iko nun programladığı bir yazılımdır. yoksa bir insan evladı bu kadar seri ve makul tanım giremez. respect*
devamını gör...

kızıl nelson olabilir. benim aklıma ilk o geliyor nedense.
devamını gör...

"daha çorba olmadı, şununla idare et" rezaleti...

gün ayacak da, çorba yok çorba!!!
size günaydın, bana biraz daha vakit var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlükte en sevdiğim kısım takip ettiğim yazarların hepsinin tanımlarının olduğu kısım. çok güzel seçmişim. tebrik ediyorum kendimi*
devamını gör...

bir çığlıktı yalnızlığım hepiniz mi sağırdınız cümlesidir.
devamını gör...

jose mauro de vasconcelos tarafından 1968 yılında yazılan, yazarın kendi çocukluğundan izler taşıyan ve 12 günde yazdığı romanın adıdır.
daha sonradan yazdığı, güneşi uyandıralım ve delifişek romanları ile 3'lü bir seri halini almıştır.
2012 yılında marcos bernstein yönetmenliğinde sinemaya uyarlanmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
böyle bir eşiniz varsa her dakika yaptığınız eylemdir.*
devamını gör...

"her insan her şeyi yapabilir. kendisine sınır koymamak koşuluyla."

"üstünlük kompleksinin temelinde her zaman bir aşağılık kompleksi yatar."

-alfred adler.
devamını gör...

ağustos. hatta tam olarak temmuz sonu ile ağustos başındaki sıcaklığın tavan yaptığı o zamanlar.
devamını gör...

ay bi an bildirim sandımm
devamını gör...

yokluk ve yolluk.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiğim şiiri he olan şair. yazım tarzı sebebiyle çağdaşı olan şairler tarafından kendisiyle çok dalga geçilmiştir. bunak diyen mi dersin, hakkında fıkra yazan mı dersin, karikatür çizen mi...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yazdıklarını kültür şiiri sınıfına dahil edebiliriz. telmih sanatını ve tarihi/mitolojik/dini şahsiyetleri şiirlerinde çok kullanır. kullandığı kelimelerin anlamının didiklenmesine karşı tavrı şu şekildedir:


saf şiir parçalanmayan bir tek kelime halinde olunca ona ne bir şey ilave edebilmeğe, ne de ondan bir şey eksiltmeğe imkan olamaz. şiirde bazı kelimelerin lügat manalarını aramak da bence lüzumsuzdur. çünkü şiir kelimelerin bir araya gelmesinden hasıl olan büyük bir kelimeden başka bir şey değildir. bir tek kelime hecelere ayrıldığı zaman nasıl o heceler başlı başına bir mana ifade etmezse, şiirde de teker teker kelimelerin manalarıyla uğraşmak beyhudedir.
devamını gör...

yaz mevsimlerinin vazgeçilmezi olan, kalorisi düşük sütlü bir tatlı. bunaltıcı sıcak havalarda serinlemek isteyenlerin gözdesi. sütlü sade dediğimiz vanilyalı dışında, çikolatalı, çilekli, vişneli, limonlu, karamelli ve başka varyasyonları da mevcut. lezzetinin yanı sıra doğal meyvelerden yapılan dondurma, insan vücudu için büyük bir sağlık kaynağı. ama gülün dikeni misali de şekeri yüzünden de yerken aşırıya kaçılmaması gereken bir besin. bizim dondurma ile tanışmamız ise cumhuriyet dönemine dayanıyor. dondurma gelene kadar, anadolu'da yaz aylarında harareti gidermek için şerbetler içilir ve kar helvası kaşıklanırmış. kışın yağan karlar, yüksek bölgeler ve yaylalarda dağ oyuk ve mağaralarında kar depolamak için yapılmış tahta evlerde izole edilerek saklanırmış. yaz aylarında da bu karlar bloklar halinde kesilip şehir, köy ve kasabalara arabalar ile getirilirmiş. sonra büyük bardak ve kaseler karla doldurulup üzerine vişne şerbeti, çeşitli meyve marmelatları, pekmez dökülerek kaşık kaşık yenirmiş. bu güzel ve sağlıklı beslenme yer yer anadolu'da devam etmektedir. kar helvası, bu yüzden dondurmanın atası kabul edilebilir. dünya değiştikçe ve hayatın içine şeker dahil olunca da dondurma ön plana çıktı.
devamını gör...

tuhaf bir yazar, yazsa da okusak denen türden.

sürekli bir şeyleri çağrıştırıyor yazdıkları. bazı yazılarda big babol sakızını balon yapıp patlattıktan sonra ağızda kalan tadı hissediyor insan, bazı yazılarda ölü filozoflar kahvesinde çay içer gibi hissediyor.

biraz pessoa’nın lunaparkı gibi ama en kalabalık zamanlarında.

okuyacağız artık ne yazarsa, elden bir şey gelmiyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

market fiyatlarına dönmüş*
sakız da alamayız, düz hesap da olmaz.ironi mi acaba?
devamını gör...

zehrinin bir damlası 20 insanı öldürebilecek yılanları yiyip sarhoş olan bir abimiz. ağzının tadını bildiği kadar cesurdur da. canı sıkıldıkça aslanlara kaplanlara sataşır, arıların kovanlarını kurcalar. her türlü canlıya kafa tutabilme özelliğine sahiptir. ha bir de hogwarts var; hufflepuff evinin simgesidir.
devamını gör...

x kuşağı vurdu y kuşağı birdaha vurdu z kuşağı savunmada maç çok heyecanlı geçiyor.
devamını gör...

türkiye'de kitap fiyatlarının ateş pahası olduğu gerçeğidir. dün ünlü bir kitapçı zincirinin alsancak'taki şubesine gittiğimde hiçbir kitabın 50 liranın altında olmadığı gerçeğiyle yüzleştim. ben zaten öyle kitap kurdu bir insan değilim. dün heves ettim bir kitap alayım dedim, insanların tuvalette okudukları ikinci el kitapları şu pandemi sürecinde okumayı doğru bulmadığım için sıfır alayım istedim ama yok yok yok! param yetmedi. 9.5 liraya komünist manifesto gördüm onu alayım bari dedim, kasada cüzdanımdan parayı çıkarmak için bir köşeye koydum ama geri almak için davrandığımda kitap koyduğum yerde yoktu. kaşla göz arasında yürütmüşler. başka da kopyası yoktu. şaka gibi değil mi? arkadaşım da çok güldü bu duruma. ''gezme ceylan buralarda seni harcarlar'' diye dalga bile geçti.

bana göre eğer anıtsal bir değeri yoksa ve hacimli değilse bir kitap 25 liradan pahalı olmamalıdır. kitap fiyatlarının bu kadar el yakmasının sebebi şüphesiz ki bir takım ekonomik parametrelere dayanıyordur ama burası okuru pek ilgilendirmemelidir. kitap okumak yemek, içmek gibi temel bir ihtiyaç olarak görülmeli ve ona göre asgari fiyatlandırılmalıdır (hayır yani, gören de bunu yazanın pempe fularlı bir kitap kurdu olduğunu sanacak).

ha ucuz yayınevleri yok mu? elbette var ama çok kalitesizler. üniversitedeyken dünya klasiklerini iğrenç bir çeviri ve okurken mide bulandıran bir basımla yayınlayan bir yayınevinden o dönemin parasıyla 365 liraya 64 tane kitap almıştım. kıyak iş gibi değil mi? hepsini okumam iki senemden biraz fazlasını aldı ve sürenin sonunda size samimi olarak söylüyorum ki türkçem bozuldu yahu. tercümesi o kadar kötüydü yani. özne-tümleç-yüklem şeklindeki türkçe sentaks yerine yıllarca yüklem-özne-tümleç hatta yükleç-öznem-tümle şeklinde cümleler kurdum inanabiliyor musunuz? bu durumu yeni yeni düzelttiğimi düşünüyorum. kötü baskıdan dolayı migrenim bile çıkmıştı. neyse ki kitap okumayı bıraktım da migrenden de kurtuldum.

peki hem ucuz hem de kaliteli yayınevleri hiç mi yok? benim bildiğim sadece hasan ali yücel klasikleri serisi var. külliyattaki kitapların olması gereken fiyatta olduklarını düşünüyorum.
devamını gör...

okudukça öğretiyor, öğrettikçe de okunuyor. hafızası güçlü, şiddete eğilimli hasta yakınlarının uzak olması temennisiyle.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim