hayatınızın mottosu olan sözler
yapraksız kaldın diye gövdeni kestirme zira bu işin baharı var.
devamını gör...
üzülmemiş gibi yapmak
her zaman çok zordur ama bir yandan da gereklidir.
zorluğu insanın duygularını gizlemeyi başarma konusunda çok başarılı olmamasından gelir. üzgün olduğunuz zamanlar gülümsemenize eşlik edecek bir ışıltı olmaz gözlerinizde ve bu elbette ki sizi ele verecektir. bir yandan da sesinizi cıvıltısını kaybeder. bu da üzülmemiş gibi yapmak konusunda sizi zor durumda bırakacaktır.
ayrıca belli bir olgunluğa eriştikten sonra insan duygularını gizleme gereği duymamaya başlar. ne hissediyorsa odur artık. ve bu da üzüntüsünü saklaması gereken anlarda ciddi bir zorluk yaratacaktır.
gerekliliği ise birçok durumdan gelebilir. siz üzgün olduğunuzda en az sizin kadar üzülecek insanlar varsa etrafınızda siz onları üzmemek için üzüntünüzü içinizde yaşamak zorunda hissedersiniz. bu da sizin hüznünüzü daha da arttırır. bir nevi zincirleme hüzün tamlamasına dönüşürsünüz.
bir başka gereklilik nedeni de çocukluğunuzdan beri derin bir sorumluluk duygusu ile yetişmiş olmanız olabilir. hep güçlü olmak zorunda kalmışsanız ya da bu zorunluluğu bile isteye üzerinizde bir zırh olarak taşımışsanız zayıflıklarınızı göstermekten imtina edersiniz çoğu vakit. üzülürseniz o inşa ettiğiniz güçlü figür kağıttan kuleler gibi yıkılacakmış gibi gelir.
zordur üzülmemiş gibi yapmak. zorunludur bazı durumlarda. bugün deneyeceğim mesela ben. eğer farklı bir bilgi edinirsem bu konuda bu tanımı yeniden düzenlerim.
zorluğu insanın duygularını gizlemeyi başarma konusunda çok başarılı olmamasından gelir. üzgün olduğunuz zamanlar gülümsemenize eşlik edecek bir ışıltı olmaz gözlerinizde ve bu elbette ki sizi ele verecektir. bir yandan da sesinizi cıvıltısını kaybeder. bu da üzülmemiş gibi yapmak konusunda sizi zor durumda bırakacaktır.
ayrıca belli bir olgunluğa eriştikten sonra insan duygularını gizleme gereği duymamaya başlar. ne hissediyorsa odur artık. ve bu da üzüntüsünü saklaması gereken anlarda ciddi bir zorluk yaratacaktır.
gerekliliği ise birçok durumdan gelebilir. siz üzgün olduğunuzda en az sizin kadar üzülecek insanlar varsa etrafınızda siz onları üzmemek için üzüntünüzü içinizde yaşamak zorunda hissedersiniz. bu da sizin hüznünüzü daha da arttırır. bir nevi zincirleme hüzün tamlamasına dönüşürsünüz.
bir başka gereklilik nedeni de çocukluğunuzdan beri derin bir sorumluluk duygusu ile yetişmiş olmanız olabilir. hep güçlü olmak zorunda kalmışsanız ya da bu zorunluluğu bile isteye üzerinizde bir zırh olarak taşımışsanız zayıflıklarınızı göstermekten imtina edersiniz çoğu vakit. üzülürseniz o inşa ettiğiniz güçlü figür kağıttan kuleler gibi yıkılacakmış gibi gelir.
zordur üzülmemiş gibi yapmak. zorunludur bazı durumlarda. bugün deneyeceğim mesela ben. eğer farklı bir bilgi edinirsem bu konuda bu tanımı yeniden düzenlerim.
devamını gör...
ikinci el araba piyasası
türkiyede saçmalıktan ibaret olan piyasadır. bir otomobilin ikinci eli nasıl sıfırından daha pahalı olur? diye düşündüren pazardır aynı zamanda.
devamını gör...
kankacılar sözlükten uçurulsun
hiçbir sorunu çözmeyecek olan öneri başlığı.
olduğunu düşündüğümüz sorunu çözmek için tek yolumuz bunu ortadan kaldırmak değildir. çünkü size göre sorun olan bu durum başkaları için olmayabilir. bunu kaldırmayı düşünmek yerine size doğru gelen şeyi insanlara gösterirseniz belki her şey daha kolay olur.
en basitinden bu başlıktan yola çıkarak diyelim ki kankacıları uçurduk. sonra ne olacak? kankacı olanları sempatik bulanlar da sadece bilim sadece haber sadece tarih konuşanları istemezse neler yapacağız? ya da bunu sürdürdük diyelim biri bir gün çıkıp sözlükte futbol konuşulmasın da diyebilir haklı olarak madem hoşumuza gitmeyenleri uçurabiliyoruz?
çözüm bir şeyi uçurmak, yollamak, silip atmak değil. sözlükler farklı görüş ve ilgi alanlarını herkes kendine göre paylaşsın diye var. bu gündemden rahatsız olanlarımız kendi gündemlerini anlatsın, bizimle paylaşsın belki biz de bunları görünce ona "doğru söylüyor, görüşleri çok tatmin edici" diyeceğiz.
özet olarak bizden olmayan, bizimle aynı düşünmeyen her şeyi, herkesi yok sayamayız; yokluğunu talep edemeyiz.
olduğunu düşündüğümüz sorunu çözmek için tek yolumuz bunu ortadan kaldırmak değildir. çünkü size göre sorun olan bu durum başkaları için olmayabilir. bunu kaldırmayı düşünmek yerine size doğru gelen şeyi insanlara gösterirseniz belki her şey daha kolay olur.
en basitinden bu başlıktan yola çıkarak diyelim ki kankacıları uçurduk. sonra ne olacak? kankacı olanları sempatik bulanlar da sadece bilim sadece haber sadece tarih konuşanları istemezse neler yapacağız? ya da bunu sürdürdük diyelim biri bir gün çıkıp sözlükte futbol konuşulmasın da diyebilir haklı olarak madem hoşumuza gitmeyenleri uçurabiliyoruz?
çözüm bir şeyi uçurmak, yollamak, silip atmak değil. sözlükler farklı görüş ve ilgi alanlarını herkes kendine göre paylaşsın diye var. bu gündemden rahatsız olanlarımız kendi gündemlerini anlatsın, bizimle paylaşsın belki biz de bunları görünce ona "doğru söylüyor, görüşleri çok tatmin edici" diyeceğiz.
özet olarak bizden olmayan, bizimle aynı düşünmeyen her şeyi, herkesi yok sayamayız; yokluğunu talep edemeyiz.
devamını gör...
asmayıp da besleyelim mi
aklıma hep bu şarkı gelir.çok ta yerinde anlatmışlar..
evreni gördüm
sıkı olaydı
binlerce insan
ölürken "netekim"
bir şey yapmazdı
sadece bakardı
bu kadar kaos
bize fazlaydı ki
erdal'ı gördüm
darağacında
onaltı yaşında
ölürken "netekim"
bir şey yapmazdı
sadece bakardı
sonrası serbest
sonrası pazar...
devamını gör...
sevmek vs sevilmek
hayat sevince güzel.
sevildiğinizden asla tam olarak emin olamazsınız ama içinizde büyüttüğünüz sevgi aldığınız nefes kadar gerçektir.
ayrıca sadece ilişkiler boyutunda kalmasın bu sevme eylemi, çiçeğinden böceğine her şeyi sevebilecek kadar sonsuz sevgiye sahibiz, kullanın.
hayatım boyunca aldığım en güzel itfifat/söz yakın arkadaşlarımdan birinin doğum günümde yazdığı notta gizliydi; "... insan insanı ya da bir hayvanı onu geçtim bir nesneyi, bir rengi nasıl sevebilir ben senden öğrendim..."
kalplere sevgiyle dokunabilmenin mutluluğu nasıl tarif edilir bilmiyorum, böyle uçsuz bucaksız sevgiyi ruhumda yeşertebiliyor olmamla gurur duyuyorum. ve eminim ki bir insana verilebilecek en önemli hayat kurtarıcı öğüt sevilmeyi beklemeden sevmeyi öğrenmesi gerektiğidir.
sevildiğinizden asla tam olarak emin olamazsınız ama içinizde büyüttüğünüz sevgi aldığınız nefes kadar gerçektir.
ayrıca sadece ilişkiler boyutunda kalmasın bu sevme eylemi, çiçeğinden böceğine her şeyi sevebilecek kadar sonsuz sevgiye sahibiz, kullanın.
hayatım boyunca aldığım en güzel itfifat/söz yakın arkadaşlarımdan birinin doğum günümde yazdığı notta gizliydi; "... insan insanı ya da bir hayvanı onu geçtim bir nesneyi, bir rengi nasıl sevebilir ben senden öğrendim..."
kalplere sevgiyle dokunabilmenin mutluluğu nasıl tarif edilir bilmiyorum, böyle uçsuz bucaksız sevgiyi ruhumda yeşertebiliyor olmamla gurur duyuyorum. ve eminim ki bir insana verilebilecek en önemli hayat kurtarıcı öğüt sevilmeyi beklemeden sevmeyi öğrenmesi gerektiğidir.
devamını gör...
kadir mısıroğlu
herkese sallayarak, atıp tutarak üne kavuşmuş bir hıyar.
şimdi şurada sözlükten beş on yazara sallayayım sözlüğün en popüleri olurum.
bu xırtonun mesele de aynı.
şimdi şurada sözlükten beş on yazara sallayayım sözlüğün en popüleri olurum.
bu xırtonun mesele de aynı.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
#1852546 iki cümle yazdın sözlüğün tüm ağır topları kanatlarını açtı çünkü bir k.y.i olmak kolay degil. ayrıca velev ki akp'li ve akp propogandasi yapıyor sana ne ? sözlükte bir dünya uyuşturucu reklamı yapan var git onlara anlat biraz da gencelere kötü örnek olduklarını. bu arada
arkadaş sözlükte dayanışma turnusolu olmus, arada benim nickaltinda da gelsene, laflariz biraz*
arkadaş sözlükte dayanışma turnusolu olmus, arada benim nickaltinda da gelsene, laflariz biraz*
devamını gör...
beklentiler
'beklentiler gerçeğin ağırlığını asla taşıyamazdı, ne kadar az iseler hayat o kadar rahattı.'
devamını gör...
furkanların şerefsiz oluşu
anaokulu arkadaşımı tenzih etmeye geldiğim genelleme başlığı.
başka furkan da görmedim zaten.
başka furkan da görmedim zaten.
devamını gör...
zeytin
zeytin yetiştiriciliği, ilk kez m.ö. 4000 yıllarında anadolu’da başlamış, buradan akdeniz’in diğer ülkelerine yayılmıştır. zeytin ağacı uzun ömürlü bir ağaç olup, yaklaşık 2000 yıl kadar yaşayabilir.
kuran, incil ve tevrat’taki sayısız bölümde zeytine yer verilmiştir. tarihi gelişimi içinde birçok efsaneye kaynak olan zeytin, eski uygarlıkların yazıtları ve kutsal kitaplarda yer almıştır. zeytin beyaz bir güvercinin nuh’un gemisine tufan sonrası canlılık belirtisi olarak, ağzında zeytin dalı ile dönmesi nedeniyle, yüzyıllardır barışın simgesi kabul edilmektedir.
antik yunan da mitolojik olarak bilim tanrıçası athena aynı zamanda zeytin ağacının koruyucu tanrıçası idi.
m.ö. atina anayasasında yer alan ve aristotle tarafından kaleme alınan “devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacını kesen veya deviren herkes mahkemede yargılanacaktır eğer suçlu bulunurlarsa idam edilmek suretiyle cezalandırılacaklardır” sözü zeytin ağacının tarihteki yeri ve önemi anlatmaktadır.
hipokrat’ın zeytinyağının tedavi edici özelliğini kullanması bu önemi vurgulamaktadır.
hammurabi kanunları zeytin ağacını bir yıl içinde iki ayaktan fazla budamanın ölüm cezasına çaptırılacağını söyler.
zeytin ağacı akıl ve zaferin, zeytin dalı barışın, zeytinyağı da saflık ve sadeliğin sembolü olmuştur.
devamını gör...
regl oldum demenin alternatif yolları
regl oldum. regl oldum. alternatif yola ihtiyaç duyulmayan regl oldum diye ifade edilecek durumdur.
devamını gör...
never say no to panda
son derece komik reklam serisinin sloganıdır. peynirini yemiyoruz diye tüm bu agresiflikler. ürkütücü.
devamını gör...
covid sürerken kayak merkezlerinin yüzde 90 dolu olması
bu haberin kaynağı maynağı yok.
şimdi dinlediğim haber. ( fox tv)
sanki çok eğitim yapılmış gibi,
yarıyıl tatili sebebiyle kayak merkezleri doluluk oranı %90 olmuş.
şehirlerde, köylerde garibana sokağa çıkma yasağı,
kayak merkezlerinde zengine yarıyıl tatili.
görüntülerde insanlar neredeyse üst üste vaziyette...
söylenecek çok şeyin olduğu durum.
edit: sen kuru fasulyeciyi, pideciyi, çaycıyı kısaca tüm halka hizmet veren sektörleri kapat, 5 yıldızlı kayak merkezleriyle camileri açık tut, buna da ilim , bilim de.
bu ilim , şehirde avm'ye, resmi daireye, otobüse binerken, burada olduğu gibi 5 yıldızlı otele girerken sana ait olan 'hes' koduna inanıyor güveniyor, ama iş kıt kanaat geçim derdi veren esnafa, lokantaya, kafe'ye, çay ocağına, berbere gelince güvenmiyor, hes bir b..ka yaramıyor.
vuruyorlar kapıya kilidi.
bu adam ne yer ne içer, bu kadar çalışan ne yapar diye soran yok.
bunun neresini nasıl savunur bir insan anlamak gerçekten güç.
paraya tapar bir yönetim ve yine maddeye tapar bir destekleyici profili olan mevcut hükümet, özellikle son 10 yılda attığı her adımda zenginin, belli bir ayrıcalıklı kesimin yanında olduğunu her firsatta ortaya koymuş bir hükümettir.
şimdi dinlediğim haber. ( fox tv)
sanki çok eğitim yapılmış gibi,
yarıyıl tatili sebebiyle kayak merkezleri doluluk oranı %90 olmuş.
şehirlerde, köylerde garibana sokağa çıkma yasağı,
kayak merkezlerinde zengine yarıyıl tatili.
görüntülerde insanlar neredeyse üst üste vaziyette...
söylenecek çok şeyin olduğu durum.
edit: sen kuru fasulyeciyi, pideciyi, çaycıyı kısaca tüm halka hizmet veren sektörleri kapat, 5 yıldızlı kayak merkezleriyle camileri açık tut, buna da ilim , bilim de.
bu ilim , şehirde avm'ye, resmi daireye, otobüse binerken, burada olduğu gibi 5 yıldızlı otele girerken sana ait olan 'hes' koduna inanıyor güveniyor, ama iş kıt kanaat geçim derdi veren esnafa, lokantaya, kafe'ye, çay ocağına, berbere gelince güvenmiyor, hes bir b..ka yaramıyor.
vuruyorlar kapıya kilidi.
bu adam ne yer ne içer, bu kadar çalışan ne yapar diye soran yok.
bunun neresini nasıl savunur bir insan anlamak gerçekten güç.
paraya tapar bir yönetim ve yine maddeye tapar bir destekleyici profili olan mevcut hükümet, özellikle son 10 yılda attığı her adımda zenginin, belli bir ayrıcalıklı kesimin yanında olduğunu her firsatta ortaya koymuş bir hükümettir.
devamını gör...
4 aralık 2020 türkiye'den çin'e gidecek ilk ihracat treninin bugün istanbul'dan yola çıkması
dışişleri bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "türkiye'den çin'e gidecek ilk ihracat treni bugün istanbul'dan yola çıkmaktadır. marmaray'dan geçerek bakü-tiflis-kars demiryolu hattı ve hazar geçişli doğu-batı orta koridor üzerinden çin'e ulaşacak tren; 8.693 km yol alıp, 2 kıta, 2 deniz ve 5 ülke geçerek yükünü çin'e 12 günde ulaştıracaktır
yurt dışı parkurunda ise sırasıyla gürcistan-azerbaycan-hazar denizi geçişi-kazakistan ve çin'in xi'an şehrinde yolculuğu son bulacak tren, toplamda 42 konteyner içinde beyaz eşya (buzdolabı) taşıyacak.
yurt dışı parkurunda ise sırasıyla gürcistan-azerbaycan-hazar denizi geçişi-kazakistan ve çin'in xi'an şehrinde yolculuğu son bulacak tren, toplamda 42 konteyner içinde beyaz eşya (buzdolabı) taşıyacak.
devamını gör...
çizgi roman
dokuzuncu sanat olarak geçen, çizgiyi ve diyaloğu kullanarak meramını anlatan tür.
resim veya edebiyatın alt kolu olarak tanımlanmak istememesinin sebebi kendine ait bir anlatım tekniği oluşturmayı başarabilmiş olmasıdır. çoğu çizgi roman okuyucusu, severi, çizeri, yazarı ve yapımcısı tarihini hiyerogliflere hatta mağara resimlerine kadar götürür. ancak bugün anladığımız anlamdaki çizgi romanın ilk örneği olarak richard fenton outcalt'in "the yellow kid" adlı eseridir. daha sonra ise ilk süper kahraman çizgi romanı "superman" 1938 yılında ortaya çıktı. ikinci dünya savaşı döneminde çizgi roman güçlü bir politik aygıt olduğunu kanıtladı ve amerika ve avrupa'da bu amaçla kullanıldı. amerikan süper kahramanları nazi düşmanlarıyla bu dönem çizgi romanlarında çarpıştı. bugün bile sürekli dirilip dünyayı ele geçirmeye çalışan nazilere karşı savaşan amerikan kahramanları çizgi romanda ve diğer sanat dallarında önemli bir yer tutmaktadır.
asteriks çizgi romanları ise fransız ihtilali sonrası kurulmaya çalışılan "ulus" kavramının çocuklara aşılanmasında önemli rol oynamıştır. belçika’dan çıkmasına rağmen fransız atası olarak kabul edilen galyalıların romalılarla sürekli mücadele etmesi ve onları küçük duruma düşürmesi bu sebeptendir. günümüze kadar olan süreçte amerikan çizgi roman karakterleri yer yer soğuk savaşın içerisinde yer almış, yer yer amerikan gençliği problemleri olarak kabul edilen istenmeyen gebelik ve uyuşturucu benzeri sosyal meselelerle uğraşmışlardır. tanımın daha fazla amerikan merkezli olmaması ve daha geniş kapsamlı bilgi verebilmek için amerika'daki endüstriden sıyrılıp dünyadaki tarzlara bakmamızda fayda var. birincisi zaten üstünde durduğumuz amerikan tarzı. daha renkli okunması görece daha kolay genelde 5-6 panelden oluşan tarzdır. sayfa sayısı çok kesin değildir ve bir genelleme yapmamız çok mümkün olmamaktadır çünkü fasikül olarak basılan çizgi romanlar sonra cilt halinde basılır ve sayfa sayısı düzeni takibini zorlaştırır.
italyan ekolü ise ülkemizde zamanında çok fazla tutmuş zagor, texas ve tommiks gibi karakterleri olan siyah beyaz 100 sayfasının bir cilt oluşturduğu çizgi roman ekolüdür. estetik olarak siyah beyaz dengesi çok önemlidir. zannımca ülkemizden çıkan karaoğlan tarzı çizgi romanları bu tarza yaklaştırabiliriz.
fransız ekolü bize göz aşınalığı olarak en yakın gelendir. türk mizah dergilerinin çizgisi bu türü andırır. en ünlü ve ses getiren örnekleri tintin ve asteriksdir. bir sayfada 12 panel görmek alışık olmadığımız bir anlatım biçimi değildir. ciltleri ortalama 55-60 sayfa civarındadır.
japon/manga ekolü animelerin çıkmasıyla birlikte dünya genelinde popülerliğini arttırmıştır. çizimler amerikan çizgi romanları gibi realisttik çizimden ziyade basit ve sadedir. bu tasarım tercihi, okuyucu kitlesinin karakterle bütünleşmesini çoğu zaman garanti eder. diyaloglar diğer türlerden çok daha kısadır. fransız ve amerikan ekolünde çok uzun ve dramatik cümlelere rastlanırken mangalarda bunu çok görmeyiz yazmadan ziyade çizgiyle dertlerini anlatırlar. siyah beyaz ve türdeşlerine göre küçük boyutlu olarak basılırlar.
çizgi roman diğer medyalarının anlatım tekniklerinin başaramadığı çoğu şeyi okuyucusuna verebilmektedir. çocukların okuma alışkanlığı kazanmasını yolundaki önemli bir basamak olabileceği gibi büyüklerin de keyifle okuyabileceği bir türdür. çoğumuzun roman ve filmlerden alamadığımız derinliği bize hissettirebilme gücüne sahiptir. okuyun, okutturun.
resim veya edebiyatın alt kolu olarak tanımlanmak istememesinin sebebi kendine ait bir anlatım tekniği oluşturmayı başarabilmiş olmasıdır. çoğu çizgi roman okuyucusu, severi, çizeri, yazarı ve yapımcısı tarihini hiyerogliflere hatta mağara resimlerine kadar götürür. ancak bugün anladığımız anlamdaki çizgi romanın ilk örneği olarak richard fenton outcalt'in "the yellow kid" adlı eseridir. daha sonra ise ilk süper kahraman çizgi romanı "superman" 1938 yılında ortaya çıktı. ikinci dünya savaşı döneminde çizgi roman güçlü bir politik aygıt olduğunu kanıtladı ve amerika ve avrupa'da bu amaçla kullanıldı. amerikan süper kahramanları nazi düşmanlarıyla bu dönem çizgi romanlarında çarpıştı. bugün bile sürekli dirilip dünyayı ele geçirmeye çalışan nazilere karşı savaşan amerikan kahramanları çizgi romanda ve diğer sanat dallarında önemli bir yer tutmaktadır.
asteriks çizgi romanları ise fransız ihtilali sonrası kurulmaya çalışılan "ulus" kavramının çocuklara aşılanmasında önemli rol oynamıştır. belçika’dan çıkmasına rağmen fransız atası olarak kabul edilen galyalıların romalılarla sürekli mücadele etmesi ve onları küçük duruma düşürmesi bu sebeptendir. günümüze kadar olan süreçte amerikan çizgi roman karakterleri yer yer soğuk savaşın içerisinde yer almış, yer yer amerikan gençliği problemleri olarak kabul edilen istenmeyen gebelik ve uyuşturucu benzeri sosyal meselelerle uğraşmışlardır. tanımın daha fazla amerikan merkezli olmaması ve daha geniş kapsamlı bilgi verebilmek için amerika'daki endüstriden sıyrılıp dünyadaki tarzlara bakmamızda fayda var. birincisi zaten üstünde durduğumuz amerikan tarzı. daha renkli okunması görece daha kolay genelde 5-6 panelden oluşan tarzdır. sayfa sayısı çok kesin değildir ve bir genelleme yapmamız çok mümkün olmamaktadır çünkü fasikül olarak basılan çizgi romanlar sonra cilt halinde basılır ve sayfa sayısı düzeni takibini zorlaştırır.
italyan ekolü ise ülkemizde zamanında çok fazla tutmuş zagor, texas ve tommiks gibi karakterleri olan siyah beyaz 100 sayfasının bir cilt oluşturduğu çizgi roman ekolüdür. estetik olarak siyah beyaz dengesi çok önemlidir. zannımca ülkemizden çıkan karaoğlan tarzı çizgi romanları bu tarza yaklaştırabiliriz.
fransız ekolü bize göz aşınalığı olarak en yakın gelendir. türk mizah dergilerinin çizgisi bu türü andırır. en ünlü ve ses getiren örnekleri tintin ve asteriksdir. bir sayfada 12 panel görmek alışık olmadığımız bir anlatım biçimi değildir. ciltleri ortalama 55-60 sayfa civarındadır.
japon/manga ekolü animelerin çıkmasıyla birlikte dünya genelinde popülerliğini arttırmıştır. çizimler amerikan çizgi romanları gibi realisttik çizimden ziyade basit ve sadedir. bu tasarım tercihi, okuyucu kitlesinin karakterle bütünleşmesini çoğu zaman garanti eder. diyaloglar diğer türlerden çok daha kısadır. fransız ve amerikan ekolünde çok uzun ve dramatik cümlelere rastlanırken mangalarda bunu çok görmeyiz yazmadan ziyade çizgiyle dertlerini anlatırlar. siyah beyaz ve türdeşlerine göre küçük boyutlu olarak basılırlar.
çizgi roman diğer medyalarının anlatım tekniklerinin başaramadığı çoğu şeyi okuyucusuna verebilmektedir. çocukların okuma alışkanlığı kazanmasını yolundaki önemli bir basamak olabileceği gibi büyüklerin de keyifle okuyabileceği bir türdür. çoğumuzun roman ve filmlerden alamadığımız derinliği bize hissettirebilme gücüne sahiptir. okuyun, okutturun.
devamını gör...
laz bakkal
vardığı muhteşem mantıki bağlantılarla nasıl kar ettiği, dükkanı nasıl döndürdüğü bir türlü anlaşılamayan, aydın tolan'ın canlandırdığı nefis bir bir demet tiyatro karakteri.
devamını gör...


