zülfü livaneli'nin twitter’da paylaştığı yarı çıplak poz
devamını gör...
günün ünlüsü yazarımız'da ortaya çıkan büyük skandal
tanımları keyifle okuduğum başlık :d arkadaşlar o şanslı kişi neden benim acaba? ayrıca o kadar gözlem yaptınız takip etseydiniz barii.
edit: benjamin bey diye mesaj geldi daha yeni, keklerim bak sizi ona göre.
edit: benjamin bey diye mesaj geldi daha yeni, keklerim bak sizi ona göre.
devamını gör...
morgenfugl
norveççe bir sözcüktür. güne erken başlamayı seven, erken uyanmaktan hoşlanan kişilere denmektedir.
devamını gör...
eğitim hayatı boyunca en sevilen ders
başlığı okuyunca düşündüm de,
derse girmek zorunda olmak hep sıkıntıydı bana, okul kavramını hiç sevmedim, çok fazla ciddiye de almadım, yine de notlarım yüksekti, kazandığım bölümler olmasına rağmen üniversiteyi okumadım, sırf bu yüzden, öğretmen, müdür, sınav, niye yapmak zorunda olduğumuza hiç bir zaman ikna olmadım,
mimarlık okumak isterdim, onun içinde hazırlanıp filan, üşendim.
ama bir tek ingilizce dersini seviyormuşum, tek isteyerek girdiğim ders odur, türkçe konuşulmadığı için heralde.
tam 100 alırdım, ingilizce haberler, şarkılar filan, yabancı dile değilde yurt dışına, dünyaya merakım varmış, bak şimdi farkettim.
o dünya haritası, dünya ile iletişim gözümü alıyordu belki de, zaten meslek olarak da uluslarası operasyon da çalıştım hep, sonra çalışmayı da sevmediğimi farkettim o da ayrı bir konu.
derse girmek zorunda olmak hep sıkıntıydı bana, okul kavramını hiç sevmedim, çok fazla ciddiye de almadım, yine de notlarım yüksekti, kazandığım bölümler olmasına rağmen üniversiteyi okumadım, sırf bu yüzden, öğretmen, müdür, sınav, niye yapmak zorunda olduğumuza hiç bir zaman ikna olmadım,
mimarlık okumak isterdim, onun içinde hazırlanıp filan, üşendim.
ama bir tek ingilizce dersini seviyormuşum, tek isteyerek girdiğim ders odur, türkçe konuşulmadığı için heralde.
tam 100 alırdım, ingilizce haberler, şarkılar filan, yabancı dile değilde yurt dışına, dünyaya merakım varmış, bak şimdi farkettim.
o dünya haritası, dünya ile iletişim gözümü alıyordu belki de, zaten meslek olarak da uluslarası operasyon da çalıştım hep, sonra çalışmayı da sevmediğimi farkettim o da ayrı bir konu.
devamını gör...
ferhan şensoy hakkında yapılan densiz yorumlar
allah ıslah etsin , müşrik,iftira , gıybet vurun günahın dibine.
devamını gör...
david tennant
(bkz: doctor who) ile tanınan ve sonrasında birçok başarılı işe imza atan iskoç aktör. son zamanlarda des, good omens, broadchurch gibi çeşit çeşit dizide birbirinden farklı karakterleri canlandırmıştır. aktif tiyatro geçmişi vardır. ayrıca en sevdiğim aktördür kendisi.
devamını gör...
kızlardaki mutsuzluğun nedeni
şuan ki mutsuzluk sebebim tamamıyla ülkedeki pahalılık ile alakalı. hiç öyle konuyu karşı cinse bağlamaya falan gerek yok. neye elimi atsam buna bu kadar para verilmez diyip geri duruyorum. yaşam standartlarımın sürekli düşmesi mutlu olmama engel oluyor.
devamını gör...
bir erkeğin en tatlı olduğu an
kitap okurken, o dünyada kaybolduğu andır.
devamını gör...
14 yaşındaki kızını öldüren baba
istanbul esnaf ve sanatkârlar odası birliği başkanı cüneyt yılmaz 14 yaşındaki kızını boğarak öldürmüş. ardından kendisi de tabanca ile intihar etmiş. geride bir mektup bırakmış. mektupta eşinin kendisini aldattığını öne sürüp, "bu olayın tek sorumlusu eşimdir" yazmış.
23 nisan günü böyle bir haber okumak çok can sıkıcı oldu ama herkes baba olamıyor maalesef. o küçük kızın çırpındığını, nefessiz kalarak öldüğünü düşünmek çok ama çok üzücü. ahirette bunun hesabını nasıl verecek bakalım.
istanbul esnaf ve sanatkârlar odası birliği başkanı cüneyt yılmaz, 14 yaşındaki kızı zeynep yılmaz’ı boğarak öldürdü. yılmaz, daha sonra tabancayla intihar etti.
cüneyt yılmaz’ın öğretmen eşi serap yılmaz, dün istanbul’un bahçeşehir semtindeki evlerine döndüğünde kızı ve kocasının cansız bedenini gördü.
polisin incelemesinin ardından cüneyt yılmaz ve zeynep yılmaz'ın cenazesi, adli tıp kurumu morguna gönderildi. cüneyt yılmaz ve zeynep yılmaz, büyükçekmece’de toprağa verildi.
yılmaz’ın intihar öncesinde yazdığı 6 sayfalık mektup, incelemeye alındı.
kaynak: t24.com.tr/haber/istanbul-e...
kaynak 2: m.haberturk.com/kizini-bogd...
23 nisan günü böyle bir haber okumak çok can sıkıcı oldu ama herkes baba olamıyor maalesef. o küçük kızın çırpındığını, nefessiz kalarak öldüğünü düşünmek çok ama çok üzücü. ahirette bunun hesabını nasıl verecek bakalım.
istanbul esnaf ve sanatkârlar odası birliği başkanı cüneyt yılmaz, 14 yaşındaki kızı zeynep yılmaz’ı boğarak öldürdü. yılmaz, daha sonra tabancayla intihar etti.
cüneyt yılmaz’ın öğretmen eşi serap yılmaz, dün istanbul’un bahçeşehir semtindeki evlerine döndüğünde kızı ve kocasının cansız bedenini gördü.
polisin incelemesinin ardından cüneyt yılmaz ve zeynep yılmaz'ın cenazesi, adli tıp kurumu morguna gönderildi. cüneyt yılmaz ve zeynep yılmaz, büyükçekmece’de toprağa verildi.
yılmaz’ın intihar öncesinde yazdığı 6 sayfalık mektup, incelemeye alındı.
kaynak: t24.com.tr/haber/istanbul-e...
kaynak 2: m.haberturk.com/kizini-bogd...
devamını gör...
köy enstitüleri
beyaz zambaklar ülkesi'ni okuyanlar kırsaldaki korkunç sefaleti ve cehaleti bilir. osmanlı kırsalı o dönem belki fin kırsalından bile beterdi. dönemin anadolu kırsalını anlatan tek bir eser dahi okumuş birinin içi sızlamıyorsa köy enstitülerinden komünist yuvası diye bahsetmesi normaldir. aynı zihniyet üniversiteyi de fuhuş yuvası olarak görüyor.
1923 yılında 5 bin okulu ve yalnızca 10 bin öğretmeni olan, neredeyse hiç doktoru olmayan fakir cumhuriyet'in en önemli kalkınma hamlesidir. halkın %80'inin kırsalda yaşadığı düşünülürse yeterli kaynağı olmayan genç cumhuriyet için son derece akılcı bir çözümdür. sonraki yıllarda iklim ve kırsal alan anlamında türkiye'ye benzer ülkelere de bu kalkınma metodu bm tarafından önerilmiştir. bu enstitüler sadece okur yazarlık değil, tarım ve sağlık gibi osmanlı kırsalının yüzyıllardır kökünü kazıyan dertlere de çare oluyordu. zaten çok hızlı netice vermişti: okur-yazarlık hızla yükselmiş, tarımsal üretim artmış, bebek ölüm oranları düşmüş ve nüfus da haliyle artmıştı.
proje doğu vilayetlerinde de uygulanabilseydi ne aşiretler ne de feodalite kalır, pkk gibi bir derdimiz de olmazdı. köylüyü topraklandırma yasasına karşı çıkan büyük toprak sahibi adnan menderes tarafından abd talimatıyla sonlandırıldı. gerisi malum.
1923 yılında 5 bin okulu ve yalnızca 10 bin öğretmeni olan, neredeyse hiç doktoru olmayan fakir cumhuriyet'in en önemli kalkınma hamlesidir. halkın %80'inin kırsalda yaşadığı düşünülürse yeterli kaynağı olmayan genç cumhuriyet için son derece akılcı bir çözümdür. sonraki yıllarda iklim ve kırsal alan anlamında türkiye'ye benzer ülkelere de bu kalkınma metodu bm tarafından önerilmiştir. bu enstitüler sadece okur yazarlık değil, tarım ve sağlık gibi osmanlı kırsalının yüzyıllardır kökünü kazıyan dertlere de çare oluyordu. zaten çok hızlı netice vermişti: okur-yazarlık hızla yükselmiş, tarımsal üretim artmış, bebek ölüm oranları düşmüş ve nüfus da haliyle artmıştı.
proje doğu vilayetlerinde de uygulanabilseydi ne aşiretler ne de feodalite kalır, pkk gibi bir derdimiz de olmazdı. köylüyü topraklandırma yasasına karşı çıkan büyük toprak sahibi adnan menderes tarafından abd talimatıyla sonlandırıldı. gerisi malum.
devamını gör...
karşı cinsle uzun uzun mesajlaşmak
bir hayal kırıklığının başlangıcı da olabilir güzel bir dostluğun başlangıcı da.
ekleme : uzun soluklu bir ilişkinin başlangıcı olma ihtimalini unutmuşum. tabi bilinçaltı kabullenemiyor.
ekleme : uzun soluklu bir ilişkinin başlangıcı olma ihtimalini unutmuşum. tabi bilinçaltı kabullenemiyor.
devamını gör...
ölüm
ben bugün ömrümün yarısını geçirdiğim adamı ilk defa mezarlık duvarının dibine çökmüş ağlarken gördüm.
ben bugün o adamın 33 yaşındaki yeğenine toprak atışını, çırpınışını, o acı ile bir yerlere sığamayışını gördüm.
o çocuğa hem anne hem baba olmuş bir babaannenin “yavrum” derken nasıl yüreğinin dağlandığını,
ona nasıl veda edemediğini gördüm.
ben bugün nefes alamadan, konuşamadan, yutkunamadan, burnumun direği sızlayarak büyüdüm...
ben bugün o adamın 33 yaşındaki yeğenine toprak atışını, çırpınışını, o acı ile bir yerlere sığamayışını gördüm.
o çocuğa hem anne hem baba olmuş bir babaannenin “yavrum” derken nasıl yüreğinin dağlandığını,
ona nasıl veda edemediğini gördüm.
ben bugün nefes alamadan, konuşamadan, yutkunamadan, burnumun direği sızlayarak büyüdüm...
devamını gör...
nasılsın sorusu
bir gün sordular “nasılsın?” diye.
ben de geçiştirmemek için başladığım anlatmaya, karşımdakinin boş gözlerle bakmaya başladığını anladığım vakit hemen anlatmayı bıraktım.
o gün bugündür kendime “nasılsın?” diye sormam.
ya ben de kendime boş gözlerle bakmaya başlarsam!
insan kendini anlamalı ama kendine boğulmamalı.
+nasılsın?
-emaneti gezdiriyoruz çok şükür.
ben de geçiştirmemek için başladığım anlatmaya, karşımdakinin boş gözlerle bakmaya başladığını anladığım vakit hemen anlatmayı bıraktım.
o gün bugündür kendime “nasılsın?” diye sormam.
ya ben de kendime boş gözlerle bakmaya başlarsam!
insan kendini anlamalı ama kendine boğulmamalı.
