çandarlı ailesi
yetiştirdikleri 4 büyük sadrazam ile osmanlının kuruluş döneminde askeri,idarî ve siyasi alanda büyük rol oynamış ailedir. döneminde osmanlı ailesinden sonra en büyük güçtür. hatta fatih sultan mehmet (bkz: çandarlı halil paşa)'yi sadrazamlıktan alabilmesi istanbul'un fethinden sonra gerçekleşmiştir.
devamını gör...
lucifer'in aslında benjamin olması
bu başlıktan sonra uçurulmadığına göre belki de kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakasıyımdır.
lucifer'a yönlendirerek hedef şaşırtıyorumdur.
olabilir, manyak oldum sayenizde *
lucifer'a yönlendirerek hedef şaşırtıyorumdur.
olabilir, manyak oldum sayenizde *
devamını gör...
sözlüğe eksileme butonu gelse yaşanacaklar
aşağıda:
1- sürekli olarak, insanların damarına basacak "lince susadım. vurun bana!" temalı başlıklar açmak ve eksilenmek.
2- eksilendikçe keyiflenip * yenilerini açmak ve yine eksilenmek.
3- bu adımlar sonucunda eksi karmada nirvanaya ulaşmak.
4- "kimsenin söylemeye cesaret etmediklerini söylüyorum da ondan." ya da "kimseye yalakalık yapmıyorum. artı karmalı olanlar yalaka. o yüzden artı onlar." diyerek kendini kandırmak.
5- gerçek bilgi içeren tanımlara, kendisi o konulardan hoşlanmadığı için yahut uzun yazıldığı için eksi vermek.
6- kapanış.
cidden istediğiniz bu mu?
1- sürekli olarak, insanların damarına basacak "lince susadım. vurun bana!" temalı başlıklar açmak ve eksilenmek.
2- eksilendikçe keyiflenip * yenilerini açmak ve yine eksilenmek.
3- bu adımlar sonucunda eksi karmada nirvanaya ulaşmak.
4- "kimsenin söylemeye cesaret etmediklerini söylüyorum da ondan." ya da "kimseye yalakalık yapmıyorum. artı karmalı olanlar yalaka. o yüzden artı onlar." diyerek kendini kandırmak.
5- gerçek bilgi içeren tanımlara, kendisi o konulardan hoşlanmadığı için yahut uzun yazıldığı için eksi vermek.
6- kapanış.
cidden istediğiniz bu mu?
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
"bu maskenin altında etten daha fazlası var. bu maskenin altında bir fikir var, bay creedy ve fikirlere kurşun işlemez." v for vendetta.
devamını gör...
nickaltı ile başlayan aşk
benim için sıkıntılı.
13 sayfa nikaltım var. hangi birine aşık olayım.
13 sayfa nikaltım var. hangi birine aşık olayım.
devamını gör...
girift radyo yayını
kendi adımı görmem ile sevindiğim kesin kez dinleyeceğim yayın olacaktır efendim.
devamını gör...
değerli eşyayı saklayacak en iyi yer
ayakkabı kutusu.
ıroni yapmıyorum.
ben eski beri ayakkabı kutusuna saklardım.
malum olaylar beni yıldırmadı.
malum olaylar iyi bile oldu, hırsızlar daha da ayakkabı kutusuna bakmaz.
umarım, elmaslarımı bulmazlar.*
ıroni yapmıyorum.
ben eski beri ayakkabı kutusuna saklardım.
malum olaylar beni yıldırmadı.
malum olaylar iyi bile oldu, hırsızlar daha da ayakkabı kutusuna bakmaz.
umarım, elmaslarımı bulmazlar.*
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
ilhan komanın akdeniz heykeli nasıl paylaşılmamış. beni heyecanlandıran yerli eserler arasında ilk sıralardadır. bir de gazze protestolarında başına gelmedik kalmamıştır, insanlar denize kavuşsun diye umut ederken iyice duvarlar ardına hapsolmuştur.
heykel bile olsanız güvenle sokakta var olamıyorsunuz şaka gibi. heykele bile üzülüyoruz yahu ne çeşit bir bataklık bu ülke... vandalizm bırak peşimizi.

heykel bile olsanız güvenle sokakta var olamıyorsunuz şaka gibi. heykele bile üzülüyoruz yahu ne çeşit bir bataklık bu ülke... vandalizm bırak peşimizi.

