olduk olası kendimize ve etrafımızda olan bitene bir anlam bulmaya çalışmışız. merak ettikçe düşünmüş, düşündükçe hislenmiş, hislendikçe taşmışız. öyle ki içimizden türlü türlü parçalar kopar olmuş artık: bazen yazmışız, bazen de çizmişiz. kimimiz şarkılar söylemiş, kimimiz dans etmiş; kimimiz oynamış, kimimiz izlemiş... bu böyle sürmüş gitmiş.

günlerden bir gün, birimizin aklına göğe bakmak gelmiş, herhâlde sevinmek istemiş. ya da "bat dünya bat!" diye sitem etmiştir belki. orası meçhul.

artık her neyse, bütün bu meçhulatın içinde, bir şey görmüş yukarıda: kırmızı bir şey. adeta büyülenmiş. baktıkça bakmış, izledikçe izlemiş. gel zaman git zaman, vaktini onunla geçirir olmuş. en güzel dostu olmuş o. sanki yanındaymış çünkü, sanki "korkma, yalnız değilsin." dermiş gökyüzünden.

fakat bu keşfi pek de sır olarak kalmamış. diğerleri de keşfetmişler en sonunda; büyük, garip, kırmızı şeyi. ama kimse eski dostu gibi davranmamış. kimse anlamaya çalışmamış. herkes bakmış ama kimse görmemiş. o güzel kırmızısı kimsenin aklına güzel bir çiçeği ya da parlak bir elmayı getirmemiş mesela. kan görmüşler onda, savaş görmüşler: adına da mars demişler.

işte bugün, onca zaman ve onca insan sonra, bir mars daha varmış meğerse: son feci mars. içinden kopan türlü türlü parçayla keşfedilmeyi bekliyor ve alabildiğine parıldıyor. bize de iki seçenek bırakıyor: eski bir dost mu olacağız ona, yoksa "diğerleri" mi?

kim bilir, belki o da bize "korkma," der, "yalnız değilsin."
devamını gör...

"toplumun belli bir kısmının bazı hal ve hareketleri estetik bulmayıp, görmek istemeyen kişi." bu kadar masum bir tanımla geçiştirilecek kişi değildir. homofobik, görmek istememekle kalmaz, yok olmalarını, telef edilmelerini, linç edilmelerini, binadan aşağı atılmalarını, taşlanmalarını destekleyen, fırsat bulsalar bu eylemlere de katılabilecek kapasitede kişilerdir.
devamını gör...

beyinin, konuşma ve dil ile sorumlu bölgelerinin bir kısmı veya tamamının kalıcı veya kalıcı olmayan hasarı durumunda dil ve konuşma bozukluğu yaşayacağı durumdur. konuşmada güçlük ve anlamakta güçlük çekebilir bu tarz hastalar. dil ve konuşma terapistleri ile belirli tedavi sürecine girilip en aza indirme planlanır. kişinin daha iyi seviyeye gelebilmesi adına egzersizler sıklıkla yapılmaktadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ehemmiyet de denmektedir. her hangi bir şeyin nitelik ve nicelik bakımından değeri olması anlamındadır.
devamını gör...

...kısa bir tavsiyem olacak.
youtube videolarını sözlüğe aktarırken link butonu kullanmanıza gerek yok. direkt linki yapıştırabilirsiniz.
soru 1: bilgisayar veya mobilden yani uygulamadan da açsak bile mi kullanmıyoruz?
+evet.


örnek: bu internet tarayıcısı linki ile gönderilen bir video.



örnek2: bu da youtube uygulaması üzerinden gönderilmiş bir video yani mobilden.



bir de link butonu ile ekleyelim...

(link: https://m.youtube.com/watch?v=xuadtbpjlqe::)

hoaydaa.. gördünüz mü bakın ne çirkin görüntü oldu şimdi. *
devamını gör...

aaaa oley en sevdiğim şarkılardan biri çaldı. good good life...
devamını gör...

antik yunan, bizans şehir devletlerinde ticari yaşamda çok önemli yeri olan bir görevli.
satılan ürünlerin kalitesinin denetimi, kullanılan ölçü birimlerinin doğruluğunun tespiti, ticaret ve nakliye işleriyle bazı vergilerin tahsili gibi işleri yürüten memurlardır.
bugünkü manada belediye zabıtası, polis ve vergi müfettişi ve tahsildar birleşimi önemli bir görev yapmaktaydılar. esnaflar arasındaki, esnaflarla tüketiciler arasındaki tartışmaları çözmek te bunların görevleri arasındaydı.
agoranomlar kurayla atanırlar ve ellerinde kırbaç taşırlardı, bu kırbaç gerektiğinde hızlı ceza verme yetkisine sahip olduklarının göstergesiydi. agoranomlar helenistik dönemde ve tüm roma periyodu boyunca varlıklarını sürdürmüşlerdir.
agoranomların atanma yetkisi başrahiplerde iken daha sonraları krallara verildi.
kralların halkın sorunları ve ticaretle ilgili konularda bilgi almak için agoranomlarla toplantılar yapması bu görevlilerin ne kadar önemli görüldüğünü göstermekteydi. agoranomlar logisteias ( şehir muhasebecisi) adındaki memurlarla beraber çalışırlardı.
romada benzer görev yürüten memurlara aedile veya kuratör ünvanı veriliyordu.kudüs gibi aktif ticaret hayatı olan bazı şehirlerde bu ünvan ve memurluk sistemi farklı isimlerde uygulanmıştır.
zamanla agoranom bağış ve hayır yapanlara onursal bir ünvan olarak verilmeye başlandı.
modern yunanda manası değişsede bu ünvan hali hazırda hala kullanılmaktadır.
devamını gör...

şaşırmadığım durum. bir kesim sürekli nefret objesi haline gelir ve ötekileştirilirse olacağı bu işte.
daha geçen gün bu sözlükte eşcinsel yazarlarla ilgili bir başlıkta, hepsini toplayıp bir binanın tepesinden atmanın hayalini kuruyordu birisi.
bu başlığı da okuyorsan seni şikayet eden bendim. moderasyon ekibi sağolsun, anında sildi.
devamını gör...

tam da bu cümleyi kurmuşken, bu başlığı görmek...

ya rabbim neyle sınanıyorum...

gerçekten rahatsız etmek istememiştim ama ben ya....
devamını gör...

süresiz uzaklaştırıldığını farkettiğimde çok üzüldüğüm, pratik zekası ve güldüren kurguları ile uzun uzadıya yazdığı her tanımı zevkle okutan, geri dönmesi ve cezasının kalkması halinde çok sevineceğim yazardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dün duyduğum bir anı var.
çok keyifli bir anı.
kendimi analiz ettiğim bir anı.

bizim köyde saygı gereği, büyük adamlara, amca
büyük kadınlara hala denir.
eski zamanın birinde, bir tane falanca hala ile bir tane falanca amca laflıyorlarmış.
falanca amca demişki
-haram yemedim, kumar oynamadım, içki içmedim, hak yemedim, biraz hovardalık yaptım. cehenneme mi giderim acaba?
falanca hala ile falanca amca akraba imiş. birbirlerini çok iyi tanırlarmış. iyi de dostmuşlar.
-öyle deme, sende kadınların gönlünü ettin, cennete gideceksin tabiki demiş.

bahsettiğim falanca amca, benim çok sevdiğim bir amca idi. müthiş bir iletişimi vardı. dili çok tatlı idi ve şimdinin tabiri ile flortöz idi.
onun iki oğlu vardı, onlar da flortöz idi. çok sevdiğim bir arkadaşımın babası idi biri.
yolda beni gördüklerinde 'naber sevgilim' derdiler.
onları tanımayanlar,
kocaman adamlar utanmıyor nasıl konuşuyorlar genç kızlarla
diye düşünürdü.
ben kim olduklarını ve şaka yaptıklarını açıklardım her seferinde gülerek.
onlardan mıdır bilmem, flortöz adam severim ben.
neşeli oluyorlar, ilgili oluyorlar, bir de net oluyorlar.
öyle arkadaşlarımda oldu.
hiç bir zarar görmedim onlardan.
ne kalbimi kırdılar,
ne kaba davrandılar,
ne de şaşırttılar,
ne ilgisiz davrandılar.
hep güldürdüler.
hep keyifli enerjilerinden verdiler.
bence de o falanca halanın dediği gibi cennetlik oluyorlar öyle adamlar
gönül ettikleri için.
devamını gör...

katıyorum tozu dumana da
toz değil, toz değil
biliyorum hepsi havagazı
söz değil, ah söz değil.*
devamını gör...

çift yıldız sistemlerinde görülen ve süpernovalarla karıştırılmaması gereken patlama türü.

çift yıldız sistemlerinin büyük kısmında yıldızlardan biri bir beyaz cücedir. sistemde bir de hayatının farklı evresinde olan, mesela kırmızı dev gibi bir yıldız bulunur. bu yıldızlardan daha parlak olana "baş bileşen", diğerine "yoldaş bileşen" denir.

bu tip sistemlerde, tıpkı güneş sistemi'nde de olduğu gibi, cisimler birbirlerinin kütle merkezi etrafında dolanırlar. eğer yıldızlar birbirlerine yeterince yakınsa, bileşenlerden biri, beyaz cücenin kütle çekim etkisi nedeniyle madde kaybına uğrar. yıldızdan beyaz cüceye doğru çekilen plazma/gaz, hidrojeni tutuşturacak yani füzyona sebep olacak kadar ısındığında patlamalar gerçekleşir ve hidrojen helyuma dönüşür. bu olay nova olarak adlandırılır ve sitem içerisinde defalarca tekrarlanabilen bir olaydır.
devamını gör...

yıllar önce devrimciliğe ilk adım attığım zamanlar bu kitap hep elimde olurdu. nereye gitsem peşimde taşırdım. tuhaf bir takıntıydı belki. benim okuduğum baskıda siyah zemin üzerinde orak çekiç vardı ve kırmızı harflerle kitabın adı yazılıydı. biz yeniyetme devrimciler komünist manifesto okurduk, daha kuramsal düşünen bir üst kısım ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökenini okurdu ve karar verme mekanizmasında olanlar da das kapital okurdu. bu hiyerarşik düzen hep sürüp gitti o yıllarda. pek de bir şey anlamadık okuduğumuzdan açıkçası ama bilinçlenmek güzeldi. sınıf bilinci içimize işlemişti ama tam olarak marx’ım bahsettiği hangi sınıfta olduğumuzu anlayamıyorduk. yerimizi aradık yıllarca. daha sonra tam bilinçlenmeye “ şirinler”le eriştim. komünist düzeni bir çizgi filmle anlatan peyo benim ışığım oldu ve daha büyük kitaplara geçebildim.

avrupa’nın üzerinde dolaşan hayaleti anladım böylelikle. neyin ne olduğunu anladım. sınıfını hala bulamamış bir öğrenci olarak devrim ateşi hala içimde yanmaya devam ediyor ama alıntılayarak söylüyorum: “ devrim bir zamanlar bir ihtimaldi ve güzeldi.”
devamını gör...

abd'nin vietnam savaşı (1965-1975) ardından aldığı yenilgi nedeniyle yaşadığı toplumsal yılgınlık ve korku hali diyebiliriz. abd'nin vietnam' da savaşan askerlerinin, yurda dönüşte kendilerine bebek katili denmesinden, toplumda dışlanıp, iş bulamamalarından dolayı yaşadıkları psikolojik çöküntüdür. bir kısmı kendine yönelik saldırılar, intihar girişimleri, kişilik bozuklukları yaşarken bir kısmı dışa dönük şiddet ve terör uyguladılar. evinde karısını, çocuğunu dövme, öldürme, suç örgütlerine katılma gibi eylemlerde yaptılar.
amerikan sineması buradan beslenerek çokça film yapmışlardır. (bkz: vietnam savaşı filmleri)
devamını gör...

türk'ün onuru ve gururu olan eserdir.
yok edilmek istenilen bir milletin düşmana attığı tokattır 30 ağustos.


büyük taarruz başlayalı dört gün olmuştu. askerlerimizin süngüleri güneşin kızıl ışıkları altında alev alev yanmaktaydı. ölümü hiçe sayan kahramanlarımız, düşmanın üzerine iniyordu.

türk ordusunun kahramanca ilerleyişi karşısında başkomutan mustafa kemal paşa, elindeki sigarayı içine çekiyor, sonra yere atıyor ve ayağa kalkıyordu. siper içinde göğsünü gere gere dimdik duruyordu.

gözleri nemli ama ışıl ışıl... bulunduğu siperdeki kaya parçasına çıkarak eliyle savaş alanını göstererek bağırıyordu:

-hagianesti, neredesin? gel de ordularını kurtar!

bu haykırış, savaş öncesinde izmir gazetelerine:

"bütün cepheyi dolaştım, ama mustafa kemal adında bir komutana rastlamadım" diyen yunan başkomutanı hagianesti'ye bir cevaptı.
muhteşem ordumuz 400 km daha yol yapacak ve 9 eylül'de izmir'e girecekti.

kaynak : kemal arı
devamını gör...

akrabaların olması, bu bile yeter nefret etmek için..
devamını gör...

enerjisi ile sözlüğe bir şeyler katabileceğini hissettiren kafa sözlük gizli forveti.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim