ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
ayın en iyi yazarı belirleme kriterlerini doğru bulmuyorum. ne kadar nick altı, o kadar etkileşim. ne kadar etkileşim o kadar artı oy, artı oy eşittir iyi yazar olamaz. sıralamada 21. olmuşum “black jack” yapmışım. bence 21’i yakalamak daha zor ve daha kazançlıdır.
benim için sözlük yazarları arasında birkaç isim vardır ki, her ayın iyi yazarlarıdır. söylemekten de çekinmem.
(bkz: evernevergreen)
(bkz: mahlassızım)
(bkz: 10pele)
(bkz: ateist kaplumbağa)
ve daha ismini yazamadığım, ayın listesinde sıralamasını bilmediğim ancak benim listeme giren yazar arkadaşlar, siz hep yazın. biliyorum. sözlüğün bu uygulaması sizin de umrunuzda değil.
benim için sözlük yazarları arasında birkaç isim vardır ki, her ayın iyi yazarlarıdır. söylemekten de çekinmem.
(bkz: evernevergreen)
(bkz: mahlassızım)
(bkz: 10pele)
(bkz: ateist kaplumbağa)
ve daha ismini yazamadığım, ayın listesinde sıralamasını bilmediğim ancak benim listeme giren yazar arkadaşlar, siz hep yazın. biliyorum. sözlüğün bu uygulaması sizin de umrunuzda değil.
devamını gör...
aylık
farklı isim varyasyonları bulunana ve en az top sektirenin kaleye geçtiği ve en çok gol yeme sayısına ulaşananın kaybettiği mahalle/sokak oyunu. şimdiki çocuklar oynar mı bilmiyorum. kafa golü ikilik sayılıyordu bir de.
devamını gör...
her şeyi düşünme sorunu
her şeyi kafaya takma sorunuyla arasında ince bir çizgi vardır. bunu sadece düşünce bağımlıları bilir.
(bkz: düşünce bağımlılığı)
(bkz: düşünce bağımlılığı)
devamını gör...
de bağlacını doğru yazamayan yazar
efendim bu nedir? sürekli bu durumu görüyor ve arka arkaya bu rezaleti okudukça tepem atıyor. adam çatır çatır fikir beyan edıyor, ancak gel gör ki de bağlacını sürekli ya bitişik yazıyor ya da olmadık yerde ayırıyor. anlama bir daha bakin, bu eleman zaten ufak tefek bir şey. yolda giderken her motosikletliye çarpıyor musunuz? hayır, bu da onun gibi. onun da cüssesi küçük olsa da görevi mühim. beyler, hanımlar dikkat edelim şu hususa.
anlamayanlar için şuraya bir filmden sohne bırakalım:
anlamayanlar için şuraya bir filmden sohne bırakalım:
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
kırmızı kalemle resmi not ya da mektup yazılmaz.
devamını gör...
bepantheneden masallar
her akşam yatmadan önce kullandığım masal..bir kremi varmış bir merhemi yumuşacık edermiş elleri..
(bkz: reklam sloganı)
(bkz: reklam sloganı)
devamını gör...
bactec kan kültürü testi
tüberküloz hastalığının hızlı tanısında kullanılan kültür testidir.
devamını gör...
normal sözlük'e girişte ilk mesaj atan moderatör
kafa sözlük'ün yazarlarına geçtiği kıyaklardan biridir. daha sitenin ne olduğunu dahi anlayamamışken peş peşe 3 ayrı kişiden "hoş geldiniz" temalı mesaj geldi. açıkçası ben çok mutlu oldum. kendilerine de dediğim gibi, misafirlikte ev sahibi tarafından iyi ağırlanınca koltukaltı kabaran misafir gibi hissettim kendimi. emeği geçenlere teşekkür ediyor, iyi ki varlar diyorum.
devamını gör...
lucky star
1929 yapımı romantik komedi tarzında bir sessiz film. bence bu film sevgiliyle izlenecekler listesinde bulunuyor ama nerden bulucan sessiz film sevenini değil mi ama?
konu olarak yeşilçam tarzı bir dram ve aşk hikayesi seçilmiş. işlenişe baktığımızda yine dram ve aşk öğelerinin en can alıcı, en ağlatıcı ve en bam teline basıcı yönlerini görebiliyoruz.
bu filmle ilgili en sevdiğim yön ise kendi döneminin köy hayatını, modasını çok güzel yansıtması. bu tür eski filmler aynı zamanda birer kaynak görevi de görürler.
başrolde en sevdiğim kadın oyunculardan olan ve pamuk prensesin ilham kaynağı hem şirin hem güzel janet gaynor bulunuyor. rol için adeta biçilmiş kaftan kendisi. minyon ve çıtıpıtı halleriyle bu role ondan çok yakışan kimse olmazdı.
filmin en sevdiğim sahnelerinden birisi de filmin sonlarına doğru gerçekleşen o yeşilçamvari kavuşma sahnesidir. yani o sahne adeta bir yeşilçam aşk filmi için yapılmış gibi.
bu arada filmin rotten tomatoes'daki notu da içime su serpti. zira bazen sevdiğim filmlerin yerilmesi ve sert eleştirilmesi beni incitiyor. *
bir de filmde bir yumurta ile saç yıkama sahnesi var ki çok hoşuma giden.
buyrun izleyelim.
konu olarak yeşilçam tarzı bir dram ve aşk hikayesi seçilmiş. işlenişe baktığımızda yine dram ve aşk öğelerinin en can alıcı, en ağlatıcı ve en bam teline basıcı yönlerini görebiliyoruz.
bu filmle ilgili en sevdiğim yön ise kendi döneminin köy hayatını, modasını çok güzel yansıtması. bu tür eski filmler aynı zamanda birer kaynak görevi de görürler.
başrolde en sevdiğim kadın oyunculardan olan ve pamuk prensesin ilham kaynağı hem şirin hem güzel janet gaynor bulunuyor. rol için adeta biçilmiş kaftan kendisi. minyon ve çıtıpıtı halleriyle bu role ondan çok yakışan kimse olmazdı.
filmin en sevdiğim sahnelerinden birisi de filmin sonlarına doğru gerçekleşen o yeşilçamvari kavuşma sahnesidir. yani o sahne adeta bir yeşilçam aşk filmi için yapılmış gibi.
bu arada filmin rotten tomatoes'daki notu da içime su serpti. zira bazen sevdiğim filmlerin yerilmesi ve sert eleştirilmesi beni incitiyor. *
bir de filmde bir yumurta ile saç yıkama sahnesi var ki çok hoşuma giden.
buyrun izleyelim.
devamını gör...
vitalizm
canlı olan her şeyin büyülü ve özel bir niteliğine sahip olduğunu ve onu cansızlardan ayırdığına dayanan sezgisel inanç. incile göre tanrı insanı yaratırken ona "nefes üflemiştir". ölümsüz ruh inancı, bir çeşit vitalizm inancıdır.
devamını gör...
aşk yeniden
eymir’de,* j.c. jacobsen’in hayatımıza kattığı en değerli bira ile dinlenmesi keyifli olacak şarkıdır.
devamını gör...
saç döken üniversite bölümleri
mühendislik!!!! 4. sınıf erkeklerinin %85 ini kel gören benim ilk yıl şaşkınlığım. sonradan biz kadınlar için de dökülmenin normal olması şoku. saç dökmeden müh bitiren bordo berelilere selam olsun.
devamını gör...
trois couleurs blanc

üç renk üçlemesi'nin ikinci filmidir.
yönetmen krzysztof kieślowski yine ilk filmde olduğu gibi bir renk ve bir konsept üzerinden ilerliyor. beyaz üzerinden eşitliği anlatıyor ve her sahne beyazla bütünleşiyor.
sahnelerde beyazın kullanılması, oyunculukların mükemmele yakın olması, her görüntünün estetik açıdan güzelliği ve anlamı çok başarılıydı. bütün bunlar olurken zbigniew preisner'in müzikleri bu filmi bambaşka bir yere taşıyor. müzikler çok doyurucu ve sahnelerde çok başarılı şekilde kullanılıyor. her iki filmde de sahnelerin seyirciyi yaralama sebebi müzik kullanımı.