devamını gör...
izne ayrılma sebebine yazılacak şey
atam izin'deyiz. *
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
göz yaşı.
devamını gör...
nutuk’u yasaklamak
bu da oldu. nutuk’ta yer alan ifadelerin öğrenciler için olumsuz örnek teşkil edeceği gerekçesiyle mersin çamlıyayla ilçe milli eğitim müdürlüğünce yasaklanması durumu.
yoruma ne hacet. ne desek boş. adım adım test ediyorlar cumhuriyetin tüm kurucu değerlerini.
buradan
zorunlu edit:
öncelikle meb'in açıklamasından gidelim: meb basın açıklamasında aşağıda yer alan ifadelerle olayı yalanlıyor:
1- ''bir sosyal medya hesabından "müdürlüğümüze ait resmi yazının üstü kapatılarak", "çamlıyayla'da ülkü ocakları tarafından gençlere dağıtılmak istenen nutuk kitabına mustafa kemal atatürk'ün gençlere kötü örnek olacak resmi ve sözleri nedeniyle izin verilmediği" şeklinde yapılan paylaşım kesinlikle gerçek dışıdır.''
bu yalanlamasından sonra hemen alt kısımda yalan dediği belgeyi alın orijinali bu diyerek yayınlıyor ki bu belge zaten sosyal medyada dolaşan belge.
meb'in yayımladığı belge:

açıklamada her alan diğer sorunlu kısım ise şöyle:
2-''...orijinalinden değiştirilmiş, gerçek nutuk'tan farklı olan, öğrencilerin gelişim seviyesine uygun olmayan söz konusu kitabın öğrencilere dağıtılmasına izin verilmesi....suç oluşturacağından kitabın dağıtılması komisyonumuzca uygun görülmemiştir.''
bu açıklamada da nutuk'un ''tahrif'' edildiği iddiası var..nutuk öncelikle kutsal kitap değildir. gerçek nutuk ifadesi bile başlı başına sorunludur. burada ''sadeleştirilmiş'' ifadesi daha doğru olurdu. öte yandan, varsayalım ki gerçek nutuk'tan farklı.. yani aslında vahdettin'e ya da osmanlı'ya karşı o ifadelerin kullanılmadığı mı anlatılmaya çalışılıyor meb tarafından? halbuki realite öyle mi tabii ki değil: yapıkredi yayınlarından ilk baskısı 2011 yılında çıkmış nutuk'un 597. sayfasından aynen aktarıyorum:
fi’l-hakika, her ne sebep ve suretle olursa olsun, vahideddin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde, tehlikede görebilecek
kadar âdi bir mahlûkun, bir dakika dahi olsa, bir milletin re’s-i kârında bulunduğunu düşünmek ne hazindir! şâyân-ı teşekkürdür ki bu alçak, mevrus saltanat makamından millet tarafından ıskat olunduktan sonra,
denâetini itmâm etmiş bulunuyor. türk milletinin bu takaddümü elbette, takdire lâyıktır. âciz, âdi his ve idrâkten mahrum bir mahlûk, kabul eden, herhangi bir ecnebinin himayesine girebilir, fakat böyle bir mahlûkun, bütün islâmların halifesi sıfatını hâiz bulunduğunu ifade etmek elbette muvâfık değildir. böyle bir telâkkinin doğru olabilmesi, evvel emirde, bütün islâm kitlelerinin esir olmaları şartına vâbestedir. halbuki cihanda hakikat, böyle midir? biz, türkler, bütün tarih-i hayatımızca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz! kıymetsiz hayatlarını iki buçuk gün fazla, sefilâne sürükleyebilmek için, her türlü mezelleti
mübâh gören halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik. bu suretle devletlerin, milletlerin, yekdiğeriyle münasebatında
şahısların, bâhusûs mensup olduğu devlet ve milletin zararına da olsa, şahsî vaziyet ve hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespâyelerinehemmiyeti olamayacağı hakikat-i malûmesini teyid ettik.
'
son olarak da atatürk'ün elinde sigara bulunan meşhur fotoğrafı.. ya bir şeyi anlamaktan aciz insanlar gerçekten.. şekle takılmayı maalesef resmi bir politika olarak uygulamaktayız. biz diyoruz, fikir.. düşünce.. bilim.. insanlık.. bunlar diyor saç sakal türban sigara içki şu bu..biz diyoruz.. nitelik.. onlar hayır.. ille de nicelik.. en büyük en büyük.. en harika büyük.
ayrıca, mavi çatı yayınlarından çıkan nutuk da bildiğiniz üzere kültür bakanlığı logosunu taşıyan resmi izinle çıkan nutuk'tur.. dr'den rahatlıkla alabilirsiniz. buradan
yani özetle ortada bir yasaklama mevcuttur.. lokal düzeyde denenmiş fakat akim kalmıştır..fakat yine deneyeceklerdir.
yoruma ne hacet. ne desek boş. adım adım test ediyorlar cumhuriyetin tüm kurucu değerlerini.
buradan
zorunlu edit:
öncelikle meb'in açıklamasından gidelim: meb basın açıklamasında aşağıda yer alan ifadelerle olayı yalanlıyor:
1- ''bir sosyal medya hesabından "müdürlüğümüze ait resmi yazının üstü kapatılarak", "çamlıyayla'da ülkü ocakları tarafından gençlere dağıtılmak istenen nutuk kitabına mustafa kemal atatürk'ün gençlere kötü örnek olacak resmi ve sözleri nedeniyle izin verilmediği" şeklinde yapılan paylaşım kesinlikle gerçek dışıdır.''
bu yalanlamasından sonra hemen alt kısımda yalan dediği belgeyi alın orijinali bu diyerek yayınlıyor ki bu belge zaten sosyal medyada dolaşan belge.
meb'in yayımladığı belge:

açıklamada her alan diğer sorunlu kısım ise şöyle:
2-''...orijinalinden değiştirilmiş, gerçek nutuk'tan farklı olan, öğrencilerin gelişim seviyesine uygun olmayan söz konusu kitabın öğrencilere dağıtılmasına izin verilmesi....suç oluşturacağından kitabın dağıtılması komisyonumuzca uygun görülmemiştir.''
bu açıklamada da nutuk'un ''tahrif'' edildiği iddiası var..nutuk öncelikle kutsal kitap değildir. gerçek nutuk ifadesi bile başlı başına sorunludur. burada ''sadeleştirilmiş'' ifadesi daha doğru olurdu. öte yandan, varsayalım ki gerçek nutuk'tan farklı.. yani aslında vahdettin'e ya da osmanlı'ya karşı o ifadelerin kullanılmadığı mı anlatılmaya çalışılıyor meb tarafından? halbuki realite öyle mi tabii ki değil: yapıkredi yayınlarından ilk baskısı 2011 yılında çıkmış nutuk'un 597. sayfasından aynen aktarıyorum:
fi’l-hakika, her ne sebep ve suretle olursa olsun, vahideddin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde, tehlikede görebilecek
kadar âdi bir mahlûkun, bir dakika dahi olsa, bir milletin re’s-i kârında bulunduğunu düşünmek ne hazindir! şâyân-ı teşekkürdür ki bu alçak, mevrus saltanat makamından millet tarafından ıskat olunduktan sonra,
denâetini itmâm etmiş bulunuyor. türk milletinin bu takaddümü elbette, takdire lâyıktır. âciz, âdi his ve idrâkten mahrum bir mahlûk, kabul eden, herhangi bir ecnebinin himayesine girebilir, fakat böyle bir mahlûkun, bütün islâmların halifesi sıfatını hâiz bulunduğunu ifade etmek elbette muvâfık değildir. böyle bir telâkkinin doğru olabilmesi, evvel emirde, bütün islâm kitlelerinin esir olmaları şartına vâbestedir. halbuki cihanda hakikat, böyle midir? biz, türkler, bütün tarih-i hayatımızca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz! kıymetsiz hayatlarını iki buçuk gün fazla, sefilâne sürükleyebilmek için, her türlü mezelleti
mübâh gören halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik. bu suretle devletlerin, milletlerin, yekdiğeriyle münasebatında
şahısların, bâhusûs mensup olduğu devlet ve milletin zararına da olsa, şahsî vaziyet ve hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespâyelerinehemmiyeti olamayacağı hakikat-i malûmesini teyid ettik.
son olarak da atatürk'ün elinde sigara bulunan meşhur fotoğrafı.. ya bir şeyi anlamaktan aciz insanlar gerçekten.. şekle takılmayı maalesef resmi bir politika olarak uygulamaktayız. biz diyoruz, fikir.. düşünce.. bilim.. insanlık.. bunlar diyor saç sakal türban sigara içki şu bu..biz diyoruz.. nitelik.. onlar hayır.. ille de nicelik.. en büyük en büyük.. en harika büyük.
ayrıca, mavi çatı yayınlarından çıkan nutuk da bildiğiniz üzere kültür bakanlığı logosunu taşıyan resmi izinle çıkan nutuk'tur.. dr'den rahatlıkla alabilirsiniz. buradan
yani özetle ortada bir yasaklama mevcuttur.. lokal düzeyde denenmiş fakat akim kalmıştır..fakat yine deneyeceklerdir.
devamını gör...
kimi insanların az konuşma nedeni
"ben kime ne anlatıyorum" diye bir evre var, oraya gelince tüm kelimeler anlamsız, konuşmak da gereksiz gelmeye başlıyor...
devamını gör...
hanım hanım bunlar benim ukdelerim
bir serzeniş.
ukdeyi sahiplenip, gerçek sahibini anmayan* kişilere kullanılan bir bağırtı.
ukdelere sahip çıkalım.
mahalle kavgasına dönüyor ortam.
sanırım bu 'cuk' oturur.
rahatsız ukdesi*
ukdeyi sahiplenip, gerçek sahibini anmayan* kişilere kullanılan bir bağırtı.
ukdelere sahip çıkalım.
mahalle kavgasına dönüyor ortam.
sanırım bu 'cuk' oturur.
rahatsız ukdesi*
devamını gör...
bipolar duygudurum bozukluğu
sevenlerini daha çok yoran hastalık.
tedavi olun allasen.
tedavi olun allasen.
devamını gör...
ceyda düvenci'nin kızının regl olmasını sosyal medyadan duyurması
şaka maka iki gündür gündemde olan başlık. deprem olsa bu kadar konuşulmuyor ülkede ya. millet ne meraklıymış kardeşim ceyda'nın kızının regl olmasına? oldu olacak bide tampon mu kullansın ped mi kullansın onu tartışalım. bıktım midem bulandı yemin ederim.
devamını gör...
yaşlanıyorum denilen an
kafanın gürültüyü kaldırmaması.
tahammülsüzlük.
tahammülsüzlük.
devamını gör...
gezginler.net
zamanında çok farklı virüs, truva atı vb. bilgisayar zararlısıyla tanışmama vesile olan internet sitesidir.
devamını gör...
ucuz ve pratik yemek tarifleri
tatlılardan şekerpare yapımı için :
4 yumurta, 4 bardak un, 1 bardak sıvı yağ, 1 bardak süt ve biraz ekşimemiş yoğurt suyu, yarım limon suyu birlikte yoğrulup hamur yapılır. koyuca hamur küçük çay bardağının ağzıyla aynı büyüklükte yuvarlaklar haline getirilir.
yağlı kağıt kaplanmış tepsiye dizilerek fırına verilir, üstü kızarınca çıkarılır ve soğumaya bırakılır. sora 1 kg. toz şeker kaynatılarak kestirilir ve üzerine dökülür.
şerbeti içine alan malzeme şişerek büyür. üzerine hindistan cevizi veya toz fındık dökülerek afiyetle yenir. şimdilerde marketlerde hazırı da satılıyor.
4 yumurta, 4 bardak un, 1 bardak sıvı yağ, 1 bardak süt ve biraz ekşimemiş yoğurt suyu, yarım limon suyu birlikte yoğrulup hamur yapılır. koyuca hamur küçük çay bardağının ağzıyla aynı büyüklükte yuvarlaklar haline getirilir.
yağlı kağıt kaplanmış tepsiye dizilerek fırına verilir, üstü kızarınca çıkarılır ve soğumaya bırakılır. sora 1 kg. toz şeker kaynatılarak kestirilir ve üzerine dökülür.
şerbeti içine alan malzeme şişerek büyür. üzerine hindistan cevizi veya toz fındık dökülerek afiyetle yenir. şimdilerde marketlerde hazırı da satılıyor.
devamını gör...
aziyade
pierre loti tarafından yazılan 1879 yılında yazılan günlük gibi tutulmuş ama içerisinde o dönemin istanbuluna ve yaşam tarzına ilişkin önemli anektotlar barındıran bir kitap. zamanında bununla ilgili kendime bir not hazirlamisim. üşenmeyip kitap hakkında izlenimlerimi fikirlerimi bilmek isteyenler okuyabilir.
eyüp. 20’li yaşların başındaki bir üniversite öğrencisi için belki de istanbul’da herhangi bir çekiciliği olmayan semtlerden birisi. anadolu’nun herhangi bir yerinden gelmiş bir öğrenci, elindeki kısıtlı imkanlarla istanbul’un daha çok eğlenceye dönük semtlerini, mekanlarını gezmek ister. nitekim benim içinde aynısı geçerli. yolumun düşmesi istanbul’a adım attıktan neredeyse 1 yıl sonrasına denk geliyor. istanbullu bir arkadaşım eyüp’te nostaljik güzel bir kafe olduğunu söylüyor. 6-7 kişilik bir grup halinde semte yolumuz düşüyor, oradan da teleferik hattı ile pierre loti tepesi’ne çıkıyoruz. güzel bir manzara, fahiş fiyatlı çay bahçesi canımız sıkıyor ufaktan. çok durmuyoruz zaten, istanbul’da neredeyse her tepe noktasının manzarası bir başka güzel, belki o an herhangi bir anlam yükleyemiyor insan. sonrasında eyüp semtinde dolaşıp, adını hatırlamadığım bir caminin bitişiğine kurulmuş kermese denk gelip karnımızı doyuruyoruz. bu süre içerisinde dikkatimi en çok semtte yer alan mezarlık ve semtin istanbul’un genelinin aksine sahip olduğu sessizlik dikkatimi çekiyor. bundan 100 yıl önce buralarda kimler ne şekilde yaşamış diye kendime sorduğumu hatırlıyorum ama üzerinde gençliğin kaygısızlığı ile çok fazla da durmuyorum.
hayat devam ediyor, yıllar sonra biraz da önyargı ile aziyade kitabını satın alıyorum. zaten bu zamana kadar hem eğitim için hem de kişisel ilgimden ötürü istanbul’la ilgili onca kitap okumuşum, çoğu yeri dolaşmışım, kitaptan basit bir aşk hikayesi dışında ne öğrenebilirim ki… işte burası tam olarak yanıldığım nokta.
aziyade. 1877 yılının istanbul’unun fotoğrafını çekmek istiyorsanız eğer okumanız gereken bir kitap. roman diyemiyorum. bana bir roman hissiyatı vermiyor. günlük gibi başlıyor, zaman zaman bir roman havası veriyor ancak genel itibarıyla birisinin not defterine karalamaları gibi. şaşırtıcı bir biçimde her sayfada size bilmediğiniz bir istanbul’u anlatıyor. birbirinden görünüşte nefret etmesi gereken insanların nasıl bir arada yaşamaya tahammül ettiğini, bu nefretin nasıl bir gönül bağına döndüğünü, kurnazlığın saflıkla nasıl bir arada vücut bulduğunu çok net gözler önüne seriyor. dil, din, ırk ya da coğrafya fark etmeden hislerin her zaman tek bir dili konuştuğunu ve o dili unutanların bile aslında tekrar hatırlayabileceğini bizlere gösteriyor. biliyorum bu yazım da aynı aziyade gibi daldan dala atlıyor bir oradan bir buradan. ancak kitabı etkisinden çıkmak pek o kadar kolay değil. bu yüzden ki tek bir kitapta hem aşkı hem eğlenceyi hem de istanbul’un kendisini yaşamak istiyorsanız, okumanız, okutturmanız ve düşünmeniz gereken bir kitap aziyade.
edit: alıntı olarak alınmış ama kendi gözlemlerim olup başka yerden alıntı yapılmamıştır.
