görüntülü arama terörü
ba yi li yo rum ya!
boyle bir teknoloji var ve bundan nasil nefret edebilirsiniz? kac kilometre oteden benim minicik ekranima koca new york sigabiliyor, sen neyin tatavasindasin?
el kol felci garantili de azicik katlaniver be.
aaa bak hatta kamera kapatma opsiyonu var inanir misin, abidik gubidik seyler yapmaya da gerek kalmiyor boylece, sadece karsi taraf da izlenebiliyor.
hahaha bak hatta akraba bulusmalarinin da sonunu getirdi bu, mis gibi ya mis. gereksiz samimiyetleri bitirmesi kalppp ben. bu teknolojiyi boklamak da alenen simariklik ama siz biligggsiniizzz.
he arabik kardeslerimiz gibi uluorta yapilmasina ben de karsiyim, milletin dinlemesine ve izlemesine gerek yok tabii.
lan durduk yere terorist de oldum, neyse.*
boyle bir teknoloji var ve bundan nasil nefret edebilirsiniz? kac kilometre oteden benim minicik ekranima koca new york sigabiliyor, sen neyin tatavasindasin?
el kol felci garantili de azicik katlaniver be.
aaa bak hatta kamera kapatma opsiyonu var inanir misin, abidik gubidik seyler yapmaya da gerek kalmiyor boylece, sadece karsi taraf da izlenebiliyor.
hahaha bak hatta akraba bulusmalarinin da sonunu getirdi bu, mis gibi ya mis. gereksiz samimiyetleri bitirmesi kalppp ben. bu teknolojiyi boklamak da alenen simariklik ama siz biligggsiniizzz.
he arabik kardeslerimiz gibi uluorta yapilmasina ben de karsiyim, milletin dinlemesine ve izlemesine gerek yok tabii.
lan durduk yere terorist de oldum, neyse.*
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük erkekle birlikte olmak
kişilerin hangi dönemlerinde olduğuna göre değişebilecek birliktelik. her 10 yaş aralığı aynı değildir. basit örnekle biri 40 diğeri 50 olan kişiler aynı kuşaktır, hayata ortak bakması garip karşılanmaz. anca biri 20 biri 30 iken bu durum daha eleştirilebilir oluyor bence. orta yaşa doğru adım atan, belli bir yaşanmışlık ve hayat tecrübesi olan birey ile; yeni reşit olmuş, kendini yeni yeni tanımaya başlayan yolun başındaki kişi hayata nasıl ortak bakabilir ki tamamen. bu ilişkide fikirler ve kafa uyumu değil; tamamen erkeğin dış görünüşü beğenmesi, kızların kendinden büyük erkek ve gücünü sevmesi etkendir diye düşünüyorum.
devamını gör...
thomas more
ütopya eserinin tersine sağlam bir katolik ve kralın tek adamlığa karşı bir duruş sergilemiş, vii. ve viii. henry'lerin her biriyle kavga etme yeteneği sergilemiş şahıstır.
üstelik rönesansa verdiği destek kadar reforma karşı çıkmıştır, erasmus'la kanka olmuştur.
son olarak döneminde çıkan isyanlara karşı hümanist bakış açısı ve akılcı çözümlemeler getirmiştir, bu yönüyle de en azından bir dönem halkta karşılığı kraldan daha yüksek noktalara ulaşmıştır.
dahası viii.hentry'nin sunduğu görevlerden kaçmak-kaçınmak istesede sonrasında çevresinden gelen baskılarında etkisiyle kabul etmiş, bugünkü anlamda bakılacak olursa baş yargıçlıktan sürgüne/kaçağa, viii.henryle'de başyargıç, maliye bakanı, meclis başkanı ya da kral yardımcısı, başbakan, dışişleri bakanı gibi çevirebileceğimiz birçok farklı görevlerde bulunmuştur.
kralın dini yetkiler dahil tüm yetkileri elinde topladığı (anglo sakson kilisesinin kuruluşuda sayılan), mevcut kralın yetkilerini ise arttırdığı yasaya alenen muhaliflik yaptığı için tüm yetkisi, malvarlığı ve canını kaybetmiştir.
sözün özü kaypak ya da yavşak değildir. tutucu katolik ve insan aşığı bir hümanisttir dolayısıyla zıtlıklar barındırır en azından bugünün gözüyle aynı zamanda da fikirleri uğruna koltuğunu bırakmak bir yana canı pahasına fikirlerini savunur. bu yüzdende her ne kadar canını kurtarmak için mücadele etsede "öldürülme" durumunu göze aldığını iddia etmek zorlama değildir çünkü vii.henry'le zor kurtardığı canını viii. henry'e karşı durarak kaybetmiştir. (infaz edildi).
üstelik rönesansa verdiği destek kadar reforma karşı çıkmıştır, erasmus'la kanka olmuştur.
son olarak döneminde çıkan isyanlara karşı hümanist bakış açısı ve akılcı çözümlemeler getirmiştir, bu yönüyle de en azından bir dönem halkta karşılığı kraldan daha yüksek noktalara ulaşmıştır.
dahası viii.hentry'nin sunduğu görevlerden kaçmak-kaçınmak istesede sonrasında çevresinden gelen baskılarında etkisiyle kabul etmiş, bugünkü anlamda bakılacak olursa baş yargıçlıktan sürgüne/kaçağa, viii.henryle'de başyargıç, maliye bakanı, meclis başkanı ya da kral yardımcısı, başbakan, dışişleri bakanı gibi çevirebileceğimiz birçok farklı görevlerde bulunmuştur.
kralın dini yetkiler dahil tüm yetkileri elinde topladığı (anglo sakson kilisesinin kuruluşuda sayılan), mevcut kralın yetkilerini ise arttırdığı yasaya alenen muhaliflik yaptığı için tüm yetkisi, malvarlığı ve canını kaybetmiştir.
sözün özü kaypak ya da yavşak değildir. tutucu katolik ve insan aşığı bir hümanisttir dolayısıyla zıtlıklar barındırır en azından bugünün gözüyle aynı zamanda da fikirleri uğruna koltuğunu bırakmak bir yana canı pahasına fikirlerini savunur. bu yüzdende her ne kadar canını kurtarmak için mücadele etsede "öldürülme" durumunu göze aldığını iddia etmek zorlama değildir çünkü vii.henry'le zor kurtardığı canını viii. henry'e karşı durarak kaybetmiştir. (infaz edildi).
devamını gör...
yazarların duyduğu reddedilme cümleleri
"seni arkadasim olarak goruyorum."
devamını gör...
adopsiyonizm
hristiyanlıkta, şeytan'dan türemiş bir sapma olarak algılanan ve iç sapkınlıklar olarak tanımlanan, ikinci ve üçüncü yüzyıllarda, diğeri sekizinci yüzyılda ortaya çıkmış iki heretik görüşe verilen isimdir.
birinci heretik görüşü savunan toledo başpiskoposu elipand'a göre isa'nın insan ve tanrı yönlerini ayırt etmek gerekir: bu nedenle insan olarak isa'dan "tanrı'nın evlat edindiği oğul", diye söz eder. isa'nın insanlığını, tanrı'nın oğlu olan isa'dan ayırır. o'nun tasarımına göre kitabı mukaddes'te sözü edilen meryem'in oğlu, tanrı'nın oğlu değil, yalnızca evlat edindiği oğludur.
birinci heretik görüşü savunan toledo başpiskoposu elipand'a göre isa'nın insan ve tanrı yönlerini ayırt etmek gerekir: bu nedenle insan olarak isa'dan "tanrı'nın evlat edindiği oğul", diye söz eder. isa'nın insanlığını, tanrı'nın oğlu olan isa'dan ayırır. o'nun tasarımına göre kitabı mukaddes'te sözü edilen meryem'in oğlu, tanrı'nın oğlu değil, yalnızca evlat edindiği oğludur.
devamını gör...
7 dakikalık dehşet
nasa yaklaşık bir ton ağırlığındaki uzay aracı perseverance'ın, 18 şubat 2021 tarihinde mars'a nasıl ineceğini gösteren bir animasyon yayımladı. aracın mars'a inebilmesi için yaklaşık 7 dakika sürecek bir dizi zorlu manevraya "yedi dakikalık dehşet - seven minutes of terror" adı verildi.
jezero adı verilen bir kratere gönderilecek perseverance aracı mars’ta olası geçmiş yaşam kanıtlarını arayacak.
konu ile ilgili olarak kafa sözlük'ten son feci mars ve meja'nın açıklamalarda bulunması bekleniyor. *
jezero adı verilen bir kratere gönderilecek perseverance aracı mars’ta olası geçmiş yaşam kanıtlarını arayacak.
konu ile ilgili olarak kafa sözlük'ten son feci mars ve meja'nın açıklamalarda bulunması bekleniyor. *
devamını gör...
zeytinyağlı taze fasulye
hayatımda sadece 1 defa yediğim ve hayran kaldığım muhteşem yemektir.
onu da bir arkadaşımın annesi yapmıştı, hatta egeliydi ablamız. kendi çiftliğindeki fasulyeler ve kendi annesinin yaptığı zeytinyağı ile yapmıştı sağ olsun.
annemden de yapmasını istedim ama bir türlü ikna edemedim, kim bilir belki bir gün yapar.
onu da bir arkadaşımın annesi yapmıştı, hatta egeliydi ablamız. kendi çiftliğindeki fasulyeler ve kendi annesinin yaptığı zeytinyağı ile yapmıştı sağ olsun.
annemden de yapmasını istedim ama bir türlü ikna edemedim, kim bilir belki bir gün yapar.
devamını gör...
erkekler ağlamaz
dayatılan toplumsal normları yıktığımız zaman kimsenin düşünmeye bile tenezzül etmemesini umduğum başlık.
devamını gör...
laikliğin halka sorulmadan getirilmesi
burada ki problem neden halka sorulmadı çok yanlış yapıldı değil, halkın bu devrimlerin kıymetini tam olarak kavrayamamasıdır. yani laiklik çölde susuz kalmış bir kişiye altın tepsi içinde sunulan bir sürahi buzlu sudur ama malesef o adam 1 gün daha susuz kalsa idi kendi bulduğu çamurlu, böcekli suyu daha kıymetli sanacaktı.
devamını gör...
günde kendi çocuğunu ballandıra ballandıra anlatan kadın
en iyisi senin çocuğun tamam demek isteyip saygıdan ötürü susmak zorunda kaldığım kişi.
devamını gör...
kleptomani
çalma hastalığı olarak bilinen bir akıl hastalığıdır. bu hastalığa sahip olan kişilere kleptoman adı verilmiştir.
kleptoman bireylere hırsız demek yanlış olur çünkü hırsızlar plan yaparak hareket ederler, kleptomanlar iste dürtüleriyle hareket edip sonrasında vicdan azabı ve yakalanma korkusuyla karşı karşıya kalırlar ve aldıkları eşyayı hemen geri verme düşüncesine kapılırlar.
çalma hastalığındaki kişiler aldıkları eşyaları çoğunlukla satın alabilecek güçte insanlardır, bunu yaparken hissettikleri şey psikolojik olarak rahatlamaktır bu da antidepresan etkisiyle eşittir.
son zamanlarda gülseren budayıcıoğlu romanlarından uyarlanan gerçek hikayeleri ele alan kırmızı oda dizisi şu an süveyda adlı kleptoman karaketerini ele alıyor, süveyda çocukken başından geçen kötü bir olay sonucunda kleptomani hastalığına yakalanmış ve bunun sonucunda kendi dünyasında bir alma-verme yani ihtiyacı olmayan değeri bulunmayan ekonomik olarak kolayca alabileceği eşyaları çalıp ihtiyacı olanlara veya sevdiği insanlara verip onları mutlu etme dürtüsüyle bir nevi kendini de rahatlatıyor, mesela birini üzdüğünde ona hediyeler vererek kendini affettireceğini düşünüyor çünkü çocukken ona böyle öğretilmiş. aslına bakarsak genetik olmayan çoğu ruh hastalığı da geçmişimize dayanıyor. süveyda’nın hikayesi de bunlardan sadece birisi.
