pazar günü
benim için kasvet=pazar günü. hiçbir şey yapamadığım, yapsam da verim alamadığım bir gündür.
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
mahmut tuncer'le halay çekmemiz. ayrıca şu sözü beni derinden etkiliyor. '' mantık sizi a noktasından b noktasına götürür halay ise her yere.''
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
beraat kararı verdiği zanlıyla içki masasına oturan hakim
tuz çoktan kokmuş zaten , hiç şaşırmadım, sizde şaşırmayın.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
bana olmuş kan davalı
bunlar hep köylü adabı
terk et git buraları
aşamadıysan ortaçağı.
bunlar hep köylü adabı
terk et git buraları
aşamadıysan ortaçağı.
devamını gör...
yazarların en çok para harcadığı şeyler
kitap, ayakkabı, kahve ve alkol..
devamını gör...
iplikçi nedim
iplikçilik işi ile nam salmış olmasına rağmen aslında çeşitli iş adamlarının alın teri ile kazandıkları paranın yatırımlar yolu ile değerlendirilmesini sağlayan ve bin civarında öğrenciye burs veren hayırsever iş adamı.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
insanlar vardır;
gelip geçerler hayatlarımızdan.
kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
kimi de hüzün bırakır ardından...
insanlar vardır;
usulca sokulurlar içimize,
sonsuzcasına orada kalsın isteriz.
bazıları serap gibidir,
yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz...
insanlar vardır;
su gibi aziz, su gibi duru.
konuştukça su olur akarlar kalbimize,
kan gibi, can gibi, canan gibi...
insanlar vardır;
soğuk duvarlar misali,
gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
bilseler de sevmezler…
insanlar vardır;
gelip geçerler hayatlarımızdan.
kimi depremlerle gider,
kimi fırtınalarla…
ben kalanlardan yanayım.
gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
sarılıp bırakmayanların sıcaklığını... *
gelip geçerler hayatlarımızdan.
kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
kimi de hüzün bırakır ardından...
insanlar vardır;
usulca sokulurlar içimize,
sonsuzcasına orada kalsın isteriz.
bazıları serap gibidir,
yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz...
insanlar vardır;
su gibi aziz, su gibi duru.
konuştukça su olur akarlar kalbimize,
kan gibi, can gibi, canan gibi...
insanlar vardır;
soğuk duvarlar misali,
gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
bilseler de sevmezler…
insanlar vardır;
gelip geçerler hayatlarımızdan.
kimi depremlerle gider,
kimi fırtınalarla…
ben kalanlardan yanayım.
gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
sarılıp bırakmayanların sıcaklığını... *
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
başarılı bir yemek yapma anım yok bu kadar söyleyeyim...
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
sözlüğün "o olmasa bir şeyler eksik kalır" yazarı. her profilini ziyaret edişimde aklıma perihan abla gelir. onun gibi sıcak, sanki kırk yıldır tanıyormuşum gibi. varlığı daim olur sözlükte umarım. bol bol sevgiler bırakıyorum ahanda buraya.* iyi ki doğdun sevgili yazar*
devamını gör...
hristiyan
1. yüzyılda yaşamış yahudi vaiz ve dini lider olan nasıra*lı isa'nın öğretilerine ve vaazlarına dayanan tek tanrılı 2. ibrahimi din* olan hristiyanlık* dini mensubu mesihçi*ler olarak bilinen kişilerdir.
devamını gör...
oruç tutmak
şimdi herkesin dini kendine. benimki de öyle. her yıl bizde gelenektir, ilk iftar ailecek yapılır ve herkes oruç tutar. iftar masasında tüm aile olur ve mutlu mesut yemekler yenir. ben ne kadar ibadet için tutmasam da her yıl oruç tutuyorum bir şekilde. bunu ramazan dışında da yaptığım zamanlar oluyor. bir süre sigaradan uzaklaşmak ve bedenimi dinlendirmek için. ama eğer ramazanın ilk günüyse ve ben evdeysem o oruç illaki tutulacak. tutulsun tabii, tutulmasında hiçbir sorun yok. taa ki herkesin sigara krizi tutmaya başlayıncaya kadar. evdeki herkes sigara içince son saatlerde yavaş yavaş bir soğuk savaş başlıyor. herkes birbirini öldürecek gibi bakıyo ama kimse birbirini öldürmüyor.* biri kumandayı bulamıyor on saat onu tartışıyoruz. sonra yemek yapılacağı zaman ramazan’ın ilk günü olduğundan biri ben bir şeyi yemem diyor diğeri başka bir şeyi. sonra annem “bugün bu yapılacak herkes de oturacak bunu yiyecek. başka yemek isteyen gitsin kendi evinde yesin” diyerek noktayı koyuyor ve herkesi mutfaktan kovuyor. sanırsınız evdeki herkes birbirinin kan davalısı. ama iftar sofrasına kadar. bakın o ramazan sofrası çok garip bir ortam. arkada bir dini program açık. çıt çıkmıyor. herkes büyük bir sinirle oturuyor masaya. sanırsınız biraz sonra herkes çekecek silahlarını vuracak birbirini. ardından önce bir pattt sesi duyuluyor. tabii bir de imamın sesi. az önce birbirine öldürecek gibi bakan insanlarla o yemek yiyen insanlar aynı kişiler değilmişçesine, aman işte “kızım tuzluğu uzatır mısın?larrrr” “hanım ellerine sağlık yemekler çok güzel olmuşlarrr” ve daha neler neler. o yemekler yeniyor, üzerine de sigaralar içiliyor ve mutlu mesut yaşamaya devam ediliyor. bu döngü 30 gün boyunca devam ediyor. ölüm gibi bir şey oluyor ama kimse ölmüyor.*
devamını gör...
