sözlük kulüpleri
erkek köleler grubu kuralım kızlar. hepinizi bekleriz. vurucaz kırbacı, vurucaz kırbacı. amacımız bütün erkekleri kölemiz yapmak. destuuur.
devamını gör...
yazarların kötü olduklarında aradıkları ilk kişi
genelde hep kötü olduğumdan , iyi olduğumda annemi arıyorum, kötüyken arayıp, yaşlı başlı kadını üzme nin bir anlamı yok.
hem bu ülkede herkes her gün kötü zaten, hepimizin dünya sorunu var , gün iyi geçtiğinde rahat bir akşam geçiriyoruz.
allah hiç kimseyi çaresiz , zor durumda bırakmasın.
hem bu ülkede herkes her gün kötü zaten, hepimizin dünya sorunu var , gün iyi geçtiğinde rahat bir akşam geçiriyoruz.
allah hiç kimseyi çaresiz , zor durumda bırakmasın.
devamını gör...
gözlerde sevişmek
bir (bkz: ümit yaşar oğuzcan) şiiridir.
seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
içimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
birbirimizden uzak yaşadığımız o
en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.
seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
içimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
birbirimizden uzak yaşadığımız o
en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.
devamını gör...
vietnam savaşı filmleri
abd vietnamda savaşırda filmi olmaz mı, coniler orada ölür ,yaralanır, sakat kalır da hollywood bunun ekmeğini yemez mi? (bkz: vietnam sendromu) denen şeyin ne olduğunu görürüz bu filmlerde.
ikinci dünya savaşından sonra kore de savaşan abd, bu savaş ile ilgili çok fazla film çekmezken, vietnam savaşının televizyondan da yayınlanmasıyla, tüm halkın dikkatini çekmesi ve kamuoyu oluşması üzerine cem yılmaz 'ın dediği gibi "yaşasın, oğlanın nişanını yaptık" tarzında para kokusunu almıştır.
genelde çekilen filmler (her nasılsa objektif) kendilerini sorgular tarzda olmuştur.(gene de en objektif oldukları filmlerde bile "we are the best f.ck of the rest, we are the nottingham forest" tarzı mutlaka vardır).bunun yanında rambo-2 gibi dol dol filmlerde çekilmiştir.
herhangi bir sıralama olmadan seyrettiğim en iyi vietnam filmleri şöyle:(en iyi film oscarını alanlar belirtilmiştir)
avcı - the deer hunter ( 1978 )-en iyi film oscarını kazandı.
yönetmen: michael cimino
oyuncular: robert de niro, christopher walken, meryl streep
kıyamet - apocalypse now ( 1979 )
yönetmen francis ford coppola
oyuncular: martin sheen, frederic forrest, robert duvall,marlon brando
müfreze - platoon ( 1986 )-en iyi film oscarını kazandı.
yönetmen: oliver stone
oyuncular: charlie sheen, tom berenger, willem dafoe
full metal jacket ( 1987 )
yönetmen: stanley kubrick
oyuncular: matthew modine, arliss howard, vincent d'onofrio
günaydın vietnam - good morning vietnam ( 1987 )
yönetmen: barry levinson
oyuncular: robin williams, forest whitaker, tung thanh
coming home ( 1978 )
yönetmen: hal ashby
oyuncular: jon voight, jane fonda, bruce dern
doğum günü dört temmuz - born on the fourth of july ( 1989 )
yönetmen oliver stone
oyuncular: tom cruise, raymond j. barry, caroline kava
hamburger tepesi - hamburger hill ( 1987 )
yönetmen: john ırvin
oyuncular: don cheadle, michael boatman, dylan mcdermott
rescue dawn ( 2006 )
yönetmen: werner herzog
oyuncular: christian bale, steve zahn, jeremy davies
casualties of war ( 1989 )
yönetmen: brian de palma
oyuncular : michael j. fox,sean penn
ikinci dünya savaşından sonra kore de savaşan abd, bu savaş ile ilgili çok fazla film çekmezken, vietnam savaşının televizyondan da yayınlanmasıyla, tüm halkın dikkatini çekmesi ve kamuoyu oluşması üzerine cem yılmaz 'ın dediği gibi "yaşasın, oğlanın nişanını yaptık" tarzında para kokusunu almıştır.
genelde çekilen filmler (her nasılsa objektif) kendilerini sorgular tarzda olmuştur.(gene de en objektif oldukları filmlerde bile "we are the best f.ck of the rest, we are the nottingham forest" tarzı mutlaka vardır).bunun yanında rambo-2 gibi dol dol filmlerde çekilmiştir.
herhangi bir sıralama olmadan seyrettiğim en iyi vietnam filmleri şöyle:(en iyi film oscarını alanlar belirtilmiştir)
avcı - the deer hunter ( 1978 )-en iyi film oscarını kazandı.
yönetmen: michael cimino
oyuncular: robert de niro, christopher walken, meryl streep
kıyamet - apocalypse now ( 1979 )
yönetmen francis ford coppola
oyuncular: martin sheen, frederic forrest, robert duvall,marlon brando
müfreze - platoon ( 1986 )-en iyi film oscarını kazandı.
yönetmen: oliver stone
oyuncular: charlie sheen, tom berenger, willem dafoe
full metal jacket ( 1987 )
yönetmen: stanley kubrick
oyuncular: matthew modine, arliss howard, vincent d'onofrio
günaydın vietnam - good morning vietnam ( 1987 )
yönetmen: barry levinson
oyuncular: robin williams, forest whitaker, tung thanh
coming home ( 1978 )
yönetmen: hal ashby
oyuncular: jon voight, jane fonda, bruce dern
doğum günü dört temmuz - born on the fourth of july ( 1989 )
yönetmen oliver stone
oyuncular: tom cruise, raymond j. barry, caroline kava
hamburger tepesi - hamburger hill ( 1987 )
yönetmen: john ırvin
oyuncular: don cheadle, michael boatman, dylan mcdermott
rescue dawn ( 2006 )
yönetmen: werner herzog
oyuncular: christian bale, steve zahn, jeremy davies
casualties of war ( 1989 )
yönetmen: brian de palma
oyuncular : michael j. fox,sean penn
devamını gör...
laodikya antik kenti
denizli merkezine çok yakın, tarihi m.ö. 3. yüzyıla kadar uzanan bir antik kent.
pamukkale yolunda sayılabilir, araba ile ulaşım çok kolay ve müzekart ile girilebiliyor.
en baştan uyarımı yapayım, neredeyse sıfır gölgelik alan (koruma altına alınan kilise binası hariç) olduğundan güneş kremi + soğuk su + şapka ve mümkünse akşamüstü zamanını ayarlayarak gidin, aksi takdirde ıstakoz olursunuz.
gelelim kente, kentin ana caddesi olan suriye caddesi ve diğer iki caddesi olan stadyum caddesi ile efes caddesi etrafına konuşlanmış bir düzen mevcuttur. kent yaklaşık 5 kilometrekarelik alanda kurulu olduğundan oldukça büyük bir alan gezilebilir.
suriye caddesi

bu kentte, incilde geçen 7 kiliseden biri olduğu için ayrıca hristiyan dünyası için hac merkezidir. kilise suriye caddesine paralel olarak konumlanmış ve çelik konstrüksiyon yapıyla güçlendirilmiştir. içinde bulunan cam platform sebebiyle topuklu ayakkabı ile giriş yasak.





kilisenin yan kısmında tapınak bulunmaktadır.
tapınağın arka kısmında ise yine bir cam platform bulunmakta olup, yükseklik korkusu olanların dikkatli olması gerekmektedir:


tapınaktan çıkıp sağdan devam ettiğinizde büyük tiyatroya ulaşıyorsunuz. büyük derken ciddi manada büyük, yaklaşık 20.000 kişilik bir tiyatro:



büyük tiyatronun 350 metre mesafesinde ise küçük tiyatro bulunmaktadır. küçük derken bu seferki küçük değil, 15.000 kişilik... maalesef bunun fotoğrafları bulunmuyor bende.
eğer yolunuz denizli'ye düşerse muhakkak uğrayın, pişman olmazsınız.
pamukkale yolunda sayılabilir, araba ile ulaşım çok kolay ve müzekart ile girilebiliyor.
en baştan uyarımı yapayım, neredeyse sıfır gölgelik alan (koruma altına alınan kilise binası hariç) olduğundan güneş kremi + soğuk su + şapka ve mümkünse akşamüstü zamanını ayarlayarak gidin, aksi takdirde ıstakoz olursunuz.
gelelim kente, kentin ana caddesi olan suriye caddesi ve diğer iki caddesi olan stadyum caddesi ile efes caddesi etrafına konuşlanmış bir düzen mevcuttur. kent yaklaşık 5 kilometrekarelik alanda kurulu olduğundan oldukça büyük bir alan gezilebilir.
suriye caddesi

bu kentte, incilde geçen 7 kiliseden biri olduğu için ayrıca hristiyan dünyası için hac merkezidir. kilise suriye caddesine paralel olarak konumlanmış ve çelik konstrüksiyon yapıyla güçlendirilmiştir. içinde bulunan cam platform sebebiyle topuklu ayakkabı ile giriş yasak.





kilisenin yan kısmında tapınak bulunmaktadır.
tapınağın arka kısmında ise yine bir cam platform bulunmakta olup, yükseklik korkusu olanların dikkatli olması gerekmektedir:


tapınaktan çıkıp sağdan devam ettiğinizde büyük tiyatroya ulaşıyorsunuz. büyük derken ciddi manada büyük, yaklaşık 20.000 kişilik bir tiyatro:



büyük tiyatronun 350 metre mesafesinde ise küçük tiyatro bulunmaktadır. küçük derken bu seferki küçük değil, 15.000 kişilik... maalesef bunun fotoğrafları bulunmuyor bende.
eğer yolunuz denizli'ye düşerse muhakkak uğrayın, pişman olmazsınız.
devamını gör...
hz ali ve hz ayşe'nin savaşıp 20 bin kişinin ölümüne yol açması
hz. ali islam devletinin başkanıydı ve kim olduğuna bakmaksızın isyan edenlerle savaştı. isyan bastırılana kadar isyancılar öldürülür. hangi devlet isyan edenlerle savaşmaz.
devamını gör...
daddy (yazar)
bi anda 38 tane tanımımı beğenen yazar delikanlısı.
devamını gör...
koklayınca geçmişi hatırlatan kokular
biraz lavanta, taze kahve ve meyveli parfüm.
portland geliyor gözümün önüne, sokağın karşısında çiçek satan hanımefendinin her sabah selam vermesi ve bir bardak bitki çayı ikram etmesi, içeriden yayılan güzel lavanta kokuları, beni dinlerken kahvesinden bir kaç yudum alıp giderken daima sarılması ve parfümünün güzel kokusu...
hâlâ orada duruyor mu bilmiyorum, hatta hâlâ hayatta mı onu bile bilmiyorum ama bazen o zamanlara geri dönüp daha fazla teşekkür edebilmeyi diliyorum.
portland geliyor gözümün önüne, sokağın karşısında çiçek satan hanımefendinin her sabah selam vermesi ve bir bardak bitki çayı ikram etmesi, içeriden yayılan güzel lavanta kokuları, beni dinlerken kahvesinden bir kaç yudum alıp giderken daima sarılması ve parfümünün güzel kokusu...
hâlâ orada duruyor mu bilmiyorum, hatta hâlâ hayatta mı onu bile bilmiyorum ama bazen o zamanlara geri dönüp daha fazla teşekkür edebilmeyi diliyorum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
gecenin kaçı oldu. her zamanki gibi karanlık ve yalnızlık esir almışken beni, bu gece bir yük daha yükledi üzerime. neden başladığı belli ama neden bitmediği belli olmayan bir ağlama. hüngür hüngür, ciğeri parçalarcasına bir ağlama, gözleri yakarcasına bir ağlama.
kader, lütfen bu kadar acımasız olma diyeceğim sana ama sen bana hiç acımadın ki...
kader, lütfen bu kadar acımasız olma diyeceğim sana ama sen bana hiç acımadın ki...
devamını gör...
güzel kadın vs zeki kadın
lafta zeki kadını tercih edip iş icraata geldiğinde güzel kadın tercih edilecektir.
devamını gör...
18 yaşındayım ilk ilişkime girdim çok mutlu oldum
cevaplar daha efsane. ölmüşlerinizin canına değsin yazmış ya biri. *
edit: ermolettin twitter'a kaydoluyor an itibariyle.
edit: ermolettin twitter'a kaydoluyor an itibariyle.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sevdiği şarkıcılar
şebnem ferah ve hayko cepkin.
devamını gör...
portmanteau
birden fazla kelimenin çeşitli yollarla birleştirilmesiyle yeni bir anlama gelen sözcük türetme yöntemidir. kelimenin türkçe karşılığı olmadığı için bu yazıda ve başlıkta bunu kullandım. bizdeki bileşik kelimelerle karıştırılmamalı. bileşik kelimeler kelimelerin tamamı kullanılarak türetilir sadece bazı durumlarda ses düşmesi ya da ses türemesi gerçekleştiği için yazım farklılaşabilir. portmanteauda ise kelimelerin içinden bir bölüm alınıp ses olarak her iki kelimeyi de çağrıştıran yeni bir sözcük oluşturulur.
terimlerde sıkça karşımıza çıkar. genelde tamlama şeklinde olan bir kelime gurubunda kelimelerin başının ve sonunun, her ikisinin de sonunun ya da her bir kelimenin başlangıç hecelerinin alınıp birleştirilmesi yoluyla türetilebilir. bazı durumlarda kelimelerden biri olduğu gibi kalıp diğer kelimenin bir parçasıyla da türetme yapılabilir.
ingilizce örnekleri:
brunch: breakfast-lunch
bollywood: bombay-hollywood
modem: modulator-demodulator
podcast: ipod-broadcast
screenshot: screen-snapshot
genome: gene-chromosome
motorcycle: motorized-bicycle
cosplay: costume-roleplay
sitcom: situational - comedy
cyborg: cybernetic-organism
bu yöntemle ne mükemmel türkçe kelimeler türetilebilir. ama bu işi yapması gereken kurum içi boşaltılmış bir arpalık olunca, edebiyatçılar da yeni kelime bulup kullanma cesaretinden yoksun olunca türkçede çok önceden yerleşmiş birkaç sözcük dışında pek örneğine rastlanmaz (kahvaltı, cumartesi, pazartesi gibi). bu eksiklerden dolayı halk, farkında olmadan kendi diline uygun kelime türetme işini kendisi yapıyor. "motokurye" buna bir örnek. birçok yerde ayrı yazılıyor ama karakteristik bir portmonteau örneği olduğu için birleşik yazılması daha doğrudur. tdk'nın zahmet olmazsa türkçe sözlüğe eklemesini bekliyoruz.
terimlerde sıkça karşımıza çıkar. genelde tamlama şeklinde olan bir kelime gurubunda kelimelerin başının ve sonunun, her ikisinin de sonunun ya da her bir kelimenin başlangıç hecelerinin alınıp birleştirilmesi yoluyla türetilebilir. bazı durumlarda kelimelerden biri olduğu gibi kalıp diğer kelimenin bir parçasıyla da türetme yapılabilir.
ingilizce örnekleri:
brunch: breakfast-lunch
bollywood: bombay-hollywood
modem: modulator-demodulator
podcast: ipod-broadcast
screenshot: screen-snapshot
genome: gene-chromosome
motorcycle: motorized-bicycle
cosplay: costume-roleplay
sitcom: situational - comedy
cyborg: cybernetic-organism
bu yöntemle ne mükemmel türkçe kelimeler türetilebilir. ama bu işi yapması gereken kurum içi boşaltılmış bir arpalık olunca, edebiyatçılar da yeni kelime bulup kullanma cesaretinden yoksun olunca türkçede çok önceden yerleşmiş birkaç sözcük dışında pek örneğine rastlanmaz (kahvaltı, cumartesi, pazartesi gibi). bu eksiklerden dolayı halk, farkında olmadan kendi diline uygun kelime türetme işini kendisi yapıyor. "motokurye" buna bir örnek. birçok yerde ayrı yazılıyor ama karakteristik bir portmonteau örneği olduğu için birleşik yazılması daha doğrudur. tdk'nın zahmet olmazsa türkçe sözlüğe eklemesini bekliyoruz.
devamını gör...
kendini affedebilir misin
affedemem.
önüme gelen güzel fırsatları durmadan teptim. başından beri fırsat olmadığı belli olanları ise elimde tutmak için çabaladım. çalışmam gerektiği zamanlarda çalışmadım, kendimi sevmeyi de beceremedim. yani sahip olduğum hayatı yanlış kullandım ve kıymetini bilemedim. bütün bunları bu yaşta söylemek mantıklı mı, bilmiyorum. daha çok zamanımın olduğu ihtimali yüksek. yine de ben ne kadar değişebilirim ki bütün bu yaptıklarım değişsin, emin değilim.
önüme gelen güzel fırsatları durmadan teptim. başından beri fırsat olmadığı belli olanları ise elimde tutmak için çabaladım. çalışmam gerektiği zamanlarda çalışmadım, kendimi sevmeyi de beceremedim. yani sahip olduğum hayatı yanlış kullandım ve kıymetini bilemedim. bütün bunları bu yaşta söylemek mantıklı mı, bilmiyorum. daha çok zamanımın olduğu ihtimali yüksek. yine de ben ne kadar değişebilirim ki bütün bu yaptıklarım değişsin, emin değilim.
devamını gör...
ucemak
10 aydır bizimle olan arşivcimiz.
son aylarda yazmayı bırakıp, okuyucu moduna geçse de, puan tablosunda halen 6.sıradadır.
ne diyelim, tez zamanda tanımlarını okumak nasip olsun.
son aylarda yazmayı bırakıp, okuyucu moduna geçse de, puan tablosunda halen 6.sıradadır.
ne diyelim, tez zamanda tanımlarını okumak nasip olsun.
devamını gör...
entomoloji
kısaca, böcek bilimi. benim, böcekleri kıymetsiz gören yanımı da yok etmiştir bu bilim.
öncelikle biliyorsunuz, böcekler de canlı. fakat bazıları sırf güzellikleriyle ön planda olup halkın takdirini kazanırken bazıları cinayet çözüyor, suçları ortaya çıkarıyor. yani sırf ölenlerin kolayca yok olmasını sağlamıyor. burada elbette gören gözlere ihtiyacı var böceklerin. bu gören göze de adli entomoloji diyorlar.
farz edelim bir cinayet işlendi. antalya'da bulunan bu cesette üreyen böceklerin yayılımı/ gelişimi göz önüne alınarak kişinin ne zaman öldürüldüğünü saptayabiliyor böcek bilimciler. ayrıca -kesinlikle sallıyorum- sadece trabzon'da bulunan bir böcek saptanırsa bu cesette yine böcekler sayesinde cesedin trabzon'dan antalya'ya taşınmış olduğunu anlayabiliyoruz. bununla beraber sistematik şiddete uğrayıp bunu dile getiremeyenlerin de (özellikle çocuk ve yaşlılar) anlatamadıklarını anlamamızı sağlıyorlar.
artık doğal yaşamı savunurken böcekleri unutmayacağım.
öncelikle biliyorsunuz, böcekler de canlı. fakat bazıları sırf güzellikleriyle ön planda olup halkın takdirini kazanırken bazıları cinayet çözüyor, suçları ortaya çıkarıyor. yani sırf ölenlerin kolayca yok olmasını sağlamıyor. burada elbette gören gözlere ihtiyacı var böceklerin. bu gören göze de adli entomoloji diyorlar.
farz edelim bir cinayet işlendi. antalya'da bulunan bu cesette üreyen böceklerin yayılımı/ gelişimi göz önüne alınarak kişinin ne zaman öldürüldüğünü saptayabiliyor böcek bilimciler. ayrıca -kesinlikle sallıyorum- sadece trabzon'da bulunan bir böcek saptanırsa bu cesette yine böcekler sayesinde cesedin trabzon'dan antalya'ya taşınmış olduğunu anlayabiliyoruz. bununla beraber sistematik şiddete uğrayıp bunu dile getiremeyenlerin de (özellikle çocuk ve yaşlılar) anlatamadıklarını anlamamızı sağlıyorlar.
artık doğal yaşamı savunurken böcekleri unutmayacağım.
devamını gör...
kitapların pahalı olduğu gerçeği
farkına varanın canını acıtan farkına varmayanın da banane deyip geçtiği. mutlu olmanın belli ekonomik şartlara bağlı olduğunu gösteren en net somut örnek.
devamını gör...
dame mary clarissa
tam adı agatha mary clarissa miller christie mallowan olan agatha christie, polisiye edebiyatın en önemli isimlerinden biri ve dedektif hercule poirot ve birkaç karakteri ortaya çıkartan kişidir.
mary westmacott takma adıyla aşk romanları da yazmıştır.
15 eylül 1890-12 ocak 1976 birleşik krallıkta doğup vefat etmiştir.
eşi: max mallowan'dır(öncesinde bir evlilik daha yapmış 14 sene sürmüş) ve bir çocuğu vardır.
ününü 80 dedektif romanına bağlıdır (muhteşem değil mi,hepsini istiyorum kütüphanemde)
agatha küçükken babası vefat ediyor.annesi ile yalnız bir çocukluk geçiriyor. küçük yaşta öykü yazmaya başlıyor.16 yaşında eğitim için kısa bir paris macerası oluyor.
1914'te pilot albay archilbald christie ile evlenip fransa'ya gidiyor.dislektik* olmasına rağmen okumayı çok seven agatha the mysterous affair at styles’ı (styles’daki esrarengiz olay) adlı ilk polisiye romanını yazıyor.bazı sebeplerden dolayı 1920 de basılıyor.
1926'da 11 gün boyunca kaybolur.arabası göl kenarında bir ağaca çarpmış vaziyette bulunur.kaza senaryoları üretilir.kimisi hafıza kaybı der,kimi de kocasının sevgilisini öldürme planı yaptığını ileri sürer.
1928 yılında kocasından boşanan agatha 2.kocasıyla evlenir, birçok ülke gezer ve 30'lar da kitapları genelde uluslararsı yerlerde geçer.
1971 yılında ingiltere'nin en yüksek unvanı olan
"britanya imparatorluğu kadın komutanı" ünvanını almıştır.
erdal kalın poe ukdesi
mary westmacott takma adıyla aşk romanları da yazmıştır.
15 eylül 1890-12 ocak 1976 birleşik krallıkta doğup vefat etmiştir.
eşi: max mallowan'dır(öncesinde bir evlilik daha yapmış 14 sene sürmüş) ve bir çocuğu vardır.
ününü 80 dedektif romanına bağlıdır (muhteşem değil mi,hepsini istiyorum kütüphanemde)
agatha küçükken babası vefat ediyor.annesi ile yalnız bir çocukluk geçiriyor. küçük yaşta öykü yazmaya başlıyor.16 yaşında eğitim için kısa bir paris macerası oluyor.
1914'te pilot albay archilbald christie ile evlenip fransa'ya gidiyor.dislektik* olmasına rağmen okumayı çok seven agatha the mysterous affair at styles’ı (styles’daki esrarengiz olay) adlı ilk polisiye romanını yazıyor.bazı sebeplerden dolayı 1920 de basılıyor.
1926'da 11 gün boyunca kaybolur.arabası göl kenarında bir ağaca çarpmış vaziyette bulunur.kaza senaryoları üretilir.kimisi hafıza kaybı der,kimi de kocasının sevgilisini öldürme planı yaptığını ileri sürer.
1928 yılında kocasından boşanan agatha 2.kocasıyla evlenir, birçok ülke gezer ve 30'lar da kitapları genelde uluslararsı yerlerde geçer.
1971 yılında ingiltere'nin en yüksek unvanı olan
"britanya imparatorluğu kadın komutanı" ünvanını almıştır.
erdal kalın poe ukdesi
devamını gör...

