kadın sürücü
kadınları salak gibi ve süsten başka bir şey düşünmüyormuş gibi lanse etmenizden de gına geldi artık.
yaptığınız açıkça cinsiyetçilik. saydığınız yanlışları her acemi veya sürücü yapabilir.
tanım: erkek sürücüden bir farkı olmayan sürücü. pardon, iki farkla, bu kadar alaya alınıp aşağılanmaları, trafikte özellikle psikolojik şiddet görmeleri farkıyla.
edit: imla.
yaptığınız açıkça cinsiyetçilik. saydığınız yanlışları her acemi veya sürücü yapabilir.
tanım: erkek sürücüden bir farkı olmayan sürücü. pardon, iki farkla, bu kadar alaya alınıp aşağılanmaları, trafikte özellikle psikolojik şiddet görmeleri farkıyla.
edit: imla.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
tuvaleti kullandıktan sonra sifonu çekmeyen kim yaa ?!
devamını gör...
akıllı telefonlardan önce gençlerin yaptıkları şeyler
akıllı telefonu bırak ben cep telefonunun olmadığı zamanı yazayım. bir arkadaşı arar babası çıkınca suratına kapatırdık mesela. paralel telefondan dinleniyor muyuz diye ajan gibi paranoya yapardık.
güzel günlerdi. şimdi retina taraması ile açılan telefon icat etseler paralel telefondan dolayı hatta parazit mi var tadını vermez.
bu nesil her şeyi elinde bulduğu için kıymeti de o düzeyde oldu. biz eskiden kalemle telefon çeviriyorduk. tuşlu telefon çıkınca devrim olmuştu.
güzel günlerdi. şimdi retina taraması ile açılan telefon icat etseler paralel telefondan dolayı hatta parazit mi var tadını vermez.
bu nesil her şeyi elinde bulduğu için kıymeti de o düzeyde oldu. biz eskiden kalemle telefon çeviriyorduk. tuşlu telefon çıkınca devrim olmuştu.
devamını gör...
insanların oynadıkları oyunlar

elinde tuşlar var. hemde öyle bir,iki, üçten ibaretten değil. bir sürü harf var. kafana göre yazıyorsun. bir sağa çek, bir sola...
bazıları tolga abi'ye bağlanıp şu akıbeti belli olmayan çocuk gibi. küfürbaz.. bazılarının amacı zihnindeki cadılarla çarpışıp kendi zaferini kazanmak.. o zafer çekirdek aile gibi.
kazanmak istersin hep kazanmak.. çıt çıt çekirdek gibi çıtlatırsın bırakamazsın elinden. bir kez keyfine vardın mı, kazandın mı tekrar oynamak istersin.. yaralanmışsın, öfkelenmişsin, canından can gitmiştir. ama ne çare tüm haklarını kullanarak tekrar yoluna devam etmelisin. kötülüklerle savaş bazen hile yap çünkü kaybetmemelisin.. hayat sana bunu öğretir.
sonra hopp.. oyun bitti. tekrar başa.. ara ara dur tolga abiyi.
o kadar yarış içinde kayboluyoruz bizde. oralarda, buralarda çarpışıyoruz. ve bundan haz duyuyoruz. iç güdüsel bir yönelim olmalı bu.
o korku tünel'indeki vagon'a bin. haydi yine yarış başladı.. kaç canın kaldı peki?
devamını gör...
öz saygın ve birine duyduğun sevgi arasında kalmak
bu ikilemi yaşıyorsanız siz karşınızdaki insanı seviyor olsanız bile o sizi sevmiyor demektir. bundan emin olabilirsiniz. vermek başka bir şey, kendinden vermek başka.
devamını gör...
ağlayan bebeğin toplu taşımada verdiği rahatsızlık
"rahatsız olmayın" veya "oluyorsanız da sabredin, anne-babasına belli etmemeye çalışın" diyerek başlamak istiyorum.
bugün 17 yaşında olan lise son sınıf öğrencisi bir kız çocuk babasıyım. ne çabuk geçti zaman boyum kadar oldu güzelliğim.
doğumhanenin kapısından cırlayarak çıktı yavrum, ilk elime aldığım anda ve takip eden 8-10 aylık süreçte de bu durum böyle devam etti. sayısını unuttuğum kadar çok, farklı doktora götürdüm o yıllarda. biri dahi farklı bir şey söylemedi cevaplar hep aynı "gaz sancısı" ve "bağırsakları gelişimini tamamlayana kadar yapacak bir şey yok".
gündüz annesinin elinde saatlerce kıvranır, 10 saat çalışıp işten eve döndükten sonra benim kucağımda... taa ki cırlamaktan baygın düşüp sızana kadar. uyuduğunda da belki yarım saat belki bir saat uyku. denemediğimiz ilaçlar doğal yöntemler kalmadı, hatta yurt dışından bir yakınımızın önerisi olan ve türkiye'de o yıllarda olmayan sab simplex'i bile ecza depolarından birini yardımıyla el altından bularak temin ettik. o süreçte ben de bir saat kesintisiz uyku uyuduğumu hatırlamam, hoş yavrum da uyumadı. kucağıma alır, başı omzumda salondan mutfağa, mutfaktan balkona, oradan diğer odalara... gezerken hareketin verdiği tempoyla rahatlayabilirse rahatlar, çok kısa süre sonra tekrar başlardı.
bu süreçte biz de toplu taşıma kullanmak veya şehirlerarası yolculuklar yapmak durumunda kaldık defalarca. emin olun o anne-baba, sizin o seslerden rahatsız olduğunuzdan daha fazla rahatsız oluyor çocuklarının feryadından, bizleri rahatsız etmekten ve sizlerin-bizlerin ilgisizlikle suçlayıcı bakışlarından ama çoğunlukla ellerinden bir şey gelmiyor.
bugün 17 yaşında olan lise son sınıf öğrencisi bir kız çocuk babasıyım. ne çabuk geçti zaman boyum kadar oldu güzelliğim.
doğumhanenin kapısından cırlayarak çıktı yavrum, ilk elime aldığım anda ve takip eden 8-10 aylık süreçte de bu durum böyle devam etti. sayısını unuttuğum kadar çok, farklı doktora götürdüm o yıllarda. biri dahi farklı bir şey söylemedi cevaplar hep aynı "gaz sancısı" ve "bağırsakları gelişimini tamamlayana kadar yapacak bir şey yok".
gündüz annesinin elinde saatlerce kıvranır, 10 saat çalışıp işten eve döndükten sonra benim kucağımda... taa ki cırlamaktan baygın düşüp sızana kadar. uyuduğunda da belki yarım saat belki bir saat uyku. denemediğimiz ilaçlar doğal yöntemler kalmadı, hatta yurt dışından bir yakınımızın önerisi olan ve türkiye'de o yıllarda olmayan sab simplex'i bile ecza depolarından birini yardımıyla el altından bularak temin ettik. o süreçte ben de bir saat kesintisiz uyku uyuduğumu hatırlamam, hoş yavrum da uyumadı. kucağıma alır, başı omzumda salondan mutfağa, mutfaktan balkona, oradan diğer odalara... gezerken hareketin verdiği tempoyla rahatlayabilirse rahatlar, çok kısa süre sonra tekrar başlardı.
bu süreçte biz de toplu taşıma kullanmak veya şehirlerarası yolculuklar yapmak durumunda kaldık defalarca. emin olun o anne-baba, sizin o seslerden rahatsız olduğunuzdan daha fazla rahatsız oluyor çocuklarının feryadından, bizleri rahatsız etmekten ve sizlerin-bizlerin ilgisizlikle suçlayıcı bakışlarından ama çoğunlukla ellerinden bir şey gelmiyor.
devamını gör...
yaralı adam tablosu
1819 doğumlu fransız ressam gustave courbet tarafından 1844' te yapılmış otoportre tablo.

