sabah yapılan ilk iş
gözlerim yarı açık şekilde ayılana kadar* telefon oynarım. sonra da kim evde kim yok, neler olmuş bakmaya giderim.
devamını gör...
gençlerle baş başa
ali fuat başgil tarafından kaleme alınmış ,kendi eğitim hayatından yola çıkarak gençlere nasihat veren ve çok faydalı bulduğum kitap.yazarımız ordinaryüs ünvanını sahip hukuk profesörüdür.merhum yurtdışında grenoble üniversitesi hukuk fakültesi ve paris hukuk fakültesinde eğitim almıştır.herkese tavsiye edeceğim bir eser.
devamını gör...
saruwaka-machi'nin gece manzarası
halkın hedonistik faaliyetlerinden kaygı duyan hükümet, 1842'de şehrin gelişen eğlence endüstrisini engellemeyi amaçlayan bir dizi reform başlattı. tüm kabuki tiyatroları, şehrin kuzeydoğusundaki saruwaka-machi bölgesine taşınmak zorunda kaldı. ancak bu amaç amacının aksine daha fazla ilgi uyandırdı. insanların müstehcen performanslara katılmasını zorlaştırmaktan ziyade, bölge, kabadayı tiyatroculara hitap eden sayısız işletme ve restoran ile gelişen bir cazibe merkezi haline geldi. saruwaka-machi'nin bu tasvirinde, üç tiyatro, sağdaki çatı sırasının üzerinde yükselen taretleriyle tanımlanabilir. gösterilere sadece gün doğumu ve gün batımı arasında izin verildiğinden, gökyüzünde dolunay bulunan bu baskı eser; tiyatroların kapanmasından sonra bölgeyi gösteriyor.

yine de, insanlar hala sokakta eğlenirken, günün erken saatlerinde, gördükleri performansların bitmek bilmeyen heyecanının tadını çıkarıyorlar.
kaynak

yine de, insanlar hala sokakta eğlenirken, günün erken saatlerinde, gördükleri performansların bitmek bilmeyen heyecanının tadını çıkarıyorlar.
kaynak
devamını gör...
clara (yazar)
yazarın özenle seçtiği alıntılarda gönül dinlendiren bir şeyler var.
mahlasını görünce aklıma şu şarkı geliyor hep, küçük bir armağanla keyifli sözlükler diliyorum.
mahlasını görünce aklıma şu şarkı geliyor hep, küçük bir armağanla keyifli sözlükler diliyorum.
devamını gör...
gülme krizi
1962 de tanzanya'da 14 okulun 18 ay boyunca kapanmasına sebep olan olaydır.
devamını gör...
pame radyo yayını
"bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
ne o, ne o, ne o.
deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla."
(bkz: nazım hikmet ran)
denizi ayrı, maviyi ayrı, marikaki'yi apayrı seviyorum; kendisi gibi güzel bir tema seçmiş yine, pazarı güzel kılan tek şey olduğunu söylemiş miydim daha önce?
gemi mi yoksa?
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
ne o, ne o, ne o.
deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla."
(bkz: nazım hikmet ran)
denizi ayrı, maviyi ayrı, marikaki'yi apayrı seviyorum; kendisi gibi güzel bir tema seçmiş yine, pazarı güzel kılan tek şey olduğunu söylemiş miydim daha önce?
devamını gör...
normal sözlük moderatör alımı
ben girerdim de haksız rekabet olur şimdi.7/24 sözlükteyim alüminyüm.*
devamını gör...
çörekotu
peygamberimiz( s.a.v.):" çörekotu'na devam edin. zira allah onda ölüm hariç her derde şifa halk etmiştir", buyurmuştur. saçlara ve kafa derisine çörekotu yağı sürmek saçı çabuk bitirir ve beyazlaşmasını geciktirir, baş ağrısı, migren ve baş dönmesini giderir. çörekotu yağı damlatmak kulakları temizler. taze öğütülmüş çörekotu koklamak, baş ağrısını keser. bunlara ek olarak sara( epilepsi) hastalığında, sedef, vitiligo, mantar, basur(hemoroid), yüz felci, halsizlik, hormon dengesizliği, kadın hastalıkları, kolesterolü düşürmek ve kolesterollü tıkanıklıkları eritmek için, kısırlık, hafızayı kuvvetlendirme, prostat hastalıkları, diyabet, dalak hastalıkları, böbrek ve safra kesesi taşlarını eritmek ve safra kesesi dokularını düzeltmek gibi birçok alanda kullanılır.
(bkz: aidin salih gerçek tıp yitik şifanın izinde (kitap))
devamını gör...
ateistlere sadece agnostiklerin saygı duyması
personanongrata nickli yazarın saçmaladığı başlıktır. agnostikler; uçan spagetti canavarı, zeus, noel baba, thor, süpermen... gibi varlığı kanıtlanmayan karakterlere de varlığı ya da yokluğu bilinemez diyebiliyor mu? bu yazarın mantığına göre yokluğu kanıtlanmayan her şey hakkında agnostik olmalıyız o zaman. böyle saçmalık olmaz olsun. o zaman ben de yüce portakalus tanrısının varlığına inanıyorum benim dinim de portakaliyet. dinime göre portakal yiyen ve suyunu içen herkesin katli farzdır. eyyyy agnostik kardeş yokluğunu kanıtlayamıyorsan saygı duymak zorundasın ve yaşamını buna göre şekillendirceksin desem şimdi hadi lan ordan dersiniz. o zaman neden mevzu, kendi bünyesinde bile gırla paradoks barındıran tanrı olunca bu normal görülüyor?
devamını gör...
türkiye a milli futbol takımı
reklam filmlerinde çok başarılı oynayan futbol takımıdır.
instagramda röportajlarda çok başarılılar.
vatan millet sakarya edebiyatı yapıyorlar çok başarılılar ama top oynamaya gelince fıs.
rezil ruhsuzlar ordusu.
instagramda röportajlarda çok başarılılar.
vatan millet sakarya edebiyatı yapıyorlar çok başarılılar ama top oynamaya gelince fıs.
rezil ruhsuzlar ordusu.
devamını gör...
sanatsal türk filmleri
karpuz kabuğundan gemiler yapmadım hiç.
dar alanda kısa paslaşmalarda da bulunmadım.
bilirsin, futbolu sevmezdim.
dolayısıyla, tabutta rövaşata atmam da mümkün değildi.
ama bol bol uçurtma yaptım.
heyhat, bol bol vurdular uçurtmalarımı!
abilerim, ablalarım,
uçurtmayı vurmasınlar diye isyan etmelerine rağmen.
bacaksız olduğum doğruydu.
lakin piyano da çalmadım hiç.
arkamdan piyano piyano bacaksız diye seslenirdi.
ah, nasıl da özlüyorum onu!
ben bir zamanlar anadolu’da bulundum.
gerçi, ben hep anadolu’da bulundum.
bir zamanlar rumlar da anadolu’da bulundu.
kardeşce yaşamadık, yazık.
hiçbir türlü yaşayamadık biz.
muhsin bey amcamdan öğrendim ağır roman okumayı.
daha küçücüktüm,
anadolu’nun kayıp şarkılarının izini sürerken,
pardon, dedi eşkiya buralar benden sorulur.
bir eşkiya pardon der miydi?
o derdi evet.
dar alanda kısa paslaşmalarda da bulunmadım.
bilirsin, futbolu sevmezdim.
dolayısıyla, tabutta rövaşata atmam da mümkün değildi.
ama bol bol uçurtma yaptım.
heyhat, bol bol vurdular uçurtmalarımı!
abilerim, ablalarım,
uçurtmayı vurmasınlar diye isyan etmelerine rağmen.
bacaksız olduğum doğruydu.
lakin piyano da çalmadım hiç.
arkamdan piyano piyano bacaksız diye seslenirdi.
ah, nasıl da özlüyorum onu!
ben bir zamanlar anadolu’da bulundum.
gerçi, ben hep anadolu’da bulundum.
bir zamanlar rumlar da anadolu’da bulundu.
kardeşce yaşamadık, yazık.
hiçbir türlü yaşayamadık biz.
muhsin bey amcamdan öğrendim ağır roman okumayı.
daha küçücüktüm,
anadolu’nun kayıp şarkılarının izini sürerken,
pardon, dedi eşkiya buralar benden sorulur.
bir eşkiya pardon der miydi?
o derdi evet.
devamını gör...
aile gelir gider hesabı
ailedeki harcamaların hangi yöntemle ve kim/kimler tarafından yapılacağını anlatır.
bu konuda bir kaç gündür düşünüyorum. çevremde bir kaç tane ev hanımı var. kocasının sabahları harçlık bırakmayı unuttuğunu söyleyenler, ne kadar birikimimiz olduğunu bilmiyorum diyenler, kocasının gümüldür'den arsa alıp sattığını komşunun kocasından öğrenenler, yaptığı alısveris için kocasından iki kat para alıp kalan miktarla soluğu kuaforde alanlar.... bir de çalışan (öğretmen) kadın arkadaşlarım var. bunların içinde de maaş kartını evlendikleri ay kocasına verip bir daha hiç görmeyenler, maaşının ne kadar olduğunu bilmediğini söyleyenler, evdeki tüm para hesabını kocasının yaptığını ama bundan memnun olduğunu söyleyenler var.
bunlari duyunca gerçekten şaşırıp kalıyorum. insan neden hayatını paylaştığı kadından parasını saklar ya da insan neden o kadar yıl emek verdiği mesleğinin maaşını bilmez ?
bunların yanında günümüzde boşanmaların altta yatan sebeplerinin başında çiftlerin para konusunda uyumsuzlukları geldiğini okuyorum.
taraflardan birinin bagimliliklari için yaptığı harcamalar, kendi ailesine yaptığı yardımlar, ülkenin ekonomik durumu vs gibi konuları saymıyorum bile.
annemin zamanını düşünüyorum.
annem ve arkadaşları ilkokul ya da en fazla orta okul mezunuydu. zaman zaman altin günlerinde bu konu açılırdı ve istisnasız herkes aynı şeyi söylerdi. para ortak bir yerde duruyor, ihtiyaci olan alıp kullanır. aramızda ayrı gayrı olmaz. teknoloji alanında ilerlerken kültür alanında ciddi oranda düşüşe geçtiğimizi düşünüyorum.
bence ailedeki gelir gider hesabı çiftlerin benlik algıları iletişim becerileri ile doğru orantılı. arkadaş, evlisin evli. karşında el açmak zorunda olduğun baban yok, o evin işlerini yapıyor o hayatı paylasiyorsan parayı da seninle paylaşmak zorunda.
karşında hizmetçin yok. sen dışarıda çalışıyorsun diye tüm gün evinin işini yapıp hayatın her anını seninle paylaşan kadına paranın hesabını vermek zorundasın.
daha parayı birlikte harcayamiyor bu konuda ortak karar alamiyorsan neden aynı yatağı paylasiyorsun ?
bizde ise herkesin kartı kendi cebinde durur, herkes istediğini alır,para ortaktır, harcamalardan herkesin haberi vardır. aynı mutluluk ve hüznün ortak olduğu gibi. elbette bu noktaya gelmek için bir miktar gerginlik, bir miktar acı tecrübe yaşanmıştır. yine de bu yazıyı okuyan genc hemcinslerime "paranızı eşinize karşı bir koz olarak kullanmayın ama maaş kartınızı da kimseye kaptırmayın. bakiye sıfır da olsa kart her zaman sizin cüzdanınızda kalmalı." önerisini verebilirim.
bu konuda bir kaç gündür düşünüyorum. çevremde bir kaç tane ev hanımı var. kocasının sabahları harçlık bırakmayı unuttuğunu söyleyenler, ne kadar birikimimiz olduğunu bilmiyorum diyenler, kocasının gümüldür'den arsa alıp sattığını komşunun kocasından öğrenenler, yaptığı alısveris için kocasından iki kat para alıp kalan miktarla soluğu kuaforde alanlar.... bir de çalışan (öğretmen) kadın arkadaşlarım var. bunların içinde de maaş kartını evlendikleri ay kocasına verip bir daha hiç görmeyenler, maaşının ne kadar olduğunu bilmediğini söyleyenler, evdeki tüm para hesabını kocasının yaptığını ama bundan memnun olduğunu söyleyenler var.
bunlari duyunca gerçekten şaşırıp kalıyorum. insan neden hayatını paylaştığı kadından parasını saklar ya da insan neden o kadar yıl emek verdiği mesleğinin maaşını bilmez ?
bunların yanında günümüzde boşanmaların altta yatan sebeplerinin başında çiftlerin para konusunda uyumsuzlukları geldiğini okuyorum.
taraflardan birinin bagimliliklari için yaptığı harcamalar, kendi ailesine yaptığı yardımlar, ülkenin ekonomik durumu vs gibi konuları saymıyorum bile.
annemin zamanını düşünüyorum.
annem ve arkadaşları ilkokul ya da en fazla orta okul mezunuydu. zaman zaman altin günlerinde bu konu açılırdı ve istisnasız herkes aynı şeyi söylerdi. para ortak bir yerde duruyor, ihtiyaci olan alıp kullanır. aramızda ayrı gayrı olmaz. teknoloji alanında ilerlerken kültür alanında ciddi oranda düşüşe geçtiğimizi düşünüyorum.
bence ailedeki gelir gider hesabı çiftlerin benlik algıları iletişim becerileri ile doğru orantılı. arkadaş, evlisin evli. karşında el açmak zorunda olduğun baban yok, o evin işlerini yapıyor o hayatı paylasiyorsan parayı da seninle paylaşmak zorunda.
karşında hizmetçin yok. sen dışarıda çalışıyorsun diye tüm gün evinin işini yapıp hayatın her anını seninle paylaşan kadına paranın hesabını vermek zorundasın.
daha parayı birlikte harcayamiyor bu konuda ortak karar alamiyorsan neden aynı yatağı paylasiyorsun ?
bizde ise herkesin kartı kendi cebinde durur, herkes istediğini alır,para ortaktır, harcamalardan herkesin haberi vardır. aynı mutluluk ve hüznün ortak olduğu gibi. elbette bu noktaya gelmek için bir miktar gerginlik, bir miktar acı tecrübe yaşanmıştır. yine de bu yazıyı okuyan genc hemcinslerime "paranızı eşinize karşı bir koz olarak kullanmayın ama maaş kartınızı da kimseye kaptırmayın. bakiye sıfır da olsa kart her zaman sizin cüzdanınızda kalmalı." önerisini verebilirim.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
senin hiç haberin olmasa
senin hiç haberin olmaz ki
başlar biter kendi kendine o türkü.
ben yağmura deli buluta deli
bir büyük oyun yaşamak dediğin,
beni ya sevmeli ya öldürmeli.
gülten akın “deli kızın türküsü”
senin hiç haberin olmaz ki
başlar biter kendi kendine o türkü.
ben yağmura deli buluta deli
bir büyük oyun yaşamak dediğin,
beni ya sevmeli ya öldürmeli.
gülten akın “deli kızın türküsü”
devamını gör...
hospital playlist
hospital playlist, yulje tıp merkezi'nde çalışan doktor ve hemşirelerin ve hastaneye yatırılan hastaların hikayelerini anlatıyor. dizi, 1999'da tıp fakültesine girdiklerinden beri arkadaş olan beş doktorun etrafında dönüyor.
hastanelerde yaşayan sıradan ama özel insanların hikayesini ve 20 yıllık arkadaşların dostluğunu anlatan netflix dizisi.
kaynak
dizi ile ilgili spoiler içermeyen görüşüm aşağıdadır.
öncelikle bu dizi, her dilden ve her türden diziler arasında en sevdiğim dizi. bana en sevdiğin favori dizin ne diye sorsanız vereceğim cevap bu dizi* olurdu. diziyi aslında bu dizide oynayan sevdiğim bir oyuncu* vesilesiyle buldum. dedim ki tıp dizisi en kötü ne olabilir? ne anlatabilir? sonra izlemeye başladığımda anladım ki bu dizi sizi, bizi anlatıyor. mesela bu dizide süper havalı, süper şaşaalı ameliyatlar yok. karaciğer nakli var mesela, veya polikliniğe tedaviye gelen sıradan bir hasta. iyi doktorlar var, kötü doktorlar var. iyi insanlar var, kötü insanlar var. doktorlar antik yunan tanrıları gibi güzel veya yakışıklı da değil. ve bu doktorlar her hastalarını kurtaramıyor bazı malum dizilerin aksine. çünkü insanlar.
bu diziyle ilgili en sevdiğim şeylerden biri de alıntıda da belirtilen dizinin başrolü olan doktorların aralarındaki dostluk hikayesi. o kadar doğal ve o kadar sıcak ki. kurgu veya değil kıskanacaksak böyle dostlukları kıskanalım.
çok uzatmayayım bu son olsun, sevdiğim bir diğer şey ise dizinin müzikleri. dizi adını biraz da bu müziklerden alıyor zaten*. eğer diziyi izlerseniz ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız. bu diziyi izleyeli yaklaşık 1 yıl oluyor ama dizi müziklerini* hala dinliyorum.
son olarak, sevgili 2. sezon biraz daha çabuk gelebilir misin?
düzenleme: 2. sezonun netflix türkiye yayın tarihi 17 haziran 2021 olmadığı* için son paragrafta * ile belirtilen tarih kaldırıldı.
düzenleme 2: dizinin 2. sezon netflix türkiye yayın tarihi 23 eylül.
devamını gör...
tavuk soteyi zirveye çıkaran ince detaylar
bu konuda küçük bir rehber başlığı açmıştım, amacım bu tür şeyleri bir arada toplayabilmek daha sonra bulunmasını kolaylaştırmaktı.
henüz canlanmadı orası ama olsun, yine de yazmak isteyen olursa diye bırakıyorum ben evde sana aynısını yaparım rehberi
henüz canlanmadı orası ama olsun, yine de yazmak isteyen olursa diye bırakıyorum ben evde sana aynısını yaparım rehberi
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
paragraf
yunancada bölüm anlamına gelen "para" sözcüğü ve yazı anlamına gelen "graphos" sözcüğünün birleşmesi ile oluşur. yani "yazı bölümü" demektir. türkçeye fransızca paragraphe kelimesinden geçmiştir.
üniversite sınavlarında tuğla kalınlığında olan soruları ile öğrencilerin başının belasıdır, okurken sonuna geldiğinizde başını çoktan unutmuşsunuzdur. sayısal bölümü bitiren biri olarak aramın hiçbir zaman iyi olmadığı bir konudur zaten o paragraflar. üniversite sınavında bunları hazırlayanın......
üniversite sınavlarında tuğla kalınlığında olan soruları ile öğrencilerin başının belasıdır, okurken sonuna geldiğinizde başını çoktan unutmuşsunuzdur. sayısal bölümü bitiren biri olarak aramın hiçbir zaman iyi olmadığı bir konudur zaten o paragraflar. üniversite sınavında bunları hazırlayanın......
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
dudağımda çıkan uçuğa sıcak çay kaşığını yapıştırmak sayılıyor mu ? keza bunu yapan başka bir milliyet tanımıyorum
devamını gör...






