kabe nin içinde doğan tek insan.

rivayet odur ki;

annesi fatıma kabe yi tavaf ederken sancılanır.gidecek bir yer bulamadığı için kabe nin taşına yaslanır ve allah a yalvarır. allah duasını kabul eder, kabe nin taşları yarılır. kabe nin içinde ali (as) yi dünya ya getirir. kabe nin yarıldığı yerin adı "müstecar" dır.


peygamberimizin çocukluğuna benzeyen bir çocukluk yaşamıştır. 8 yaşında iken mekke de kuraklık baş gösterir. babasının maddi durumu bozulur. babası da bir evladını o dönem maddi durumu iyi olan peygamberimize vermeyi teklif eder. peygamberimiz ali yi yanına alır. tıpkı ebu talip in onu sahiplendiği gibi o da ali yi sahiplenir. ali nübuvet evinde peygamberin sofrasında büyür. hem ruhen, hem bedenen.

peygamberimize nübuvet geldiği zaman ilk iman edenlerdendir. bir rivayete göre ikinci iman eden kişi 13 yaşındaki ali dir. ilki hz hatice dir. ali şeriati bu durumu şöyle açıklar; "o büyük el, o küçük eli tuttuğu vakit, bir devrim yaşandı."

peygamber (saa) hicret ettiği zaman, o nun yatağına yatmayı kabul eden ali(as), görüp görülebilecek en büyük fedakarlığın nasıl olduğunu gösterdi. (düşünün bir an; gaza gelip ben yatarım diyebilir her insan. ama bir gece boyunca ayakları titremeden, korkmadan durmak hiçbir canlının yapamayacağı bir fedakarlıktır. ölümün o soğuk yüzü bu derece yakın iken, koca bir gece boyunca, o ölüm yatağında korkusuzca yatmak anca bir aslana yaraşır.)


peygamberimiz(saa) hicret eden muhacirleri, ensar ile kardeşlik ahdi yaptırır iken, kendi gibi muhacir olan ali(as) yi kendine kardeş seçmiştir. bu çok özel bir ayrıntıdır.


bedir savaşında bir rivayete göre 18, diğer bir rivayete göre 24 müşrik öldürmüştür.
esedullah(allah ın arslan'ı ünvanı buradan gelir.)

uhud savaşında ali(as) abdudarroğullarından 9 kişiyi öldürdü. (bu 9 kişi uhud savaşında sancak tutan ailenin mensubudur. yani komuta kademesinde ki 9 kişiden bahsediyoruz.) bunun üzerine gökten bir nida geldi;" la fetta illa ali, la seyfa illa zülfikar." (ali den başka yiğit, zülfikar dan başka kılıç yoktur.)
hz ali (as), 70 kılıç darbesi yemiştir uhud savaşında.

hendek savaşında, kureyş ordusu bütün gücüyle savaşmaya gelmişti. medine nin etrafını hendek kazarak savunma stratejisi ile karşılayan müslümanları, hendekleri kureyşli 6 komutan tarafından aşıldı. komutanların başında ki isim amir ibn abduvedd idi. çıkıp meydan okudu; "içinizde cenneti arzulayan yok mu? hani cennetiniz?" bu komutanı tanıyan müslümanları korku sardı (bu adam tek başına bir grup askeri öldürmüş biridir. korkmaları normal bir durumdur.) hatta atının ayaklarını kesti. (gemileri yaktım demek bu.) bunun üzerine ali(as) peygamberin izni ile savaşmak istediğini söyledi. peygamber izin verdi. ve ali(as) atının ayaklarını kesen bu zalimin ayaklarını kesti. bunun üzerine amr, ali nin yüzüne tükürdü. ali, amr ı öldürmekten vazgeçti. amr; "gel yarım bıraktığın işi bitir. beni bu utanç içinde bırakma" dedi. bunun üzerine ali, amr ın yanına geldi ve dedi ki; "seni o zaman öldürseydim nefsim için öldürmüş olacaktım. benim seninle savaşım dinim içindir." dedi ve amr ı öldürdü. amr ın öldüğünü gören diğer 5 kişi kaçmaya çalıştı. ali bunlardan birini daha öldürdü. bunun üzerine kureyşliler gerisin geri kaçtılar.
bunun üzerine peygamberimiz şöyle buyurdu ;
" ali nin hendek teki darbesi, bütün insanların ve cinlerin ibadetinden daha hayırlıdır."


hayber fethi hz ali(as) nin eliyle gerçekleşmiştir. hayber kalesi kuşatılmış, bir kaç fetih denemesi başarısız olmuştu. peygamberimiz(saa) buyurdu ki;
"yarın sancağı öyle birine vereceğim ki; hem allah, hem de resulü onu sever." bunun üzerine herkesi merak sarmıştı. sabah olunca peygamberimiz ali (as) yi çağırdı. ali nin gözlerinde ağrı olduğu için ekmek yapıyordu savaşçılara. peygamberimiz ali(as) nin gözlerine elini sürdü ve ona dua etti. zırhını kendi eliyle giydirdi. ve ali meydana çıktı. hayber in en güçlü iki kahramanı haris ve merhab ı savaş meydanında yere serdi. bunun üzerine kale kapısını yerinden sökerek kendine kalkan yaptı. rivayet edilen odur ki; o gün 8 yahudi savaşçısı, zülfikar ile öldürülmüştür.

(peygamber (saa) in yaşadığı dönemde ki hz ali (as), böyle bir biyografidir. peygamber vefat ettikten sonra ki biyografi, ayrı bir entry konusudur.)
devamını gör...

aytaç ağırlar'ın yazıp yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği, başrollerinde halil sezai paracıkoğlu ve melike güner'in yer aldığı 2010 yapımı türk filmidir. sonraki yıllarda ikincisi çekilmiştir.
üç erkek arkadaş, ergenlik dönemimizde, yan yana izlediğimiz ve sadece birbirimizden çekindiğimiz için ağlayamadığımız filmdir.
devamını gör...

çoğunlukla katıldığım bir cümle. az önce ablamla balkonda bu güzel havada buna da değindik. gerçekten de pandemi insanları yalnızlaştırdı. eskiden her gün konuştuğum eğlendiğim arkadaşlarımla artık hiç konuşamaz oldum, resmen yalnızlaştım. artık insanlar internetten tanışır, konuşur oldu. ki malum bunun da ne kadar güvenli olduğu şüpheli. yalnızlığı severim ama tüm gün yalnız olmak bir zaman sonra üzüyor insanı. sabahları birçok uğraşım oluyor o sorun değil de akşamları kendimi yalnız hissetmeye başladım. ama bunu da değerlendirip eğleniyorum bir şekilde. yine de böyle konuşup, gülüştüğümüz bazen de hararetli bir şekilde tartıştığımız o zamanları ben de özledim. yalnızlık konusunda çok sevdiğim ve bu aralar beni anlatan cümleyle bitireyim o halde:
"içimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan."
-oğuz atay
devamını gör...

çektiğim en iyi fotoğraf.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1 saat peşinizde dolaşır yaş mama için; verirsiniz, yemeğinin yer ve arkasına bile bakmadan yalanmaya gider.* işte kedi beslemek budur, sevgi istediğiniz anda arkasını dönüp gider ama en beklemediğiniz anda size sarılırlar.
devamını gör...

biraz terslese, naz yapsa kezban, sağlıklı bir insan gibi hoşlandığı kişiye karşılık verince de basit diyorsunuz dediğim başlıktır.

kadınların bazı davranışlarını eleştiriyoruz ama bu konuda biz erkekler sanki ne istediğimizi bilmiyor gibiyiz.
devamını gör...

(bkz: auckland) (bkz: yeni zelanda)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uzaktan kumandalı oyuncak araba. ne yazık ki kız çocuğunun ne işi olur oyuncak arabayla diyerek almamışlardı. yıllar sonra gittim kendim aldım. ne zaman elime kumandası geçse hevesimi alana kadar asla bırakmam.
devamını gör...

zeytinyağı konusunda hep ayvalık ve gemlik aklımıza gelmesine rağmen, aslında türkiye'nin en önemli ve en büyük zeytin bölgesidir. hak ettiği markalaşmaya henüz kavuşamadı ama istanbul - izmir yolunda seyrederken bu bölgedeki zeytinliklerin güzelliği hayranlık uyandırıcı.
devamını gör...

kadınlara çekicilik kattığı söylenen kusurlu sayılmayacak hafif şaşılık.
devamını gör...

bir voltaire kitabıdır.

voltaire’in ölmeden on iki yıl önce, yetmiş iki yaşında yazmış olduğu kitaptır. sanki bu kadar zamandır yaşadıklarını, düşündüklerini, yazdıklarını ve yanıldıklarını anlatmak istemiş yazar ölmeye yaklaştığını düşünerek.

tanrının varlığı ya da yokluğu, özgür iradenin ne işe yaradığı, sonsuzluğun algılanabilir olup olmadığı ve insan ruhunun çözümlenmesi üzerine pek de uzun olmayan ve okurken insanı yormayan parçalar var kitabın içinde.

dünya üzerinden bu kadar uzun sayılabilecek bir zaman dilimi geçirmiş olan ve birçok insanı etkileyen yapıtlar ve fikirler ortaya koyan bir yazarın hala emin olmadığı bazı şeylerin olması ve yazarın bunları dürüst bir şekilde anlatması kitabı çok daha anlamlı bir hale getirmiş.

kitapta spinoza’ya ayrılmış üç tam sayfa olması da beni cezbeden noktalardan biri açmak spinoza ile ilgili yazarın yaptığı teknik bir hata biraz tat kaçırıyor.

bunun dışında ise benim edebiyat da en sevdiğim şeylerden biri olan kalem savaşlarını filozoflar arasında görmek de heyecan verici idi. bu biraz tek taraflı bir savaş olmuş dönem farkından dolayı ama voltaire’nin kitap boyu dönüp durup descartes’e sallaması kitabı eğlenceli bir hale getirmiş.

ne kadar cahil olduğumu anlamam için bunu bana cahil bir filozofun anlatması gerekti.
devamını gör...

herkesin elinde internet var. ilk olarak yaşadığınız bölgeyi geniş çaplı ele alarak gezilebilecek tarihi, doğal güzelliği vb. olan yerleri listeliyorsunuz. sonra bunları size en yakın olandan en uzak olana doğru sıralıyorsunuz. ufak bir sırt çantası alıyorsunuz. içerisine, çay ya da kahve dolu bir termos, bir adet kitap, atıştırmalık bir şeyler koyuyorsunuz. yolculuğa hazırsınız arkadaşlar. önceliğimiz bizi zorlayacak mesafeye gelene kadar yürümek arkadaşlar. yürüyüş çok faydalı bir aktivite. gittiğiniz yerde oturup, içeceğinizi yudumlayıp tercihe göre kitabınızı okuyarak aktif dinlenmenizi yapıyorsunuz. herkesin elinde telefon da var. gittiğiniz yeri ön plana çıkaran fotoğraflar çekiyorsunuz (selfie değil). hatıra kalması açısından bir tane selfie çekebilirsiniz ama abartmayın lütfen. bu çektiğiniz fotoğrafları düzgün bir şekilde arşivleyerek kendinize minik bir fotoğraf koleksiyonu yapmaya başlıyorsunuz. gidilecek yerlerin mesafesi arttıkça, eğer imkanınız varsa bir bisiklet edinip bisikletle gitmeye başladınız mı, a'dan z'ye ucuz, kaliteli ve sağlıklı bir hobi edinmiş oluyorsunuz. arz ederim.
devamını gör...

(bkz: ağlarken gülmek)
devamını gör...

türkçe ismi foucault sarkacı olan umberto eco romanı. benim için bu romanı diğerlerinden ayıran en önemli özelliği, çok kapsamlı bir roman olması ve 3 sayfa okuyup 2 saat gibi minik bir zaman dilimini araştırma isteğinize ayıracak olmanız.

kutsal kase efsanesi, tapınak şövalyeleri, yuvarlak masa şövalyeleri, ezoterizm, okultizm, kabala derken bir anda kelime ve kavram oyunlarına kendinizi kaptırıyorsunuz lakin bir okuyuş bırakın kitabı anlamayı, o kelime oyunlarını anlamaya bile yetmiyor.

kısacası, sarkacı görmek için okuyun, okutturun.


haa, durun durun, burada okumayı bırakmayın bunu. saint germain kontundan da bahsediyor, bir yerlerde denk gelmiş iseniz, mutlaka merak etmişsinizdir, zira araştırmaya kalktığınızda türkçe kaynak çok az bu amcamız hakkında.

kitapta tatmin edecek kadar var!
devamını gör...

ne zaman niyet etsem anında '' heves kırıcı '' birinin hemen yanımda bitmesi durumudur. artık kader demekten başka şans kalmaz.
dolayısıyla ne kadar zorlasam da hiçbir zaman sonu gelemez, gelmesine izin verilmez.
devamını gör...

herkesin kendi evi olmalı.. misafir gibi gidilip gelinmeli.. yoksa evlilikten bir farkı kalmıyor..
devamını gör...

kadere karşı gelmeye çalışarak ya da boşa kürek çekerek diyebilirim. olmuyorsa olmuyordur...
devamını gör...

uzağı görememe göz kusrudur.
kalın yada ince kenarlı mercekle tedavi edilir.
devamını gör...

"meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz."
süleyman demirel
devamını gör...

çöl çiçeği, karanlıkta yol gösteren.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim