sonbahar
bu dünyanın en güzel nimetlerinden.
3 ay boyunca önce hafif hafif sonra cayır cayır yakan yaz mevsimi artık insana daha fazla nefes aldırmazken bir anda serin bir rüzgar çıkagelir hiçlikten ve sonbahar ben buradayım der.
hafif hafif yağan yağmurlar, rengarenk kurumuş yapraklar, gece yatarken üşüyüp yumuşacık battaniyeye sarılmak, hem rahat hem şık kıyafetler, havadaki o hüzün ve huzur hissi, eminönü kadıköy vapuruna binip sıcak bir çayla istanbul'u seyretmek... iyi ki varsın sonbahar, şimdiden hoş geldin.
3 ay boyunca önce hafif hafif sonra cayır cayır yakan yaz mevsimi artık insana daha fazla nefes aldırmazken bir anda serin bir rüzgar çıkagelir hiçlikten ve sonbahar ben buradayım der.
hafif hafif yağan yağmurlar, rengarenk kurumuş yapraklar, gece yatarken üşüyüp yumuşacık battaniyeye sarılmak, hem rahat hem şık kıyafetler, havadaki o hüzün ve huzur hissi, eminönü kadıköy vapuruna binip sıcak bir çayla istanbul'u seyretmek... iyi ki varsın sonbahar, şimdiden hoş geldin.
devamını gör...
kadıköy’de donarak ölen evsiz
devamını gör...
yazarların çaldığı enstrüman
çok iyi ıslık çalarım.
devamını gör...
hering yanılsaması
birbirine kusursuz bir şekilde koşut olarak çizilmiş iki çizginin çizi-çembersel oluşturulan bir zemin üzerinde sanki orta yerleri şişkince gözüküyormuş gibi algılanması durumu.
devamını gör...
övmeyi de övülmeyi de sevmemek
övmek benim için sorun değil, özellikle sevdiğim kişilere karşı ama biri beni övünce yerin dibine giriyorum ben. övülmek değer gördüğünü gösteriyor, güzel bir şey tabi ki ama bünye kabul etmiyor. sistemde bir sorun var.
devamını gör...
bir mekanın kazıkçı olduğunu gösteren detaylar
limonata getirirken üstüne nane koyup içine de up uzun pipet koyması.
devamını gör...
the blaze
guillaume ve jonathan alric'ten oluşan bir fransız elektronik müzik ikilisi.
territory, hem şarkı hem de klip olarak en güzel çalışmalarındandır.
territory, hem şarkı hem de klip olarak en güzel çalışmalarındandır.
devamını gör...
zamanın en yavaş işlediği anlar
insanlar korku dolu veya tehdit edici bir olay yaşadıklarında zamanı yavaşlamış olarak yaşar/ hisseder çünkü böyle zamanlarda "amigdala" tüm dikkatini bu duruma odaklamaktadır. zaten zaman algımız illüzyonlarla doludur.
david eagleman "the brain and the now" başlıklı konuşmasında "beyin tüm bilgileri toplar ve hepsini bir araya getirir" demiştir. örneğin elimizi birbirine vurduğumuzda ses olaydan sonra gelir fakat biz aynı anda olmuş gibi algılarız. yani beyin, dış gerçekliğe ulaşmak için tüm bilgileri toplar.
mesela, şizofreni hastaları, iç saatlerinde olan bozukluktan dolayı zamanı farklı algılarlar. iç konuşmaları ile bu konuşma gerçekleştikten sonraki duydukları ses arasında zamansal farklılık bulunduğundan sesin başka birine ait olduğunu düşünürler. oysa sağlıklı bireylerin iç sesleri ile o sesi duydukları zaman uyuşur.
diğer bir yaygın örnek ise yaşlıların ve çocukların farklı zaman algısına sahip olmasıdır. çocukken dünyayı çözmekle, yeni şeyler keşfetmekle meşguldük ve o kadar şey yapmamıza rağmen hâlâ gün bitmemiş oluyordu, bu yüzden zaman bizim için yavaş geçiyordu. ama büyüdüğümüzde zaten bu zamana kadar fazla şey deneyimlediğimizden zamanın hızlı aktığını hissediyoruz.
david eagleman "the brain and the now" başlıklı konuşmasında "beyin tüm bilgileri toplar ve hepsini bir araya getirir" demiştir. örneğin elimizi birbirine vurduğumuzda ses olaydan sonra gelir fakat biz aynı anda olmuş gibi algılarız. yani beyin, dış gerçekliğe ulaşmak için tüm bilgileri toplar.
mesela, şizofreni hastaları, iç saatlerinde olan bozukluktan dolayı zamanı farklı algılarlar. iç konuşmaları ile bu konuşma gerçekleştikten sonraki duydukları ses arasında zamansal farklılık bulunduğundan sesin başka birine ait olduğunu düşünürler. oysa sağlıklı bireylerin iç sesleri ile o sesi duydukları zaman uyuşur.
diğer bir yaygın örnek ise yaşlıların ve çocukların farklı zaman algısına sahip olmasıdır. çocukken dünyayı çözmekle, yeni şeyler keşfetmekle meşguldük ve o kadar şey yapmamıza rağmen hâlâ gün bitmemiş oluyordu, bu yüzden zaman bizim için yavaş geçiyordu. ama büyüdüğümüzde zaten bu zamana kadar fazla şey deneyimlediğimizden zamanın hızlı aktığını hissediyoruz.
devamını gör...
leğen gibi poposuyla dar pantolon giyen kadın
dışarıda milletin gtüne bakarak dolaşan yazar beyanıdır.
(ben bakmam hiç. leğenmiş, kovaymış farketmez. farketmez derken banane anlamında. bakmam ya hani o açıdan.)
(ben bakmam hiç. leğenmiş, kovaymış farketmez. farketmez derken banane anlamında. bakmam ya hani o açıdan.)
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
acılar...
mutsuz geçen çocukluğum...
kelimelere dökerek içimde katran karası olan hüzünlerimi, biraz olsun sulandırmış oluyorum...
yazmak, günden güne iyileşmeme yardımcı oluyor...
benimle aynı yollardan geçenlerle duygudaşlık yapmak...
anlaşılma ihtiyacımı gidermek...
bir derdi olan yazar...
dertsiz birinin yazdığını görmedim ben...
derdini anlatmanın en güzel yoludur yazmak...
zihni berraklaştırıp karar vermeyi kolaylaştırıyor...
hayata dair yol haritası çıkartmamı sağlıyor...
kelimeler, hep en iyi dostum oldu...
önceleri sadece okurdum, hiç yazamazdım...
okuduğum yazılarda kendi duygularımı parça parça bulur,
"vay be dünya üzerinde benimle aynı şeyleri hisseden birileri varmış"
diyerek acımı az da olsa hafifletirdim...
sonra baktım ki içimdeki acılar beni dürtüyor, kelimeler teker teker dışarı çıkmak için beni dürtüyor...
akabinde, yazmaya başladım, yazdım, yazdım, durmaksızın yazdığım, gözyaşlarımın sicim gibi aktığı,
aşırı yağmurlu günlerde arabada giderken sileceklerin yağmur sularına yetişemediği gibi,
benim de gözyaşlarım o kadar çok aktı ki yazılarımın çoğu okunamaz hale geldi..
sırf gözyaşlarımdan oluşan günlüklerim oldu, o da yetmezmiş gibi annem o günlükleri bulup yaktı,
"hatırda kalmaz, satırda kalır, yazma" dedi, yazmamı engelledi...
onun yüzünden yıllarca yazmadım, küstüm kaleme kağıda... *
bir gün baktım ki içimdeki acı halen taze, ne yapsam geçmiyor...
annem kusura bakma ben yine yazmaya başladım...
açtığın yaralar ancak böyle kapanmaya başlıyor...
hep dersin ya "insanlara faydalı olalım", oluyorum işte...
yazarak faydalı oluyorum işte...
yazdığım yazıları/tercüme ettiğim makaleleri okuyup
"yüreğimde bir yerlere dokundunuz, çok teşekkürler" diyorlar...
hani hep "üzerinde ölü toprağı serpilmiş gibisin" dediğin o kızın,
artık o toprağı üzerinden atmaya başladı...
senin gibi olmamı hiç istemezdin,
ben yazarak kendim olma yolunu seçtim işte, daha ne olsun...
mutsuz geçen çocukluğum...
kelimelere dökerek içimde katran karası olan hüzünlerimi, biraz olsun sulandırmış oluyorum...
yazmak, günden güne iyileşmeme yardımcı oluyor...
benimle aynı yollardan geçenlerle duygudaşlık yapmak...
anlaşılma ihtiyacımı gidermek...
bir derdi olan yazar...
dertsiz birinin yazdığını görmedim ben...
derdini anlatmanın en güzel yoludur yazmak...
zihni berraklaştırıp karar vermeyi kolaylaştırıyor...
hayata dair yol haritası çıkartmamı sağlıyor...
kelimeler, hep en iyi dostum oldu...
önceleri sadece okurdum, hiç yazamazdım...
okuduğum yazılarda kendi duygularımı parça parça bulur,
"vay be dünya üzerinde benimle aynı şeyleri hisseden birileri varmış"
diyerek acımı az da olsa hafifletirdim...
sonra baktım ki içimdeki acılar beni dürtüyor, kelimeler teker teker dışarı çıkmak için beni dürtüyor...
akabinde, yazmaya başladım, yazdım, yazdım, durmaksızın yazdığım, gözyaşlarımın sicim gibi aktığı,
aşırı yağmurlu günlerde arabada giderken sileceklerin yağmur sularına yetişemediği gibi,
benim de gözyaşlarım o kadar çok aktı ki yazılarımın çoğu okunamaz hale geldi..
sırf gözyaşlarımdan oluşan günlüklerim oldu, o da yetmezmiş gibi annem o günlükleri bulup yaktı,
"hatırda kalmaz, satırda kalır, yazma" dedi, yazmamı engelledi...
onun yüzünden yıllarca yazmadım, küstüm kaleme kağıda... *
bir gün baktım ki içimdeki acı halen taze, ne yapsam geçmiyor...
annem kusura bakma ben yine yazmaya başladım...
açtığın yaralar ancak böyle kapanmaya başlıyor...
hep dersin ya "insanlara faydalı olalım", oluyorum işte...
yazarak faydalı oluyorum işte...
yazdığım yazıları/tercüme ettiğim makaleleri okuyup
"yüreğimde bir yerlere dokundunuz, çok teşekkürler" diyorlar...
hani hep "üzerinde ölü toprağı serpilmiş gibisin" dediğin o kızın,
artık o toprağı üzerinden atmaya başladı...
senin gibi olmamı hiç istemezdin,
ben yazarak kendim olma yolunu seçtim işte, daha ne olsun...
devamını gör...
uykusuzkahve
100 takipçiyi aşarak yılmaz özdil gibi kendi kitlesini yaratmayı başaran kafa sözlük modu.
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
umut
devamını gör...
lehtar
arapça'dan dilimize geçmiş bir kelimedir.söz konusu haktan faydalanandır. hakkın doğmasından sorumlu veya hakkın doğmasına neden olan anlaşmada taraf olmasa da kendi lehine sonuç doğandır. örneğin ; çek bono,poliçe gibi çeşitliliğe sahip olan ticari senetlerde, bu senetlerden fayda sağlayacak olan yani senet üzerinde ismi yazılı bulunan kişidir.
devamını gör...
müslümanların en büyük hataları
devamını gör...
birbirine yakışan yazarlar
beni birilerine yakıştıranlar olmuş*.teveccühünüz efenim.
devamını gör...
çok iyi yalan söylemek
kendime yediremiyorum* yoksa kitabını yazabilirdim.
devamını gör...
trt'nin bugüne kadar çekmiş olduğu en iyi yapım
leyla ile mecnun.
devamını gör...
dünyanın en uzun köpeği freddy'in ölmesi
guinness rekorlar kitabına göre dünyanın en uzun köpeği olan danua cinsi freddy adlı köpek 8 yaşında hayatını kaybetti.
dört ayak üzerindeyken 103,5 santimetre uzunluğunda olan freddy, arka ayaklarının üzerine kalktığında ise 226 santimetre uzunluğundaydı. freddy 2016 yılında dünyanın en uzun köpeği unvanını kazanmıştı.
haber için
dört ayak üzerindeyken 103,5 santimetre uzunluğunda olan freddy, arka ayaklarının üzerine kalktığında ise 226 santimetre uzunluğundaydı. freddy 2016 yılında dünyanın en uzun köpeği unvanını kazanmıştı.
haber için
devamını gör...
serkan yılmaz'ın yılkı tayına uyguladığı şiddet
aşağıdaki videodan görülebilecek olan, kendisini hiçbir şekilde savunamayacak bir canlıya yapılan şiddettir.
serkan yılmaz'dan bunu görmek şok etti.
www.instagram.com/p/CJKJG8a...
şuradan twitterda yaptığı açıklamaya gidilebilir.
sert vurmadım, çekim yapıyorduk kadraja almaya çalıştım demiş.
serkan yılmaz'dan bunu görmek şok etti.
www.instagram.com/p/CJKJG8a...
şuradan twitterda yaptığı açıklamaya gidilebilir.
sert vurmadım, çekim yapıyorduk kadraja almaya çalıştım demiş.
devamını gör...
