mistik. ömer hayyam rubaileri, santur ve didgeridoo birleşimi; çok özel
devamını gör...

almanya - saksonya
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

20 bin tl ye sevilmeyen iş tabiki de. işkence olabilir ama bu devirde kim 20 bin liraya işkence ediyor? amerikada bile en yüksek bin dölara işkence ediyorlar.
devamını gör...

ünlü fransız sanatçı francis cabrel'e ait 1994 tarihli 'seni seviyordum,seviyorum ve seveceğim' anlamındaki harika şarkıdır.cabrel'in bu şarkıyı kızına ithafen yazdığı söylenir.güzel ve saf sevgi sözlerinin fransızcanın ahengine kapıldığı gibi biz de bu şarkıya kapılırız, son notaya dek kendimizi unuturuz.
sakinleşmek için ilaca gerek yok fikrimce,bu şarkıyı dinlemek yeterli.
devamını gör...

(bkz: yaw he he)

kendisinden önce ki halimiz için.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlükte binlerce düşünce var. hepsi hoşunuza gidecek değil. herkes istediğini yazmakta özgür. ben gider "silivri soğuktur" esprisini binlerce kez kullanırım kime ne. hoşuna gitmeyen, profilime girer engeller, cidden baydınız, bayıyorsunuz. dünyaya dar düşüncelerinizle bakıyorsunuz. fikir dar olunca, çok şey beklememe lazım. yeter gerçekten, ciddi şekilde baymaya ve sözlüğü kalitesini düşürmeye başladınız. sizlerin bu düşünceleri sözlüğün yükselmesini engellemek, insanları sürekli kısıtlamaya çalışmaktan başka bir şey değil. burayı şekillendirmeye ne gücünüz ne de düşünceleriniz asla ama asla yetmez. kim bu dar fikirdeyse tek tek engelleyeceğim, onlar da beni engellesin, zaman kaybı olmasın. zaman geçirmeye geliyoruz, saçma sapan şeylerle karşılaşıyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
charles courtney curran.
'güneş ve pus' adlı eseri, 1915
devamını gör...

avrupa birliği'nin finans kurumudur. ab'nin ekonomik hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı olmak amacıyla yatırımları finanse eden kurumdur.
1958’de roma antlaşmasıyla kurulan ve kazanç amacı taşımayan bu kurum, kredi vermek suretiyle bazı alanlardaki ortak projeleri finanse etmektedir.
devamını gör...

tanımlarıyla ve beğenileriyle mutlu eden yazar arkadaşımızdır.

çok da kibardır kendileri.

takipteyiz efendim.
devamını gör...

ahtapot yememek için en önemli nedenlerimden biridir. bir kez yedim tadını çok beğenmedim. ama bu bilgiyi öğrendikten sonra da ağzıma sürmedim. sıkıntılı bir durum. karnımız doyacak diye de her şeyi yemeyelim. ya yanlışlıkla? tövbeler olsun!

(bkz: yarra yering)
devamını gör...

böyle bir grup varsa seve seve katılabilirim. yalnız bazı kadın yazarlar beni erkek zannediyor lakin olsun, ben onlara grupta memelerimi atabilirim. sadece kadınlar tabi, barzolar ötede dursun rica ediyorum. şaka şaka yüzümü göstersem yeter yani meme falan ne höst!

dipnot: sözlük erkeklerinin dedikodusunu yaparız ne güzel olur. an itibariyle numara bekliyorum, evet.
devamını gör...

almayın.
devamını gör...

alchemilla vulgaris antik çağlardan beri kadınların pek çok sorununa deva olmuş bir bitkidir. doğada adeta kadınlar için yetişen bu bitki özellikle erken yaşta beklenmedik bir şekilde menopoza girme riski bulunan kadınlara tavsiye edilmektedir.



isviçre'de inme ve damar sertliği sorunlarında, macaristan'da diüretik ve yara tedavisinde kullanılan lady's mantle çayırlarda ve ormanlarda doğal olarak yetişen gülgiller familyasına ait yabani bir bitkidir.
ani yağmur alan bölgelerde yaşayan kadınlar yüzyıllardan beri çamaşır yıkamadan önce testere dişli aslan pençesinin yapraklarına bakarlarmış.
eğer yaprakları terlemeye başlarsa birkaç saat içinde yağmur yağarmış.
40 yaş üstü kadınlar cilde canlılık ve parlaklık kazandırdığı için bu bitkinin yapraklarını her yerlerine sürermiş. çillere, sivilcelere, cilt çatlaklarına da iyi gelen bu bitki zor kapanan yaralarda ve ameliyat yaralarının hızlı bir şekilde kapanmasında uzun süre kullanılmış.

