maddi değerleri bilimin önünde tutan ve bilgiye değil her durumda elde edilecek yüksek menfaat edinmeye yönelik yaklaşımları olan toplum ve devletlerde sıkça rastlanan durumdur.
*
devamını gör...

saati gelse de az eglensek; canlar benim icin caliyor, tabii ki oradayim. *

(bkz: bilemezsin)
devamını gör...

neredeyse her insanın düşündüğü bir durumdur. daha eski zamanlarda yaşasaydım sanki daha mutlu olurmuşum gibi gelmiştir hep. midnight in paris (film) filminde değinilen bir noktaydı. eski zamanlara gidildiğinde oradaki insanların da daha eski zamanlarda yaşasa daha mutlu olacağını düşündüklerini gösteren sahneleri vardı. belki de gerçekten öyledir. belki sorun zamanda değil bizdedir. bu çağda büyümüş, bu çağın koşullarına uygun yetişmiş insanlar olarak başka zamanlarda daha mutlu olacağımızı düşünmek belki de gerçekçi değildir. bilemiyorum altan.
devamını gör...

"hiçbir konuda taviz verme. ilk uzlaşma ,senin yıkımının başlangıcıdır." osho
devamını gör...

safran bitkisinin bilimsel adı crocus sativus. bitkinin orijini doğu akdeniz ve anadolu coğrafyasıdır. ülkemizin soğanlı bitkileri entelektüel dünyada çok meşhurdur. taaa ingiltere'den botanik merakı olan turistler doğu karadeniz turlarına gelir. sırf çiğdemlerin çiçeklerinin fotoğraflarını çekebilmek için. ne yazık ki ülkemizin kültür seviyesi çok düşük.

bitkinin ticari değeri olan kısımları: çiçekteki kızıl renkli 3 adet dişi organ (stigmalar) ve çoğaltım materyali olan soğanları
= safranbolu şehri adını safran bitkisinden alır. cumhuriyet tarihine bakıldığında sadece şanlıurfa ve safranbolu şehirlerinde yetiştirildiği görülür. selçuklular döneminde safranbolu kalesini türkler fethetmeden önce şehrin ismi dadybra'dır. türkler bu şehre zalifre adını vermişler. osmanlı döneminde tapu ve tağrir defterlerinde şehrin adı taraklıborlu olarak kayıt edilmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

-safran sözcüğünün etimolojik kökeni-
antik mezopotamya dillerinde azupiru olarak geçmektedir.
arapça sfr kökünden türetilen sözcükler
arapça safra : öd salgısı
arapça asfar : koyu sarı renk
arapça surf : bakır, pirinç
arapça safran : çiçeği sarı boyar bitki, crocus sativus
arapça asfur : çiçeği sarı boyar bitki, yaban safranı, aspir, carthamus tinctorius

eski ibranice'de safran veya aspir bitkisinden karkom olarak eski ahit’te bahsedilmektedir.
arapça kurkum sözcüğü sarı renkli başka bir baharat olan ve hint safranı olarak da bilinen zerdeçal bilimsel adı: curcuma longa için kullanılmaktadır.
eski yunanca krokus sözcüğü safran için kullanılmıştır.

yukarıda da görüldüğü üzere aspir, safran, zerdeçal gibi bitkilerin isimlendirilmesinde bir karmaşa var. bir agronomi öğrencisi olarak yorumum şöyle;
eski dünya'da bitkiler botanik özelliklerine isimlendirilmiyordu. hayatımızda nasıl yer aldığına göre isimlendirilirdi. hastalıkların tedavisinde bitkiler dualarla birlikte kullanılıyordu. çünkü insan hayatını olumsuz etkileyen doğal olaylar için tanrıların laneti olduğuna inanılıyordu. hastanın başında tütsü yakmak, hastaya bazı bitkisel drogları birayla birlikte içirmek, ana tanrıçaya dua etmek, kurban kesmek, kurban kanıyla bir yeri işaretlemek, günahlarını başka bir hayvana veya insana devretmek gibi ritüeller vardı.

dahası, antik dünya'da bitkilerin nasıl çoğaldığı ve ürediği tam olarak bilinmiyordu. antik dünya hakkında yazılan kaynaklardan bildiğimiz kadarıyla antik yunan filozofu aristoteles doğayı sistematik olarak inceleyebilen ilk insanlardandır. bitkilerde üreme ve çoğaltım ile ilgili çeşitli fikirler üretmiştir ve o dönemde kabul edilen fikirleri değerlendirmiştir.

buradan anlıyoruz ki antik dünya'da çoğu tıbbi, aromatik ve boya bitkisinin ticari kaynağı olan coğrafya hindistan'dır. biz türkler o ülkeye hindistan desek de gerçek adı bharat (parat). yani baharat yolu (parat yolu) aslında hindistan yoludur.
buğdaygillerin ve baklagillerin tarımı diğer bitkilerle kıyaslandığında kolaydır. tohumu atarsınız toprağa ve sularsınız. kendi kendine büyür gelişir. çok ciddi bir tarla faaliyeti gerektirmez. oysa tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı o kadar kolay değildir. ya tohumları toz kadar küçüktür (örn. kekik); ya yumru, soğan, rizom ile çoğaltılması gerekir; ya çelik alınarak çoğaltılması gerekir.
yani antik dünya'da tarım vardı evet ama insanlar bugün ki kadar geniş yelpazede bitki yetiştiremiyordu. arpa, buğday, darı gibi buğdaygiller ve bakla, nohut gibi baklagiller dışında diğer bitkiler (böğürtlen, çilek, narenciye, elma, nar, kekik, fesleğen, aspir, safran, çiğdem, lale gibi) doğadan toplanıyordu.
devamını gör...

birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş cam parçalarından oluşan saydam pencere süslemesi ve resim.

günümüzde yaygın şekilde kullanılan bir resim tekniğidir. bu teknik cam resmi diye de tanımlanır. cami ve kilise gibi ibadethanelerin camlarında görülen vitrayın, diğer sanatlardan farklılaşan yönü, ışık dokunuşlar ile değişik özellikler kazanmasıdır.

bunun dışında, kullanım alanları olarak mücevher kutuları, pencere süslemeleri, sehpa, abajur, kapı, ayna, tavan süslemeciliğinde de vitray kullanılıyor. en bilinen yöntem olan kurşunlu türü dışında yapıştırma ve tiffany vitray gibi çeşitleri de vardır.

vitrayın güzel, önemli ve estetik kılan, sanatçı ve ışıktır. gün ışığında vitrayın seyri harikulade bir seyir zevki veriyor. ışığın geliş açılarına göre değişiklik kazanan bir süsleme sanatıdır. güneşin bulutların arkasına gizlenmesi, vitrayın arkasında ağaç varsa, dalların ve yaprakların hareketi vitrayda farklı yansımalara sebep olur.

önceden doğal ışıktan ışığını alan vitray sanatı teknoloji ile birlikte ikinci ışık kaynağı olarak elektrik ışığından da faydalanıyor. hatta hiç gün ışığı almayan yerlerde dahi vitray kullanılabiliyor. vitrayı görmeyi sağlayan ışık, vitraya arkadan vurmasıyla optik bir derinlik oluşturur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mehmetçik kudüs e diye böğüren, burada israil yıkılacak diye kafa açan arkadaşlara boru gibi kapak olan açıklamadır.

(bkz: giderken bana mı sordunuz?)
(bkz: mavi marmara)
devamını gör...

yıl olmuş 2021 hala böyle başlıklar var, çünkü hala bunun normal olmadığını ve ev işi yapan erkeklerin olması gerekenden farklı
mükemmel bir iş yaptığını düşünen insanlar var.
kadının çalışma hayatına girmesiyle beraber erkeklerden daha az bir iş yükü olmadığını, en az erkekler kadar yorulduğunu ve yıprandığını göz önüne alırsak, ha bir de buna ev işinin sadece kadının görevi olmadığını eklersek bence çok normal olan erkektir.
devamını gör...

bu hayat bir tiyatro sahnesi ve bunu artık görüyorum. bazen olanları yukarıdan izliyorum. komik geliyor. anlamsız ve boş. her şey kuralına göre. senaryo dışına da çıkmak yok. istesen de çıkamazsın. lol. koca bir saç ma lık.
devamını gör...

bir milleti x,y,z kuşağı diye ayırmadığınızda aynı dili konuşacağız. *
devamını gör...

bu akşam, en çok gitmek istediğim ancak olmaktan korktuğum yerdeyim. hani bazı şarkılar ve sanatçılar sadece size özeldir ve onu sadece gecenin en sonunda açarsınız. bazı sanatçılar vardır ki derdinize derman olan şeyi anlatırken aslında sizin ciğerinizi yaralar geçer.

bugün son duraktayız, bugün son dubledeyiz.* bugün şarkılarla geçtim aranızdan'da sevgili konuğumuz denaces ile birlikte, neşet ertaş konuşacağız, dinleyeceğiz.
hepimizin hayatında bir yerlere dokunmuş değerli ozanımızı anacağız. sizlerden de neşet ertaş'ın şarkılarıyla veya kendisiyle yaşadığınız anıları bizimle paylaşmanızı istiyoruz.

bir yandan oyun havalarıyla neşemiz yerine gelirken, çok büyük bir yandan da bozlaklarla, mayalarla, türkülerle bugün duygulanacağız. ancak bugün neşet ertaş dinlemenin en güzel tarafı bunu sizinle paylaşmak olacak.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kadıköy

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dedesini tanırdım ateist kaplumbağanın. *

#394813
bir kara kaplumbağasına göre genel kültürü ve mizahı denizleri taşırmış.

öyle taşırmış ki sürümün ve benim yaptığım küçük barajı bile yerle bir etmiş!

olsun varolsun. bir gün kendisi ile oturup tartışmak isterdim. *
devamını gör...

bu sene izmirin başına gelmeyen kalmadı. geçmiş olsun diyoruz ama keşke daha başka bir şeyler yapabilsek.
devamını gör...

inanın :
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göreceğiz
motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
ışıklı maviliklere
süreceğiz.

nazım hikmet
devamını gör...

şakalarıyla bilinen sahâbî. aşırı şakacı olması sebebiyle kaynaklarda kendisinden sıkça söz edilmiştir. hatta ağır şakalar bile yapardı. yaptığı en basit şaka, herhangi bir şeyi satın alıp, hz. muhammed'e hediye etmesi olayıdır. böyle söyleyince masum duruyor fakat aldıklarının parasını ödemek zorunda kalınca satıcıyı hz. muhammed'in yanına götürmüş ve aldıklarının parasını ödemesini istemiştir. hz. muhammed onları kendisinin hediye ettiğini hatırlatınca, yanında parasının bulunmadığını, ama hz. muhammed'in güzel şeyleri tatmasını dilediği için satın aldığını söylemiş, böylece hz. muhammed'i güldürmüştür.

hz. nuayman, hz. muhammed vefat etmeden 1 yıl önce de bir şaka yapmıştır ki, bu şaka, hz. muhammed ve sahabileri çok güldürmüştür. hz. ebu bekir bir ticaret seferi düzenlemiş, hz. nuayman ile bedir gazisi olan süveybıt bin harmele'yi yanında götürmüştü. hz. nuayman, yemek işlerinden sorumlu olan süveybıt'dan yiyecek bir şeyler isteyince, süveybıt, hz. ebu bekir gelmeden yemek veremeyeceğini söylemişti. kafile bir yerde konaklayınca, hz. nuayman, rastladığı deve tüccarlarına satılık bir kölesi olduğunu ve onun kendisini hür zannetmekten başka bir kusuru bulunmadığını söyleyerek süveybıt'ı on deve karşılığında sattı. süveybıt'ı satın alanlar onun itirazlarına aldırmadan kendisini götürdüler. daha sonra hz. ebu bekir durumu öğrenince, paralarını iade ederek süveybıt'ı kurtardı.

bilinen son şakası, hz. osman döneminde yapmış olduğu ağır şakadır. gözlerini kaybetmiş yaşlı bir sahabi hz. mahreme bin nevfel mescidin bir köşesinde abdest bozmak isteyince, sahabiler kendisine engel olmuştur. hz. nuayman da, onu dışarı çıkaracağını söyleyerek mescidin bir başka köşesine götürmüş ve burada ihtiyacını görebileceğini söyleyip uzaklaşmıştı. hz. mahreme, sert mizaçlı bir sahabiydi. olanlardan sonra zor durumda kalınca da, elindeki sopayla, hz. nuayman'ın kafasını yaracağına söz vermiş ama bir süre sonra bunu unutmuştu. bir gün, hz. nuaymân, mescidde oturan hz. mahreme'ye yaklaşıp, kendisine, hz. nuaymân hakkındaki ahdini hatırlattı, kendisini o sırada namaz kılan, halife hz. osman'ın yanına götürdü ve onun hz. nuaymân olduğunu söyledi.

hz. mahreme'nin sopayla hz. osman'ın başını yarması üzerine, benî zühre hz. nuayman'dan intikam almaya kalkıştı, fakat, hz. osman şöyle dedi:

bırakın onu, cezasını allah versin! ne yapalım ki bedir gazisidir.

böyle diyerek de, hz. mahreme'nin akrabalarını sakinleştirmiştir.

hz. nuaymân'ın çeşitli eşlerinden birçok evlâdının olduğu, fakat soyunun devam etmediği de belirtilmektedir.

imam zehebî'ye göre, hz. nuayman, hz. ali ve muaviye arasındaki olaylardan sonra bir daha gülmemiştir.
devamını gör...

güzel bir açıklama olmuş. bazı şeylerin pohpohlanıp şişirilerek servis edildiği bizlerin de gözünden kaçmıyor temel başkan.
devamını gör...

naif sesli, xx kromozomlu bülent ortaçgil.

gerek eslik ettigi sanatcilarla olan, gerekse kendi icra ettigi sarkilarla insanin icinden gecen; bulut sesiyle baska diyarlara goturen efsunlu hanimefendi.

terapi niyetine; ucuruyor yahu

bonusella; neler yapiyor iki gozumun cicegi
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim