4 haziran 2021 135 milyar metreküp doğalgaz keşfi
bil bakalım ne zaman kullanılacak..?
doğru bildin.
t: rte seçim projesini açıklamıştır.
doğru bildin.
t: rte seçim projesini açıklamıştır.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
su yolunu bulur diye düşünen insandır.
devamını gör...
insanın beynini uyuşturan şeyler
tik tok videoları... arada sırada karşıma çıkıyor. o kısacık anda bile beynim kulağımdan akıyor.
devamını gör...
böyle giyinirsen bakarız diyen yaşlımsı
bırakın bu ayakları çomarlar hepinizin aslî fantezisi türbanlı kadınlardır. açık giyinirse bakarmış da bilmem ne... yan yana namaz kıldığın adamlar sokaklarda türbanlı eşini ve kızını takip edip fotoğraflarını çekiyorlar. sonra bu fotoğrafları twitter sayfalarında paylaşıp hep beraber mastürbasyon yapıyorlar. iki yüzlü bok çuvalları.
devamını gör...
insanları itici yapan detaylar
her şey hakkında fikrim var tribi.
devamını gör...
celebrant sorularınızı yanıtlıyor
1-) hep sen mi ağladın?
2-) hep sen mi yandın?
3-) sen beni gönlünce mutlu mu sandın?
sevgili celebrant cevaplarsa sevinirim.
2-) hep sen mi yandın?
3-) sen beni gönlünce mutlu mu sandın?
sevgili celebrant cevaplarsa sevinirim.
devamını gör...
baykuş
görme ve işitme yetenekleri çok gelişmiş olan bir kuş türüdür.
kulakları perdelidir. dinlenme yahut kısa uçuş dönemlerinde bu perdeleri açıp uzun uçuşlarında kapatırlar.
başlarını 270 derece kadar döndürebilirler, boyun kemiklerindeki boşluklu yapı ve özel damarlar sayesinde başlarını çevirdikleri zaman beyinlerine giden kan akışı durmaz. gözlerini döndüremezler, bu yüzden bu baş çevirme hareketi onlar için çok önemlidir.
ayrıca mavi rengi görebilen tek kuş türü baykuşlardır.
bu kadar asil ve yırtıcı bir kuş nasıl olmuş da pembik gelinlerin tabağına, bardağına böyle sevimli şekilde yansıtılmış anlam veremiyorum.*
kulakları perdelidir. dinlenme yahut kısa uçuş dönemlerinde bu perdeleri açıp uzun uçuşlarında kapatırlar.
başlarını 270 derece kadar döndürebilirler, boyun kemiklerindeki boşluklu yapı ve özel damarlar sayesinde başlarını çevirdikleri zaman beyinlerine giden kan akışı durmaz. gözlerini döndüremezler, bu yüzden bu baş çevirme hareketi onlar için çok önemlidir.
ayrıca mavi rengi görebilen tek kuş türü baykuşlardır.
bu kadar asil ve yırtıcı bir kuş nasıl olmuş da pembik gelinlerin tabağına, bardağına böyle sevimli şekilde yansıtılmış anlam veremiyorum.*
devamını gör...
sabah sabah tat kaçıran şeyler
tatil günü erkenden uyanmak.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
geceler bizimle dostlar.
devamını gör...
neden yapıldığı anlaşılamayan şeyler
neden tiwitch izliyorlar?otur kendin oyna be kardeşim niye e-dilencilere para yediriyosun?
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
gerontoloji
türkçesi ihtiyar ilmi anlamına gelen antik yunanca geros* ve logos* kelimelerinden türetilmiş, jerontoloji olarak da bilinen yaşlanma bilimidir. dünyada ki yaşam süresinin uzaması ve buna bağlı olarak yaşlı nüfusunun artması sonucunda gelişmiş bir bilim dalıdır. bu mesleği icra eden kişilere gerontolog denir.
gerontolojiyi sadece yaşlı bireylerle sınırlandırmak doğru bir tanımlama olmamaktadır. yaşlanmanın başladığı an olan embriyonun anne karnına düşüp gelişmeye başlamasından itibaren devam eden sürecin tamamı olarak tanımlamak daha geçerlidir.
ilk olarak birinci dünya savaşından sonra yaşlanma biyolojik açıdan incelenmeye başlanmıştır. yaşlanmayı sadece biyolojik açıdan ele almanın eksik sonuçlar vereceğinin anlaşılmasıyla ikinci dünya savaşından sonra sosyal ve psikolojik alanlarda araştırılması öncelik kazanmıştır.
günümüzde sosyal, psikolojik, biyolojik ve tıbbi yönlerinin yanı sıra, felsefi, kültürel, tarihsel, teolojik ve ekolojik olmak üzere daha pek çok alanda araştırılmaya başlanmasıyla interdisipliner yaklaşım haline gelmiştir.
yaşla beraber organlarda meydan gelen fizyolojik değişikliklerin yanı sıra çoklu hastalıkların artışı yaşlı kişilerin multidisipliner yaklaşım ile ele alınması gerçeğini gün yüzüne çıkarmıştır. multidisipliner bilim dalı olarak yapılan çalışmalarda hayat kalitesini artırma, fonksiyonel bağımsızlığı sürdürme ve yaşlanma süreçlerine müdahale edebilmenin yolları aranmaktadır.
peki bulunabilinmiş midir bu aranan yollar?
1800'lü yılların ortalarında ortalama insan ömrü 40-50 yaşlardaydı. günümüzde bu yaşın 75-90 yaş civarına gelmesi bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak yaşama süresinin artabileceğine olan umutları artırmaktadır.
yaşlanma ile hücrelerde meydana gelen dna hasarı bir yerden sonra tamir edilemez hale gelir, böyle hücreler ya kanserleşir ya yarı faal hale geçer ya da kendisini yok eder. bu bağlamda yaşlanmanın durdurulması, bölünme özelliğini kaybetmiş hücrelerin vücuttan uzaklaştırması olarak tanımlanabilir.
yapılan bazı klinik deneylerde, metformin ilacı verilen diyabet hayvanların, diyabet olmayan ve ilaç almayanlardan daha uzun yaşadığı tespit edildi. bunun üzerine metformin'in yaşlanmaya karşı koruyucu olabileceği üzerinde yeni çalışmalar geliştirilmeye başlandı.
ayrıca 2005'te fareler üzerinde yapılan, yeni hücre yaratmak için bölünemeyecek durumda olan yaşlı hücrelere foxo4-drı ilacı enjekte edilmesi, farelerin daha uzun yaşamasını sağladı. ilaç farelerin tüylerini yeniden çıkartırken, kuvvetlerini artırdı, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını düzeltti. yaşlılara gençlerden kan verilmesi halinde olumlu sonuçların gözlenmesi de, yaşlanmaya karşı koruyucu olmakla kalmayan, bu süreci geri çeviren bazı ilaçların mümkün olabileceği gerçeğini karşımıza çıkarıyor.
binlerce yıldır bir çok bilim insanının kafa yorduğu ve çözüm aradığı ebedi gençlik, hadi bulundu diyelim.
kimse yaşlanmasa, ölmese nereye varacak bu işin sonu?
zamanı geldiğinde ölünüz efendim..
gerontolojiyi sadece yaşlı bireylerle sınırlandırmak doğru bir tanımlama olmamaktadır. yaşlanmanın başladığı an olan embriyonun anne karnına düşüp gelişmeye başlamasından itibaren devam eden sürecin tamamı olarak tanımlamak daha geçerlidir.
ilk olarak birinci dünya savaşından sonra yaşlanma biyolojik açıdan incelenmeye başlanmıştır. yaşlanmayı sadece biyolojik açıdan ele almanın eksik sonuçlar vereceğinin anlaşılmasıyla ikinci dünya savaşından sonra sosyal ve psikolojik alanlarda araştırılması öncelik kazanmıştır.
günümüzde sosyal, psikolojik, biyolojik ve tıbbi yönlerinin yanı sıra, felsefi, kültürel, tarihsel, teolojik ve ekolojik olmak üzere daha pek çok alanda araştırılmaya başlanmasıyla interdisipliner yaklaşım haline gelmiştir.
yaşla beraber organlarda meydan gelen fizyolojik değişikliklerin yanı sıra çoklu hastalıkların artışı yaşlı kişilerin multidisipliner yaklaşım ile ele alınması gerçeğini gün yüzüne çıkarmıştır. multidisipliner bilim dalı olarak yapılan çalışmalarda hayat kalitesini artırma, fonksiyonel bağımsızlığı sürdürme ve yaşlanma süreçlerine müdahale edebilmenin yolları aranmaktadır.
peki bulunabilinmiş midir bu aranan yollar?
1800'lü yılların ortalarında ortalama insan ömrü 40-50 yaşlardaydı. günümüzde bu yaşın 75-90 yaş civarına gelmesi bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak yaşama süresinin artabileceğine olan umutları artırmaktadır.
yaşlanma ile hücrelerde meydana gelen dna hasarı bir yerden sonra tamir edilemez hale gelir, böyle hücreler ya kanserleşir ya yarı faal hale geçer ya da kendisini yok eder. bu bağlamda yaşlanmanın durdurulması, bölünme özelliğini kaybetmiş hücrelerin vücuttan uzaklaştırması olarak tanımlanabilir.
yapılan bazı klinik deneylerde, metformin ilacı verilen diyabet hayvanların, diyabet olmayan ve ilaç almayanlardan daha uzun yaşadığı tespit edildi. bunun üzerine metformin'in yaşlanmaya karşı koruyucu olabileceği üzerinde yeni çalışmalar geliştirilmeye başlandı.
ayrıca 2005'te fareler üzerinde yapılan, yeni hücre yaratmak için bölünemeyecek durumda olan yaşlı hücrelere foxo4-drı ilacı enjekte edilmesi, farelerin daha uzun yaşamasını sağladı. ilaç farelerin tüylerini yeniden çıkartırken, kuvvetlerini artırdı, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını düzeltti. yaşlılara gençlerden kan verilmesi halinde olumlu sonuçların gözlenmesi de, yaşlanmaya karşı koruyucu olmakla kalmayan, bu süreci geri çeviren bazı ilaçların mümkün olabileceği gerçeğini karşımıza çıkarıyor.
binlerce yıldır bir çok bilim insanının kafa yorduğu ve çözüm aradığı ebedi gençlik, hadi bulundu diyelim.
kimse yaşlanmasa, ölmese nereye varacak bu işin sonu?
zamanı geldiğinde ölünüz efendim..
devamını gör...
parasına kesinlikle değen şeyler
uçak bileti için harcanan para. saatlerce gidilecek mesafeleri birkaç saatte hallediyoruz.
devamını gör...
shohl solüsyonu
metabolik asidoz tedavisinde kullanılan sodyum bikarbonat'ın aşırı gaz yaptığı vakalarda verilen solüsyondur.
eğer sodyumu yüksekse hastanın sodyum bikarbonat kullanılmaz onun yerine tham solüsyonu kullanılır.
eğer sodyumu yüksekse hastanın sodyum bikarbonat kullanılmaz onun yerine tham solüsyonu kullanılır.
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
tanımlarında sıcakkanlılık sezdiğim ve kendime yakın bulduğum sevimli bir yazarımız. tanımlarına yaptığı reçellerden eklemiş sanırım... sözlüğümüzden eksik olmasın.
devamını gör...
sınavda kağıt değiştirmek
lisede başımı yakan hadise.
bilen bilir; eğer sınava taraflardan biri çalışmışsa, kağıtlar değiştirilir, çalışmayanın kağıdı önce doldurulur. benim de buna ilişkin değişik bir anım var.
