kafası kesilen öğrencinin babasının açıklamaları
açıkçası beni çok şaşırtmayan açıklamalar bunlar. aksini söylemesini düşünmüyordum. söyletmezler zira. malum yurt denetimsiz, izinsiz hizmet veren bir yurt. yurdu işleten alimder diye sikko bir dernek. ama arkasındaki vakıf aziz mahmud hüdayi vakfı. yani epey bir ta**klı vakıf, hükümete yakın istediğini alan yaptıran bir vakıf.
gelelim yurt binasının sahibine. yurt binasının sahibi ise adı henüz açıklanmayan 1.sınıf bir emniyet müdürünün babası. yani dolaylı olarak kendisi. 657'ye tabii bir devlet memurunun yurt işletmesi bir yana, yurdun kaçak ve denetimsiz olması, ilaveten büyük bir vakfın fason şirketi gibi faaliyet göstermesi daha absürt bir durum ama ülkemiz için değil tabii.
zaten olay olur olmaz paldır küldür yayın yasağı aldılar. ulan bu ülkede anam babam kayboldu, reşit çocuğum kayboldu kaçırıldı mı acaba diye polise gitsen 24 saat bekle öyle gel derler. dakikasına yayın yasağı çıkardı adamlar, sen buradan anla işte bu işin arkasında ne tür pislikler olduğunu.
bu kadarla yetinmediler tabii. devletin polisini eli silahlı mafya örgütü gibi civardaki esnafın üzerine saldılar, aman kimse gazetelere, serbest çalışan muhabirlere konuşmasın, daha fazla foyamız açığa çıkmasın diye.
süleyman soylu gibi her yasadışı faaliyeti olan adamla fotoğrafı olan bir insan(!)'ın bakan olduğu yerde bunlar çok normal şeyler tabii. şimdi bu kadar olay oluyor, herkes üç maymunu oynuyor, biride o arada o acılı babaya gider, yapması gerekeni söyler zaten, bu çark bu ülkede böyle işler. yani bu zamana kadar bunu idrak edemediyseniz, iyi bir insan olursanız şirinleri göreceğinize de inanıyor olabilirsiniz.*
son sözüm siz değerli arkadaşlarıma. arkadaşlar şansa yaşıyorsunuz bu ülkede ciddi söylüyorum bakın. hani öyle devlet varmış, polis varmış, adalet hukuk varmış falan güvenmeyin kimseye. kendi kişisel önlemlerinizi kendiniz mutlaka alın. alabilen silah ruhsatı, onu alamayan sağlam bir bıçak biber gazı vs. ciddi söylüyorum çünkü yarın herhangi birimiz bu şekilde şaka gibi bir olaya kurban gidebiliriz. katil içeriye girmeyedebilir yani, hukuk ne noktada siz anlayın gerisini...
gelelim yurt binasının sahibine. yurt binasının sahibi ise adı henüz açıklanmayan 1.sınıf bir emniyet müdürünün babası. yani dolaylı olarak kendisi. 657'ye tabii bir devlet memurunun yurt işletmesi bir yana, yurdun kaçak ve denetimsiz olması, ilaveten büyük bir vakfın fason şirketi gibi faaliyet göstermesi daha absürt bir durum ama ülkemiz için değil tabii.
zaten olay olur olmaz paldır küldür yayın yasağı aldılar. ulan bu ülkede anam babam kayboldu, reşit çocuğum kayboldu kaçırıldı mı acaba diye polise gitsen 24 saat bekle öyle gel derler. dakikasına yayın yasağı çıkardı adamlar, sen buradan anla işte bu işin arkasında ne tür pislikler olduğunu.
bu kadarla yetinmediler tabii. devletin polisini eli silahlı mafya örgütü gibi civardaki esnafın üzerine saldılar, aman kimse gazetelere, serbest çalışan muhabirlere konuşmasın, daha fazla foyamız açığa çıkmasın diye.
süleyman soylu gibi her yasadışı faaliyeti olan adamla fotoğrafı olan bir insan(!)'ın bakan olduğu yerde bunlar çok normal şeyler tabii. şimdi bu kadar olay oluyor, herkes üç maymunu oynuyor, biride o arada o acılı babaya gider, yapması gerekeni söyler zaten, bu çark bu ülkede böyle işler. yani bu zamana kadar bunu idrak edemediyseniz, iyi bir insan olursanız şirinleri göreceğinize de inanıyor olabilirsiniz.*
son sözüm siz değerli arkadaşlarıma. arkadaşlar şansa yaşıyorsunuz bu ülkede ciddi söylüyorum bakın. hani öyle devlet varmış, polis varmış, adalet hukuk varmış falan güvenmeyin kimseye. kendi kişisel önlemlerinizi kendiniz mutlaka alın. alabilen silah ruhsatı, onu alamayan sağlam bir bıçak biber gazı vs. ciddi söylüyorum çünkü yarın herhangi birimiz bu şekilde şaka gibi bir olaya kurban gidebiliriz. katil içeriye girmeyedebilir yani, hukuk ne noktada siz anlayın gerisini...
devamını gör...
sütyen
sırt ölçüsünün cup ölçüsü olduğu zannedilen kadın iç giysisi. mesela 90 diye bir cup ölçüsü olmaz. 90 sırt ölçüsüdür. yani sırttan göğüs altına kadar ölçtüğünüz kısımdır. a-b-c-d ise cup ölçüsüdür. dolayısıyla 90-60-90'ın görüntüsü her daim standart değildir. hayaller 90-60-90 hayatlar 90 a olabilir. *
devamını gör...
çocukluk arkadaşı
yıllar sonra rast gelince çocukluktan öteye geçilemeyen, yaşla beraber araya mesafe giren arkadaşlıktır.
devamını gör...
yeni biriyle tanışmak
üşendiğim eylem.
ona kendini anlat, onu ilgiyle dinle. sonra bir an gelsin ve aslında sonsuz bir döngüde olduğunu anla. kısaca senaryo aynı, kişiler farklı. insan ister istemez sıkılıyor.
belli bir yerden sonra, zaten sıradan biriyle tanışmak istemiyorsunuz.
ona kendini anlat, onu ilgiyle dinle. sonra bir an gelsin ve aslında sonsuz bir döngüde olduğunu anla. kısaca senaryo aynı, kişiler farklı. insan ister istemez sıkılıyor.
belli bir yerden sonra, zaten sıradan biriyle tanışmak istemiyorsunuz.
devamını gör...
şaplakçı tom
17. yüzyılda londra civarında 2 ayrı zamanda ortaya çıkan ama aynı suçu işleyen 2 saldırgana verilen isim.
saldırganların ikisi de, yalnız yürüyen kadınlara musallat olurmuş. ara sokaklarda, arka bahçelerde saklanarak, oradan geçmekte olan kadınları çekerek kalçalarına şaplak atan bu iki değişik, bir yandan da bunu yaparken şaplak/şaplak atmayı sevmek anlamına gelen kelimeyle "spankoooo!" şeklinde bağırırlarmış.
saldırganlar bunu yaparken zaman zaman çıplak el yerine kırbaç da kullanırmış. bu nedenle son derece ağır yaralar alan kadınlar olmuş. kadınlar yanlarında sürekli olarak silah yerine geçebilecek sivri eşyalar taşımaya başlarken, erkekler de devriye gezmeye başlamış bölgede.
saldırganlardan biri yakalandığında, suçunu itiraf etmiş. bunu yapmasına neden olarak da, daha önce bir kadın tarafından kendisine yapılan bir hareket nedeniyle kadınlardan intikam alma isteğini göstermiş.
saldırganların ikisi de, yalnız yürüyen kadınlara musallat olurmuş. ara sokaklarda, arka bahçelerde saklanarak, oradan geçmekte olan kadınları çekerek kalçalarına şaplak atan bu iki değişik, bir yandan da bunu yaparken şaplak/şaplak atmayı sevmek anlamına gelen kelimeyle "spankoooo!" şeklinde bağırırlarmış.
saldırganlar bunu yaparken zaman zaman çıplak el yerine kırbaç da kullanırmış. bu nedenle son derece ağır yaralar alan kadınlar olmuş. kadınlar yanlarında sürekli olarak silah yerine geçebilecek sivri eşyalar taşımaya başlarken, erkekler de devriye gezmeye başlamış bölgede.
saldırganlardan biri yakalandığında, suçunu itiraf etmiş. bunu yapmasına neden olarak da, daha önce bir kadın tarafından kendisine yapılan bir hareket nedeniyle kadınlardan intikam alma isteğini göstermiş.
devamını gör...
yaşam ile ölüm arasında şu dönem bir fark kalmaması
yaşam ile ölüm arasında var olan çizginin artık bir şey ifade etmemesi durumudur.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
benim biricik saygıdeğer kulübüm. öncelikle bu uğurda ne savaşlar verdiğimi bilemezsiniz. atılmadık vişne bırakmadım. sonunda elimde bir tane bile vişne kalmadı. zorunluluktan karpuz'a geçtim de vişnem bitti diyemedim.*
burada istifa eden yönetime bir eleştiri yapmak istiyorum. siz o ışığı kapatırsanız da yakan bir deli çıkmaz mı? bu öyle hadi dükkanı kapatıp gidiyoruz biz kulübü müdür? erken pes ettiniz..
ateist kaplumbağa o kadar yavaş hareket etti ve o kadar aklı selim davrandı ki... deli midir akıllı mıdır tam anlayamadık. imana mı geldi acaba? süngerbob çorabı giyen yiğit aramızdaki en hevesli en hunilisiydi. çalışmaktan çorapları delindi. yenisi gelmedi diye bu kadar tepki verilir mi? süngerbob yoksa bugs bunny çorabı al.

rahat olun gençler ve her daim genç kalacak olanlar. üstüne bir bardak su içelim. kulüpsüzler kulübü olduk galiba.
bu da benden kulüp için çok çalışan çoraplı bey'e gelsin..

aklınıza mukayyet olun o zaman.
karpuz görünümlü hunisi elinden alınmış vişne.
burada istifa eden yönetime bir eleştiri yapmak istiyorum. siz o ışığı kapatırsanız da yakan bir deli çıkmaz mı? bu öyle hadi dükkanı kapatıp gidiyoruz biz kulübü müdür? erken pes ettiniz..
ateist kaplumbağa o kadar yavaş hareket etti ve o kadar aklı selim davrandı ki... deli midir akıllı mıdır tam anlayamadık. imana mı geldi acaba? süngerbob çorabı giyen yiğit aramızdaki en hevesli en hunilisiydi. çalışmaktan çorapları delindi. yenisi gelmedi diye bu kadar tepki verilir mi? süngerbob yoksa bugs bunny çorabı al.

rahat olun gençler ve her daim genç kalacak olanlar. üstüne bir bardak su içelim. kulüpsüzler kulübü olduk galiba.
bu da benden kulüp için çok çalışan çoraplı bey'e gelsin..

aklınıza mukayyet olun o zaman.
karpuz görünümlü hunisi elinden alınmış vişne.
devamını gör...
cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
dağ başında
rastladım ak sakallı birisine
bin yıllık bir halıya bin yıldan beri
bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi
sordum ona
aşk ne ustam, hayatın sırrı ne?
tepeden tırnağa aşığım ben
koskoca bir hayat var önümde
(bkz: sevda kuşun kanadında)
rastladım ak sakallı birisine
bin yıllık bir halıya bin yıldan beri
bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi
sordum ona
aşk ne ustam, hayatın sırrı ne?
tepeden tırnağa aşığım ben
koskoca bir hayat var önümde
(bkz: sevda kuşun kanadında)
devamını gör...
pencereden dışarı bak
uçsuz bucaksız tabiat demek isterdim ama beton yığını ve arada yeşermesine izin verilmiş bir kac kök bitki örtüsü..
devamını gör...
normal sözlük'te mit ajanı var mıdır sorunsalı
uzayda bizden başka yaşam var mı sorunsalı ile aynı sorunsaldır.
hiçbir zaman bilemeyeceğiz. *
hiçbir zaman bilemeyeceğiz. *
devamını gör...
şikayetini doktora tuhaf şekilde anlatmak
evet.doktora gittiniz ve şikayetinizi sordu.karsidaki doktor olunca okumuş yazmış insan sonucta, sizde ona alengirli birşeyler söylemek istiyorsunuz ya da anadolu insanı derdini doğal bir şekilde izah ediyor.birkac örnek vereyim.
dr -şikayetiniz nedir?
hasta-böğrümü köpek geviyor gibi oluyor.(yan ağrısı)
dr-sikayetiniz nedir?
hasta -töhmeledim. (düşmüş)
ya iste böyle tıpta bunlar yazmaz.
dr -şikayetiniz nedir?
hasta-böğrümü köpek geviyor gibi oluyor.(yan ağrısı)
dr-sikayetiniz nedir?
hasta -töhmeledim. (düşmüş)
ya iste böyle tıpta bunlar yazmaz.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
kız yurdunda yaşamak başlı başına tuhaf zaten. gecenin körü sabahın bilmem kaçında sürekli koridorda bağıranlar, saat fark etmeksizin elektrikli süpürge çamaşır makinası çalıştıranlar, sevgilisiyle kavga edenler, sevgilisiyle kavga edip sözde fenalaşıp ambulans çağıranlar,zırt pırt rahatsız olacağını düşünmeden odana gelenler,yemekhanede resmen ulusa sesleniş yaparak dedikodu yapanlar,sanki 3 yaşında veletmiş gibi banyoyu tuvaleti pis bırakanlar, uyarınca üste çıkmaya çalışanlar. sürekli kız ortamı samimi olsun gibi saçma bir mottoyla gereksiz özel hayat soruları. daha devam ederim ama bunu okuyup yurtta kalmak isteyen kişilere kötü örnekleme yapmamak için burada bırakıyorum.
devamını gör...
whoopsie daisies
ingilizcede, karşılaşılan beklenmedik bir durum anında ağızdan insiyaki olarak çıkan bir nidadır.
farklı kullanımları olsa da benim en sevdiğim hali başlıkta kullandığım halidir. çok yaygın bir kullanım olmasa da insanların aklında ve kullanım dağarcığında mevcut olmaya devam eder. genelde çok eski bir nida olarak kabul gören whoopsie daisies sözünün bir zamanlar küçük kızlar tarafından kullanıldığı genel kabul görür.
benim bu sözcükle tanışmam o dönemki kız arkadaşımla notting hill filmine gitmemiz ve bu filmin ardından etrafımızda kimsenin kullanmadığı bu nidayı kullanmaya başlamamızla oldu.
filmin bir bölümünde, sanırım gizlice parka girmeye çalıştıkları sahnede düşmek üzere olan hugh grant bu sözü kullanır ve söz julia roberts’a eski moda, komik ama bir o kadar da sevimli gelir. kız arkadaşımla ayrılma konuşması yaptığımız gün elimdeki taşlarla oynarken sağa sola attığım taşlardan biri önünde oturduğumuz kilisenin camına gelmiş ve ben istemeden whoopsie daisies dediğimden kız arkadaşımın gözleri dolmuştu, üzücü ama hatırlamaya değer bir anıdır benim için.
bu sözü ilk olarak 1711 yılında hayranlığımı anlatmaya kelimlerin yetmeyeceği mütevazı bir teklif öyküsünün yazarı jonathan swift’in up adazy şeklinde kullandığı iddia edilir:
come, stand away, let me rise: patrick take away the candle. ıs there a good fire!—so—up adazy. at night.—mr. harley did not sit down till six….
farklı kullanımları olsa da benim en sevdiğim hali başlıkta kullandığım halidir. çok yaygın bir kullanım olmasa da insanların aklında ve kullanım dağarcığında mevcut olmaya devam eder. genelde çok eski bir nida olarak kabul gören whoopsie daisies sözünün bir zamanlar küçük kızlar tarafından kullanıldığı genel kabul görür.
benim bu sözcükle tanışmam o dönemki kız arkadaşımla notting hill filmine gitmemiz ve bu filmin ardından etrafımızda kimsenin kullanmadığı bu nidayı kullanmaya başlamamızla oldu.
filmin bir bölümünde, sanırım gizlice parka girmeye çalıştıkları sahnede düşmek üzere olan hugh grant bu sözü kullanır ve söz julia roberts’a eski moda, komik ama bir o kadar da sevimli gelir. kız arkadaşımla ayrılma konuşması yaptığımız gün elimdeki taşlarla oynarken sağa sola attığım taşlardan biri önünde oturduğumuz kilisenin camına gelmiş ve ben istemeden whoopsie daisies dediğimden kız arkadaşımın gözleri dolmuştu, üzücü ama hatırlamaya değer bir anıdır benim için.
bu sözü ilk olarak 1711 yılında hayranlığımı anlatmaya kelimlerin yetmeyeceği mütevazı bir teklif öyküsünün yazarı jonathan swift’in up adazy şeklinde kullandığı iddia edilir:
come, stand away, let me rise: patrick take away the candle. ıs there a good fire!—so—up adazy. at night.—mr. harley did not sit down till six….
devamını gör...
normal sözlük'e eksileme butonu gelsin kampanyası
gelmemesi gerekendir.
beğenmediğiniz fikiri ve yazıyı yazara mesaj yoluyla nedenleriyle beraber yazdığımız zaman, hem birbirimizle olan iletişimimiz güçlenir hem de yazarken eksi oy gelir mi kaygısı yaratmamış oluruz.
şahsi fikrim gelmemesi yönündedir.
beğenmediğiniz fikiri ve yazıyı yazara mesaj yoluyla nedenleriyle beraber yazdığımız zaman, hem birbirimizle olan iletişimimiz güçlenir hem de yazarken eksi oy gelir mi kaygısı yaratmamış oluruz.
şahsi fikrim gelmemesi yönündedir.
devamını gör...
fazla düşünme sorunu olan insanların ortak yanları
fazlaca dalgınlık. birisi aniden bir şey söylediğinde ilk “ha?” diye tepki verip düşüncelerden birkaç saniyeliğine kurtulma ve o kişiyi geçiştirip düşüncelere devam etme.
devamını gör...
hemopeksin
plazmada bulunan serbest hem molekülünü bağlayan bir nevi haptoglobin gibi etkisi olan plazma proteinidir.
hemoliz durumlarında seviyesi azalır.
hemolizde arka arkaya yapılan hemopeksin ölçümleri haptoglobin göre daha değerli bir göstergedir.
hemoliz durumlarında seviyesi azalır.
hemolizde arka arkaya yapılan hemopeksin ölçümleri haptoglobin göre daha değerli bir göstergedir.
devamını gör...
bridgerton
öncelikle belirteyim dizi de gereksiz cinsellik sahneleri var. höh artık diyenler, duyarcılar izlemesin.
18. yüzyılda yaşamaları beni öyle bir cezbediyor ki anlatamam. bridgertons ailesi en güzel elbiselerini giyerken, federingtons ailesi neden sarı renklerini tercih edip kendilerine eziyet ediyorlar? o kadar da zenginler halbüki başka renkler veya stil değiştirmek, yeni elbiseler diktirmek onlar için kolay.
daphne’yi sansa stark’a benzettim ben hafiften. gerçekten çok güzel kız. hele o dük nasıl bir şey ya allah özene bezene yaratmış resmen, maşallah diyelim.
ilk başlarda biraz canım sıkıldı tek amaçlarının ailelerine yakışır birini bulup evlenmek olmasına. sonradan gelişen olaylar, gizemli gazeteci farklı bi hava kattı. terzi ile “asıl gazeteci” arasında kalmıştım, güzel fake attılar orada. son bölümlere doğru yaşanan düelloya hem güldüm hem kaşlarım çatık izledim. bu salaklıkla iyi gelmişler bu yaşa. tam türklere özgü namus davası. neyse efenim, federingtonsların babalarının öleceğini adamı ilk gördüğüm andan itibaren tahmin etmiştim.
dük’ün arkadaşı ile kavgaları ve onun box maceraları güzeldi.
akıp gidiyor dizi tavsiye edilir.
18. yüzyılda yaşamaları beni öyle bir cezbediyor ki anlatamam. bridgertons ailesi en güzel elbiselerini giyerken, federingtons ailesi neden sarı renklerini tercih edip kendilerine eziyet ediyorlar? o kadar da zenginler halbüki başka renkler veya stil değiştirmek, yeni elbiseler diktirmek onlar için kolay.
daphne’yi sansa stark’a benzettim ben hafiften. gerçekten çok güzel kız. hele o dük nasıl bir şey ya allah özene bezene yaratmış resmen, maşallah diyelim.
ilk başlarda biraz canım sıkıldı tek amaçlarının ailelerine yakışır birini bulup evlenmek olmasına. sonradan gelişen olaylar, gizemli gazeteci farklı bi hava kattı. terzi ile “asıl gazeteci” arasında kalmıştım, güzel fake attılar orada. son bölümlere doğru yaşanan düelloya hem güldüm hem kaşlarım çatık izledim. bu salaklıkla iyi gelmişler bu yaşa. tam türklere özgü namus davası. neyse efenim, federingtonsların babalarının öleceğini adamı ilk gördüğüm andan itibaren tahmin etmiştim.
dük’ün arkadaşı ile kavgaları ve onun box maceraları güzeldi.
akıp gidiyor dizi tavsiye edilir.
devamını gör...
kadir mısıroğlu'nun atatürk ile diyaloğu
kendisi'de yunan adalarına tatil'e gitti. sakın
ha çağırmayın bir yerden bir daha ruhları bile gelmesin buraya.gerçi bırakmazlar da onu oradan pek severler kendilerini.
ha çağırmayın bir yerden bir daha ruhları bile gelmesin buraya.gerçi bırakmazlar da onu oradan pek severler kendilerini.
devamını gör...
