arif v 216
bir cem yılmaz filmidir.
film 2018 de vizyona girmiştir. oyuncu kadrosunda cem yılmaz, ozan güven, seda bakan, zafer algöz ve özkan uğur yer almaktadır.
senaryo koltuğunda cem yılmaz vardır. filmin yönetmeni ise kıvanç baruönüdür.
film gora filminin devamı gibidir. aynı evrende aynı karakterlerle çekilmiştir. gora gibi çok beğenilen bir filmin devamı olduğu için seyirciler tarafından pek beğenilmedi.
ben çok beğendim. hatta goradan daha iyi bir film olduğunu düşünüyorum. romantik tayfa maalesef abi gora gibi değil yhaaa diyerek filmi gömmeye devam ettiler. beğenmediler. neyse.
film eleştirilmesine rağmen cem yılmaz’ın en çok izlenen filmi oldu.
filmin konusu robot 216, beklenmedik bir anda dünya'ya gelir ve arif'e insan gibi yaşamak, gülmek ve âşık olmak istediğini söyler. mahalle sakinleri uzaylı istemedikleri bir anda arif ve 216, bir kaza sonucu zaman makinesiyle 1969 yılına gider. geçmişe giden arif v 216 bir sürü eski sanatçıyla karşılaşır. farklı maceralara çıkarlar. zeki müren, sadri alışık, ayhan ışık, tarkan, mustafa sandal, ajda pekkan gibi büyük sanatçıları görürüz.
filmde bol bol gönderme bulunuyor. her izlediğinizde yeni bir gönderme bulabilirsiniz.
cem yılmaz ustalara saygı göstermek istemiş ve sürekli onları ihya eden göndermelerde bulunmuş.
eski filmlerine sık sık göndermelerde bulunmuş.
siyasi göndermeler, hollywood filmlerine göndermeler bir sürü göndermeler bulunuyor.
filmin tek beğenmediğim kısmı son sahnede olan olayların saçmalığıydı.
uçak falan pek olmamıştı.
film çok iyi tasarlanmış bir film. arka planını belgesel yapmışlardı orada izlediğimde ağzım açık kalmıştı. her saniyesi her detayı ince ince planlanmış. kostümler, müzikler, mekanlar hepsi çok büyük bir emeğin parçası.
hatta bazı kostümleri tek tek ajda pekkan’ın kendisi çizmiş.
zeki mürenin sahneleri belgesellerden alınmış. spor yaptığı malzemeler dahil.
çok beğendiğim izlemekten keyif aldığım başarılı bir film. türkiye standartlarının üstünde bir film olduğunu düşünüyorum.
film 2018 de vizyona girmiştir. oyuncu kadrosunda cem yılmaz, ozan güven, seda bakan, zafer algöz ve özkan uğur yer almaktadır.
senaryo koltuğunda cem yılmaz vardır. filmin yönetmeni ise kıvanç baruönüdür.
film gora filminin devamı gibidir. aynı evrende aynı karakterlerle çekilmiştir. gora gibi çok beğenilen bir filmin devamı olduğu için seyirciler tarafından pek beğenilmedi.
ben çok beğendim. hatta goradan daha iyi bir film olduğunu düşünüyorum. romantik tayfa maalesef abi gora gibi değil yhaaa diyerek filmi gömmeye devam ettiler. beğenmediler. neyse.
film eleştirilmesine rağmen cem yılmaz’ın en çok izlenen filmi oldu.
filmin konusu robot 216, beklenmedik bir anda dünya'ya gelir ve arif'e insan gibi yaşamak, gülmek ve âşık olmak istediğini söyler. mahalle sakinleri uzaylı istemedikleri bir anda arif ve 216, bir kaza sonucu zaman makinesiyle 1969 yılına gider. geçmişe giden arif v 216 bir sürü eski sanatçıyla karşılaşır. farklı maceralara çıkarlar. zeki müren, sadri alışık, ayhan ışık, tarkan, mustafa sandal, ajda pekkan gibi büyük sanatçıları görürüz.
filmde bol bol gönderme bulunuyor. her izlediğinizde yeni bir gönderme bulabilirsiniz.
cem yılmaz ustalara saygı göstermek istemiş ve sürekli onları ihya eden göndermelerde bulunmuş.
eski filmlerine sık sık göndermelerde bulunmuş.
