neredeyse bir balina
(bkz: neredeyse bir balina) steve jones'un 1999 yılında yayımlanan kitabıdır. kitabın yazılış amacı; türlerin kökeninin mevcut bilimsel birikimin ışığında yeniden yorumlanması yada güncellenmesidir. kitap; yazıldığı dönemin bilgi düzeyi üzerine kurulu olsa da çok fazla detaya inmeden, konuya hakim olmayan kişilere de darwin'in kuramını güncel örneklerle, sade ve akıcı bir dille anlatıyor.
-
kladistiğin becerisi, genlerin karşılaştırmalı anatomisi sayesinde gelişmiştir. dna molekülü geçmişe uzanan ve kimileri beklenmedik desenler sergileyen milyonlarca bağlantı kurar. genleri temel alan bir floresan sondası, bir hayvanın başka hayvanlarla uyum düzeyini ortaya çıkarmakta kullanılabilir. birkaç bin bazın uyum gösterdiği bir bölgede olta kaldırılır ve kromozomlar üzerinde kızılımsı bir leke oluşur. insanlar ve domuzlar, ya da insanlar ve sığırlar, elliden fazla uzun seriyi ortak olarak taşırlar. bunlar, yavrularını canlı olarak doğurmak, tüylü olmak ve süt vermek gibi özellikler kadar, bu hayvanların ortak atadan geldiğine ilişkin kanıt oluşturur.
daha şimdiden pek çok canlının genleri baştan sona okunmuş durumda. ortaya çıkan sonuç, doğa bilimcilerin daha önceden imgelemlerine sığmayacak biçimde, canlılar arasında gruplar içinde gruplanmalar olduğudur. insan kromozomlarında bulunan otuz bin genin ve fare kromozomlarında neredeyse bir o kadarının yeri saptandı. pıgmap, domuzun genetik haritasını çıkarma çalışmasında, şimdiye kadar yaklaşık altı yüze yakın gen tanımlanmıştır. kedilerde, yüzden fazla genin kromozomdaki yeri belirlenmiştir. küçücük iplik kurdu, dna molekülündeki bütün harfleri okunan şimdiye kadar ki tek hayvan, tam olarak on dokuz bin doksan dokuz gene sahiptir ve bunların tümünün izleri sürülerek bulunmuştur. birkaç bakteri çeşidi ve tek hücreli parazitin de bütün genetik malzemesi deşifre edilmiş durumdadır.
bu canlıların çözülen genetik şifresi birbirine fazlasıyla benzemektedir. insanlar ve farelerde tümüyle aynı olan pek çok bölüm vardır ve iki bin insan geninin farelerde tam olarak özdeşleri bulunmaktadır. dna molekülünü deşifre etmek için yapılan yorucu çabalar, farelerde bulunan kromozomlardan birisinin düzeninin bir bölümü ile aşağı yukarı özdeş olduğunu ve sığırların bize farelerden de fazla benzediğini gösterdi. bitki genlerinin yarısından fazlasının farelerde eşdeğeri olduğu ortaya çıktı. nematod kurtçuğu ile maya bakterisinin kalıtım materyalinin yaklaşık yarsının ortak olduğu görüldü ( bu ikisi yaklaşık bir milyar yıl önce ayrılmıştır). oldukça uzak canlıların genetik tasarımda sergiledikleri bu beklenmedik paralellik şaşırtıcı olmuştur. insanlarda kalıtsal bir sinir sistemi hastalığına neden olan bir genin, maya bakterisinde ( sinir sistemi yoktur) tam bir dengi bulunmuştur. sy 402
- darwin'in düşüncelerinin bir bölümü bugün de geçerliliğini korumayı sürdürürken, kimi düşüncelerinin yanlış olduğu anlaşılmıştır. buna karşılık, türlerin kökeni, bir bilim eseri olduğu kadar sanat eseri olarak ele alınmayı da hak etmektedir. onun temel mesajları geçerliliğini korumaktadır. en gelişkin hayvan ve tasarlama yeteneğine sahip en yüksek varlık olarak insan, tıpkı diğer canlılar gibi, açlığın ve ölümün hüküm sürdüğü doğadaki savaşın içinden doğmuştur. ama yalnızca insan, bu savaşın sınırlarını kabul etmeyerek onun ötesine ilerleyebilmiştir. fakat bunu önceden belirlenmiş bir yazgı olarak değil, tümüyle kısa erimli ve çıkarcı seçilimin ardışık birikimi sonucunda gerçekleştirmiştir. sy 464
-
kladistiğin becerisi, genlerin karşılaştırmalı anatomisi sayesinde gelişmiştir. dna molekülü geçmişe uzanan ve kimileri beklenmedik desenler sergileyen milyonlarca bağlantı kurar. genleri temel alan bir floresan sondası, bir hayvanın başka hayvanlarla uyum düzeyini ortaya çıkarmakta kullanılabilir. birkaç bin bazın uyum gösterdiği bir bölgede olta kaldırılır ve kromozomlar üzerinde kızılımsı bir leke oluşur. insanlar ve domuzlar, ya da insanlar ve sığırlar, elliden fazla uzun seriyi ortak olarak taşırlar. bunlar, yavrularını canlı olarak doğurmak, tüylü olmak ve süt vermek gibi özellikler kadar, bu hayvanların ortak atadan geldiğine ilişkin kanıt oluşturur.
daha şimdiden pek çok canlının genleri baştan sona okunmuş durumda. ortaya çıkan sonuç, doğa bilimcilerin daha önceden imgelemlerine sığmayacak biçimde, canlılar arasında gruplar içinde gruplanmalar olduğudur. insan kromozomlarında bulunan otuz bin genin ve fare kromozomlarında neredeyse bir o kadarının yeri saptandı. pıgmap, domuzun genetik haritasını çıkarma çalışmasında, şimdiye kadar yaklaşık altı yüze yakın gen tanımlanmıştır. kedilerde, yüzden fazla genin kromozomdaki yeri belirlenmiştir. küçücük iplik kurdu, dna molekülündeki bütün harfleri okunan şimdiye kadar ki tek hayvan, tam olarak on dokuz bin doksan dokuz gene sahiptir ve bunların tümünün izleri sürülerek bulunmuştur. birkaç bakteri çeşidi ve tek hücreli parazitin de bütün genetik malzemesi deşifre edilmiş durumdadır.
bu canlıların çözülen genetik şifresi birbirine fazlasıyla benzemektedir. insanlar ve farelerde tümüyle aynı olan pek çok bölüm vardır ve iki bin insan geninin farelerde tam olarak özdeşleri bulunmaktadır. dna molekülünü deşifre etmek için yapılan yorucu çabalar, farelerde bulunan kromozomlardan birisinin düzeninin bir bölümü ile aşağı yukarı özdeş olduğunu ve sığırların bize farelerden de fazla benzediğini gösterdi. bitki genlerinin yarısından fazlasının farelerde eşdeğeri olduğu ortaya çıktı. nematod kurtçuğu ile maya bakterisinin kalıtım materyalinin yaklaşık yarsının ortak olduğu görüldü ( bu ikisi yaklaşık bir milyar yıl önce ayrılmıştır). oldukça uzak canlıların genetik tasarımda sergiledikleri bu beklenmedik paralellik şaşırtıcı olmuştur. insanlarda kalıtsal bir sinir sistemi hastalığına neden olan bir genin, maya bakterisinde ( sinir sistemi yoktur) tam bir dengi bulunmuştur. sy 402
- darwin'in düşüncelerinin bir bölümü bugün de geçerliliğini korumayı sürdürürken, kimi düşüncelerinin yanlış olduğu anlaşılmıştır. buna karşılık, türlerin kökeni, bir bilim eseri olduğu kadar sanat eseri olarak ele alınmayı da hak etmektedir. onun temel mesajları geçerliliğini korumaktadır. en gelişkin hayvan ve tasarlama yeteneğine sahip en yüksek varlık olarak insan, tıpkı diğer canlılar gibi, açlığın ve ölümün hüküm sürdüğü doğadaki savaşın içinden doğmuştur. ama yalnızca insan, bu savaşın sınırlarını kabul etmeyerek onun ötesine ilerleyebilmiştir. fakat bunu önceden belirlenmiş bir yazgı olarak değil, tümüyle kısa erimli ve çıkarcı seçilimin ardışık birikimi sonucunda gerçekleştirmiştir. sy 464
devamını gör...
kadınların erken olgunlaştığı iddiası
ben bunun cinsiyetle alakası olduğunu düşünmüyorum dostlar. bir insan ne yasadıysa, ne okuduysa ,ne gördüyse onu sergiler kendisinde. bu tamamen kişilik meselesidir, cinsiyet değil.
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
(bkz: memduh başgan)
eğer paralel bi evrende gerçekse ve bir şekilde bu başlığı okuyo olsa; "ampır ampır konuşmayı bırakın" diyodur eminim şasdlka
eğer paralel bi evrende gerçekse ve bir şekilde bu başlığı okuyo olsa; "ampır ampır konuşmayı bırakın" diyodur eminim şasdlka
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
geçen en sevdiğim yazar sütlaç sevmiyorum diye yazmış ben seviyorum diye beğenmedim tanımını. nasıl dokundu bana bilemezsiniz affet beni sayın yazar..
yine bir yazarımız yazım yanlışım çok diye beğenemiyormuş bazı yazdıklarımı çok üzgündü mesaj attığında affet dedim düzelttim tanımımı, beğenince rahatladı o da.bizde durumlar bu.. bunlar okuyan sericiler..
yine bir yazarımız yazım yanlışım çok diye beğenemiyormuş bazı yazdıklarımı çok üzgündü mesaj attığında affet dedim düzelttim tanımımı, beğenince rahatladı o da.bizde durumlar bu.. bunlar okuyan sericiler..
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
''mutsuz olsaydık. hep mutlu oluncak diye bir kural yok ki biz de mutsuz olsaydık.''
devamını gör...
hz. muhammed
islam dininin son peygamberi. hayatı ve yaşantısıyla bir örnek.
peygamberliğini ilan ettikten sonra çok çileler çekmiştir.
peygamberliğini ilan ettikten sonra çok çileler çekmiştir.
devamını gör...
uykusuzluk
kafa sözlüğün sloganı olabilir. uykusuz gecelere hazirmisin işte yeni sözlük yeni topluluk bizde buradayız turuncuyuz portakaliz.
devamını gör...
nilgün marmara
edebiyatın melankolik prensesi, nam-ı diğer zelda.
13 şubat 1958'de istanbul'da doğdu kendisi.
boğaziçi üniversitesi'nde ingiliz dili ve edebiyatı okudu.
1982'de ise endüstri mühendisi olan, kağan önal ile hayatını birleştirdi.
kağan beyin işleri dolayısıyla bir süre libya'da yaşadılar.
şiir yazdığından kimsenin haberi yoktu henüz.
ama o yazmaya devam ediyordu.
zaten kötü olan ruh haline libya'da gördüğü baskı da eklenince, hepten boğulmaya başladı.
türkiye'ye dönünce psikiyatrların kendisine koyduğu teşhis:
"manik depresyon"du.
psikiyatrlar ona, okumaktan ve yazmaktan vazgeçmesi gerektiğini söylediler aynı şekilde ilaç kullanmasını da.
ama dinlemedi, ne okumayı ve yazmayı bıraktı ne de ilaçlarını kullandı...
bu dönemde alkole sığındı.
yalnızlığını sadece alkolle paylaşıyordu.
o paylaştıkça, daha da yalnızlaştırıyordu.
derken, 13 ekim 1987'de ruhuna çökmüş bu kederden ve yalnızlıktan kurtulmak için intiharı seçti.
ilaçlar içti ve kendini yalnızlığıyla beraber aşağı bıraktı.
onu ilk eşi bulmuştu o halde.
kendisinin ölümünden sonra eşi şöyle demiştir:
" şiir yazdığını bile bilmezdim. bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler karalardı"
sanırım bu cümle anlatıyor ne kadar yalnız olduğunu.
bir şiirinde kocası için şöyle diyor nilgün marmara:
"yabancıların en yakınıydın sen" ...
13 şubat 1958'de istanbul'da doğdu kendisi.
boğaziçi üniversitesi'nde ingiliz dili ve edebiyatı okudu.
1982'de ise endüstri mühendisi olan, kağan önal ile hayatını birleştirdi.
kağan beyin işleri dolayısıyla bir süre libya'da yaşadılar.
şiir yazdığından kimsenin haberi yoktu henüz.
ama o yazmaya devam ediyordu.
zaten kötü olan ruh haline libya'da gördüğü baskı da eklenince, hepten boğulmaya başladı.
türkiye'ye dönünce psikiyatrların kendisine koyduğu teşhis:
"manik depresyon"du.
psikiyatrlar ona, okumaktan ve yazmaktan vazgeçmesi gerektiğini söylediler aynı şekilde ilaç kullanmasını da.
ama dinlemedi, ne okumayı ve yazmayı bıraktı ne de ilaçlarını kullandı...
bu dönemde alkole sığındı.
yalnızlığını sadece alkolle paylaşıyordu.
o paylaştıkça, daha da yalnızlaştırıyordu.
derken, 13 ekim 1987'de ruhuna çökmüş bu kederden ve yalnızlıktan kurtulmak için intiharı seçti.
ilaçlar içti ve kendini yalnızlığıyla beraber aşağı bıraktı.
onu ilk eşi bulmuştu o halde.
kendisinin ölümünden sonra eşi şöyle demiştir:
" şiir yazdığını bile bilmezdim. bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler karalardı"
sanırım bu cümle anlatıyor ne kadar yalnız olduğunu.
bir şiirinde kocası için şöyle diyor nilgün marmara:
"yabancıların en yakınıydın sen" ...
devamını gör...
çayın yanında en güzel giden gıda
soğumuş ve yumuşamış patates kızartmasıdır. lezzetli olmasından değil belki de nostaljik olmasından olsa gerek diye düşündüğüm durum.
devamını gör...
insanı bitiren şey
"ağacı kurt, insanı dert bitirir." demiş atalarımız.
devamını gör...
bireysel psikoloji
alfred adler tarafından geliştirilmiştir. psikanalize kıyasla daha çok toplumsallıktan yanadır. adler, başlarda sigmund freud'un izleyicilerindenken, daha sonra fikir ayrılığına düşerek kendini bireysel psikolojiyi geliştirmeye adamıştır. aşağılık kompleksi, üstünlük kompleksi gibi karmaşalar öne sürmüştür. birçok bakımdan freud'un kuramına karşı geliştirdiği kavramlar vardır. 'ego' karşısında 'benlik' gibi.
bir nevrozu ve psikozu tedavi etmek için hastanın tüm yaşam şekillerini değiştirip, hiçbir koşul öne sürmeksizin toplumun içine döndürülmesi gerektiğini savunur.
adler kişilerin yalnızca bütünleşmiş ve tamamlanmış varlıklar olarak anlaşılabilir olduklarını ileri sürerek, kişiliğin bütünlüğünün
üzerinde durmuştur.
geçmişten çok istek ve beklentilerimiz davranışlarımızı şekillendirir diyerek davranışların amaçlı olduğunu belirtmiştir.
adler’e göre sadece geçmiş ve çocukluk yaşantılarımız bizi şekillendirmemekte aynı zamanda birey olarak kendi kendimizi yeniden
yaratmaktayız. insanlar cinsel dürtülerden çok sosyal ilişkilerle motive olacağını belirtmiştir.
bir nevrozu ve psikozu tedavi etmek için hastanın tüm yaşam şekillerini değiştirip, hiçbir koşul öne sürmeksizin toplumun içine döndürülmesi gerektiğini savunur.
adler kişilerin yalnızca bütünleşmiş ve tamamlanmış varlıklar olarak anlaşılabilir olduklarını ileri sürerek, kişiliğin bütünlüğünün
üzerinde durmuştur.
geçmişten çok istek ve beklentilerimiz davranışlarımızı şekillendirir diyerek davranışların amaçlı olduğunu belirtmiştir.
adler’e göre sadece geçmiş ve çocukluk yaşantılarımız bizi şekillendirmemekte aynı zamanda birey olarak kendi kendimizi yeniden
yaratmaktayız. insanlar cinsel dürtülerden çok sosyal ilişkilerle motive olacağını belirtmiştir.
devamını gör...
haritada kütahya'yı ararken hamile kaldı
küçükken haritada şehir bulmaca oynardık. yoksa bunlar hep akrabalarımızın bir oyunu muydu?
devamını gör...
birakabilirsin.org
sigarayı bırakma amacıyla açılmış yeşilay’ın resmi sitesidir.
sigarayı bırakmak için yaptıkları reklamlar biraz geriyor olmasına rağmen sigara bırakmaya yönelik çalışmaları güzel.
sigarayı bırakmak için yaptıkları reklamlar biraz geriyor olmasına rağmen sigara bırakmaya yönelik çalışmaları güzel.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
yeni olmama rağmen benim de aklıma takılan bir şeydi. sadece kendi tanımlarını yazıp başkalarının tanımlarını okumuyorlar diye düşünüyorum.
devamını gör...
tanımlarını kimin oyladığını kontrol eden yazar
(bkz: tanımları oylanmayan yazar)
devamını gör...
trabzonlu esnafın taş mı yiyeceğiz isyanı
akp ve mhp tarafından reddedilen esnafa destek önergesinin altını çizmek istediğim haberdir.
trabzon’da yayın yapan 61 saat adlı yerel kanal esnafa mikrofon uzattı. kapanmaya tepki gösteren bir kuaför, dükkanı kapanmasına rağmen destek verilmemesine isyan etti. esnaf, “ben kuaför adamım. günlük kazanıyorum. ben 17 gün evde ne yiyeceğim? taş mı? ne yapalım? destek yok. dün ne oldu, ak parti ve mhp esnafa destek paketini reddetti. mekanı kapatan para vermez mi? madem kapatıyorsunuz ver paramı. mal sahibi takır takır alıyor kirayı. yazık günah ya, bizimle oynuyorlar” ifadelerini kullandı.
buradan
trabzon’da yayın yapan 61 saat adlı yerel kanal esnafa mikrofon uzattı. kapanmaya tepki gösteren bir kuaför, dükkanı kapanmasına rağmen destek verilmemesine isyan etti. esnaf, “ben kuaför adamım. günlük kazanıyorum. ben 17 gün evde ne yiyeceğim? taş mı? ne yapalım? destek yok. dün ne oldu, ak parti ve mhp esnafa destek paketini reddetti. mekanı kapatan para vermez mi? madem kapatıyorsunuz ver paramı. mal sahibi takır takır alıyor kirayı. yazık günah ya, bizimle oynuyorlar” ifadelerini kullandı.
buradan
devamını gör...
ulu'dan başlık çalıp normal sözlük'te açmak
bunu yapanları özgün olmaya davet ediyorum.zira burada yazabilen her insanı akıl ve mantığını kullanabilen insanlar bütünü olarak düşünmekteyim .
devamını gör...
sevgilim değil eskorttu
pınar gültekin'in katili cemal metin avcı: "pınar benim sevgilim değildi benimle bir kez zorla birlikte olmuş bir eskorttu ben cani değilim bayanları çok severim" dedi.
eskort demiş ama ilk ifadesinde de yemek yiyelim barışalım diye evine getirdiğini söylemiş. ayrıca pınar'ın bu adamdan maddi destek aldığı, evlilik dışı ilişkisi olduğu, aldattığını eşine söylemekle tehdit ettiği falan da söyleniyor.
evli bir insansın karşındakini aldatarak genç kızlarla sevişirken iyi. işler ortaya çıkmaya başlayınca döv, öldür, göm. ulan şantajcı birisinin üzerine beton dökülüp öldürülmesi çok mu hafifletici bir neden? bunu anlayamayacak kadar cücük beyinli birer hanzo musunuz?
eskort demiş ama ilk ifadesinde de yemek yiyelim barışalım diye evine getirdiğini söylemiş. ayrıca pınar'ın bu adamdan maddi destek aldığı, evlilik dışı ilişkisi olduğu, aldattığını eşine söylemekle tehdit ettiği falan da söyleniyor.
evli bir insansın karşındakini aldatarak genç kızlarla sevişirken iyi. işler ortaya çıkmaya başlayınca döv, öldür, göm. ulan şantajcı birisinin üzerine beton dökülüp öldürülmesi çok mu hafifletici bir neden? bunu anlayamayacak kadar cücük beyinli birer hanzo musunuz?
devamını gör...
neşet ertaş
isminin ve türkülerinin uzun yıllar bu topraklarda unutulmamasını dilediğim, eserleri ve anısı önünde saygıyla eğildiğim, 2012 yılında kaybettiğimiz büyük halk ozanı.
devamını gör...
kapalı başörtülü türbanlı adlandırması
kadınların bunlardan hiçbirini tercih etmeyeceğini düşündüğüm adlandırmadır. erkekleri nasıl dar paçalı, montlu, gömlekli falan filan diye ayırmıyorsak kadına da açık kapalı değil de kadın demeliyiz.
devamını gör...