ama kafamız nasıl güzel radyo programı
“sürüp giden bir gitmek arzusu kaplamış herkesin içini…
kime dönsek bir gitme planı hazır hep…
herkesin valizi kafasında toplanmış,
peki gitmeyi başaran var mı?
sen sayın dinleyen…
şairin dediği gibi "kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök mü saldın?" yaz bize konuşalım.
hüzün candır ile beraber hazırladığımız ve gitmek konusunu konuşacağımız ama kafamız nasıl güzel saat 23’te sözlük radyoda!
buluşmak üzere...
kime dönsek bir gitme planı hazır hep…
herkesin valizi kafasında toplanmış,
peki gitmeyi başaran var mı?
sen sayın dinleyen…
şairin dediği gibi "kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök mü saldın?" yaz bize konuşalım.
hüzün candır ile beraber hazırladığımız ve gitmek konusunu konuşacağımız ama kafamız nasıl güzel saat 23’te sözlük radyoda!
buluşmak üzere...
devamını gör...
en yakın arkadaşın ihaneti
ihanet can yakar, kırar, kanatır. ama sevdiğin ve güvendiğin biri tarafından ihanete uğramak öldürür. inanmak istemezsin, yapmaz dersin ama kendini kandırman gerçekleri değiştirmez. eninde sonunda kabul edersin sırtındaki bıçağı. ihanetin paslı demir kokusunu öğrenin. bir daha yaşamak istemiyorsanız öğrenin. ve herkese güvenmeyin. ihanet güvenden sonra ortaya çıkar.
devamını gör...
normal sözlük haber paylaşım rezaleti
sözlüğümüzde her şey bitti buna mı takıldık dediğim konu. vakti zamanında bilinçsizce sözlükte hissettiğimiz soruların her birine tek tek başlık açtık, her birine çözüm ürettiler. artık bunları aşalım konuları birebir yönetimle paylaşalım. tabiri yerindeyse yazar yemiyorlar, her soruna mutlaka çözüm üretiyorlar. dm'lerine yazacağınız bir kaç açıklayıcı cümle; ben bunu yanlış buluyorum, bunu doğru bulmuyorum gibi düşüncelerinizi onlarla paylaşmak, bu kadar. onlar da mutlaka bunu istişare edip yanlış olduğunu düşündüğünüz konuya bir çözüm üretip mutlaka daha iyi olması için çaba harcayacaklardır.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
yaşasın huni kardeşliği
devamını gör...
belki üstümüzden bir tır geçer
yazdıklarıyla ufkumuzu açan yazar.
severek takip ediyoruz.
dur hemen inanma.
yalakalıkla çetin savaşta benim gibi bir yav***la işbirliği yaparak sözlük yazarlarına sivri eleştiriler yönelten kişi.
herkes mi birbirini severek takip ediyor arkadaş?
(bkz: bu nedir ya)
(bkz: bilmem oğlum ölçmedim ki)
severek takip ediyoruz.
dur hemen inanma.
yalakalıkla çetin savaşta benim gibi bir yav***la işbirliği yaparak sözlük yazarlarına sivri eleştiriler yönelten kişi.
herkes mi birbirini severek takip ediyor arkadaş?
(bkz: bu nedir ya)
(bkz: bilmem oğlum ölçmedim ki)
devamını gör...
kendine pozitif oy verememek
beğenmesek yazmazdık sorusunu akıllara getiren başlıktır.
devamını gör...
meja (yazar)
interpol ve fbi tarafından aranan bir kaçaktır. dünyanın en iyi kimyacısıdır. geliştirdiği formül ile paket gıdalar içinde satılan bütün ürünlerin insan beyni tarafından bağımlılık yapıcı lezzetli bir gıda olarak algılanmasını sağlamıştır.
nereli olduğu ve nerede yaşadığını kimse bilmiyor. sunucularda yaşayan bilinçli bir yapay zeka olduğunu söyleyen aşırı uç iddialar da var.
her ne kadar interpol ve fbi tarafından aransa da, dünya sıralamasında en üst sıralarda olan gıda şirketlerinin meja ile gizli anlaşmalar yaptığı iddia edilmektedir. dünyanın çeşitli yerlerinde meja'ya karşı zaman zaman protestolar yapılsa da bazı kesimler tarafından kahraman ilan edilmiştir. toplum ikiye ayrılmıştır: fastfood/paket gıda sevenler ve sağlıklı beslenenler.
meja zaman zaman soyalar medya hesabından paket gıdaların lezzetini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda insan sağlığına faydalı hale getirdiğini söylese de dünya sağlık örgütü ve canan karatay aksini iddia ediyorlar.
nereli olduğu ve nerede yaşadığını kimse bilmiyor. sunucularda yaşayan bilinçli bir yapay zeka olduğunu söyleyen aşırı uç iddialar da var.
her ne kadar interpol ve fbi tarafından aransa da, dünya sıralamasında en üst sıralarda olan gıda şirketlerinin meja ile gizli anlaşmalar yaptığı iddia edilmektedir. dünyanın çeşitli yerlerinde meja'ya karşı zaman zaman protestolar yapılsa da bazı kesimler tarafından kahraman ilan edilmiştir. toplum ikiye ayrılmıştır: fastfood/paket gıda sevenler ve sağlıklı beslenenler.
meja zaman zaman soyalar medya hesabından paket gıdaların lezzetini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda insan sağlığına faydalı hale getirdiğini söylese de dünya sağlık örgütü ve canan karatay aksini iddia ediyorlar.
devamını gör...
istiklal caddesi
çok önceleri insanların en güzel kıyafetleri ile caddede dolaşıp, sinemaya, tiyatroya gittikleri, zeki alasya-metin akpınar devekuşu kabare tiyatrosunun beyoğlu beyoğlu müzikalinde bahsettikleri gibi zamanla içine edilmeye başlanan istanbul caddesidir.
her şehrin prestij sembolü olan bir caddesi vardır, new york' ta 5th avenue, paris' de champs-élysées caddesi, tokyo' da ginza caddesi bu kategorideki caddelerdir. istanbul' un prestij sembolü caddeside istiklal caddesidir.
üniversiteye giderken hatırlıyorum her cuma caddeye sinema veya tiyatroya gitmek için gider ve gezerdik. her hafta cuma ders çıkışı bizim için bir merasim gibiydi. inci pastanesinde profiterol yer, caddede dolaşır, bilhassa yılbaşına doğru vakko tarafından ışıklandırılmış olan caddede dolaşırdık. o zamanlar yeşildi cadde, şimdiki gibi arap istilasına uğramamıştı. insanlar daha medeni daha terbiyeliydi.
ne zamanki 1994 yerel seçimleri oldu, malum zihniyet kentin yönetimine geldi caddeninde anası bellenmeye başlandı. o eski güzellikler birer birer yok oldu.
beton grisi her yere hakim oldu, yeşillik gitti, tramvay yoluna döşedikleri yeşil sentetik halı caddenin tek yeşilliği oldu, caddenin yer taşları her sene yeniden yapıldı, hiç bir zaman olmadı, her yağmurda hepsi oynadığı için bastığınızda ayakkabınız su içinde kaldı, sarhoşların, kadın tacizcilerinin, berbat sokak performansçılarının mekanı oldu. saçma sapan mekanlar açıldı, arap istilasına uğradı.
o inci pastanesi bile kapattı, başka yerde açtı ama hiçbir zaman o profiterol eski tadında olmadı. yaşlandım herhalde....
her şehrin prestij sembolü olan bir caddesi vardır, new york' ta 5th avenue, paris' de champs-élysées caddesi, tokyo' da ginza caddesi bu kategorideki caddelerdir. istanbul' un prestij sembolü caddeside istiklal caddesidir.
üniversiteye giderken hatırlıyorum her cuma caddeye sinema veya tiyatroya gitmek için gider ve gezerdik. her hafta cuma ders çıkışı bizim için bir merasim gibiydi. inci pastanesinde profiterol yer, caddede dolaşır, bilhassa yılbaşına doğru vakko tarafından ışıklandırılmış olan caddede dolaşırdık. o zamanlar yeşildi cadde, şimdiki gibi arap istilasına uğramamıştı. insanlar daha medeni daha terbiyeliydi.
ne zamanki 1994 yerel seçimleri oldu, malum zihniyet kentin yönetimine geldi caddeninde anası bellenmeye başlandı. o eski güzellikler birer birer yok oldu.
beton grisi her yere hakim oldu, yeşillik gitti, tramvay yoluna döşedikleri yeşil sentetik halı caddenin tek yeşilliği oldu, caddenin yer taşları her sene yeniden yapıldı, hiç bir zaman olmadı, her yağmurda hepsi oynadığı için bastığınızda ayakkabınız su içinde kaldı, sarhoşların, kadın tacizcilerinin, berbat sokak performansçılarının mekanı oldu. saçma sapan mekanlar açıldı, arap istilasına uğradı.
o inci pastanesi bile kapattı, başka yerde açtı ama hiçbir zaman o profiterol eski tadında olmadı. yaşlandım herhalde....
devamını gör...
beklentileri azaltarak yaşamak
"yapabiliyorum, mutluyum" diyenleri hayretle izliyorum ve buna inanasım da gelmiyor. çünkü ben hâlâ bekliyorum; hayattan, insanlardan çok şey bekliyorum.
"üzüntüden korkma: hatta ona bir isim ver.
onu dinle. ona nereden geldiğini ve neye ihtiyacı olduğunu sor.
eğer birbirinizi anlamıyorsanız, birlikte sessizce oturun.
ikinizin de seveceği bir şey bulun, mesela resim yapmak gibi.
müzik dinleyin...
ya da sıcak çikolata için.
üzüntü hep içeride olmaktan hoşlanmayabilir.
onu dışarı da çıkar.
parkta yürüyüş yapın. kocaman ağaçların arasında gezin. birlikte sesleri dinleyin.
belki de sadece onu kucaklamanı istiyordur.
ya da yalnız olmadığını hissetmek için birinin yanında uyumayı özlemiştir. "
resimli bir çocuk kitabında, üzüntünün o kadar da korkunç bir şey olmadığı böyle ifade ediliyor. 3-4 yaşındaki çocuklara bile böyle basitçe anlatılabilen insani bir duygudan kaçmak için beklentisiz, öylesine bir yaşam sürmek... ilginç doğrusu!
"üzüntüden korkma: hatta ona bir isim ver.
onu dinle. ona nereden geldiğini ve neye ihtiyacı olduğunu sor.
eğer birbirinizi anlamıyorsanız, birlikte sessizce oturun.
ikinizin de seveceği bir şey bulun, mesela resim yapmak gibi.
müzik dinleyin...
ya da sıcak çikolata için.
üzüntü hep içeride olmaktan hoşlanmayabilir.
onu dışarı da çıkar.
parkta yürüyüş yapın. kocaman ağaçların arasında gezin. birlikte sesleri dinleyin.
belki de sadece onu kucaklamanı istiyordur.
ya da yalnız olmadığını hissetmek için birinin yanında uyumayı özlemiştir. "
resimli bir çocuk kitabında, üzüntünün o kadar da korkunç bir şey olmadığı böyle ifade ediliyor. 3-4 yaşındaki çocuklara bile böyle basitçe anlatılabilen insani bir duygudan kaçmak için beklentisiz, öylesine bir yaşam sürmek... ilginç doğrusu!
devamını gör...
frank belknap long
27 nisan 1907'de doğmuş, 3 ocak 1994'te hayatını kaybetmiş, amerikalı bilim kurgu - korku yazarı.
yazım hayatına çocuk yaşlarda şiirler ile başlayan bu ağabeyimiz, 1924 yılında weird tales isimli dergide yayınlanan the desert leech *çöl sülüğü* ve death waters *ölüm suları* isimli iki kısa hikayesi ile kara fantezi ve korku türüne geçiş yaptı.
bu arkadaşın yakın dostu ve akıl hocası kimdi biliyor musunuz? korku edebiyatının en ünlü isimlerinden biri olan h.p lovecraft ağabeyimiz!
eh, durum böyle olunca bu ağabeyimizin hikayelerinin ne denli korkutucu, ne denli ürkütücü olduğunu tahmin edebilirsiniz...
her neyse, nerede kaldık? arkadaşı lovecraft idi demiştim ya, bu ağabey de lovecraft gibi kendi mitolojik evrenini yaratmaya koyulmuş, bu da onu bilim kurgu kısmında çok yükseklere taşımış ister istemez.
fakat ne yazık ki ikinci dünya savaşı bu ağabeyimizi de oldukça değiştirmiş, ikinci dünya savaşı sonrası kara fantezi - korku edebiyatını tamamen geride bırakarak bilim kurgu kısmıyla devam etmek istemiş.
ek olarak, bu arkadaşımız, lovecraft'ın ölümü sonrası onun hakkında birçok bilinmeyen detaya da ışık tutmuş, yetmemiş bir de h.p.l dreamer of the nightside ismiyle lovecraft için bir çalışma yayınlamış.
ben bu ağabeyimizi alfred hitchcock'un korku serisinin ikinci kitabı vampir ile tanıdım.
nedir bu hitchcock'un korku serisi, burada ondan da kısacık bahsedeyim, kendisini etkilemiş, hoşuna giden kısa korku hikayelerini toplayıp yayınlamış bu ağabeyimiz, bu serinin ikinci kitabı olan vampir'de sevgili frank belknap long'ın denizde ikinci gece isimli oldukça korkutucu ve hoş bir hikayesi bulunuyor.
bir ek de buna ekleyeyim, ithaki yayınlarının "karanlıkta 33 yazar korku öyküleri antolojisi" isimli kitabının içerisinde de aynı öyküsü yer bulmuş durumda.
yazım hayatına çocuk yaşlarda şiirler ile başlayan bu ağabeyimiz, 1924 yılında weird tales isimli dergide yayınlanan the desert leech *çöl sülüğü* ve death waters *ölüm suları* isimli iki kısa hikayesi ile kara fantezi ve korku türüne geçiş yaptı.
bu arkadaşın yakın dostu ve akıl hocası kimdi biliyor musunuz? korku edebiyatının en ünlü isimlerinden biri olan h.p lovecraft ağabeyimiz!
eh, durum böyle olunca bu ağabeyimizin hikayelerinin ne denli korkutucu, ne denli ürkütücü olduğunu tahmin edebilirsiniz...
her neyse, nerede kaldık? arkadaşı lovecraft idi demiştim ya, bu ağabey de lovecraft gibi kendi mitolojik evrenini yaratmaya koyulmuş, bu da onu bilim kurgu kısmında çok yükseklere taşımış ister istemez.
fakat ne yazık ki ikinci dünya savaşı bu ağabeyimizi de oldukça değiştirmiş, ikinci dünya savaşı sonrası kara fantezi - korku edebiyatını tamamen geride bırakarak bilim kurgu kısmıyla devam etmek istemiş.
ek olarak, bu arkadaşımız, lovecraft'ın ölümü sonrası onun hakkında birçok bilinmeyen detaya da ışık tutmuş, yetmemiş bir de h.p.l dreamer of the nightside ismiyle lovecraft için bir çalışma yayınlamış.
ben bu ağabeyimizi alfred hitchcock'un korku serisinin ikinci kitabı vampir ile tanıdım.
nedir bu hitchcock'un korku serisi, burada ondan da kısacık bahsedeyim, kendisini etkilemiş, hoşuna giden kısa korku hikayelerini toplayıp yayınlamış bu ağabeyimiz, bu serinin ikinci kitabı olan vampir'de sevgili frank belknap long'ın denizde ikinci gece isimli oldukça korkutucu ve hoş bir hikayesi bulunuyor.
bir ek de buna ekleyeyim, ithaki yayınlarının "karanlıkta 33 yazar korku öyküleri antolojisi" isimli kitabının içerisinde de aynı öyküsü yer bulmuş durumda.
devamını gör...
yazarların apolitik olma nedenleri
daha önemli işlerimin olması.
devamını gör...
beyşehir eşrefoğlu camii
başkentleri beyşehirolan eşrefoğlu beyliğin kurucusu seyfeddin süleyman bey’in yaptırdığı cami, medrese ve kümbet, tasarımları ve süslemeleriyle büyük ölçüde anadolu selçuklu mimarisini yansıtır.
taç kapısı, eşsiz mihrap ve minber, ağaç sütunları ve çini işçiliği yönünden muazzamdır.
''
''
taç kapısı, eşsiz mihrap ve minber, ağaç sütunları ve çini işçiliği yönünden muazzamdır.
''
''
devamını gör...
sevdiğin kişiye bir şarkı armağan et
sözlükte okumaktan zevk aldığım tüm yazar arkadaşlarıma, henüz keşfedemediğim yeni yazarlara ve tüm iyi insanlara ...
devamını gör...
panna meena ka kund
hindistan'ın pembe şehir olarak adlandırılan jaipur şehrinde yer alan ve sanat eseri niteliğindeki su kuyusunun ismidir. neden sanat eseri sayıldığına geçmeden önce su kuyularına bir göz atalım;

görsel kaynak: panna meena
bu kuyular yağmur sularını biriktirmek amacıyla yapılmış olup hindu dilinde farklı şekillerde adlandırılıyor. bunlardan bazıları; barav, bawdi, baoli, kalyani, vaav gibi. kuyuların sadece su deposu değil dini seremonilerin gerçekleştiği ve insanların serinlediği yerler olması sebebiyle de bölge halkı için önemi büyük.
genel olarak basamaklarla biriken sulara inilecek tarzda tasarlanan yukarıdaki su kuyusu 16. yüzyılda inşa edilmiş ve geleneği bozmayarak geometrik basamaklardan oluşmuş. hem tarihi eski hem de görsel olarak bir şölen vaat ettiği için turistlerin ve fotoğrafçıların uğrak mekanı olduğu söylenebilir.

kuyulardaki sular mevsim şartlarındaki yağmura göre yükselip alçalıyor, merdivenli olması sayesinde de insanların kuyulara ulaşması daha kolay oluyor. suların en çok yükseldiği ve kuyunun en çok dolduğu dönem muson yağmurları yağdığı zamanlar.

görsel kaynak : panna meena
hindistan'da yer alan en önemli ve en ünlü kuyu kara şövalye yükseliyor filmine set olması sebebiyle abhaneri bölgesinde yer alan chand baori kuyusu. kuyu sadece filme set olduğu için değil 33 metreye varan derinliği ile dünyanın en derin su kuyusu unvanına sahip olduğu için de adından söz ettirir.
kaynak 1 : panna meena'ya gider
kaynak 2 : buradan da gidebilirsiniz

görsel kaynak: panna meena
bu kuyular yağmur sularını biriktirmek amacıyla yapılmış olup hindu dilinde farklı şekillerde adlandırılıyor. bunlardan bazıları; barav, bawdi, baoli, kalyani, vaav gibi. kuyuların sadece su deposu değil dini seremonilerin gerçekleştiği ve insanların serinlediği yerler olması sebebiyle de bölge halkı için önemi büyük.
genel olarak basamaklarla biriken sulara inilecek tarzda tasarlanan yukarıdaki su kuyusu 16. yüzyılda inşa edilmiş ve geleneği bozmayarak geometrik basamaklardan oluşmuş. hem tarihi eski hem de görsel olarak bir şölen vaat ettiği için turistlerin ve fotoğrafçıların uğrak mekanı olduğu söylenebilir.

kuyulardaki sular mevsim şartlarındaki yağmura göre yükselip alçalıyor, merdivenli olması sayesinde de insanların kuyulara ulaşması daha kolay oluyor. suların en çok yükseldiği ve kuyunun en çok dolduğu dönem muson yağmurları yağdığı zamanlar.
görsel kaynak : panna meena
hindistan'da yer alan en önemli ve en ünlü kuyu kara şövalye yükseliyor filmine set olması sebebiyle abhaneri bölgesinde yer alan chand baori kuyusu. kuyu sadece filme set olduğu için değil 33 metreye varan derinliği ile dünyanın en derin su kuyusu unvanına sahip olduğu için de adından söz ettirir.
kaynak 1 : panna meena'ya gider
kaynak 2 : buradan da gidebilirsiniz
devamını gör...
kadınları dış görünüşüne göre çekici bulan insan
normal bir insandır. insanları tanımadan onları başka hangi özellikleriyle çekici bulabiliriz ki? alınlarında karakter özellikleri yazmıyor. ayrıca biri tarafından çekici bulunmak güzel bir şey değil mi yahu?
devamını gör...
favori butonu
benim için bookmark'tır. yıllarca bu anlamda kullandım. herkes de böyle kullanıyordur herhalde diye düşünüyordum.
beğeninin bi üstü değil yani. şöyle ki;
tanımınızı sadece beğendiysem: beğenmişimdir.
tanımınızı sadece favorilediysem: aa ben bunu bi daha okuyayım bi ara şimdi hakkını veremedim demektir.
tanımınızı aynı anda hem beğenip hem favorilediysem: hakkını vererek okumuş, beğenmiş ve sonra da okumak amacıyla bookmarklamışımdır.
tanımınızı önce favorilemiş, bi süre geçtikten sonra beğenmişsem: bookmarklarım arasında geziyor, henüz okumayı tamamlamadıklarımı okuyor ve tamamladıklarımı beğeniyorumdur.
işte bunlar hep arşivcilik.
beğeninin bi üstü değil yani. şöyle ki;
tanımınızı sadece beğendiysem: beğenmişimdir.
tanımınızı sadece favorilediysem: aa ben bunu bi daha okuyayım bi ara şimdi hakkını veremedim demektir.
tanımınızı aynı anda hem beğenip hem favorilediysem: hakkını vererek okumuş, beğenmiş ve sonra da okumak amacıyla bookmarklamışımdır.
tanımınızı önce favorilemiş, bi süre geçtikten sonra beğenmişsem: bookmarklarım arasında geziyor, henüz okumayı tamamlamadıklarımı okuyor ve tamamladıklarımı beğeniyorumdur.
işte bunlar hep arşivcilik.
devamını gör...
bazı insanların atatürk'ü sevmeme sebebi
çıkarları uyuşmadığı için.
devamını gör...
hasan hüseyin korkmazgil
cevapsız soruların şairi.
"dostum dostum güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe"
arada kalmak mı bu, sorgu mu, feryad mı, kabulleniş mi, ne?
şu 5 satıra nasıl sığdırmış bu adam hepsini veya hiç bilmediğim başka bir yüzünü? nerenin şairi bu adam, niye bu kadar az tutunmuşuz onun ellerine?
hangi yalnızlık yazdırır bunları, hangi yalnızlık azdırır sabahın bu kör vaktinde bu şiiri?
hangi insanoğlu daha güzel söyler ahmet abiden öte?
spotify
"dostum dostum güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe"
arada kalmak mı bu, sorgu mu, feryad mı, kabulleniş mi, ne?
şu 5 satıra nasıl sığdırmış bu adam hepsini veya hiç bilmediğim başka bir yüzünü? nerenin şairi bu adam, niye bu kadar az tutunmuşuz onun ellerine?
hangi yalnızlık yazdırır bunları, hangi yalnızlık azdırır sabahın bu kör vaktinde bu şiiri?
hangi insanoğlu daha güzel söyler ahmet abiden öte?
spotify
devamını gör...