siyasi göndermeler, hollywood filmlerine göndermeler bir sürü göndermeler bulunuyor.
filmin tek beğenmediğim kısmı son sahnede olan olayların saçmalığıydı.
uçak falan pek olmamıştı.
film çok iyi tasarlanmış bir film. arka planını belgesel yapmışlardı orada izlediğimde ağzım açık kalmıştı. her saniyesi her detayı ince ince planlanmış. kostümler, müzikler, mekanlar hepsi çok büyük bir emeğin parçası.
hatta bazı kostümleri tek tek ajda pekkan’ın kendisi çizmiş.
zeki mürenin sahneleri belgesellerden alınmış. spor yaptığı malzemeler dahil.
çok beğendiğim izlemekten keyif aldığım başarılı bir film. türkiye standartlarının üstünde bir film olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
yazarların en sevdiği çocuk kitabı
tom sawyer
defalarca okudum yine olsa yine okurum.
defalarca okudum yine olsa yine okurum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
en dipteyim. öyle hissediyorum. hayattan da yoruldum. abilerim ablalarım ben artık bu gezegendeki vademi doldurmak istiyorum. yemin ederim bu entryi o kadar içten yazıyorum ki. bana da kimse abuk subuk hoşlu poncikli mesaj atmasın. sadece yazmak istedim andaki düşüncelerimi.
devamını gör...
#teravihyasağınıkaldırın
lebaleb akp kongreleri hakkında tek kelime etmeyen akp'lilerin hepsinin lebaleb kongre fotoğraflarıyla yardırdığı eğlenceli hashtag. ayarını bozduğun kantar gün gelir seni tartar.
devamını gör...
kazan kaldırmak
dilimize yeniçeriler tarafından kazandırılan, resmen yöneticiye karşı gelmek, ayaklanmak, isyan başlatmak anlamlarına gelen deyim. esasen tarihi bir gerçekliğe dayanır. öyle ki; yönetimden hoşnutsuz olan yeniçeriler, et meydanı'nda toplanır, "istemezük (istemeyiz)" nidaları eşliğinde koca kazanlarını (evet, bildiğiniz kazan) kaldırır, devirirlerdi. bu eylem ilgili yöneticiye karşı (artık sadrazam mıdır, divan-ı hümayun üyesi midir, yoksa padişahın bizzat kendisi midir bilinmez) başlatılan ayaklanmanın apaçık ilanı niteliğinde idi. aynı zamanda yönetime karşı son bir uyarı, son bir "bizi mutlu etmezseniz kötü olur" mesajıdır. nitekim koskoca padişahtan, koskoca sadrazam efendi hazretlerinin kellesinin istendiği; padişahın da zavallı kulundan biçare halde vazgeçtiği dahi görülmüştür.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
bu kadar basit bizleri mutlu etmek işte. zoru oynamaktan yorulduk.
devamını gör...
askerlikte öğrenilen enteresan terimler
devre: aynı dönemde silah altına alınmış askerlerin birbirine hitap şekli
dede: en üst devre
bilet: en üst devrenin has alt devresi
çömez: bir sonraki
torun: daha sonraki
amm: ani müdahale mangası
poşet: bedelli kısa dönem askerlik yapan askerler
disko: kışla içerisinde bulunan hapishane
hürgeneral: terhis olan asker
koca: komutanların askerler karşısındaki durumu
şafaktepti: askerliğin uzamasına neden olacak bir ceza alma hali
otobancı: komando askerler
coni moni: azalmış şafak
beş beş: askerliği kıyak geçen torpilliler
cop cop, saki çekmek: yalakalık
rdm: deli
gabi: keko
desi: üst devrenin alttakilere yaptığı baskı
alafortanfoni: topların namlusuna konan ateş edildiğinde alevin görülmesini engelleyen aparata verilen ad (karmaşık, bir takım teferruatlı şeyler için kullanılır.)
ağır makinalı: asker karavanasında çıkan nohut yemeği
lağımcı: siper ve tünel kazmak için eğitim görmüş istihkam eri
mağara: eğitim düzeyi düşük, nerede nasıl davranacağını bilmeyen er
sakal istirahati: yüzünde yara çıktığında revirden izinli olarak sakalını uzatan er ya da erbaş
tenekeci: tankçı askerlere verilen isim
uzun namlulu: asker karavanasında çıkan pırasa yemeği
kara şimşek: erlerin karavanasında mercimek yemeğine takılan ad
harbi: silahı temizlemek için kullanılan çubuk.
badi :yattığın ranzada altında ya da üstünde olan kişi.
ses kes şafak dinle: şafak sayısı az olanlar söyler.
haşgerya: sofraların vazgeçilmesi anlamında kullanılır. acemi askerler yemekte ne var diye sorunca haşgerya var denir. haşlanmış gergedan organı anlamında.
dede: en üst devre
bilet: en üst devrenin has alt devresi
çömez: bir sonraki
torun: daha sonraki
amm: ani müdahale mangası
poşet: bedelli kısa dönem askerlik yapan askerler
disko: kışla içerisinde bulunan hapishane
hürgeneral: terhis olan asker
koca: komutanların askerler karşısındaki durumu
şafaktepti: askerliğin uzamasına neden olacak bir ceza alma hali
otobancı: komando askerler
coni moni: azalmış şafak
beş beş: askerliği kıyak geçen torpilliler
cop cop, saki çekmek: yalakalık
rdm: deli
gabi: keko
desi: üst devrenin alttakilere yaptığı baskı
alafortanfoni: topların namlusuna konan ateş edildiğinde alevin görülmesini engelleyen aparata verilen ad (karmaşık, bir takım teferruatlı şeyler için kullanılır.)
ağır makinalı: asker karavanasında çıkan nohut yemeği
lağımcı: siper ve tünel kazmak için eğitim görmüş istihkam eri
mağara: eğitim düzeyi düşük, nerede nasıl davranacağını bilmeyen er
sakal istirahati: yüzünde yara çıktığında revirden izinli olarak sakalını uzatan er ya da erbaş
tenekeci: tankçı askerlere verilen isim
uzun namlulu: asker karavanasında çıkan pırasa yemeği
kara şimşek: erlerin karavanasında mercimek yemeğine takılan ad
harbi: silahı temizlemek için kullanılan çubuk.
badi :yattığın ranzada altında ya da üstünde olan kişi.
ses kes şafak dinle: şafak sayısı az olanlar söyler.
haşgerya: sofraların vazgeçilmesi anlamında kullanılır. acemi askerler yemekte ne var diye sorunca haşgerya var denir. haşlanmış gergedan organı anlamında.
devamını gör...
uzay'da en ağır kara delik çarpışmasının gözlemlenmesi
unlu yer cekimi ve dalga gozlemevi olan ligo'da , gectigimiz mayis ayinda iki devasa kutleli kara deligin birlesmesi gozlemlendi. yapilan hesaplamalara gore buyuk karadeligin gunes'in yaklasik 85 kati , kucuk kara deligin ise gunes'in yaklasik 66 kati buyuklugu oldugu belirlendi. bu karadelik birlesimi su ana kadar gozlemlenmis en devasa karadelik birlesimidir. bu birlesimi ozel kilan sey sadece devasa olmalari degil tabii ki, bilim kurallarinin biraz disina cikmasi...soyle ki; bir kara deligin olusmasi icin bir yildizin cokus sureci icerisine girmesi ve toplam kutlelerinin en fazla gunes'in 65 kati kadar buyuklukte olmasi gerekir. lakin gozlemlenen bu birlesimde sadece bir karadeligin kutlesi bile gunes'in 85 kati kadar. iste bu konu bilim insanlarinin kafasini kurcalamakta... tabi bu durumu aciklayamayan bilim insanlari tarafindan yeni bir iddia ortaya atildi, onlarin karadelik birlesmesi olarak adlandirdiklari olay aslinda bir procan yildizi birlesmesi de olabilir, peki procan yildiz birlesmesi nedir? o da haberin devaminda... buradan please


devamını gör...
görülen rüyaların aslında paralel evrenlerde yaşanan olaylar olması
gülünesi başlık.
aynen kardeşim, zaten simülasyondayız, evet her şey yalan, ne kadar zekisin çözmüşsün bütün sırrı.
rüyalar, biz uyuduktan sonra beyniminiz gün içinde olanları uzun süreli hatırlayabilmek için olayları gözden geçirirken ortalara saçılan düşüncelerin karman çorman halde bir araya gelmesidir.
geleceği falan göstermez ve rüyalarınızı sizden başka kimse yorumlayamaz. eğer kendinizi tanıyorsanız bunu kolayca yapabilirsiniz, baya eğlenceli
aynen kardeşim, zaten simülasyondayız, evet her şey yalan, ne kadar zekisin çözmüşsün bütün sırrı.
rüyalar, biz uyuduktan sonra beyniminiz gün içinde olanları uzun süreli hatırlayabilmek için olayları gözden geçirirken ortalara saçılan düşüncelerin karman çorman halde bir araya gelmesidir.
geleceği falan göstermez ve rüyalarınızı sizden başka kimse yorumlayamaz. eğer kendinizi tanıyorsanız bunu kolayca yapabilirsiniz, baya eğlenceli
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
bence belli bir karma puanın üzerindeki yazarlara, başlık açarken kategori belirleme hakkı verilmeli.
ayrıca bu moderatörlerin yükünü de azaltır.
ayrıca bu moderatörlerin yükünü de azaltır.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi dans sahnesi
singin' in the rain filmindeki şu sahne. gene kelly' nin sahneyi tekrarsız bir kerede oynadığı söylenir. bu film 1952 yapımı yani aradan neredeyse 70 sene geçmiş.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
evet 3 adet fotoğraf bırakıyorum buraya;
1)sabah 7 suları. bir kaç ayarıyla oynansa da , ortaya çıkan enfes bir fotoğraf. bayılıyorum buna

2) sabaha karşı 5-6 suları. muhteşem bir güneşin doğuşuna şahitlik ettiğim gündür.

3) bu da akşamüzeri saatleri, güneşin batışı birçok renk cümbüşü katıyor hayatımıza.
1)sabah 7 suları. bir kaç ayarıyla oynansa da , ortaya çıkan enfes bir fotoğraf. bayılıyorum buna

2) sabaha karşı 5-6 suları. muhteşem bir güneşin doğuşuna şahitlik ettiğim gündür.

3) bu da akşamüzeri saatleri, güneşin batışı birçok renk cümbüşü katıyor hayatımıza.
devamını gör...
normal sözlük satranç kulübü
devamını gör...
kın
"kılıç kınını kesmez" sözündeki kılıcın kesmediği madde.
devamını gör...
öğretmene aşık olmak
çok da yadırganamayacak bir durumdur. her öğrencinin bir kere de olsa başına gelmiştir. ortaokul da beden eğitimi öğretmenime tüm okulun kızları ile birlikte aşıktık. ismini hatırlayamasam da görseli hala aklımda. çocukluk hayranlığı, idol olarak da tanımlanabilir ve aşkın en masum hali.
devamını gör...
neden alkolik değilsin sorusu
devamını gör...
percy jackson ve olimposlular
çocukluk aşkım,ilk kahramanımdır.tanıştığım ilk fantastik dünyalardan biri olmasına rağmen çoğu detayı hala dün gibi aklımdadır.repliklerini tamamlarım,yan karakterlerinin isimlerini dahi hatırlarım.çünkü yıllar içinde sayamayacağım kadar tekrar tekrar okuduğum,ondan da ötesi ciddi anlamda içimde yaşatmaya devam ettiğim bir seridir.
bu serinin en büyük farkı,gençlik sorunlarına değinmek diye düşünüyorum.özgüvensiz bir çocukken percy' nin de okulunda sevilmemesi,notlarının düşük olması bana cesaret ve ilham vermişti.her konuda mükemmel olmayan,girdiği her savaşı kazanamayan,hayatı çok iyi olmayan,kimi zaman hor görülen,kimi zaman küçük düşürülen bir karakterdi percy;hepimiz gibiydi yani.bu yüzden ne zaman kendimi işe yaramaz hissetsem kişisel gelişim kitaplarını falan boşver;percy'i aklıma getiririm,tüm zayıflıklarına rağmen ne kadar büyük işler başardığını,nasıl büyük bir kahraman olduğunu düşünürüm.evet;biraz fazla içselleştirmiş olabilirim ama sekiz yaşından bu yana bu kitap serisiyle büyüyünce içselleştirmemek biraz zor.en güzeli de harry potter serisiyle büyüyenler gibi benim de bu seriyle büyümem,karakterlerle birlikte yaş almamız,birlikte olgunlaşmamız.en yakın arkadaşlarıma bol bol bu seriden ve karakterden bahsedecek kadar içselleştirdiğim,hayatımın bir parçası haline gelen bir seriydi.
percy' nin en sevdiğim yanı da hem çok bizden bir karakter olup hem onu ayıran çok yanının olması.mesela ukalalığı,tatlı gıcıklığı,inadı ve sevdiklerine olan sadakati tamamen ona özel;yaşadigi pek çok sorunsa çok bizlik.bu durumu çok seviyorum çünkü aslında hepimiz benzer sorunları yaşadığımız gibi hepimizin çok başka yanları,kendine has çok fazla yonü var,hepimiz özeliz ve bunu bu şekilde görmek muhteşem.
gençlerin sorunlarına eğilmesi bir yana,özellikle yan serisinde eşcinsellik gibi büyük mevzulara da son derece hoşgörüyle yaklaşmış ve en doğru şekilde işlemiş bir kitap serisi.bu bakımdan da yazarın oldukça cesur ve oldukça hoşgörülü olduğunu,çok kucaklayıcı bir tavır benimsediğini söylemek lazım.bu bakımdan da gençlere çok iyi örnek olacak bir seri.
yunan mitolojisi hakkında da bol bol genel kültür katacak bir seri dahası.ee daha ne olsun?bence yaşı olmayan bir seri,herkes okuyabilir,ilk iki kitabı biraz çocuksu gelebilecek olsa da dayanıp devam etmenizi tavsiye ederim,gitgide içine kapılacaksınız.
bu serinin en büyük farkı,gençlik sorunlarına değinmek diye düşünüyorum.özgüvensiz bir çocukken percy' nin de okulunda sevilmemesi,notlarının düşük olması bana cesaret ve ilham vermişti.her konuda mükemmel olmayan,girdiği her savaşı kazanamayan,hayatı çok iyi olmayan,kimi zaman hor görülen,kimi zaman küçük düşürülen bir karakterdi percy;hepimiz gibiydi yani.bu yüzden ne zaman kendimi işe yaramaz hissetsem kişisel gelişim kitaplarını falan boşver;percy'i aklıma getiririm,tüm zayıflıklarına rağmen ne kadar büyük işler başardığını,nasıl büyük bir kahraman olduğunu düşünürüm.evet;biraz fazla içselleştirmiş olabilirim ama sekiz yaşından bu yana bu kitap serisiyle büyüyünce içselleştirmemek biraz zor.en güzeli de harry potter serisiyle büyüyenler gibi benim de bu seriyle büyümem,karakterlerle birlikte yaş almamız,birlikte olgunlaşmamız.en yakın arkadaşlarıma bol bol bu seriden ve karakterden bahsedecek kadar içselleştirdiğim,hayatımın bir parçası haline gelen bir seriydi.
percy' nin en sevdiğim yanı da hem çok bizden bir karakter olup hem onu ayıran çok yanının olması.mesela ukalalığı,tatlı gıcıklığı,inadı ve sevdiklerine olan sadakati tamamen ona özel;yaşadigi pek çok sorunsa çok bizlik.bu durumu çok seviyorum çünkü aslında hepimiz benzer sorunları yaşadığımız gibi hepimizin çok başka yanları,kendine has çok fazla yonü var,hepimiz özeliz ve bunu bu şekilde görmek muhteşem.
gençlerin sorunlarına eğilmesi bir yana,özellikle yan serisinde eşcinsellik gibi büyük mevzulara da son derece hoşgörüyle yaklaşmış ve en doğru şekilde işlemiş bir kitap serisi.bu bakımdan da yazarın oldukça cesur ve oldukça hoşgörülü olduğunu,çok kucaklayıcı bir tavır benimsediğini söylemek lazım.bu bakımdan da gençlere çok iyi örnek olacak bir seri.
yunan mitolojisi hakkında da bol bol genel kültür katacak bir seri dahası.ee daha ne olsun?bence yaşı olmayan bir seri,herkes okuyabilir,ilk iki kitabı biraz çocuksu gelebilecek olsa da dayanıp devam etmenizi tavsiye ederim,gitgide içine kapılacaksınız.
devamını gör...
her işi ters giden insan
başlıktaki tüm yazarlar "ben" demiş ama cidden bu kişi benim.
hani ayda yılda bir dışarı çıkmak istersin, normalde hiç adetin değildir. fakat niyeyse o gün gezmek için can atarsın ama o gün dışarıda fırtına kopar.
evet evet bu kişi benim.
hani ayda yılda bir dışarı çıkmak istersin, normalde hiç adetin değildir. fakat niyeyse o gün gezmek için can atarsın ama o gün dışarıda fırtına kopar.
evet evet bu kişi benim.
devamını gör...
sürekli müzik dinleyen insan
belki de kafasındaki sesleri susturmak istediği için muzik dinliyordur.
devamını gör...
kendini geliştirdikçe yetersiz hissetmek
kendini geliştirmeye başladıkça yetersizlik hissinin artması durumu. öyle ki hiç okumazsın, araştırmazsın tamsındır eksik yok gibi gelir. bir iki şey öğrenirsin bir tık üstüne koyarsın tamam ben oldum baya bir şey biliyorum hissi gelir. tabi ardından yeni bilgiler öğrenme ihtiyacı duyar gibi olursun sanki, bir tık daha koyalım üstüne dersin ama bir şeyler olur... hani sen çok şey biliyordun ya? emin misin ki acaba? diye sesler gelmeye başlar içinden, görmezden de gelemezsin artık bir kez başladı gelişim çünkü bunu istedin sen öylesine olsa bile. bir şeyler daha öğrenirsin akabinde ama sen içindeki boşluğu doldurmak isterken o boşluğun ne kadar büyük olduğu gerçeğiyle karşılaşırsın.
artık hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi gelir, daha fazla gelişmelisindir, daha fazla öğrenmeli. okursun, izlersin, araştırırsın, dinlersin ama bir gariplik ki devam eder. dolması gereken boşluk sanki gün geçtikçe daha da artırıyordur. hatta artık bağımlı olmuşsundur. bir kere isteyerek yapınca bu şeyleri daha fazla yapmak zorunda hissedersin. aslında nasıl bir hiç olduğumuzu fark edersin. bu hiçliği, hepliğe dönüştürmek ister insan ama ne mümkün? bırak hepi, daha da hiç olmuş gibi gelir insana. gerçekte olan ise sadece farkına varırsın sahip olduğumuz hiçliğin ve artık kendini geliştirmek zorundasındır. ne yani? yerinde mi sayacaksındır? ne garip... geliştikçe ne kadar eksik olduğunu anlarsın, oysaki hiçbir şey bilmiyorken tastamam olduğunu sanırsın bütün eksikliğinin farkına bile varmazsın.hoş, güzel ve sonu olmayan bir döngüdür ama bir o kadar da tuhaftır.
farkındalığın tuhaflığı, ne kadar olduğunu bilmenin getirdiği yetersizlik hissi.
akıllara "bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar." sözünü getirir.
ve sen dördüncü kitabı da okuyarak doldurulamaz hiçliğin, hepliğe dönüşmesi umuduyla yola çıkar daha da fazlasını okuyarak hepliği ulaşılmaz görmeye başladığında hep olana yaklaşırsın.
artık hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi gelir, daha fazla gelişmelisindir, daha fazla öğrenmeli. okursun, izlersin, araştırırsın, dinlersin ama bir gariplik ki devam eder. dolması gereken boşluk sanki gün geçtikçe daha da artırıyordur. hatta artık bağımlı olmuşsundur. bir kere isteyerek yapınca bu şeyleri daha fazla yapmak zorunda hissedersin. aslında nasıl bir hiç olduğumuzu fark edersin. bu hiçliği, hepliğe dönüştürmek ister insan ama ne mümkün? bırak hepi, daha da hiç olmuş gibi gelir insana. gerçekte olan ise sadece farkına varırsın sahip olduğumuz hiçliğin ve artık kendini geliştirmek zorundasındır. ne yani? yerinde mi sayacaksındır? ne garip... geliştikçe ne kadar eksik olduğunu anlarsın, oysaki hiçbir şey bilmiyorken tastamam olduğunu sanırsın bütün eksikliğinin farkına bile varmazsın.hoş, güzel ve sonu olmayan bir döngüdür ama bir o kadar da tuhaftır.
farkındalığın tuhaflığı, ne kadar olduğunu bilmenin getirdiği yetersizlik hissi.
akıllara "bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar." sözünü getirir.
ve sen dördüncü kitabı da okuyarak doldurulamaz hiçliğin, hepliğe dönüşmesi umuduyla yola çıkar daha da fazlasını okuyarak hepliği ulaşılmaz görmeye başladığında hep olana yaklaşırsın.
devamını gör...