bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
olabilecek durum.
bir öğrencim gece 3'te yazmıştı bana.
benim rekorum üç.
bir öğrencim gece 3'te yazmıştı bana.
benim rekorum üç.
devamını gör...
griot
afrika kabilelerinde geleneği, göreneği çalgılar eşliğinde nesilden nesile aktaran, kabile reisleri ve halk arasında sevilip sayılan kişidir. bir nevi bizdeki halk ozanları.
devamını gör...
kafası yastığa değer değmez uyuyabilen kişi
başıma bir şey gelmeyecekse beni anlatan tanım. tüm gün her ne yaşıyorsam onun stresini zaten çektiğim için kafamı yastığa koyup 87 saniye falan düşündükten sonra uyuyorum. ancak uyurken beynim susuyor şükür.
devamını gör...
iğrendiren kokular
yumurta kokusu.
devamını gör...
300 spartalı
tarihi bağlamından koparılarak şaşalı bir hollywood şovuna dönüştürülen filmdir. filmde persler abartılı bir doğu despotizminin temsilcileri olarak tanımlanırken, spartalılar (evet hem de spartalılar) demokrasi ve özgürlük havarisi, fakir ama gururlu gençler olarak gösterilir. rahatsız edici bir filmdir. asıl dertlerinin tarihi bir olayı anlatmak değil, propaganda yapmak olduğu görülür. güncel politik gelişmelerle geçmişteki bir olay, tarafları üzerinden eşleştirilir ve al sana bol bol bilgisayar efekti sosuna bulanmış yarı cahil hollywood filmi daha. ne spartalılar ne persler doğru yansıtılır. hem dönemin yunan kültürü hem de pers kültürü kendi içinde özeldir. birbirlerini etkilemişlerdir. dönemin yunan kent devletlerinin ortaya koyduğu demokrasi tecrübesi başlı başına önemli ve nadidedir. yunan kültürü daha sonra büyük iskenderle birlikte bütün akdeniz coğrafyasındaki hakim kültür konumuna gelecektir ve bu çok uzun bir süre de böyle devam edecektir. hatta daha sonra kurulacak roma'nın da temeli esasında bu kültüre dayanır. persler de kurdukları ilk dünya imparatorluğu ile barış ve hoşgörü içinde yaşattıkları onlarca halkla, yol, posta, bürokrasi, vergilendirme sistemleriyle oldukça güzide örnekler ortaya koymuşlardır.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
hiçbir önemi olmadan yazıyorum. anlaşılmak için değil -ki insan kendini bile anlayamazken neden başkasının onu anlamasını beklesin ki- beğenilmek için de değil -çünkü bunun bana bir faydası yok- içimdeki taşmanın bir sonucu olarak yazıyorum. farkına varmadan çıkan kendi kendine konuşur gibi durduramadığın bir şey. keyif veriyor.. beni bana anlatır gibi anlatıyorum çoğu zaman. tekrar ediyorum, sürekli hemde. aynı cümleleri aynı kelimeleri defalarca kullanmışlığım var. işte onlara takılıyorum içimde kalıcağına dışarı çıksın diye yazıyorum.
devamını gör...
ilişkide yapılan yanlışlar
kendinden ödün vermektir. bir ilişkide yapılan en basit hata budur. başlarda kendinden ödün vermek iyi hissettirir. kendinden ödün verip bir şeyler yaptıkça karşı cinsi mutlu edersin. o mutlu oldukça daha da mutlu olursun. ilişkinin yavaş yavaş sonunu getiren karşı cinsin gözündeki değerini düşüren kendi elinle kendi kuyunu kazdığın aptalca bir davranıştır. en son noktada ilişkiyi kurtarmak için çabalarken karşıdaki kılını kıpırdatmadığında daha önce seve seve kendinden ödün vererek yaptığın her şeyin aslında koca bir enayilik olduğunu anlarsın.geriye yaptığın şeyleri hatırladıkça kendine kızmak veya küfür etmek kalır.
devamını gör...
istiklal mahkemeleri
dosta güven düşmana korku verir. ne kadar doğrudur bilinmez ama hain dedeleri burada asılan bazı kişilerin, günümüzde hala bazı sözlük sitelerinde dolaştığı rivayet edilir...
devamını gör...
ceren damar şenel
çankaya üniverstesi hukuk fakültesin de araştırma görevlisi olarak görev yaparken, kopya çekerken yakaladığı öğrencisi (bkz: hasan ismail hikmet) tarafından önce silahla vurulup ardından 17 bıçak darbesi ile öldürülen genç bir akademisyen.. gündemi takip edenler dava sürecinde yaşananları ve sanık avukatı'nın çok çirkin iftiralar içeren savunmasını hatırlayacaklardır.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
delphi'deki apollon tapınağı girişinde altın harflerle yazılı olan "nosce te ipsum" deyişi
"kendini tanı" anlamındadır.
"kendini tanı" anlamındadır.
devamını gör...
misafirliğe gidildiğinde başkasının giydiği terliğin verilmesi
eğer ayağınızda çorap varsa sıkıntı olmayan bir durumdur.
çıplak ayakla başkasının terliğini giymem ama, giymenizi de tavsiye etmem.
çıplak ayakla başkasının terliğini giymem ama, giymenizi de tavsiye etmem.
devamını gör...
rimbaud
nickaltı boş diye korkmuyormuş. biraz da heart attack yapalım. iyi bir yazar. kafa birine benziyor gibi. şimdi gidip beğendiğim entrylerini bulcam ve sözlük uyarı verene kadar beğencem
devamını gör...
predestination
robert anson heinlein tarafından yazılmış olan all you zombies adlı kısa bilim kurgu öyküden esinlenilerek çekilmiş 2014 avustralya yapımı film.
bu öykü bir seminerde michio kaku tarafından da dinleyicilere anlatıldı.
ben de özetlemeye çalışayım size mevzuyu.
--! spoiler !--
- yıl 1945. bir kız bebekle beraber çıkagelen ve onu yetimhaneye bırakan bir yabancı görürüz ilk olarak öyküde. rahibeler onu alır ve adını jane koyarak büyütürler. büyürken de sürekli olarak anne ve babasının kim olduğunu merak eder.
- jane 17 yaşına gelince biriyle tanışır ve sevgili olur. ondan hamile kalır ancak sevgilisi onu terk eder.
- 9 ay sonra hastanede bir kız doğurur jane. ancak aşırı derecede kanaması vardır ve doktorlar hayatta kalması için son bir şans olarak bir deneme yaparlar: onun cinsiyetini değiştirirler. o artık jim'dir. üstelik ameliyattan hemen önce kim olduğu belirsiz biri bebeğini de çalmıştır jane'in, yani yeni jim'in.
- yaşamına jim olarak devam eder ama yaşadıkları nedeniyle alkolik olup çıkmıştır. sürekli bardadır. kim olduğunu, ailesini soranlara cevap veremedikçe içmeye de devam eder. ta ki bir bar kavgasına karışıp dayak yediği güne dek...
- barmen yanına gelir, onu ayıltır ve "ben bir zaman yolcusuyum. istersen zaman makinesi ile geçmişe gidip aileni bulalım" der. jim hemen atlar tabii bu teklife mal bulmuş mağribi gibi...
- geçmişe giderler. jim şaşkın şaşkın etrafta dolanırken güzel bir kızla tanışır ve sevgili olurlar. hem ziyaret hem ticaret durumları...
- ancak doğa kanunları yine rahat durmaz ve jim kızı hamile bırakır. sonra bir tartışma nedeniyle ayrılırlar. jim, eskiden jane olduğu günleri anımsar. o zaman çocuğu, kim olduğunu bilmediği biri tarafından kaçırılmıştır malum. bu çocuğunun kötü ellere geçmesini önlemek ister. bebek doğunca onu hastaneden kaçırır ve zaman makinesi ile 1945'e geri giderek yetimhaneye bırakır.
- rahibeler bebeği bulur ve ona jane adını vererek onu büyütürler. jane büyüyene dek "annem kim, babam kim, kim kim kim? kiziroğlu mustafa bey..." şeklinde takılır.
- bu esnada jim artık hayatını bir sarhoş olarak geçirmemeye karar vermiştir. gidip zamanda yolculuk yapan bir ekibe katılır. birçok olayda rol alır ve yaşlanır. "bunca görevde rol aldım ama son bir iş daha yapacağım" der ve şuna karar verir: "son görevim için zamanda tekrar geriye döneceğim ve barda gördüğüm, sürekli anne babasını arayan o adamla tanışıp ona ailesini bulacağım." ve geriye dönerek kendisiyle tanışır.
all you zombies zaten "ben nereden geldiğimi biliyorum ama siz zombiler; siz nereden geldiniz?" temalı bir şekilde son bulur.
yani zaten esas olay jane'in esas anne babasını bilemiyor ve işin içinden çıkamıyor oluşumuzdur. bu nedenle de film aslında amacına ulaşmıştır.
--! spoiler !--
burada devreye şu da giriyor olabilir tabii: bir teorik fizik görüşüne göre zamanda, zaman makinesinin icadından daha geriye gidilemez. bu nedenle de biz bu olayda jane'in yetimhaneye bırakıldığı noktadan öteye gidemiyor olabiliriz.
bir de bitirmeden benzer bir hikâye daha yazmak istiyorum.
--- alıntı ---
yetişkin bir kızı olan bir dul kadınla evlenmiştim.
babam da üvey kızımla tanışınca, ona aşık oldu ve sonunda da kandırdı ve evlendiler.
böylece babam damadım oldu. üvey kızım da annem durumuna geldi.
karım bir oğlan doğurdu.
çocuk tabii ki babamın kayın biraderi ve üvey annemin kardeşi olarak benim dayım sayıldı,
üvey annem de bir oğlan doğurdu. böylece kardeş sahibi oldum.
ama üvey kızımın çocuğu olduğundan, aynı zamanda da torunum sayıldı.
iş bu kadarla da bitmedi.
karım annemin annesi olduğu için, benim büyük annem sayıldı.
ben de babamın babası oluyordum.
sonunda kendimin dedesi olmuştum...
--- alıntı ---
bu öykü bir seminerde michio kaku tarafından da dinleyicilere anlatıldı.
ben de özetlemeye çalışayım size mevzuyu.
--! spoiler !--
- yıl 1945. bir kız bebekle beraber çıkagelen ve onu yetimhaneye bırakan bir yabancı görürüz ilk olarak öyküde. rahibeler onu alır ve adını jane koyarak büyütürler. büyürken de sürekli olarak anne ve babasının kim olduğunu merak eder.
- jane 17 yaşına gelince biriyle tanışır ve sevgili olur. ondan hamile kalır ancak sevgilisi onu terk eder.
- 9 ay sonra hastanede bir kız doğurur jane. ancak aşırı derecede kanaması vardır ve doktorlar hayatta kalması için son bir şans olarak bir deneme yaparlar: onun cinsiyetini değiştirirler. o artık jim'dir. üstelik ameliyattan hemen önce kim olduğu belirsiz biri bebeğini de çalmıştır jane'in, yani yeni jim'in.
- yaşamına jim olarak devam eder ama yaşadıkları nedeniyle alkolik olup çıkmıştır. sürekli bardadır. kim olduğunu, ailesini soranlara cevap veremedikçe içmeye de devam eder. ta ki bir bar kavgasına karışıp dayak yediği güne dek...
- barmen yanına gelir, onu ayıltır ve "ben bir zaman yolcusuyum. istersen zaman makinesi ile geçmişe gidip aileni bulalım" der. jim hemen atlar tabii bu teklife mal bulmuş mağribi gibi...
- geçmişe giderler. jim şaşkın şaşkın etrafta dolanırken güzel bir kızla tanışır ve sevgili olurlar. hem ziyaret hem ticaret durumları...
- ancak doğa kanunları yine rahat durmaz ve jim kızı hamile bırakır. sonra bir tartışma nedeniyle ayrılırlar. jim, eskiden jane olduğu günleri anımsar. o zaman çocuğu, kim olduğunu bilmediği biri tarafından kaçırılmıştır malum. bu çocuğunun kötü ellere geçmesini önlemek ister. bebek doğunca onu hastaneden kaçırır ve zaman makinesi ile 1945'e geri giderek yetimhaneye bırakır.
- rahibeler bebeği bulur ve ona jane adını vererek onu büyütürler. jane büyüyene dek "annem kim, babam kim, kim kim kim? kiziroğlu mustafa bey..." şeklinde takılır.
- bu esnada jim artık hayatını bir sarhoş olarak geçirmemeye karar vermiştir. gidip zamanda yolculuk yapan bir ekibe katılır. birçok olayda rol alır ve yaşlanır. "bunca görevde rol aldım ama son bir iş daha yapacağım" der ve şuna karar verir: "son görevim için zamanda tekrar geriye döneceğim ve barda gördüğüm, sürekli anne babasını arayan o adamla tanışıp ona ailesini bulacağım." ve geriye dönerek kendisiyle tanışır.
all you zombies zaten "ben nereden geldiğimi biliyorum ama siz zombiler; siz nereden geldiniz?" temalı bir şekilde son bulur.
yani zaten esas olay jane'in esas anne babasını bilemiyor ve işin içinden çıkamıyor oluşumuzdur. bu nedenle de film aslında amacına ulaşmıştır.
--! spoiler !--
burada devreye şu da giriyor olabilir tabii: bir teorik fizik görüşüne göre zamanda, zaman makinesinin icadından daha geriye gidilemez. bu nedenle de biz bu olayda jane'in yetimhaneye bırakıldığı noktadan öteye gidemiyor olabiliriz.
bir de bitirmeden benzer bir hikâye daha yazmak istiyorum.
--- alıntı ---
yetişkin bir kızı olan bir dul kadınla evlenmiştim.
babam da üvey kızımla tanışınca, ona aşık oldu ve sonunda da kandırdı ve evlendiler.
böylece babam damadım oldu. üvey kızım da annem durumuna geldi.
karım bir oğlan doğurdu.
çocuk tabii ki babamın kayın biraderi ve üvey annemin kardeşi olarak benim dayım sayıldı,
üvey annem de bir oğlan doğurdu. böylece kardeş sahibi oldum.
ama üvey kızımın çocuğu olduğundan, aynı zamanda da torunum sayıldı.
iş bu kadarla da bitmedi.
karım annemin annesi olduğu için, benim büyük annem sayıldı.
ben de babamın babası oluyordum.
sonunda kendimin dedesi olmuştum...
--- alıntı ---
devamını gör...
pisik
halk dilinde kedi anlamına gelen kelime.
devamını gör...
yazarların engellediği yazarlar
benim için bomboş bir küme olan durum.
ya çok ılımlıyım ya da çok umursuz. her şey mümkün.
ya çok ılımlıyım ya da çok umursuz. her şey mümkün.
devamını gör...
muhteş ikiliyle kafa rock radyo yayını
çok evlencevi biv yavın oluyov dediğim yayındır.* şarkılar süper de asıl siz aşırı süpersiniz. gülüşleriniz beni öldürüyor.*
devamını gör...
konuşma şansım olsaydı denilen kitap karakteri
zorba ile konuşmayı çok isterdim. belki bana da hasapiko oynamayı öğretirdi..
devamını gör...
duyulan en iyi hazırcevaplar
"geldikleri gibi giderler."
atatürk 13 kasım 1918 günü öğle saatlerinde trenle istanbul’a geldikten sonra, haydarpaşa garı’ndan bindiği ‘kartal’ istimbotuyla galata’ya doğru giderken, işgal donanmasının arasından geçer.
bu geçiş sırasında yaveri cevad abbas’ın ağladığını gören mustafa kemal paşa, büyük kararlılıkla o tarihe geçen sözünü söyler.
“geldikleri gibi giderler”
bu söz, kurtuluş savaşı’nın ilk işaret fişeği olacaktır...
atatürk 13 kasım 1918 günü öğle saatlerinde trenle istanbul’a geldikten sonra, haydarpaşa garı’ndan bindiği ‘kartal’ istimbotuyla galata’ya doğru giderken, işgal donanmasının arasından geçer.
bu geçiş sırasında yaveri cevad abbas’ın ağladığını gören mustafa kemal paşa, büyük kararlılıkla o tarihe geçen sözünü söyler.
“geldikleri gibi giderler”
bu söz, kurtuluş savaşı’nın ilk işaret fişeği olacaktır...
devamını gör...
eve giren hırsızı öldürmek
kanada'da kendini koruma kanunu ne amerika'daki gibi önce ateş et sonra sor gibi aşırı esnek ne de türkiye'deki gibi çok dardır. kendini korurken belli şartlar altında öldürmenin yasal olduğu kabul edilir.
kanada'da kendini koruma 26. numaralı yasanın 34. maddesiyle düzenlenir ve eve giren hırsızı öldürmek kendini koruma kapsamına aşığadaki hallerde girer. eğer kişi kendisinin veya ailesinin fiziksel anlamında zarar göreceğinden korkuyor ve kendini tehdit altında hissediyorsa, saldırgan herhangi bir silah ( bıçak, beyzbol sopası, ateşli silah vb ) taşıyorsa kendi koruma hakkına sahiptir. burada eğer kişi diyelim ki hırsıza beyzbol sopasıyla, tavalyla, bıçakla ya da silahla vurdu. ancak kişi ölmedi ve hala hayatta, yerde etkisiz yatıyorsa öldürücü atışı yapamaz. yine saldırgan kaçmaya başlamışsa ve arkadan vuramazsınız. evim dışında, parktan ya da garajdan arabanız çalınıyorsa, ya da evin içinde kişi maddi şeyler toplamış ve gitmek üzereyken eşyanızı korumak için öldüremezsiniz. ancak kişi size saldırıyorsa, silah taşıyorsa ve hırsızı bu arada öldürürseniz ceza almazsınız.
her dava kendi koşulları içinde değerlendirilirken ana nokta her zaman kendini tehdit altında hissetmek, kişi tehdit olmadığında saldırmayı bırakmak, kişi yanlışlıkla ilk atışta öldürücü darbe aldıysa ve aslında silah taşımıyorsa burada silah taşımadığını bilmiyor olmanız ya da aslında yaralamak için ateş açarken yanlışlıkla öldürmek.
kanada'da davalarda jüri kararı esastır ve bu tür durumlarda jüri genelde evin sahibinden yana karar vermektedir.
bizim eve ise hiç bir hırsızın girmesi tavsiye edilmez. gurka bıçağı, katana ve eski bir yarenlik evdedir. benim atıcılığım, japonya'da siyah kuşak alan sevgili, hellhound tadında havlayan ve hırlayan köpeğimiz jim'le, bizim eve giren hırsızın alanı terketmesi için 60 saniyesi vardır.
kanun için buradan
yorum ve ek bilgi buradan
kanada'da kendini koruma 26. numaralı yasanın 34. maddesiyle düzenlenir ve eve giren hırsızı öldürmek kendini koruma kapsamına aşığadaki hallerde girer. eğer kişi kendisinin veya ailesinin fiziksel anlamında zarar göreceğinden korkuyor ve kendini tehdit altında hissediyorsa, saldırgan herhangi bir silah ( bıçak, beyzbol sopası, ateşli silah vb ) taşıyorsa kendi koruma hakkına sahiptir. burada eğer kişi diyelim ki hırsıza beyzbol sopasıyla, tavalyla, bıçakla ya da silahla vurdu. ancak kişi ölmedi ve hala hayatta, yerde etkisiz yatıyorsa öldürücü atışı yapamaz. yine saldırgan kaçmaya başlamışsa ve arkadan vuramazsınız. evim dışında, parktan ya da garajdan arabanız çalınıyorsa, ya da evin içinde kişi maddi şeyler toplamış ve gitmek üzereyken eşyanızı korumak için öldüremezsiniz. ancak kişi size saldırıyorsa, silah taşıyorsa ve hırsızı bu arada öldürürseniz ceza almazsınız.
her dava kendi koşulları içinde değerlendirilirken ana nokta her zaman kendini tehdit altında hissetmek, kişi tehdit olmadığında saldırmayı bırakmak, kişi yanlışlıkla ilk atışta öldürücü darbe aldıysa ve aslında silah taşımıyorsa burada silah taşımadığını bilmiyor olmanız ya da aslında yaralamak için ateş açarken yanlışlıkla öldürmek.
kanada'da davalarda jüri kararı esastır ve bu tür durumlarda jüri genelde evin sahibinden yana karar vermektedir.
bizim eve ise hiç bir hırsızın girmesi tavsiye edilmez. gurka bıçağı, katana ve eski bir yarenlik evdedir. benim atıcılığım, japonya'da siyah kuşak alan sevgili, hellhound tadında havlayan ve hırlayan köpeğimiz jim'le, bizim eve giren hırsızın alanı terketmesi için 60 saniyesi vardır.
kanun için buradan
yorum ve ek bilgi buradan
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın günaydın
bugün ağır patronlar gelecek, iş yerinde toplantı... traşı olduk, janti giyindik... sanki beni istemeye geliyorlar gibi bir his oturdu içime, patronlara nazlanasım var.
bugün ağır patronlar gelecek, iş yerinde toplantı... traşı olduk, janti giyindik... sanki beni istemeye geliyorlar gibi bir his oturdu içime, patronlara nazlanasım var.
devamını gör...