kleopatra
5 bale, 45 opera, 77 tiyatro oyunu, en az 7 filmin başrolündeki karekter.
yunan tarihçi pluartch: 'onun güzelliği göreni afallatacak bir güzellik değildi. büyüleyici olan onunla karşı karşıya gelmekti. dış görünüşü , ikna yeteneği , karakteriyle bir araya geldiğinde etkileyici oluyordu ses tonu haz verici, konuşması çok telli yaylı bir enstrüman sesi gibiydi.' diyordu.
o zamanlar roma'nın iki güçlü erkeği; jül sezara bir erkek evlat veriyor. 10 senedir uzun süre boyunca sevgilisi olan marcus antoniusa ise 3 çocuk...
insan bu güzelliği merak ediyor doğrusu.
bu güzelliğin anadolu'da da bıraktığı izler var.
marcus rivayete göre; alanya'yı büyük aşkı kleopatra'ya hediye ettiğini, hatta kleopatra'nın denize inebilmesi için kaleden sahile giden bir tünel yaptırdığını anlatıyor. bu yüzden damlataş plajı kleopatra adıyla anılıyor. hatta tarsus'un girişindeki denizin kapısı kleopatra ve marcus'un şehre girdikleri kapı olarak anılıyor.
kleopatra ile özdeşleşen bir başka yer ise; fethiye'de 12 adalar olarak alınan yerdeki bizans kalıntıları, akvaryumu andıran güzelliğinden olsa gerek kleopatra hamamı olarak anılıyor.
pamukkale'nin en önemli simgelerinden biri olan 'antik havuz' yada 'termal havuz' gene kleopatra havuzu olarak anılıyor ve termal güzellik için kleopatra'nın hierepolisi ziyaret ettiğine ve güzelliğini bu suya borçlu olduğuna inanılıyor.
marcus'la yaşadığı çok büyük olan kleopatra efsaneye göre; sedir adasına hiç kum olamamasından yakınıyor. bunun üzerine marcus, mısırdan gemilerce kum getirerek bu sahile döktürür. bu özel sahilde ilk güneşlenenler kleopatra ve marcus olurlar...
gerçekten insan merak ediyor. gerçekten nasıl bir güzellikti?
kaynak: national geographic, temmuz 2011 sayısı.
yunan tarihçi pluartch: 'onun güzelliği göreni afallatacak bir güzellik değildi. büyüleyici olan onunla karşı karşıya gelmekti. dış görünüşü , ikna yeteneği , karakteriyle bir araya geldiğinde etkileyici oluyordu ses tonu haz verici, konuşması çok telli yaylı bir enstrüman sesi gibiydi.' diyordu.
o zamanlar roma'nın iki güçlü erkeği; jül sezara bir erkek evlat veriyor. 10 senedir uzun süre boyunca sevgilisi olan marcus antoniusa ise 3 çocuk...
insan bu güzelliği merak ediyor doğrusu.
bu güzelliğin anadolu'da da bıraktığı izler var.
marcus rivayete göre; alanya'yı büyük aşkı kleopatra'ya hediye ettiğini, hatta kleopatra'nın denize inebilmesi için kaleden sahile giden bir tünel yaptırdığını anlatıyor. bu yüzden damlataş plajı kleopatra adıyla anılıyor. hatta tarsus'un girişindeki denizin kapısı kleopatra ve marcus'un şehre girdikleri kapı olarak anılıyor.
kleopatra ile özdeşleşen bir başka yer ise; fethiye'de 12 adalar olarak alınan yerdeki bizans kalıntıları, akvaryumu andıran güzelliğinden olsa gerek kleopatra hamamı olarak anılıyor.
pamukkale'nin en önemli simgelerinden biri olan 'antik havuz' yada 'termal havuz' gene kleopatra havuzu olarak anılıyor ve termal güzellik için kleopatra'nın hierepolisi ziyaret ettiğine ve güzelliğini bu suya borçlu olduğuna inanılıyor.
marcus'la yaşadığı çok büyük olan kleopatra efsaneye göre; sedir adasına hiç kum olamamasından yakınıyor. bunun üzerine marcus, mısırdan gemilerce kum getirerek bu sahile döktürür. bu özel sahilde ilk güneşlenenler kleopatra ve marcus olurlar...
gerçekten insan merak ediyor. gerçekten nasıl bir güzellikti?
kaynak: national geographic, temmuz 2011 sayısı.
devamını gör...
yakamoz avına çıkmak
bir necati tosuner kitabıdır.
öyle bir dünyada yaşıyoruz ki insanın kendi türdeşlerine yapabileceği kötülüğün bir sınırı yok. fiziksel olandan bahsetmiyorum. o zamanla geçer ya da en azından alışır insan acısına ama psikolojik olan kötülük insan ırkının neden baskın tür olmaması gerektiğinin en büyük göstergesi.
uzun boylular kısa boylulara, zayıf şişmanlara, güzeller yakışıklılar çirkinlere, zenginler fakirlere bir tahakküm uygulama derdinde ki sormayın gitsin. eğer çağın güzellik ve başarı algısına uymuyorsanız vay halinize!
ama daha da kötüsü fiziksel bir engelinizin olması. duyma ve görme engellilere zeka sorunları varmış gibi davranmaktan tutun da bizim engel diye adlandırdığımız herhangi bir özelliğe sahip olanları canavar olarak görmeye kadar gider bu iş. acınası.
tabii ki en kötüsü. acımak. engelli diye adlandırdığımız insanlara merhamet kisvesi altında acıyarak bakmak. ne kadar zavallıca bir davranış. onların bedenine zerk ettiğimiz hüzün bir gün mutlaka çarpacak bize. eminim.
ancak bazı insanların hamurunda vardır hüzün. necati tosuner biraz öyle. ama durumu biraz da farklı. necati tosuner kanbur, böyle yazmamı ayıplamayın çünkü kendisi bunun kitabını yazdı. her öyküde her kitapta da bu durumdan bahseder ve dertlenir yazar, dertlendirir.
büyük yazardır vesselam. ama hep bir hüzün, hep bir umutsuzluk düşer kaleminden. necati tosuner okumak zordur. ama siz de bir kez deneyin onula yakamoz avına çıkmayı.
öyle bir dünyada yaşıyoruz ki insanın kendi türdeşlerine yapabileceği kötülüğün bir sınırı yok. fiziksel olandan bahsetmiyorum. o zamanla geçer ya da en azından alışır insan acısına ama psikolojik olan kötülük insan ırkının neden baskın tür olmaması gerektiğinin en büyük göstergesi.
uzun boylular kısa boylulara, zayıf şişmanlara, güzeller yakışıklılar çirkinlere, zenginler fakirlere bir tahakküm uygulama derdinde ki sormayın gitsin. eğer çağın güzellik ve başarı algısına uymuyorsanız vay halinize!
ama daha da kötüsü fiziksel bir engelinizin olması. duyma ve görme engellilere zeka sorunları varmış gibi davranmaktan tutun da bizim engel diye adlandırdığımız herhangi bir özelliğe sahip olanları canavar olarak görmeye kadar gider bu iş. acınası.
tabii ki en kötüsü. acımak. engelli diye adlandırdığımız insanlara merhamet kisvesi altında acıyarak bakmak. ne kadar zavallıca bir davranış. onların bedenine zerk ettiğimiz hüzün bir gün mutlaka çarpacak bize. eminim.
ancak bazı insanların hamurunda vardır hüzün. necati tosuner biraz öyle. ama durumu biraz da farklı. necati tosuner kanbur, böyle yazmamı ayıplamayın çünkü kendisi bunun kitabını yazdı. her öyküde her kitapta da bu durumdan bahseder ve dertlenir yazar, dertlendirir.
büyük yazardır vesselam. ama hep bir hüzün, hep bir umutsuzluk düşer kaleminden. necati tosuner okumak zordur. ama siz de bir kez deneyin onula yakamoz avına çıkmayı.
devamını gör...
erkeklerin regl olması durumunda yaşanabilecekler
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
bence kadınlar onun fotoğraf makinesinde bir başka güzel..natalia arantseva ya ait bir fotoğrafı kopya etmeye çalışmıştık bir zamanlar...2018 yılı yağlı boya kopya çalışması.
devamını gör...
tabula rasa
türkçesi " zihin, doğuştan üzerinde hiçbir harf bulunmayan, hiçbir ide barındırmayan boş bir kağıttır" sözünün latincesi.
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
biz bu yola portakallarımızın kabuğunu kesip çıktık kimse bizi bu yoldan alıkoyamaz!
tek sözlük, tek admin, tek logo, tek dava!
tek sözlük, tek admin, tek logo, tek dava!
devamını gör...
sevgilisine kahvaltı hazırlayan erkek
jest ya da lütuf gibi görülmemesi gereken, gayet doğal bir durumdur.
esasen böyle konuların tartışmaya açılması bile ülkemizdeki durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.
esasen böyle konuların tartışmaya açılması bile ülkemizdeki durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.
devamını gör...

