goliath ve tank denince insan zebellah gibi bir şey bekliyor lakin bu tank o bildiğimiz tanklardan değil. suikast görevi yapan cüce tanklar bunlar. almanlar bu cüce tanklarla müttefiklerin zırhlı araçlarını yok etmeyi amaçlamışlar. zırhlı aracın dibine kadar sokul, patla ve görev tamamlansın. bu cüce suikastçıların bazı noksanları var; kablolu kumanda ile yönlendirildikleri için 650 metre civarı bir menzile sahipler. 10 kilometre civarı azami hız yaptıkları içinde çok yavaş olduklarını söyleyebiliriz. bu da hareket halindeki bir tankı imha etme noktasında ciddi anlamda handikap oluşturmuş. kablo mevzusu baştan sakat, zira kablo koptuğu ya da kesildiği an goliath'ın ruhuna el fatiha. yine de naziler bu tanklarla amerikalıları gıcık etmeyi başarmışlar ve amerikalılar bu tanklara ''doodlebug'' adını vermişler. naziler bu tanklardan 8 bin adet falan üretmiş.

goliath, çok başarılı bir deneme olmasa da, bugün evlerimize giren ve çocukların keyifle oynadığı uzaktan kumandalı araçların atası olarak kabul ediliyor. kah bizim ufaklık ayda bir, bu araçları bozmayı başardığı için bizdeki araçların sonu ataları gibi trajik lakin yapacak bir şey yok. * neyse işte savaş alanlarından çocuk odalarına taşınan bir tasarım. ironik ve enteresan elbette.

bakın naziler bu uzaktan kumandalı oyuncakları ile nasıl da neşeli oynuyorlar. *

devamını gör...

(bkz: peaky blinders) 'tan tom hardy
tik
devamını gör...

çünkü malım. sabah uyanınca görcem ebeminkini neyse.
devamını gör...

günün bitmesi geceyle bulabildiğimdir. nefes alabildiğimi hissettiğim andır.
devamını gör...

tükürüğün oynaşarak sağa sola gezinmesini de izlemiştir.
devamını gör...

bahar mevsimi yerini hızlıca yaza bırakacak gibi.
bu sıcakta evde durulmaz. hadi markete gidelim. zaten herkes markete gidiyor.
şöyle kafa dinleyecek bir yer fena olmazdı.

biraz dolaştıktan sonra aradığım şeyi buluyorum.
iki arabanın geçebileceği bir sokak. kaldırıma bir bank koyulmuş. tam dedikodu yapmalık. kola-çekirdek de olur.
dedim ya sıcak diye. gölgede bir bank bulduğuma seviniyorum.
kulağımda kulaklık. müziksiz olmaz tabii. boş boş oturacak değilim ya.
acaba sait faik bizimle aynı dönemde yaşasaydı o da kulaklık bağımlısı olur muydu?
gözlem yaparken bir şeyler dinler miydi acaba?
neyse biz kendi gözlemimize odaklanalım.

bir apartman.
böylesini daha önce görmedim.
zeminden çatı katına kadar her daire farklı bir görünüme sahip.
dış sıvanın üstüne boya atılmamış. renk gri. zamanla çokça değişime uğramış gibi duruyor.

oturuyorum banka.
çatı katının penceresinden bir adam dışarıyı seyrediyor.
ama nasıl biliyor musunuz? iki elini pencerenin alt kenarlarına koymuş.
gözleri gökyüzünde. sanki bir gemi gelecek de hava kontrolü yapıyor.
çok ciddi. düşünceli.
içimden diyorum, bu adamda bir iş var.
sonra adam teras kısmına geçiyor.
o ara dikkatim dağılıyor.
çocuklarını gezdirmeye çıkan aileler falan...
tekrar baktığımda ise güvercinleri görüyorum.
meğer adam güvercin besliyormuş.
şimdi oldu diyorum.
düşünceli haller devam ediyor yalnız.
dikkatli şekilde güvercinleri izliyor adam.

ikinci katta yine bir adam. o da ellerini balkon demirlerine koymuş.
o da düşünceli. seyrediyor dışarıyı. baktığı tarafta park var. diğer taraf sokağa bakıyor zaten. ne diye o tarafa baksın.
bir süre sonra aşağıya iniyor. hala düşünceli. bir taraftan güneş de vuruyor. bir sağa bir sola yürümeye başlıyor.
abicim terleyeceksin bu sıcakta.
birini bekliyor desem kapanma zamanı kim beklenir ki? var bir derdi herhalde diyorum.

esas kimi unuttum ben?
bahsettiğim sokağa gelmeden bir tane yaşlı amca sandalyesinde oturuyordu.
öylesine, tek başına.
zaten bir şey gördüysem illa bir anlamı olacak değil mi?
yani o amca orda oturuyorsa boş boş oturamaz. kesin bir şey düşünüyordur.
kesin pişmanlıkları vardır.
bir acısı, hüznü.
vardır değil mi?

bu yazıda herkes düşünüyor.

artık başka ara sokaklara dalmanın vakti geldi.

bu arada bu satırları yazarken aklımdaniron maiden'dan empire of the cloudsgeçti.
bulutların imparatoru bu sefer güvercin besleyen adam olsun. güvercinlerle mutlu bir hayat geçirir umarım.
devamını gör...

adem elması dendiğine şahit oldum. en sevdiğim meyvelerdendir. annem küçükken jelibon tarzı şeyler sokmazdı eve. bundan alınırdı içindeki genelde çekirdeğin etrafında olan jelibonumsu şeyleri çıkarıp verirdi.
devamını gör...

disk genel-iş sendikası, ocak 2021 tarihli “covid-19 sürecinde türkiye’de gelir eşitsizliği ve yoksulluk” raporu hazırladı. rapora göre;
avrupa ülkeleri içinde gelir eşitsizliğinin en çok olduğu ülke türkiye.
halk bir yılda 1500 dolar fakirleşti.
yoksul sayısı son 2 yılda yüzde 8.4 arttı.
en zengin ile en yoksul arasındaki eşitsizlik 8.3 kata yükseldi.
salgın döneminde çalışan yoksul sayısı 7,7 milyonu geçti.
her 10 kişiden 7’si borçlu, halk temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi.
pdf formatındaki rapor
devamını gör...

sezen aksu.
devamını gör...

satrançta bir sonuç halidir. kurallara uygun bir biçimde oynanmış oyunda sırası gelen tarafın hiçbir hamle yapamaması halinde, ne yenilmesi ne de kazanabilmesidir. bu durumda beraberlik olur.
devamını gör...

millet ne giyeceğini size mi soracak dalyapraklar, deyip alandan çekiliyorum. hastalıkmış pehhhh.

edit:babam tayt giyse savunurum, taytlar adamdır, bayanlar kadındır.

edit2: halkımızı tayt giymeye davet ediyorum,taytları terketmeyin.
devamını gör...

askerliğin bitmesinin üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin asla bitmeyen anıdır. askerlik ne kadar sürerse sürsün anılar asla bitmez. anlattıkça anlatasın gelir insanın. on sekiz gün bedelli yapan adamların 5 yıl anı anlatmışlığına şahit olunmuştur.

o yüzden anlatan içim eğlenceli dinleyenlerin çoğu içinse anlamsız ve sıkıcıdır. anlatılmamasında fayda vardır.

kurayı çekip gemlik askeri veteriner okulunda asteğmen olarak gönderildiğimde sade ve heyecansız bir askerlik geçireceğime inanmıştım, öyle olmalıydı. ama olmadı.

yüzlerce anı arasında en büyük kahramanlık gösterdiklerimden birini ömrüm boyunca unutmam mümkün olmayacak. askerliğimin bitmesine iki ay kala artık domino taşı asteğmen olmaktan kurtulmuş ve bir aydır yıldız taşıyan bir teğmen olmuştum.

veteriner hekim olan komutanım klinikte görevlendirilince de dünyalar benim olmuştu, çünkü o an itibariyle kısım amiri olmuştum ve yapacağım tek şey her fırsatta arazi olmaktı. ben de bunu layıkıyla yaptım.

bir gün gezip tozma fırsatı yakalayamadan bir emri imzalatmak için komutanımın yanına gitmem gerekti ve hemen kliniğe doğru yola çıktım. kliniğe geldiğimde askere binbaşının nerde olduğunu sordum:

iob: komutanım nerde?
asker: içeride komutanım.
iob: tamam ben onu bir göreyim.
asker: komutanım, şu an görmeyin isterseniz.
iob: oğlum işim gücüm var aç kapıyı.
asker-: komutanım, girmeyin bence içeri.
iob: oğlum sinirlendirme beni, aç kapıyı.
asker: emredersiniz komutanım.

bu saçma sohbetin üzerine asker kapıyı açtı ve ben içeri girince kör olmak istedim, askerliğe lanet ettim, beynime peş peşe balyoz darbeleri yedim. çünkü komutanımın kolu nerdeyse omzuna kadar ineğin makatında idi.

ben bayılmamak için kendimi tutmaya çalışırken komutanım kahkaha atıyordu bir yandan:

komutan: ne oldu teğmen?
iob: komutanım ne yapıyorsunuz?
komutan: ineği muayene ediyorum.
iob: komutanım, kolunuz hayvanın içindeydi.
komutan: ne yapayım, hayvana neyi olduğunu mu sorayım teğmen?
iob: haklısınız komutanım.
komutan: iyi misin teğmen?
iob: iyiyim komutanım.

bunun üzerine komutanım çok da şakacı olduğu için “ seni çok üzdüm, gel el sıkışıp barışalım” diyerek elimi sıkmasaydı belki anı bu kadar kötü kokmazdı.

ama komutan böyle bir şaka yapınca ben durur muyum? yapıştırdım cevabı:

emredersiniz komutanım!
devamını gör...

oksitosin, serotonin, kortizol , asetilkolin etkeni gibi tüm kopuk sinirsel ve hormonal bağlantılarınızı onararak sizi bütünlük hissine yakınlaştıran yegane eylem.
devamını gör...

fuzuli'ye ait bir dizedir. insanın ikilemini anlatır

söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil/ çektiğim âlâmı bir ben birde allah’ım bilir.”
devamını gör...

diğerlerinin dikkat etmediğini görünce önlem katsayısını artıran eylemdir.
devamını gör...

komünizm.
devamını gör...

düzenli yazan yazarların hepsi. onları tanıyor gibiyim. üslupları, bakış açılarıyla günümü zenginleştiriyorlar. yazmadan duramıyorlar, ben de okuyorum.
devamını gör...

gıpta ile baktığım ve bir çok yetenekli yazarımızın aynı yetenekte çizerler olduğunu gördüğümüz başlık.
devamını gör...

"yaşamak görevdir bu yangın yerinde
yaşamak, insan kalarak"

aşk iki kişiliktir - ataol behramoğlu
sayfa 48
devamını gör...

35 kişinin hayatına mâl olmuş bir katliamdır. çoğunluğu alevi olan 33 yazar, düşünür ve aydın, 2 de otel çalışanı radikal islamcılar tarafından katledilmiştir.

dönemin siyasetçilerinin de tutumunu unutmamak gerekir. dönemin başbakanı tansu çiller ''çok şükür otel dışındaki halkımız zarar görmedi.'' demiştir.
cumhurbaşkanı süleyman demirel ise ağır tahrik olduğunu söylemiştir.
dönemin içişleri bakanı ise aziz nesin'in halkın inançlarıyla alay edip halkı galeyana getirdiğini söylemiştir.

bu ülke ne çektiyse dincilerden çekti, hala da çekmeye devam ediyor. temel karamollaoğlu'nu da unutmamak gerek. şimdilerde tontiş tontiş takılan bu amcanın da yaptıklarını unutmadık.


sivas davasının üçüncü gününde dinlenen sivas trafik şube müdürü izzet karadağ, tanıklığı sırasında olayların refah partili belediye başkanı temel karamollaoğlu tarafından körüklendiğini söyledi. karadağ, daha önceki ifadesini mahkemede yeniden doğruladı.

ifade şöyle: “karamollaoğlu ‘gazanız mübarek olsun’ diye konuşma yaptı. dağılmak üzere olan kalabalık bundan sonra dağılmaktan vazgeçti. itfaiyeden ise su sıkara kalabalığın dağıtılmasını istedik. ne hikmetse su sıkmadılar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim