genç yazarların bayramı kutlu olsun
kimse bayramımı kutlamayınca açtığım başlıktır.hepinizin gençlik bayramını kutlar,gözlerinizden öperim.
devamını gör...
sorumluluk
kimi zaman yoran, kimi zaman boğan zorluklardır.
çapının boyutu,insanda kalitenin çapını gösterir.
insanda ne kadar sorumluluk var,
o kadar insanlık var demektir.
sorumsuzluk bir çürüme, bir kokuşmadır.
her türlü yıkımın kaynağında sorumsuzluk bombası vardır.
çapının boyutu,insanda kalitenin çapını gösterir.
insanda ne kadar sorumluluk var,
o kadar insanlık var demektir.
sorumsuzluk bir çürüme, bir kokuşmadır.
her türlü yıkımın kaynağında sorumsuzluk bombası vardır.
devamını gör...
reptilian
reptilianlar yıllar önce insanlarla bir arada yaşamaktadırlar fakat daha sonraları insanlara düşman olup onları yok etmeye başlarlar. bunun üzerine diğer uzaylı medeniyetler insanları gezegenden alır ve anunnakilerden bu gezegeni yok etmelerini isterler. ardından meşhur anunnaki ve reptilian savaşları olur ve bu savaşın ardından reptilianlar güneş sisteminin dışına kaçar.
anlatılan hikayeler ne kadar doğru bilinmez ama ben varlıklarına inanmaktayım.

bazı sümer heykelleri
anlatılan hikayeler ne kadar doğru bilinmez ama ben varlıklarına inanmaktayım.

bazı sümer heykelleri
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran muhabbetler
aile muhabbetidir. bu muhabbete başladığı an soğurum. kimsenin ailesiyle olan anılarını merak etmiyorum. komikmiş gibi eğlenceli eğlenceli anlatmaları zaten hepten berbat, coşkuyla anlatirken susturamıyorsun da.
devamını gör...
sürekli kızların girilerini beğenip favorileyen meriç
ben hiç öyle birşey duymadım genelde kadın kadını, erkek erkeği oylar. çok dikkat ediyoruz böyle şeylere.yapan varsa şikayet etmeliyiz el birliğiyle..
dikkat! bu tanımı ciddiye almayınız!!
dikkat! bu tanımı ciddiye almayınız!!
devamını gör...
aile ile iş yapmak
iş hayatı profesyonellik gerektirir. aile ile bu ilişkiyi kurmak zordur. başarılı iş yürüten aileler görsem de genellikle ikinci kuşaktı. ben de tecrübemi bırakayım; düşman başına. hala konuşmayız görüşmeyiz.
devamını gör...
sürekli akp'yi ve akp’lileri aşağılamaya çalışmak
uzun zamandır şöyle uzuuun uzuuun bir tanım girmemiştim vallahi, vira bismillah diyelim. başlık sahibi yazarın tanımında geçen her cümleyi reddediyorum. her cümlesini de tek tek açıklayacağım.
cümle 1- * bundan daha doğal olan bir şey varsa bize de söylesin canım yazarımız.
cümle2- * öncelikle fanatik ne demek buna bir bakalım. fanatik: bir öğretiye, bir dine, bir kimseye, bir şeye aşırı ölçüde, coşku ve tutkuyla bağlı olan, bağnaz kimse. bana sorarsanız da bu ülkedeki çoğu insan fanatiktir.
cümle3- * türkiye'den bahsediyorsak eğer, iyi hizmete değil oy oranına bakılarak seçilir cumhurbaşkanları.
cümle4- * anayasanda sosyal devlet ilkesi var. yasalar ve kanunlar sadece vatandaşlara ödev ve sorumluluk yüklemezler. devletin de ödev ve sorumlulukları vardır ve bunları yerine getirmek zorundadır. ha bunların hangi yandaşlara yaptırıldığı da ayrı bir mevzu tabi.
cümle5- * malum yazarın ilgili tanımından da anladığımız üzere bunlarla övünen insanlar olduğu sürece bunlarla dalga geçecek insanlar da olacaktır.
cümle6- * evrimi reddeden bir yönetim ve şehrin evrimine inanan bir ak partili. ironik sadece, neyse.
cümle7- * inanmak temel bir ihtiyaç değildir fakat insanların inandıklarına saygı göstermek bir zorunluluktur. neye inanacağınıza karar verdiğinizde haber ederseniz tekrar portakal suyu sıkarım başlığa.
cümle 1- * bundan daha doğal olan bir şey varsa bize de söylesin canım yazarımız.
cümle2- * öncelikle fanatik ne demek buna bir bakalım. fanatik: bir öğretiye, bir dine, bir kimseye, bir şeye aşırı ölçüde, coşku ve tutkuyla bağlı olan, bağnaz kimse. bana sorarsanız da bu ülkedeki çoğu insan fanatiktir.
cümle3- * türkiye'den bahsediyorsak eğer, iyi hizmete değil oy oranına bakılarak seçilir cumhurbaşkanları.
cümle4- * anayasanda sosyal devlet ilkesi var. yasalar ve kanunlar sadece vatandaşlara ödev ve sorumluluk yüklemezler. devletin de ödev ve sorumlulukları vardır ve bunları yerine getirmek zorundadır. ha bunların hangi yandaşlara yaptırıldığı da ayrı bir mevzu tabi.
cümle5- * malum yazarın ilgili tanımından da anladığımız üzere bunlarla övünen insanlar olduğu sürece bunlarla dalga geçecek insanlar da olacaktır.
cümle6- * evrimi reddeden bir yönetim ve şehrin evrimine inanan bir ak partili. ironik sadece, neyse.
cümle7- * inanmak temel bir ihtiyaç değildir fakat insanların inandıklarına saygı göstermek bir zorunluluktur. neye inanacağınıza karar verdiğinizde haber ederseniz tekrar portakal suyu sıkarım başlığa.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
yani bu kadar kolay mıydı? eşitlikçi bir sözleşmenin hangi maddesi sizi rahatsız etti? ülke gündeminden bu kadar mı uzaksınız be? yazıklar olsun. her gün en az bir kadın öldürülüyor bu bataklıkta. bakın bu kadınlar öldürülenler. tecavüze uğrayanlar, tehdit edilenler, taciz edilenler, şiddete uğrayanlar bu sayının binlerce kat ötesinde.
devlet, içinde bulunan her varlığı korumakla yükümlüdür. kuşlar, sokak hayvanları, bitkiler... devlet mazlumu zalimden koruyan bir zırhtır. yani binlerce yıldan beri böyleydi. daha önce herhangi normal bir devletin olumlu bir sözleşmeyi, anlaşmayı, ıslahatı geri çektiği acaba görülmüş müdür? osmanlı'da bile kamu yararına alınan kararlar geri çekilmemiştir herhalde.
güzele neden düşmansınız sayın arapçılar? çirkinlik ve kötülük bütün hücrelerinize işlemiş. yüzünüz de çirkin. ulan bu ülkede sokak hayvanı, kuş, ağaç, erkek olmak bile bu kadar zorken, "kadının hiç yoksa adı var" diyemeyeceğimiz bir ortam yaratma aşkı neden? ışid, pkk hükümete gelse, sizin yaptıklarınızı yapmaz, utanırlardı be!
çok doluyum çok! sayfalarca yazasım var. ne diyeyim? gittiğiniz günü görmek dileğiyle, inandığınız tanrı sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın.
devlet, içinde bulunan her varlığı korumakla yükümlüdür. kuşlar, sokak hayvanları, bitkiler... devlet mazlumu zalimden koruyan bir zırhtır. yani binlerce yıldan beri böyleydi. daha önce herhangi normal bir devletin olumlu bir sözleşmeyi, anlaşmayı, ıslahatı geri çektiği acaba görülmüş müdür? osmanlı'da bile kamu yararına alınan kararlar geri çekilmemiştir herhalde.
güzele neden düşmansınız sayın arapçılar? çirkinlik ve kötülük bütün hücrelerinize işlemiş. yüzünüz de çirkin. ulan bu ülkede sokak hayvanı, kuş, ağaç, erkek olmak bile bu kadar zorken, "kadının hiç yoksa adı var" diyemeyeceğimiz bir ortam yaratma aşkı neden? ışid, pkk hükümete gelse, sizin yaptıklarınızı yapmaz, utanırlardı be!
çok doluyum çok! sayfalarca yazasım var. ne diyeyim? gittiğiniz günü görmek dileğiyle, inandığınız tanrı sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın.
devamını gör...
harry potter'daki büyüler
(bkz: zihnefend)
bir kişinin zihnini kontrol etmeye, aklındakilerle anılarına ulaşmaya yarayan büyüdür. kısaca karşıdakinin zihnine girme, zihnini ele geçirme de denebilir. snape'in harry'e kendini kapatmayı öğrettiği büyüdür.
bir kişinin zihnini kontrol etmeye, aklındakilerle anılarına ulaşmaya yarayan büyüdür. kısaca karşıdakinin zihnine girme, zihnini ele geçirme de denebilir. snape'in harry'e kendini kapatmayı öğrettiği büyüdür.
devamını gör...
cemil meriç
her allah'ın günü kulaklarını çınlattığım yazar, fikir işçisi.
henüz lise çağında tanıştım kendisiyle. bu ülke isimli eserindeki diliyle beni kendisine hayran bırakmıştı. zamanla mağaradakiler, umrandan uygarlığa ile okumaya devam ettim. lise son sınıfta türk edebiyatı dersime giren çok muhterem hanımefendi henüz o günler üç eserini okuduğumu söylediğimde çok şaşırmıştı, ne varsa şaşıracak, ben sadece bu ülkesini okudum, onu da zorla okudum demişti, yazık.
cemil meriç azılı bir gomünisttir. öyle böyle değil. ta ki mahkeme salonunda ümitsizlikten doğan bir isyan ile, bir nevi meydan okuyuş tavrıyla, yalnızlık içinde bir şey olmak ihtiyacıyla marksistim diye haykırırken o güne kadar hiç bir işçinin, emekçinin elini tutmadığını fark edene kadar. bütün bir hayatı okumakla geçer. gözlerinin bozulması her ne kadar çok okumasından olsa da âmâ olmasının sebebi merdivenden düşmesidir.
kendisine bu eserleri yazmasını sağlayan şey ne çok okuması, ne de başka bir şey. tek bir sebebi var: itidal
seneler geçmiş mahkeme salonunda ebeveynlerinin ilgisizliği yüzünden ev eşyalarına zarar veren çocuk gibi marksist olduğunu haykıran cemil meriç hayatın getirdiklerini bir buz dağı gibi karşılamıştır. ne yaşadığı ekonomik sıkıntılar, ne sağlık sorunları... seneler onu olup biten her şeye gülüp geçecek birisi yapmıştır.
cemil meriç zamanla gençlik heveslerinden arınmış, kendisini iyice okumaya vermiş, tercüme işleri ile geçimini sağlamaya çalışmıştır. atilla ilhan ile olan mektuplaşmalarından öğreniyoruz ki eserlerinin sağcı yayınevi olan ötüken'den çıkmasından kendisi de pek hoşnut olmasa gerek. neden ötüken sorusuna ise bugün hâlâ geçerliliğini korur gibi karşılık veriyor, solcuların kendisini anlamadığını, eserlerini basmak istemediklerini söylüyor. gel gelelim, bugün hâlâ kimse kendisini anlayabilmiş değil. derdiyle dertlenebilmiş değil.
cemil meriç, karşısındakini anlamaya çalışan birisi. sokrates gibi abidik gubudik sorular sorarak karşısındakini kendi düşüncesini kabul etmeye zorlamıyor. dinliyor, dinliyor, dinliyor... seninki dert mi arkadaş, benim dünyam karardı demiyor dinliyor. kalemi eline alınca karşısındakini, ele aldığı konuları incitmeden, bir çocuğa nasihat eder gibi kendi içinden gelenleri anlatıyor. bunu anlatırken yeri geliyor sayfalar dolusu izah edilebilecek şeyleri bir cümlede izah edebiliyor.
gel gelelim, kendimi bildim bileli, milliyetçi birisi olmama rağmen türkiye'den gitmek istedim. elimde imkan olmasına rağmen gitmedim, gidemedim. ne bileyim... charles baudelaire'in dediği gibi belki de nerede değilsem orada mutlu olacağımı düşündüm. yaşım kaç oldu hâlâ bu ülkede bir şeylerin düzeleceğine dair zerre miktarı ümidim yok ancak kendisinin bir sözü beni burada tuttu: vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır.
bilmiyorum, bazen keşke kendisini tanımasaydım diyorum, bu söz mıh gibi aklımın bir köşesinde yer etmemiş olsaydı diyorum.
henüz lise çağında tanıştım kendisiyle. bu ülke isimli eserindeki diliyle beni kendisine hayran bırakmıştı. zamanla mağaradakiler, umrandan uygarlığa ile okumaya devam ettim. lise son sınıfta türk edebiyatı dersime giren çok muhterem hanımefendi henüz o günler üç eserini okuduğumu söylediğimde çok şaşırmıştı, ne varsa şaşıracak, ben sadece bu ülkesini okudum, onu da zorla okudum demişti, yazık.
cemil meriç azılı bir gomünisttir. öyle böyle değil. ta ki mahkeme salonunda ümitsizlikten doğan bir isyan ile, bir nevi meydan okuyuş tavrıyla, yalnızlık içinde bir şey olmak ihtiyacıyla marksistim diye haykırırken o güne kadar hiç bir işçinin, emekçinin elini tutmadığını fark edene kadar. bütün bir hayatı okumakla geçer. gözlerinin bozulması her ne kadar çok okumasından olsa da âmâ olmasının sebebi merdivenden düşmesidir.
kendisine bu eserleri yazmasını sağlayan şey ne çok okuması, ne de başka bir şey. tek bir sebebi var: itidal
seneler geçmiş mahkeme salonunda ebeveynlerinin ilgisizliği yüzünden ev eşyalarına zarar veren çocuk gibi marksist olduğunu haykıran cemil meriç hayatın getirdiklerini bir buz dağı gibi karşılamıştır. ne yaşadığı ekonomik sıkıntılar, ne sağlık sorunları... seneler onu olup biten her şeye gülüp geçecek birisi yapmıştır.
cemil meriç zamanla gençlik heveslerinden arınmış, kendisini iyice okumaya vermiş, tercüme işleri ile geçimini sağlamaya çalışmıştır. atilla ilhan ile olan mektuplaşmalarından öğreniyoruz ki eserlerinin sağcı yayınevi olan ötüken'den çıkmasından kendisi de pek hoşnut olmasa gerek. neden ötüken sorusuna ise bugün hâlâ geçerliliğini korur gibi karşılık veriyor, solcuların kendisini anlamadığını, eserlerini basmak istemediklerini söylüyor. gel gelelim, bugün hâlâ kimse kendisini anlayabilmiş değil. derdiyle dertlenebilmiş değil.
cemil meriç, karşısındakini anlamaya çalışan birisi. sokrates gibi abidik gubudik sorular sorarak karşısındakini kendi düşüncesini kabul etmeye zorlamıyor. dinliyor, dinliyor, dinliyor... seninki dert mi arkadaş, benim dünyam karardı demiyor dinliyor. kalemi eline alınca karşısındakini, ele aldığı konuları incitmeden, bir çocuğa nasihat eder gibi kendi içinden gelenleri anlatıyor. bunu anlatırken yeri geliyor sayfalar dolusu izah edilebilecek şeyleri bir cümlede izah edebiliyor.
gel gelelim, kendimi bildim bileli, milliyetçi birisi olmama rağmen türkiye'den gitmek istedim. elimde imkan olmasına rağmen gitmedim, gidemedim. ne bileyim... charles baudelaire'in dediği gibi belki de nerede değilsem orada mutlu olacağımı düşündüm. yaşım kaç oldu hâlâ bu ülkede bir şeylerin düzeleceğine dair zerre miktarı ümidim yok ancak kendisinin bir sözü beni burada tuttu: vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır.
bilmiyorum, bazen keşke kendisini tanımasaydım diyorum, bu söz mıh gibi aklımın bir köşesinde yer etmemiş olsaydı diyorum.
devamını gör...
kurucu
profilime girince anlık şok yaşadığım yazıdır. kendi kendime (bkz: elf gözlerin neler görüyor legolas) oldum.
dedim moderasyon kesin bir hata yaptı eli kaydı bunların nasıl oldu derken herkese yapılmış meğer günün anlam önemi belirten minik bir hediye.
dedim moderasyon kesin bir hata yaptı eli kaydı bunların nasıl oldu derken herkese yapılmış meğer günün anlam önemi belirten minik bir hediye.
devamını gör...
dört arketip
carl gustav jung tarafından yazılan dört arketip kitabında öncelikle hristiyan mitolojisi ve isa-mesih imgesinden beslenerek insanın bu dünyada ikinci bir yaratıcı olduğunu ve tanrı ile insanın iç içe geçtiği ifade edilmiştir. bireyin kurtuluşu için dinsel bir merkezin gerekliliğinden ve bunu bireyin kendi arayış ve merakı ile gerçekleştirebileceğinden bahsedilmiştir.
jung, arketipleri açıklarken insan bilincinin de ötesinin varlığından bahsederek kendi başına bir varoluş ve özerk güç ve çekimlerin olduğunu ifade etmiş. arketip insanın "gölge" si olarak görülmüş.
ayrıca jung tarafından ortaya atılan arketip kavramı antikçağda bile kullanılmış, platon'un "idea" kavramı ile eş anlamlı olduğu açıklanmış. jung yaptığı araştırmalar ile arketiplerin gelenek, dil ve çeşitli göçlerle yaygınlaşmadığını aksine her zaman her yerde herhangi bir dış etkenden bağımsız olarak varolduğunu kanıtlamaya çalıştığını anlatmış.
jung arketipleri; anne, dönüşüm,ruh ve hilebaz olarak 4 gruba ayırmış ve bu arketipleri çeşitli örneklerle anlatmış.
anne arketipinde "annelik" üzerinde durmuş ve anne kompleksinin kız ve erkek çocukları üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini anlatmış. özellikle anima ve animus kavramları üzerinde durmuş.
dönüşüm arketipini ise anlatırken islam dininde önemli bir rolü bulunan "hızır" ı örnek göstermiş ve kehf sûresi üzerinde durmuştur.
ruh arketipinde ise ruhun daima hareketli ve aktif olduğu üzerinde durmuş. ruh arketipini çoğunlukla "yaşlı bir adam" olarak simgelemiştir. çeşitli ülkelerin masalları ile ruh arketipini örneklerle açıklamış.
son olarak hilebaz arketipi ise hem insanın üstünde hem de hayvanın altında olarak görülmüş ve en belirgin özelliği bilinçsizliği olarak ifade edilmiş. jung, hilebaz arketipini de yeni ahitten örneklerle açıklamış.
jung, arketipleri açıklarken insan bilincinin de ötesinin varlığından bahsederek kendi başına bir varoluş ve özerk güç ve çekimlerin olduğunu ifade etmiş. arketip insanın "gölge" si olarak görülmüş.
ayrıca jung tarafından ortaya atılan arketip kavramı antikçağda bile kullanılmış, platon'un "idea" kavramı ile eş anlamlı olduğu açıklanmış. jung yaptığı araştırmalar ile arketiplerin gelenek, dil ve çeşitli göçlerle yaygınlaşmadığını aksine her zaman her yerde herhangi bir dış etkenden bağımsız olarak varolduğunu kanıtlamaya çalıştığını anlatmış.
jung arketipleri; anne, dönüşüm,ruh ve hilebaz olarak 4 gruba ayırmış ve bu arketipleri çeşitli örneklerle anlatmış.
anne arketipinde "annelik" üzerinde durmuş ve anne kompleksinin kız ve erkek çocukları üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini anlatmış. özellikle anima ve animus kavramları üzerinde durmuş.
dönüşüm arketipini ise anlatırken islam dininde önemli bir rolü bulunan "hızır" ı örnek göstermiş ve kehf sûresi üzerinde durmuştur.
ruh arketipinde ise ruhun daima hareketli ve aktif olduğu üzerinde durmuş. ruh arketipini çoğunlukla "yaşlı bir adam" olarak simgelemiştir. çeşitli ülkelerin masalları ile ruh arketipini örneklerle açıklamış.
son olarak hilebaz arketipi ise hem insanın üstünde hem de hayvanın altında olarak görülmüş ve en belirgin özelliği bilinçsizliği olarak ifade edilmiş. jung, hilebaz arketipini de yeni ahitten örneklerle açıklamış.
devamını gör...
lao tzu
kendisi taoizm'in kurucusu olup, günümüze kadar gelen tao te ching (yol ve erdem) eserinin sahibidir.
birçok araştırmacı tarafından gerçekten yaşamış olup olmadığı hâlâ bile araştırılır. gerçekten yaşamış olduğuna dair tek bulgu,
çinli tarihçi sima qian'ın tarihname adlı eserindeki şu cümlelerdir:
"lao tzu, choo devleti'nin ku bölgesinde li-hsiangg'da chü-jen köyünde doğmuştur.
kendi adı erh, aile adı li, namı diğer tan'dır.
chou sülalesi imparatorluğunun tarihçisi ve kütüphane muhafızıdır."
lao tzu'nun en sevdiğim bazı sözleri:
- büyük insanlar veda ederek gider, basit ve küçük insanlar ihanet ederek giderler.
- bilgiye ulaşmak için, her gün bir şeyler ekleyin. bilgeliğe ulaşmak için, her gün bir şeylerden kurtulun.
- başkalarını bilmek bilgeliktir, kendinizi bilmek ise aydınlanmadır.
- görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur.
- mutluluğu açgözlülükle arama, ama mutluluktan da korkma.
- bilenler konuşmuyor, konuşanlar bilmiyor.
- başkalarına karşı zafer kazananlar kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir.
- aşırı seven, acımasızca karşılıksız bırakılır. aşırı toplayan, kaybını fazlalaştırır. az ile yetinmek, kaybı önler. zamanında durmak, her türlü kötülüğü önler.
birçok araştırmacı tarafından gerçekten yaşamış olup olmadığı hâlâ bile araştırılır. gerçekten yaşamış olduğuna dair tek bulgu,
çinli tarihçi sima qian'ın tarihname adlı eserindeki şu cümlelerdir:
"lao tzu, choo devleti'nin ku bölgesinde li-hsiangg'da chü-jen köyünde doğmuştur.
kendi adı erh, aile adı li, namı diğer tan'dır.
chou sülalesi imparatorluğunun tarihçisi ve kütüphane muhafızıdır."
lao tzu'nun en sevdiğim bazı sözleri:
- büyük insanlar veda ederek gider, basit ve küçük insanlar ihanet ederek giderler.
- bilgiye ulaşmak için, her gün bir şeyler ekleyin. bilgeliğe ulaşmak için, her gün bir şeylerden kurtulun.
- başkalarını bilmek bilgeliktir, kendinizi bilmek ise aydınlanmadır.
- görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur.
- mutluluğu açgözlülükle arama, ama mutluluktan da korkma.
- bilenler konuşmuyor, konuşanlar bilmiyor.
- başkalarına karşı zafer kazananlar kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir.
- aşırı seven, acımasızca karşılıksız bırakılır. aşırı toplayan, kaybını fazlalaştırır. az ile yetinmek, kaybı önler. zamanında durmak, her türlü kötülüğü önler.
devamını gör...
flörtöz kadın
yazarların flörte bakışlarını kadın üzerinden anlatmalarına yarayan başlıktır. bu nedenle bir kadının flörtü sevmesi bazıları için dekolte, bazıları için ilgi yoksunluğu ya da zeka eksikliği göstergesi, bazıları için özgüvenli davranış biçimi falan. her ne haltsa. bir şeyleri içine sığdırdığımız kalıplar kadarız.
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması
başlık sayesinde yol göstericilerimizi, kendisini küfürsüz muhteşem ötesi ifade edebilen yetenekleri görmüş olduk elhamdürilla. sözlüğün ortasına küfürlü bir fav bırakasım var ama tutuyorum kendimi.
t: kural olduğu için söz söylemenin anlamsız kaldığı; lakin bir kural olarak varlığını sorgulamanın normal olduğu, beğenenlerinin olduğu kadar beğenmeyenlerinin de olduğu ve beğenmeyenlerinin nedense linç noktasında garip karşılandığı ilginç bir durum.
t: kural olduğu için söz söylemenin anlamsız kaldığı; lakin bir kural olarak varlığını sorgulamanın normal olduğu, beğenenlerinin olduğu kadar beğenmeyenlerinin de olduğu ve beğenmeyenlerinin nedense linç noktasında garip karşılandığı ilginç bir durum.
devamını gör...
babanın sevgisini gösterememesi
sanırım şu hayattaki en büyük eksikliğim.
babamın yanında rahat olamam, rahatça konuşamam , iki lafı bir araya getiremem, korkarim çünkü ondan. hep bir mesafe vardır aramizda.baba kız ilişkimiz yoktur. yine de saygı da kusur etmem.
çok da severim babamı. ama galiba aramızdaki bu ilişki onun da babasından böyle gormesinden kaynaklı.
sevilmemiş, sevgi nedir tatmamış. bu yüzden evlat sevgisi nedir bilmez, nasıl sevgi gösterilir bilmez.
özellikle kız çocuğu iseniz baba sevgisini tatmazsaniz eğer, ömür boyunca bu boşluğu dolduramazsiniz. baba sevgisi bambaşka bir şey çünkü.
her evladınızı sevin ve sevginizi özellikle evlatlarınıza göstermekten/ hissettirmekten çekinmeyin. aksi halde sevgisiz büyüyen bir nesil yetiştirirsiniz. sevgisiz büyüyen bir neslin sevgisiz tohumlarını atarsınız dünyaya.
babamın yanında rahat olamam, rahatça konuşamam , iki lafı bir araya getiremem, korkarim çünkü ondan. hep bir mesafe vardır aramizda.baba kız ilişkimiz yoktur. yine de saygı da kusur etmem.
çok da severim babamı. ama galiba aramızdaki bu ilişki onun da babasından böyle gormesinden kaynaklı.
sevilmemiş, sevgi nedir tatmamış. bu yüzden evlat sevgisi nedir bilmez, nasıl sevgi gösterilir bilmez.
özellikle kız çocuğu iseniz baba sevgisini tatmazsaniz eğer, ömür boyunca bu boşluğu dolduramazsiniz. baba sevgisi bambaşka bir şey çünkü.
her evladınızı sevin ve sevginizi özellikle evlatlarınıza göstermekten/ hissettirmekten çekinmeyin. aksi halde sevgisiz büyüyen bir nesil yetiştirirsiniz. sevgisiz büyüyen bir neslin sevgisiz tohumlarını atarsınız dünyaya.
devamını gör...
sevginin bittiğini anlama yöntemleri
bir tarafın cümleleri uzar, öbür tarafın kelimeleri azalır.
devamını gör...
nickaltı savaşları
olsa da seyretsek. çekirdek var evde. biraz gazı kaçmış kola da var. ne kadar hoş olurdu şimdi. hadi biri birine sövsün, bekliyorum. *
devamını gör...