gustave courbet 19. yüzyılda gerçekçilik akımını fransa'ya getiren sanatçıdır. en ünlü tablolarından biri olan yaralı adam ya da orijinal adıyla "the wounded man"in ilginç bir hikayesi vardır.
tabloda kendini bir ağaç altında yaralı halde otururken resmetmiştir.
sanat tarihçileri tablonun ne anlama geldiğini araştırırken tabloyu x-ray dedektörü ile incelemişler. ve tablonun aslında başka bir resmin üzerine yapıldığını ya da resmin sonradan düzeltildiğini keşfetmişler.
şöyle ki resim aslında gustave courbet ile sevgilisini ağaç altında otururken gösteriyormuş. ancak tablo bitmeden sevgilisi onu terk etmiş ve tablo yarım kalmış. bu olay onu derinden etkilemiş ve bunalıma sürüklemistir.
yıllar sonra 1854' te resmin üzerinde değişiklik yapmış ve sevgilisini resimden çıkarıp sevgilisinin olduğu sol tarafına tam da kalbinin üzerine onu simgeleyen bir yara çizmiş.

bu tarz tablolara pişmanlık eseri de denir. birçok ressam tablolarını sonradan değiştirmiş ya da tablonun üzerine yeni resimler çizmiştir. bunların bazıları teknik anlamda yapılan değişiklikler olurken bazıları da gustave courbet' te olduğu gibi acı veren pişmanlıklar sonucunda yapılmıştır.

gustave courbet 19. yüzyılda gerçekçilik akımını fransa'ya getiren sanatçıdır. en ünlü tablolarından biri olan yaralı adam ya da orijinal adıyla "the wounded man"in ilginç bir hikayesi vardır.
tabloda kendini bir ağaç altında yaralı halde otururken resmetmiştir.
sanat tarihçileri tablonun ne anlama geldiğini araştırırken tabloyu x-ray dedektörü ile incelemişler. ve tablonun aslında başka bir resmin üzerine yapıldığını ya da resmin sonradan düzeltildiğini keşfetmişler.
şöyle ki resim aslında gustave courbet ile sevgilisini ağaç altında otururken gösteriyormuş. ancak tablo bitmeden sevgilisi onu terk etmiş ve tablo yarım kalmış. bu olay onu derinden etkilemiş ve bunalıma sürüklemistir.
yıllar sonra 1854' te resmin üzerinde değişiklik yapmış ve sevgilisini resimden çıkarıp sevgilisinin olduğu sol tarafına tam da kalbinin üzerine onu simgeleyen bir yara çizmiş.

bu tarz tablolara pişmanlık eseri de denir. birçok ressam tablolarını sonradan değiştirmiş ya da tablonun üzerine yeni resimler çizmiştir. bunların bazıları teknik anlamda yapılan değişiklikler olurken bazıları da gustave courbet' te olduğu gibi acı veren pişmanlıklar sonucunda yapılmıştır.
devamını gör...
insanların gerçekten küfürsüz konuşamıyor olması
ben konusabiliyorum. gerisi beni bağ la mı yor.
devamını gör...
kahvaltının olmazsa olmazı
memur pirzolası
google’ın henüz bilmediği bir kahvaltılıktır, arama yaptığınızda karşınıza çıkmaz.
bu da kafa sözlük farkı olsun :)
küçük bir tabak ya da kahvaltılık küçük bir kâseye zeytinyağı,kimyon,tuz,karabiber ve kekik ekleyin.
uzmanlar karabiberle zerdeçalı birlikte tüketin dedikleri için ondan da biraz.
buyrun, pirzola tadında bir kahvaltılık.
şimdi ekmeğinizi banıp yiyebilirsiniz.
google’ın henüz bilmediği bir kahvaltılıktır, arama yaptığınızda karşınıza çıkmaz.
bu da kafa sözlük farkı olsun :)
küçük bir tabak ya da kahvaltılık küçük bir kâseye zeytinyağı,kimyon,tuz,karabiber ve kekik ekleyin.
uzmanlar karabiberle zerdeçalı birlikte tüketin dedikleri için ondan da biraz.
buyrun, pirzola tadında bir kahvaltılık.
şimdi ekmeğinizi banıp yiyebilirsiniz.
devamını gör...
bitince şok etkisi yaratan filmler
yönetmeni david fincher olan, 1997 yapımı eski ama gayet sürükleyici bir konusu olan bu filmin başrollerinde michael douglas ve sean penn var. elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama bu film beni izlerken hem çok germiş, hem de çok şaşırtmıştır.
devamını gör...
asım can gündüz
2016'da aramızdan ayrılmış olan, müzisyenliği, süper enerjisi, sempatikliği ve pozitifliği ile akıllarımızda yer etmiş gitarist.
nam-ı diğer awesome john.
nam-ı diğer awesome john.
devamını gör...
geceye bir 2000'ler şarkısı bırak
manga- bir kadın çizeceksin
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
köy yaşantısı.
devamını gör...
sözlük kütüphanemiz açıldı
harika bir uygulama harika bir düşünce. emeği geçenlerin aklına, yüreğine bedenlerine sağlık.
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği çizgi film
devamını gör...
türklerin sanatla olan ilişkisi
türk toplumu olarak sanata olan ilgimiz ve yaklaşımımız zaman içinde dalgalanmalar göstermiş ve yaşadığımız 21. yüzyılda herhalde en kötü zamanlarını geçirmekte.
göktürklerden başlayıp, selçuklu, osmanlı devirlerinden türkiye cumhuriyetine uzanan devir göz önüne alınırsa cumhuriyet döneminde hem eski devirlerin eserlerini koruma hem de önceki devirlerin kendine has yetkinlikte eserlerinin yanına yenilerini koymakta sıkıntı yaşadığımız söylenebilir.
bugün osmanlıdan kalma çeşmelerin grafiti ve aşk mektupları mağduru olduğu, selçuklu sultanlarının mezarlarındaki kemiklerin köpeklere mama olduğu kaotik bir dönemden geçerken sanatta çığır açmamızı pek bekleyemezdik tabi.
birçoğunuz görüp duyuyordur, bir yerlerde yeni yerleştirilen bir heykelin haftasında tahribata uğratıldığını ya da emek verilip şehrin güzel yerlerine yerleştirilen resimlerin amatör ressamların hışmına uğradığını.
büyük ihtimalle eğitim sistemimizde sanata ayrılan yerin kısıtlı olması ve bu bilincin aşılanmaması bu noktaya getirdi bizi toplum olarak.
bugün sanat sergilerine gitmek belirli bir zümre dışında normal insanlara pek de hitap etmeyen boş bir aktivite olarak görülüyor.
göktürklerden başlayıp, selçuklu, osmanlı devirlerinden türkiye cumhuriyetine uzanan devir göz önüne alınırsa cumhuriyet döneminde hem eski devirlerin eserlerini koruma hem de önceki devirlerin kendine has yetkinlikte eserlerinin yanına yenilerini koymakta sıkıntı yaşadığımız söylenebilir.
bugün osmanlıdan kalma çeşmelerin grafiti ve aşk mektupları mağduru olduğu, selçuklu sultanlarının mezarlarındaki kemiklerin köpeklere mama olduğu kaotik bir dönemden geçerken sanatta çığır açmamızı pek bekleyemezdik tabi.
birçoğunuz görüp duyuyordur, bir yerlerde yeni yerleştirilen bir heykelin haftasında tahribata uğratıldığını ya da emek verilip şehrin güzel yerlerine yerleştirilen resimlerin amatör ressamların hışmına uğradığını.
büyük ihtimalle eğitim sistemimizde sanata ayrılan yerin kısıtlı olması ve bu bilincin aşılanmaması bu noktaya getirdi bizi toplum olarak.
bugün sanat sergilerine gitmek belirli bir zümre dışında normal insanlara pek de hitap etmeyen boş bir aktivite olarak görülüyor.
devamını gör...
seni sevmiyorum demenin farklı şekilleri
"seni arkadaşım olarak görüyorum." cümlesi, seni sevmiyorum'un kibar halidir.
devamını gör...


