yazarların itiraf edemediği takıntıları
odamın kapısı açıkken uyuyamam, yaz-kış fark etmez o kapı kapalı olmalı.
devamını gör...
türkiye'nin ismini anadolu cumhuriyeti olarak değiştirmek
etnik kökeni yoğunlukla türk olan biri olarak önerdiğim değişiklik. bu şekilde türkiye'de yaşayan herkesi türk olarak algılamayız ve türk olmayan hırsız, soysuz ve yalancı kimse türk milliyetçiliği yaparak bir yere varamaz, kendi dahil oldukları milletle ve karakterleriyle değerlendirilirler. bu şekilde ayrılıkçı hareketlerin önüne geçerek beraber yaşayabiliriz, herkesin vatanı olur ki zaten türkiyede nüfusun toplasan yüzde 15-20'lik bir kısmı türk.
tabi bu işin dezavantajları da yok değil, mesela başka ırklarla karışmamış, ne kadar "eşitlikçi" olduklarını söyleselerde kendilerini en muhteşem ırk zanneden emperyalistlerin bizim üzerimizde milliyetçilik oyunları oynamasına, bin parçaya bölünmemize ve afrika ülkeleri gibi sürekli birbirimize saldırmamıza zemin hazırlayabiliriz, bu şekilde bir 100 yıl daha dünyanın efendileri onlar olur.
tabi bu işin dezavantajları da yok değil, mesela başka ırklarla karışmamış, ne kadar "eşitlikçi" olduklarını söyleselerde kendilerini en muhteşem ırk zanneden emperyalistlerin bizim üzerimizde milliyetçilik oyunları oynamasına, bin parçaya bölünmemize ve afrika ülkeleri gibi sürekli birbirimize saldırmamıza zemin hazırlayabiliriz, bu şekilde bir 100 yıl daha dünyanın efendileri onlar olur.
devamını gör...
the chestnut man
bir sezon ve 8 bölüm yayımlanan netflix dizisi.
danimarka'da çocukların yaptığı at kestanesi ya da tatlı kestane heykelciklerinden ismini alıyor.
iki dedektif korkunç bir cinayet mahallinde bulunan kestaneden yapılmış heykelcikten yola çıkarak bir politikacının kayıp çocuğuyla bağlantılı bir katilin peşine düşer.
başroldekiler:danica curcic,mikkel boe følsgaard,ıben dorner
yaratıcılar:søren sveistrup,dorte w. høgh,david sandreuter,mikkel serup *
danimarka yapımı +18 olarak gösterilen dizi hem senaryo ve kurgu olarak gayet başarılı,hem görsel yönden danimarka'nın sonbaharını muhteşem yansıtmış, hem de gereksiz ajitasyona kaçmadan, gerilim ve merak unsurunu canlı tutmayı başarmış.
diziyi diğer dizilerden ayıran bir başka özellik ise dedektiflerin her hangi bir konu hakkında başka bir alanın uzmanından bilgi talep etmesi ve bölüm sonunda ya da diğer bölümde bu bilgiden yola çıkılarak bu sonraki adımın atılması daha yoğun kullanılmış. yine her bölümde acaba o mu diye farklı senaryolar oluşturup katil olup olmadığını düşündüğünüz bol miktarda katil adayı da mevcut.
sorgu odası klişeleri, arama izninin son anda gelmesi, gerginlik yaratan ve şüpheleri üzerine çeken katil zanlısı gibi klişeler de bulunmuyor.
her netflix dizisinde olduğu gibi siyahi, oyuncu,türbanlı oyuncu, çocuk istismarı,özel hayatinda sorun yaşayan dedektif ise bunda da mevcut.
ımdb puanı 8.2 olarak vermiş. bence 9'u hak ediyor.
danimarka'da çocukların yaptığı at kestanesi ya da tatlı kestane heykelciklerinden ismini alıyor.
iki dedektif korkunç bir cinayet mahallinde bulunan kestaneden yapılmış heykelcikten yola çıkarak bir politikacının kayıp çocuğuyla bağlantılı bir katilin peşine düşer.
başroldekiler:danica curcic,mikkel boe følsgaard,ıben dorner
yaratıcılar:søren sveistrup,dorte w. høgh,david sandreuter,mikkel serup *
danimarka yapımı +18 olarak gösterilen dizi hem senaryo ve kurgu olarak gayet başarılı,hem görsel yönden danimarka'nın sonbaharını muhteşem yansıtmış, hem de gereksiz ajitasyona kaçmadan, gerilim ve merak unsurunu canlı tutmayı başarmış.
diziyi diğer dizilerden ayıran bir başka özellik ise dedektiflerin her hangi bir konu hakkında başka bir alanın uzmanından bilgi talep etmesi ve bölüm sonunda ya da diğer bölümde bu bilgiden yola çıkılarak bu sonraki adımın atılması daha yoğun kullanılmış. yine her bölümde acaba o mu diye farklı senaryolar oluşturup katil olup olmadığını düşündüğünüz bol miktarda katil adayı da mevcut.
sorgu odası klişeleri, arama izninin son anda gelmesi, gerginlik yaratan ve şüpheleri üzerine çeken katil zanlısı gibi klişeler de bulunmuyor.
her netflix dizisinde olduğu gibi siyahi, oyuncu,türbanlı oyuncu, çocuk istismarı,özel hayatinda sorun yaşayan dedektif ise bunda da mevcut.
ımdb puanı 8.2 olarak vermiş. bence 9'u hak ediyor.
devamını gör...
yeni neslin tüm bilgilere çabucak ulaşabilmesi
kütüphanelerde sabahlamış, bilgiye ulaşmanın zor olduğu dönemlerde yaşamış nesillerin gıcığına gitmektedir. bana kalırsa hibrit bir nesil olarak görüşüm, her şey internette bulunmaz fakat her şey kitaplarda da bulunmaz.
devamını gör...
istanbul'da yaşayanların başka şehirlerde yaşayanları insan yerine koymaması
iç anadolu bölgesinde küçük şirin bir şehirde yaşıyorum, eğer istanbulda yaşayanlar varsa beni rahatlıkla taşralı olarak görebilirler.
bundan hiç gocunmam. ama gelin bakalım küçük yerdeki avantajlara birlikte göz gezdirelim.
* şehrin bir ucundan diğerine yürümeye kalksam 7-8 saat anca sürer, dolayısıyla her yere dolmuş otobüs taksi kullanmak zorunda kalmıyorum.
* her daim organik sebze meyveyi ucuza bulabileceğim mecralar mevcut.
* dışardan un almıyorum, çünkü ilaçsız gübresiz yetişmiş buğday alabileceğim yer var, oradan buğday alıp değirmende öğüttürüyorum ve organik olarak un tüketiyorum.
* kasaptan et almama gerek yok, üreticiden kafama göre kuzu alıyorum çok uygun bir fiyata, kasaba götürüp 50 lira karşılığında istediğim şekilde ayarlatıyorum, hem daha taze et yemiş oluyorum hem de daha ucuza.
* hava kirliliği büyük şehirlere göre epey düşük, dağa bayıra çıkıp piknik yapabileceğim tonla yer mevcut..
evet halen adam yerine koymuyorsanız buna aynen devam edebilirsiniz sevgili istanbullu kardeşlerim.
not: işbu tanım gerçekten başka yerlerde yaşayan vatandaşları adam yerine koymayan tiplere ithafen yazılmış olup, geneli kapsamamaktadır. olabilecek yanlış anlaşılmaların önüne peşinen geçmeyi görev addederim.
bundan hiç gocunmam. ama gelin bakalım küçük yerdeki avantajlara birlikte göz gezdirelim.
* şehrin bir ucundan diğerine yürümeye kalksam 7-8 saat anca sürer, dolayısıyla her yere dolmuş otobüs taksi kullanmak zorunda kalmıyorum.
* her daim organik sebze meyveyi ucuza bulabileceğim mecralar mevcut.
* dışardan un almıyorum, çünkü ilaçsız gübresiz yetişmiş buğday alabileceğim yer var, oradan buğday alıp değirmende öğüttürüyorum ve organik olarak un tüketiyorum.
* kasaptan et almama gerek yok, üreticiden kafama göre kuzu alıyorum çok uygun bir fiyata, kasaba götürüp 50 lira karşılığında istediğim şekilde ayarlatıyorum, hem daha taze et yemiş oluyorum hem de daha ucuza.
* hava kirliliği büyük şehirlere göre epey düşük, dağa bayıra çıkıp piknik yapabileceğim tonla yer mevcut..
evet halen adam yerine koymuyorsanız buna aynen devam edebilirsiniz sevgili istanbullu kardeşlerim.
not: işbu tanım gerçekten başka yerlerde yaşayan vatandaşları adam yerine koymayan tiplere ithafen yazılmış olup, geneli kapsamamaktadır. olabilecek yanlış anlaşılmaların önüne peşinen geçmeyi görev addederim.
devamını gör...
kedilere verilmiş ilginç isimler
yeni yavruma "ruhiye" ismini koydum. tam "namaza durcekmiş" gibi oturuyor çünkü her zaman.
(bkz: bir başkadır (dizi))
(bkz: bir başkadır (dizi))
devamını gör...
üstteki yazara bir iltifat bırak
madem hep birlikte sözlüğün içinden geçiyoruz ben de eksik kalmayayım dedim ve bu zor günlerde, birbirimize moral vermek için bu başlığı huzurunuza getirdim, buyrun efendim.
ekleme: alttaki yazarın iltifattan anladığı buysa, ilişkilerinde partnerlerine sabırlar dilerim.*
ekleme: alttaki yazarın iltifattan anladığı buysa, ilişkilerinde partnerlerine sabırlar dilerim.*
devamını gör...
cher
tam da şu anda bir şarkısında yaptığım karaokeyi düşünürken karşıma çıkarak beni şaşırtan, şöhret basamaklarını tırmanmaya 70'li yıllarda başlayan amerikalı kadın şarkıcı.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
“bütün insanlar aynı dilde gülümser.”
devamını gör...
mansur yavaş'ın yks ücretlerini karşılayacağını açıklaması
efendim sosyal bir devlette olması gereken zaten halkının eşitliğini gözetmektir. bunu bir başkan yaparsa mutlu oluruz ama bütün başkanlar birlik içinde el atarsa eşit oluruz. yine de yüreğimize çiçekler açtıran bir harekettir.
devamını gör...
pareto ilkesi
80/20 kuralı olarak da bilinen pareto ilkesi, sonuçlarımızın %80’inin eylemlerimizin %20’sinden ileri geldiğini belirtir.
daha anlamlı bir deyişle, pareto ilkesi elde edeceklerinizin büyük çoğunluğunun gün içinde çok az eylemden ya da üç kelimeyle anlatılırsa “az ama öz” eylemlerden ileri geleceğini savunur. pareto ilkesi'nin son derece etkili olduğu ve ekonomi, sağlık, spor ve günlük yaşantının pek çok unsurunda kendini gösterdiği kanıtlanmıştır. bu ilkeyi doğrulayan en ilginç bulgulardan bazıları şöyledir:
• iş dünyasında pareto ilkesi: belli bir firmada, tüm müşterilerin %20’si, toplam kârın %80’ini oluşturur.
• sağlık alanında pareto ilkesi: tüm hastaların %20’si, tüm sağlık harcamalarının %80’inin nedenidir.
• bilişimde pareto ilkesi: tüm yazılım hatalarının %20’si, tüm yazılım çökmelerinin %80’inin sorumlusudur.
• suç önlemede pareto ilkesi: suçların %80'i suçluların %20'si tarafından işleniyor.
pekala pareto ilkesi gerçekten yaşamınızı nasıl daha iyi hale getirebilir?
pareto ilkesi'nin vurguladığı en önemli şeylerden biri, yaşamdaki çoğu şeyin eşit şekilde dağılmamış olması ve kontrol altına alınmazsa kaçınılmaz olarak giderek daha fazla zaman kaybettirici faaliyetler yapacağımız ve bunun da bizi giderek daha verimsiz sonuçlara götüreceği gerçeğidir.
yapmanız gereken, ortalama bir günü analiz etmek ve yaptıklarınızı, her bir görevin getirdiği sonucu, bu sonucunun ne kadar önemli olduğunu ve o görevi tamamlamanın ne kadar sürdüğünü not almak.
80/20 kuralını tek bir görev için gereken eylemlere bölebilir, olası zaman kaybını kontrol edebilir ve bununla nasıl başa çıkabileceğinizi seçebilirsiniz. en önemli husus, kendinize karşı dürüst olmanız ve size zaman kaybettiren şeyleri, bunun nedenlerini ve daha iyi bir sonuç elde etmek için bunun gerekli olup olmadığını belirlemektir.
sonuçta hepimiz sadece insanız, saatlerimiz ve enerjilerimiz sınırlı. bu bağlamda, pareto ilkesi'nin stratejik bir plan tanımında bize çok büyük yardımları olabilir ve yaşamlarımızı daha kolay hale getirmese de kesinlikle daha verimli hale getirmemize yardım edebilir.
daha anlamlı bir deyişle, pareto ilkesi elde edeceklerinizin büyük çoğunluğunun gün içinde çok az eylemden ya da üç kelimeyle anlatılırsa “az ama öz” eylemlerden ileri geleceğini savunur. pareto ilkesi'nin son derece etkili olduğu ve ekonomi, sağlık, spor ve günlük yaşantının pek çok unsurunda kendini gösterdiği kanıtlanmıştır. bu ilkeyi doğrulayan en ilginç bulgulardan bazıları şöyledir:
• iş dünyasında pareto ilkesi: belli bir firmada, tüm müşterilerin %20’si, toplam kârın %80’ini oluşturur.
• sağlık alanında pareto ilkesi: tüm hastaların %20’si, tüm sağlık harcamalarının %80’inin nedenidir.
• bilişimde pareto ilkesi: tüm yazılım hatalarının %20’si, tüm yazılım çökmelerinin %80’inin sorumlusudur.
• suç önlemede pareto ilkesi: suçların %80'i suçluların %20'si tarafından işleniyor.
pekala pareto ilkesi gerçekten yaşamınızı nasıl daha iyi hale getirebilir?
pareto ilkesi'nin vurguladığı en önemli şeylerden biri, yaşamdaki çoğu şeyin eşit şekilde dağılmamış olması ve kontrol altına alınmazsa kaçınılmaz olarak giderek daha fazla zaman kaybettirici faaliyetler yapacağımız ve bunun da bizi giderek daha verimsiz sonuçlara götüreceği gerçeğidir.
yapmanız gereken, ortalama bir günü analiz etmek ve yaptıklarınızı, her bir görevin getirdiği sonucu, bu sonucunun ne kadar önemli olduğunu ve o görevi tamamlamanın ne kadar sürdüğünü not almak.
80/20 kuralını tek bir görev için gereken eylemlere bölebilir, olası zaman kaybını kontrol edebilir ve bununla nasıl başa çıkabileceğinizi seçebilirsiniz. en önemli husus, kendinize karşı dürüst olmanız ve size zaman kaybettiren şeyleri, bunun nedenlerini ve daha iyi bir sonuç elde etmek için bunun gerekli olup olmadığını belirlemektir.
sonuçta hepimiz sadece insanız, saatlerimiz ve enerjilerimiz sınırlı. bu bağlamda, pareto ilkesi'nin stratejik bir plan tanımında bize çok büyük yardımları olabilir ve yaşamlarımızı daha kolay hale getirmese de kesinlikle daha verimli hale getirmemize yardım edebilir.
devamını gör...
şiirsel gerçekçilik
1930'larda fransa'da ortaya çıkmış ve 2.dünya savaşı sonuna kadar kendini yenileyip devam ettirmiş bir sinema akımı. bu akımın en çok izleyicisi de yine fransa'da toplanmış...
şiirsellik ve gerçekçilik ana unsurları olan bu akımın, şiirsellik kısımları karakterlerin davranışları ve seçilen mekanlar ile tamamlanırken, gerçekçilik ise bu karakterlerin başına gelenler ve bunların dışında polislerin veyahut gangsterlerin oldukça sert tutumu, acımasız oluşları ve işledikleri suçlar ile tamamlanıyor.
genelde bu akımın konuları ise umutsuz katiller, evliliklerinden dolayı mutsuzluk yaşayan kadınlar ve yasak aşklar ile öne çıkıyor.
akımın en önemli filmleri şunlardır: jean vigo’dan hal ve gidiş sıfır, jean vigo’dan geçip giden çatana.
şiirsellik ve gerçekçilik ana unsurları olan bu akımın, şiirsellik kısımları karakterlerin davranışları ve seçilen mekanlar ile tamamlanırken, gerçekçilik ise bu karakterlerin başına gelenler ve bunların dışında polislerin veyahut gangsterlerin oldukça sert tutumu, acımasız oluşları ve işledikleri suçlar ile tamamlanıyor.
genelde bu akımın konuları ise umutsuz katiller, evliliklerinden dolayı mutsuzluk yaşayan kadınlar ve yasak aşklar ile öne çıkıyor.
akımın en önemli filmleri şunlardır: jean vigo’dan hal ve gidiş sıfır, jean vigo’dan geçip giden çatana.
devamını gör...
rusya denince akla gelenler
moskova'da ki inanılmaz soğuk. uww buradan bile içim ürperdi.
devamını gör...
hayal dünyasında yaşamak
ülkemiz içinde yapılabilecek güzel bir yaşama şeklidir. sonuçta her gün gerçek hayatta kan, gözyaşı ve vahşet varken hayal aleminde her şey güllük gülistanlık.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
nesrin sipahi-gözleri aşka gülen.
devamını gör...
kendini geliştirmek adına okunabilecek kitaplar
her kitap merdivendir gelişmeye. bazen bir basamak yükselirsin, bazen de kayan basamakları sayamazsın.
devamını gör...
josé claudio antolínez
josé claudio antolínez, 1635–1675 yılları arasında yaşamış ispanyol bir barok dönem ressamıydı. madrid'li olan jose, marangoz bir babanın oğlu olarak dünyay gelmesine rağmen, yani halkın alt tabakalarında gözlerini açmış olmasına rağmen sarayda prestijli bir konum elde etmiş ve büyük müşteriler kazanmıştı. sert mizaçlı, kibirli ve alaycı bir sanatçıydı. bu ona çağdaşları arasında düşmanlar da kazandırmıştı.
madrid'de doğan ve burada ölen sanatçı ilk eğitimini francisco rizi'nin stüdyosunda almıştı. antolinez özellikle yaptığı farklı -madrid okulu içinde en başarılı sayılabilecek- ''immaculate conception'' tasarımları ile tanınmıştı. onun kadar narin ve nazik olmasa da büyük sevilla'lı sanatçı bartolomé esteban murillo'ın muadili sayılabilecek saygınlığını da bu eserlerine borçluydu.
bir parantez açmak gerekirse de ''immaculate conception'' terimi, meryem'in günahsız gebeliği şeklinde çevrilir. bir katolik kilisesi dogması olan bu olay sanılan aksine meryem'in isa'ya kutsal bir şekilde gebe kalmasını (annunciation, beşaret) değil; meryem'in kendisinin günahsız, normal bir insandan daha temiz bir şekilde bir gebelik sonucu doğmasını anlatır.
sanatçının insan tipleri dönemine göre eski, arkaik kalmış olsa da kendisi atmosfer ve mekan betimlemelerinde diego velázquez'in devamı sayılabilir. dini ve mitolojik eserler yanında çeşitli portreler ve tür resimleri (günlük yaşamdan karelerin konu edildiği eserler) de yapmış olan sanatçının tekniği, güzellik kavramı, dekoratif zenginliği genellikle venetian (bir boyama tekniği) ve peter paul rubens ile ilişkilendirilirdi ve ressam ustaca bir renk kullanımı sergilerdi.
ressam antonio palomino'ya göre, kendini aşırı yorduktan ve bir eskrim maçında aldığı yaralardan sonra ateşten ölen sanatçının eserleri günümüzde, museo del prado - madrid, bilbao güzel sanatlar müzesi, romanya ulusal sanat müzesi, budapeşte güzel sanatlar müzesi, irlanda ulusal galerisi gibi müzelerde sergilenmektedir.
kaynakça ve daha fazlası: museodelprado.es/en, artuk.org, wikipedia, useum.org - bazı eserleri
madrid'de doğan ve burada ölen sanatçı ilk eğitimini francisco rizi'nin stüdyosunda almıştı. antolinez özellikle yaptığı farklı -madrid okulu içinde en başarılı sayılabilecek- ''immaculate conception'' tasarımları ile tanınmıştı. onun kadar narin ve nazik olmasa da büyük sevilla'lı sanatçı bartolomé esteban murillo'ın muadili sayılabilecek saygınlığını da bu eserlerine borçluydu.
bir parantez açmak gerekirse de ''immaculate conception'' terimi, meryem'in günahsız gebeliği şeklinde çevrilir. bir katolik kilisesi dogması olan bu olay sanılan aksine meryem'in isa'ya kutsal bir şekilde gebe kalmasını (annunciation, beşaret) değil; meryem'in kendisinin günahsız, normal bir insandan daha temiz bir şekilde bir gebelik sonucu doğmasını anlatır.
sanatçının insan tipleri dönemine göre eski, arkaik kalmış olsa da kendisi atmosfer ve mekan betimlemelerinde diego velázquez'in devamı sayılabilir. dini ve mitolojik eserler yanında çeşitli portreler ve tür resimleri (günlük yaşamdan karelerin konu edildiği eserler) de yapmış olan sanatçının tekniği, güzellik kavramı, dekoratif zenginliği genellikle venetian (bir boyama tekniği) ve peter paul rubens ile ilişkilendirilirdi ve ressam ustaca bir renk kullanımı sergilerdi.
ressam antonio palomino'ya göre, kendini aşırı yorduktan ve bir eskrim maçında aldığı yaralardan sonra ateşten ölen sanatçının eserleri günümüzde, museo del prado - madrid, bilbao güzel sanatlar müzesi, romanya ulusal sanat müzesi, budapeşte güzel sanatlar müzesi, irlanda ulusal galerisi gibi müzelerde sergilenmektedir.
kaynakça ve daha fazlası: museodelprado.es/en, artuk.org, wikipedia, useum.org - bazı eserleri
devamını gör...
sal sel eki
arapça î eki yerine diyelim ki batıdan geçmiş olan bu ekin kullanımı dincileri** neden bu kadar saldırganlaştırmaktadır, asıl konuşulması gereken mesele bu olsa gerek. dil akışkandır, salın.
hayatî, hayatsal'dan çok daha çirkin bir kelime mesela. konu tartışmaya kapalı.
hayatî, hayatsal'dan çok daha çirkin bir kelime mesela. konu tartışmaya kapalı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği yazar ve alıntısı
böyle başlıklara hep sabahattin ali cevabı verdiğim için biraz da günümüz yazarlarından sevdiğim hakan günday'ın alıntılarından birini paylaşayım dedim.
''çünkü eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorsa, bunu bilmeye gerek yoktu. o dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı. eğer bir yerlerde, başka çocuklar açlıktan geberip gidiyorsa, bunu da bilmeye gerek yoktu. o dünyanın zaten açlıktan nefesi kokardı."
''çünkü eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorsa, bunu bilmeye gerek yoktu. o dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı. eğer bir yerlerde, başka çocuklar açlıktan geberip gidiyorsa, bunu da bilmeye gerek yoktu. o dünyanın zaten açlıktan nefesi kokardı."
devamını gör...