eyüp. 20’li yaşların başındaki bir üniversite öğrencisi için belki de istanbul’da herhangi bir çekiciliği olmayan semtlerden birisi. anadolu’nun herhangi bir yerinden gelmiş bir öğrenci, elindeki kısıtlı imkanlarla istanbul’un daha çok eğlenceye dönük semtlerini, mekanlarını gezmek ister. nitekim benim içinde aynısı geçerli. yolumun düşmesi istanbul’a adım attıktan neredeyse 1 yıl sonrasına denk geliyor. istanbullu bir arkadaşım eyüp’te nostaljik güzel bir kafe olduğunu söylüyor. 6-7 kişilik bir grup halinde semte yolumuz düşüyor, oradan da teleferik hattı ile pierre loti tepesi’ne çıkıyoruz. güzel bir manzara, fahiş fiyatlı çay bahçesi canımız sıkıyor ufaktan. çok durmuyoruz zaten, istanbul’da neredeyse her tepe noktasının manzarası bir başka güzel, belki o an herhangi bir anlam yükleyemiyor insan. sonrasında eyüp semtinde dolaşıp, adını hatırlamadığım bir caminin bitişiğine kurulmuş kermese denk gelip karnımızı doyuruyoruz. bu süre içerisinde dikkatimi en çok semtte yer alan mezarlık ve semtin istanbul’un genelinin aksine sahip olduğu sessizlik dikkatimi çekiyor. bundan 100 yıl önce buralarda kimler ne şekilde yaşamış diye kendime sorduğumu hatırlıyorum ama üzerinde gençliğin kaygısızlığı ile çok fazla da durmuyorum.
hayat devam ediyor, yıllar sonra biraz da önyargı ile aziyade kitabını satın alıyorum. zaten bu zamana kadar hem eğitim için hem de kişisel ilgimden ötürü istanbul’la ilgili onca kitap okumuşum, çoğu yeri dolaşmışım, kitaptan basit bir aşk hikayesi dışında ne öğrenebilirim ki… işte burası tam olarak yanıldığım nokta.
aziyade. 1877 yılının istanbul’unun fotoğrafını çekmek istiyorsanız eğer okumanız gereken bir kitap. roman diyemiyorum. bana bir roman hissiyatı vermiyor. günlük gibi başlıyor, zaman zaman bir roman havası veriyor ancak genel itibarıyla birisinin not defterine karalamaları gibi. şaşırtıcı bir biçimde her sayfada size bilmediğiniz bir istanbul’u anlatıyor. birbirinden görünüşte nefret etmesi gereken insanların nasıl bir arada yaşamaya tahammül ettiğini, bu nefretin nasıl bir gönül bağına döndüğünü, kurnazlığın saflıkla nasıl bir arada vücut bulduğunu çok net gözler önüne seriyor. dil, din, ırk ya da coğrafya fark etmeden hislerin her zaman tek bir dili konuştuğunu ve o dili unutanların bile aslında tekrar hatırlayabileceğini bizlere gösteriyor. biliyorum bu yazım da aynı aziyade gibi daldan dala atlıyor bir oradan bir buradan. ancak kitabı etkisinden çıkmak pek o kadar kolay değil. bu yüzden ki tek bir kitapta hem aşkı hem eğlenceyi hem de istanbul’un kendisini yaşamak istiyorsanız, okumanız, okutturmanız ve düşünmeniz gereken bir kitap aziyade.
edit: alıntı olarak alınmış ama kendi gözlemlerim olup başka yerden alıntı yapılmamıştır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
aslında ne karşımızdakinin bizi sandığını sandığımız kadar az,
ne de kendimizi önemsediğimiz kadar fazlayız şu hayatta.
eğer yaşadıklarını hiç hak etmediğini düşünüyorsan önce dönüp bir kendine bakacaksın!
ne veriyor ve ne alıyorsun?
ya da ortada haksızlık ya da mutsuzluk yaratan bir durum varsa neden izin veriyorsun buna?
hâlâ?
feda ettiklerin...
yaşadığını sandıklarına değiyor mu?
sahi!
biz ne yaşıyoruz şu hayatta bilen var mı?
ne de kendimizi önemsediğimiz kadar fazlayız şu hayatta.
eğer yaşadıklarını hiç hak etmediğini düşünüyorsan önce dönüp bir kendine bakacaksın!
ne veriyor ve ne alıyorsun?
ya da ortada haksızlık ya da mutsuzluk yaratan bir durum varsa neden izin veriyorsun buna?
hâlâ?
feda ettiklerin...
yaşadığını sandıklarına değiyor mu?
sahi!
biz ne yaşıyoruz şu hayatta bilen var mı?
devamını gör...