ilk filmin müzikleri de güzeldi ama bu filmde müzikleri daha güzel buldum. ilk filmle kıyaslamam gerekirse daha gerçek bir film izlediğimi düşünüyorum. ilk filmde görüntülerle beraber inanılması güç, büyülü bir dünya izlemiştim. bu film hem beyaz rengiyle hem anlatısıyla daha gerçekti. ayrıca kieślowski oyuncu seçimi konusunda çok başarılı. hem ilk filmde hem bu filmde çok güzel kadın oyuncularla çalışıyor. ilk filmde kadın karakterimiz çok güzel ve zarifti. bu filmde de aynısıyla karşılaşıyoruz. çok güzel ve zarif bir kadını izliyoruz.
filmin konusu iktidarsızlığı yüzünden karısı tarafından terk edilen bir adamı anlatıyor. bir mahkeme sahnesiyle başlıyor ve film sizi içine alıp götürüyor. üzerine bol bol düşüneceğim ve sahneler uzun süre hafızamdan silinmeyecek. muhteşem bir kieslowski filmi.
yönetmenin filmde eşitsizliği anlatma yöntemini çok sevdim, eşitsizliğin ikili ilişkiler üzerinden anlatılması ilginç ve güzel bir fikir. filmin ilk sahnesinde mahkemeye bir kadın giriyor, o kadın ilk filmde mahkemeye giren kadının aynısı. burası çok hoşuma gitti. hem ilk filmden ikinci filme gönderme yapılıyor, hem ikinci filmden ilk filme selam çakılıyor. gerçekten tebessümle izlediğim bir sahne oldu. yine ilk filmde şişeyi geri dönüşüm kutusuna atamayan yaşlı teyzeyi, ikinci filmde de görüyoruz. yönetmen neden bu filmleri üçleme olarak yapmış çok rahat anlıyoruz.
filmde en sevdiğim sahne ise mahkemeye giderken güvercinleri hayranlıkla izleyen adamın üzerine güvercinlerin pislemesi oldu. bu sahneden sonra mahkeme salonuna giriyor ve hayranlıkla izlediği karısı, onu sevmediğini söylüyor. zekice bir sahneydi, tabii ki çok hoşuma gitti. kieslowski filmlerinde dramı pornoya çevirmeden aktarmayı başarıyor ve bu benim çok sevdiğim bir şey. saygı!
filmde sevdiğim ve zorlandığım kısım ise intikamın sebebini pek haklı bulamadım. yani herkese göre değişir ama bana olaylar o kadar vurucu ve güçlü gelmedi. bu olay yüzünden böyle bir plan yapılması mantıklı değildi diye düşündüm. onun dışında her saniyesinden keyif aldım. muhteşemdi.
devamını gör...
boğaziçi üniversitesi öğrencilerinin keyfi bir biçimde gözaltına alınması
türkiye'nin en masum eylemlere bile müsait olmadığını gösteren olaydır.
devamını gör...
kılıçdaroğlu'nu tehdit eden çakıcı'nın ifadesi
ben de söverken hakaret değil ikaz mahiyetinde sövüyorum, hukuken suç değilmiş demek.
devamını gör...
güne bir görsel bırak

karanlıkta doğan umut..
dün kiev bombardıman altındayken, sığınak olarak kullanılan bir metro istasyonunda mia adı konulan bu güzel bebek doğdu.
hoşgeldin mia, bahtın açık ömrün aydınlık olsun.
hoş geldin bebek, hoş geldin yaşama sırası sende..
savaşlara, kötülüklere inat umudun hayallerin olsun..!
devamını gör...
dostoyevski'den alıntılar
ne garip değil mi? sevdiğiniz insanın her yalanında bir doğru, sevmediğiniz insanın her doğrusunda bir yalan ararız.
(bkz: suç ve ceza)
(bkz: suç ve ceza)
devamını gör...
geceye bir söz bırak
dünya hiçbir şey hissetmeyenlere aittir. eylem adamı olmanın birinci şartı, duyarsız olmaktır.
fernando pessoa
fernando pessoa
devamını gör...

