ateist aileden kız istemek
darwin'in emri , charlie'nin kavli ile...... diye başlayan seremonidir.
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
birini aradığınızda kendinizi tanıtın lütfen niye sessiz sessiz bekliyorsunuz öyle
devamını gör...
bilgi arttıkça azalan şeyler
ön yargı.
devamını gör...
zili çaldıktan sonra kim o sorusuna ben diye cevap vermek
(bkz: refleks)
devamını gör...
nina simone
gerçek adı eunice kathleen waymon olan, caz, blues, soul, r&b ve folk müzik türlerinde unutulmayacak eserlere sahip sanatçıdır.
ilk albümünü yaptığı 1958 yılında, ispanyolca 'kız' anlamına gelen nina kelimesi ile hayranı olduğu oyuncu simone signoret*ten esinlenerek bildiğimiz sahne adı olan nina simone olarak tanınmaya başlamıştır.
1964 yılında philips şirketi işbirliğiyle seslendirdiği "don't let me be misunderstood" şarkısı kesinlikle muhteşem.
ilk albümünü yaptığı 1958 yılında, ispanyolca 'kız' anlamına gelen nina kelimesi ile hayranı olduğu oyuncu simone signoret*ten esinlenerek bildiğimiz sahne adı olan nina simone olarak tanınmaya başlamıştır.
1964 yılında philips şirketi işbirliğiyle seslendirdiği "don't let me be misunderstood" şarkısı kesinlikle muhteşem.
devamını gör...
italyanca
çok ahenkli bir dildir. hint avrupa dil ailesine mensuptur. şiirleri muazzam ahenklidir. cahit sıtkı çevirili bir şiir bırakayım.
italyanca:
thanatos athanatos (ıtalian)
e dovremo dunque negarti, dio
dei tumori, dio del fiore vivo,
e cominciare con un no all'oscura
pietra «io sono», e consentire alla morte
e su ogni tomba scrivere la sola
nostra certezza:
«thànatos athànatos»?
senza un nome che ricordi i sogni
le lacrime i furori di quest'uomo
sconfitto da domande ancora aperte?
ıl nostro dialogo muta; diventa
ora possibile l'assurdo. là
oltre il fumo di nebbia, dentro gli alberi
vigila la potenza delle foglie,
vero è il fiume che preme sulle rive.
la vita non è sogno. vero l'uomo
e il suo pianto geloso del silenzio.
dio del silenzio, apri la solitudine.
türkçesi
ölümlü ölümsüzlük
ve şimdi seni yadsımak zorunda mı kalacağız
urların tanrısı, canlı çiçeklerin tanrısı
bir hayırla mı yanıtlayacağız o karanlık
kayayı ki benim özbenliğimdir, ölüme razı mı olacağız?
ve her mezartaşına kazıyacak mıyız
tek kesin gerçeğimizi: thanatos athanatos!
apaçık sorulara yenilmiş şu adamın
düşlerini, gözyaşlarını, öfkelerini
yorumlayacak bir addan yoksun.
diyaloglarımız da değişmiş şimdi bak
saçmalıklar da mümkün olmada.
orada sislerin dumanların ötesinde, ağaçların içinde
yaprakların gücü uyanmada
doğrudur ırmağın kıyılarına basınç yaptığı.
hayat düş değil. doğrudur insan
ve onun kıskanç yakınışı sessizlikten.
susku tanrısı, açık yalnızlık.
italyanca:
thanatos athanatos (ıtalian)
e dovremo dunque negarti, dio
dei tumori, dio del fiore vivo,
e cominciare con un no all'oscura
pietra «io sono», e consentire alla morte
e su ogni tomba scrivere la sola
nostra certezza:
«thànatos athànatos»?
senza un nome che ricordi i sogni
le lacrime i furori di quest'uomo
sconfitto da domande ancora aperte?
ıl nostro dialogo muta; diventa
ora possibile l'assurdo. là
oltre il fumo di nebbia, dentro gli alberi
vigila la potenza delle foglie,
vero è il fiume che preme sulle rive.
la vita non è sogno. vero l'uomo
e il suo pianto geloso del silenzio.
dio del silenzio, apri la solitudine.
türkçesi
ölümlü ölümsüzlük
ve şimdi seni yadsımak zorunda mı kalacağız
urların tanrısı, canlı çiçeklerin tanrısı
bir hayırla mı yanıtlayacağız o karanlık
kayayı ki benim özbenliğimdir, ölüme razı mı olacağız?
ve her mezartaşına kazıyacak mıyız
tek kesin gerçeğimizi: thanatos athanatos!
apaçık sorulara yenilmiş şu adamın
düşlerini, gözyaşlarını, öfkelerini
yorumlayacak bir addan yoksun.
diyaloglarımız da değişmiş şimdi bak
saçmalıklar da mümkün olmada.
orada sislerin dumanların ötesinde, ağaçların içinde
yaprakların gücü uyanmada
doğrudur ırmağın kıyılarına basınç yaptığı.
hayat düş değil. doğrudur insan
ve onun kıskanç yakınışı sessizlikten.
susku tanrısı, açık yalnızlık.
devamını gör...
5 ağustos 2021 somali'ye 30 milyon dolar hibe edilmesi
hazal bunu eklemeyi unutmuşsun.
geçtiğimiz günlerde orman yangınlarıyla mücadele edilen bölgelerimizden antalya'da açıklama yapan dışişleri bakanı mevlüt çavuşoğlu "valiliğimiz antalya’da bir hesap açıyor. bu hesabı da kendileri duyuracaktır. duyarlı vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. milletimiz cömerttir. elinden gelen desteği her zaman yapar" demişti.
geçtiğimiz günlerde orman yangınlarıyla mücadele edilen bölgelerimizden antalya'da açıklama yapan dışişleri bakanı mevlüt çavuşoğlu "valiliğimiz antalya’da bir hesap açıyor. bu hesabı da kendileri duyuracaktır. duyarlı vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. milletimiz cömerttir. elinden gelen desteği her zaman yapar" demişti.
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
sinekleri yakalayamıyorsa vazgeçmek.. ağlayarak sahibine bakmanın çene çatırdatmanın bi faydası yok..hayır kedi olan sensin sineği neden ben yakalıyorum?
devamını gör...
binlerce iyi yazar varken zweig kafka ve sabahattin ali diye tutturmak
kim popülerse onun edebiyatı yapılıyor aslında. insanlar onların ismini duyuyor bu yüzden de onları okuyor. bence asıl sorun onları da tam okumamaları. ünlü yazarın ünlü olan kitabı okunuyor yalnızca o yazarın o eserini ünlü yapanın ne olduğu ise tam bir muamma. ama okunan o tek eserle de yazar analizi yapmak biraz basit kalıyor doğrusu.
devamını gör...
türk olmayan herkes sınır dışı olmalı
geçici korunan statüsündeki suriye vatandaşlarıyla diğer mülteci ve ülkeye kaçak giriş yapanların deport edilmesi istemi.bu şekilde toptan,âni bir deport hukuka ,ahlâka ve insan haklarına aykırıdır.ırkçılık yapmak niyetiyle söylenmiyorsa lafzen ırkçılık içeren bir cümle değildir.keza modern hukuk devletlerinin mevzuatlarında ve hukuk terminolojilerinde bolca "xxx olmayanlar...." ibaresi bulunmaktadır.
türk kelimesinin anayasal tanımı için;
(bkz: anayasa'nın 66.maddesi)
1 yıl sonra gelen ek tanım : tanımla alakalı gelen bir kaç mesaj üzerine yazma gerekliliği hasıl oldu.
toplu ve ani deportlar söz konusu olduğunda, idare ve yetkililer ne kadar ihtimamla davranırsa davransın istenmeyen trajik olaylar vukuu bulabilmektedir. ancak aynı kalabalıkları ülkeye aniden ve kontrolsüz doldurmak da bir o kadar hukuk dışıdır. yurttaşın hakkını hukukunu hiçe saymaktır. salt ideolojik veya dini saiklerle, bilim ve hukuk dışı, adeta keyfim ve politik / dini duruşum öyle emretti ben de aldım dercesine ülkeye alınan bunca ilkel kalabalık, toplumun sinir uçlarına zaten dokunmaktadır. tez zamanda memleket, bu " sessiz istila" dan kurtarılmalıdır. ancak işini iyi bilen, ülkesini tarih ve uluslararası hukuk önünde mahcup etmeden bu işi yapabilecek iradelerle bu iş yapılmalıdır. sorun, iktidar sahiplerinin bile isteye düştüğü kepazeliğe düşülmeden halledilmedilir.
ermeni tehciriyle bu yazdıklarımı aynı kategoride değerlendirip kıyaslayan yazar arkadaşlara ise tavsiyem muhakeme yeteneklerini artırmaya çalışmaları olacaktır. sakin olun, komik duruma düşmeyin, bilmediğiniz mevzulara sazanın ağa atladığı gibi atlamayın. ermeni tehciri dönemsel okunması gereken, koşulları ve konjonktürü bambaşka bir mevzudur. uzunca yazmaya lüzum da yok, mahlasımdan bu konuda ne görüşte olduğum az çok bilinebilir.
gazi atatürk 'ün de dediği gibi: "dünya kamuoyu, ermeni ahalisinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz”
türk kelimesinin anayasal tanımı için;
(bkz: anayasa'nın 66.maddesi)
1 yıl sonra gelen ek tanım : tanımla alakalı gelen bir kaç mesaj üzerine yazma gerekliliği hasıl oldu.
toplu ve ani deportlar söz konusu olduğunda, idare ve yetkililer ne kadar ihtimamla davranırsa davransın istenmeyen trajik olaylar vukuu bulabilmektedir. ancak aynı kalabalıkları ülkeye aniden ve kontrolsüz doldurmak da bir o kadar hukuk dışıdır. yurttaşın hakkını hukukunu hiçe saymaktır. salt ideolojik veya dini saiklerle, bilim ve hukuk dışı, adeta keyfim ve politik / dini duruşum öyle emretti ben de aldım dercesine ülkeye alınan bunca ilkel kalabalık, toplumun sinir uçlarına zaten dokunmaktadır. tez zamanda memleket, bu " sessiz istila" dan kurtarılmalıdır. ancak işini iyi bilen, ülkesini tarih ve uluslararası hukuk önünde mahcup etmeden bu işi yapabilecek iradelerle bu iş yapılmalıdır. sorun, iktidar sahiplerinin bile isteye düştüğü kepazeliğe düşülmeden halledilmedilir.
ermeni tehciriyle bu yazdıklarımı aynı kategoride değerlendirip kıyaslayan yazar arkadaşlara ise tavsiyem muhakeme yeteneklerini artırmaya çalışmaları olacaktır. sakin olun, komik duruma düşmeyin, bilmediğiniz mevzulara sazanın ağa atladığı gibi atlamayın. ermeni tehciri dönemsel okunması gereken, koşulları ve konjonktürü bambaşka bir mevzudur. uzunca yazmaya lüzum da yok, mahlasımdan bu konuda ne görüşte olduğum az çok bilinebilir.
gazi atatürk 'ün de dediği gibi: "dünya kamuoyu, ermeni ahalisinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz”
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
neden bu kadar kötü konuşuluyor anlamıyorum. ne bekliyorsunuz? adamların çok mu deneyimi var? yapıcı eleştiri yapsanız ne olur sanki... biraz dağınık sadece ama zaten konsept de biraz dağınıklık üzerine sanırsam. yine de dayanılamayacak bir şey yok. vaktiniz yoksa dinlememek elinizde. ben sözlükte gezerken tanım girerken dinliyorum kafam dağılıyor. zamanla daha keyifli hale gelecektir eminim.
devamını gör...
bir yıldır hiç makyaj yapmamış olmak
bir yıl değil 10 yıldır yapmıyorum*
makyaj yapmayı pek seven bir tip değilim kendimi olduğum gibi seviyorum* ayrıca ruj rimel neyse de o fondöten denen yaratık tenime temas edince sanki balçıkla suratımı sıvıyormuş gibi hissediyorum.
makyaj yapmayı pek seven bir tip değilim kendimi olduğum gibi seviyorum* ayrıca ruj rimel neyse de o fondöten denen yaratık tenime temas edince sanki balçıkla suratımı sıvıyormuş gibi hissediyorum.
devamını gör...
bektaşi fıkrası
köylü yağmur duasına çıkıyormuş, bektaşi'ye "sen de gel" demişler. baba erenler kalabalığa katılmış, yolda küçük tarlasının yanından geçerken elindeki sopayı tarlaya dikmiş, göğe bakarak:
- bizimki de burası, demiş.
duadan sonra bir yağmur bir yağmur; ortalığı seller basmış. bektaşi'nin tarlasında ne varsa sular almış götürmüş. bu manzarayı gören bektaşi, ellerini yukarı kaldırmış:
- kabahat sende değil, bu tarlayı sana gösterende...
- bizimki de burası, demiş.
duadan sonra bir yağmur bir yağmur; ortalığı seller basmış. bektaşi'nin tarlasında ne varsa sular almış götürmüş. bu manzarayı gören bektaşi, ellerini yukarı kaldırmış:
- kabahat sende değil, bu tarlayı sana gösterende...
devamını gör...
tuvalet paradoksu
sosyolog zizek'in tuvaletler ve ideoloji hakkındaki inanılmaz ilginç görüşüne verilen isim. nedir tuvalet paradoksu? zizek ideolojinin basit günlük eşyalara bakarak görülebileceğini iddia ediyor. fark ediyor ki fransız tuvaletlerinde delik arka kısımda, dışkı pek de görülmeden direkt gidiyor. alman tuvaletlerinde ise ön kısımda. incelemeye müsait. ingiliz tuvaletlerinde ise ortada su dolu bir kısımda yok olmadan önce yüzüyor bir süre. bu tuvalet yapılarını inceleyen zizek bu yapıların ülke siyasi duruşlarını yansıttığını söylüyor. örneğin fransa'da devrimci yaklaşım. delik klozette arkada bulunuyor ki hemen yok olup gitsin, giyotinle kesip atar gibi. almanya'daki önde bu delik ki almanya'nın metafizik, şiirsellik ve muhafazakarlıkla ifade ettikten sonra zizek bu yapının gözlem üzerinde düşünmeye müsait ortam hazırladığını söylüyor. ingiltere ise pragmatik, ılımlı, kaygılardan uzak. bırakın yüzsün modunda.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
büyük tepkiler alacak olsam da simyacı... asla kötü bir kitap demiyorum ama biraz abartılmıyor mu?
devamını gör...
beş kardeş
onur ünlü'nün yazıp yönettiği başrollerini (bkz: serkan keskin) (sait), (bkz: osman sonant) (orhan), (bkz: tansu biçer) (turgut), (bkz: nadir sarıbacak) (nazım),(bkz: fatih artman) (aziz) oynadığı 2015 yılında yayınlanmış kanal d dizisidir.

beş parmağın beşi de bir olmaz misali, her bir kardeş ismini 5 ünlü edebiyatçımızdan almıştır. sait faik abasıyanık, orhan veli, turgut uyar, nazım hikmet, aziz nesin. her bir kardeşi ayrı ayrı tanıyıp sevmenizi sağlayan, aynı evde yaşayan dizideki karakterlere değinmek istiyorum.
beş kardeşin en büyüğü sait başeğmez; balıkçıdır. anne ve babalarını depremden kaybeden sait, ne olursa olsun her şekilde kardeşlerinin yanında olmuş, onlara önce babalık sonra ise abilik etmiştir. koruyup kollamış, zor zamanlarında destek olmuştur. azılı rakibi olsa da yine de en büyük dostu kudret olmuştur sait'in. ama iki dostun büyük aşkı fahriye'dir. fahriye ise ikisini de terkeder ve gider. dizinin ilerleyen kısımlarında gelse de ne sait'i bulur yerinde ne de kudret'i. her yer de karşınıza çıkacak o replik anlatır fahriye ile sait'in aşkını...
fahriye: gömleğin de güzelmiş.
sait: salı pazarından almıştık birlikte. hatırladın mı?
fahriye: sahi mi bu o gömlek mi ? ay,allah iyiliğini versin. eskimedi mi bu hala?
sait: hatırası olan şeyler eskimiyor be fahriye.
onu terkeden sonra da dönen fahriye'yi unutamamıştır sait. ama yine gideceğini bilir ve şu sözleri der, içine doğmuş gibi;

zamanla fahriye ile olamayacaklarını anlar sait. peşinden koştuğu fahriye'nin yerine , çocuk gibi peşinden koşan canan hanımcığına bir şans verir. "biz hep birlikte tatlı bir hayatımız olsun istiyoruz. çünkü sizi seviyoruz sait bey ''der. öyledir de. canan hanım abilerine muhtaç dört kardeşi de ayırmaz. sait için de önemli olan o'dur. canan hanıma "ben de sizi seviyorum" der.
nazım başeğmez karakteri: benim ve belki de çoğu kişinin en çok sevdiği karakterdir nazım. çocuk ruhludur. ismi gibi edebiyat aşığıdır. gazetecidir. abisi sait'e en düşkünü, çocuk gibi bakıma en muhtacı ve en hassas kalplisi o'dur. az ama öz konuşur. bazen öyle cümleler kurar ki, kelimeler susunca nazım konuşmuş olur. "sevelim! der . her şeye rağmen. hayat geçiyor, hayat geçecek. aralarda birbirimizi ne kadar çok seversek yanımıza o kar kalacak "der. mesleğine aşıktır nazım. gazete yazıları yayınlansın diye elinde kameralarla maceraya atılır. başı belaya girer ama yine de kalbinin saflığıyla kurtulur. şans eseri de hayatının aşkıyla tanışır.
korkma der ona. cebinden nazım hikmet'li defterini çıkarır veee "bakın nazım hikmet. kötü olan birisi cebinde nazım hikmet taşır mı?

evinin bahçesinde kullanılmayan kömürlüğü çalışma alanı yapar. ne zaman canı sıkılsa kapanır oraya, ve içini döker satırlara.
gelelim mahallenin imamı turgut'a; kardeşlerin en uysalı, sakini, en efendisi, en dini bütün olanı. varı yoğu işidir onun için. aşk onun için camiidir, dualardır,kıldığı namazlardır. aşık olur o da. sesine vurulur önce kızın. sonra eşsizliğine. aşkını, odasının kapısına yazdığı şu sözlerle anlatır. "bir derdim var. bin dermana değişmem, lütfen rahatsız etmeyin".
turgut denince akla hep şu sahne gelir ve dizinin fişinin çekilmesine neden olur."

camiye hırsız girer. fakat turgut camiye giren hırsızı yakalamak için kamera sistemi alır ve kamerayı televizyona bağlar.
bunun üzerine biri “camide televizyon olur mu? günah” şeklinde karşılık verir.
turgut ise buna cevaben “öyle mi diyorsun. e camide hırsız var o günah değil mi?”şeklinde cevap verir.
orhan başeğmez: dizinin en eğlenceli, en komik, en safı. tek gayesi vardır hayatında o da şarkı söylemek. isteği ile yeteneği arasında dağlar kadar fark vardır. ses yarışmasına katılmak, şarkıcı olmak ister. önce badigart'lık yapar ama sonra işler karışır ve şarkı söylemeye başlar. şanssızdır orhan. hatta bu şansızlığını şöyle dile getirir;" niye beni kimse ciddiye almıyor? biliyorum, herkes aptalın teki olduğumu düşünüyor ama aptal falan değilim. beni ciddiye almıyorlar çünkü ben insanlarda merhamet uyandırıyorum. insanlar birine acıdıkları zaman, onu ciddiye almıyorlar.saygı duyduklarını ciddiye alıyorlar.korktuklarını ciddiye alıyorlar.hatta sevdiklerini !ama kimse acıdığı birini ciddiye almıyor.dilenciye para verirsin ama nasılsın? diye sormazsın, onun gibi bir şey.ama hani bizim birbirimize karşı merhametli olmamız gerekiyordu ?kim uydurdu bunu ?kimin yalanı bu ?

en haylazı, en yaramazı, nefes bile alsa başını belaya sokan, kardeşlerin en küçüğü aziz başeğmez: araba galerisinde araba teslimatı yapan aziz, kazandığı parayı at yarışına yatırır, bazen en yükseklere çıkar genel müdür olur, bazen ise dolmuşa binecek parayı zor bulur. behzat ç'deki harun gibidir aziz'de. küfürü sever, başını belaya sokar ama abilerine laf ettirtmez. kavga çıksa,mevzu olsa ilk o gider. başına buyruktur. her şeye eyvallahı da yoktur. kendini şöyle ifade eder aziz;" az biraz gamsız olduğumu söylerler, kahır keder tutmam. en büyük tutkum varsa yoksa atlar!bana soru sordunuz mu anında cevabını alırsınız. neyse o, yalan yok! abilerimi severim ama en çok kartay'ı severim.seviyorum ama at işte,az paramı yemedi".

her sabah kardeşlerini bu şarkıyla uyandırır sait. hangimiz sevmedik.
dizi bu şarkıyla başlar bu şarkıyla biter. kırmızı kamyonetle başlar, kırmızı kamyonetle biter. 5 kardeşle başlar ve 5 kardeşle biter.
ülkemizde iyi ve güzel olan şeylerin kıymeti bilinmediği gibi bu dizininde kıymeti bilinmez. 13. bölümde final yapar.
o güzel insanlar o güzel kırmızı kamyonete binip gittiler.

beş parmağın beşi de bir olmaz misali, her bir kardeş ismini 5 ünlü edebiyatçımızdan almıştır. sait faik abasıyanık, orhan veli, turgut uyar, nazım hikmet, aziz nesin. her bir kardeşi ayrı ayrı tanıyıp sevmenizi sağlayan, aynı evde yaşayan dizideki karakterlere değinmek istiyorum.
beş kardeşin en büyüğü sait başeğmez; balıkçıdır. anne ve babalarını depremden kaybeden sait, ne olursa olsun her şekilde kardeşlerinin yanında olmuş, onlara önce babalık sonra ise abilik etmiştir. koruyup kollamış, zor zamanlarında destek olmuştur. azılı rakibi olsa da yine de en büyük dostu kudret olmuştur sait'in. ama iki dostun büyük aşkı fahriye'dir. fahriye ise ikisini de terkeder ve gider. dizinin ilerleyen kısımlarında gelse de ne sait'i bulur yerinde ne de kudret'i. her yer de karşınıza çıkacak o replik anlatır fahriye ile sait'in aşkını...
fahriye: gömleğin de güzelmiş.
sait: salı pazarından almıştık birlikte. hatırladın mı?
fahriye: sahi mi bu o gömlek mi ? ay,allah iyiliğini versin. eskimedi mi bu hala?
sait: hatırası olan şeyler eskimiyor be fahriye.
onu terkeden sonra da dönen fahriye'yi unutamamıştır sait. ama yine gideceğini bilir ve şu sözleri der, içine doğmuş gibi;

zamanla fahriye ile olamayacaklarını anlar sait. peşinden koştuğu fahriye'nin yerine , çocuk gibi peşinden koşan canan hanımcığına bir şans verir. "biz hep birlikte tatlı bir hayatımız olsun istiyoruz. çünkü sizi seviyoruz sait bey ''der. öyledir de. canan hanım abilerine muhtaç dört kardeşi de ayırmaz. sait için de önemli olan o'dur. canan hanıma "ben de sizi seviyorum" der.
nazım başeğmez karakteri: benim ve belki de çoğu kişinin en çok sevdiği karakterdir nazım. çocuk ruhludur. ismi gibi edebiyat aşığıdır. gazetecidir. abisi sait'e en düşkünü, çocuk gibi bakıma en muhtacı ve en hassas kalplisi o'dur. az ama öz konuşur. bazen öyle cümleler kurar ki, kelimeler susunca nazım konuşmuş olur. "sevelim! der . her şeye rağmen. hayat geçiyor, hayat geçecek. aralarda birbirimizi ne kadar çok seversek yanımıza o kar kalacak "der. mesleğine aşıktır nazım. gazete yazıları yayınlansın diye elinde kameralarla maceraya atılır. başı belaya girer ama yine de kalbinin saflığıyla kurtulur. şans eseri de hayatının aşkıyla tanışır.
korkma der ona. cebinden nazım hikmet'li defterini çıkarır veee "bakın nazım hikmet. kötü olan birisi cebinde nazım hikmet taşır mı?

evinin bahçesinde kullanılmayan kömürlüğü çalışma alanı yapar. ne zaman canı sıkılsa kapanır oraya, ve içini döker satırlara.
gelelim mahallenin imamı turgut'a; kardeşlerin en uysalı, sakini, en efendisi, en dini bütün olanı. varı yoğu işidir onun için. aşk onun için camiidir, dualardır,kıldığı namazlardır. aşık olur o da. sesine vurulur önce kızın. sonra eşsizliğine. aşkını, odasının kapısına yazdığı şu sözlerle anlatır. "bir derdim var. bin dermana değişmem, lütfen rahatsız etmeyin".
turgut denince akla hep şu sahne gelir ve dizinin fişinin çekilmesine neden olur."

camiye hırsız girer. fakat turgut camiye giren hırsızı yakalamak için kamera sistemi alır ve kamerayı televizyona bağlar.
bunun üzerine biri “camide televizyon olur mu? günah” şeklinde karşılık verir.
turgut ise buna cevaben “öyle mi diyorsun. e camide hırsız var o günah değil mi?”şeklinde cevap verir.
orhan başeğmez: dizinin en eğlenceli, en komik, en safı. tek gayesi vardır hayatında o da şarkı söylemek. isteği ile yeteneği arasında dağlar kadar fark vardır. ses yarışmasına katılmak, şarkıcı olmak ister. önce badigart'lık yapar ama sonra işler karışır ve şarkı söylemeye başlar. şanssızdır orhan. hatta bu şansızlığını şöyle dile getirir;" niye beni kimse ciddiye almıyor? biliyorum, herkes aptalın teki olduğumu düşünüyor ama aptal falan değilim. beni ciddiye almıyorlar çünkü ben insanlarda merhamet uyandırıyorum. insanlar birine acıdıkları zaman, onu ciddiye almıyorlar.saygı duyduklarını ciddiye alıyorlar.korktuklarını ciddiye alıyorlar.hatta sevdiklerini !ama kimse acıdığı birini ciddiye almıyor.dilenciye para verirsin ama nasılsın? diye sormazsın, onun gibi bir şey.ama hani bizim birbirimize karşı merhametli olmamız gerekiyordu ?kim uydurdu bunu ?kimin yalanı bu ?

en haylazı, en yaramazı, nefes bile alsa başını belaya sokan, kardeşlerin en küçüğü aziz başeğmez: araba galerisinde araba teslimatı yapan aziz, kazandığı parayı at yarışına yatırır, bazen en yükseklere çıkar genel müdür olur, bazen ise dolmuşa binecek parayı zor bulur. behzat ç'deki harun gibidir aziz'de. küfürü sever, başını belaya sokar ama abilerine laf ettirtmez. kavga çıksa,mevzu olsa ilk o gider. başına buyruktur. her şeye eyvallahı da yoktur. kendini şöyle ifade eder aziz;" az biraz gamsız olduğumu söylerler, kahır keder tutmam. en büyük tutkum varsa yoksa atlar!bana soru sordunuz mu anında cevabını alırsınız. neyse o, yalan yok! abilerimi severim ama en çok kartay'ı severim.seviyorum ama at işte,az paramı yemedi".

her sabah kardeşlerini bu şarkıyla uyandırır sait. hangimiz sevmedik.
dizi bu şarkıyla başlar bu şarkıyla biter. kırmızı kamyonetle başlar, kırmızı kamyonetle biter. 5 kardeşle başlar ve 5 kardeşle biter.
ülkemizde iyi ve güzel olan şeylerin kıymeti bilinmediği gibi bu dizininde kıymeti bilinmez. 13. bölümde final yapar.
o güzel insanlar o güzel kırmızı kamyonete binip gittiler.
devamını gör...
kafa sözlük renk modu güncellemesi
25 mayıs 2021 itibariyle yayında olan güncellememiz ile birlikte gündüz ve gece moduna ek olarak açık gri ve koyu gri temalar yayına girmiştir. gece/gündüz modu butonlarının yerine gelen renk modu butonuna tıklayarak sırasıyla aşağıdaki modlar arasında geçiş yapabilirsiniz.
- beyaz tema (gündüz modumuzun kar beyaza bürünmüş hali)
- açık gri tema (gündüz modumuzun daha bi gri olmuş hali)
- koyu gri tema (gece modumuzun biraz daha açık hali, kapkara sevmeyenler için)
- siyah tema (bildiğiniz gece modumuz - herhangi bir güncelleme yok)
güncelleme ile birlikte gece modundaki yazarlarımız otomatik olarak açık gri temaya geçiş yapacaktır yaşattığım geçici körlük için şimdiden özür dilerim.
güncelleme ile birlikte ücra sayfalarımızdaki bazı yerlerde uyumsuz, yetersiz kontrasta sahip renkler kalmış olabilir (kenar, ayıraç, çizgi, arka plan vb).
herhangi bir temada herhangi bir yerde hatalı/uyumsuz bir renk farkederseniz bana özelden yazabilirsiniz.
saygılar;
iko belediyesi
- beyaz tema (gündüz modumuzun kar beyaza bürünmüş hali)
- açık gri tema (gündüz modumuzun daha bi gri olmuş hali)
- koyu gri tema (gece modumuzun biraz daha açık hali, kapkara sevmeyenler için)
- siyah tema (bildiğiniz gece modumuz - herhangi bir güncelleme yok)
güncelleme ile birlikte gece modundaki yazarlarımız otomatik olarak açık gri temaya geçiş yapacaktır yaşattığım geçici körlük için şimdiden özür dilerim.
güncelleme ile birlikte ücra sayfalarımızdaki bazı yerlerde uyumsuz, yetersiz kontrasta sahip renkler kalmış olabilir (kenar, ayıraç, çizgi, arka plan vb).
herhangi bir temada herhangi bir yerde hatalı/uyumsuz bir renk farkederseniz bana özelden yazabilirsiniz.
saygılar;
iko belediyesi
devamını gör...
karma puanda küsuratın kalkması
maalesef kötü bir durumdur. artık yeşil nick alamayacağım. o küsurat çok işime yarıyordu bozuklukları harcıyordum ayıp oldu.
kafa sözlük yönetimini kınıyorum.
kafa sözlük yönetimini kınıyorum.
devamını gör...

