bazen kafa yapımın uyuştuğu yazarlarla aramızda bir çekim hissediyorum. hoşuma da gitmiyor değil. özellikle de keyif aldığım bir konuda fikir belirtirken.
devamını gör...

geçen sene şubat ayında 125 kiloydum.
an itibariyla 85 kiloyum. yürüyüş ve 1 öğün beslenme alışkanlığı sayesinde sonuç aldım.
devamını gör...

çapa etkisi, karar verme sürecinde ilk aldığımız bilginin doğru olduğuna inanmak ya da ilk aldığımız bilgiye göre sonraki bilgileri değerlendirmek olarak açıklanabilir. bir ayakkabı 500 liraya satışa sunulduğunda siz ona bakıp "sezon sonunda 250'ye düştüğünde alırım" diyorsanız çapanın etkisindesinizdir. aynı ayakkabı 150 liradan 200 liraya çıksaydı asla almazdınız. ama 500 liradan 250 liraya düşmesini dört gözle bekliyoruz. alışveriş sektörünün yaptığı hilelerden birisi.
devamını gör...

host modern darbe girişimine tanımlarıyla kafa atan kahramanlar üzerine

evet değerli okuryazarlar, malumunuz olduğu üzere, 28 şubat'ın ilk dakikalarıyla birlikte sözlüğümüzde host modern bir darbe girişimi yaşandı.

bu hayın girişimin perde arkasını ve o gece yaşananları, kafa sözlük haber ajansı olarak sizler için araştırdık.

aldığımız bilgilere göre hainler sürüsü ilk olarak hostumuza postu sermeye çalışmışlar. bu esnada iko ve yanındakiler darbecilerle sıcak çatışmaya girmiş. yoldaş durumu haber alır almaz bulunduğu yeri terk ederek, sırra kadem basmış. iyi ki de öyle olmuş zira yoldaş'ın evini terk etmesini müteakip, özel eğitim görmüş limon timi yoldaşın evini basma girişiminde bulunmuş.

bu esnada yoldaşı korumak için patagonyalı ve bir grup özel harekat moderatörünün evin bulunduğu bölgeye intikal ederek, limon timini geri püskürttüğünden bahsediliyor. bize aktarılan bilgilere göre çok bordagallı çatışmalar yaşanmış.

hosta erişimin kesilmesi ile birlikte, kafa sözlüğe posta koyduklarından iyice emin olan darbeciler, bu seferde sözlük radyosuna baskın düzenleyerek, o esnada radyoda nöbetçi olarak yayın yapmakta olan supportgirl'ü rehin almak suretiyle, radyoyu ele geçirmişler ve supportgirl'e darbe bildirisini okuması için baskı yapmışlar. değerli arkadaşımız bu duruma direnince, kendisini ekşi bir limon marifetiyle bayıltıp, radyo'dan bildirilerini kendileri okumaya başlamışlar.

yöneticilerden aldığımız bilgiye göre kendisine ''yurtta limon, dünyada limon konseyi'' adını veren bu gurubun bildiriyi okuduğu esnada, gomercan duruma uyanarak, anında müdahale etmiş ve link hatlarının kesilmesini sağlamış. böylece girişim başarısızlığa uğratılmış.

tabi tüm bunlar yaşanırken yazarlarımızın yaptığı kahramanlıkları da es geçmememiz lazım. tartarus mahlaslı yazarımız sıcak çatışmaların yaşandığı o anlarda kafa store'dan toplayabildiği kadar t-shirt toplayıp, soluğu saldırıya uğrayan başlıklarda almış. cabbarus tanklarının egzoz deliklerine, topladığı t-shirtleri tıkayarak, tankları etkisiz hale getirmiş ve böylece yönetimin elini ciddi anlamda rahatlatmış.

helios'un da yazarlara destek vermek için meydanlara indiği ve sapanla bir l-16'yı indirdiği gelen bilgiler arasında. uykusuz kahvenin ise tüm bu olanlar karşısında çok sinirlendiğini ve köpürerek, üzerlerinde uçmakta olan haylazkopterlere, kafein bombardımanı yaptığını ilk ağızdan doğrulamış bulunuyoruz.

mellisho ve kadıköy beyefendisinin ise ellerinde kamera ile olanları kaydettiklerinden bahsediliyor. mellisho'nun kendisini mücadeleye katılmaya çağıran yazarlara, ''ben çatışmalara bulaşmam, sanat adamıyım, sadece olanları kaydederim arkadaş!'' diyerek çıkıştığı söyleniyor.

yazar arkadaşlarımızdan yedinci dem ise, ''dem bu demdir!'' diyerek kendisini başlıklara atmış ve yazarların moralini yüksek tutmak için yazdığı kahramanlık şiirlerini, gür ve yüksek bir sesle, hiçbir şeyden çekinmeden okumuş, yazar arkadaşlarına moral motivasyon anlamında yardımcı olmuştur.

ortalığın yangın yerine döndüğü bu sıcak saatlerde, bal porsuğu ise ''bu alemin en delikanlı porsuğu benim'' diyerek yanındaki arkadaşları ile birlikte özel harekat daire başlığında mahsur kalan, hi my i run'ın imdadına yetişerek, gecenin en güzel hareketlerinden birini yapmıştır.

yönetici arkadaşlardan aldığımız bilgilere göre, pavlov'un göbeği, tüm bu olanları göbeğini kaşıyarak izlemiş;. ''bahar etkinliklerini hazırlayacaktım, şimdi darbenin sırası mıydı?'' şeklinde serzenişte bulunmuş.

hainlere karşı en etkili direnişi gösterenlerin başında ise ''nerinin metaforu'' geliyor. darbe girişiminin başladığı ilk andan itibaren, başlattığı metafor bombardımanı ile limonları dumura uğratan yazarımız, yoldaş'ın açıklama yaptığı ana kadar hiç durmadan mücadele etti. bu esnada ivan milinski'nin de kaza metaforuna kurban gittiği, ''allah çarpsın ban yedim zannettim.'' diye acıyla başlıklarda bağırdığı gözlerden kaçmadı. ilk yardım için tentürdiyot'un olay yerine intikal ettiği an ise tüm yazarların gözlerinden birer damla yaş süzülmesine sebep oldu.

tabi burada eraa'ya da bir parantez açmak lazım; görevinden ayrılmasına rağmen sivil kıyafetleriyle meydanlara inen eski yönetici, hazall'ı sıkıştığı, çöp kamyonlarının arasından kahramanca çıkararak. sözlükteki birlik ve bütünlüğü dosta düşmana göstermiş oldu.

evet değerli dostlar, sözlük için çok zor bir geceydi. burada adını anamadığımız onlarca yazar ve yönetici, tüm yaşananların karşısında dimdik durdu. yeri geldiğinde limonlara kafa atan, yeri geldiğinde onları sıkıp limonataya çeviren bu kahramanlar için ne yazsak azdır. hep var olsunlar! adları hep yaşayacaktır.

bortagalları attığınız kollarınıza zeval gelmez inşallah.

açık, mert, korkusuz kafa haber ajansını okudunuz.

sürç-i lisan ettiysek af ola!

önemli not: bu yazıda ismi geçmeyen kahramanlarımızın hikayeleri ilerleyen bültenlerde, özel dosyalar halinde yayınlanacaktır.
devamını gör...

görünen köy uzakta değildir?
devamını gör...

"iyi şeyler de olmadı değil"

[*lübnanlı düşünür, şair, yazar ve ressam halil cibran’ın “çocuklar” isimli şiirindeki;
“okçu’nun önünde kıvançla eğilin…
çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar,
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever”
dizelerine atıftır.] notunu düştüğü şarkı. ***
devamını gör...

tabii canım dolu bölümler okuyup asgari ücrete şükretmeliydiler halbuki! muz cumhuriyetinde yaşadığımızı unutmayalım yazar dostlarım.
devamını gör...

eylül ayı klasiğimdir.
babannemden gördüğüm usül ile her eylülde az biraz kurarım.
devamını gör...

-okul bitince ne yapacaksın?
+tarihi eser kaçakçısı olacağım diyorum. pat bozuluyorlar hemen. sanane kardeşim ? seninle birlikte mi okudum ben bu okulu? seni ne ilgilendirir bitince ne yapacağım.

-bir şey sorabilir miyim?
+sor.
-niye bu kadar güzelsin?
+senin soracağın soruya da sana da... zaten bir şey sorabilir miyim ? diyorsa biri direkt engelleyin. soracak adam lafi gevelemeden sorar zaten.

-eee hala yok mu hayatında biri? biraz dalgavari soruyor. dalgavari de güzel kelime oldu.
cevabı vermem için önce sakinleşmem gerekiyor.

t: karşı tarafın bazen patavatsızca, bazen kasten bazen de sırf merakından sorduğu sorulardır.

genelde terslerim ki aynı soruyu bir daha sormaya cesaret edemesin.
devamını gör...

sana iki kelimelik, sonunu bilmediğim bir hikaye anlatayım mı?"
- evet.
-seni seviyorum. (kazablanca)
devamını gör...

herkes gidebilir herkes terkedebilir her sevgi bitebilir. bitmeyen yegane sevgi aile ve evlat sevgisidir. insanları severken veya bir hediye alırken karşılık beklemeden yapın bunu. gittiğinde, bittiğinde üzülmemeniz adına. insanlara ve neslere bağlanmak yerine hayatınızda olduğu an veya zaman dilimi için keyfini çıkartın. böylelikle her zaman güçlü ve hep hazırlıklı olursunuz. bir kitap mı okudunuz, bitecek ama bu yeni ve hiç bilmediğiniz bir kitap okuma fırsatı daha doğuracak size. sevgiliniz mi terketti, güle güle. daha çok seveceğiniz başka biri çıkacak elbet karşınıza. çok sevdiğiniz bir eşyayı mı kaybettiniz daha güzelini alırsınız bu sebeple. yukarıda bahsettiğim iki şey hariç her şeyin bir telafisi vardır hayatta.
devamını gör...

çok yetenekli bir kaplumbağa sözlüğün michelangelo'su adeta, turuncu göz bandıyla kafa göz dalıyor haber ajansına.. benden pizza söyleyin bu yazar arkadaşa..
devamını gör...

bu başlığa engelli insanların hayatları boyunca yaşadığı bir takım sorunları yazarak faydalı olmaya çalışacağım.

1)ailelerin yeterince donanımlı olmaması maddesi ile başlayayım;

öncelikle gebelik döneminde tanılanan çocuklarla ilgili ailelerin yeterli eğitime tabi tutulmaması sebebiyle hem ebeveynler hem de çocuğun yakın çevresinde bir kargaşa durumu söz konusu oluyor. ne ile karşı karşıya olduğunu bilmeyen aile çocuğa karşı tepkisel yaklaşabiliyor, istemeyebiliyor veya engel durumunu reddedebiliyor.
-reddetme evresi bambaşka bir başlıkta yeniden incelenebilir ancak sebeplerinden birisi kuşkusuz bu kaygı durumu- yine yakın çevresinde bulunan bireylerce bu engel durumunun sorumlusu ebeveynlermiş gibi bir tepki doğuyor ve bu sebep ile aileler bile dağılıyor malesef.

2) tanılama süreci sorunları;

bu maddeyi alt basamaklarına ayırarak incelemek daha sağlıklı olacak geliyor bana.

engel durumunun tanılanma süreci ne kadar erken başlar ise çocuğu hayata kazandırmamız o kadar mümkün oluyor ancak buna rağmen hastanelerde oluşan sonsuz yoğunluk sebebi ile tanılayacak hekimlere ulaşmak ayları bulabiliyor özellikle çift tanılı ve ekstra sendromlar yaşayan çocuklarda farklı branşlarda uzmanlaşmış hekimlerce tedavi edilmesi gerektiği için süreç iyice kör düğüm halini alıyor.
-hekim arkadaşlar alınmasın lütfen derdim emekçi ile değil-
bu durumun sonucunda ise çocuklar aylarca rehabilitasyon merkezlerinden eğitim alamıyorlar ve ciddi bir zaman kaybı yaşanıyor.

itiraz mercilerinin yavaş ilerlemesi yine bürokratik bir problem. 5 dakikada tanı koyması beklenen yetkin kişiler elbette otizmli çocuğa; zihinsel engelli raporu verebiliyor yada reaktif bağlanma bozukluğugibi tanılanması görece daha zor tanıları gözden kaçırabiliyorlar ve bu sebeple rehberlik araştırma merkezinde yapılan değerlendirme testleri ile bir uyumsuzluk oluyor ve yine rapor kurumlara ulaşmadığı için eğitim süreci başlayamıyor. bu tür durumlar karşısında itiraz mercileri çok önem kazanıyor.

son olarak bu maddenin altında incelenmesi gereken bir diğer konuda hastanelere erişim engellileri. toplu taşıma kullanamayan veya farklı sebepler ile sosyal hayata karışması mümkün olmayan çocukların ulaşımları hasta nakil araçları ile gerçekleştirilmiyor ve bu yük rehabilitasyon merkezlerinin üzerine yükleniyor.

3) okul ve rehabilitasyon merkezi süreci sorunları;

bugün sektör çalışanlarının bildiği bir gerçek varsa o da şüphesiz; bir dönem iş yeri açma belgesi alıp bugün rehabilitasyon merkezi işleten kurum sahipleridir. eğitimden zerre anlamayan kişiler öğretmenlere hede hödö emirler yağdırarak iş yaptırıyor ve bu durumun sonucunda facia düzeyde eğitim veren kurumlar varlıklarını sürdürüyor.
-evet, tüpçü doğru okudunuz.-

bir diğer problem ise eğitim fakülteleri müfredatlarında yeterince özel eğitim dersleri olmaması sebebiyle özellikle sınıf öğretmenleri çok ciddi zorluklar çekiyor. hangi durum karşısında nasıl tepki vereceğini bilemeyen öğretmenler davranış problemlerinin iyice palazlanmasına sebep olabiliyor veya veliler arasında olası bir didişmeye farkında olmadan sebebiyet verebiliyor. elbette, 30 çocuk içerisinde davranış problemleri olan bir çocuğu kontrol etmek kolay değildir ancak unutulmamalıdır ki; rehabilitasyon merkezleri destek eğitim kurumlarıdır, ana eğitim merkezi değil,

diğer bir sorun ise iş okullarında yeterince mesleki branş olmaması sebebiyle çocuklar sosyal hayatta somut iş olanağı olan meslek yerine daha çok günü geçirmelik işler öğreniyorlar ve bu hayata katılmaları noktasında bağımsızlıklarını ciddi manada olumsuz etkiliyor.

4) çevresel düzenlemelerin yetersizliği;

daha yazılacak yığınla şey var aslında ama son madde olarak ekliyorum bunu.

ülkemizde bir şeyleri -mış/miş gibi yapma hastalığının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi gerektiğinin bir göstergesidir aslında bu madde.

görme engelliler için sarı şeritler döşenir ama ortasına ağaç dikilir.
ortopedik engelliler için sempozyum düzenlenir ama asansörü olmayan bina tercih edilir.
otizmliler için etkinlik düzenlenir ama pavyona gelinmiş gibi gözleri kör eden mor-mavi ışıklar döşenir velhasıl kelam bir şeyleri yapıyor olmak için değil gerçekten faydalı olmak için yapmak gerekiyor.
devamını gör...

benimdir. allah belamı versin.
devamını gör...

mutluluk.
devamını gör...

“crying mother blues" ve "streamline train” şarkılarıyla tanıdığımız kızıl nelson (nelson wilborn) blues şarkıcısı olarak epey ün kazanmıştı.
kafa sözlükteki kizilnelson nickli yazar da ilgi çekici anlatımları, kaliteli yazıları ve çalışkanlığı ile sözlükte ünlenmiş durumda. ziya paşa'nın "insanın aynası işidir¸ lâfa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi¸ yaptığı işte görünür" sözüne en çok yakışan yazarlardan biri. yazarların tanımları bir bakıma onun aynasıdır. kizilnelson gibi değerli kafa sözlük yazarlarının takipçisi olmak insana mutluluk veriyor.
devamını gör...

sevda şarkıları anlamına gelir.
devamını gör...

netflixin 2018’de yayınladığı 6 bölümlük almanya yapımlı bir dizi.

senaryosu eva krenenburg tarafından yazılmış, yönetmeni ise phillipp kadelbach.

gelin şimdi bu diziyi biraz inceleyelim. dizide ne ararsanız var; gerilim, drama, polisiye, suç, cinsellik her türlü konuyu içeriyor.

parfum, ter bezlerinin olduğu bölgelerin yani; saç, koltuk altı ve genital bölgesinin derisinin alındığı bir kadının cesedinin bulunmasıyla başlıyor.

cinayete kurban giden kadın yani katharina, yatılı okulda tanışmış beş arkadaşın ortak bir tanıdığı. beş farklı karakter hepsi birer cinayet şüphelisi.

dizi bu beş karakterin cinayetle olan bağını çözmeye çalışan dedektiflerle şekilleniyor.

dizide en çok ilgi çeken karakter moritz de vries. moritz’in koku duyusu öyle güçlü ki bir insanları koklayarak sağlık durumlarını, ruh hallerini dahi anlayabiliyor. moritz’in bu gücü dedektiflerin ona karşı olan şüphesini daha çok arttırıyor.

dizi yayınlandığı dönem yoğun bir ilgi gördü, ikinci sezonun çıkacağı söyleniyordu fakat sonradan iptal edildi diye biliyorum. artı olarak dizi uyarlanmadan önce yine aynı konuyu içeren bir film çekilmiş ben dizi izlemeyi sevmem derseniz böyle bir seçenek de mevcut.

buradan
devamını gör...

1990'lardan bekarlar sonra grup kim bunlar ve en sonunda flört ismi ile çıkan efsane grup



devamını gör...

can gox machine.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim