada geçirmeye mahkûm edilmiştir. kızını görmenin coşkusuyla demeter, toprağı çiçekler ve yapraklarla kaplar. böylece ilkbahar olur. kızının yeraltı dünyasında geçirdiği üç ayda ise kış olur. yunan mitolojisinde baharın başlangıcı olarak demeter anılır. ancak persephone, kibirli olmayışı nedeniyle hades'e, yavaş yavaş aşık olmaya başlamıştır.

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim