bilgisayar kamerasını bantlamak
black mirror dizini fazla izleyip, 1984 kitabının etkisinde fazla kalmış kişidir.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
“santiago nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun gelecegi gemiyi karşılamak için sabah saat 5.30'da kalkmıştı.”
bir kitabın sonu, daha en başından bellidir.
bir kitabın sonu, daha en başından bellidir.
devamını gör...
sevgili arsız ölüm
bu romanı belli bir kalıba sokmak, işte bu türe girer deyip bir etiket yapıştırmak gerçekten çok zor. zira, lamba şişesi kadar bir kızcağızın gelenek görenekler, batıl inanışlar, aile ve çevre baskısı altında büyümesinin, sancılı öyküsü sevgili arsız ölüm.
bu haliyle psikolojik; ailenin değişimi, kente göçü ve çevre ile etkileşimleri dolasıyla sosyolojik içerikli olduğunu söyleyebiliriz.
köyün birinde başlar hikayemiz, sıkı sıkıya bağlıdır eskiye sakinler. her şey onlar için yabancıdır, bu bazen bir otobüs, bir tulumba ya da okula atanan bir öğretmen olabilir.
kuşku ve korku içlerine sinmiş bu insanlar içinde büyüme mücadelesi verir dirmit. ne yapsa aykırıdır, otu, böceği dost edir, yapayalnız dünyasını onlara anlatır, onlarla avunur.
anne atiye, beceriklidir çokça. kendi yöntemleri ile ayakta tutmaya çalışır aileyi. yine rehberi batıl inançları,gelenekten gelen değerleridir.ne çocuklarından ne de kocasından değer görmektedir öte yandan.
baba figürü daha zayıftır; kişiliğinin oturmamış olduğu açıktır. yeni bir nesneye, siyasete ya da tarikata verir kendini.çevresinin her değişiminde ailesini de o çevreye uydurmaya çalışsa da yine kendi kabuğunda yaşamayı sürdürür.yeşil kitaplarıyla köşede oturan bir adama dönüşür zamanla.
diğer çocuklar ve onların da hayat mücadelelerini de izleriz kitapta.
latife tekin, anadolu’daki adetlere
değinir, yöresel sözcükler kullanır köpek karı gibi; motiflerden, otlardan da bahseder.
elti eltiye küstü( motif)

kuşkuş otu

her anlatı yeni bir maceradır, şimdiye kadar okuduklarımın hiçbirine benzemiyor; dili, şiirsel anlatımı, kurgusu ile.
bu yüzden ikinci kez bitirilen kitaplarım arasına aldım onu.
kendi öz değerlerimi, dilimi ve birlikte doğup büyüdüğüm insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim. elinizdeki roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır.
latife tekin
bu haliyle psikolojik; ailenin değişimi, kente göçü ve çevre ile etkileşimleri dolasıyla sosyolojik içerikli olduğunu söyleyebiliriz.
köyün birinde başlar hikayemiz, sıkı sıkıya bağlıdır eskiye sakinler. her şey onlar için yabancıdır, bu bazen bir otobüs, bir tulumba ya da okula atanan bir öğretmen olabilir.
kuşku ve korku içlerine sinmiş bu insanlar içinde büyüme mücadelesi verir dirmit. ne yapsa aykırıdır, otu, böceği dost edir, yapayalnız dünyasını onlara anlatır, onlarla avunur.
anne atiye, beceriklidir çokça. kendi yöntemleri ile ayakta tutmaya çalışır aileyi. yine rehberi batıl inançları,gelenekten gelen değerleridir.ne çocuklarından ne de kocasından değer görmektedir öte yandan.
baba figürü daha zayıftır; kişiliğinin oturmamış olduğu açıktır. yeni bir nesneye, siyasete ya da tarikata verir kendini.çevresinin her değişiminde ailesini de o çevreye uydurmaya çalışsa da yine kendi kabuğunda yaşamayı sürdürür.yeşil kitaplarıyla köşede oturan bir adama dönüşür zamanla.
diğer çocuklar ve onların da hayat mücadelelerini de izleriz kitapta.
latife tekin, anadolu’daki adetlere
değinir, yöresel sözcükler kullanır köpek karı gibi; motiflerden, otlardan da bahseder.
elti eltiye küstü( motif)

kuşkuş otu

her anlatı yeni bir maceradır, şimdiye kadar okuduklarımın hiçbirine benzemiyor; dili, şiirsel anlatımı, kurgusu ile.
bu yüzden ikinci kez bitirilen kitaplarım arasına aldım onu.
kendi öz değerlerimi, dilimi ve birlikte doğup büyüdüğüm insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim. elinizdeki roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır.
latife tekin
devamını gör...
icat edilmesi gereken elzem şeyler
(bkz: karakter nakli) tıp bu konuya acilen el atmalıdır.
devamını gör...
doğuştan güzel burunlu olmak
doğuştan güzel olan burnumu koşarken elektrik direğine çarparak kırdım, sonra doğuştan olmayan ama nispeten güzel bir burun için iki ameliyat geçirdim.
yukarıdaki uzun paragrafta anlatmak istediğim burnunuza iyi bakın, ve arkanıza bakarak koşmayın.
yukarıdaki uzun paragrafta anlatmak istediğim burnunuza iyi bakın, ve arkanıza bakarak koşmayın.
devamını gör...
sözlük kızları günde iki litre su içmeyi unutmamalı
yıaaa ne tarafa düşüyoruz. *
devamını gör...
türkiye'nin sakin bir ülke olamamasının nedenleri
ortadoğu gibi bir cehennemin ortasında yer alıyor olması en büyük etken.
basiretsiz ve yolsuzlukta master yapmış devlet adamlarını da es geçmiyorum tabii.
basiretsiz ve yolsuzlukta master yapmış devlet adamlarını da es geçmiyorum tabii.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
öncesinde zamanı yavaşlatıyor, esnasında hızlandırıyor, falan. bir garip yayın. ama sen güzelsin kadın!
5 saat var. yazıyla beş. koskoca beeşşş! hooff...
5 saat var. yazıyla beş. koskoca beeşşş! hooff...
devamını gör...
coronavirüs'e yakalanmamış sözlük yazarları
ılk yakalanan 100 kişiye dezenfektan ve maske hediye etsek bir anda kabarabilecek liste.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
– bizimki kolay, nasıl olsa geçer, dedi, ama yalnızlık zor...
– hiç de değil vallahi, daha bile iyi..
başımı dinliyorum... oooooh, ne güzel...
– olur mu canım hiç... bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!
bu söz üzerine birden çarpılır gibi oldum. “bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!” evet doğru... ama iki kişi de cenneti cehenneme çevirir, bu da doğru...
ah biz eşekler/aziz nesin
– hiç de değil vallahi, daha bile iyi..
başımı dinliyorum... oooooh, ne güzel...
– olur mu canım hiç... bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!
bu söz üzerine birden çarpılır gibi oldum. “bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!” evet doğru... ama iki kişi de cenneti cehenneme çevirir, bu da doğru...
ah biz eşekler/aziz nesin
devamını gör...
dandik üniversiteler kapatılmalıdır sözündeki dandik üniversiteler
2000 sonrası açılan üniversitelerin tamamı kapatılmalıdır.
vakıf üniversitelerinin de tamamı kapatılmalıdır. eğitim parayla satılamaz. devletin bir vazifesi de yurttaşlarına eğitim vermektir ki bu en mühim vazifedir.
vakıf üniversitelerinin de tamamı kapatılmalıdır. eğitim parayla satılamaz. devletin bir vazifesi de yurttaşlarına eğitim vermektir ki bu en mühim vazifedir.
devamını gör...
celal güzelses
1899 diyarbakır doğumlu ses sanatçısı.
atatürk diyarbakır'da iken kendisini keşfedip 'şark bülbülü' unvanını vermiştir.
ağlama yar ağlama,
fincanın etrafı yeşil,
mardin kapı şen olur,
muratgil'in damından,
bahçada yeşil çınar,
esmerim biçim biçim,
türkülerini ve daha birçok türkü'yü yazıp besteleyen celal güzelses 1959'da vefat etmiştir.
atatürk diyarbakır'da iken kendisini keşfedip 'şark bülbülü' unvanını vermiştir.
ağlama yar ağlama,
fincanın etrafı yeşil,
mardin kapı şen olur,
muratgil'in damından,
bahçada yeşil çınar,
esmerim biçim biçim,
türkülerini ve daha birçok türkü'yü yazıp besteleyen celal güzelses 1959'da vefat etmiştir.
devamını gör...
çirkefliği içselleştiren insan
geçen gün marketin kasa sırasında karşılaştığım insandır.
önümdeki kadının işi bitmek üzereydi, sıra bana geliyordu. arkamda da iki kadın birlikte sıra bekliyordu, biri omzuma dokunup "iki parça ürünüm var ben geçebilir miyim?" diye sordu. "benim de çok ürünüm yok." dedim çünkü gerçekten bir tane beş litrelik su ve iki-üç tane poşet çay kutusu vardı elimde. sonra önümdeki kadının bir etiket sorunu oldu ve kasa sırası uzadı, kasadaki kadın da başkasına seslendi başka bir kasa daha açması için. ben de açılacak kasaya geçtim ve arkamdaki kadın hayır sıra benimdi deyip önüme geçmeye çalıştı. ne yapıyorsunuz hanımefendi falan diye medeni medeni derdini anlamaya çalışırken önüme geçip ürünlerini kasaya koydu ve "siz o kasanın sırasında bekliyordunuz." dedi. "siz de aynı sırada bekliyordunuz." dedim ve "hayır kabul etmiyorum." dedi. yeni kasa açmaya gelen beyefendi de hiç bir şeyi bilmediğinden önüme geçen kadının ürünlerini kasadan geçirmeye başladı.
şu filmlerde falan hayal sahneleri olur ya. baş kahramanımız hayalinde birini evire çevire döver ve sonra bir bakarız aslında hayal ediyormuş, gerçekten o an aynen bu anı yaşadım. o kadar sinirlendim ki kadının olduğu kasada sıra beklemedim bile, diğer kasanın sırasına geçtim ve sakinleşmek için içimden sürekli ona kadar sayıp derin nefesler aldım. sırasına girdiğim kasada sıra bekleyip olayları izleyen kadın "buyurun geçebilirsiniz, sizin sıranızdı zaten." deyip bana yol verdi de alıp çıktım alacaklarımı.
ama sonra uzun uzun düşündüm neden sessiz kaldım diye. neden çirkef kadına ekstra çirkeflikle cevap vermedim diye ama işte öyle yetişmeyince yapabilirim sansanız da yapamıyorsunuz. bu çirkefler içselleştirdikleri çirkefliklerini o kadar doğal bir şekilde yapıyorlar ki şaşıp kalıyorsunuz karşılarında öylece. sonra zaten ürünlerini çoktan kasadan geçirmeye başlamışlardı olay çıkarsam kasadaki çalışana zorluk çıkacaktı diye düşündüm. ama bazen duyuyoruz ya haberlerde, insanlar bir tartışmada çekip birbirlerini vuruyorlar, o olayın nasıl yaşanmış olabileceğini kestirebiliyorum artık.
ayrıca sözlükte sürekli varoş kelimesi kullanılıyor, şöyle yapan varoş böyle eden varoş diye başlıkları açılıyor. ama ben varoş kelimesinin doğru anlamıyla kullanıldığını düşünmüyorum, medeniyet yüzü görmemiş bu çirkefe varoş denir işte. annem şey derdi "sen köyden çıkarsın, köy senden çıkmaz."
önümdeki kadının işi bitmek üzereydi, sıra bana geliyordu. arkamda da iki kadın birlikte sıra bekliyordu, biri omzuma dokunup "iki parça ürünüm var ben geçebilir miyim?" diye sordu. "benim de çok ürünüm yok." dedim çünkü gerçekten bir tane beş litrelik su ve iki-üç tane poşet çay kutusu vardı elimde. sonra önümdeki kadının bir etiket sorunu oldu ve kasa sırası uzadı, kasadaki kadın da başkasına seslendi başka bir kasa daha açması için. ben de açılacak kasaya geçtim ve arkamdaki kadın hayır sıra benimdi deyip önüme geçmeye çalıştı. ne yapıyorsunuz hanımefendi falan diye medeni medeni derdini anlamaya çalışırken önüme geçip ürünlerini kasaya koydu ve "siz o kasanın sırasında bekliyordunuz." dedi. "siz de aynı sırada bekliyordunuz." dedim ve "hayır kabul etmiyorum." dedi. yeni kasa açmaya gelen beyefendi de hiç bir şeyi bilmediğinden önüme geçen kadının ürünlerini kasadan geçirmeye başladı.
şu filmlerde falan hayal sahneleri olur ya. baş kahramanımız hayalinde birini evire çevire döver ve sonra bir bakarız aslında hayal ediyormuş, gerçekten o an aynen bu anı yaşadım. o kadar sinirlendim ki kadının olduğu kasada sıra beklemedim bile, diğer kasanın sırasına geçtim ve sakinleşmek için içimden sürekli ona kadar sayıp derin nefesler aldım. sırasına girdiğim kasada sıra bekleyip olayları izleyen kadın "buyurun geçebilirsiniz, sizin sıranızdı zaten." deyip bana yol verdi de alıp çıktım alacaklarımı.
ama sonra uzun uzun düşündüm neden sessiz kaldım diye. neden çirkef kadına ekstra çirkeflikle cevap vermedim diye ama işte öyle yetişmeyince yapabilirim sansanız da yapamıyorsunuz. bu çirkefler içselleştirdikleri çirkefliklerini o kadar doğal bir şekilde yapıyorlar ki şaşıp kalıyorsunuz karşılarında öylece. sonra zaten ürünlerini çoktan kasadan geçirmeye başlamışlardı olay çıkarsam kasadaki çalışana zorluk çıkacaktı diye düşündüm. ama bazen duyuyoruz ya haberlerde, insanlar bir tartışmada çekip birbirlerini vuruyorlar, o olayın nasıl yaşanmış olabileceğini kestirebiliyorum artık.
ayrıca sözlükte sürekli varoş kelimesi kullanılıyor, şöyle yapan varoş böyle eden varoş diye başlıkları açılıyor. ama ben varoş kelimesinin doğru anlamıyla kullanıldığını düşünmüyorum, medeniyet yüzü görmemiş bu çirkefe varoş denir işte. annem şey derdi "sen köyden çıkarsın, köy senden çıkmaz."
devamını gör...
son görülmesi ve mavi tiki kapalı insan
bu duruma bu kadar dikkat eden insanlar beni ürkütüyor. size ne yani
devamını gör...
elem (yazar)
fiyatı yüksek performansı düşük yazar tanesi.
5400 karmaya 330 tanım.
hem dersini çalışmıyor hem de şişman herkesten.
5400 karmaya 330 tanım.
hem dersini çalışmıyor hem de şişman herkesten.
devamını gör...




