türklerin ilk yazılı eseri değil; bilinen ilk yazılı eseridir. bu bilinen kısmı çok önemli çünkü orhun abidelerindeki türkçe işlenmiş, gelişmiş hatta felsefi alt yapısı da olan bir türkçedir. yani bunun öncesi de var ama yazılı örnekleri şu an henüz keşfedilmemiş. öbür türlü sanki türkler tarih sahnesine çıkar çıkmaz orhun abidelerini dikmiş gibi yanlış bir anlam çıkıyor.

öd tengri aysar, kişi oglı kop ölgeli törimiş: ''zaman tanrısı öyle buyurunca insanoğlu hep ölümlü yaratılmış''* ya da ''zamanı tanrı yaşar, insanoğlu hep ölümlü yaratılmış''* anlamına gelen kültigin'e ait bir söz. böyle bir cümle kurabilmek binlerce yıllık düşünsel bir evrim geçirmiş olmayı gerektirmektedir.
devamını gör...

mimarlık ve askeri alanlarda çok gelişmiş imparatorluk.
ben biraz roma imparatorluğu ve koleksiyonerlik ile ilgili bir kaç şey söylemek istiyorum.

öncelikle roma imparatorluğu savaşçı bir imparatorluktu. ancak kendilerinden önce dünyanın bir çok yerine yayılmış olan helen kültürü sanatsal bir kültürdü. bu yüzden roma her zaman bir şekilde köklerini yunan kültürü'ne dayandırmaya tarihsel olarak köklerinde yunan kültürü olduğunu kanıtlamaya çalıştılar.

hatta sırf bu çabaları sayesinde koleksiyonerlik ortaya çıktı ve ilk koleksiyoncular da romalı ultra zenginlerdi. roma ordusu bir yeri fethettiğinde oradaki zenginlerin evlerini veya tapınakları yağmalayarak özellikle heykelleri toplardı. başlarda bu toplama işi çok acemice olduğu için ve askerlerin hangi heykel önemli hangisi değerli bilemedikleri için bir çok önemli eser yok oldu.

m.ö.146 yılında tarihçi polybius'un anlattığına göre konsül mummius korinth’i ele geçirdiğinde askerler sanat eserleri ve anıtlara değer vermeden yok ederler.

yavaş yavaş bilinçli bir yağmalama anlayışı gelişti ve romalı generaller de bu yağmalama ile başlattıkları koleksiyonerliği sevmeye ve villalarında bu heykelleri sergilemeye başladılar. sefere çıktıklarında yanlarında bu eserlerden anlayan uzmanları bile götürmeye başladılar.

başlarda roma'ya getirilen bu eserler savaştaki galibiyetin bir göstergesi olarak roma'daki tapınaklara sunuluyordu. ancak generaller yavaş yavaş bu eserlerden kendilerine de ayırıp villalarına götürmeye başladılar. zamanla bu villalar birer açık hava müzesine dönüşüyordu. bunlardan en ünlüsü ise imparator hadrian'ın tivoli'deki villasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynağı: buradan

bu villa o kadar büyüktü ki içerisinde tapınaklar, hamam, kütüphaneler, tiyatro, bağlantı yolları, çeşitli salonlar, görevlilerin kaldığı yapılar, sütunlu yapılar, havuzlar gibi bir çok yapıyı barındırıyordu. özellikle bu havuzların etrafında kaidelerin üzerinde az önce bahsettiğimiz heykeller sergileniyordu. suyun yansıması sayesinde bu heykeller daha da ilgi çekici hale geliyordu. aslında bu villa bile başlı başına roma'nın mimari yeteneği ile helen kültürü'nün sanatsal yönünün birleşmesinin muazzam bir örneğidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı: buradan

elbette sadece yağma ile gelen eserler sergilenmiyordu bu villalarda. zamanlar roma'ya getirilen veya gelen heykeltıraşlar burada da eserler vermeye başladılar. özellikle bahsettiğimiz villa'da bir yarışmada birinci olduktan sonra sergilenmeye başlayan bir amazon heykeli hem kendi döneminde hem de günümüzde sanat tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. sebebi ise bu heykele arkadan baktığınızda bir erkeğin sırtına bakıyorsunuz önden baktığınızda bir kadının gövdesine bakıyorsunuz. aslında bu eser amazon görüntüsünü en güzel gösteren eserdir desem yanlış olmaz.

roma imparatorluğu, koleksiyonculuk ve villa kelimelerini bir arada kullandığımız zaman bir villayı daha anmamız gerekiyor ki o da tiberius'un villası'dır. bu villa sperlonga mağarasını da içine alarak büyük bir alanı kaplıyor. özellikle mağaranın içinde sergilenen heykel grubu ile bahsettiğimiz helen kültürü sevdasına da güzel bir örnektir. bu heykel grubu konusunu odysseia destanından alır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı: www.archaeologs.com/i/307/s...
önde ortada scylla grubu olarak anılan bir heykel grubu, yanlarda pasquino ve palladion'un kaçırılışı konularını işleyen heykel grupları bulunur. en arkada ise en meşhur ve en karmaşık heykel grubu bulunur. bu heykel grubunun konusu ise odysseus’un polyphemos’u kör edişi.'dir. bu heykeller roma kopyaları olsa da yunan mitolojisinden ve odysseia'dan konuları işlemesi açısından önemlidir.

özellikle roma'da kopya eserler de çok fazla yapılırdı. günümüze kadar kalmayan bazı eserlerin neye benzediğini bu kopyalar sayesinde biliyoruz.
devamını gör...

katılmadığım başlıktır.

yahu yazarlar o tür başlıklara yazmazsak bir şey olmaz. sorun çözülür.
siz zannediyor musunuz o başlığı açan tipler gerçekten öyle düşünüyor?
adamlar kudurtmaya çalışıyor. tanım girilmesini istiyor. sazan gibi atlamak manasız.
millet kışkırtmaya çalışıyor herkes sinirlenip tanım girip laf anlatmaya çalışıyor ulan trolle laf anlatılır mı.
devamını gör...

yazdıklarımı yaşadıklarım sanıyorlar.
oysa ben bazen, yaşamak istediklerimi de yazıyorum
geç kaldıklarım var,
gecikenler var,
gelemeyecekler var,
gelseler bile beni bulamayacaklar var.
öyle işte...!
devamını gör...

yine beni benden iyi anlatan bir sözünü paylaşmak istiyorum.

" ne kadar kaçmak ve uzaklaşmak arzusu ile dolu isem, o kadar da bağlanmak, kalmak ve bağdaş kurup oturmak istiyorum."

sait faik abasıyanık
devamını gör...

gayet medeni bir şekilde teşekkür edip kendinden ödün vermeyip hayatına devam etmelidir. illaki başlangıçta bir burukluk olur ancak hayatın normal gidişatında böyle durumların olduğu bilinciyle yaklaşılırsa daha rahat bir şekilde atlatılır.

hatta şöyle bir durumda mevcuttur ki bu davranışı gösteren erkekleri fark eden kadınlar daha sonradan gizliden gizliye ilgi duyabilmekte.
devamını gör...

leyla, gözlerin o kadar yeşil ki, o gözlerinden bir kere öpsem dudaklarımda bir orman filizlenir.
(bkz: leyla ile mecnun)
devamını gör...

hepsi bir derstir ve her ders biraz zordur
affetmek erdemse, unutmamak akıllılıktır
devamını gör...

millet iyice kafayı yedi evde oturmaktan.
devamını gör...

uzun yıllar güney afrika cumhuriyeti'nde çalıştım. gittiğim günden döndüğüm güne kadar 1 tl 5 rand yaptı.
ailevi sebeplerden türkiye'ye geri döndüm ve bir daha gitmedim. türk lirasının aşırı değer kaybı sayesinde 1 tl 2 rand oldu.
ben oradayken 20 bin rand 4 bin tl yapıyorken, şimdi 10 bin tl yapıyor.
yıllarca orada yaşadım hiç değişmeyen kur, ben gelince değişti. benden daha kısmetsiz kim var acaba.
devamını gör...

başlıkta resimli anlatımı eksik olan pozisyon. onu da ben yapayım.

tamamen acemiye anlatır gibi anlatacağım çünkü bu işlerle hiç ilgisi olmadığı hâlde "neymiş yahu bu kadar büyütülen, anlaşılamayan pozisyon!" diye merak edenler de olabilir aramızda.

arkadaşlar, 2 takım var: mavi ve kırmızı. diyelim ki siz mavi takımda oynuyorsunuz. aşağıda sahanın ve oyuncuların temsili görüntüleri üzerinden söylemek gerekirse, sol tarafta bulunan kaleye gol atmanız gerekiyor. hızla sağ taraftan sola doğru hücuma kalkmış geliyorsunuz. ortadaki beyaz yuvarlak ve onun civarı orta saha olarak anılıyor. orta sahadan atağa kalktınız özetle.

aşağıda kırmızı kutuyla işaretlediğim mavi takım oyuncularına bakın ve anlatmaya devam edeyim:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

az daha sağ tarafta olan, yani orta sahaya yakın olan işaretli arkadaş topla beraber geliyor. siz de resmin daha sol tarafındaki işaretli olan kişisiniz. orta sahadaki arkadaşınız size pasını veriyor veee tebrikler, ofsayta düştünüz! çünkü neden? resme yeniden bakın. bu kez işaretli olan diğer takım oyuncularına dikkat edin:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gördüğünüz gibi bu 2 oyuncu, sizden daha geride. rakip takımın kalecisine en yakın kişi sizsiniz. hatta siyah kesikli çizgiye bakarsanız da bunu görebilirsiniz. işte ofsayt budur. top size atıldığı anda, rakip kaleciye rakip oyunculardan daha yakın olmamanız, onların gerisinde olmanız gerekir kısaca. eğer pas atıldıktan sonra hızla koşup tüm rakip oyuncuları geçerseniz ofsayta düşmezsiniz.

***

tabii bu pozisyonun istisnaları vardır. oyuncu kendi yarı sahasındayken yukarıdaki şartlar oluşsa da ofsaytta sayılmaz. ayrıca kale vuruşu, taç atışı ve köşe vuruşundan topu almışsanız yine ofsaytta sayılmazsınız.

ofsayt pozisyonundayken attığınız gol geçersizdir. siz ofsayttaysanız, takım arkadaşınız değilse ve top size değil ona pas olarak verilmişse, siz ofsaytta olduğunuz için oyun durmaz. sorun pasın o anda ofsaytta olan kişiye verilmesidir.

görsel bu kaynaktan alınmış ve üzerinde değişiklik yapılmıştır.
devamını gör...

o akımdakiler 'ekmek bize çok kilo yaptı ya ekmeği kestik' şekline evrildi.
not: ekmeği her zaman fırından alırım.
konu ile alakası var mı bilmiyorum ama söylemeden geçmeyeceğim:

şairler ekmek yiyor, fırıncılar şiir okumuyor.
devamını gör...

genelde sonrasında acı ve gözyaşı peşi sıra gelir ve üst üste konularak yapılmış bir eser, bir tekme atılmış misali yerle yeksan olur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu sözü müslüman bir birey sarfediyor ise, peygamberimizin (saa) iki ağır emanetinden birine ihanet ediyor demektir. nitekim peygamberimiz (saa) şöyle buyurmuştur;

"size iki ağır emanet bırakıyorum. biri kur'an, biri sünnet. bu ikisine sarılırsanız kurtuluşa erersiniz. *

başka bir rivayet ise;

"size iki ağır emanet bırakıyorum. biri kur'an, biri ehlibeyt. bu ikisi kıyamet gününe kadar kevser havuzunun başına değin, birbirinden ayrılmazlar.*

gelelim konumuza; islami literatürde kur'anı anlamak, belli bir metodolojiye bağlanmıştır. bu metodoloji sırası ile şöyledir;

ayeti, ayet ile anlamak : bu metodolojide bazı ayetler kilit, bazı ayetler anahtardır. eğer doğru anahtarı bulup, doğru kilide yönelir iseniz, ayetlerin birbiriyle olan ahengini yakalamış olursunuz. bu sahabe ve tabiinlerin yöntemidir. zaten bir çok sahabenin fakih olmasının nedeni de bu metodolojidir.

ayeti, hadis ve siret ile anlamak : bu yöntem, peygamberimizden sonraki neslin peygamberimizin davranışları, tutumu ve sözleri ile ayetleri anlama metodudur. bilinmelidir ki; bir veya birden fazla ayet, bir emir veya birden fazla emir içerebilir. bu durumun çözümlenmesi için peygamberimizin hayatını ve ayetlerin nuzül sebebinin bilinmesi gerekir.


günümüzde kur'anı anlamak, ne yazık ki, ya tasavvuf ve tarikatlerin dayattığı; "siz kur'anı anlayamazsınız. bir şeyhe, bir mürşide ihtiyacınız var! " tezine, ya da selefi düşüncenin dayattığı; "kur'anı anlamak için okumak yeterli! " tezine sıkıştırılmış durumdadır.

işin özü şudur; ifrat ve tefrit, bütün yıkımların temelini oluşturduğu gibi, dini açıdan da yıkımların temelidir. her kim sizi allah'tan başka bir şeye veya bir kimseye çağırıyor ise, biliniz ki sahtekardır.
devamını gör...

bu kasten yapılan veya yapılabilen bir şey mi ya? bu mevzu benim için istemsiz oluyor. yani birini görüyorsun. hoş kız, güzel kız, iyi de biri vs vs. eee bir şeyler hissetmek lazım değil mi? yok hissetmiyorsun. yani nasıl geliyordu, nasıl birine güzel hisler besliyorduk bilmiyorum. o duygularımı tamamen kaybetmişim gibi hissediyorum.
devamını gör...

korona sebebiyle yaşayamadığım gündür.
devamını gör...

herhangi bir dış etkiye maruz kalmayan atom çekirdeklerinin, kararsız durumdan kararlı duruma geçebilmek için kendiliğinden parçalanması olayı.

çekirdeği görece küçük olan atomlar genellikle "hafif atomlar" olarak bilinir. bu tür atomların nötron/proton oranı 1'dir. bunlar kararlı çekirdeklerdir. çekirdek büyüdükçe bu oran bozulmaya ve çekirdeği kararsız hale getirmeye başlar. kararsız atomlar aslında fazla enerjiye sahiptir ve bu enerjiden kurtulmak için parçalanmak zorunda kalırlar. bu parçalanma sırasında enerjiyi radyasyon olarak etrafa yayarlar. bunu yapan atomlara da radyoaktif atom adı verilir. bazı atomlar yapay olarak radyoaktif hale getirilebilir.

***

radyoaktif bozunmaların farklı çeşitleri var. kısaca bakalım:

- alfa ışıması

bu ışımayı gerçekleştiren atom, çekirdeğinden 2 proton ve 2 nötronu fırlatır. bu şekilde ortaya çıkan radyasyon etkisi, her cismin içerisinden geçecek kadar güçlü değildir. bu yüzden, mesela insan vücuduna nüfuz etmesi kolaylıkla engellenebilir.

- beta ışıması

bu ışımayı gerçekleştiren atom, 1 elektron ya da 1 pozitron yayar. bu radyasyonu durdurmak, alfa'yı durdurmaktan biraz daha zordur.

- gama ışıması

bu ışımayı gerçekleştiren atom 1 foton yayar. fotonlar ışık hızında ve uzun mesafelerde seyahat ettiğinden, bu tür radyasyonun bir cisme girişini önlemek güçtür. ayrıca fotonların, çarptıkları cisimdeki atomlardan elektron koparma yeteneği de olduğundan, insan vücudu için gama ışınları kanserojendir. zira hücrelerin yapısını bozarlar.

***

radyoaktif bozunmalar kendiliğinden gerçekleşen kontrolsüz olaylar olduğundan, bunu yapan maddelerin bulunduğu ortamlarda, hele de uzun süreli olarak kalmamak gerekir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

slovak asıllı alman türk halk müziği sanatçısı. berlin'in türk mahallesi kreuzberg'de yaşarken bir cemevinde tanışıp aşık olduğu sazın peşinden anadolu'ya, balkanlara hatta ve hatta iran'a düşüp köy köy mezra mezra gezip türküler öğrenmiş, çalmış. serçeşme, beni hor görme aşkım, leylim ley, ne ağlarsın benim zülfü siyahım, gesi bağları, derdimi dökersem derin dereye, hastane önünde incir ağacı, seher yeli nazlı yare ve arix (kürtçe) nefes verdiği türkülerimizden yalnızca birkaçı. birkaç tane de türk sanat müziği parçası seslendirmiş. kitabı yazılası, filmi çekilesi biri.

devamını gör...

2004 yılında 22 temmuz'da gerçekleşmiş pamukova tren kazası için yazılmış şarkı. kaza ankara-istanbul tren hattı arasında yetersiz altyapıya sahip olmasına rağmen aceleyle ve yalnızca gösteriş için yapılan geçiş yüzünden meydana gelmişti ve 40 kişi yaşamını yitirmişti. şarkı sakin grubunun 2008 yılında çıkardığı hayat albümünde yer alıyor.

dinledikçe bu ülkede insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu hatırlıyorum. dinledikçe ve düşündükçe bin türlü felaket senaryosu sanki bir korku filminden fırlamış gibi aklıma geliyor; o mahşer yeri gibi görünen tren enkazını, etrafa saçılan kendi kanıyla boyanmış cesetleri, etraftaki çığlıkları belki de kulakları sağır edecek sessizliği sanki oradaymış gibi yaşıyorum.





gördüm her yanda
kokla bu ceset bu yüzüm ağlar kan içinde

ben sana söyledim hepten ölürüm ben
inan dönüşü yok bu hız seferi
bak bu tren devrilir bağırır bu raylar
o sahte o kart düzene


devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim