çocuklar kendi bayramında böyle bir şeye maruz kaldıkları için ben utandım.
devamını gör...

30'lu yaşlara kadar beklesin dediğim insan grubu. küçük bir grup istisna dışında hepsi görecek sonuçlarını.
devamını gör...

#kitap-film
david lynch üstadın, izlemelere doyamadığım, çokça sevdiğim kara film ve sürrealizmden ögeler taşıyan filmi. aynı zamanda nickimin esin kaynağı.
naomi watts müthiş bir oyunculuk sergiliyor, hayran kalmamak elde değil. şimdilik kamera arkasından şu görüntüler ile kısaca bitireyim.
devamını gör...

“dünyada her sene satılan kitap sayısı yüzde on iki azalıyor. üç nesil sonra dostoyevski’yi, tanpınar’ı hiç duymamış hayatı twitter’dan dizi takip etmek olan gençler sokakları dolduracak. canlı bombalar bile daha az tehlikeli.”
devamını gör...

geçen gün başıma gelmiş hede.
"ulan biz 2020'de degilmiydik" diye düşünmeme sebep oldu.
devamını gör...

karanliktakimum'un idil amin'le ilgili yazdığı yazıyı görünce, film aklıma düştü. gireyim başlığına bir şeyler yazayım dedim ama ne göreyim beğenirsiniz? başlık henüz açılmamış. hüzünlendim tabi biraz.* forest whitaker’ın bu filmdeki başarısı ile oscar kazandığını da söylemek lazım. ancak benim üzerinde duracağım nokta o değil. dr. nicholas garrigan karakteri bu filmin lokomotifi. bu abi biraz başına buyruk, dediğim dedik bir karakter. aslında otorite ile sorunu olan bir adam. babasının ayrıcalıklarından yararlanmayı reddeden idealist bir doktor. ama işin ironik tarafı şu ki; bu karakter idil amin gibi bir figürle teşrik-i mesaide tabiri caizse arşı alaya çıkıyor. garrigan karakteri aslında kurgusal bir karakter. dönemi yansıtmak için filme entegre edilmiş. ama bu karaktere ilham veren bir isim var; robert bob astles...

garrigan'ın uganda'ya gidişi de bomba, yerli halka yardım için gittiği ülkede darbe olduğunu orada öğreniyor. eh medeniyeti vahşilere(!) götürmenin bazı bedelleri oluyor tabi. böyle böyle ısınıyorsunuz filme. zaten james mcavoy doktor karakterini çok iyi oynamış. ısındırma turlarından itibaren bunu hissediyorsunuz. sonra sahneye idil amin karakteri çıkıyor. adama sempati duymaya başlıyorsunuz. sevimli bir diktatör figürü var ortada. tabi bu bilinçli bir tercih. zira amin'in darbeyi yapmasından sonra özellikle batılı devletlerin kendisine olumlu bakması ve hakkında pozitif şeyler söylemesine binaen yapılmış bir eleştiri. sonrasında tüm yaşananları garrigan'ın gözünden görüyorsunuz. amin'in açmazları, gelgitleri ve dahi yalnızlığı çok güzel gözler önüne serilmiş. tarihi bir karakter olarak fena yansıtılmadığını söyleyebilirim. bir dönem filmi olarak gayet akıcı ve kaliteli bir film. aslında amin ve garrigan ilişkisi üzerine yazılacak çok şey var ama bunlar ciddi ipuçları içerdiği için kaba taslak üzerinden geçmiş olalım. izlememiş olanların muhakkak izlemesini öneririm. tabi bu önerim dönem filmlerini sevenler için. şerhimizi koyalım ki başımıza taş yağmasın. *

tanım: 2006 yapımı kevin macdonald imzalı kaliteli bir dönem filmi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gök cisimlerinin, kendi ekseni etrafındaki dönme hızıyla, uydusu olduğu cismin çevresindeki yörüngede dolanma hızının birbirine eşit olduğu durum. bu özellik her cisimde görülmez.

ay'ın hep aynı yüzünü görme nedeni bu olaydır.

ay'ın kendi ekseni etrafında dönmediğine inanan ve olayı gözünde canlandıramayanlar için güzel bir video var burada

videoda sırayla
- ay'ın kendi ekseni etrafında hiç dönmemesi,
- kendi ekseni etrafında dönüş hızıyla dünya etrafındaki dolanma hızının farklı olması,
- kendi ekseni etrafında dönüş hızıyla dünya etrafındaki dolanma hızının aynı olması durumlarında ne göreceğimiz anlatılmış.

dakika 1:11'den itibaren, şu anda, yani gerçekte var olan durumda ay'ın nasıl aynı yüzünü görebildiğimizi izleyebilirsiniz. dikkatli izleyenler ay'ın kendi ekseni etrafında döndüğünü net şekilde görecektir (sarı çizgiyi takip ederek)

bu olay senkronize dönme ve eş dönme gibi isimlerle de anılır.
devamını gör...

iltifatmış gibi hissettiren cümleydi.* kokoreç dükkanının sahibi olan abi memleketlerimizi tahmin ederken "marmaralıya benziyorsun, balıkesir olabilir" dedi. adanalı olduğumu duyunca ise "hiç benzemiyorsun, balıkesir'de çok göçmen olur, kızları çok güzeldir, o yüzden dedim" dedi. teşekkür edince de "gerçekleri söylüyorum" dedi. balıkesirlilere iltifat etti ama ben de bir şekilde dahil oldum sonuçta değil mi? *
devamını gör...

günümüz insanının genel problemi.

özellikle bu ve başka birkaç sözlükte tanıştığım insanlara bakarak söyleyebilirim ki insanlar gerçekten konuşacak birine ihtiyaç duyuyor. ilginç bir şekilde herkes bomboş kişiliklerden ve ilişkilerden şikâyetçi ama "hepimizi toplayınca da o çıkıyor".

aslında herkes karşısındakine, kendisine davranılmasını istediği gibi davransa sorunumuz çözülecek ama işte genel olarak bir "ben böyleyim. beni böyle kabul et" huyumuz var. değişmek korkulacak bir şey değil. hele de olumlu yöne doğruysa... bir başkası için değişemem diyorsanız, aslında kendiniz için, kendi mutluluğunuz için değiştiğinizi hatırlayın. değişmek, en önemli konulardaki prensiplerinizi hiçe saymak anlamına gelmiyor. bazı durumlarda uyumlu olmanız yeterli.
devamını gör...

herkese günaydın. en çok da aykut'a.
ve olur da görüşemezsek, iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler. *

bu akşam 21.00 daki yayınımızda en sevdiğim moderatör -evet objektif bir birey değilim- thedansözkiller'ın da anlatımlarıyla afgan kadınları konuşmak için sizlerle olmayı planlıyoruz.

ve şu an küs olduğum -ama biz neler yaşadık akşamına güle eğlene yayın yaptık- aykut'un playlisti,
ve söz konusu aykutun her daim gani gönüllülük gösterip omuz omuza verdiği güzel insanlar ile,
unutursak kalbimiz kurusun dediğimiz 17 ağustos marmara depreminin 22.,
aykutun kişisel ömrünün 32. yıl dönümünde -bunu yaptığım için biraz kavga edebiliriz, zira seninle kavga etmek en sevdiğim şeylerden-
görüşmek üzere..
devamını gör...

kıskanç yazarlar iş başında.

kolay gelmesin.
devamını gör...

sadece kadınların ağladığını ve bunun bir zayıflık olduğunu düşünen cahil varlıkların kurduğu, cinsiyetçiliğin dibini sıyıran cümle
devamını gör...

fransızca ‘dentelle’ kelimesinden gelmektedir. her tür iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen ağ görünümünde örgüye verilen isim danteldir efem. halk dilinde tentene denen dantelin efsanesi bile vardır.

efsaneye göre birbirlerini çok bir çift varmış. bu çift balıkçılık yaparak geçimlerini sağlarmış. günün birinde savaş çıkmış ve genç adam savaşa gider. genç kadın balık ağlarını bir taraftan tamir ediyor, bir taraftan da üzgün gözlerle ufka bakıp sevgilisini bekliyormuş. ancak sevgilisi gelmemiş ve genç kız farkında olmadan tamir ettiği ağlardan bir şekil oluşturmuş. işte dantelin doğuşunun efsanesi budur.

danteller geleneksel olarak iğne tığ gibi materyaller aracılığı ile üretilir. en azından sanayi devrimine kadar durum buydu. sanayi devriminden sonra ''el üretimi''in yerini makineler almıştır.
çok özgün örnekleri bulunan danteller, özellikle rönasans döneminde, hem erkek , hem kadın giyiminde de bulunmaktaydı.
çoğunlukla kadın giysilerinde kullanılsa da, erkekler giyimlerinde yakaları manşetleri çorap süslemelerini oluşturmuştur.
hatta dantel kullanmak bir ayrıcalık, bir statü göstergesi olmuştur.
dantel yapımı zor ve zahmetli bir iş olduğundan krallar,kraliçeler soylular, zenginler kullanabilmekteydi.
bu kadar zahmetli olan, bu zahmetinden dolayı gralların, gralıçaların kullandığı dantel konusunda, ülkemiz kadınları her şeye dantel kılıf örerek bir çılgınlık yaşamışlardı bir ara ...
oklavaya bile kılıf öreni gördü bu gözler.


''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

neden yazılır bir şiir
neden okunur bunca yazı
çünkü nasıl aşılabilir başkaca
insanın karmaşıklığı
edip cansever
devamını gör...

burada 65 günde 67 kadının yaşam hakkının elinden alındığını bilmiyorlar heralde.
devamını gör...

şehrin pazarına çık cebinde 100 tl evinde 4 çocuğun olsun bir de öyle konuşalım.
devamını gör...

yarattığımızı her şeyi yok eden
acımasız gerçeklerin bıraktığı
zulüm, ızdırap ve çileyle gölgelenmiş
insanlar gördüğün bir dünya.
devamını gör...

ileri seviye bir kar ve yağmur romantiğiyim. gece yağmur yağarsa dışarı çıkmak için güçlü dürtüler hissederim. imkanım varsa yağmurluk tarzı bir ceket giyip kulaklığımı alıp fırlarım sokağa. pek kimse olmaz genelde yağmur yağarken, kulaklığı takar yürür ve yürürüm. kar meselesi apayrı 2018'de ankara'da çok güzel kar yağmıştı bilen bilir lapa lapa. ve kar çoğunlukla tutmuştu. bu kez gece gündüz fark etmeksizin dersim, işim yoksa anında kendimi sokaga atardım. kar yağarken her yer gittikçe bembeyaz olurken yürümek bir başka güzel. bir de şöyle dokunulmamış bir kar birikintisi görünce dayanamaz kendimi bırakıverirdim üstüne. kar meleği yapardım*. bazen garip garip bakanlar da olurdu ama o karın üstüne yatıp bembeyaz gökyüzüne bakma fırsatını nasıl kaçırayım?
devamını gör...

yaprak dökümü fikret gibi biri olurdum herhalde. evin ezilen çocuğu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim