abilerim ablalarım z kuşağıyla alakadar açılan bir başlığa daha gönderi girmiştim ve sanıyorum ki orada kendimi anlaşılır bir şekilde ifade etmiştim. kendimi yinelemek istemiyorum. ama rica ediyorum genelleme yapmayınız. bizim kuşağımızda da kayda değer bir şeyler yapmaya çalışan birey sayısı küçümsenemeyecek kadar fazla. teknoloji çağına doğmuş olmamız da bizim suçumuz değil lütfen bunu da göz önünde bulundurun. hatta bu bir suç değil. geleceğin mesleklerinde bir tanesinin de youtuberlik veya tiktokerlik gibi şeyler olacağı internetin ya da görüntülü telefonların yeni yeni çıkmaya başladığı sıralarda bilinmese de bu tür teknolojilerin gelişmesiyle geleceğin meslekleri olacağı belliydi zaten. bir de bu yönden düşünü rica ediyorum. ve lütfen şunu da unutmayın, ileride sizin emekli olduğunuz mesleklerin başına bizler geçeceğiz. belki içimizden birisi cumhurbaşkanı bile olacak. üstelik bizim neslimizi kanser türü olarak adlandıran nesiller de bizim dünyaya gelmemizde aracı olan bir üst kuşak. yani sizin kuşağınız y kuşağı. bu durumda ben de siz y kuşağı büyüklerime şunu sormak istiyorum. madem bu kadar kötü görecektiniz z kuşağını, bu kanser türünü neden yaydınız? kendi kendimize mitoz bölünerek oluşmadık çünkü biz. hadi ben çocuk yapmadım diyorsanız da z kuşağından kardeşi olan birileri illa ki vardır. böyle yaftalamayın artık çok rica ediyorum. gençlerde yanlış gördüğünüz bir şey varsa bunu ona düzgünce söylemek bir büyük olarak sizin bir nevi göreviniz. böyle başlıklar açmak yerine bunun için uğraş gösterseniz inanın bir şey kaybetmezsiniz. hatta gördğünüz yanlışı düzeltmeye vesile bile olabilirsiniz.

teşekkürler.
devamını gör...

erdoğan alışsa iyi olur çünkü daha çok görecek.
tanım; cenaze bile tanımayan faşizmin örneğini teşkil eden olay.
devamını gör...

yıllarca emek verdiğiniz bir alanda yada bir konuda başarıya ulaşmaktır. kısaca kendinizi gerçekleştirmektir. varoluşsal sancınızı dindirip dünyadaki varlığınızın bir nebze olsa anlam kazandığı o an her şeyden daha çok zevk verir.

başlık loser kaynıyor...
devamını gör...

ona bu zulmü reva görenler bir gün bedelini öder muhakkak. başka da söyleyecek bir şey bulamıyorum.
link

edit 1 : bu başlığa gelip paketlenmiştir yazan arkadaşlar bir haksızlığa uğrasa ömer faruk gergerlioğlu gelir onların da hakkını savunur. o karakterde bir insandır.

edit 2: ömer faruk gergerlioğlu ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış. umarım bir daha böyle bir mumaleye maruz kalmaz.
link
devamını gör...

dört mevsimin ayrı ayrı görsel şölen sunduğu doğa harikası olan tabiat parkıdır.

bolu'nun 13 km güneyinde ormanlar arasında suni olarak yapılmış küçük ve şirin bir set gölüdür. etrafı sarıçam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün her mevsim görüntüsü muhteşemdir. doğanın olağan üstü güzelliğiyle kaplı olan gölün hemen kenarında devlet konukevi olarak kullanılan şirin bir ev bulunmaktadır. gölün etrafında bu tesisten başka kır gazinosu adıyla bir restaurant ve kafeterya vardır. göl ve etrafı tabiat parkı olarak milli parklarca koruma altındadır.

kaynak: bolu.gov.tr
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel sahibi: fazıl karaduman
devamını gör...

bir kargo, 3 dal sigara, 2 nescafe, bir sürü yazı, bir kitap, satırları ona değmiş bir kitap, bir bileklik, tekkaş frida abla, sezen abla, arı, vapurlar ve dahi hepsi ve her şey..
devamını gör...

duman-ah
devamını gör...

“bir düş sanki ,onunla birlikte çimlerde oturuyor , elini tutup binlerce kez öpüyorum sanısıyla beni kandırdığında ,yatağımda onu boşuna arıyorum.ah ,uyku sersemliği içinde hala onu arayıp yokluğuyla uyandığımda ,sıkışan yüreğimden bir gözyaşı seli boşanır ve ben ,teselliden yoksun ,ağlayarak karanlık bir geleceğe devam ederim .”

-genç werther’in acıları
devamını gör...

"hiç çok gerçek olduğundan emin olduğun bir düş gördün mü neo? peki, bu düşten hiç uyanmasaydın, düşler dünyasıyla gerçek dünya arasındaki farkı nasıl anlayacaktın?" (bkz: matrix)

merhaba saygıdeğer yazarlar. bu hafta agora meyhanesi'nde rüyalar konusunu konuşacağız. sözlüğün bilgi küpü sevgili meja ve bendeniz coldboy, yanımıza sevgili konuğumuz pinkshinyultratambourine'i de katarak rüyaların bilimsel yanından tutun da psikanalizdeki yerine değinip, ilginç rüyalarımızın dünyasına sizleri de davet edeceğiz. yine özenle seçilmiş bir playlist'in hazırlandığı bu programda canlı yayın olmasının da avantajını kullanarak sizlerden gelen yorum, soru ve gördüğünüz ilginç rüyaları konuşacağız.

ilgili misafirlerimizi saat 20.00'da sözlüğümüzün güzel radyosuna bekliyoruz.

edit: yayın esnasında genellikle faydalanacağım kitap j. allan hobson'ın düşler (kitap)'ı olacak.
devamını gör...

bu ülkenin vatandaşı biriyle, güney afrika'da türk lokantasında karşılaşmıştık. bizim türklerle muhabbet ederken konu, konuyu açtı ve "burada bir erkek ne kadar kilolu ise o kadar kolay siyah kız bulabilir, psikolojik galiba, kilolu adamı, "hmm bunda para varki yemiş, böyle kilolu olmuş diye düşünüyorlar" demiştik.
o arkadaşsa "moritanya'da tam tersi, erkek değil kızın kilolu olması adettir, kimse zayıf kızla evlenmez, o yüzden taa bebeklikten kızlara bol bol yemek verilir kilolu olsunlar diye" demişti.
devamını gör...

'köpek ısırırsa değil ısırılırsa haber olur'un vücut bulmuş hali.
devamını gör...

öyle bir tarih ki, ne sonbaharın sonudur. ne de kışın başlangıcı. bir hüzne doğmuşuz işte.
devamını gör...

savaş sonrası mustafa kemal atatürk’ün seyit onbaşı’yı ziyarete geldiği anıyı paylaşmak istedim bende. hakan mengüç’ün “hiçbir karşılaşma tesadüf değildir” kitabında okumuştum.

cephaneliklerin iyice tükendiği, umutsuzluğun baş gösterdiği sırada hem arkadaşlarını kurtarmak hem de vatanını kanının son damlasına kadar savunmak için bir insanın tek başına yapamayacağı bir iş başarmış seyit onbaşı. 275 kiloluk önündeki top mermiyi sırtına vurup taşımış ve topun ağzına sürmeyi başarmış. o topla düşman gemilerinden biri batırılmış, bölgede savaşın kaderi değişmiş. sonra memleketine dönen seyit onbaşı, hiçbir zaman top mermisini kaldırıp savaşın seyrini değiştirdini anlatmamış kimseye yıllar boyunca. tam 11 yıl sonra atatürk havrana gelmiş ve nahiye müdürüne; “burada seyit onbaşı olacaktı. benim onu görmem lazım.” demiş. nahiye müdürü şaşkın tabi. seyit onbaşının hangi köyde oturduğunu bilmiyor, kim olduğundan emin değil. ertesi gün jandarmalarla birlikte aramalar başlıyor ama sonuç alınamıyor. seyit onbaşı kömür almaya gitmiş akşam evin önünde jandarmaları görünce korkuyor. kaçak kömür yüzünden ceza göreceğini düşünüyor. jandarma seyit onbaşıya kaçma diye sesleniyor. seyit onbaşı;” suçum ne ki? neden evimi bekliyorsunuz?” diye soruyor. “paşa seni çağırıyor” diyor jandarma. “hemen gidelim hadi” diye karşılık veriyor seyit onbaşı. ankara’ya nasıl gidecek bir an durup düşünüyor. ayağındaki çarık bile yırtık, üstü başı dökük. bu halde ankara’ya gidip paşa’nın karşısına çıkamaz, tren parası bile yok . “paşa havran da seni bekliyor” diyor jandarma. direk nahiye müdürünün yanına götürüyor seyit onbaşıyı. bakıyor ki koca seyit’in üstü başı perişan. gece vakti bir berber bulup traşını yaptırıyor, kendi ceketini üzerine giydiriyor ama kolları kısa kalıyor önü de kapanmıyor. bu halde çıkıyor seyit onbaşı atatürk’ün karşısına. “hoşgeldin paşam” diyor kocaseyit. “asıl sen hoşgeldin” diyor atatürk.” iki gündür seni bekliyorum. neredeydin?”,”paşam keçilerin yanındaydım.” ne iş yaparsın sen?”, “çobanlık ederim paşam.” atatürk;” ne istersin?” diye soruyor. “sen savaşın seyrini değiştirdin. bu millet sana borçlu. ne istediğini söyle? o zaman da sorduk sana, “çift yemek isterim” dedin ama iki gün sonra onu da istemedin. iade ettin, yemedin. o vakit sana maaş bağlıyım.” diyor atatürk. koca seyit cevap veriyor. “biz görevimizi yerine getirdik, maaş almak için yapmadık.”
devamını gör...

ey reis-i cumhur fanları, hadi bunu açıklayından öte tanım giremeyeceğim türkiye cumhuriyeti, cumhurbaşkanı beyanı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu zamana kadar tanımadığım için kendimi suçladığım, (bkz: kardeş payı) adlı diziyle ilk kez tanıdığım, söylediği "bu gece düşlerim dehşetli güzel uzak dur bu gece gelme ey ecel" türküsüyle gönlüme taht kuran, oyuncu, türkücü. hukuk mezunu olan gürbüz'ün avukatlık ruhsatı ipat edilmiştir.
devamını gör...

ingilizceden dilimize çevrildiğinde “ağ” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...

bir çocuk
ağlarken ekmek diye
kurur
gözyaşlarının tuzu
annesinin kirpiklerinde. dize'lerinin sahibi şair'dir.
devamını gör...

hemen hemen her gün. içim, gözlerimle nöbetleşe devam ediyorlar sağolsunlar.
devamını gör...

olması istenilen ama asla olamayan şey.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim