kabil ve habil’in hikayesi, ahlak ve kul hakkı kavramlarının, dinler daha yokken var olan kavramlar olduğunu, semavi ve sair tüm dinlerin de temel olarak bu kavramlar üzerine oluşturulduğunu gözler önüne seren çok güzel bir hikayedir.

hikayede kardeşinin canına kasteden ve yaşama hakkını elinden alan başka bir kardeş var. hikayede kıskançlık var, hasetlik var. baştan aşağı etik dışılıkla yoğrulmuş bir kıssa.

sonrasında gelen tüm dinler, tüm kitaplar ve peygamberler ve semavi olmayan dinlerin veya inanışların fikir önderleri genel olarak “ahlak” ı ve “kul hakkı” nı(tüm canlıların doğuştan var olan hakları) anlatmışlar.

anlatmışlar ama biz bir türlü anlamamışız veya anlamak zor gelmiş, anlamamış gibi yapmışız. ikinci seçenek daha gerçekçi gibi. çünkü işimize gelmedi bu gerçekler hiçbir zaman. biz, zaman içinde dinlerin temeli olan bu kavramlara uymadan dindar da olduk. kul hakkına girdik, haset ettik, saygısızlık yaptık, öldürdük ve tüm bunları dinin içine de yapıştırıp geçtik. oysa yaratıcı dememiş mi ümmeti olduğumuz pergamber için; “şüphesiz ki sen, yüce bir ahlak üzeresin”.

“ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” dan yola çıkarak ahlaksızlığımızın diz boyu olduğu su götürmez bir gerçek. e dinimize de laf edemeyiz sonuçta kişi dindarım diyorsa dindardır. sonuç olarak ahlaksız dindar oluyoruz biz. sıkı bir tezatlık barındırsa da tanımımız bu.

bir arada olmayacak iki kavramı biz bir araya getirmeyi başardık. ahlaksızlık ve dindarlık. belki dinden önce ahlakı öğrenip içimize sindirebilseydik ve alt yapıyı bu şekilde ahlak-saygı ikilisi üzerine üzerine kursaydık, sonrasında dinle üzerinde harika bir solo atardık. ama atamız kabil bizim.

tabi atamız kabil diye tüm suçu kabil ve şeytana atma üç kağıdına girmeyelim. bunu yapma ihtimalimize istinaden de düşünüp tutalım diye bize öğütler de verildi akıl da. kabil de olabiliriz habil de.
devamını gör...

1969 yapımı memduh ün'ün yönettiği duygu sağıroğlu'nun senaryosunu yazdığı türk sinamasının az bilinen sert filmlerinden bir tanesidir.
başrollerde cüneyt arkın, fatma girik, firuzan * ve bilal inci oynamaktadır. filmin konusuna gelecek olursak:
ahmet (cüneyt arkın), komşusu hamza(behçet nacar) tarafından öldürülür. karısı ıraz (fatma girik) cinayeti ihbar etse de ispatlayamaz. ahmet’in geride bıraktığı oğlu alide (cüneyt arkın) hamza’yı öldürerek hapse girer. hapishaneden çıkan ali, bu kan davasını bitirmek ister ama nafile...
bu filmde türk sinemasında gelip geçmiş en sert, en istismarcı, en kestirilemeyen sahnelerden birisi vardır . ali'nin kanlısının(bilal inci), onun annesi rolündeki yaşlı, başörtülü ıraz'a (fatma girik), intikam olsun diye tecavüz ettiği an ve sonrasında ıraz'ın intiharı ile senaryonun yol değiştirip farklı yollara sapması ve çok değişik intikam yöntemleri ile az bilinen şahane türk filmleri klasmanına girmeyi sonuna kadar hakediyor.
ayşe'nin(firuzan)'ın en başta erkek gibi silah kullanıp biraz daha olan küçük abisinden daha çok intikam hırsı ile yanması ali ile tanıştıktan sonra ona aşık olması çok klişe gelsede bu filmde bu kadarcıkta olsundur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kaliteli olmayan bir internet sitesidir.

saat 10'dan sonra cinsel içerikli metinler paylaşırlar.
devamını gör...

sen tabiatın yüz karasısın, biliyorsun değil mi?
devamını gör...

düşünce ve niyet okuyorum.
hiç istemiyorum ama psişik güçler kahretsin.

bizi de böyle kabul edin.
devamını gör...

(bkz: pempe ve yunus)
devamını gör...

şeker portakalı, güneşi uyandıralım, delifişek. yine okuyasım geldi.
devamını gör...

beraber mi yanacaz banane alüminyum dedirtir.
devamını gör...

1954 yılında da olan bir durum. o dönem tuna nehirinden kopan buzulların boğaza gelmesiyle olmuştu sanırım. ama doğru mu bilmiyorum. *1920’li ve 1650’li yıllarda da yaşandığı belirtilmekte. küresel ısınma kaynaklı olursa vahim bir durum olacaktır.
devamını gör...

40 numaradır. allah sizi inandırsın ters bir şey diyene postallan ağzına ağzına vururum.
devamını gör...

muzdarip olduğum durum.
ya kahveye giden dayılar gibi ellerimi arkada tutuyorum. ki bu benim favorim *
ya da askerden ailesine fotoğraf gönderecek er modunda girip "devrem şunu çek de, anama yollayacağım." der gibi kasılıyorum. orada tek eksik g3 tüfek.
poz vermeyi bir türlü öğrenemedim gitti...
devamını gör...

dimitris mitropanos harikası şarkı.

arıyormuş mitropanos baba, bulabilmiş mi bilinmez? adam öldü, soramıyorum da. neyse, gidince artık.

"
.
.
seni arıyorum
gün doğumunda seni selanik'te arıyorum
şafağın renklerinde bakışın eksik
seni arıyorum
.
.
"

yutup öldü, yidik onu biz
devamını gör...

aaaa duydum ki quinn gelmiş. hoş gelmiş. umarım bir daha gitmez ve sözlüğü güzel tanımlarıyla renklendirmeye devam eder.*
devamını gör...

açılımı: engelli kamu personeli seçme sınavı
2014 yılı 28906 sayılı bakanlar kurulu kararı ile özel gereksinimli bireylerin devlet kadrolarında çalışmaları için getirilen sınav türüdür.
sınava başvuru yapabilmek için en az ortaöğretim mezuniyeti şartı aranmaktadır. özel gereksinimli bireyin eğitim durumuna göre ortaöğretim, lise ve yüksek öğretim türlerinde adaylar sınava tabi tutulurlar. sınavlarda temel olarak türkçe,matematik,sosyal bilimler ve genel kültür alanlarında sorular bulunur. adayların sınava başvurabilmeleri için şu şartları taşımaları mecburidir:
türk vatandaşı olmak
en az ortaöğretim mezunu olmak
kamu haklarından mahrum bulunmamak
18 yaşından büyük olmak (15 yaş üstü içinde özel izin alınabiliyordu ama tam emin değilim)
%40 ve üzeri çalışabilir durumda olmak.(bu madde sağlık raporuna tabidir. gerekli incelemeler sonucu sağlık kurulu belgeyi düzenler.)
şartları karşılayan adaylar sınavlara katılarak varsa meslekleri yoksa memur olarak görevlendirilir.
sınava katılabilecek engel grupları sırası ile şöyledir:
zihinsel yetersizliği bulunanlar,
görme engelliler,
işitme engelliler,
genel engelliler,
dahil olduğu grup doğrultusunda adaylar test sırasında yazılı şekilde veya işitsel şekilde sınav olur( sınav sorumlusu öğrenciye soruları okur ve cevabını sözel olarak alarak onun yerine optik formu doldurur.)

tanım bu kadardı burdan gerisi bir öğretmenin gözünden ekpss'nin değerlendirilmesi.

öncelikle özellikle zihinsel yetersizliği olan çocukların yıllar boyunca geçtiği örgün öğretim onların akademik beceriler kazanmasına yönelik olmaktan ziyade sosyalleştirmek ve topluma kazandırmakta ilgili olduğu için öğrenciler başarısız olduğu dersler sebebiyle sınıf tekrarı yapmıyor yalnızca sınıf atlatılıyor kaynaştırma eğitimi
ve sonra o çocuklardan hayata atılma noktasında akademik dönüş bekleniyor burada ki tutarsızlık çocukların zaten negatif şartlar ile mücadeleye başladığı hayatta onları 1-0 dan çok daha geriye düşürüyor. ailelerin üzerinde ki (ölümlerinden sonra ) gelecek kaygısı ve çocuğunun bir işe girip hayatını idame ettirebileceklerine dair ümitleri zedeliyor ve streslerini arttırıyor ama buna rağmen tuvalet becerisini 10 yaşında kazabilmiş çocuktan kalkıpta tarih çözmesini beklemek abesle iştigal oluyor.

bunun dışında diğer engel gruplarında da çocuklar için de şu şekilde bir seyir oluyor çocuklar bir şekilde başarı ile okullarından mezun olsalar dahi ekpss sınavını kazanamadıkları durumda şirketlerin engelli personel kadrolarında iş aramaya başlıyor ancak orada ki problemleri ayrıca bir başlıkta anlatmak gerek o apayrı bir dert zira. ekpss sınavında başarıya ulaşmaları durumunda ise güvenlik soruşturması (?) gibi saçma sapan süreçlere takılarak aylarca iş başı yapmayı bekliyorlar ve bunun da ötesinde ''sen çalışma biz sana para verelim'' zihniyetinin kurbanı olup %40lık raporlarını %60'a çıkarttırarak engelli bakım parası almaya hak kazanmak için uğraşıyorlar zira başka seçenekleri kalmıyor bu durumda kaynaştırma eğitiminin amacına aykırı şekilde özel gereksinimli bireyleri evlerine hapis ediyor.

engelli bakım parası ödenmesi yerine bir çok insana aynı ödenecek mebla karşığında iş imkanı sunulması bir çok açıdan gelişimi destekleyen unsur olacak ancak maalesef böyle düşünülmesinin yanında engelli bireylere milli eğitimin sırtında ki kambur olarak bakılıyor ve ayda 4 saat üstünde grup dersi ödeneği bile verilmiyor.

aşağıya link olarak engelli bireylerin üretime katıldığı linkler bırakacağım. okuyan herkese teşekkür ederim.

www.haberler.com/...
www.batmanyon.com/...
www.pendik.bel.tr/...
devamını gör...

azıcık hırs yapsan hayat daha güzel olacak. biraz istikrarrr... bak yolun sonu pişmanlık ben sana diyeyim.
devamını gör...

"tanrı öldü" sözünün hep yanlış değerlendirildiğini düşündüğüm pos bıyıklı, nihilist filozof. adam diyor ki: tanrı öldü, onu sizler öldürdünüz. sonra herkes çıkıp aha adam tanrı öldü diyor diye bas bas bağırıp yorumlamalara girişiyor. yav siz tanrıyı öldürmediniz mi? şu an (hadi o zamanı baz alalım, 20.yy başlarında) tanrı ölmemiş gibi davranan mı vardı? öldürdünüz işte, sözlerinizle, eylemlerinizle, kapitalist protestan düşüncenizle, sadece kendinizi düşündüğünüz katolik kilisenizle, şu din bu din diye acı çektirdiğiniz insanlarla öldürdünüz. tanrı'yı öldürürseniz kendiniz tanrı olacaksınız sandınız. tanrı'yı sizler öldürdünüz. nietzsche değil.

bu yüzdendir ki bu sözü hep dinî anlamda değil, avrupa toplumunun o dönem içinde bulunduğu sosyal-ahlaki çöküşle yorumlamak gelir içimden (o zamanki çöküş bizim son 20 yıldaki ahlaki çöküşün önünde diz çöker tövbe ister). insanlar isa mesih'in dediği gibi düşmanını sevse, kurt sürüsü içindeki koyun olsa, diğer yanağını dönse ne tanrı ölürdü ne de ışığıyla aydınlatan tek kilise alevler içindeki kilise olurdu. he nietzsche bu kez de siz kölesiniz derdi ama olsun, en azından tanrı ölmezdi.
devamını gör...

(bkz: başaramadık abi)

ustun bir dirayet istedigi icin, yapabileni ayrıca tebrik ettigim durum. bu hikayede yanan ben oldum.
devamını gör...

mutlu olanların hepsi çoktan uyudular şimdi uyumayanlara selam olsun .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evde bulamadığım her eşyam için annemin kullandığı cümle, ‘belki çöpe gitmiştir’. attım da demiyor eşyanın kendi özgür iradesinden bahsediyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim