tanımlarını okuyunca keşke sosyal bilimci olsaymış, zevkle okurduk, tespitlerini beğenip favorilerdik diye içimden geçirdiğim yazar.
olsun kafa sözlük onsuz düşünülemez, sözlüğümüze ışık saçıyor.
sayısalcıysanız zaten en beğendiğiniz yazarlardandır.
ışığınız sönmesin efendim.
devamını gör...

türkçede "ayrımın altı derecesi" olarak ifade edilir. gezegendeki herhangi birinin bir kimseye uzaklığının ortalama olarak 5 veya 6 kişi olduğunu iddia eden bir teoridir.

bu iddia ilk olarak 1929 yılında macar yazar karinty tarafından "zincirler" adlı hikayesine konu olmuştur. daha sonra 1950 yıllarında iki matematikçi tarafından matematiksel ifadelere dökülmeye çalışılmıştır ancak sonuçtan asla tatmin olunamamıştır. 1967 yılında ise amerikan sosyolog miligram bu teoriyi ispatlayabilmek için bir çalışma yapmış ve bu çalışmaya da küçük dünya sorun adını vermiştir.

küçük dünya sorunu
miligram orta batıdaki rastgele birkaç insandan hiç tanımadıkları bir adama bir paket göndermelerini istiyor. bu insanların elinde bulunan bilgiler yalnızca: adamın ismi-soyismi, amerika'da yaşadığı eyalet ve yaptığı meslek. insanlar arkadaşlarının da çevrelerini hesaba katarak ellerinde bulunan paketi bir arkadaşına veriyor, o arkadaşı diğerine, o diğerine derken paketler ulaşması gereken yere ulaşıyor. paketin ulaşma uzunluğu ortalama olarak 5-7 kişi olarak hesaplanıyor.

the oracle of bacon
oracle of bacon, brett tjaden tarafından oluşturulmuş bir internet sitesidir. sitenin asıl amacı herhangi bir oyuncu ile kevin bacon arasındaki bağı hesaplamak olsa da herhangi iki oyuncunun uzaklığını da hesaplayabilirsiniz. site iki oyuncunun oynadığı dizilerden ortak insanları birleştirerek bir yol oluşturma temelli işliyor. örn:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2001 yılında watts adlı bir profesör kolombiya üniversitesinde miligram'ın yapmış olduğunu deneyi e-posta yolu ile gerçekleştiriyor. bunun sonucunda da ,tahmin edildiği üzere, e-postanın son kişiye ulaşma uzunluğu tam 6 kişi çıkıyor.

2008 yılında microsoft 180 milyar kullanıcıyı birbirine bağlayarak bu teoriyi kanıtlamak için minimum zincir uzunluğunu hesaplıyor ve tam olarak 6.6 kişi çıkıyor.

2016 yılında ise facebook, kullanıcılarının aralarındaki ortalama uzunluğun 3.5 kişiye kadar düştüğünü belirtmiştir. bu da bize teknolojinin ilerlemesiyle zincirin kısaldığını gösteriyor.

bu teori en başta her insanın yaklaşık 44 kişi tanıdığı varsayılarak ilerletilse de gelişen teknolojiyle bu sayı 100 kişiye çıkarılmıştır. yani sizin tanıdığınız her 100 kişi birbirinden farklı 100 kişi daha tanıdığında zaten henüz 2. zincirde ulaşabildiğiniz kişi sayısı 10.000'e çıkıyor. 100 kişiden daha az kişiyi tanıyor olsanız dahi tanıdığınız bir kişi normalden daha fazla insanı tanıyor olacak ve dengeyi kuracaktır.

bu zincirler devam ettiğinde ve 6. zincire ulaştığınızda teoride ortalama bir trilyon insana ulaşmış oluyorsunuz, ki bu dünya nüfusundan çok daha büyük bir sayı demek...


kaynaklar
1
2
3
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ilk kısmı okuduğumda sıradan ikinci kısmı okuduğumda yaratıcı ve derin anlamlar içeren bir duvar yazısı olduğunu fark ettiğim şaheserdir.

benim gibi dünyayı filmler ve kitaplar üzerinden okuyan ve bir nevi truman burbank sendromu yaşayan biriyseniz, hatta don kişot ile zihnisel bir akrabalığınız olduğuna inanıyorsanız bu tanımda anlatmak istediklerim size yabancı gelmeyecek.

yüzeysel görünen ama aslında oldukça derin olan bir aşkın dile getirilme şeklidir seni yerim. gibi (dizi)'nin erasmusla gelen yamyam bölümünde yeni çıkan albümünün klip şarkısına bu ismi vermiştir ümitcan. o kadar da önemli bir sözdür ve bu pop, pop bu.

bir edgar allen poe şiirinin insanın içine gotik gotik korkular salma şeklidir bu. artık sevmek yetersiz gelir bir yerden sonra. insan daha fazlasını yapmak ister sevgisini göstermek için. gerçek hayattaki issei sagawa gibi ya da kurgusal evrenin hannibal lecter'ı gibi.

sonra ikinci bölüm gelir. üstü karalanmış ama ilk yazının devamı niteliğinde. bu bir küfür değildir sevgili sözlük moderatörleri. bu insani bir ihtiyaç, burda gördükleriniz kimseye söylerseniz fena bozuşuruz. ben istiyorum ki burda bana iyi bakılsın.

bünyeye alınan sevgilinin bir daha dışarı çıkmamasının ve ebediyete kadar birlikte ve bir olma duygusunun şişkinlik yapan tutkusudur ikinci kısım.

seven kişi öyle bağlıdır ki sevdiğine onu yemekle kalmaz insan anatomisine baş kaldırmayı bile göze alır. sevgi böyle bir şey.
devamını gör...

lübnan =türkiye +5 yıl
devamını gör...

bana göre sherlock holmes kitapları.
insanlar nasıl bayılıyor anlamıyorum, pek sarmadı beni.
devamını gör...

makbule'ye ithafen;

"bastığı yeri inletiyi, dev anası! apartmanda zelzeye sebebiyet verdi, dev anası! ayu, ayuu, ayuurediii ciuvvciuvv"

buradan
devamını gör...

yorgan ve döşek.
söylemeden önce düşünüyorum hangisi ne diye. sonra "yıldızlar üstümü yorgan gibi örterdi." sözü geliyor aklıma.
demek ki bu söz olmasa ben yorgan ve döşeğin ne olduğunu bulamayacağım.
devamını gör...

dünyaya çin'den yayılan pişirme yöntemi. yemek çeşidi olarak adlandırılsa bile sanıyorum pişirme biçimi olarak adlandırmak daha uygun olacaktır. ascoli piceno'da aotsuki ve ristorante shang-hai, cenova'da re naya felaket güzel iş çıkartmaktadır bu konuda. ristorante shang-hai sos konusunda yetersiz yine de piceno sınırları içerisinde hot pot denilince bence ilk uğranması gereken yerlerden biri ama aotsuki sanırım artık bu hizmeti sunmuyor. re naya ise gerçekten aşmış durumda, özellikle mantarları her zaman taze oluyordu. ha italyaya gidip çin yemeği yemek mantıklı gelmiyorsa eğer çin sınırları içerisinde özellikle guangzhou bölgesinde catch'e falan gidip manzara için o kadar para bayılmaya gerek yok sokakta bulunan küçük işletmeler daha iyisini yapıyor ayrıca catch'de uzun süre bekletiyorlar zaten. tienjin bölgesinde de sokaktaki küçük yerlerde çok güzel tadını çıkartmak mümkün ki zaten kuzeye yaklaştıkça daha sık denk geliyorsunuz.

hot pot'ın mantığı çok basit aslında. yaygın olarak ortasından kalın bir çıkıntı ile ayrılmış bakır bir kabın bir tarafına içinde yağ bulunan su diğer tarafına çeşitli baharatlar ile (genelde acı) hazırlanmış su konularak yapılır. buradaki mantık bir arada olan bir grubun masanın ortasındaki ateşte sürekli kaynayan bakır kap içindeki sulara ince bir şekilde doğranmış et, deniz mahsülü, erişte ve çiğ sebze gibi çeşitli yiyecekleri sohbet esnasında sırayla ekleyerek birbirinden oldukça farklı olan tatları birleştirip yemesinden geliyor aslında. her birinin pişme süresi farklı olan yiyecekleri yenilecek duruma geldikçe chopstick ile bakır kabın içerisinden alarak soslara batırıp yemek yeme süresi uzayıp da tatlar birleştikçe orgazmik bir zevke dönüşüyor. bir toplanma ritüeli gibi işlediği için de zaten bazen hatta çoğu zaman saatler alabiliyor. tek bir kap içerisine masadaki herkes dilediği şeyi eklediği için fazla titiz arkadaşlara çok önerilmemektedir, panik atak falan geçirirler sonra*. günümüzde ortada bulunan tek bir bakır kap yerine bireysel olarak herkes için ayrı ayrı sunan yerler olsa bile öyle çok tadı çıkmıyor kanımca. öyle kafaya göre her şeyi atayım suyun içine mantığı da genelde kusma eylemi ile sonuçlanıyor. denenmiş ve önerilmiş lezzetlerden gitmekte fayda var çünkü herkesin midesi koyun eti ile karidesin tadını aynı anda kaldıracak mideye sahip değil. ek olarak domuz eti ile kalamarı aynı sosa batırıp aynı zevki almak bile mümkün olmadığından neyi hangi sos ile yemek gerektiğini bilmekte fayda var. basit mantıkta pişirildiği an yenilebilen güveç demek mantıklı olur sanıyorum. enoki ile beraber karides çok güzel gitmektedir ama ben patates kızartmasını reçele batırıp yiyen bir insan olduğum için benden tavsiye almanın mantıklı olduğunu hiç ama hiç sanmıyorum. yemek yerken arada yemek yemeyi bırakıp ağızdaki tat sıfırlansın diye sıvı tüketmek -ki geleneksel bir yerdeyseniz genelde çok hoş kokan bir çay veriyorlar- ve sohbete dahil olmak da işin güzel kısmı. ayrıca masadakilerden biri hadi kaz bağırsağı atalım suya dediğinde genelde sanırım ben doydum diyerek yemeyi bırakmak kafidir, zorlamayın. özellikle etler ince dilimlendiği için ve farklı lezzetler ile sürekli karıştığından - baharatlı kısımda pişmesi daha iyi oluyor bence- bir etin hakkını vererek yemek için kesinlikle denenmeli. suya lütfen herhangi bir canlının bacağını veya dilini atmayın, kendine veya kendine yoksa bile masadakilere saygısı olan kimse yapmamalı bunu. bunu midesiz bir arkadaş yüzünden az kalsın deneyimleyecektim son dakika suda yüzen şeyi algılayamadığımdan ucundan döndüm, kötü kötü çok kötü.

edit:imla
devamını gör...

tarihteki ilk romanı yazan bir ''kadın''.
(bkz: murasaki shikibu)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: as as bayrakları)
devamını gör...

erkekler kirli donlarini ters çevirip giyerken bunlar nasıl daha çok begenilirim diye sacmaladiklari için yavaş yavaş kadın olmaktan utanıyorum. bana o da oyle iyi hissediyor diye gelmeyin kalbinizi kırarım.
devamını gör...

insanın dört zindanı
ali şeriati
dinle küçük adam
wilhelm reich
devamını gör...

bugün bir saat ağlamamı sağlayan 20 sene önceki halim. özlem.
devamını gör...

cahil cühela kesimi anlatmak için kullanılan çok sevdiğim deyim.

günümüzde anlaşılır olsun diye "bilgisi yok fikri var" şeklinde yorumlanabilir.
"elif" arapçada ilk harftir ki, düz çizgi çubuk şeklindedir,
"mertek" ise daha çok çatı kaplamasında kiremit altı düz tahta olarak kullanılan ahşap malzemedir.

"elifi görür, mertek sanır"
devamını gör...

internet ve internet teknolojisine dayalı altyapısı olan, internet gazeteciliğinden elektronik postaya, uzaktan eğitimden mobil iletişime geniş bir alanı kapsayan iletişim araçlarına deniyor.
devamını gör...

biyolojik olarak insan olsa da, davranışsal, düşünsel ve genel olarak ahlâkî açıdan insan olmanın gerekliliklerini karşılamayan varlıkları tanımlamak için kullanılan kavram.
devamını gör...

bugüne kadar bir zararını görmedim.boyle durumlarda insanlar bazen siz aptalmışsınız gibi davranır, bırakın öyle yapsınlar. sonunda hep fevri insanlar zarar görür nasıl olsa. keskin sirkenin küpüne zarar

naiflik ruhumuzda var, fevri olamıyoruz
devamını gör...

''kimse bir başkasının karakterini şekillendiremez. kimse beni iyiliğe ya da kötülüğe teşvik edemez. ben kendimin efendisiyim ve ne olduğuma ancak kendim karar veririm.'' - epiktetos
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşklarımı, hayal kırıklıklarımı, özlemlerimi, sevinçlerimi, üzüntülerimi, hayallerimi, olmazsa olmazlarımı, olduramadıklarımı, oldurduklarımı, öldürdüklerimi, coşkumu, en dibimi, en yükseğimi, korkularımı, nefretimi, vicdan azaplarımı şarkıların içine saklamak..

bir de sözlük içinde şifreli olarak çok ağır küfürlü tanımlar yazmak var ama onu saymıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim