17 haziran 2021 hdp izmir il binasına yapılan saldırı
hdp'nin, sosyalistlerin, solun, işçi sınıfının olmadığı bir yerde sen trol maaşını ya da mamanı almaya devam edebileceğini mi sanıyorsun su yalağı? sende o çap olsa zaten burada yazmaz, ihale falan kovalardın.
insanlar katlediliyor, bu yine üç kuruşluk menfaatinin peşinde yalamaya devam ediyor. yok sana tanım manım.
insanlar katlediliyor, bu yine üç kuruşluk menfaatinin peşinde yalamaya devam ediyor. yok sana tanım manım.
devamını gör...
lorenz eğrisi
ekonomide gelir dağılımını gösteren eğridir.
ikiz kardeşi (bkz: gini katsayısı)'dır.
ikiz kardeşi (bkz: gini katsayısı)'dır.
devamını gör...
geceye ingilizce bir söz bırak
“trust, like the soul, never returns once it is gone”
(güven, ruh gibidir! çıktığı yere tekrar dönmez.)
(güven, ruh gibidir! çıktığı yere tekrar dönmez.)
devamını gör...
diyarbakır askeri cezaevi
bir döne çok ciddi insan hakkı ihlallerinin yapıldığı ve üzeri ustaca örtülen olaylara şahit olmuş bir cezaevi.
devamını gör...
yazdığın şiirden bir parça bırak
son
(...)*
bir kağıda rüzgar geldiğinde gideceği gibi
senin de bu hayattan göçüp gideceğin için.
(...)*
bir kağıda rüzgar geldiğinde gideceği gibi
senin de bu hayattan göçüp gideceğin için.
devamını gör...
kadınlar tarafından yönetilen ülkelerin daha müreffeh olması
bu ülkeyi bir zamanlar tansu çiller'in yönettiğini ama pek de müreffeh yapamadığını bilmeyen yazar beyanı.
devamını gör...
korku filmlerinin genelde düşük puan alması
filmi izlerken gerilmekten helak olan fakat filmin sonunda hiçte korkunç değildi diyenlerin sebep olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
nazenin
devamını gör...
the platform
kapitalizmi, bencilliği,doymayan gözleri çok güzel ifade eden çok sıradışı bir film olmuş.
başlangıçta sonu var mı yok bilinemeyen kat kat aşağı inen bir yemek masasının olduğu üstteki insanların doyumsuzluğu yüzünden 50. kattan aşağısına hiç yemek kalmadığı apaçık ortada.
her koyun kendi bacağından asılır misali herkes kendi çaresine bakıyor, fırsat geldi mi sonuna kadar kullanmaktan çekinmiyor.
ancak ilgimi çeken eskiden orada kalanları mülakata alan ancak içerisi hakkında pek bir fikri olmayan ve daha sonra gönüllü olarak orada yaşayan kadının her gün usanmadan bir alt katı aynı şekilde uyarması ama yanıt alamaması da bize insanların kolay kolay akıllanmayacağını gösterdiğini düşünüyorum.
tabii bir yandan da eşitliğin mümkün olmayacağını da gözler önüne seriyor.
çok fazla anlam ve sonuç çıkarmanın mümkün olduğu bir film olmuş.
tavsiye olunur, keyifli seyirler.
başlangıçta sonu var mı yok bilinemeyen kat kat aşağı inen bir yemek masasının olduğu üstteki insanların doyumsuzluğu yüzünden 50. kattan aşağısına hiç yemek kalmadığı apaçık ortada.
her koyun kendi bacağından asılır misali herkes kendi çaresine bakıyor, fırsat geldi mi sonuna kadar kullanmaktan çekinmiyor.
ancak ilgimi çeken eskiden orada kalanları mülakata alan ancak içerisi hakkında pek bir fikri olmayan ve daha sonra gönüllü olarak orada yaşayan kadının her gün usanmadan bir alt katı aynı şekilde uyarması ama yanıt alamaması da bize insanların kolay kolay akıllanmayacağını gösterdiğini düşünüyorum.
tabii bir yandan da eşitliğin mümkün olmayacağını da gözler önüne seriyor.
çok fazla anlam ve sonuç çıkarmanın mümkün olduğu bir film olmuş.
tavsiye olunur, keyifli seyirler.
devamını gör...
yılanların öcü
devamını gör...
heyecanlanınca yapılan hareketler
eyluling ile youtube röportajı'nda da goruldugu uzere; speedy gonzales ile sidik yarisina girmek.
sacmalamaktan ziyade halihazirda hızlı konuşan insanim; agzim beynime yetisemiyor, ustune heyecanlandigim zamanlarda youtube hizim x3234 oluveriyor.
ben bir sekilde derdimi anlatiyorum da karsi taraf anlayabiliyor mu emin degilim.
-aziz yildirim edasiyla- beni heyecanlandirmayin*.
sacmalamaktan ziyade halihazirda hızlı konuşan insanim; agzim beynime yetisemiyor, ustune heyecanlandigim zamanlarda youtube hizim x3234 oluveriyor.
ben bir sekilde derdimi anlatiyorum da karsi taraf anlayabiliyor mu emin degilim.
-aziz yildirim edasiyla- beni heyecanlandirmayin*.
devamını gör...
buzdolabı yumurtalığındaki ilginç şeyler
işsizdim,gezme maksadıyla üşenmedim gittim baktım.*
helva.
kefir mayası.*
helva.
kefir mayası.*
devamını gör...
pazar yeri gezmek
çoğunlukla anneyle yapılan kimine göre eğlenceli kimine göre eziyet olan bir aktivitedir.
annelerin ağır poşet taşımalarına kıyamayarak ''yok anacum valla hafif, ver onu da taşıyayım'' diyip eve gelindiğinde kolların kalkmamasına sebep olur...
annelerin ağır poşet taşımalarına kıyamayarak ''yok anacum valla hafif, ver onu da taşıyayım'' diyip eve gelindiğinde kolların kalkmamasına sebep olur...
devamını gör...
mutluluk
mutluluk hakkında söylenen çok güzel bir hikaye vardır;
--! spoiler !--
bir gün tanrılar kendi aralarında mutluluğun ne kadar güzel, ne kadar parıltılı bir duygu olduğu hakkında konuşuyorlardı. herkes ondan övgüyle bahsediyor, mutluluk ışıltıyla parlıyordu. sonra onu saklamaya karar verdiler, böyle bir güzelliğe herkes ulaşamamalıydı. nereye saklayacaklarına dair konuşmaya başladılar.
poseidon dedi ki; "denizin en dibine gömelim, kimse erişemez."
ardından güneş tanrısı helios dedi ki; güneş'e saklayalım, ulaşılmasın ona."
en güzel karar tanrılar kralı zeus'tan geldi. "mutluluğu," dedi "insanların içine saklayalım. nasıl olsa oraya bakmak akıllarına gelmez."
--! spoiler !--
böylece mutluluk kalplerimizde kalan, aklımıza gelmeyen bir duygu olarak kaldı.
edit: imla.
--! spoiler !--
bir gün tanrılar kendi aralarında mutluluğun ne kadar güzel, ne kadar parıltılı bir duygu olduğu hakkında konuşuyorlardı. herkes ondan övgüyle bahsediyor, mutluluk ışıltıyla parlıyordu. sonra onu saklamaya karar verdiler, böyle bir güzelliğe herkes ulaşamamalıydı. nereye saklayacaklarına dair konuşmaya başladılar.
poseidon dedi ki; "denizin en dibine gömelim, kimse erişemez."
ardından güneş tanrısı helios dedi ki; güneş'e saklayalım, ulaşılmasın ona."
en güzel karar tanrılar kralı zeus'tan geldi. "mutluluğu," dedi "insanların içine saklayalım. nasıl olsa oraya bakmak akıllarına gelmez."
--! spoiler !--
böylece mutluluk kalplerimizde kalan, aklımıza gelmeyen bir duygu olarak kaldı.
edit: imla.
devamını gör...
nüfus artış hızı
bu özelliği yüksek olan ülkeler genelde az gelişmiş veya gelişmemiş ülkelerdir. genç sayısı fazladır. genellikle tarım ile uğraşırlar. bu özelliği düşük olan ülkeler ise genellikle gelişmiş, sosyo-ekonomik durumu yüksek olan ülkelerdir. bu gelişmiş ülkelerin çoğu, nüfus artış hızını artırıcı politikalar izlemektedirler. hatta bu ülkelerin bir çoğu çocuğu olan veya çocuk yapmayı düşünen ailelere belli tutarda ayni ve nakdi teşvik verirler.
devamını gör...
saçını toplarken tokasını ağzında ısırarak tutan kadın
neresiyle tutsun birader,telekinetik yollarla mı tutsun ?
devamını gör...
songs of faith and devotion

depeche mode'un 1993 tarihli 9. stüdyo albümü.
albümden i feel you, walking in my shoes, condemnation ve in your room olmak üzere 4 single çıkmıştır.
depeche mode için, her anlamda değişimin en yoğun hissedildiği albüm denilebilir. müzikal anlamda violator ile başlayan, daha yalın ve vurgulu synthsizer kullanımı formülüne uygun şekilde hareket edilmiş, loop'a alınmış gospel tınıları ile kendini çok daha fazla hissettirmiştir.
albüm, depeche mode'da olduğu gibi hayranlar için de değişime neden olmuştur; albümü beğenen ve benimseyen bir kitle vardır, ancak grup gittikçe synth-pop'tan uzaklaşan, 90'ların değişen ana trend müziğine uygun, daha "rock" bir albüm ile karşımıza çıkmaktadır.
müzikal anlamdaki başarısını bir kenara bırakırsak sofad, depeche mode'un en "dibe vurmuş" albümüdür. albümün ilk kaydı, madrid'de kiralanan bir villanın stüdyo haline getirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. en sancılı kayıt sürecinin yaşandığı albüm de denilebilir. sex&drugs and rock'n roll'un dibine vuran junkie bir solist, ortalıkta dolanıp mali işlerle uğraşan bir arkadaş, şarapçı bir söz yazarı/bestekar ile yetenekli bir prodüktorün bir araya gelmesi ve bu arkadaşların birbirlerini görmeye tahammül edemezken kayıt boyunca kendilerini villaya kapatmalarının sonucunda oluşan sancılı ortam, albümün bel kemiğini oluşturmaktadır. her ne kadar albümde ve albümdeki şarkılara çekilen kliplerde dini motiflere yer verilmiş olsa da inanç ve bağlılığın şarkılarının neye veya kime olduğu noktasında şeffaflık söz konusu değildir.
albüm, aynı zamanda grubun en uzun süren turnesine eşlik eden ana albümdür. 1993 yılında devotional tour ve bu turnenin beklenenden daha başarılı sürmesi sonrası 1994 yılında exotic tour gerçekleştirilmiştir. nitekim grup içi yaşanan çatışmalar ve aynı zamanda gruba katkısının yeteri kadar değer görmediğini düşünen alan wilder, albümün ilk kaydı esnasında gruptan ayrılmayı kafasına koymuşken bu kararını turne bitimine kadar ertelemiş, turne bitimiyle beraber gruptan ayrıldığını açıklamıştır.
her şey bi yana, rahatlıkla söyleyebilirim ki bu albüm depeche mode'un en dibe vurmuş albümü olmakla birlikte, grubun gerçek potansiyelini en iyi şekilde yansıttığı albümdür. martin l. gore lirikalite bakımından en sansürsüz ve vurgulu şekilde istediklerini ifade etmiştir; dave gahan'ın sesi her ne kadar madde kullanımından dolayı (göreceli olarak) eskisi gibi olmada da albümün genel havasına gayet uygundur; kuvvetlidir ama bir o kadar da bitap düşmüştür. alan wilder grupta yer aldığı son albümde istediği karanlık ve derin formattaki müziği yapabilmiş, iyi ki de yapmıştır. aynı zamanda müzikal yeteneğinin sadece synthsizer kullanmaktan ibaret olmadığını da göstermektedir, albümdeki back-drumming kit'ler, kendisi tarafından icra edilip kaydedilmiştir. sadece bununla sınırlı kalmayarak henüz 6 aylık tecrübeyle 1993 ve 1994 turnelerinde davulda adeta yardırmaktadır.
özet olarak baş tacı albümlerdendir, canlı performansı stüdyo kaydını aşan albümlerdendir aynı zamanda. dinleyin, dinletin efenim.
devamını gör...