+nasılsın?
-emaneti gezdiriyoruz çok şükür.
devamını gör...
misc radyo yayını
biraz cenk hepimize iyi gelecek. bu zamanlarda... slogan gibi oldu ama değil, bana güvenin. sıfır şaka. cenk iyidir. cenk her zaman iyi gelir.
akşam olsun. at bavuluna götür bizi. arka bahçen de muazzam güzellikte zaten...
akşam olsun. at bavuluna götür bizi. arka bahçen de muazzam güzellikte zaten...
devamını gör...
normal sözlük meriçleri
sadece kafa sözlüğe özel olmayan meriç türüdür sözlük meriçleri.
aşağıda bu tarz meriçlerin genel özellikleri ile birlikte nasıl tespit edilebilecekleri konusunda kısa bir kılavuz bulabilirsiniz:
doğal habitatları olan sözlük ortamları içerisinde, mümkün mertebe sivrilmeyi amaçlayarak hemen hemen herkesin suyuna gitmeye çalışırlar..
temel özellikleri, zeki görünmeye çalışma*, nazik ve kibar olmaya çalışma*, sakin görünmeye çalışma* gibi özellikleri mevcuttur.
genel davranış şekilleri, doğal ortamlarında yalnız avlanmakla birlikte, çevresinde kendi egosunu pohpohlayacak bir sürü oluşturmaktan geçer. bunun için, av sahasında gözünü kestirdiği avlarının peşine düştükten sonra, eğer avı beklentilerini karşılayamayacaksa "kanka" modunu aktive edip yanında tutmaya çalışmaktır. böylece kendi kıt zekasının ve gücünün yetmeyeceği durumlarda sürüsünden destek alarak sanki bir şeyleri başarmış gibi görünürler ki bundan da büyük zevk alırlar.
çoğunlukla sözlük mecralarında bulunan, belirli bir kalitede olup belirli bir şeyleri gerçekleştirmiş diğer yazarlara karşı eziklik psikolojileri sebebiyle husumet beslerler. bu husumet çoğu zaman o yazarlara karşılık eylemlere dönüşse de, bunun sonucunda rezil olmaktan öteye geçemezler.
öyle ki, çok basit bir olayı, çok büyük bir olaymış gibi göstermeye çalışıp, sürüsünü organize ederek toplu saldırı yapmaya çalışabilirler*.
oysa ki bu yaptıklarının karşılığında, haklarında neler neler yazılıp çizilmektedir, kaç gün boyunca saldırdıklarına gönderilen destek meajlarında nasıl rezil oldukları konuşulmaktadır ancak kendi egolarının mastürbasyonunda kaybolduklarından* nasıl rezil bir hale düştüklerini fark edemezler.
böyle meriçleri tespit etmek için, öncelikle yazdıklarına bakın, sonrasında kimler tarafından beğeni / favori almış tespit edin. eğer bu kişilerle sürekli "mıç mıç" muhabbetindeyse bilin ki siz de bir meriç tespit ettiniz!. tebrikler!!!
aşağıda bu tarz meriçlerin genel özellikleri ile birlikte nasıl tespit edilebilecekleri konusunda kısa bir kılavuz bulabilirsiniz:
doğal habitatları olan sözlük ortamları içerisinde, mümkün mertebe sivrilmeyi amaçlayarak hemen hemen herkesin suyuna gitmeye çalışırlar..
temel özellikleri, zeki görünmeye çalışma*, nazik ve kibar olmaya çalışma*, sakin görünmeye çalışma* gibi özellikleri mevcuttur.
genel davranış şekilleri, doğal ortamlarında yalnız avlanmakla birlikte, çevresinde kendi egosunu pohpohlayacak bir sürü oluşturmaktan geçer. bunun için, av sahasında gözünü kestirdiği avlarının peşine düştükten sonra, eğer avı beklentilerini karşılayamayacaksa "kanka" modunu aktive edip yanında tutmaya çalışmaktır. böylece kendi kıt zekasının ve gücünün yetmeyeceği durumlarda sürüsünden destek alarak sanki bir şeyleri başarmış gibi görünürler ki bundan da büyük zevk alırlar.
çoğunlukla sözlük mecralarında bulunan, belirli bir kalitede olup belirli bir şeyleri gerçekleştirmiş diğer yazarlara karşı eziklik psikolojileri sebebiyle husumet beslerler. bu husumet çoğu zaman o yazarlara karşılık eylemlere dönüşse de, bunun sonucunda rezil olmaktan öteye geçemezler.
öyle ki, çok basit bir olayı, çok büyük bir olaymış gibi göstermeye çalışıp, sürüsünü organize ederek toplu saldırı yapmaya çalışabilirler*.
oysa ki bu yaptıklarının karşılığında, haklarında neler neler yazılıp çizilmektedir, kaç gün boyunca saldırdıklarına gönderilen destek meajlarında nasıl rezil oldukları konuşulmaktadır ancak kendi egolarının mastürbasyonunda kaybolduklarından* nasıl rezil bir hale düştüklerini fark edemezler.
böyle meriçleri tespit etmek için, öncelikle yazdıklarına bakın, sonrasında kimler tarafından beğeni / favori almış tespit edin. eğer bu kişilerle sürekli "mıç mıç" muhabbetindeyse bilin ki siz de bir meriç tespit ettiniz!. tebrikler!!!
devamını gör...
gecenin çok güzel olması
efendim geceden güzeli var mı?
balkona çıktığın anda yüzüne vuran hafif esinti ve rüzgarın eşsiz kokusu, bizi huzura boğan sessizlik, bizlere ay tarafından bahşedilmiş loş ışığın bir benzeri dünyada var mıdır? huzur... vakit... müzik...
"yaşam, gecenin konusudur."
balkona çıktığın anda yüzüne vuran hafif esinti ve rüzgarın eşsiz kokusu, bizi huzura boğan sessizlik, bizlere ay tarafından bahşedilmiş loş ışığın bir benzeri dünyada var mıdır? huzur... vakit... müzik...
"yaşam, gecenin konusudur."
devamını gör...
truman sendromu
truman show un yayımlanmasından yaklaşık dört yıl sonra ortaya çıkan bir tanımlama truman show sendromu. sendroma ismi veren ise psikiyatrist joel ve ıan gold kardeşler. henüz hastalık olarak kabul edilmeyen truman show sendromu, paranoyanın yeni bir türü olarak kabul ediliyor.
psikiyatrist joel gold bir röportajında, “truman show sendromu hastanın tüm hayatını ele geçiriyor. hasta; ailesinin, dostlarının, iş arkadaşlarının önceden yazılmış bir senaryoyu okuduklarını ve evlerinin, iş yerlerinin, hastanelerin birer televizyon setinden ibaret olduğunu düşünüyor.” açıklamasında bulunmuş. tüm dünyanın kendisi icin kurulmuş bir set olduğunu ve hatta 11 eylül saldırılarının kendisi icin yapıldığını düşünenler mevcut. sendrom, bbg evleri tarzında programların yaygınlaşmasından da etkilenmiş.
'günaydın ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.''
the truman show (1998)
psikiyatrist joel gold bir röportajında, “truman show sendromu hastanın tüm hayatını ele geçiriyor. hasta; ailesinin, dostlarının, iş arkadaşlarının önceden yazılmış bir senaryoyu okuduklarını ve evlerinin, iş yerlerinin, hastanelerin birer televizyon setinden ibaret olduğunu düşünüyor.” açıklamasında bulunmuş. tüm dünyanın kendisi icin kurulmuş bir set olduğunu ve hatta 11 eylül saldırılarının kendisi icin yapıldığını düşünenler mevcut. sendrom, bbg evleri tarzında programların yaygınlaşmasından da etkilenmiş.
'günaydın ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.''
the truman show (1998)
devamını gör...
kitap kazanmak için kendini kasmayan yazar
benimdir, kendileri.
kitapları severim ancak onlar sayesinde, yazmayı daha çok.
yazarak kaliteli zihinlere ulaşmayı da öyle.
kalite istiyorsam her şeyden önce kaliteli olmalıyım. 800 tanım gireceğim diye her yerde, her şeyin içerisinde olursam kendi adıma hiçbir yerde olamamış olurum.
üstelik kaliteyi düşürme ihtimalim de artar.
az ölsün, öz olsun gibi de düşünebilir.
yazılmak için yazılmış olmasın, hakkında düşünülmüş,bir fikir sahibi olunmuş olsun yazdıklarım. bir fikir belirtsin, hissettirsin, düşündürsün,bir şeyler katsın isterim.
yazmak kırmızı çizgisi olan benim için olması gerekendir. öyle ki platformlarda biz sözlükte bir iki şey yazdık diye "yazar" diye basitçe anılmak bile hep karşı olduğum şeydir aslında. hayalim olmasına rağmen büyük yazarları düşününce kendi yazdıklarımı öven, bir yerlerde beni ya da sadece öylesine yazan insanları yazar kefesine koyanlara estağfurullah demek istediğimdir. tabii, yazan insanları görmekse mutluluk verendir kim bilir belki de doğru diyoruzdur yazar diyerek ileriyi bilemeyiz. bu sebeple 800 tanım yerine gerçekten hakkında düşündüğüm tanımlar yazmayı yeğ tutarım. bir şekilde kendiliğinden 800 tanıma ulaşırsa da güzel olur ama öyle bir beklentim yok öncelik olarak. olursa güzel olurdu, anı kalırdı ancak bu kadar isteyen kişiler varken olmasa da olur. ben zaten kitapsız yaşayamayacağım için her türlü kitap almak zorundayım.
kitapları severim ancak onlar sayesinde, yazmayı daha çok.
yazarak kaliteli zihinlere ulaşmayı da öyle.
kalite istiyorsam her şeyden önce kaliteli olmalıyım. 800 tanım gireceğim diye her yerde, her şeyin içerisinde olursam kendi adıma hiçbir yerde olamamış olurum.
üstelik kaliteyi düşürme ihtimalim de artar.
az ölsün, öz olsun gibi de düşünebilir.
yazılmak için yazılmış olmasın, hakkında düşünülmüş,bir fikir sahibi olunmuş olsun yazdıklarım. bir fikir belirtsin, hissettirsin, düşündürsün,bir şeyler katsın isterim.
yazmak kırmızı çizgisi olan benim için olması gerekendir. öyle ki platformlarda biz sözlükte bir iki şey yazdık diye "yazar" diye basitçe anılmak bile hep karşı olduğum şeydir aslında. hayalim olmasına rağmen büyük yazarları düşününce kendi yazdıklarımı öven, bir yerlerde beni ya da sadece öylesine yazan insanları yazar kefesine koyanlara estağfurullah demek istediğimdir. tabii, yazan insanları görmekse mutluluk verendir kim bilir belki de doğru diyoruzdur yazar diyerek ileriyi bilemeyiz. bu sebeple 800 tanım yerine gerçekten hakkında düşündüğüm tanımlar yazmayı yeğ tutarım. bir şekilde kendiliğinden 800 tanıma ulaşırsa da güzel olur ama öyle bir beklentim yok öncelik olarak. olursa güzel olurdu, anı kalırdı ancak bu kadar isteyen kişiler varken olmasa da olur. ben zaten kitapsız yaşayamayacağım için her türlü kitap almak zorundayım.
devamını gör...
sen bana nickaltı girmedin diye trip atan yazar
bu mevzuyu kafasında takıntı haline getirmiş yazardır. bana da nickaltı borcu olanlar var, ben hiç trip atıyor muyum? bu arada borcunuzu öderseniz sevinirim.
devamını gör...
