golden brown
snatch adlı filmin soundtrack albümünde bulunan şarkı. lakin benim için çok farklı bir anlamı var ilk dinleyişimden beri, ne filmi ne de göndermelerini bilmediğim ilginç bir tesadüfün fon müziği olduğu andan bu yana...
üniversite son sınıftayım, bir yandan part-time çeviri/yazı işleri yapıyorum, okul bitmek üzere ve para kazanmam gerek. serde gençlik var, o dönemki tek eğlencem tiyatrodan geri kalmak istemiyorum, işleri ve ödevleri tamamlamak için uykudan çalıyorum. o sıralarda, ömrüm boyu ağzıma sürmediğim kahveye başlamışım, filtre kahve sabah sekiz kırk dersleri için en iyi çözümüm. sabaha karşı çalışmak için oturduğumda en iyi eşlikçim radyolar. o zamanlar çok sevdiğim, son derece özgün bir üniversite radyosu olan radyo odtü de geceleri şurup gibi bir çalma listesi yayınlıyor, yorulduğumu hiç hissettirmiyor bana. bir gün tam güneşin doğmak üzere olduğu bir anda bu şarkı çalmaya başlıyor, perdenin ardından sızan ışık beni pencereye çekiyor. bozkırın üzerine güneş doğmuş, öyle güzel bir renk var ki ortalıkta, sanki doğa şarkıya, şarkı doğaya uymuş beni birkaç dakikalığına sakinleştirmek için sözleşmişler. ne gelecek kaygısını, ne mezuniyeti düşündüm o birkaç dakikada, sadece gördüğüm renklerin şarkıya eşlik edişi hiç ummadığım kadar dinlendirmişti beni. o zamandan beri çalma listelerimin bir köşesinde mutlaka bulunur bu şarkı; bazen günün doğduğu anda, bazen de bir sahilde güneşin deniz üzerinde batarken bıraktığı kızıllıkta hazır olsun diye.
*
üniversite son sınıftayım, bir yandan part-time çeviri/yazı işleri yapıyorum, okul bitmek üzere ve para kazanmam gerek. serde gençlik var, o dönemki tek eğlencem tiyatrodan geri kalmak istemiyorum, işleri ve ödevleri tamamlamak için uykudan çalıyorum. o sıralarda, ömrüm boyu ağzıma sürmediğim kahveye başlamışım, filtre kahve sabah sekiz kırk dersleri için en iyi çözümüm. sabaha karşı çalışmak için oturduğumda en iyi eşlikçim radyolar. o zamanlar çok sevdiğim, son derece özgün bir üniversite radyosu olan radyo odtü de geceleri şurup gibi bir çalma listesi yayınlıyor, yorulduğumu hiç hissettirmiyor bana. bir gün tam güneşin doğmak üzere olduğu bir anda bu şarkı çalmaya başlıyor, perdenin ardından sızan ışık beni pencereye çekiyor. bozkırın üzerine güneş doğmuş, öyle güzel bir renk var ki ortalıkta, sanki doğa şarkıya, şarkı doğaya uymuş beni birkaç dakikalığına sakinleştirmek için sözleşmişler. ne gelecek kaygısını, ne mezuniyeti düşündüm o birkaç dakikada, sadece gördüğüm renklerin şarkıya eşlik edişi hiç ummadığım kadar dinlendirmişti beni. o zamandan beri çalma listelerimin bir köşesinde mutlaka bulunur bu şarkı; bazen günün doğduğu anda, bazen de bir sahilde güneşin deniz üzerinde batarken bıraktığı kızıllıkta hazır olsun diye.
*
devamını gör...
saygısızlıkla savaş kulübü
kazanamayacak olsak da safımız belli olsun diyerek katılım talebimizi değerli yazarımıza buradan iletmiş olalım.
devamını gör...
daniel amokachi
asıl lakabı ''kara tren''dir. ''kara tren gecikir belki hiç gelmez.'' diyor ya türküde, amokachi'de durum tam tersiydi. asla gecikmezdi ve eze eze kanattan ilerlerdi. o zincirlerinden boşanmış gibi kanattan yardırmaya başladığında vay onun karşısındaki savunmacının haline, pestile dönmesi an meselesiydi. muhteşem oynadığı pek çok maç sayabilirim size ama benim aklımda kalan performansı nedense 97/98 sezonunda inönü stadında oynanan beşiktaş-kocaelispor kupa yarı finali ikinci maçıdır. takım inanılmaz kötü bir sezon geçiriyordu ve tek umudumuz kupayı almaktı. ilk maçı deplasmanda 1-0 kazanmıştık ama takım maça o kadar kötü başladı ki anlatamam. maçın başlarında bir gol yedik ve sonrası eziyet gibi geçti. kapalı tribünde homurdanmalar iyice artmaya başlamıştı. kimse de umut namına bir şey kalmamıştı. hava koşulları da kötüydü. yağmurlu bir hava vardı. 90 dakika yürüdü tabiri caizse bizimkiler. önlerindeki son şansı da ellerinin tersi ile itiyorlardı resmen. maç uzatmaya gitti ve uzatma dakikalarında ortaya bir isyankar çıktı. amokachi resmen o maçı tek başına aldı. o zamanlar inönü'nün çimleri patates tarlası gibi, üzerine bir de zemin ıslak. ama adam öyle bir dağıtmaya başladı ki rakibi, milletin zor koştuğu zeminde adam tabiri caizse akıyordu. o gün 4-1 kazandık o maçı. dördüncü golü de son dakikada amokachi attı. o yarım saatlik muhteşem performansını bu golle taçlandırmıştı.
beşiktaşlılar bilir, onun tribünlere gelip iki elini havaya kaldırıp yaptığı bir hareket vardı. stat daniel amokachi - kachi... sesleri ile inliyordu. kapalının önüne gelip bu hareketini yapmıştı. inanılmaz bir coşku yaşanmıştı. bizi o akşam yaşadığımız travmadan çekip çıkarmıştı resmen kara tren...
keşke sakatlıklar yakasını bıraksaydı da, kendisini daha fazla izleyebilseydik. benim için beşiktaş'a gelmiş geçmiş tartışmasız en iyi kanat forvettir. aynı zamanda beşiktaş'ın lig tarihindeki 2000. golünün altında imzası vardır. beşiktaş kariyerinde sadece bir şampiyonluk yaşamış olması ise cidden üzücüdür.
beşiktaşlılar bilir, onun tribünlere gelip iki elini havaya kaldırıp yaptığı bir hareket vardı. stat daniel amokachi - kachi... sesleri ile inliyordu. kapalının önüne gelip bu hareketini yapmıştı. inanılmaz bir coşku yaşanmıştı. bizi o akşam yaşadığımız travmadan çekip çıkarmıştı resmen kara tren...
keşke sakatlıklar yakasını bıraksaydı da, kendisini daha fazla izleyebilseydik. benim için beşiktaş'a gelmiş geçmiş tartışmasız en iyi kanat forvettir. aynı zamanda beşiktaş'ın lig tarihindeki 2000. golünün altında imzası vardır. beşiktaş kariyerinde sadece bir şampiyonluk yaşamış olması ise cidden üzücüdür.
devamını gör...
pazar banyosu
çoğu insanın yaşadığı pazartesi sendromunu bir nebze de olsa azaltan, insana çok ayrı bir keyif veren banyodur.
devamını gör...
yürünen en uzun mesafe
daha uzun mesafe yürüdüm mü gerçekten hafızam da yok şu an da ama bir gece kulübü çıkışı kafam bayağı güzelken başıma gelen o harika yolculuğumu anlatmak istiyorum, haydi toplanın anlatıyorum:
genç olduğum zamanlar yaşım daha 17-18 falan. alanya’da summer garden diye çok güzel bir mekan vardı. ablamlar, kuzenler falan yazlıktan kalktık oraya dolmuşla gittik. saatlerce eğlendik dans ettik. tabii o zamanlar yorulmak nedir bilmiyorum vodka bull üstüne vodka bull içiyorum. enerji patlaması falan yaşıyorum. saatlere bir de baktık 02:00 olmuş. yazın oralarda toplu taşıma geç saatlere kadar devam ediyor normalde. ama bilin bakalım en son saat kaçta sefer varmış? 01:00.’de. çıktık mekandan ablamlarla sorup soruşturuyoruz dolmuş falan hiç bir şey kalmamış. e o zaman da öğrenciyiz yanımıza aldığımız para belli , mesafe çok uzun evle aramızda. yaniii şöyle söyleyeyim konaklı’dan avsallar’a yaklaşık 14 km falan.taksiye hayatta yetmez.. eee napalım yürüyelim dedik. ayağımda 10-12 cm topuklu. mekanda zaten saatlerce tepinmişiz, yorulmuşuz. yürümüye başladık bakalım. en son hatırladığım eve 1-2 km falan kala elimde topuklu ayakkabılar, ayaklarım yalın, seke seke yürüdüğümdü. eve vardığımda hiç abartmıyorum , sürünerek çıkmıştım. sonrada üstümüzle başımızla yatağa yatıp sızmıştık..
genç olduğum zamanlar yaşım daha 17-18 falan. alanya’da summer garden diye çok güzel bir mekan vardı. ablamlar, kuzenler falan yazlıktan kalktık oraya dolmuşla gittik. saatlerce eğlendik dans ettik. tabii o zamanlar yorulmak nedir bilmiyorum vodka bull üstüne vodka bull içiyorum. enerji patlaması falan yaşıyorum. saatlere bir de baktık 02:00 olmuş. yazın oralarda toplu taşıma geç saatlere kadar devam ediyor normalde. ama bilin bakalım en son saat kaçta sefer varmış? 01:00.’de. çıktık mekandan ablamlarla sorup soruşturuyoruz dolmuş falan hiç bir şey kalmamış. e o zaman da öğrenciyiz yanımıza aldığımız para belli , mesafe çok uzun evle aramızda. yaniii şöyle söyleyeyim konaklı’dan avsallar’a yaklaşık 14 km falan.taksiye hayatta yetmez.. eee napalım yürüyelim dedik. ayağımda 10-12 cm topuklu. mekanda zaten saatlerce tepinmişiz, yorulmuşuz. yürümüye başladık bakalım. en son hatırladığım eve 1-2 km falan kala elimde topuklu ayakkabılar, ayaklarım yalın, seke seke yürüdüğümdü. eve vardığımda hiç abartmıyorum , sürünerek çıkmıştım. sonrada üstümüzle başımızla yatağa yatıp sızmıştık..
devamını gör...
18 aralık 2020 milletvekili barış atay'ın meclis konuşması
yürekli bir konuşma ama yerin dibine girmesi gerekenlerin yine umrunda olmayacaktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilk aşkları için yaptıkları
aynı ödevden 2 tane yapardım
devamını gör...
elli kere şikayet ettik
kanım çekildi resmen. çok büyük bir acı. sabır diliyorum, çok büyük bir sabır. keşke elimizden bir şey gelse güzel kardeşim ama yok maalesef. başın sağolsun, senin kadar olamaz ama en derinlerimde hissettim bu acıyı.
devamını gör...
tarihte bugün
1- rönesans dönemi ressamı (bkz: sandro botticelli)'nin (1445-1510) doğum günü.
2- piyanist (bkz: chopin)'in (1810-1849) doğum günü.
botticelli- the birth of venus (c. 1484-86) tablosundan detay.
chopin - nocturne no.20, in c sharp minor
2- piyanist (bkz: chopin)'in (1810-1849) doğum günü.
botticelli- the birth of venus (c. 1484-86) tablosundan detay.chopin - nocturne no.20, in c sharp minor
devamını gör...
google akademik
üniversite ödevlerimde bana çok yardımcı olmuş google arama bölümüdür.
özellikle makale okumak istiyorsanız araştırmak istediğiniz konuları bu kısımdan araştırabilirsiniz.
özellikle makale okumak istiyorsanız araştırmak istediğiniz konuları bu kısımdan araştırabilirsiniz.
devamını gör...
fitoterapi
bitkisel tedavi anlamına gelen bu terim, ilk olarak fransız hekim henri lenclerc tarafından la presce medical tıp dergisinde kullanılmıştır. tamamlayıcı, destekleyici bir tedavi şeklidir ve bitkilerden, bitkilerin belirli kısımlarından yararlanır. tıbbi çaylar, kremler, ilaçlar, şuruplar, damlalar, drajeler şeklinde tüketilecek hale getirir.
asıl amacı hastalıkları tedavi edip şiddetlenmesini önlemektir.
(bkz: sarı kantaron), (bkz: yaban mersini), (bkz: kuşburnu), (bkz: guarana), (bkz: kirpi otu),(bkz: yeşil çay),(bkz: rezene) örnek olarak verilebilecek bitki çaylarıdır.
doktora danışılmadan tercih edilmemelidir. danışılması halinde ise uygun miktar ve süre belirlenir.
asıl amacı hastalıkları tedavi edip şiddetlenmesini önlemektir.
(bkz: sarı kantaron), (bkz: yaban mersini), (bkz: kuşburnu), (bkz: guarana), (bkz: kirpi otu),(bkz: yeşil çay),(bkz: rezene) örnek olarak verilebilecek bitki çaylarıdır.
doktora danışılmadan tercih edilmemelidir. danışılması halinde ise uygun miktar ve süre belirlenir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bilim için yaptıkları şeyler
5 yaşımda merak sarıp 30 senedir araştırmalara devam ediyorum.
üniversite'de bölümü okumamama rağmen, bir çok mühendis ve profesör takip ediyordu beni.
binlerce paylaşım yaptım, bir yerlere ışık tutmaya, farklı açıdan bakmaya çalıştım.
mikdat kadıoğlu ile ara ara görüşüyorduk.
ama sosyal medya denen pislik çukuru yüzünden elimi ayağımı çektim.
üniversite'de bölümü okumamama rağmen, bir çok mühendis ve profesör takip ediyordu beni.
binlerce paylaşım yaptım, bir yerlere ışık tutmaya, farklı açıdan bakmaya çalıştım.
mikdat kadıoğlu ile ara ara görüşüyorduk.
ama sosyal medya denen pislik çukuru yüzünden elimi ayağımı çektim.
devamını gör...
avcılık
insani vasıflardan uzak varlıklarının; hayvanları öldürdüğü ve bunu "spor" adı altında yaptığı, doğal dengeye zarar veren, hayvanların neslinin tükenmesine sebep olan canice davranış.
devamını gör...
kaju
bir antep fıstığı değildir.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
sevmek insanca bir şey, ancak insanca sevmeyi bilmek lazım!
genç werther’in acıları, johann wolfgang von goethe
genç werther’in acıları, johann wolfgang von goethe
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
yaz dostum, güzel sevmeyene adam denir mi?
yaz dostum, selam almayana yiğit denir mi?
yaz dostum, altı üstü beş metrelik bez için
yaz dostum, boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz dostum, yoksul görsen besle kaymak bal ile
yaz dostum, garipleri giydir ipek şal ile
yaz dostum, öksüz görsen sar kanadın kolunu
yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile..
yaz dostum, selam almayana yiğit denir mi?
yaz dostum, altı üstü beş metrelik bez için
yaz dostum, boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz dostum, yoksul görsen besle kaymak bal ile
yaz dostum, garipleri giydir ipek şal ile
yaz dostum, öksüz görsen sar kanadın kolunu
yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile..
devamını gör...
telefonsuz dışarıya çıkmak
başka bir şehirden eve dönerken telefonumu o şehirde unuttum. evet gerçekten yaptım bunu. kınamayın beni, yeni annelerin başına gelebiliyor böyle şeyler* arabayı ben kullandığım için de eve gelene kadar fark etmedim durumu.
sonra ne mi oldu? bir telaş, bir her şeyin bir anda kafama hücum etmesi, bir karamsarlık ki o gün ve ertesi gün kargoya verilme ihtimali yok telefonun. hadi bugünlük idare ederim de diyemiyorum. pazartesiye kadar müthiş bir yoksunluk sendromu çektim. meğer uyuşturucu gibi bir hal almış telefon benim için. saatler geçmiyor sanki. pazartesi kargoya verilir salı falan tamam bu iş diye kendimi avuturken o günün iş yoğunluğu vs unutulmuş telefon. ben küstüm tabi, bildiğiniz küstüm. o derece bozuk atıyorum. aslında bir rahatlama da hissediyorum yavaş yavaş. daha özgür. daha etrafının farkında.
telefon nihayet ulaştı elime. fakat artık o eski aşk kalmamıştı telefonla aramda.
sonra ne mi oldu? bir telaş, bir her şeyin bir anda kafama hücum etmesi, bir karamsarlık ki o gün ve ertesi gün kargoya verilme ihtimali yok telefonun. hadi bugünlük idare ederim de diyemiyorum. pazartesiye kadar müthiş bir yoksunluk sendromu çektim. meğer uyuşturucu gibi bir hal almış telefon benim için. saatler geçmiyor sanki. pazartesi kargoya verilir salı falan tamam bu iş diye kendimi avuturken o günün iş yoğunluğu vs unutulmuş telefon. ben küstüm tabi, bildiğiniz küstüm. o derece bozuk atıyorum. aslında bir rahatlama da hissediyorum yavaş yavaş. daha özgür. daha etrafının farkında.
telefon nihayet ulaştı elime. fakat artık o eski aşk kalmamıştı telefonla aramda.
devamını gör...
x denince akla gelenler
çoğunun aklına (bkz: xiaomi) gelir. yavaş yavaş bu markayı kullanmaya başladı insanlar.
devamını gör...
karısı tarafından oklava ile dövülüp sokağa atılan adam
şiddeti haklı çıkaracak herhangi bir sebep yok. ortada ciddi bir sorun varsa boşanma davası açarsın biter. hep kadınlar mı şiddete uğrayacak gibi bir düşünce olamaz, bunu diyen insan zaten' fiziksel şiddet' durumundan rahatsız değildir ve imkanı olsa kendisi de buna başvuracaktır. fiziksel ve psikolojik şiddetin kime yapıldığından ziyade kendisinden rahatsızlık duyulmalı. adam muhtemelen eşi tarafından ilk defa bu muameleye maruz kalmıyor, umarım gereken ceza verilir. yine de kadının psikolojisi pek normal gelmedi bana.
devamını gör...