adet düzensizliği olan kadınlarda, kadınlık hormonlarının düzenlenmesinde, rahimdeki miyomların sebep olduğu kanamaların kontrol altına alınmasında, tüylenmenin azaltılmasında, fsh hormonu yüksekliğine karşı oldukça etkilidir. testere dişli aslan pençesinin kadınlara bu derece faydalı olmasının nedeni içeriğinde bulunan phlobaphene maddesidir.
ayrıca döl yatağını kuvvetlendirme, yağ yakma, meme, lenf ve prostat kanserini önleme ve tedavi etme, romatizmal ağrıların giderilmesi gibi önemli faydaları bulunan bu bitkiyi diğer şifalı bitkiler gibi mutlaka bir uzmana danışılarak kullanılması tavsiye edilir.
devamını gör...

hem cahil hem de ilkel olan toplumumuzda katmerli bir yaradır. pek çoğumuz muzdatiptir bundan. ama üzülmeyin çaresi var elbette.

bir kere aile şapkasını atıp birey şapkasını takacaksın. ailenin acıları, sorunları ve kavgaları bitmez. iyileşmiyorlarsa, daha doğrusu sorun direkt onlardan kaynaklıysa ve bunu kabullenmiyorlarsa atacaksın aileyi. bu kendini korumanın ön şartıdır. bu radikal kararı veremeyenler ailelerinin karanlığında boğulur ve muhtemelen ileride kurmaya yeltendikleri aile de aynen geldikleri aile gibi sorunlu ve işlevsiz olur.

atın kardeşim! sizi üzeni yıpratanı atın, öz evladınız hayırsız olsa onu bile atın! hayırsız oğlunuzu/kızınızı "evlenince düzene girer." diye birilerinin başına sarmayın! ruh sağlığı berbat yakınınıza "bak yaşlanınca yalnızlık çekersin, yap bir çocuk da yaşlanınca kapılara bakma." demeyin. sorunlu ailelerin büyümesine, dallanıp budaklanmasına yol açmayın. sorunlu aileler büyümemelidir, ıslah edilmelidir!

ayrıca allah aşkına üst üste yapılan düşük ve ölü doğumları ciddiye alın! siz idrak edemeseniz de kabul etmek istemeseniz de natürel seleksiyon ya da "her şerde bir hayır var" mekanizması çürükleri elemekte yüzbinlerce yıldır kusursuz işliyor. olmuyorsa bırakın olmasın.
devamını gör...

'dünyaya gelip gelmemeyi istemek' tercih değil giydirilmiş bir kimlik olduğundandır.aynen din,renk,ırk,aidiyet,cinsiyet,dünyaya gelinen yer,anne baba gibi tercihsiz ve gurur duyulup şımartılmaması gereken kavramlar. şöyle demiş cesar mendoza :
...........
"tanrı’nın hayal gücünü beğenmiyorum.
ben tanrı olsam;peygamberler göndermez direkt konuşurdum insanlarla.ben tanrı olsam;hitler’i iyi kalpli bir yahudi olmakla cezalandırırdım,yahut yetenekli bir yazar yapardım onu.içindeki kötülüğü insanlara değil,tuvallere boşaltırdı.. ben tanrı olsam,devletler yok olur,gül kokulu bireyler var olurdu sadece,atlar çılgın zamanlar koşardı.ben tanrı olsam,düşünce gücüyle herkesin,istediği karakter olmasını sağlardım,dünya bir şiirin,yaratılım sürecine dönüşürdü böylece.ben tanrı olsam intihar ederdim,insanlarla birlikte acı çekmeyi öğrenemediğim için."
devamını gör...


evet, güzelsiniz. ama boşsunuz. sizin için kimse yaşamını feda etmez. yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir çünkü ben onu suladım ve onu camdan bir korunakla korudum. önüne bir perde gererek rüzgârın onu üşütmesini engelledim. tırtılları onun için öldürdüm ( ama birkaç tanesini kelebek olmaları için bıraktım). onun şikâyetlerini, övünmelerini dinledim ve bazen de suskunluklarına katlandım çünkü o benim gülüm.


demiştir küçük prens. bizler de zaman zaman hayatımıza dokunan renkli şeylere anlamlar yüklemeye başlarız. sarıp sarmalar aklımızın içinde camdan bir korunağa bırakırız. zaman geçtikçe nasıl olduğunu anlamadan onlar için perdeler gerer özenle bakarız. önemli olan renkli olmaları değildir, güzel olmaları da. önemli olan ona harcadığımız zaman ve zamanlara kattığımız değerli anlamlardır. işte bunlar bizim gülümüz yapar.


kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım.


şimdiye kadar hep küçük prensin güle bakışından bahsettik. onun kalbinden ve hislerinden, peki ya gül? gül içinde o kadar önemli mi küçük prens bu bir muamma şimdilik. onu yaşama isteğiyle dolduran güle duyduğu sevgi ve ilgi, karşılıksız. onun için bu sorun olmamalı, pek çok zorluk gibi…


“günaydın,” dedi küçük prens. açmış güllerle dolu bir bahçenin önündeydi. “günaydın,” dedi güller. küçük prens onlara baktı uzun uzun; kendi çiçeğine benziyorlardı. “kimsiniz?” diye sordu şaşkınlıkla. “biz gülleriz,” dedi güller. birden küçük prensin içi üzüntüyle doldu. çiçeği ona evrende başka bir eşi benzeri bulunmadığını söylemişti. oysa işte burada, tek bir bahçede beş bin tane birden vardı!


şaşırmıştır, küçük prens. şimdiye kadar ki bu masum, nazik, çıkarsız sevgisi gördükleri karşısında anlamsızlaşmıştır. bu durumda onca gül kendisininkine benzerken ne yapacaktır prensimiz? anlamsız mıdır artık sevgisi ya da gülü. şimdi diğer güllere bakıyordur. kafası benim yorumumca gidip gelir, özel hislerinin yüzeyselliği karşısında içi hüzünle dolar. çünkü tek bir gülü sever küçük prens ona özen gösterir ve onun fanusu vardır yalnızca.


3. “ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden” dedi tilki…


bu alıntımız gülden çok tilkiyle bağıntılı olsa da işin özü aynı gibi duruyor. tilki prensimize bağlanmadan önce sorumluluğunu almayı şart koşar ve ilgisini gelip geçici istemez. kendini adayabilmesi için adanmışlık ve bağlılık ister. bu noktadan sonra önceki alıntımıza bağlayabiliriz ki prensimiz gülüne kendini adamıştır. niceliğinin önemi yoktur güllerin, kalpteki niteliktir onu ayıran.


hâlbuki aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.


bunca bilgelikten ve öğrenmişlikten sonra tek isteği gülüne dönmektir. mutluluğu minnacık bir bedende saklıdır. başvurduğu yol ne kadar amacını sağlayacaktır kendisi de bilmez ancak o gülüne dönmek uğruna ulaşamayacağını bilse de nefesinden vazgeçer.

sevgi de böylesi bir basitliğe sahiptir.
devamını gör...

franz oppenheimer'a göre devlet şu şekilde meydana gelmiştir;

tarım devrimi ile birlikte yerleşik hayata geçen topluluklar tarım ve bunun yanı sıra hayvancılık ile uğraşmaya başladılar. buna rağmen kimi topluluklar yerleşik hayata geçmeyip sadece hayvanları evcilleştirdiler ve göçebe yaşamı sürdürdüler. yerleşik hayata geçmeyen bu topluluklar doğanın kendileri için hazırladıkları sürprizler ve salgın hastalıklar nedeniyle sık sık gıda sorunu ile baş başa kaldılar ve böyle zamanlarda yerleşik olan topluluklara saldırmaya başladılar. bu saldırılardan bıkan yerleşik hayata geçmiş topluluklar zamanla bir hayvancı toplulukla onlara vergi ya da haraç vermek karşılığında anlaştılar ve onlara topraklarından arazi verdiler. böylece tarihin ilk orduları da ortaya çıkmaya başladı. hayvancı topluluklar ellerindeki gücü kullanarak yerleşik hayata geçmiş toplumlar üzerinde otorite kurmaya başladılar. tahsildar ya da vergi işiyle uğraşan aracılar kullanmayan, yerleştikleri yerleşik toplumla kız alıp vermeye başlayan hayvancı topluluklar zamanla bu yerleşik toplulukla karışıp kendileri de yerleşik hayata geçmiş topluluklar haline geldi ve süreç bu toplumlarda başa döndü. araya aracılar koyan ve hatta bir değil birden fazla yerleşik hayata geçmiş topluluğu koruyan hayvancı topluluklar ise zamanla krallık/imparatorluk seviyesine gelmiş ve tarihin ilk sınıflı topluluklarıyla birlikte devleti hayatımıza sokmuşlardır.
devamını gör...

okula giriş yaparken bu kartlarla giriş yapıyorduk. turnikelerin karşısında 3 tane televizyon vardı. fotoğrafımı o televizyonda görünce inme inmişti. stratejik bir şekilde etrafta kimse olmayınca basıyordum kartı.
devamını gör...

yalınlık ve zariflik ile gülümseyen gözler görmeyi özlüyorum.
nezaketi özlüyorum kıymetli insan gücünün çalıştırılarak hor kullanıldığı günümüzde.
parklarda çocuk seslerini duymayi özlüyorum,
tehlikeli davranışları olan yetişkinlerin tehditi olmadan yaşamlarında.
dili dini ırkı toprağı ne olursa olsun,
sevmeyi seven
insanı seven yüreklerin varlığına inanmayı özlüyorum.
devamını gör...

alfabetik sıralamalar için kullanılan, kenarında bütün harflerin yer aldığı not defteri

aha da bu
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim