bugün işe gitmeyeceğim, yeter artık.
devamını gör...

mö. 4.yüzyıla tarihlenen ve mö 312’de ölen sidon kralı abdalonymos için yapıldığı tahmin edilen lahit.
1887'de (bkz: osman hamdi bey) önderliğinde sayda'daki (lübnan) kral mezarlığında yapılan kazılarda bulunan en önemli lahit. iskender lahdi'yle beraber 11 lahit, gemilerle istanbul'a getirilmiş ve bu eserlerin sergilenmesi için (bkz: istanbul arkeoloji müzesi) binası inşa edilmiştir.
isminin iskender lahdi olmasının sebebi, lahdin uzun cephelerinden birinde büyük iskender'in perslerle yaptığı savaşlarla, muhtemelen mö. 333'te yapılan issos savaşı'yla ilgili kabartmalar bulunmasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kabartmada solda, atı şaha kalkmış, herakles soyundan geldiği için aslan postuyla betimlenen figür büyük iskender'dir. kabartmalar renklerle boyanmış olsa da günümüzde lahdin ancak bazı bölümlerinde renkler seçilebilmekte.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

iskender lahdi istanbul arkeoloji müzesi'nin en önemli eseridir. müze binası sayda lahitleri için inşa edilmiştir zaten. uzun bir süre müze restorasyonu sebebiyle göremediğimiz eserler, kasım 2019'da restorasyon tamamlanarak ziyarete açıldı. sidon kral nekropolü odasının tam ortasında bulunan lahit sizi tam anlamıyla büyülüyor. tüm cephelerine detaylı bakabilmek ve incelemek için uzun bir zaman harcayabilirsiniz.
iskender lahdi'yle ilgili daha fazla bilgi içeren bir video için buradan
devamını gör...

ne iş yapar bu adamlar kimlere ne faydaları var merak ediyorum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tron efsanesi, top gun: maverick gibi filmlere de yönetmenlik yapmış, yapmakta olan joseph kosinski'nin bilimkurgu filmi. tom cruise, morgan freeman, andrea riseborough, olga kurylenko, nikolaj coster-waldau gibi tanıdık simalar gördüğümüz film:

bir uzaylı istilasına uğramış dünya modeli üzerinde ilerliyor. apokaliptik tanımı uygun olabilir fakat öyle yıkılmış, mahvolmuş şehirlerden çok düzlükler içinde geçiyor filmimiz. bazı yıkık dökük harabeler olsa da gördüğümüz kadarıyla şehirler dümdüz edilmiş ve insanlık başka bir gezegene yolculuk yapma fikrini benimsemiş. çünkü istilacı uzaylılar ile yapılan savaş kazanılmasına rağmen dünya kaybedilmiş. film konu itibari ile güzel olduğu kadar ilginç bir şekilde ilerlemesi ile de dikkat çekiyor. biraz yavaş ilerliyor gibi gelse de filmin yarılarına doğru merak duygunuzun dürtüldüğünü anlıyorsunuz. kim? nerede? neresi? nasıl??

filmi sakin bir kafa ile ve dikkatle izlemeniz gerektiğini düşünüyorum çünkü gerçekten güzel bir şekilde oturtulmuş bir akış var filmde. sonlara doğru her şey yerli yerine oturuyor.

filmden çıkacak sonuçlardan biri de tabii ki tom cruise'un bu tür filmlere çok iyi gittiği. yarının sınırında filmi de benzer bir konseptin çok çok farklı bir yol izlenmiş hali idi. ilgililere bu filmle (oblivion) birlikte o da önerilir.
devamını gör...

lokasyon olarak filistin’de bulunan(kimine göre israil), müslümanların ilk kıblesi ve kutsal sayılan üç mescidden biridir. kur’an-ı kerim’de el-mescidül aksa adıyla anılır. aksa arapça’da uzak anlamındadır. mekke’ye olan uzaklığından dolayı bu isim olduğu rivayet edilir. çevresinin mübarek kılındığı belirtilir. museviliğe göre burası dünya yaratılmadan önce vardır. tüm dinlere ev sahipliği yapmış, buram buram tarih kokan mübarek bir beldedir.

eskiden gittiğim ve gittikten sonra içimde burukluk yaşamama sebep olan yerdir. mescide namaz kılmaya gitmek istediğinizde, israil askerlerinin kontrolünde geçmek zorundasınızdır. gerekirse çantanızı ve üzerinizi ararlar. itiraz ettiğinizde sizi direkt gözaltına alarak deport ederler. maalesef şu an içler acısı bir durumdadır.
devamını gör...

büyümenin ayıdır. doğanın canlandığı, koyunların kuzuladığı, ineklerin buzağıladığı, sütte verimin en yüksek olduğu, ağaçların yapraklandığı, yaprakların yeşillendiği, en körpe yaprakların çıktığı, tarladaki ekinin boy attığı, yemyeşil başakların arasından kan kırmızı gelinciklerin salındığı bir dönemdir.
devamını gör...

eğitimci değilim, belki söyleyeceklerim yanlıştır lakin bu sistemin içinde okumuş hemen her öğrencinin gördüğü bazı çarpıklıklar vardır.

lise zamanlarını unutamıyorum mesela. üniversite sınavına girmeye iki ay gibi bir süre kalmıştı ve ben limit - türev - integral konularında daha kalem bile oynatamıyordum. okuldaki hocalar, yıllardır bu konuları aynı kafayla verdiklerinden üniversitede öğrendiklerini de unutmuştu, kafamın içine girmeyen bu üç baba konu hakkında bana yardımcı olamıyordu. en sonunda çıldırıp şehrimdeki üniversitede okuyan bir matematik öğrencisinden özel ders almaya karar verdim. o da bana üniversitelerde okutulan ders kitaplarından (bkz: thomas' calculus) matematik dersi vermeye başladı.
sonuç: üniversite sınavında limit - türev - integralden 8 soru çıktı, hepsi doğru.

çünkü o ablam, özel derslerde "x in derecesini başa indirip dereceyi 1 azaltırsın" gibi bir matematik dersi vermemişti. limit nereden, türev nereden gelir; integralde neyi amaçlarız; bu üç konunun teoremlerinin ispatları nedir gibi sorularıma cevap vermiş, üstüne üstlük üniversitede okuyan öğrencilerin çalıştıkları sorular üzerinden de hatalarımı tespit edip bunların üstüne gitmemi sağlamıştı.

yanlış anlaşılmasın, özel ders alın demiyorum. fakat okulda üç ay boyunca anlatılan konuyu anlamayan bir öğrenci henüz öğretmen olmamış birinden bir ayda teorem ispatlarına kadar bu konuyu nasıl öğrenir, bunu tartışmak istiyorum. bugün mühendislik öğrencisiyim ve daha lisede öğrendiğim o teorem ispatları sayesinde bugün daha rahatım. bir şeyin arkasını, gerçeğini öğrenmeden rahat edemiyorum. ezberci sistem ise bunu bana vermiyor.

üniversite kitaplarını çok seviyorum, çünkü yıllar boyu lanet okuduğum fizik ve matematiği olağanüstü şekilde sevdirerek anlatıyorlar. hele insanı araştırmaya teşvik etmesi yok mu o kitapların? ah ah...

evet, eğitimde bir şeylerin farklılaşması gerekiyor ama neyin farklılaşması lazım, bunu bilemiyorum. belki de üniversite kitapları tarzında bir anlatım, lise ve ortaokullardaki öğrencileri daha çok rahatlatır , kim bilir?
devamını gör...

sadece yazmayan, aynı zamanda okuyan yazarlardır.
devamını gör...

okuyamama problemini son bir yıldır yaşıyorsanız (bkz: ihtiyaç döngüsü)nün karşılanmamasından dolayı olabilir. geştalt'a göre ihtiyaçların farkına varılıp, harekete geçip, temas edip, doyuma ulaşıp, geri çekilme yaşarız. (acıkıktığınızı fark edip, yemek yemek için sipariş verip, yemeğinizi yedikten sonra doyuma ulaşmanız örneğinde olduğu gibi). ancak döngü şu anda bir çoğumuz için tamamlanamıyor; temel ihtiyaçlarımızdan olan güvende olmayı istiyoruz, ancak malum durumdan dolayı burada doyuma ulaşıp, geri çekilmeyi yaşayamadığımız için döngü tamamlanamıyor ve arka planda farkında olmasak da bizi meşgul ediyor. bu durumda, tamamlanmamış döngü kişinin içinde bulunduğu ana odaklanamamasına, enerjisini ve konsantrasyonunu oraya verememesine neden oluyor. bu yüzden bu süreçte kitap okurken bir sayfayı bitirip diğerine geçtiğinizde "az önce ne okudum?" sorusunun cevabını veremiyor olabilirsiniz.
devamını gör...

üşenmedim, bütün entryleri okudum. artık insanlara hitap edemiyorum.
devamını gör...

aslan kral. 1994
devamını gör...

eski sevgiliden bahsetmeyin ya lütfen.
devamını gör...

multitap adlı müzik grubunun 2010 çıkışlı şarkısıdır. şarkıyı dinlerken aklıma zeki kayahan coşkun'un matrax isimli radyo programı gelmektedir.

devamını gör...

sol elimin üzerindeki b12 dövmesinin neden yaptırdığımı hatırlatan başlık.
devamını gör...

güzel bir (bkz: mike cahill) filmidir. aşk şu güzel cümlelerle tarif
edilmiştir:

--! spoiler !--

büyük patlama gerçekleştiğinde, evrendeki tüm atomlar hep birlikte dışa doğru patlayan küçük bir noktanın içinde çarpışmaktaydı.

yani benim atomlarımla senin atomların kesinlikle o zaman birlikteydiler, ve kim bilir, belki de son 13,7 milyar yılda birçok kez birlikte çarpıştılar. yani benim atomlarım senin atomlarını tanıyordu ve her seferinde de tanıdı. benim atomlarım senin atomlarını hep sevdi.


--! spoiler !--
devamını gör...

(bkz: mahmut özay)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buraya ihtiyar elma ağacı kitabından bir alıntı bırakayım da ne kadar güçlü bir kaleme sahip olduğu belli olsun.


''ürperdi, titredi ihtiyar elma ağacı en uçtaki dallarına kadar. demek şunun şurasında birkaç aylık ömrü kalmıştı. güz aylarının sonunda bir gün bir adam çıkıp gelecekti elinde baltası ile… idam hükmünü yerine getirmek için haydar gürer’in. direnemez, karşı koyamazsın! neyinle, nasıl savunursun ki? sen, bir ağaçsın nihayet! yalvarsan kim duyar, dur desen kim dinler!… beş on, bilemedin çok çok yirmi kere vurdu muydu adam kaldırıp da ağır keskin baltasını koca gövde çatır çatır yıkılıverecekti yere… serin bir güz rüzgârı esecek, öteki ağaçlar sararmış yapraklarını pıtır pıtır dökeceklerdi gözyaşları gibi!''
devamını gör...

hakkinda yazmak istediklerimi toparlayamadigim, kac yasina gelirsem geleyim kendimi iyi hissettiren, cocuklugum.
devamını gör...

bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu. ben varım çünkü bu hayatın parçasıyım. bu hayata bir görev için buradayım. varım çünkü bana görmem için gözler, düşünmem için akıl verilmiş. eğer bu var oluşumu iyi yönde kullanmazsam, becerilerim, aklım kalbim ve vücudum durgunlaşacak, çürüyecek ve sonunda yok olacaktır. yüce yaratıcı bize nasıl ki bedenimizi bağışlamış ve bizi, bedebimizi en iyi şekilde akılcı ve bilinçli olarak kullanmakla görevlendirilmişse, bize bağışladığı bu sınırsız potansiyeli de hiç şüphesiz onu değerlendirmemiz için vermiştir. ben var oluşumu en iyi şekilde kullanmak istiyorum.kimse dünyaya tesadüfen gelmedi.herkes bir amaç için burada. elimizden gelenin en iyisini yaptığımız zaman, yaşamımızda ya da başka birilerinin yaşamında ne gibi bir mucizenin gerçekleştigini çoğu zaman bilmeyiz. bu dünyaya, var olduğumuzu göstermeliyiz. tıpkı bizde var olan ancak haberdar oladığımız gizli kalan yeteneklerimiz gibi... bu yetenekler kili toprağa benzer. o, ayakkabımızdaki çamur olabilir, bir binadaki tuğla ya da herkes ilham veren bir heykel olabilir. sonuç onun nasıl kullanıldığına bağlıdır. işte hayata var olduğunu göstermek de kendini nasıl kulandığına bağlıdır.
devamını gör...

saygıdeğer pek sevgili sözlük yazarları, uzakta olan ama bir o kadar yakın dostlarım!

gene geldik bir cuma gününe ve ben bu haftalık bir istisna olarak 23:00 da sizlerle olacağım.

bildiğiniz üzere geçen haftaya kadar canlı olmayan yayınlarım geçen hafta itibariyle benim bet sesimle sizlerle oldukça interaktif olmayan* bir sürece girmişti. eh baktı bazı sözlük yazarlarımız benim durumum içler acısı bari biz konuk olalım da biraz eğlenceli bir yayın haline gelsin dediler.

bu sebeple bu hafta benden ziyade daha çok konuğum olan alice in absurdland ın sesini duyacaksınız. ayrıca nasıl yaptı beni kandırdı bilmiyorum ama programın şarkı listesi de onun ellerinden çıktı. eh benim de ekleyeceğim bir iki şarkı elbet olacaktır.

özetle diyorum ki gelin bir bakın, sarmazsa uykunun tatlı kollarına doğru ya da efendim manitanızın sıcak sevgi dolu sarmalamasına doğru kaçarsınız.

sevgiyle esen kalın.

not: tabi ki başka katılmak isteyen olursa onlara da kapımız açık, başvurular bekleniyor.*
devamını gör...

pame'de bu hafta bir doğumgünü kutlaması var. * *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çağdaş yunan müziğinin farklı kulvarlarda üç kuşağını başarıyla temsil eden üç sanatçıyı birleştiren, aynı gün doğmuş olmaları. 29 eylül 1949 doğumlu yorgo dalaras'ın, 29 eylül 1957 doğumlu sokratis malamas'ın ve 29 eylül 1973 doğumlu fivos delivorias'ın doğum günlerini müzik kariyerleriyle, şarkılarıyla ve sesleriyle üç gün öncesinden kutlayacağımız üç mini bölümden oluşacak bu hafta pame.

bu üç renkli müzikal kişiliğe dair minik anekdotlar ve bolca müzikle pame radyo yayını, bu akşam saat 22:30'da sözlük radyosunda. bekliyoruz! *

blog.normalsozluk.com/
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim