aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
kim benim şarjımı aldı?*
devamını gör...
tükenmişlik sendromu
insan doğasına aykırı beton cehennemlerinde yaşamanın sonucu olarak ortaya çıkar. kalahari bushmen kabilesinde, massailerde, eskimolarda, geleneksel olarak yaşayan laponlarda, aborjinlerde falan yoktur mesela.
devamını gör...
kalp hastası
2013 senesinde çıkan sagopa kajmer albümüdür.
albümde 19 şarkı bulunur.
kapılar açılır introsuyla başlar ve kapılar kapanır outrosu ile biter.
fiziksel olarak satın aldığım dinlerken büyük keyif aldığım bir albümdü.
eskiden çok aşırı şekilde sagopa kajmer hayranıydım. albümü çıkar çıkmaz almak istemiştim. ilk gün müzik markete gelmemişti. iki gün sonra kavuşmuştum. korsan dinlemeyi tercih etmemiştim çok büyük sagopa kajmer hayranı olduğum için.
hala hayranıyım ama eskisi gibi bağlılıkla değil tabii.
albümü satın aldıktan sonra bilgisayara takıp bir iki kere bütün albümü dinlemiştim. sonra telefona yükleme falan derken baya sevmiştim. önemli bir albüm benim için. sanırım ulaşması zor olduğu için bu kadar sevdim.
albümün içeriğine gelecek olursak sagopa kajmer’in iç dünyasını anlatan sözler albümde bolca mevcut. sagopa kajmer beatleri her zaman olduğu gibi nefisti.
albümde en sevdiğim şarkı meftun şarkısıydı ve şarkının beatinde ismail tunçbilek bağlama çalmıştı. hala favori şarkılarımdan birisidir.
albümde nakaratlar uzun ve eski tarzda, dini göndermeler bolca kullanılıyor. toplamına geldiğimizde güzel bir albümdü.
sagopa kajmer türkçe rap tarihinde kendi türünü icra eden bir rapçidir. bu albüm kendi türünde bir albümdü.
has eski sagopa kajmer kitlesi pek beğenmemişti tabii.
şahsen en sevdiğim sagopa kajmer albümü değil ama sevdiğim albümlerinden bir tanesi.
yunus abimize tekrar teşekkür ediyoruz. yeni albüm yap lan diyoruz ve yazımızı sonlandırıyoruz.
albümde 19 şarkı bulunur.
kapılar açılır introsuyla başlar ve kapılar kapanır outrosu ile biter.
fiziksel olarak satın aldığım dinlerken büyük keyif aldığım bir albümdü.
eskiden çok aşırı şekilde sagopa kajmer hayranıydım. albümü çıkar çıkmaz almak istemiştim. ilk gün müzik markete gelmemişti. iki gün sonra kavuşmuştum. korsan dinlemeyi tercih etmemiştim çok büyük sagopa kajmer hayranı olduğum için.
hala hayranıyım ama eskisi gibi bağlılıkla değil tabii.
albümü satın aldıktan sonra bilgisayara takıp bir iki kere bütün albümü dinlemiştim. sonra telefona yükleme falan derken baya sevmiştim. önemli bir albüm benim için. sanırım ulaşması zor olduğu için bu kadar sevdim.
albümün içeriğine gelecek olursak sagopa kajmer’in iç dünyasını anlatan sözler albümde bolca mevcut. sagopa kajmer beatleri her zaman olduğu gibi nefisti.
albümde en sevdiğim şarkı meftun şarkısıydı ve şarkının beatinde ismail tunçbilek bağlama çalmıştı. hala favori şarkılarımdan birisidir.
albümde nakaratlar uzun ve eski tarzda, dini göndermeler bolca kullanılıyor. toplamına geldiğimizde güzel bir albümdü.
sagopa kajmer türkçe rap tarihinde kendi türünü icra eden bir rapçidir. bu albüm kendi türünde bir albümdü.
has eski sagopa kajmer kitlesi pek beğenmemişti tabii.
şahsen en sevdiğim sagopa kajmer albümü değil ama sevdiğim albümlerinden bir tanesi.
yunus abimize tekrar teşekkür ediyoruz. yeni albüm yap lan diyoruz ve yazımızı sonlandırıyoruz.
devamını gör...
mikroskobun bakterilerin kişilik haklarını ihlal etmesi
az önce üniversiteden arkadaşlarımla fark ettiğimiz gerçek. üstelik bunu şimdiye kadar kimse fark etmemiş, sözlükte de aramaya inandım ancak bulamadım.
beni daha önceden tanıyanlar bilirler, dört yıldır üniversitemde "canlı haklarını savunma topluluğu" kurucu üyesi bir akademisyenim. gençlerle vakit buldukça tartışıyor, seminer veriyoruz bu hususta. şimdiden şehrimizde birçok güzel farkındalık hareketi başlattık bile.
neyse whatsapp grubumuzdan bir tartışma döndü nereye bağlanacağını merak ederek ben de katıldım bu tartışmaya.
ergin: bunun bilimle ne ilgisi var aslı? düpedüz biz bu canlıların haklarını taciz ediyoruz.
aslı: tamam ama bu da bir gözlem sonuçta, afrika'da hayvanların kameraya alınması da aynı amaca hizmet ediyor.
bu bambaşka bir durum. nasıl aynı olduğunu söylersin.
sophie: aslı doğru söylüyor. onları lamele koyuyoruz gözlemlemek için. düşünsene sen aslında bir avuç sudan aldığın örnekte neler alıyorsun?
ergin: ne alıyormuşum bakteri işte lol.
sophie: ya aldığım o örnekte, ailesinden ayırdığın bir minik bakteri varsaaa!?!?!
ergin: haha ne alakası var.
steve: *sticker*
tuğçe: *öpücük yollayan sticker*
ben: arkadaşlar gruptasınız!
*steve ayrıldı*
*mustafa steve kişisini ekledi*
steve: yanlışlıkla çıktım
ben: kızlar doğru söylüyor arkadaşlar. hiç bu perspektiften bakmamıştım ben de. onları gözlemleyerek, onları yerinden yurdundan sürerek onlara zulmediyoruz aslında. doğal ekosisteminden alınıp, hayvanat bahçesine aktarılan hayvanlara ses çıkardığımız gibi haykırıp farkındalık oluşturmalıyız bu konuda kimler benimle?
steve: *okay işareti*
tuğçe: *okay işareti*
mustafa: *okay işareti*
sophie: *okay işareti*
aslı: *okay işareti*
ergin: tamam hocam ben de okeyim *"okay" işareti*
ben: mustafa sen photoshop'tan "bakteri hakları dokunulmazdır" yazan bir afiş hazırlayıp sks sayfasına at lütfen.
mustafa: tamamdır hocam *okay işareti*
neyse işte böyle bir muhabbet geçti aramızda. bunu da kafa sözlük'te belirtme ihtiyacı duyduk. twitter'da kampüs cadıları, üniversite kolektifleri ve ekşi sözlük'te de yazacağız inşallah. insanları bilinçlendirmek gerekiyor. düşünsenize siz burada evinizde ne güzel fıstık gibi çayınızı kahvenizi yudumlayıp netflix izlerken, yukarıda sizden milyarlarca kat büyüklükte bir çift el, sizi sevdiklerinizden alıp iki camın arasında esir ediyor ve dolayısıyla beslenemediğiniz için dış yüzeyde yaşamınızı yitiriyorsunuz. inanılır gibi değil ama gerçek. bu bakteri deneylerinin de bir regüle edilmesi gerek de neyse... yarın dekanımıza bu konuyu açacağım.
beni daha önceden tanıyanlar bilirler, dört yıldır üniversitemde "canlı haklarını savunma topluluğu" kurucu üyesi bir akademisyenim. gençlerle vakit buldukça tartışıyor, seminer veriyoruz bu hususta. şimdiden şehrimizde birçok güzel farkındalık hareketi başlattık bile.
neyse whatsapp grubumuzdan bir tartışma döndü nereye bağlanacağını merak ederek ben de katıldım bu tartışmaya.
ergin: bunun bilimle ne ilgisi var aslı? düpedüz biz bu canlıların haklarını taciz ediyoruz.
aslı: tamam ama bu da bir gözlem sonuçta, afrika'da hayvanların kameraya alınması da aynı amaca hizmet ediyor.
bu bambaşka bir durum. nasıl aynı olduğunu söylersin.
sophie: aslı doğru söylüyor. onları lamele koyuyoruz gözlemlemek için. düşünsene sen aslında bir avuç sudan aldığın örnekte neler alıyorsun?
ergin: ne alıyormuşum bakteri işte lol.
sophie: ya aldığım o örnekte, ailesinden ayırdığın bir minik bakteri varsaaa!?!?!
ergin: haha ne alakası var.
steve: *sticker*
tuğçe: *öpücük yollayan sticker*
ben: arkadaşlar gruptasınız!
*steve ayrıldı*
*mustafa steve kişisini ekledi*
steve: yanlışlıkla çıktım
ben: kızlar doğru söylüyor arkadaşlar. hiç bu perspektiften bakmamıştım ben de. onları gözlemleyerek, onları yerinden yurdundan sürerek onlara zulmediyoruz aslında. doğal ekosisteminden alınıp, hayvanat bahçesine aktarılan hayvanlara ses çıkardığımız gibi haykırıp farkındalık oluşturmalıyız bu konuda kimler benimle?
steve: *okay işareti*
tuğçe: *okay işareti*
mustafa: *okay işareti*
sophie: *okay işareti*
aslı: *okay işareti*
ergin: tamam hocam ben de okeyim *"okay" işareti*
ben: mustafa sen photoshop'tan "bakteri hakları dokunulmazdır" yazan bir afiş hazırlayıp sks sayfasına at lütfen.
mustafa: tamamdır hocam *okay işareti*
neyse işte böyle bir muhabbet geçti aramızda. bunu da kafa sözlük'te belirtme ihtiyacı duyduk. twitter'da kampüs cadıları, üniversite kolektifleri ve ekşi sözlük'te de yazacağız inşallah. insanları bilinçlendirmek gerekiyor. düşünsenize siz burada evinizde ne güzel fıstık gibi çayınızı kahvenizi yudumlayıp netflix izlerken, yukarıda sizden milyarlarca kat büyüklükte bir çift el, sizi sevdiklerinizden alıp iki camın arasında esir ediyor ve dolayısıyla beslenemediğiniz için dış yüzeyde yaşamınızı yitiriyorsunuz. inanılır gibi değil ama gerçek. bu bakteri deneylerinin de bir regüle edilmesi gerek de neyse... yarın dekanımıza bu konuyu açacağım.
devamını gör...
karayılan'ı bin parçaya bölmezsek şehitler yüzümüze tükürsün
halkın hassas duyguları üzerinden prim yapmak, tam süleyman soylu'ya göre bir iş.
çünkü milli ve manevi duyguları hep ön planda türk halkının, her dönem aynı yerden yürüyorsunuz, tutuyor.
helal olsun ne diyim*
çünkü milli ve manevi duyguları hep ön planda türk halkının, her dönem aynı yerden yürüyorsunuz, tutuyor.
helal olsun ne diyim*
devamını gör...
normal sözlük’ün isminin acilen değiştirilmesi gerekliliği
sözlüğün yeni isminin açıklanması ve ondan evvel sözlükte hiç kimsenin ya da az sayıda yazarın bilgisi dahilinde olduğunu düşündüğüm dava sürecinin bir gecede ortaya konması ve her şeyin oldu bittiye getirilmesi konusunda birkaç kelam etmek elzem olmuştur kanımca.
kurucusu tarafından çoğu ifadesinde maddi amaç gütmeyen, ülkemizin fikir paylaşımı konusunda kısır atmosferinde ilaç niyetine görülecek bir platforma, katılımcılık ruhundan uzak biçimde, "normal" gibi sözlük kültürünün sıfatlarına aykırı bir ismin reva görülmesini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.
yazmak, herkesin işi değildir, normal bir iş kesinlikle değildir. insanın bileklerini sıvayıp, aklını, kalbini ve ruhunu konuşturduğu bir eylemdir. en saçma geleninden, en edebi ya da felsefi metnine kadar biri oturup birkaç satır karalayıp paylaşıyorsa amacı anlaşılmak ve önemsenmek arzusundan başka bir şey değildir. dinleme kültürünün gelişmediği ülkemizde bir grup insan bir araya gelip yazıyorsa, gerektiğince anlaşıp, bazen güceniyorsa, insanın insana sustuğu, anlamlı konuşmaların yok kabul edildiği şu zamanlarda, kimileri eserine bakıp ben neler yazmışım, birileri de vay ne güzel yazmış diyorsa, buna özellikle saygı duyulmalı gibi geliyor.
bu heves, bu istek, bu tutku başladığı gibi çabuk tükenebilir. çünkü yazmak kesinlikle normal bir iş değildir. sözlükler tabiatı gereği normal olamaz, aykırı ve özgürdür.
kurucusu tarafından çoğu ifadesinde maddi amaç gütmeyen, ülkemizin fikir paylaşımı konusunda kısır atmosferinde ilaç niyetine görülecek bir platforma, katılımcılık ruhundan uzak biçimde, "normal" gibi sözlük kültürünün sıfatlarına aykırı bir ismin reva görülmesini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.
yazmak, herkesin işi değildir, normal bir iş kesinlikle değildir. insanın bileklerini sıvayıp, aklını, kalbini ve ruhunu konuşturduğu bir eylemdir. en saçma geleninden, en edebi ya da felsefi metnine kadar biri oturup birkaç satır karalayıp paylaşıyorsa amacı anlaşılmak ve önemsenmek arzusundan başka bir şey değildir. dinleme kültürünün gelişmediği ülkemizde bir grup insan bir araya gelip yazıyorsa, gerektiğince anlaşıp, bazen güceniyorsa, insanın insana sustuğu, anlamlı konuşmaların yok kabul edildiği şu zamanlarda, kimileri eserine bakıp ben neler yazmışım, birileri de vay ne güzel yazmış diyorsa, buna özellikle saygı duyulmalı gibi geliyor.
bu heves, bu istek, bu tutku başladığı gibi çabuk tükenebilir. çünkü yazmak kesinlikle normal bir iş değildir. sözlükler tabiatı gereği normal olamaz, aykırı ve özgürdür.
devamını gör...
arkadaşsızlık
çocukken muzdarip olduğum durum. çocukluğum hastanelerde geçti. bu sebeple arkadaş sahibi olmak çok zor olurdu. hastane odasına gelen arkadaş ne kadar kalacak bilemezdim. belki ertesi gün taburcu olur diye yarım saate kalmazdı kaynaşmam. hızlandırılarak yaşardım her şeyi...
konuşamayacak bir engeli olsa da, onunla bir şekilde konuşur güldürürdüm.
bundan sebep çok çabuk kaynaşırım. şimdi de çok fazla arkadaşım var.
belki de o günlerin ezikliği yüzünden bu kadar çok arkadaşım var.
konuşamayacak bir engeli olsa da, onunla bir şekilde konuşur güldürürdüm.
bundan sebep çok çabuk kaynaşırım. şimdi de çok fazla arkadaşım var.
belki de o günlerin ezikliği yüzünden bu kadar çok arkadaşım var.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
size günaydın tabi, bana iyi geceler bile olmadı daha *
size günaydın tabi, bana iyi geceler bile olmadı daha *
devamını gör...
fernweh
almanca olan bu kelime oldukça tanıdık bir hissi ifade ediyor. türkçe'ye tam olarak çevrilemeyen bu kelime, "uzağı özlemek, uzaklara gitmeyi istemek, daha önce gidilmeyen yerlere özlem duymak" anlamına geliyor.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
devamını gör...
yalvaç ural
özellikle çocuk edebiyatı türünde verdiği örneklerle çoğumuzun büyümesinde emeği olan, 1945 doğumlu türk gazeteci ve yazardır.
hepimiz onu miço dergisi ile tanıdık. *
hepimiz onu miço dergisi ile tanıdık. *
devamını gör...
özenilen meslekler
tiyatro oyuncusu.
devamını gör...
hacı arif bey
oluşturduğu kürdilihicazkar makamı ve düzenlediği müsemmen usulüyle bilinen 19. yüzyıl klasik türk müziği bestekarı.
devamını gör...
birine kıyamamak
kendinizden başkasına zararı olmayacak iş.
herkese kıyarım arkadaş! o bana kıyacağına ben ona kıyarım. kıyanın anası ağlamazmış.
herkese kıyarım arkadaş! o bana kıyacağına ben ona kıyarım. kıyanın anası ağlamazmış.
devamını gör...
pisagor tarikatı
pisagor'u liderleri olarak gören topluluk.
ilginç özellikleri varmış bu insanların; fasulye ve et yemezlermiş. her zaman ilk olarak sağ ayakkabılarını giyerler, herkesin geçtiği yollardan geçmezlermiş. toplantı yapacakları zaman oturacakları taşları, geometrik şekillere benzeyecek biçimde yontmuşlar. pisagor'un ölümsüz olduğuna ve belirli aralıklarla tekrar tekrar dünyaya geldiğine inanırlarmış.
eğer pisagor'u doğrudan, yüz yüze görmek isteyen olursa, cinsel hayat denilen şeyi tamamen bir kenara bırakması gerekirmiş. eğer bırakamıyorsa, onun yüzünü göremez ve dersleri bir perde arkasına oturarak dinlemek zorunda kalırmış.
yazılı bilgilerin başkalarının eline geçmesinden ve yayılmasından korkarlarmış. bu nedenle not tutmayarak, matematikle ilgili her şeyi ezberlermiş bu kişiler. eğer topluluğa katılmak isterseniz, matematik hakkında bildiklerinizi kimseye anlatmayacağınızdan emin olmak için 5 sene boyunca konuşmamanız gerekirmiş.
***
matematiğe saplantılı bir şekilde bağlı olan bu garip güruh, bir gün bu nedenle çıkan bir de cinayete tanıklık etmiş. öğrenciler içinde hippasus adlı bir kişi, sayıların kesinlikle sadece ve sadece rasyonel olabileceğine inanan bu topluluğa, irrasyonel bir sayının varlığını ispatlama gafletine düşmüş. farklı kaynaklarda ispatın farklı bir konuya ilişkin olduğu bilgisi de yer alıyor. ispatı yaptığı ve topluluğun inançlarını sarstığı için, suda boğulmak suretiyle bizzat pisagor tarafından öldürülmüş.
***
topluluk üyelerinin, pisagor da dahil olmak üzere, intihar ederek öldüklerine dair birtakım söylentiler var. fakat farklı kaynaklar, pisagor'un eceliyle ölmesi dahil olmak üzere birçok farklı olasılıktan bahsediyor. yani sonlarına ilişkin kesin bir bilgimiz yok gibi görünüyor.
ilginç özellikleri varmış bu insanların; fasulye ve et yemezlermiş. her zaman ilk olarak sağ ayakkabılarını giyerler, herkesin geçtiği yollardan geçmezlermiş. toplantı yapacakları zaman oturacakları taşları, geometrik şekillere benzeyecek biçimde yontmuşlar. pisagor'un ölümsüz olduğuna ve belirli aralıklarla tekrar tekrar dünyaya geldiğine inanırlarmış.
eğer pisagor'u doğrudan, yüz yüze görmek isteyen olursa, cinsel hayat denilen şeyi tamamen bir kenara bırakması gerekirmiş. eğer bırakamıyorsa, onun yüzünü göremez ve dersleri bir perde arkasına oturarak dinlemek zorunda kalırmış.
yazılı bilgilerin başkalarının eline geçmesinden ve yayılmasından korkarlarmış. bu nedenle not tutmayarak, matematikle ilgili her şeyi ezberlermiş bu kişiler. eğer topluluğa katılmak isterseniz, matematik hakkında bildiklerinizi kimseye anlatmayacağınızdan emin olmak için 5 sene boyunca konuşmamanız gerekirmiş.
***
matematiğe saplantılı bir şekilde bağlı olan bu garip güruh, bir gün bu nedenle çıkan bir de cinayete tanıklık etmiş. öğrenciler içinde hippasus adlı bir kişi, sayıların kesinlikle sadece ve sadece rasyonel olabileceğine inanan bu topluluğa, irrasyonel bir sayının varlığını ispatlama gafletine düşmüş. farklı kaynaklarda ispatın farklı bir konuya ilişkin olduğu bilgisi de yer alıyor. ispatı yaptığı ve topluluğun inançlarını sarstığı için, suda boğulmak suretiyle bizzat pisagor tarafından öldürülmüş.
***
topluluk üyelerinin, pisagor da dahil olmak üzere, intihar ederek öldüklerine dair birtakım söylentiler var. fakat farklı kaynaklar, pisagor'un eceliyle ölmesi dahil olmak üzere birçok farklı olasılıktan bahsediyor. yani sonlarına ilişkin kesin bir bilgimiz yok gibi görünüyor.
devamını gör...
anamnez
hastanın hastalığı ile ilgili bilgilerin sistematik olarak elde edilmesi ve
kaydedilmesidir. klinik olarak doğru tanı koymayı asıl sağlayan anamnez almaktır. tanının %70’i anamnez, %20’si fizik muayene, %10’u ise laboratuvardır. iyi bir anamnez doğru yönlendirmeler ile çok daha hızlı tanı koyulması ve tedaviye daha erken başlanılabilmesi adına önemlidir. açıklayıcı ve tıbbi olmaması gerekir.
anamnez şeması
1-demografik veriler
2-ana şikayet
3-son hastalık hikayesi ve seyri
4-özgeçmiş
5-soygeçmiş
6-sistemlerin gözden geçirilmesi
kaydedilmesidir. klinik olarak doğru tanı koymayı asıl sağlayan anamnez almaktır. tanının %70’i anamnez, %20’si fizik muayene, %10’u ise laboratuvardır. iyi bir anamnez doğru yönlendirmeler ile çok daha hızlı tanı koyulması ve tedaviye daha erken başlanılabilmesi adına önemlidir. açıklayıcı ve tıbbi olmaması gerekir.
anamnez şeması
1-demografik veriler
2-ana şikayet
3-son hastalık hikayesi ve seyri
4-özgeçmiş
5-soygeçmiş
6-sistemlerin gözden geçirilmesi
devamını gör...
evcil hayvanınızın adı ve hikayesi
kedim yavuz bey'in isim hikâyesi:
giriş katta otururken pencereden evime girmişti. bir kedim oldu zannederken yine pencereden çıkıp gitti. ertesi gün geri geldi. gel zaman git zaman evde geçirdiği vakit uzadıkça gerekli aşıları ve bakımını yaptırıp sahiplendim. eve girip çıkarken sürekli pencereyi kullandığı için leyla ile mecnun yavuz abi'den esinlenerek verdim ismini. canım yavuz abim.
giriş katta otururken pencereden evime girmişti. bir kedim oldu zannederken yine pencereden çıkıp gitti. ertesi gün geri geldi. gel zaman git zaman evde geçirdiği vakit uzadıkça gerekli aşıları ve bakımını yaptırıp sahiplendim. eve girip çıkarken sürekli pencereyi kullandığı için leyla ile mecnun yavuz abi'den esinlenerek verdim ismini. canım yavuz abim.
devamını gör...
anın fotoğrafı
yorucu geçen bir gün ardından savaş giysilerimi çıkarmışımdır.
devamını gör...