kleptoman bireylere hırsız demek yanlış olur çünkü hırsızlar plan yaparak hareket ederler, kleptomanlar iste dürtüleriyle hareket edip sonrasında vicdan azabı ve yakalanma korkusuyla karşı karşıya kalırlar ve aldıkları eşyayı hemen geri verme düşüncesine kapılırlar.
çalma hastalığındaki kişiler aldıkları eşyaları çoğunlukla satın alabilecek güçte insanlardır, bunu yaparken hissettikleri şey psikolojik olarak rahatlamaktır bu da antidepresan etkisiyle eşittir.
son zamanlarda gülseren budayıcıoğlu romanlarından uyarlanan gerçek hikayeleri ele alan kırmızı oda dizisi şu an süveyda adlı kleptoman karaketerini ele alıyor, süveyda çocukken başından geçen kötü bir olay sonucunda kleptomani hastalığına yakalanmış ve bunun sonucunda kendi dünyasında bir alma-verme yani ihtiyacı olmayan değeri bulunmayan ekonomik olarak kolayca alabileceği eşyaları çalıp ihtiyacı olanlara veya sevdiği insanlara verip onları mutlu etme dürtüsüyle bir nevi kendini de rahatlatıyor, mesela birini üzdüğünde ona hediyeler vererek kendini affettireceğini düşünüyor çünkü çocukken ona böyle öğretilmiş. aslına bakarsak genetik olmayan çoğu ruh hastalığı da geçmişimize dayanıyor. süveyda’nın hikayesi de bunlardan sadece birisi.
devamını gör...
friedrich nietzsche
“en derin yaralarla başlar, en derin gülücükler. en yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. en derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefeste yaşamayı.” sözünün sahibi filozof.
devamını gör...
ork'a dönüşen adam
kendini var etme çabasının kontrolden çıktığında nerelere varabileceğine dair ibretlik bir örnektir. sağlam bir psikolojinin örneği olmadığı aşikar. adamcağız adına üzüldüm zira kendine bir dönüş yolu bırakmamış.
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
insanlığın kedilerden ve hayvanlardan öğrenmesi gereken çok şey var, keşke öğrenseler dünya daha güzel bir yer olur.
devamını gör...
çaylaklarla muhatap olan yazar
beni de sevin
devamını gör...
anasının babasının ilgilenmediği çocuklar
çok zor bir çocukluk geçirir. devamlı travmalarla seneler ziyan olur.
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
dünya senin etrafında dönmüyor; şu an yaşadığın her şeyi başka bir yerde, belki ülkede, belki de seninle aynı şehirde olan biri de yaşıyor. acının hissedilme dozunu farklıdır fakat birileri seninle aynı duyguları paylaşıyor.
hayat sandığın kadar kötü değil; her ne yaşamış olursan ol, hayat hiçbir zaman göründüğü kadar kötü değil. önemli olan yin ve yang'ı baz alıp kötünün içindekini görmek. biraz daha dikkatli bakmak lazım sadece.
hayal etmek önemli ama olmayınca üzülme; hayal etmeyi hepimiz çok seviyoruz ve neredeyse her an hayal kuruyoruz. bunu abartıp beyni şartlandırmak olmaz. belki biri olmayacak ama diğer hayal gerçekleşecek? neden gerçekleşeni görmezden gelip gerçekleşmeyen için gözyaşı dökelim ki?
ağladık da ne oldu? geçti mi her şey?; gece gündüz ağlamanın kimseye yararı yok. var mı? yok. kaybedilen tek şey gözyaşları. bu nedenle ağlatan ne varsa geride bırakmalı insan. zaten ne demişler; ağlamaya değer olan hiçbir şey ağlatmaz.
birileri gider, birileri kalır; kimsenin varlığıyla hayatta kalmadığımız gibi, kimsenin yokluğuyla da ölmeyiz. hayat bu; ne getirip ne götüreceği belli olmaz. bugün ağladığımıza yarın gülmek var. ola ki çok üzdü; çiçek koklamak, hayvan sevmek, kitap okumak daha iç açıcı değil mi?
hayat sandığın kadar kötü değil; her ne yaşamış olursan ol, hayat hiçbir zaman göründüğü kadar kötü değil. önemli olan yin ve yang'ı baz alıp kötünün içindekini görmek. biraz daha dikkatli bakmak lazım sadece.
hayal etmek önemli ama olmayınca üzülme; hayal etmeyi hepimiz çok seviyoruz ve neredeyse her an hayal kuruyoruz. bunu abartıp beyni şartlandırmak olmaz. belki biri olmayacak ama diğer hayal gerçekleşecek? neden gerçekleşeni görmezden gelip gerçekleşmeyen için gözyaşı dökelim ki?
ağladık da ne oldu? geçti mi her şey?; gece gündüz ağlamanın kimseye yararı yok. var mı? yok. kaybedilen tek şey gözyaşları. bu nedenle ağlatan ne varsa geride bırakmalı insan. zaten ne demişler; ağlamaya değer olan hiçbir şey ağlatmaz.
birileri gider, birileri kalır; kimsenin varlığıyla hayatta kalmadığımız gibi, kimsenin yokluğuyla da ölmeyiz. hayat bu; ne getirip ne götüreceği belli olmaz. bugün ağladığımıza yarın gülmek var. ola ki çok üzdü; çiçek koklamak, hayvan sevmek, kitap okumak daha iç açıcı değil mi?
devamını gör...
yaşar kemal
sait faik kendisi için türklerin en kürdü, kürtlerin en türkü der. zor bir hayatı vardı yaşar kemal’in babası gözünün önünde camide öldürüldü tüm gece babası başında ciğerim yanıyor diye ağladığını anlattırdı ki o gecenin sabahı kekeme olmuştur. istanbul’a ilk geldiği zaman parasızlıktan gülhane parkında bir bank üstünde bir hafta yatar ve yastığı o zaman yeni başladığı ince memed romanıdır. romanlarını asla daktilo ile yazmaz mutlaka kurşun kalemle yazardı. o kadar ki çekmecesinde yüzlerce kurşun kalemi olduğu bilinir. kendisinin zülfü livaneli ile ilginç bir ahbaplığı mevcuttu. o zaman ankara’da yatılı olarak lise okuyan zülfü livaneli ince memed türküsünün hiç söylenmeyen bir şeklini keşfeder. kalkar bunu yaşar kemal’e okumak için istanbul’a gider fakat yaşar kemal’i nerede bulacağını kestiremez. sonunda kitaplarının yayınevinde gider yaşar kemal’i sorar ve sonunda tanışırlar. yaşar kemal’e durumu anlatır yaşar kemal kendisini evine davet eder. evine gittiğinde yaşar kemal kendisini karşılar hatta zülfü livaneli için köfte yapar. yaşar kemal’in eşi thilda bu genç delikanlıya fazla yüz vermez fakat türküyü okumaya başlayınca bir anda dikkat kesilir ve o dostluk böyle başlar. buradan türküyü dinleyebilirsiniz.
iyi adamdı yaşar kemal bir nobel’i eksikti ama hiç öyle bir kaygısı olmadı. zor hayatın güzel izler bırakan adamı. ruhu şad olsun. evet.
iyi adamdı yaşar kemal bir nobel’i eksikti ama hiç öyle bir kaygısı olmadı. zor hayatın güzel izler bırakan adamı. ruhu şad olsun. evet.
devamını gör...
