father and son
cat stevens'ın 1977 yılında müslüman olup yusuf islam adını almadan çok önce 1970 yılında çıkardığı tea for the tillerman albümünden bir şarkıdır. genelde her cat stevens şarkısında olduğu gibi basit ama duygulu bir müzik üzerine yazılmış, vurucu sözleri olan bir şarkıdır.
stavros georgiou olarak doğan daha sonra cat stevens sahne adını kullanan, en son yusuf islam isminde karar kılan sanatçımız bu şarkısında biraz da kendi babası ile arasında geçen olaylardan esinlenerek şarkıyı yazdığını belirtir. babası bir yunan restaurantı işleten cat stevens babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen aile işini yapacağına şarkıcı olmaya karar verir. ancak hiçbir zaman baba ile oğulun arası bu olay yüzünden limoni olmaz, ikiside gene birbirini sever ve sayar.
aşağıdaki sözlerde normal harflerle yazılan kısımlar babanın evladına, kalın harflerle yazılanlar ise evladın babasına seslenişi/sitemidir, sözlerden sonra ise klibi mevcut, şarkıyı hiç dinlememişseniz bir şans verin, cat stevens'ın müziği sözleri ile birlikte her zaman çok şey ifade eder, keşke şarkıcılığına devam etseydi.:
it's not time to make a change,
just relax, take it easy
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to know
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
i was once like you are now, and i know that it's not easy,
to be calm when you've found something going on
but take your time, think a lot,
why, think of everything you've got
for you will still be here tomorrow, but your dreams may not
how can i try to explain, when i do he turns away again
it's always been the same, same old story
from the moment i could talk i was ordered to listen
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go.
it's not time to make a change,
just sit down, take it slowly
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to go through
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
all the times that i cried, keeping all the things i knew inside,
it's hard, but it's harder to ignore it
if they were right, i'd agree, but it's them you know not me
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go
stavros georgiou olarak doğan daha sonra cat stevens sahne adını kullanan, en son yusuf islam isminde karar kılan sanatçımız bu şarkısında biraz da kendi babası ile arasında geçen olaylardan esinlenerek şarkıyı yazdığını belirtir. babası bir yunan restaurantı işleten cat stevens babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen aile işini yapacağına şarkıcı olmaya karar verir. ancak hiçbir zaman baba ile oğulun arası bu olay yüzünden limoni olmaz, ikiside gene birbirini sever ve sayar.
aşağıdaki sözlerde normal harflerle yazılan kısımlar babanın evladına, kalın harflerle yazılanlar ise evladın babasına seslenişi/sitemidir, sözlerden sonra ise klibi mevcut, şarkıyı hiç dinlememişseniz bir şans verin, cat stevens'ın müziği sözleri ile birlikte her zaman çok şey ifade eder, keşke şarkıcılığına devam etseydi.:
it's not time to make a change,
just relax, take it easy
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to know
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
i was once like you are now, and i know that it's not easy,
to be calm when you've found something going on
but take your time, think a lot,
why, think of everything you've got
for you will still be here tomorrow, but your dreams may not
how can i try to explain, when i do he turns away again
it's always been the same, same old story
from the moment i could talk i was ordered to listen
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go.
it's not time to make a change,
just sit down, take it slowly
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to go through
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
all the times that i cried, keeping all the things i knew inside,
it's hard, but it's harder to ignore it
if they were right, i'd agree, but it's them you know not me
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go
devamını gör...
karşılıklı nickaltı giren erkek ve kadın
sizin içiniz fesat ki. size göre kadınla erkek arkadaş da olamaz. oldu olacak sözlükte haremlik selamlık kısımları yapalım.
devamını gör...
siddal
güneş ile birlikte son yaşananlardan beri içerik üretmemekte olan yazar. senin, benim, onun gibi değil, gerçekten üreten, eğiten, düşündüren, feyz veren insanlar bunlar. gören, anlamasını bilen ya da bunu öğrenmekte olan kişiler için kendi kişisel bloglarında ya da defterlerinde değil burada yazmayı tercih ediyor olmaları büyük şans. dolayısıyla bu kişiler kıymet biliyorlar. bundan daha doğal ne olabilir anlatmaya çalışmak bile saçma ama şunu söylemek zorundayım çünkü entry sayıları da düşüyor gün be gün ne yazık ki; lütfen saçma sapan yorumları da sahiplerini de görmezden gelin. bunu samimiyetle rica etmekten başka bir şey gelebilse elimden keşke. evet kim olurlarsa olsunlar; görmeyin, duymayın… hiçbir şeyi ifade/temsil etmiyorlar!
tarafım. anlayacakları dilden konuşayım, kendisiyle hiçbir diyalogum, temasım olmamasına rağmen kankacıyım. bundan da hiç gocunmuyorum. çünkü kişi kendinden bilir işi. siz taraf olduğunuz kişiler ve durumlarla ilgili sebeplerinizi saklama ihtiyacı duyacak kadar çıkarcı ya da mantıklı argümanlarla savunamayacağınız kadar toksik durumlar, kişilerle taraf olabilen biriyseniz ancak, allah kolaylık versin. benim/bizim böyle bir durumumuz yok.
selametle.
tarafım. anlayacakları dilden konuşayım, kendisiyle hiçbir diyalogum, temasım olmamasına rağmen kankacıyım. bundan da hiç gocunmuyorum. çünkü kişi kendinden bilir işi. siz taraf olduğunuz kişiler ve durumlarla ilgili sebeplerinizi saklama ihtiyacı duyacak kadar çıkarcı ya da mantıklı argümanlarla savunamayacağınız kadar toksik durumlar, kişilerle taraf olabilen biriyseniz ancak, allah kolaylık versin. benim/bizim böyle bir durumumuz yok.
selametle.
devamını gör...
hayata dair hoş detaylar
sevilen kişinin üstünü örtmek.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
oldurmak, oldurabilmek, beklentiler insanı çürütür diye bir gerçeklik varken beklenti içinde olmak, her gece uyumadan az önce "sabaha uyansam mı uyanmasam mı daha iyi olur?" diye kendime sormak.
yeri geldiğinde nefes almak.
yeri geldiğinde nefes almak.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
sigara bağımlılığında sizi öldüren sigara değil iradeniz.
devamını gör...
opportunity
90 günlük görevle yola çıkan ama yaklaşık 15 sene boyunca mars'tan bilgiler gönderen emekli uzay aracı. araç 185 kg ağırlığındaydı. mars yüzeyinde yaklaşık 45 km'lik bir bölgede araştırmalar yaptı. tüm bu işlerin maliyeti her yıl için 14 milyon dolardı.
aracın temsili resmi:

(görsel, wikipedia'dan alıntıdır.)
araç 7 temmuz 2003'te göreve başlamak için yola çıkmış ve 2004'te de göreve başlamıştı. amacı, kızıl gezegen üzerinde sıvı suyun izlerini aramaktı. kısa süreli olarak hedeflenen görevi, birçok uzay aracında olduğu gibi, uzatıldı. 2018 yılına kadar mars hakkında gayet güzel veriler gönderen araç, 2018'de ortasında kaldığı bir toz fırtınası nedeniyle sessizliğe gömüldü. 2019'da da görevinin resmi olarak bittiği ilan edildi.
***
aracın tek hedefi su aramak değildi elbette. mars yüzeyini incelemek, kayaç yapısını anlamak, çeşitli minerallerin varlığını araştırmak, gezegende yaşanan iklimin bir zamanlar hayatı destekleyip desteklemediğini incelemek gibi birçok hedefi vardı ve hedeflerinin hepsini de gerçekleştirdiğini söylemek mümkün.
- araç üzerinde kayaç yapısını anlamak için yerleştirilmiş olan birçok alet bulunuyordu.
- aracın ön ve arkasına "hazcam" adı verilen kameralar yerleştirilmişti. "hazard avoidance camera" (yani tehlike önleme ya da tehlikeden kaçınma kamerası diyebiliriz) kelimelerinin kısaltmasıydı bu. bunlar 3-4 metrelik görüş menziline sahipti ve araç çevresindeki engelleri tespit etmek için kullanılıyordu. bu kameralar siyah beyaz görüşlüydü.
- aracın en tepesinde, göz gibi görünen büyük "pancam" adlı kameralar renkli görüş özelliğine sahipti. panoramik kameranın kısaltması diyebiliriz bu isim için. bunlar insan gözü gibi yüksek çözünürlüklü kameralardı ve mars'ın panoramik fotoğrafları bunlarla çekiliyordu.
- yine aracın en tepesinde, pancam'lerin hemen iç kısımlarına doğru yerleştirilmiş olan "navcam" adlı kameralar bulunuyordu. bunlar da navigasyon kamerasının kısaltmasıydı. yine siyah beyaz görüş özelliğine sahip olan bu kameralar, rota belirlemede kullanılıyordu.
- pancam adlı kameraların kalibrasyonu, aracın ana boyun bölgesinin en dibine yakın kısımda bulunan renkli bir güneş saati ile yapılıyordu. boyun bölgesinin hemen arkasında bulunan anten (yukarıdaki fotoğrafta tam ortada görünüyor), her yönden sinyal alımı ve her yöne sinyal gönderimi için kullanılıyordu. yörüngedeki araçla iletişim kurmak bu sayede mümkün oluyordu.
- yukarıdaki fotoğrafta sağ arkada gördüğünüz yuvarlak araç, uzun mesafeli ve tek yönlü sinyal gönderimi için kullanılıyordu ve dünya ile iletişimi mümkün kılan anten buydu.
- aracın yapımında, bir saldırı sonunda yıkılan ikiz kulelerin enkazından kalan parçalar kullanıldı. bu alüminyum parçalar sıkıştırılarak küçültülmüş ve üzerine amerikan bayrağı işlenmişti. matkap kablolarını koruyan metal bir kapak haline dönüştürülmüştü.
***
opportunity'nin çektiği ve dünyaya yolladığı fotoğraflardan elde ettiğimiz bilgiler şöyle özetlenebilir:
- mars'ın ekvator bölgesine yakın bir yerde ve başka bölgelerde (örneğin erebus krateri yakınlarında) suyun izlerine rastlandı.
- yüzeyin mikroskobik analizleri, yine suyun kanıtı sayılabilecek mükemmel yuvarlaklaşmış mineralleri gösterdi.
- gezegen üzerindeki bazı kum tepelerinin şekli ve sıralanışı bize mars rüzgârları hakkında bir fikir verdi. daha ileri bir tarihte görüntülenen bir toz şeytanı da kum hareketlerine ilişkin bilgiler verdi.
- pancam kalibrasyon bölgesinde tespit edilen don olayı, ekvatora yakın bölgelerdeki yüzey sıcaklıklarının bile çok düşük olabildiğine ilişkin bilgiler verdi.
- aracın yüzeye iniş esnasında düşen ısı kalkanının oluşturduğu çukurun boyutları, yine gezegenin yüzeyi hakkında bazı bilgiler vermiş oldu.
- yüzeyde demirden oluşmuş bir meteor bulundu. ne yazık ki incelemesi yapılamadı çünkü meteor demirden oluşuyordu ve oldukça sert olması araca hasar verebilirdi.
- aracın denk geldiği bir toz fırtınası, mars fırtınalarına ilişkin yeni bilgiler edinmemizi sağladı. aşağıdaki fotoğraf mars saati ile çekilmiş ve fırtınanın gezegeni nasıl karartıp güneş ışığını nasıl önlediğini adım adım gösteriyor:

(görsel, jpl.nasa. gov'dan alıntıdır.)
- araç, bir taşın üzerine matkabıyla delik açmayı başardı. bu sayede mars kayalarına ilişkin bazı bilgiler edindik.
- victoria ve santa maria kraterlerinin yapısını inceleyerek yine yüzeyin jeolojisine ilişkin bilgiler edindik.
***
yukarıda da değindiğim gibi, 2018'de araç bir toz fırtınasına yakalandı. güneş panelleri tozla kaplandı ve kendisiyle iletişim kesildi. dünyadan gönderilen 300'den fazla komuta hiçbir tepki gelmedi. tozların bir rüzgâr aracılığıyla süpürülmesi ve araçla tekrar iletişim kurulması için bir süre beklendi ancak bu beklenti gerçekleşmedi. böylece 13 şubat 2019, opportunity'e resmi olarak veda ettiğimiz tarih olarak kayıtlara geçmiş oldu. geriye sadece, çektiği 200.000'den fazla fotoğraf ve insanlığa bıraktığı bilgiler kaldı.
aracın temsili resmi:

(görsel, wikipedia'dan alıntıdır.)
araç 7 temmuz 2003'te göreve başlamak için yola çıkmış ve 2004'te de göreve başlamıştı. amacı, kızıl gezegen üzerinde sıvı suyun izlerini aramaktı. kısa süreli olarak hedeflenen görevi, birçok uzay aracında olduğu gibi, uzatıldı. 2018 yılına kadar mars hakkında gayet güzel veriler gönderen araç, 2018'de ortasında kaldığı bir toz fırtınası nedeniyle sessizliğe gömüldü. 2019'da da görevinin resmi olarak bittiği ilan edildi.
***
aracın tek hedefi su aramak değildi elbette. mars yüzeyini incelemek, kayaç yapısını anlamak, çeşitli minerallerin varlığını araştırmak, gezegende yaşanan iklimin bir zamanlar hayatı destekleyip desteklemediğini incelemek gibi birçok hedefi vardı ve hedeflerinin hepsini de gerçekleştirdiğini söylemek mümkün.
- araç üzerinde kayaç yapısını anlamak için yerleştirilmiş olan birçok alet bulunuyordu.
- aracın ön ve arkasına "hazcam" adı verilen kameralar yerleştirilmişti. "hazard avoidance camera" (yani tehlike önleme ya da tehlikeden kaçınma kamerası diyebiliriz) kelimelerinin kısaltmasıydı bu. bunlar 3-4 metrelik görüş menziline sahipti ve araç çevresindeki engelleri tespit etmek için kullanılıyordu. bu kameralar siyah beyaz görüşlüydü.
- aracın en tepesinde, göz gibi görünen büyük "pancam" adlı kameralar renkli görüş özelliğine sahipti. panoramik kameranın kısaltması diyebiliriz bu isim için. bunlar insan gözü gibi yüksek çözünürlüklü kameralardı ve mars'ın panoramik fotoğrafları bunlarla çekiliyordu.
- yine aracın en tepesinde, pancam'lerin hemen iç kısımlarına doğru yerleştirilmiş olan "navcam" adlı kameralar bulunuyordu. bunlar da navigasyon kamerasının kısaltmasıydı. yine siyah beyaz görüş özelliğine sahip olan bu kameralar, rota belirlemede kullanılıyordu.
- pancam adlı kameraların kalibrasyonu, aracın ana boyun bölgesinin en dibine yakın kısımda bulunan renkli bir güneş saati ile yapılıyordu. boyun bölgesinin hemen arkasında bulunan anten (yukarıdaki fotoğrafta tam ortada görünüyor), her yönden sinyal alımı ve her yöne sinyal gönderimi için kullanılıyordu. yörüngedeki araçla iletişim kurmak bu sayede mümkün oluyordu.
- yukarıdaki fotoğrafta sağ arkada gördüğünüz yuvarlak araç, uzun mesafeli ve tek yönlü sinyal gönderimi için kullanılıyordu ve dünya ile iletişimi mümkün kılan anten buydu.
- aracın yapımında, bir saldırı sonunda yıkılan ikiz kulelerin enkazından kalan parçalar kullanıldı. bu alüminyum parçalar sıkıştırılarak küçültülmüş ve üzerine amerikan bayrağı işlenmişti. matkap kablolarını koruyan metal bir kapak haline dönüştürülmüştü.
***
opportunity'nin çektiği ve dünyaya yolladığı fotoğraflardan elde ettiğimiz bilgiler şöyle özetlenebilir:
- mars'ın ekvator bölgesine yakın bir yerde ve başka bölgelerde (örneğin erebus krateri yakınlarında) suyun izlerine rastlandı.
- yüzeyin mikroskobik analizleri, yine suyun kanıtı sayılabilecek mükemmel yuvarlaklaşmış mineralleri gösterdi.
- gezegen üzerindeki bazı kum tepelerinin şekli ve sıralanışı bize mars rüzgârları hakkında bir fikir verdi. daha ileri bir tarihte görüntülenen bir toz şeytanı da kum hareketlerine ilişkin bilgiler verdi.
- pancam kalibrasyon bölgesinde tespit edilen don olayı, ekvatora yakın bölgelerdeki yüzey sıcaklıklarının bile çok düşük olabildiğine ilişkin bilgiler verdi.
- aracın yüzeye iniş esnasında düşen ısı kalkanının oluşturduğu çukurun boyutları, yine gezegenin yüzeyi hakkında bazı bilgiler vermiş oldu.
- yüzeyde demirden oluşmuş bir meteor bulundu. ne yazık ki incelemesi yapılamadı çünkü meteor demirden oluşuyordu ve oldukça sert olması araca hasar verebilirdi.
- aracın denk geldiği bir toz fırtınası, mars fırtınalarına ilişkin yeni bilgiler edinmemizi sağladı. aşağıdaki fotoğraf mars saati ile çekilmiş ve fırtınanın gezegeni nasıl karartıp güneş ışığını nasıl önlediğini adım adım gösteriyor:

(görsel, jpl.nasa. gov'dan alıntıdır.)
- araç, bir taşın üzerine matkabıyla delik açmayı başardı. bu sayede mars kayalarına ilişkin bazı bilgiler edindik.
- victoria ve santa maria kraterlerinin yapısını inceleyerek yine yüzeyin jeolojisine ilişkin bilgiler edindik.
***
yukarıda da değindiğim gibi, 2018'de araç bir toz fırtınasına yakalandı. güneş panelleri tozla kaplandı ve kendisiyle iletişim kesildi. dünyadan gönderilen 300'den fazla komuta hiçbir tepki gelmedi. tozların bir rüzgâr aracılığıyla süpürülmesi ve araçla tekrar iletişim kurulması için bir süre beklendi ancak bu beklenti gerçekleşmedi. böylece 13 şubat 2019, opportunity'e resmi olarak veda ettiğimiz tarih olarak kayıtlara geçmiş oldu. geriye sadece, çektiği 200.000'den fazla fotoğraf ve insanlığa bıraktığı bilgiler kaldı.
devamını gör...
metalci gençliğin tarihe karışması
masum bir 24 yaşındaki gencim ve evet metalciyim işte metalciyim,
ezdiniz hor gördünüz, bagetlerle dövdünüz, penayla tokatladınız.
tek suçum slipknot, motörhead tşirtü giymek diye alay ettiniz evet metalciyim.
atayist dediniz uzun siyah saçlarıma ,gözümdeki rimelle adelet gibi doğdum karşınıza,
lanet olsun evet metalciyim, ben metalciyim işte.
(bkz: akroştiş)
ezdiniz hor gördünüz, bagetlerle dövdünüz, penayla tokatladınız.
tek suçum slipknot, motörhead tşirtü giymek diye alay ettiniz evet metalciyim.
atayist dediniz uzun siyah saçlarıma ,gözümdeki rimelle adelet gibi doğdum karşınıza,
lanet olsun evet metalciyim, ben metalciyim işte.
(bkz: akroştiş)
devamını gör...
bir normal sözlük yazarına yürümek
boşuna lastik yakmaktır.
devamını gör...
bu devirde evlenebilmek başarı mıdır sorunsalı
bu devirde evlenmek kadar
saygı sınırları içinde çirkinleşmeden
çoluğu çocuğu hırpalamadan
konuya komşuya rezil olmadan
etekte olanları dökmeden
kimseleri öldürmeden boşanmak da başarı olmaya doğru gidiyor.
saygı sınırları içinde çirkinleşmeden
çoluğu çocuğu hırpalamadan
konuya komşuya rezil olmadan
etekte olanları dökmeden
kimseleri öldürmeden boşanmak da başarı olmaya doğru gidiyor.
devamını gör...
pasifizm
oxford sözlük pacifism kelimesini savaş dahil herhangi bir şiddetin hiçbir koşulda haksız olduğu ve tüm anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği inancı olarak tanımlıyor.
ilk defa fransız barış aktivisti, hukukçu ve yazar émile arnaud tarafından kullanılan pacifsm terimi 1901'de glasgow'da evrensel barış kongresinde diğer aktivistler tarafından da kabul edilmiştir.
pacifism genelde passivism ile karıştırılmaktadır. pacifism aktif olarak barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak anlamına gelirken, passivism gerek politik gerek ise diğer alanlarda eylemsizlik anlamına gelmektedir.
pasifizm kendi içinde belli gruplara ayrılır. bbc sitesinde pasifizm 4 temel grupta ele alınmış. buradan
absolute pacifism - mutlak pasifizm : kendini savunma amaçlı olsa bile savaşın ve şiddetin ahlaki olmadığını savunur.
conditional pacifism - şartlı pasifizm : şiddeti önlemek, kendini savunmak, daha fazla şiddeti ya da daha kötü sonuçları önlemek adına belli şartlar altında sınırlandırılmış: ölçülü savaşın veya şiddetin kabul edilebilir olduğunu savunur.
selective pacifism - seçici pasifizm: sadece nükleer silahlar gibi toplu yıkıma neden olacak savaşlara karşıdırlar.
active pacifism - aktif pasifizm: politik anlamda savaşın durdurulması ve barış anlayışının yerleşmesi için aktif olarak çalışmanın gerekliliğine inanan pasifizm anlayışıdır.
pasifizm felsefesi ve inancı bugün kişisel inançlar anlamında ele alınmaktadır ve vicdani ret hakkının temelini oluşturur.
insanların askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı insan hakları kapsamında ele alınır.
ilk defa fransız barış aktivisti, hukukçu ve yazar émile arnaud tarafından kullanılan pacifsm terimi 1901'de glasgow'da evrensel barış kongresinde diğer aktivistler tarafından da kabul edilmiştir.
pacifism genelde passivism ile karıştırılmaktadır. pacifism aktif olarak barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak anlamına gelirken, passivism gerek politik gerek ise diğer alanlarda eylemsizlik anlamına gelmektedir.
pasifizm kendi içinde belli gruplara ayrılır. bbc sitesinde pasifizm 4 temel grupta ele alınmış. buradan
absolute pacifism - mutlak pasifizm : kendini savunma amaçlı olsa bile savaşın ve şiddetin ahlaki olmadığını savunur.
conditional pacifism - şartlı pasifizm : şiddeti önlemek, kendini savunmak, daha fazla şiddeti ya da daha kötü sonuçları önlemek adına belli şartlar altında sınırlandırılmış: ölçülü savaşın veya şiddetin kabul edilebilir olduğunu savunur.
selective pacifism - seçici pasifizm: sadece nükleer silahlar gibi toplu yıkıma neden olacak savaşlara karşıdırlar.
active pacifism - aktif pasifizm: politik anlamda savaşın durdurulması ve barış anlayışının yerleşmesi için aktif olarak çalışmanın gerekliliğine inanan pasifizm anlayışıdır.
pasifizm felsefesi ve inancı bugün kişisel inançlar anlamında ele alınmaktadır ve vicdani ret hakkının temelini oluşturur.
insanların askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı insan hakları kapsamında ele alınır.
devamını gör...
doğadaki insan
ormanda keşfe çıkan sunucu serdar kılıç, doğru malzemeleri kullanarak doğadan nasıl faydalanacağımız konusunda pratik bilgiler veriyor.
devamını gör...
domestic hıyar
mükemmel bir enerjisi var. resmen insanın konuştukça konuşası geliyor. tanımları da kendisi gibi hem güldürüyor hem düşündürüyor. siz yazın biz okuyalım efenim.*
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
yine gelenekselciler toplanmış. kız tarafı kilo kilo altın isteyince yine en çok bunlar ağlıyor. ben anlamıyorum bu ikiyüzlülüğü.
- kızınızı oğlumuza istiyoruz.
- verdik gitti.
arkadaşlar neyi veriyorsunuz? bunun feminist olmakla ya da cihangir solcusu olmakla ilgisi yok. mal mı kadınlar?
bir kadın kiminle evleneceğine kendisi karar verir. sizlerin ya da sizlerin ailesinin o kadının kararına saygı duymuyor gibi bi de ailesinin onayını almanıza zaten gerek yoktur. kız istemiş ama o kim ya bi de size soralım istedik demeye gerek var mı? kızınız beyinsiz o yüzden bi de ailemize biz anlatalım, onun aklı yok çünkü o anlamaz, bakalım siz ne diyeceksiniz der gibi. bi de kızımıza soralım falan diyip biraz medeniyet gördüğünü sanıyor insanlar. sen kızının isteyip istemedigini bilmiyor musun da kızına soruyorsun ayrıca.
bu kadar şova gerek yok. iki aile biraraya gelip tanışabilir çiftler isterse. aileleriniz size saygı duyup oturup bir gün planlayıp yemek organize edemiyorsa ve birbirlerini bu tür cümleler olmadan tanışmıyorsa bunun adı gelenek değil, medeniyet bilmemektir.
hâlâ ben şeyi anlamıyorum. neden gidip aileler efendi gibi oturup tanışamıyor da bunu böyle gürültülü, tuzlu kahveli, gümüş tepsili falan yapıyor. sen çikolatayı gümüş tepsinin içinde götürmediğin için o aile tarafından lanetleniyorsun. bu gelenekse o zaman bu geleneği sorgulamak gerek. bu kadar şova gerek yok evlenmek için dediğim gibi.
kadınların eşlerini seçip ailelerinden izin almadan gidip evlendiği bir ailenin içinde büyüdüm. büyükannem, kızı ve birkaç farklı kadın böyle evlendi. 1980 yılında bile gayet normal görülüyormuş bu durum. hatta büyükannemden başka yılları hesaplayın. ben 5-6 yanındayken o 90 ortalarındaydı. ikinci eşiyle çok uzun yıllar flört edip evlenmiş.
ben mesela şimdi evlenmeye karar versem ailemden izin almadan gidip evlenebiliyorum ve dilersem evlendikten sonra getirip tanıştırıyorum adamı. ve o adam bana ailem seni istemeye gelecek diyor. 40 kişi eve gelecekmiş beni istemeye. ben bunu kabul etmek zorunda olmadigim gibi bir erkeğin benim kadar cesur olmasını istiyorum. benim evliliğim üzerinde herhangi bir insanın söz sahibi olmadığını, beni kimsenin kimseye veremeyeceğini, daha önemlisi bir mal gibi ailemden istenmeyecegimi düşünüyorum. bunu gelenektir diye önüme getiren insanların önüne ailem uzun bir liste koymayı konusuyor. madem gelenek al bakalım bunlar bizim göç ettiğimiz yerin adetleri diye. çünkü insanlar gelenektir geleceğiz diye tutturuyor ve başka kültürlere saygı duymuyor. saçma saçma inatlasiliyor sonra. ne gereksiz şeyler.
kendileri beni isteyince gelenek ama benim ailemin madem öyle al bakalım diyip önce sürdükleri gelenek değil. bu mantıklı geliyor mu size?
yani ikiyüzlülüğe gerek yok. bir insanla 50 yıl beraber yaşamayı planlıyorsunuz ama ailenizi her şeyin içine sokuyorsunuz. biraz dik durun, biriyle evlenmek istiyorsanız evlenin, aileleri çağırın evinize gelsin tanışsın. ailelerin anlaşması o kadar önemli değil. aşiret gibi yaşamanıza gerek yok.
valla bu gelenek diye tutturanlar sahiden az değil. kadın 18 yaşında ailesinin evinden cıkmış, kendi ailesini kurmuş, 6 çocuk doğurmuş, başka şehirde olan ailesini beş yılda bir görmüş ama kendi oğlunun aile kurmasını korku filmi gibi görüyor. gelip oğluyla yaşıyor resmen evliliği. ne kadar ucuz, ne kadar kötü şeyler. aile içinde aile. yemin ediyorum yoruyor bu ülke beni. 50 yıl önce millet görücü usulü evleniyormuş, bunların aileleri 5 yıldır sevişen çift için hâlâ böyle günler planlıyor. valla komiksiniz.
- kızınızı oğlumuza istiyoruz.
- verdik gitti.
arkadaşlar neyi veriyorsunuz? bunun feminist olmakla ya da cihangir solcusu olmakla ilgisi yok. mal mı kadınlar?
bir kadın kiminle evleneceğine kendisi karar verir. sizlerin ya da sizlerin ailesinin o kadının kararına saygı duymuyor gibi bi de ailesinin onayını almanıza zaten gerek yoktur. kız istemiş ama o kim ya bi de size soralım istedik demeye gerek var mı? kızınız beyinsiz o yüzden bi de ailemize biz anlatalım, onun aklı yok çünkü o anlamaz, bakalım siz ne diyeceksiniz der gibi. bi de kızımıza soralım falan diyip biraz medeniyet gördüğünü sanıyor insanlar. sen kızının isteyip istemedigini bilmiyor musun da kızına soruyorsun ayrıca.
bu kadar şova gerek yok. iki aile biraraya gelip tanışabilir çiftler isterse. aileleriniz size saygı duyup oturup bir gün planlayıp yemek organize edemiyorsa ve birbirlerini bu tür cümleler olmadan tanışmıyorsa bunun adı gelenek değil, medeniyet bilmemektir.
hâlâ ben şeyi anlamıyorum. neden gidip aileler efendi gibi oturup tanışamıyor da bunu böyle gürültülü, tuzlu kahveli, gümüş tepsili falan yapıyor. sen çikolatayı gümüş tepsinin içinde götürmediğin için o aile tarafından lanetleniyorsun. bu gelenekse o zaman bu geleneği sorgulamak gerek. bu kadar şova gerek yok evlenmek için dediğim gibi.
kadınların eşlerini seçip ailelerinden izin almadan gidip evlendiği bir ailenin içinde büyüdüm. büyükannem, kızı ve birkaç farklı kadın böyle evlendi. 1980 yılında bile gayet normal görülüyormuş bu durum. hatta büyükannemden başka yılları hesaplayın. ben 5-6 yanındayken o 90 ortalarındaydı. ikinci eşiyle çok uzun yıllar flört edip evlenmiş.
ben mesela şimdi evlenmeye karar versem ailemden izin almadan gidip evlenebiliyorum ve dilersem evlendikten sonra getirip tanıştırıyorum adamı. ve o adam bana ailem seni istemeye gelecek diyor. 40 kişi eve gelecekmiş beni istemeye. ben bunu kabul etmek zorunda olmadigim gibi bir erkeğin benim kadar cesur olmasını istiyorum. benim evliliğim üzerinde herhangi bir insanın söz sahibi olmadığını, beni kimsenin kimseye veremeyeceğini, daha önemlisi bir mal gibi ailemden istenmeyecegimi düşünüyorum. bunu gelenektir diye önüme getiren insanların önüne ailem uzun bir liste koymayı konusuyor. madem gelenek al bakalım bunlar bizim göç ettiğimiz yerin adetleri diye. çünkü insanlar gelenektir geleceğiz diye tutturuyor ve başka kültürlere saygı duymuyor. saçma saçma inatlasiliyor sonra. ne gereksiz şeyler.
kendileri beni isteyince gelenek ama benim ailemin madem öyle al bakalım diyip önce sürdükleri gelenek değil. bu mantıklı geliyor mu size?
yani ikiyüzlülüğe gerek yok. bir insanla 50 yıl beraber yaşamayı planlıyorsunuz ama ailenizi her şeyin içine sokuyorsunuz. biraz dik durun, biriyle evlenmek istiyorsanız evlenin, aileleri çağırın evinize gelsin tanışsın. ailelerin anlaşması o kadar önemli değil. aşiret gibi yaşamanıza gerek yok.
valla bu gelenek diye tutturanlar sahiden az değil. kadın 18 yaşında ailesinin evinden cıkmış, kendi ailesini kurmuş, 6 çocuk doğurmuş, başka şehirde olan ailesini beş yılda bir görmüş ama kendi oğlunun aile kurmasını korku filmi gibi görüyor. gelip oğluyla yaşıyor resmen evliliği. ne kadar ucuz, ne kadar kötü şeyler. aile içinde aile. yemin ediyorum yoruyor bu ülke beni. 50 yıl önce millet görücü usulü evleniyormuş, bunların aileleri 5 yıldır sevişen çift için hâlâ böyle günler planlıyor. valla komiksiniz.
devamını gör...
eski toprak
yaşlı olmasına rağmen zindeliğini koruyan kişiye verilen isim.
devamını gör...
yeni gelin terörü
kocasızlıktan ölmüş sanki dünyada bitanecik adam kalmış ta o kapmış gibi davranan tiplerdir. ben asıl bunlara sabreden yeni kocalara çok şaşırıyorum. ulan ben erkek olsam karım zeytine kurdele bağlasa kimin kocası buu diye uyku sepelek halimi sosyal mecralarda paylaşsa heryeri ve herşeyi pembe yapmak istese bakırköy d blokta çoktan yerini hazır ederdim
devamını gör...
yazarların hayalleri
küçülen hayal.
şuan o kadar sıkıldım ki biri çıkıp dese ki "hadi gel şuraya gidelim" hemen giderim gibi geliyor.korkunç bir eşik *
şuan o kadar sıkıldım ki biri çıkıp dese ki "hadi gel şuraya gidelim" hemen giderim gibi geliyor.korkunç bir eşik *
devamını gör...
insanlar en çok nasıl yaralanıyor sorusu
şahsen kapanmayan gönül yaraları ile .
devamını gör...
