üniversite yıllarında hep aynı kafeye gider, hep aynı kafede otururdum. ankara’nın, ankara’mın kalbinde bir kafeydi bu. beni çeken ve oraya bağlayan şey ismi olmuştu. “ kitapça”. daha ne olsundu. dünyanın en sıcak, en güzel kafesiydi kitapla, rahatça oturup kitabımı okuduğum, benim gibi müdavimlerle selamlaştığım ikinci evim gibiydi.

yine ankara’da kavaklıdere tarafında küçük, kutu gibi bir dükkan vardı. içeride masasında oturan bir abla olurdu hep ve ben bir türlü girmeye cesaret edemezdim. sonra bir gün içeri girdim ve raflardaki kitapların ikinci el olmalarına rağmen tertemiz ve çok ucuz olduklarını gördüm. sonra tabii ki sürekli oraya uğramaya başladım. o abladan da korkulacak bir şey olmadığını gördüm zamanla. bu dükkanın adı “ her telden ikinci elden” idi. bana cesaret veren de bu ismin sevimliliği olmuştu zaten.

köyceğiz’de ise “ göle bakma durağına” rastlamıştım. ismi beni durmak zorunda bırakmıştı yaz sıcağı yürüyüşümde. çünkü turgut abime bir selam vardı orada ve ben verilen selamı almadan edemezdim.

hiçbir başka neden aramaksızın sadece isim sizi bir yerlere, bir şeylere, birilerine hayran bırakabilir. sürgün kundera’nın bu kitabı da sırf ismi yüzünden okunmalıdır bence. “ varolmanın dayanılma hafifliği”. saf deha!
devamını gör...

an itibariyle güzel bir dost meclisinde tatilimizin kapanışına eşlik eden canım yayın. bir tatil daha güzel nasıl sona ererdi hiçbir fikrim yok. var olsun, daima.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
turgut uyar- tomris uyar/ 1970
"bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."
devamını gör...

54 gün için büyük başarı gerçekten.
bu büyümenin ileride de devam etmesi dileğiyle.
devamını gör...

"şiir, öyle ayrı bir dildir ki başka hiçbir dile çevrilemez, hatta yazılmış göründüğü dile bile." der jean cocteau. bu başlığa en uygun cümlelerden biri budur zannımca.

ay karanlık şiirinde geçen,

maviye
maviye çalar gözlerin…


dizeler için, “bu iki mısra var ya, belki bir on yıl değil, daha fazla, çok daha fazla bekledi.” der ahmed arif. bir başka dilde nasıl bulur insan aynı şiiri, birkaç sözcük uğruna on yıllar beklemeyi? eksilir o şiir. bu sebeple, sırf bir şiiri ana dilinde okuyabilmek için yeni diller öğrenmek heyecan veriyor bana.

şiiri, bizzat şairi çevirse dahi, o şiir başka bir şiir olmuştur artık.
devamını gör...

yardıma ihtiyacın olduğu bir konu olursa lütfen söyle bana.
bir yetişkine denmeyecek laf.
şu zamanda kimsenin kimseye ihtiyacı olmuyor, para var, imkan var, teknoloji var.
yalandan olduğu o kadar belli ki.
kaldı ki deyipte bunun arkasında durana da denk gelmedim.
devamını gör...

artık rüyalarda buluştuğumuz viski markasının etkisi.
devamını gör...

20. yüzyıl soyut sanatının ünlü ressam ve kuramcısı. sanat tarihinin belki de en sinestezik sanatçısı.
devamını gör...

itici geliyor, bilemedim.
devamını gör...

kendi adına hayatında bir başarı sağlayamamış kadınların, eşlerinin meslek veya makam-mevkilerinden nemalanmaya çalışmaları. doktor eşi, müdür eşi vb. olmayı çok büyük bir kazanım olarak görüp, eşlerinin konumuna kendileri gelmişcesine, ki genellikle eşlerinde olmayan o burnu havadalığı, o yukarıdan bakmakları falan bakışlarına, oturup kalkmalarına, konuşmalarına, yani her hareketlerine yansıtmaları. sinir olmaktan ziyade zavallıca buluyorum bunu. okuyan, emek veren, saç baş ağartan sen değilsin. sen bunları yapan adamın sadece eşisin. sen olmasan da kendi hakkettiği yerde olacaktı. fakat o olmayınca sen o etiketten bile mahrumsun. çünkü kendin için yaptığın tek şey, kendi ışığını yaratmak yerine başarılı bir adamın gölgesine sığınmak...
devamını gör...

her halta burnunu sokan yazarımsı. normalde nick altına kötü yorum girmek pek adetim değil ama kendisine dayanamadım. mümkünse kendi tanımları ve başlıkları ile alakadar olsun. gereksiz yere gelip kendi özel hayatında her ne yaşıyorsa artık insanlara salça olmaktan vazgeçsin.

edit: hazımsızın önde gideni bir arkadaş. ya ergen bunalımı geçiriyor, yada eldivenle dahi sevmemişler. yazık üzüldüm doğrusu.
devamını gör...

üç günlük dünya diye tabir ettiğimiz kısacık yaşamlarımızı daha kaliteli geçirebilmek için yapılacaklar listesi.

her insanla içli dışlı olmamak.
problem değil çözüm odaklı düşünebilmek.
kendine zaman ayırmak.
enerjisi yüksek, pozitif insanlarla zaman geçirmek.
minik arkadaşlar edinmek. ( balık, kuş, kedi, köpek vs. )
iş stresini iş yerinde bırakmak.
kafanızı boşaltacak bir şeylerle meşgul olmak.
hobi edinmek. yap bir şeyler kafanı dağıt.
gece yatmadan önce stresini alacak video, dizi, film, program vs vs izlemek, kitap okumak. ben karikatür okuyorum. okurken uyuyakalıyorum.
uykuya geçmeden önce beynimi boşaltıyor ve güzel bir uyku çekmemi sağlıyor. dün dünde kalıyor rüyalara taşınmıyor.

not: benimle tanışıyor olmak.

dip not: böyle şeyler yazınca 'megaloman manyak, kendini beğenmiş, kendini neden övüyorsun' yazan yazacak olan pek kıymetli arkadaşlarıma buradan sevgiler.

en dip not: şaka şaka. *
devamını gör...

ne güzel söylemiştir. bozuk olunca maya,ne ar tanır ne de haya.
devamını gör...

insanı canından bezdiren şey.

her ne kadar tartışma kelimesinin anlamlarından biri, türk dil kurumu'na göre "karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme" olsa da, tartışma kültürü derken bahsettiğimiz şey bu değil ama buymuş gibi anlaşılıyor bazı insanlar tarafından.

hemen hemen herkes biliyor bu yazacaklarımı ama yine de özetleyeyim aklımdakileri;

- öncelikle, bu fikre katılmayanların varlığını bilsem de söyleyeyim; tanımadığınız insanlarla senli benli başlamamalısınız lafa. karşınızdaki kişi kendisine "sen" denilmesini ister ve bunun sinyalini verirse o zaman tamam ama bu sinyali almadan bunu yapmayın. bu size göre önemsiz bir detay ya da samimiyet göstergesi olabilir ama birçok insana göre bir saygısızlık belirtisidir. mesela iş yerinde patronunuzla, okulda hocalarınızla nasıl senli benli konuşmuyorsanız, başka ortamlarda da -karşınızdaki insanla aranızda bir samimiyet yoksa- bunu yapmasanız iyi olur.

- tartışmaktan kasıt genellikle kavga değil, fikir alışverişidir. sakin sakin konuşun/ yazın.

- "anlamıyorsun" demeyin. kimseyi zekâ bakımından kendinizden düşük seviyede sanmayın. "anlatamıyorum" deyin çünkü belki de gerçekten doğru ifadeleri seçemiyorsunuzdur ve karşınızdakinin ne anlatmaya çalıştığınızı anlamaması sizin hatanızdır.

- karşınızdakinin görüşlerini değiştirmeye değil, farklı açıdan düşünmesini sağlamaya çalışın. belki de görüşlerini değiştirmesi gereken kişi sizsinizdir.

- "bitse de sıra bana gelse, bir an önce cevap versem..." diye beklemek yerine karşınızdakinin ne dediğini doğru dürüst dinleyin ve anlamaya çalışın. bu bir yarış değil.

- eksik ya da yanlış biliyor olabileceğinizi kabullenin. yeterli bilginiz yoksa mesnetsiz iddialarda bulunmayın, fikrinizde ısrarcı olmayın. en azından söylenenleri 1'den fazla kaynaktan araştırın. hep kendi kafanıza uyan kaynakları okumayın. karşıt görüşlü kaynakları da okuyun ki insanların neden öyle düşündüğünü/sandığını anlama şansınız olsun.

- bilginizin, fikrinizin yetmediği yerde küfre sarılmayın. "seninle daha fazla tartışmak istemiyorum." demeyi tercih edin.

- insanlar için kutsal ya da değerli olan konularda onların görüşlerine saldırmayın, hakaret etmeyin. kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz hiçbir hareketi başkasına yapmayın. düzgün bir üslupla anlatmadığınız şeyleri kimse dinlemek istemeyecektir. haklı bile olsanız...

- dünyada 8 milyar kafa varsa 8 milyar da görüş var. kimse kimseyle her konuda bire bir aynı şekilde düşünmez. tartıştığınız konu dışındaki birçok konuda, karşınızdaki kişiyle hemfikir olma ihtimaliniz var. bu nedenle tartışma sonrasında, sırf fikirleriniz farklı diye insanlara düşmanca hisler beslemeyin.
devamını gör...

beynin ak maddesi içine gömülü gri cevher kitlesidir. beyindeki en büyük çekirdek kitlesidir ve bu çekirdeklerin büyük bölümünün de işlevi çözülememiştir.beynin çeşitli yerleriyle olan bağlantıları sayesinde iletileri düzenleyici bir görevi vardır. koku hariç tüm duyular kortekse geçmeden önce talamusa uğrar koku da ilk başta uğramasa da sonradan gelir. bilincin oluşabilmesi için talamusun kortekse iletmesi lazım talamusun uyarıları söndürebilme özelliği vardır. retiküler çekirdedeği vardır talamusa gelen uyarıları düzenler. duygular,dikkat,bellek,görme ve işitmenin koordine edilmesi,motor fonksiyonlar,uyanlılık düzeyi gibi çok çeşitli fonksiyonu vardır. intiharla olan ilişkisi de ilginçtir intiharı baskılamaya çalışır ama bir noktadan sonra diğer fonksiyonlarını aksatmamak için bunu o kadar etkili yapamaz bu da intihara sebep olabilir
devamını gör...

(bkz: senin babanı da sevmezdim süt oğlan)
devamını gör...

yolda yürürken önümdekilerin yola yayılması ve bir anda pat diye durması. bir gün... bir gün ulu orta şiddet göstericem.
devamını gör...

yakınlarda sokakta gördüğüm bir kedinin rengi siyah, gri, beyaz üçlemesinden oluşuyordu. hayatta gördüğüm en güzel kedi rengiydi.
devamını gör...

güvenmekle ilgili yapabileceğim en güzel tanımı aşağıya bırakıyorum.
“çok insan tanı. azını sev. hiçbirine güvenme.”
devamını gör...

bu gece ki buluşmamızdan bir kare =)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim