bir ülkenin gelişmişlik düzeyini anlamak için nelere bakmak gerekir?

önemsiz bir gösterge olarak düşünülse de rögar kapaklarının da kesinlikle bir kıstas olduğu düşüncesindeyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kendi gözlerimle rögar kapağı çıkıntısını farkedemeyen motosiklet sürücüsünün düşüşüne tanık olduğum için bu tanımı girmek istedim. belediyelerimiz malesef futbol kulüpleri, konser gibi işler peşinde koşuyor. asıl böyle meselelere eğilmesi gerekmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
8 milyon üniversite öğrencimiz var diye övünüyoruz fakat rögar kapağını düzgün takabilecek kadar kalifiye değiliz. rögar kapaklarının yol ile aynı seviyede yapılabildiği zaman ülkemin iyiye gittiğine kanaat getireceğim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dün gece çekilen 100 millonluk piyangonun çeyreğe, ama tek bilete vurmasıyla kalan 75 millonu cukka etmiş resmi kurum. sağda solda boşta para kalırsa hemen cukka ediyorlar kasaya.
devamını gör...

"demek çok da hard rockçu değil" ifadesiyle güldürmüş haber.

daha hangi şekillere bürüneceklerini merak ediyorum. rüzgar nereden eserse oraya gitmek de zor olsa gerek.
gerçi bana ne?!

aklıma gelmişken şunu da ekleyeyim:
(bkz: bu herifi de hiç sevmem)
devamını gör...

düzgün bir zaman aralığıyla yapılan sportif aktivite. huzurlu hissetirir, öz güven yükseltir, sağlıklı olmanızı sağlar.
devamını gör...

vapura binmek..
devamını gör...

ulan memlekette trol kalitesi bile yerlerde sürünüyor. eskiden daha kaliteli bebelerdi bunlar. 19 yıllık akape iktidarında trollerin bile zavallılıktan süründüğünü gördüm. aslında sevdindirici durum. eskiden sinir bozuculardı. şimdi sadece acınacak kadar zavallılar.
çok zorlarına gidecek ama belediye muslukları kesilince bunlar da bu hale geldi sanırım.
kapımın önüne koyduğum sulara mamalara söyleyin halleşmesinler. onlar şirin tatlı kedi ve köpekler için.
devamını gör...

muhtemelen gelmiş geçmiş en sağlam hikayeye sahip manga serisi. yanlış bir şekilde attack on titan olarak çevrilir ancak doğru çevirisi attack titan olmalı.
devamını gör...

"ya uyur rüya görmeye devam edersin, ya da kalkar rüyanın peşine düşersin." diye düşünerek geceleri uyumayıp gelecekte yapmak istediğim meslek için bolca çizimler ve tasarımlar yapmaya çalışıyorum. bu düşünceyi artık o kadar benimsemişim ki eğer uyursam hayallerime ulaşamayacağım korkusunu yaşıyorum. bunu gece yapıyor oluşumun başka bir nedeni ise tüm şehir uyurkenki o sessizlik, o huzur sayesinde kendimi daha fazla duyabiliyorum. tüm bunlara ek olarak pandemide bu yeni düzenimde aşırı etkili oldu. ama artık geceleri uyuyup, sabah 4'te * uyanarak tüm bunları yapmaya çalışacağım.
neden mi 04:00'da uyanmalıyız?
devamını gör...

duncan idaho için kendi ağzından yazdığım bir şiir(muhtemel spoiler içerir);

manasını yitirmiş bir ölüm,
almıştı beni altına o solucan gibi,
defalarca.
kaçıncı kez oluyordu bu.
her biri ilk seferki gibi,
son kez olması dileği ile.
olamayacağını bilerek.
boşlukta bir bilincim ben,
tekrar tekrar bedenlenen,
yabancı bedenlerde.
her biri ayrı ayrı benim,
toplayınca ben yapıyor.
zihnimde eskinin tarihini taşıyan
bir antikayım ben.
vazgeçilmez olacak kadar iyi,
neyim vardı ki.
bir zamanlar ölesiye olan sadakatim,
dönüşünce nefrete,
suçlanabilir miydim ki gerçekten.
sebeplerin hepsi o tiran iken,
sonuç olan ben,
hata yapabilir miydim ki zaten.

antikayım ben,
bin yılların üzerinden geçtiği.
tüm hayatlarımın yaşanmışlığının,
yorgunluğu var genç bedenimde.
bilgeliğim delip geçiyor zamanı,
takılıyor kişiliğimin,
parçalanamaz keskinliğine.
kendi değerlerime ters düşüyorum.
varoluşum,
gayemle çelişiyor.
ben bir suçum,
işlenmiş, işlenmekte, işlenecek.
suçlulara olan sadakatim,
beni bitirecek.
sonra yeniden doğacağım.
devamını gör...

sussam tesiri yok, söylesem silivri efendim.,
onun dışında yazıcı, tarayıcı ve çamaşır kurutma makinesi sesi bu tarz seslere örnek verilebilir.
devamını gör...

bırah bırah bana palavere yapma... benim gibi çoklu cilve yetmezliği olan bir kazma bile birilerinin hoşuna gidebiliyor. kendisinin bile haberi yokken karşı tarafı tavlayabiliyorsa, burada yetenek değil; erkeğin buna teşne olması konuşulur.
devamını gör...

oldschool olduğumdan mütevellit haylayf.
devamını gör...

yabancı rap dinleyemediğimi fark ettiğim program. sadece beatlerine bayılıyorum. sanırım beat yapmayı sevdiğimden.. .
nihayet denk düştük de programla, salı sallandı. necro harika bir giriş oldu bu arada ilk kez dinlememe rağmen, listeme ekledim...
iyi yayınlar diliyorum..

edit: hayatımın junglında bu beatın çaldığını fark etmem ve silkelenmem peki?..*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir insan ömrünü neye vermeli
harcanıp gidiyor ömür dediğin
yolda kalanda bir yürüyende bir
harcanıp gidiyor ömür dediğin
para mı onur mu taş dikenli yol
ağacın köküne inmek mi yoksa
çırpınıp duruyor yaprak dediğin...
devamını gör...

iş yerlerinin vazgeçilmez hobisi ve bazılarının da fobisi olmuş eylemdir. bazılarının fobisidir çünkü direkt kişinin yüzüne söyler arkasından konuşmaz ama bu sefer de iş yerinde sevilmez ve sıkıntılar yaşar. sıkıntı yaşamak istemeyenin de hobisi haline gelir bu eylem.
şu sıralar pandemi nedeniyle evden çalışma sayesinde bu tür insanları görmüyorum ve çok mutlu olduğumu farkettim. bazen işe gittiğimde bu hobi sahiplerini gördüğüm zaman, mümkün olan en hızlı bir şekilde uzaklaşmaya çalışıyorum. herkesten uzaktayken nasıl beceriyorlarsa bir de dedikodu biriktirmiş oluyorlar heybelerinde. beni ya da başka bir arkadaşımı da ortak etmeye çalışıyorlar emellerine. dikkat etmek gerekir. bu tür insanların yaptıklarına ortak oldukça sizi de girdabın içinde çekerler. başkasının arkasından konuşup çekiştiren, sizin de arkanızdan konuşup çekiştiriyordur büyük ihtimalle.
devamını gör...

ülkelerin vatandaşlarına verdiği kişisel durumlarını gösteren resmi belgelerdir. üzerinde kişinin adı, soy adı, medeni hali, nereli olduğu v.b kişisel bilgileri bulunur. ülkemizde ve bazı ülkelerde dinini belirten bir bölümde vardır.
kimlik, kafa kağıdı, kafa koçanı, nüfus kağıdı, nüfus tezkeresi, hüviyet cüzdanı gibi isimlerle de anılır.
devamını gör...

başarılı bulduğum ve kahkahalarla güldüğüm prodüksiyondur. nerden aklınıza geliyor böyle şapşiklikler?*
devamını gör...

"toplumun belli bir kısmının bazı hal ve hareketleri estetik bulmayıp, görmek istemeyen kişi." bu kadar masum bir tanımla geçiştirilecek kişi değildir. homofobik, görmek istememekle kalmaz, yok olmalarını, telef edilmelerini, linç edilmelerini, binadan aşağı atılmalarını, taşlanmalarını destekleyen, fırsat bulsalar bu eylemlere de katılabilecek kapasitede kişilerdir.
devamını gör...

bir iskenderunlu olarak içimi acıtan ve evimize kadar gelen yangınların failinin gebermesi. bir ağaç yandığında içim yanarken benim böyle şerefsizlerin yaşama hakkı olduğuna inanmıyorum zaten.
devamını gör...

bir turgut uyar şaheseri olan şiir. aşağıda şiire dair ufak bir açıklama ve ismet özel sesinden bir linki de mevcut.

terziler geldiler

terziler geldiler. kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. sonra
sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular
o çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,

'tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler
piyangocular, çiçek satın alanlar,
balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını
zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar.
sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler.'

bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler
patron çıkardılar, karşılaştırdılar,
katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler
şarkılara başladılar ölmüş bir at için
makaslarını bırakmadılar
bekleniyorlardı.

'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı!
sen açardın,
otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen!
tüylerin karaparlaktı. koşumların,
-kokulu yağlarla ovulup parlatılan-
nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke.

göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at!
toynaklarını liflerle ovardık
senin karaya boyanırdı koşuşun
uyandırırdı bütün karaları ve denizleri.
çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından
ne güzel gözlerin vardı kara at!
binlerce kişi,
-çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut
darmadağın giysileriyle herkes
körler ve cüzzamlılar,
bütün kutsal kitaplar kalabalığı,
ermişler, kargışlılar ve günahlılar
gebe kadınlar, vâz edenler
ve dondurmacılar ve at cambazları ve
tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle
tanrıtanımazlar ve tefeciler ve
yalvaçlar...-
ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş
senin mutlu ovanı doldurup
haykırırlardı.
büyük sesler içinde sen, geçerdin...'

terziler geldiler. bu güneşler odaların dışındaydı artık.
herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde
gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik
yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar
parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan
yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları
her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler
beğenip gülümsediler.

'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
senin eyerin ne güzeldi.
dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü
nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna
seninle öteleri ansırdık.
öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı
kedinin varlığı erişilmez kişilik
güneşli bir damda
içimizden gemiler kaldırırdın,
suyunu büyük şölenlerle tazelerdik
bayramımızdın. kuburlukların
bütün kişniş ve badem doluydu.
simdi dar dünya
ölümün büyük hızı kesildi.'

terziler geldiler. ateş ve kan getirmediler.
hüzünleri kan ve ateşti ama. uğultulu bir şey
ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar
kenti bir bastan bir basa dolaştım, tıs yok
bütün odalara dağıldılar. sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş
yerlerde kırpıntılar,

'oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar
vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar,
düğmeler, ilikler
iplik döküntüleri, kumaş parçaları,
karanlık akşamüstleri ve sabahlar,
dükkân tabelâları, kartvizitler...'

kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda
mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler,

'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
koşuşun büyütürdü dünyayı senin!
sen nasıl da koşardın.
biz güneyde yatardık, sen koşardın
hangi at güzelse ondan da güzeldin
kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi
bir karaya göğü
ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu.
gemin güzel sesler çıkarırdı güzel
ağzında,
herkesi sevinçle haykırtan.
başın yaraşırdı düşüncemize ve
gözlerine saygıyla bakardık...'

terziler geldiler. durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
yarım kalmışlardı. tamamlanmadılar. toplu odalarını sevdiler.
ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler;

'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
en güzeli oydu iste, yüzünün
savaşla ilişkisi.
boydanboya bir karşıkoyma, denge
ve istekli bir azalma. onu bilirdik.
o ağaç senin kanınla beslenirdi,
hepimizi besleyen.
bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
senin karşında,
alışverişin, alfabenin, iplik döküntülerinin ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...'

alegorik bir anlatıma sahip olan bu şiirin ne anlattığını anlamaya çalışmazsak eğer birçok şeyi kaçırmış oluruz. denilir ki bu şiirde turgut uyar türk devrimini eleştirmiştir. yani 27 mayıs 1960 darbesi kastedilerek. kimisi de cumhuriyetin ilk yıllarındaki devrimlerin inkılapların mevzubahis olduğunu iddia eder. dönemin özelliklerine bakınca 27 mayısçılar için yazılmış olması daha muhtemel. bu şiirde zannediyorum ki terziler 27 mayısçılar ve at ise ülkemizdir. farklı semboller de kullanılmış olabilir, bilenler bizi de bilgilendirirse seviniriz.

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim