böğürtlen
toplarken elinizde ezilip suyunun çıkmasıyla birkaç günlüğüne mor ve şekilsiz dövme ve ojelere sahip olabilirsiniz. lekesi zor çıkar, tıpkı ceviz gibi. bu arada yeşil dövme+oje için cevizi deneyebilirsiniz, henüz kurumamış halinin kabuğunu soymak yeterlidir.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
karşı çıkmadığım, zaman zaman da savunduğum hede. sebebi aslında basit, yemek fotoğrafı paylaşmanın görgüsüzlüğü hep "o yemeği yiyemeyen, aç insana kendisini kötü hissettirmeme" hassasiyetinden kaynaklanıyor. toplumda herkesin her yemeğe ulaşamıyor olduğu gerçeğini bu gerçeği olabildiğince gizleyerek, özünde aç ve yoksun olanın aslında o kadar aç yoksun olmadığına ikna çabası.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.
devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.
seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.
devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.
seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
devamını gör...
şarabın yanında iyi giden şeyler
türk kahvesi serpilmiş yeşil elma..
devamını gör...
yazmaktan keyif almak
sözlük gibi ortamları ayakta tutan insanlardır, sadece yazmak için yazmazlar bilgi birikimlerini paylaşmak için yazarlar ve diğer yazarlara hem keyif hem bakış açısı kazandırırlar.
devamını gör...
5 vakit namaz kılmak
yaptıkça günümü bereketlendiren huzur molalarımdır. ihtiyacıma göre dualarımı rabbime niyaz edebilmeme vesiledir. abdest alırken aynadaki bene gülümsememe, kendime iyi eden telkinler verebilmeme sebeptir. her dileyene nasip olsun inşallah.
devamını gör...
bir evi yuva yapan unsurlar
tencere, ocak, yemek kokusu.
devamını gör...
afili filintalar
murat menteş onur ünlü alper canıgüz abilerin grubudur. bir ara site veya blog tarzı bir şey kurmuşlardır.
kimi insanlar çok severken kimi insanlar nefret etmiştir.
değişik muzip kafaların ürünüdür. şu an dağıldılar sanırım veya beraber bir şey yapmıyorlar bir podcastte alper canıgüz öyle bahsetmişti.
ve isim babasının kim olduğunu bu ekibi bilenler mutlaka anlayacaktır veya tahmin edecektir.
kimi insanlar çok severken kimi insanlar nefret etmiştir.
değişik muzip kafaların ürünüdür. şu an dağıldılar sanırım veya beraber bir şey yapmıyorlar bir podcastte alper canıgüz öyle bahsetmişti.
ve isim babasının kim olduğunu bu ekibi bilenler mutlaka anlayacaktır veya tahmin edecektir.
devamını gör...
kpss'ye çalışan sözlük yazarları
bayram meral adını duyunca istemsiz meriç pirinç demeye başladıysanız bizdensiniz.
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
bana da maksimum 21-22 yaşında yazarlar kaynıyor gibi geliyor. ya da onların kanı fazla kaynıyor. varlıkları daha çok dikkat çekiyor.
kendimi, 50 yaşında üniversiteye başlamış gibi hissediyorum bazen.
kendimi, 50 yaşında üniversiteye başlamış gibi hissediyorum bazen.
devamını gör...
virüs yüzünden gerçekleştirilemeyen istekler
pandemiden hemen önceki dönemde birbirinden güzel müzeler açılmıştı, var olanlar da yenilenmiş ya da bünyelerine yeni bölümler katmıştı. baksı'dan troya müzesine, zonguldak maden'den hatay arkeoloji'ye, çatalca mübadele'den adana'ya kadar bir sürü müzeyi bir iki yıl içinde yavaş yavaş gezme planım vardı, vesileyle şehirleri de turlayacaktım hatta. şimdi şuradan* kalkıp yenilenen resim heykel müzesine gidemiyorum vaka sayıları arttıkça. derdini seveyim demeyin rica ederim, tamam allah başka dert vermesin, lâkin onca olumsuzluğun yanında bardağı taşıran son damla gibi bu durum. zalımsın pandemi.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
kelenderis'in yenildiğini görünce umutlanmamı sağlayan turnuva. *
birazdan c grubu maçları için hazır olacağım. yuzdelerinizi artırmaya geliyorum hadi yine iyisiniz.*
birazdan c grubu maçları için hazır olacağım. yuzdelerinizi artırmaya geliyorum hadi yine iyisiniz.*
devamını gör...
biraz soluklan yiğidim
ilk kez karşılaşıp, şaşırdım bi tür engeldir. yakın gelecekteki hayaliniz başlığındaydım ve yazarlara bi çeşit hatırlatıcı alarm misali “ard arda şuursuzca” beğenilerde bulundum. yazdıklarına baksınlar ve gerçekleştiyse sevinsinler, gerçekleşmediyse o yönde adımlar atmaya devam etsinler isterim. acaba kaçı aylar önce içini döküp, hayalini gerçekleştirebildi? merak ediyorum. hepsini okudum geneli pandemi bitse de arkadaşlarla görüşebilsek diyor. hayallerimiz ufaldı evde kalmaktan. *
devamını gör...
aziz nesin
aziz nesin denildiğinde aklıma şu sözü geliyor hep nedensiz: “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz.”
devamını gör...
deyyus
türk dil kurumu sözlüğüne göre;
karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse). bir sövgü sözü.
manalarına gelir.
karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse). bir sövgü sözü.
manalarına gelir.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
[[alıntı]]
bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna"
[[/alıntı]]
bir çocuk demiş.
(bkz: nilgün marmara)
(bkz: kırmızı kahverengi defter)
bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna"
[[/alıntı]]
bir çocuk demiş.
(bkz: nilgün marmara)
(bkz: kırmızı kahverengi defter)
devamını gör...
yazmayan yazar
üşenen yazar olabilir.
devamını gör...
bitter çikolata sevenlerin kendini elit sanması
beni aşşırı sinir eden durum. türk kahvesinin yanında çikolata yiyince, ya da bitter çikolata yiyince kendini aşırı zevk sahibi, elit, toplumdan ayrı bir yerde sanıyolar. ulan alt tarafı çikolata yiyosun ne bu tavırlar? ben de ekmek arası salam ve turşu seviyorum bunla övünüyo muyum?
devamını gör...
herman melville
dünyanın en çok okunan "moby dick" ve "katip bartleby" romanlarının '1819 doğumlu amerikalı yazarıdır.
küçük yaşlarda geçirdiği bir hastalık ile görme yetisinin büyük kısmını kaybetmiş. buradan da gözleri sağlıklı görmese de hayal gücüyle farkını kat kat koyduğunu anlayabiliriz.
ukde bırakan: piyanist
küçük yaşlarda geçirdiği bir hastalık ile görme yetisinin büyük kısmını kaybetmiş. buradan da gözleri sağlıklı görmese de hayal gücüyle farkını kat kat koyduğunu anlayabiliriz.
ukde bırakan: piyanist
devamını gör...
harezmi
milattan sonra 770-840 tarihleri arasında yaşamış, harezm bölgesindeki hive şehrinde (özbekistan) doğmuştur. hayatınin bir bölümü bağdat'ta matematik, astronomi ve coğrafya konularında çalışarak geçirmiştir.
harezmi'nin temsili resmi
(bkz: cebir)in kurucusu olan harezmi'nin iki önemli matematik kitabı vardır; "cebir" ve "hint hesabı".
harezmi'nin matematiğe en büyük katkısı el' kitab'ül- muhtasar fi hısab'il cebri ve'l-mukabele isimli cebir kavramını ve denklemsel hesaplamaları içeren kitabıdır. bu kitabın orijinali şu an oxford, bodlyn kütüphanesinde bulunmaktadır.
söz konusu kütüphane
ayrıca bu kitap dünyada ilk müstakil cebir kitabı olma özelliğini taşır. harezmi bu eseri ile matematik dünyasında ilk defa cebirin temelini ortaya atmıştır.
hesab-ül cebir vel-mukabele isimli kitabı ile de birinci ve ikinci dereceden denklemlerin çözüm sistemini göstererek "cebirin babası" ünvanını almıştır.
harezmi'nin temsili resmi
(bkz: cebir)in kurucusu olan harezmi'nin iki önemli matematik kitabı vardır; "cebir" ve "hint hesabı".
harezmi'nin matematiğe en büyük katkısı el' kitab'ül- muhtasar fi hısab'il cebri ve'l-mukabele isimli cebir kavramını ve denklemsel hesaplamaları içeren kitabıdır. bu kitabın orijinali şu an oxford, bodlyn kütüphanesinde bulunmaktadır.
söz konusu kütüphane
ayrıca bu kitap dünyada ilk müstakil cebir kitabı olma özelliğini taşır. harezmi bu eseri ile matematik dünyasında ilk defa cebirin temelini ortaya atmıştır.
hesab-ül cebir vel-mukabele isimli kitabı ile de birinci ve ikinci dereceden denklemlerin çözüm sistemini göstererek "cebirin babası" ünvanını almıştır.
devamını gör...
bal mumu
dünyanın birçok yerinde ünlü kişilerin kendilerine çok benzeyen heykellerini yapmak için kullanılan materyal. doğru ellerde çok güzel işler çıkartılabilir. yanlış ellerde ise anaokulu öğrencisine oyun hamuru verilmiş de o sergileniyormuş izlenimi yaratabilir.
devamını gör...