11. sınıftayım efendim, yanlış hatırlamıyorsam ilk dönemi. en yakın arkadaşımla sınav haftası ne yapacağımızı düşünüyoruz. kendisi yabancı, türk değil. sürekli önerilerde bulunuyoruz, o diyor böyle olsun, ben atlıyorum hayır böyle olsun diyorum vs.
ders çalışmak bu iki şapşalın da aklına gelmiyor. ulan daha 1 hafta var. çalışmaya başlasanıza! lakin yok! şapşallar ya, çalışmıyorlar. neyse işte, öneriler tartışıldı, kararlar alındı. kabine toplantısı'ndan çıkan karara göre kağıt değiştirecektik.
ilk sınavın yapılacağı gün geldi çattı. ikinci dersteyiz, sınav sonraki ders. arkadaşım bozuk türkçesiyle "son feci mars hoca bizi buradağn kaldıracağ" diye endişeleniyor. tabii tanımıyor kankasını. her şeyi düşünmüşüm. üç gece öncesinden oturup iki ünite kimya çalışmışım falan. ertesi ders oldu, hoca geldi, yerleri değiştirdi. biz zaten hocanın kafasındaki plana göre oturmuşuz ya, hop diye yan yana düşmedik mi ari'yle?
şaşkın kimyacımız kağıtları dağıttı. bana baktı "geçen yılı unutma" der gibi. o arkasını döner dönmez arkadaşımın kağıdı benim kağıdım oldu. * hızlıca işaretlemeye başladım. tam bitti derken şaşkın kimyacı gelip önümde durdu. ee kızın kağıdı dolu. benim kağıdım ariel reklamındaki çarşaf gibi. sınavın bitmesine 20 dakika var. kimyacı anlamıştı sanırım, sınavın bitmesine 10 dakika kalana kadar yanımızdan gitmedi. sonra aldı önümdeki kağıdı, koskocaman ari xxx yazısını gördü. kolumuzdan tuttuğu gibi müdürün odasına.
o yıllar müdürün odası favori mekânım olmuştu da. *
bilen bilir; eğer sınava taraflardan biri çalışmışsa, kağıtlar değiştirilir, çalışmayanın kağıdı önce doldurulur. benim de buna ilişkin değişik bir anım var.
11. sınıftayım efendim, yanlış hatırlamıyorsam ilk dönemi. en yakın arkadaşımla sınav haftası ne yapacağımızı düşünüyoruz. kendisi yabancı, türk değil. sürekli önerilerde bulunuyoruz, o diyor böyle olsun, ben atlıyorum hayır böyle olsun diyorum vs.
ders çalışmak bu iki şapşalın da aklına gelmiyor. ulan daha 1 hafta var. çalışmaya başlasanıza! lakin yok! şapşallar ya, çalışmıyorlar. neyse işte, öneriler tartışıldı, kararlar alındı. kabine toplantısı'ndan çıkan karara göre kağıt değiştirecektik.
ilk sınavın yapılacağı gün geldi çattı. ikinci dersteyiz, sınav sonraki ders. arkadaşım bozuk türkçesiyle "son feci mars hoca bizi buradağn kaldıracağ" diye endişeleniyor. tabii tanımıyor kankasını. her şeyi düşünmüşüm. üç gece öncesinden oturup iki ünite kimya çalışmışım falan. ertesi ders oldu, hoca geldi, yerleri değiştirdi. biz zaten hocanın kafasındaki plana göre oturmuşuz ya, hop diye yan yana düşmedik mi ari'yle?
şaşkın kimyacımız kağıtları dağıttı. bana baktı "geçen yılı unutma" der gibi. o arkasını döner dönmez arkadaşımın kağıdı benim kağıdım oldu. * hızlıca işaretlemeye başladım. tam bitti derken şaşkın kimyacı gelip önümde durdu. ee kızın kağıdı dolu. benim kağıdım ariel reklamındaki çarşaf gibi. sınavın bitmesine 20 dakika var. kimyacı anlamıştı sanırım, sınavın bitmesine 10 dakika kalana kadar yanımızdan gitmedi. sonra aldı önümdeki kağıdı, koskocaman ari xxx yazısını gördü. kolumuzdan tuttuğu gibi müdürün odasına.
o yıllar müdürün odası favori mekânım olmuştu da. *
devamını gör...
totem
ilkel toplumlarda din anlayışı olarak, klan üyelerinin aynı atadan, kan bağından geldiğini temsil eden kutsal sayılan canlı/nesne/sembol.
kimi kabilelerde totem olan canlının soyundan gelindiğine inanılır. kabilelerin ortak inancını yansıtıyor oluşunun yanı sıra totem ruhsal bir bağlantı içerir. bu ruhsal bağlantı ise kişisel olarak sığınma, ruhlar tarafından korunma gibi amaçlarla vücuda ve ya silahlara sembol işlemek olarakta vuku bulabilir.
tarihsel süreçte totem, tabu, mana gibi kavramların kabile anlayışınının yanında tarihsel, metafiziksel ve psikolojik olarak çok farklı anlamlar ihtiva etmesinin yanı sıra, eleştirilerden ve yorumlanmasından bağımsız olarak bağlantı kurmak adına bir ihtiyaç nesnesi/canlısı/sembolü olduğunu düşünüyorum.
günümüz anlamında ise istenilen herhangi bir şey için tutulan bir nesne veya belirli bir tavır anlamı içermesi de, kişisel ruhsal bağlantıyla açıklanabilir. kendi nezdimde düşündüğümde yaklaşık üç yıldır sağ kulağımdan hiç çıkarmadığım siyah bir küpenin, belirli bir anıya atıf olarak orada durduğunu biliyorum. beni o anıya bağlayan totem nesnesini çıkarmamak unutmaya dair bir tabudur. aynı zamanda anıya/kişisel mana’ma bağlıdır.
kimi kabilelerde totem olan canlının soyundan gelindiğine inanılır. kabilelerin ortak inancını yansıtıyor oluşunun yanı sıra totem ruhsal bir bağlantı içerir. bu ruhsal bağlantı ise kişisel olarak sığınma, ruhlar tarafından korunma gibi amaçlarla vücuda ve ya silahlara sembol işlemek olarakta vuku bulabilir.
tarihsel süreçte totem, tabu, mana gibi kavramların kabile anlayışınının yanında tarihsel, metafiziksel ve psikolojik olarak çok farklı anlamlar ihtiva etmesinin yanı sıra, eleştirilerden ve yorumlanmasından bağımsız olarak bağlantı kurmak adına bir ihtiyaç nesnesi/canlısı/sembolü olduğunu düşünüyorum.
günümüz anlamında ise istenilen herhangi bir şey için tutulan bir nesne veya belirli bir tavır anlamı içermesi de, kişisel ruhsal bağlantıyla açıklanabilir. kendi nezdimde düşündüğümde yaklaşık üç yıldır sağ kulağımdan hiç çıkarmadığım siyah bir küpenin, belirli bir anıya atıf olarak orada durduğunu biliyorum. beni o anıya bağlayan totem nesnesini çıkarmamak unutmaya dair bir tabudur. aynı zamanda anıya/kişisel mana’ma bağlıdır.
devamını gör...
jenny of oldstones
arkasında oldukça hüzünlü bir hikaye taşıyan florence + the machine şarkısı. kitapların ve dizinin geçtiği zamandan çok daha öncesine gitmemiz gerekiyor bu eski hikaye için hatta henüz summerhall trajedisi'nin yaşanmadığı zamanlara. o zamanlar tahtta aegon v. targaryen var ve aegon yaptığı reformlar ile westeros'un gördüğü en iyi krallardan biri olarak anılıyor fakat büyük lordlar bu durumdan hoşnutsuzlar. bu hoşnutsuzluğu gidermek için çocuklarını baratheon, arynn gibi soylu ailelerin çocukları ile evlendirmeyi düşünen aegon çocuklarından biri olan duncan targaryen'i* lyonel baratheon'ın kızı ile evlendirmek istiyor fakat duncan targaryen lyonel baratheon'ın kızı ile nişanlı olduğu dönemlerde ormanın çocuklarının soyundan geldiğini iddia eden jenny'e aşık oluyor ve tüm taht hakkından vazgeçerek nişanı bozuyor tabii bu tüm taht sırasını da değiştiriyor.
jenny o zamanlar tarihin seyrini nasıl değiştireceğinin bilincinde olmadan en yakın dostu olan orman cadısı ile beraber saraya geliyor. woods witch veya seride gördüğümüz( kitaplarda) ismi ile ghost of high heart fiziksel özelliklerinin tasvirine baktığımızda ormanın çocuklarından biri gibi görünüyor ki bu uzun bir süre yaşamış olmasını da anlamlandırır ama sadece ormanın çocuklarının soyundan geliyor da olabilir. jenny ile beraber gelen woods witch vadedilmiş prens hakkında bir kehanette bulunuyor ve onun bizim mad king olarak bildiğimiz aerys ii. targaryen ile kız kardeşi rhaella targaryen'den doğacak bir çocuk olduğunu söylüyor. targaryenlerde ensest zaten kan bozulmasın diye aile geleneği gibi bir şey olduğundan kimse karşı çıkmıyor elbette ve birbirlerini pek sevmeyen bu iki kardeş aegon v. targaryen ve babaları jaehaerys ii targaryen tarafından zorla evlendiriliyor. summerhall trajedisine geçmeden önce burada durup biraz günümüzde westeros'un durumuna bakmak gerek.
dizide sonlanmış olsa bile kitapta mevcut durumun kökenine indiğimizde mad king ve oğlu rhaegar targaryen'in kilit isimler olduğu aşikar. jenny yüzünden taht sırası değişmemiş olsaydı ki bu durumda yüksek ihtimalle mad king tahta geçerek targaryen hanesinin neredeyse yok olmasına sebep olmazdı ve beraberinde getirdiği woods witch'in kehanetleri olmasaydı muhtemelen targaryen hanesi birbiri ardına bu felaketleri yaşamayacaktı ve günümüzde gördüğümüz westeros portresi oldukça farklı olacaktı.
gelelim summerhall trajedisine. hakkında çok az bilginin olduğu bu trajedi rhaella ve mad king'in çocuğu olan rhaegar targaryen'in doğduğu gün gerçekleşiyor. blackfyre komplosu, ters giden bir ejderha uyandırma ayini veya woods witch'in sebebiyet verdiği bir yangın olduğu düşünülen bu trajedi jenny, duncan ve aegon'u ölüme sürükleyen bir faica. yazlık sarayda aniden ortaya çıkan ve içindeki herkesin yanmasına sebep olan bu yangın muhtemelen woods witch'in işi. bilerek yapılıp yapılmadığı kesinlikle tartışmaya açık ve bir gizem ama muhtemelen onun kehanetlerinin sebebiyet verdiği bir durum. eskitaşlı jenny veya eskitaş'ın jenny'si olarak anılan bu karakterin beraberinde gelen woods witch neredeyse targaryen soyunu farkında olmadan korkunç bir sona sürüklüyor.
şarkının sözleri oturup üzerine düşünülerek dinlenildiğinde oldukça huzursuz edici bir hüzün taşıyor bu yüzden. kesin olmamakla beraber sanıyorum şarkıyı yazan kişi bu trajedinin yaşandığı gün doğan rhaegar targaryen. hatta rivayet o ki harrenhall turnuvasında lyanna stark'ı ağlatan meşhur şarkı jenny of oldstones'dur.
muhtemelen 8. sezonun en güzel yanı olan - başka var mı sanki? - şarkının podrick versiyonu da ayrı güzel.
jenny o zamanlar tarihin seyrini nasıl değiştireceğinin bilincinde olmadan en yakın dostu olan orman cadısı ile beraber saraya geliyor. woods witch veya seride gördüğümüz( kitaplarda) ismi ile ghost of high heart fiziksel özelliklerinin tasvirine baktığımızda ormanın çocuklarından biri gibi görünüyor ki bu uzun bir süre yaşamış olmasını da anlamlandırır ama sadece ormanın çocuklarının soyundan geliyor da olabilir. jenny ile beraber gelen woods witch vadedilmiş prens hakkında bir kehanette bulunuyor ve onun bizim mad king olarak bildiğimiz aerys ii. targaryen ile kız kardeşi rhaella targaryen'den doğacak bir çocuk olduğunu söylüyor. targaryenlerde ensest zaten kan bozulmasın diye aile geleneği gibi bir şey olduğundan kimse karşı çıkmıyor elbette ve birbirlerini pek sevmeyen bu iki kardeş aegon v. targaryen ve babaları jaehaerys ii targaryen tarafından zorla evlendiriliyor. summerhall trajedisine geçmeden önce burada durup biraz günümüzde westeros'un durumuna bakmak gerek.
dizide sonlanmış olsa bile kitapta mevcut durumun kökenine indiğimizde mad king ve oğlu rhaegar targaryen'in kilit isimler olduğu aşikar. jenny yüzünden taht sırası değişmemiş olsaydı ki bu durumda yüksek ihtimalle mad king tahta geçerek targaryen hanesinin neredeyse yok olmasına sebep olmazdı ve beraberinde getirdiği woods witch'in kehanetleri olmasaydı muhtemelen targaryen hanesi birbiri ardına bu felaketleri yaşamayacaktı ve günümüzde gördüğümüz westeros portresi oldukça farklı olacaktı.
gelelim summerhall trajedisine. hakkında çok az bilginin olduğu bu trajedi rhaella ve mad king'in çocuğu olan rhaegar targaryen'in doğduğu gün gerçekleşiyor. blackfyre komplosu, ters giden bir ejderha uyandırma ayini veya woods witch'in sebebiyet verdiği bir yangın olduğu düşünülen bu trajedi jenny, duncan ve aegon'u ölüme sürükleyen bir faica. yazlık sarayda aniden ortaya çıkan ve içindeki herkesin yanmasına sebep olan bu yangın muhtemelen woods witch'in işi. bilerek yapılıp yapılmadığı kesinlikle tartışmaya açık ve bir gizem ama muhtemelen onun kehanetlerinin sebebiyet verdiği bir durum. eskitaşlı jenny veya eskitaş'ın jenny'si olarak anılan bu karakterin beraberinde gelen woods witch neredeyse targaryen soyunu farkında olmadan korkunç bir sona sürüklüyor.
şarkının sözleri oturup üzerine düşünülerek dinlenildiğinde oldukça huzursuz edici bir hüzün taşıyor bu yüzden. kesin olmamakla beraber sanıyorum şarkıyı yazan kişi bu trajedinin yaşandığı gün doğan rhaegar targaryen. hatta rivayet o ki harrenhall turnuvasında lyanna stark'ı ağlatan meşhur şarkı jenny of oldstones'dur.
muhtemelen 8. sezonun en güzel yanı olan - başka var mı sanki? - şarkının podrick versiyonu da ayrı güzel.
devamını gör...
lades
bazı canlıların göğsünün üzerinde iki kanat arasında bulunan ve adını bir oyuna da veren v şeklindeki yapıdır.
devamını gör...