netflix'in fatih terim'in belgeselini yapacak olması
heykelini ne zaman yapacak sorusunu akıllara getiren başlıktır.
devamını gör...
makyaj yapmayı tamamen bırakmak
neden? zaten yapmak istediğimiz için, yapmak istediğimiz kadar yapıyoruz. bırakmak niye?
bazı sabahlar "bu dünya'ya zaten değmez. kirpiğim biraz daha uzamasın, yanağım biraz daha kızarmasın ne var ki?" diyorum, bazı sabahlarsa aynaya baktıkça gözümü alamayayım istiyorum. keyfime göre.
bırakmak yanlış bir tabir. makyaj başlanması veya bırakılması gereken bir şey değil çünkü.
bazı sabahlar "bu dünya'ya zaten değmez. kirpiğim biraz daha uzamasın, yanağım biraz daha kızarmasın ne var ki?" diyorum, bazı sabahlarsa aynaya baktıkça gözümü alamayayım istiyorum. keyfime göre.
bırakmak yanlış bir tabir. makyaj başlanması veya bırakılması gereken bir şey değil çünkü.
devamını gör...
boğaziçi üniversitesi ikiye bölünebilir
azıcık aklı olan ve türkiye'deki yönetenlerin anlayışını bilen herkes yeni fakültelerin neden kurulduğunu biliyor. bölünme olayına gerek olacağını sanmıyorum. bunun asıl amacının rant meselesi olması muhtemel. 5'li çetenin boğaziçi arazisine göz diktiği gibi bir söylenti var. oradaki imar kararlarını onaylayacak bir üniversite yönetimi gerekiyor tabii. şimdi hızlıca yeni fakültelere hocalar alınacak, ardından yeni fakültelerdeki hocalar üniversite senatosunda görevlendirelecekler. tipik ülke manzaraları işte. artık yolsuzluk yöntemlerine o kadar aşinayız ki her adımları öngörülebilir oluyor.
devamını gör...
doğum gününde pastaya dikilen mumu üflemek
antik yunanda her bahar, “mounichia” festivali düzenlenirdi. festivalde kadınlar, zeus’un kızı ve apollon’un ikiz kız kardeşi, ay ve av tanrıçası ise artemis’e hediyeler adardı. kadınlar onu onurlandırmak için yuvarlak ya da ay şeklinde ballı kekler yapar ve üstüne mumlar dikip yakar böylece mumların gökyüzünde ay gibi parlamasını, dumanı ile duaların, dileklerin gökyüzünde yaşayan tanrıçaya ulaşmasını dilerlerdi. muma üflerken dilek tuma fenomenin de buraya dayandığı söylenir.
devamını gör...
pame radyo yayını
bünyem hüzün sever. o yüzden bünyemi mutlu etmek adına, beklemede olduğum yayın. napalım bu da ihtiyaç.
aynı sebepten ben de orada olacağım efendim. hüzne alışmış bünyemi bu zevkten mahrum edemezdim ya? şimdiden başarılar diliyor, emeğinize sağlık diyorum. bir de size şöyle hikaye anlatayım, tam da duruma uygun;
lise dönemindeydi sanırım, rastgele bir film izlemiştim. pek ilgimi çekmemişti, hatta bitirene değin dakikaları saydım diyebilirim fakat o filmden aklımda kalan bir sahne var. tek sahne.
adamın biri genelev gibi bir yere gitmişti. o sıra olanlara tam hatırlamıyorum, sonra adam bir akvaryum gördü. böyle içini affedersiniz bok götürüyor, suyu kirli falan. içinde de balıklar var. bu beyefendi akvaryumu temizleyip suyu tertemiz yaptı ama kirli suda kalmaya alışan balıklar öldüler.
spoiler'ın içindekini okuyunca daha iyi anladınız yayını dinleme şeysimi, biliyorum. *
devamını gör...
neden olmuyor
-kararsızlık, ne yapacağını bilememek, hedefsizlik,
-eyleme geçince ortaya çıkan sonuçların da bir bedeli var, o bedeli ödeyecek gücü kendinde bulamamak.
-yapılanlar işe yaramadığında hedefe ulaşıncaya kadar strateji değişikliği yapacak kadar esnek olamamak.
-eyleme geçince ortaya çıkan sonuçların da bir bedeli var, o bedeli ödeyecek gücü kendinde bulamamak.
-yapılanlar işe yaramadığında hedefe ulaşıncaya kadar strateji değişikliği yapacak kadar esnek olamamak.
devamını gör...
ölü köylü sigortası
amerikalı büyük şirketlerin 80li yıllarda gizli kapaklı olarak başlattığı hayat sigortası poliçesi. bu poliçenin amacı şirket çalışanlarından herhangi birinin ölümünün şirkete vereceği zararı belirlemek ve o zarardan payına düşen vergiyi minumum, kazancı ise maximum hale getirmektir. yani siz bir kuruluşta tüm şartlara boyun eğerek temel yaşamsal ihtiyaçlarınızı karşılamak adına çalışırken, patronlarınız sizden ve ailenizden ''gizli'' olarak adınıza bir hayat sigortası yapar ve sizin ölünüz canlınızdan daha fazla para kazandırmış olur o şirkete. üstelik ailenize beş kuruş koklatılmaz, koklatılmasını bırakın geride kalan ailenize böyle bir paranın varlığından dahi söz edilmez. 80li yıllarda yalnızca üst düzey şirket çalışanlarına uygulanan bir şirket politikasıyken 90lı yllardan itibaren bu politika yaygınlaşmış ve tüm şirket çalışanlarına uygulanmaya başlamış.
poliçenin ismi ise apayrı bir fiyasko. ''ölü'' pekala, ''köylü'' ? nasıl yani ? çok acınası, aşağılıkça ve hiç profesyonel değil. ayrı bir iğrençlik de yaş ve cinsiyete göre bu poliçenin kazandıracağı paranın farklılık göstermesi. capitalism: a love story filminden bir örnek verecek olursak; 40 yaşında ölen bir erkek çalışan şirkete 1.5 milyar dolar kazandırırken, 26 yaşında ölen bir kadın çalışan kadınların ölüm yaşının büyük olması da göz önünde bulundurularak şirkete tam 81 milyar dolar kazandırmiştır. ikisi de günümüz reel yaşamından örnekler olmakla birlikte ikisinin de ailesine zırnık koklatılmamıştır.
sonuç olarak görüyoruz ki bu leş, sapkın sistem (kapitalizm) çalışan sınıfın ölüsünden dahi maximum şekilde yararlanmanın en şık yollarını bulmuş durumda.
bu poliçeyi günümüzde yüzde yüz kullanan bazı kuruluşlar; walt disney, coca cola, avon, nestle, amerikadaki tüm bankalar, mc donall company, general motors, neredeyse tüm ilaç firmaları, winn dixie gibi firmalar başta olmak üzre çooook uzun bir liste mevcut.
poliçenin ismi ise apayrı bir fiyasko. ''ölü'' pekala, ''köylü'' ? nasıl yani ? çok acınası, aşağılıkça ve hiç profesyonel değil. ayrı bir iğrençlik de yaş ve cinsiyete göre bu poliçenin kazandıracağı paranın farklılık göstermesi. capitalism: a love story filminden bir örnek verecek olursak; 40 yaşında ölen bir erkek çalışan şirkete 1.5 milyar dolar kazandırırken, 26 yaşında ölen bir kadın çalışan kadınların ölüm yaşının büyük olması da göz önünde bulundurularak şirkete tam 81 milyar dolar kazandırmiştır. ikisi de günümüz reel yaşamından örnekler olmakla birlikte ikisinin de ailesine zırnık koklatılmamıştır.
sonuç olarak görüyoruz ki bu leş, sapkın sistem (kapitalizm) çalışan sınıfın ölüsünden dahi maximum şekilde yararlanmanın en şık yollarını bulmuş durumda.
bu poliçeyi günümüzde yüzde yüz kullanan bazı kuruluşlar; walt disney, coca cola, avon, nestle, amerikadaki tüm bankalar, mc donall company, general motors, neredeyse tüm ilaç firmaları, winn dixie gibi firmalar başta olmak üzre çooook uzun bir liste mevcut.
devamını gör...
hoşlanılan kişinin hoşlandığı kişi olmamak
su icmek kadar normal bir olay.
kimi zaman; ne yaparsan yap, lego parcalari istenilen sekilde oturmayabiliyor. hayat bu.
ismail yk’nin bu konu ile alakali muazzam bir tespiti bulunmaktadir, hepiniz biliyorsunuzdur eminim.
beni begeneni ben begenmem, benim begendigim ise beni begenmez; yoksa ben zurna mıyım ha???
hepimiz zurnayiz.*
kimi zaman; ne yaparsan yap, lego parcalari istenilen sekilde oturmayabiliyor. hayat bu.
ismail yk’nin bu konu ile alakali muazzam bir tespiti bulunmaktadir, hepiniz biliyorsunuzdur eminim.
beni begeneni ben begenmem, benim begendigim ise beni begenmez; yoksa ben zurna mıyım ha???
hepimiz zurnayiz.*
devamını gör...
bilim insanlarından mars vebası uyarısı
bilim insanları, mars'a gerçekleştirilmesi planlanan insanlı seferlerin ardından, kızıl gezegen'in yüzeyinden dünyaya getirilecek taş parçaları ve tozların salgın hastalıklara sebebiyet verebileceği konusunda uyarılarda bulundu. getirilmesi muhtemel numunelerin 'mars vebası'na yol açabileceği öne sürüldü.
bilim insanlarından yeni muhtemel bir salgın hastalık konusunda uyarı geldi. ancak bu sefer hastalığın merkezinin dünya değil, dünya'ya milyonlarca kilometre uzaklıkta bulunan mars gezegeni olabileceği ifade edildi.
abd ulusal havacılık ve uzay dairesi (nasa) ve avrupa uzay ajansı (esa), kızıl gezegen'deki değerli kayaları ve toprağı ayrıntılı testler için dünya'ya getirme projesi üzerinde çalışıyor. bu yüzden, şubat ayında mars'a iniş yapan perseverance aracının topladığı örnekleri almak için 2026 yılında bir kara aracının gezegene fırlatılması planlanıyor.
proje neticesinde mars'taki toprakların ve kayaların, muhtemel bazı mikro organizmalarla birlikte önümüzdeki 10 yıl içinde dünya'da var olabileceği düşünülüyor.
öte yandan nasa tarafından yapılana bir açıklamada, "mars'ın yüzeyinden bozulmamış örnekleri dünya'ya getirmek, nesillerdir gezegenimizdeki bilim insanlarının hedefi konumundadır" ifadeleri yer alıyor.
'bu konuda hevesli değilim'
dr. gilbert levin ise bu konuda pek hevesli olmadığını söylüyor. nasa'nın 1975'ten 1983'e kadar süren viking programında yer alan dr. levin, kızıl gezegen'den getirilecek herhangi bir parçanın dünya üzerinde bir salgın hastalığa yol açmasının yüksek bir ihtimal olduğunu belirtti.
dr. levin, "mars'tan getirilecek güvenli bir numunenin, son derece korunaklı kaplarda getirilmesi durumunda bile bir tehlikeye yol açabileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
'çok büyük biyolojik hasara yol açabilir'
nasa ve esa'nın yürüttüğü projeden bazı bilim insanları da benzer uyarıyı yaptı. gökbilimciler, bu projenin dünya açısından yıkıcı sonuçlar ve çok ciddi sorunlar doğurabileceğine değindi. yapılan uyarıda, 1973'teki kitabında mars'tan numune getirmenin sonuçları hakkında uyarıda bulunan dünyaca ünlü gökbilimci carl sagan'a atıfta bulunularak şu ifadelere yer verildi:
"kızıl gezegen biyolojik açıdan büyük ilgi uyandıran bir ortama sahip. mars'tan getirilecek olası numunelerin içeriğinde, gezegenimizde çok büyük bir biyolojik hasara yol açabilecek patojenler, organizmalar olabilir bulunabilir ve hatta bu organizmalar bir mars vebası'na yol açabilir".
buradan
devamını gör...
kemal kılıçdaroğlu olarak sıramı bekleyeceğim
devamını gör...
kafadandeniz
konuşmasıyla, hayata bakış açısıyla ve müzik kültürü ile beni kendine hayran bırakmış yazardır ve yayıncıdır. kendisi ile radyo üzerine tanıştık iyi ki tanıştık! playlistlerine çökmek gibi planlarım var eh bunu buradan dile getireyim. yayınların güzellikle dolsun sevgili kafadandeniz! *
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan mahlaslar
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
her hafta farklı konseptiyle bana kendimi, bize kendimizi ifade edebilme fırsatını sunan bengaripsengüzeldünyaumutluya, bu konseptleri yaşanabilir, yaşatılabilir kılan tüm kafa sözlük ekibine, gerek yorumları gerek nickaltı iltifatlarıyla gecemizi müstesna kılan tüm kafa sözlük camiasına teşekkürü borç bilirim.
canım memlekette elimizde kalan ufak tefek mutluluk kırıntılarıyla hayatımızı yaşanılabilir kılmak, bazen ahmed arif'e bazen nazım hikmet'e hepsinden öte türk halkına, türk gençliğine ve yarınlarımıza büyük bir umut beslemiş olan mustafa kemal'e borcumuzdur. ne güzel borç ne güzel sorumluluk...
canım memlekette elimizde kalan ufak tefek mutluluk kırıntılarıyla hayatımızı yaşanılabilir kılmak, bazen ahmed arif'e bazen nazım hikmet'e hepsinden öte türk halkına, türk gençliğine ve yarınlarımıza büyük bir umut beslemiş olan mustafa kemal'e borcumuzdur. ne güzel borç ne güzel sorumluluk...
devamını gör...
mutfaktayken kendimize sorduğumuz sorular
genellikle yemek yaparken sorduğumuz sorulardır. malzemelerden ya da pişirme sürecinden emin olunmadığında vuku bulurlar.
bir de bulaşık yıkarken * bir anda varoluşsal kriz soruları hücum edebilir. tedirgin olmayınız, geçiyor bulaşıklar bitince.
-içi pişmiş midir? *
-altı kızarmış mıdır?
-tuz attım mı ben buna ya?
-buzdolabında ne var acaba? (bkz: gece buzdolabını açıp hiçbir şey almadan kapatmak)
-şimdi ben bunları yıkamasam ne olur ki? *
bir de bulaşık yıkarken * bir anda varoluşsal kriz soruları hücum edebilir. tedirgin olmayınız, geçiyor bulaşıklar bitince.
-içi pişmiş midir? *
-altı kızarmış mıdır?
-tuz attım mı ben buna ya?
-buzdolabında ne var acaba? (bkz: gece buzdolabını açıp hiçbir şey almadan kapatmak)
-şimdi ben bunları yıkamasam ne olur ki? *
devamını gör...
kuduz aşısı
ilk olarak louis pasteur tarafından geliştirilmiştir.
joseph meister adlı küçük bir çocuk, kuduz bir köpek tarafından ısırıldıktan sonra louis pasteur'e getirildi.
insan üzerinde hiç denenmeyen kuduz aşısını çocuğa uygulamakta tereddüt eden pasteur'e; aşı olmazsa çocuğun kesin olarak öleceği, ancak aşı ile yaşama şansı olabileceği ve kuduz'a da çare olabileceği söylendi.
çocuk aşının sayesinde hayata tutundu. 64 yaşına kadar yaşadı ve pasteur enstitüsü'nde kapıcı olarak çalıştı. nazi saldırıları sırasında gaz zehirlenmesi ile hayatını kaybetti.
"artık kimse kuduz yüzünden ölmek zorunda değildi."

kaynak
joseph meister adlı küçük bir çocuk, kuduz bir köpek tarafından ısırıldıktan sonra louis pasteur'e getirildi.
insan üzerinde hiç denenmeyen kuduz aşısını çocuğa uygulamakta tereddüt eden pasteur'e; aşı olmazsa çocuğun kesin olarak öleceği, ancak aşı ile yaşama şansı olabileceği ve kuduz'a da çare olabileceği söylendi.
çocuk aşının sayesinde hayata tutundu. 64 yaşına kadar yaşadı ve pasteur enstitüsü'nde kapıcı olarak çalıştı. nazi saldırıları sırasında gaz zehirlenmesi ile hayatını kaybetti.
"artık kimse kuduz yüzünden ölmek zorunda değildi."
kaynak
devamını gör...
the truman show
1998 yapımı bir filmin sanki geleceğin habercisi gibi olan harika bir film.
hayatının her anı takipte olan karakteri harika canlandıran bir jim carrey görüyoruz.
empati kurmak gerekirse kim böyle bir şeyi isterdi acaba diye sormak isterdim ama şu anki çağda herkesin göz önünde, ilgi odağında olmak istemesiyle çok da fazla şikayet etmeyecek gibi bir hal-i vaziyet mevcut.
aslında bir yönden bakılırsa ünlülerin ünlü olduktan sonraki rahat edememelerini de bu filmden sonra hissetmek mümkün gibi geliyor.
beni çok etkiledi ben o durumda olsam anlayabilir mıydım bilemiyorum ancak anlasaydım daha da mı kötü olurdu buda tartışılır.
tekrar tekrar izlenebilecek harika filmlerden birisi, keyifli seyirler.
hayatının her anı takipte olan karakteri harika canlandıran bir jim carrey görüyoruz.
empati kurmak gerekirse kim böyle bir şeyi isterdi acaba diye sormak isterdim ama şu anki çağda herkesin göz önünde, ilgi odağında olmak istemesiyle çok da fazla şikayet etmeyecek gibi bir hal-i vaziyet mevcut.
aslında bir yönden bakılırsa ünlülerin ünlü olduktan sonraki rahat edememelerini de bu filmden sonra hissetmek mümkün gibi geliyor.
beni çok etkiledi ben o durumda olsam anlayabilir mıydım bilemiyorum ancak anlasaydım daha da mı kötü olurdu buda tartışılır.
tekrar tekrar izlenebilecek harika filmlerden birisi, keyifli seyirler.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk
mutsuzluklar,bu karalar yaşamda yoktu
sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
nicedir bir pencereden deniz güzel değil
nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.
sen gel bizi yeni vakitlere çıkar"
mutsuzluklar,bu karalar yaşamda yoktu
sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
nicedir bir pencereden deniz güzel değil
nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.
sen gel bizi yeni vakitlere çıkar"
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
eskisi gibi güçlü, kararlı, tuttuğunu koparan, hayat dolu, neşeli ben.
devamını gör...

