harry potter'daki büyüler
accio isimli büyüyü çok seviyorum. hayatımda ne eksikse accio yaparak bulmaya çalışırım --> accio happiness, accio hope gibi.
devamını gör...
normal sözlük-koruncuk vakfı yardımımızın ulaşması
tebrik ederim. (bkz: dünya'nın hala dönmesinin sebebi)
devamını gör...
mir (yazar)
ukde by crimson
kafa sözlük nickaltı mafyası tarafından şimdiye kadar keşfedilmeden, kenardan kenardan, sessiz sessiz sözlüğe sızma teşebbüsü bugün itibari ile son bulan yazar.
o kadar tanımına rağmen bizim kendisini henüz fark etmemiş olmamız da bizim ayıbımız olsun.
sanırız kendisi eski ninjalardan.
kim bilir?
kafa sözlük nickaltı mafyası tarafından şimdiye kadar keşfedilmeden, kenardan kenardan, sessiz sessiz sözlüğe sızma teşebbüsü bugün itibari ile son bulan yazar.
o kadar tanımına rağmen bizim kendisini henüz fark etmemiş olmamız da bizim ayıbımız olsun.
sanırız kendisi eski ninjalardan.
kim bilir?
devamını gör...
orkid'in 34 tl olması
dünyada fransa, sri lanka, ingiltere ve iskoçya başta olmak üzere pek çok ülkede regl ürünlerinin daha ulaşılabilir olması adına ekonomik açıdan çeşitli kolaylıklar sağlanmaya başlandı. bu ürünlerin ihtiyaç olarak kabullenildiği politikalar gittikçe daha fazla ülke tarafından benimseniyor. ne yazık ki ülkemiz henüz bu durumun oldukça gerisinde. regl ürünleri lüks tüketim kategorisinde değerlendiriliyor ve bu ürünlere %18 kdv uygulanıyor.
türkiye’de birçok kadın ekonomik yetersizlikler yüzünden regl dönemi ürünlerine ulaşmakta güçlük çekiyor veya regl dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçirebilmek adına bazı fedakarlıklarda bulunuyor. böylesi önemli ve zorunlu bir sağlık ihtiyacının ‘lüks’ başlığı altında değerlendirilmesi milyonlarca kadının hayatını etkiliyor.
regl ürünleri lüks değil ihtiyaçtır!
türkiye’de birçok kadın ekonomik yetersizlikler yüzünden regl dönemi ürünlerine ulaşmakta güçlük çekiyor veya regl dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçirebilmek adına bazı fedakarlıklarda bulunuyor. böylesi önemli ve zorunlu bir sağlık ihtiyacının ‘lüks’ başlığı altında değerlendirilmesi milyonlarca kadının hayatını etkiliyor.
regl ürünleri lüks değil ihtiyaçtır!
devamını gör...
sözlük yazarlarının sahip olmak istediği doğaüstü güçler
kafastore'da sınırsız alışveriş imkânına sahip olmaktır.
devamını gör...
puss in boots- the three diablos
2011 yılında çıkan animasyon filmi.
yapmadığı şeyler yüzünden suçlanan ve kanun kaçağı ilan edilen kedinin hikayesi.
yapmadığı şeyler yüzünden suçlanan ve kanun kaçağı ilan edilen kedinin hikayesi.
devamını gör...
japon denince akla gelen ilk şey
anime ve manga.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
günlerden çarşambaysa akşama bay impoş sayesinde bir sanatçımızı enine boyuna öğreneceğiz, şarkılarını dinleyeceğiz demektir. hattaaaa, belkiiii, biziii biiir dee sürpriz bekliyordur? bilemeyiz.* sabırsızlıkla beklemedeyiz efenim.
o arada şuraya bir anı bırakalım:
hayli küçük bir tıfılken ezbere söylediğimi hatırladığım ilk şarkı, küpeli abiden dinlediğim akdeniz akşamları şarkısıdır. evimiz bahçe içinde müstakil bir evdi. bahçenin bir kısmında yerden yüksek, bazen havuz bazen su depolama amaçlı kullandığımız bi kısım vardı. kendi kendime oynadığım zamanlarda o havuzun kenarına çıkıp suya bacaklarımı sallandırıp “akdeniiiizzz akşamlarııı” şeklinde, o cırtlak sesimle şarkı söylemeyi çok severdim. normal zamanda da severdim şarkı söylemeyi, ama özellikle akdeniz akşamlarını o havuz kenarında söylemeyi daha çok severdim. bir iç anadolu bebesi olarak, yazın gittiğimiz tatillerden mütevellit akdenizi havuzla bağdaştırmam çok da garip değil sanki *.
bir de, en başta dediğim küpeli abi mevzusu var. isim hafızam tıfılken de pek fena olmalıymış ki, haluk levent’i dinlemek istediğimde “bana küpeli abiyi açar mısınız?” dermişim evde büyüklerime. o yüzden, biri bana sorsa ki haluk levent senin için ne demek? derim ona ki*, haluk levent demek küpeli abi demek.
o arada şuraya bir anı bırakalım:
hayli küçük bir tıfılken ezbere söylediğimi hatırladığım ilk şarkı, küpeli abiden dinlediğim akdeniz akşamları şarkısıdır. evimiz bahçe içinde müstakil bir evdi. bahçenin bir kısmında yerden yüksek, bazen havuz bazen su depolama amaçlı kullandığımız bi kısım vardı. kendi kendime oynadığım zamanlarda o havuzun kenarına çıkıp suya bacaklarımı sallandırıp “akdeniiiizzz akşamlarııı” şeklinde, o cırtlak sesimle şarkı söylemeyi çok severdim. normal zamanda da severdim şarkı söylemeyi, ama özellikle akdeniz akşamlarını o havuz kenarında söylemeyi daha çok severdim. bir iç anadolu bebesi olarak, yazın gittiğimiz tatillerden mütevellit akdenizi havuzla bağdaştırmam çok da garip değil sanki *.
bir de, en başta dediğim küpeli abi mevzusu var. isim hafızam tıfılken de pek fena olmalıymış ki, haluk levent’i dinlemek istediğimde “bana küpeli abiyi açar mısınız?” dermişim evde büyüklerime. o yüzden, biri bana sorsa ki haluk levent senin için ne demek? derim ona ki*, haluk levent demek küpeli abi demek.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
kirlenmiş boka batmis bi dünyanın içinde temiz olmaya çalışmak bence en zoru.görmemeyi bilmemeyi duymamayı becerebilenler üstesinden gelme konusunda biraz daha şanslılar.
devamını gör...
iki satırda derdini anlat
sağlık sorunları,ailesel sorunlar,hayatımı mahvetmiş olmam...
devamını gör...
zihin kontrolü deneyleri
fransa'nın güneyinde yer alan pont-saintesprit adlı köyde yaşayanlar 60 yıl önce başlarına gelen tuhaf olayların sebebini sonunda anladı. köylüler, yıllar önce bir gün aniden halisülasyonlar görmeye başlamış, bazılarının sonu akıl hastanesinde bitmiş, bazıları ise yaşamını yitirmişti. olayın arkasındansa abd istihbarat örgütü cıa çıktı.
amerikalı bir gazeteci tarafından yapılan bir araştırma sonucunda 60 yıl önce fransa'da meydana gelen ilginç olayın ardında cıa'in bir deneyi olduğu ortaya çıktı. araştırmaya göre, cıa, köylülerin ekmeğine halisünasyon ve histeriye yol açan lsd( lsd, medikal alanda bilinen en etkili uyuşturuculardan biridir. 25 milligram lsd, bir insanı yarım gün boyunca sersemletebilir.) katmış. 16 ağustos 1951'de yaşanan ve "lanetli ekmek" olarak tarihe geçen olayda beş kişi ölmüş ve yüzlerce kişi korkunç halüsinasyonlar görerek çıldırmıştı. gazeteci h.p albarelli yaptığı araştırma sonucunda elde ettiği belgelere dayanarak, cıa'in lsd'nin etkilerini test için bu olaya yol açtığını söylüyor. gazeteciye göre cıa'in suistimallerine dair 1975 tarihli bir beyaz saray raporunda bu olay atıfta bulunuluyor.
gazeteci, olayın cıa'in "zihin kontrolü" kapsamında yaptığı bir deney iddiasını ortaya attı. buna göre, cıa, köyün ekmeklerine bilerek lsd adı verilen sentetik uyuşturucu katmış ve neler olacağını görmek istemişti. albarelli'ye göre bu deney abd ordusunun özel operasyonlar birimi tarafından yapıldı. köylüler, o kadar etkilenmiş ki, biri yılanların onu yediğini düşündüğünü söylemiş. halk polise, sürekli ejderha gördüklerini, kendilerine saldırdığını söylüyormuş. bir çocuk bıçakla büyük annesine saldırmış. bir diğeri "ben uçağım" diyerek kendini ikinci kattan aşağı atmış. doktora koşan biri ise, "kalbim çıktı, ne olur yerine takın" diye yalvarmış. sokaklar çıldıran insanlarla dolmuş. olayda 5 kişi ölmüş, 300 kişi yaralanmış. uzmanlar o dönem, bu olaya, ekmeğin içindeki uyuşturucu etkisi yapan bir yaban mantarının neden olduğunu söylemiş.
mağdurlarsa daha fazla cevap istiyor. 71 yaşındaki charles granjoh, "neredeyse ölüyordum' nedenini bilmek istiyorum" diyor.
fil üzerinde yapılan lsd deneyi
bilim dünyası ve özellikle tıp alanında çalışanlar bir dönem lsd ile deyim yerindeyse kafayı bozmuşlardı. lsd'nin insan zihni üzerinde etkilerini çok merak eden bilimadamları olayı daha ileriye taşıyarak bunu hayvanlar üzerinde de denediler. fil tusko üzerinde şsd deneyi yapılan talihsiz hayvanlardan biriydi.
1962 yılında, oklahoma city'de bulunan lincoln hayvanat bahçesi direktörü, warren thomas, tusko isimli bir file bir insana verilebilecek lsd dozajının 3000 katını enjekte etti. aşırı dozda lsd enjekte edilen tusko, bu işlemden kısa bir süre sonra yere yıkıldı ve titreyerek öldü.
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
90'lı yıllardaki şarkıların yerinin ayrı olduğunu hissedenlerin ve bunları sevenlerin bıraktığı şarkılardan oluşan başlıktır.*
(bkz: arnavut kaldırımı)
buradan
(bkz: sevme zamanı)
buradan
(bkz: zalim)
buradan
(bkz: sevdik sevdalandık)
buradan
(bkz: arnavut kaldırımı)
buradan
(bkz: sevme zamanı)
buradan
(bkz: zalim)
buradan
(bkz: sevdik sevdalandık)
buradan
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
bakın #761017 şuradaki entrymde bu dertten muzdarip olanları tiye almışım.
yadırgamışım, taaa ki benim başıma gelene kadar.
bu nasıl bir acıdır aaa dostlar, ciğerim yanıyüürr, bu kız size ne etti?
neden yani neden neden.
işin özü, kınadığını yaşamadan ölmezsin yeğeeen.
yadırgamışım, taaa ki benim başıma gelene kadar.
bu nasıl bir acıdır aaa dostlar, ciğerim yanıyüürr, bu kız size ne etti?
neden yani neden neden.
işin özü, kınadığını yaşamadan ölmezsin yeğeeen.
devamını gör...
inanmak başarmanın yarısıdır
ezbere yorum yapanların aksine, inanarak başarıya giden yolun yarılandığı anlamına gelmeyen, ancak başarı için de doğru bakış açısı sunan güzel ve doğru bir sözdür.
bir kaç da söz bırakayım size;
"yapabileceğime inanırsam, başlangıçta sahip olmasam bile onu yapacak gücü kendimde bulurum."
mahatma gandhi
"zafer, zafer benimdir diyebilenindir. başarı ise, başaracağım diye
başlayarak sonunda, başardım diyebilenindir."
mustafa kemal atatürk
bir seyin imkânsiz olduguna inanirsanız, aklınız beyniniz bunun neden imkânsiz oldugunu size ispatlamak üzere çalısmaya baslar. ama bir seyi yapabileceginize inandıgınızda, gerçekten inandıgınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardim etmek için çalısmaya baslar.”
dr. david j. schwartz
bir kaç da söz bırakayım size;
"yapabileceğime inanırsam, başlangıçta sahip olmasam bile onu yapacak gücü kendimde bulurum."
mahatma gandhi
"zafer, zafer benimdir diyebilenindir. başarı ise, başaracağım diye
başlayarak sonunda, başardım diyebilenindir."
mustafa kemal atatürk
bir seyin imkânsiz olduguna inanirsanız, aklınız beyniniz bunun neden imkânsiz oldugunu size ispatlamak üzere çalısmaya baslar. ama bir seyi yapabileceginize inandıgınızda, gerçekten inandıgınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardim etmek için çalısmaya baslar.”
dr. david j. schwartz
devamını gör...
iyi insanlar nerededir ve onları nasıl buluruz sorunsalı
biri şu an istanbul fatih konumunda bulunan çukurbostan parkında yürüyüş yapmaktan yorulmuş vaziyette dinleniyor. google mapse çukurbostan parkı yazarak bulabilirsiniz. yine de iyi insanlar kendilerine iyi deme cüretini göstermekte son derece çekingen olacaklarından ihtiyatla yaklaşmanız önerilir. herkese güzel haftasonları.
devamını gör...
yalnızlık
kendini bir topluluğa ait hissetmeme duygusu. insanın en büyük korkusu.
herhangi bir konuda, herhangi bir ruh hali içerisindeyken insanların kendileri ile benzer hissiyatlar içerisinde olan insanları düşünüp/görüp, kontrol ettiği ya da edemediği bilincinin anlatıları neticesinde rahatlamasının altında, kendini bir topluluğa ait hissetme yani yalnız olmadığını fark etme sebebi yatıyor gibi geliyor bana. insanın mükemmele ulaşma çabası, hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini bildiği halde mükemmeli isteme dürtüsü onu şartları ne olursa olsun sürekli hayatını değiştirme isteğine sürüklüyor bence. ama aynı insan, hayatını değiştirmekten de ölesiye korkuyor. çünkü hayatından memnun olmadığı halde, hayatını değiştirmeye korkan insanlar olarak öyle bir kalabalığın içindeyiz ki; kendimizi hayatımızı değiştirmek için adım atacağımız yolda yalnız görüyoruz. o kalabalık bize "amaann bi' ben miyim hayatından memnun olmayan sanki" dedirtiyor.
yoksa hiçbirimiz gerizekalı değiliz herhalde değil mi? çok para kazanmak = çok çalışmak = çok yorulmak = harcayacak zaman bulamamak = harcayacak zaman yaratıldığında ise yorgun olmak iken tablo, defolup gitmeyi, başka bir düzen yaratıp kendi hayatımız için, başka bir şeyler yapmayı denemek yerine, kalıp bu kısır döngü içerisinde yer almayı boşuna tercih etmiyoruz. işi gücü bırakmak, bu yaştan sonra resme başlamak herkesin yaptığı şeyler olmadığı için korkutucu. kendimizi farklı bir şeyler yaparken düşündüğümüzde bile korkuyoruz kısacası.
sevgilinin seni terk etmesi değil yalnızlık. terk edilen milyonlarca insan varken o topluluğun içine aitsin.
çok sevdiğin birinin ölmesi de değil. bir yakınını kaybeden herhangi bir insandan farkın olmadığını anladığında, çektiğin acının bu dünya için zerre kadar bile önemi olmadığını fark ettiğinde, elinde nerene sokacağını bilemediğin bir acı kalıyor yalnızlığın değil.
istediklerini yapamadığın, başka bir yerde, başka kişilerle olmayı istediğin halde, olamadığın ya da kendini bile yalnız bıraktığını düşündüğün haldeyken bile yalnız değilsin aslında. senin gibi milyonlarcası var.
ne zaman yalnızsın biliyor musun?
cesur olduğunda.
cesaret insanlara göre değil. çünkü yalnızlık insanlara göre değil.
sıradan olun. çok düşünmeyen sıradan insanlar olun.
herhangi bir konuda, herhangi bir ruh hali içerisindeyken insanların kendileri ile benzer hissiyatlar içerisinde olan insanları düşünüp/görüp, kontrol ettiği ya da edemediği bilincinin anlatıları neticesinde rahatlamasının altında, kendini bir topluluğa ait hissetme yani yalnız olmadığını fark etme sebebi yatıyor gibi geliyor bana. insanın mükemmele ulaşma çabası, hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini bildiği halde mükemmeli isteme dürtüsü onu şartları ne olursa olsun sürekli hayatını değiştirme isteğine sürüklüyor bence. ama aynı insan, hayatını değiştirmekten de ölesiye korkuyor. çünkü hayatından memnun olmadığı halde, hayatını değiştirmeye korkan insanlar olarak öyle bir kalabalığın içindeyiz ki; kendimizi hayatımızı değiştirmek için adım atacağımız yolda yalnız görüyoruz. o kalabalık bize "amaann bi' ben miyim hayatından memnun olmayan sanki" dedirtiyor.
yoksa hiçbirimiz gerizekalı değiliz herhalde değil mi? çok para kazanmak = çok çalışmak = çok yorulmak = harcayacak zaman bulamamak = harcayacak zaman yaratıldığında ise yorgun olmak iken tablo, defolup gitmeyi, başka bir düzen yaratıp kendi hayatımız için, başka bir şeyler yapmayı denemek yerine, kalıp bu kısır döngü içerisinde yer almayı boşuna tercih etmiyoruz. işi gücü bırakmak, bu yaştan sonra resme başlamak herkesin yaptığı şeyler olmadığı için korkutucu. kendimizi farklı bir şeyler yaparken düşündüğümüzde bile korkuyoruz kısacası.
sevgilinin seni terk etmesi değil yalnızlık. terk edilen milyonlarca insan varken o topluluğun içine aitsin.
çok sevdiğin birinin ölmesi de değil. bir yakınını kaybeden herhangi bir insandan farkın olmadığını anladığında, çektiğin acının bu dünya için zerre kadar bile önemi olmadığını fark ettiğinde, elinde nerene sokacağını bilemediğin bir acı kalıyor yalnızlığın değil.
istediklerini yapamadığın, başka bir yerde, başka kişilerle olmayı istediğin halde, olamadığın ya da kendini bile yalnız bıraktığını düşündüğün haldeyken bile yalnız değilsin aslında. senin gibi milyonlarcası var.
ne zaman yalnızsın biliyor musun?
cesur olduğunda.
cesaret insanlara göre değil. çünkü yalnızlık insanlara göre değil.
sıradan olun. çok düşünmeyen sıradan insanlar olun.
devamını gör...
aşı karşıtlığı
karşıt mıyım değil miyim arada kaldığım durum.
imzaladığımız kağıtlara ne demeli?
imzaladığımız kağıtlara ne demeli?
devamını gör...
çabuk unutulan şeyler
devamını gör...


