dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
ne dertler varmış be dedirten başlık.her gece ,her saat ve her gün bunu düşünürüm *
devamını gör...
hinduizm
nehir kutsaldır hindular için. ancak sadece ganj nehri'ne inanıyorlar. günahlarını ise ganj tanrıçasının nehrinde yıkanarak kaybolduğuna inanıyorlar.çoğu katı vejeteryancıdır. inekleri kutsal hayvan olarak görürler ve asla yemezler.108 sayısı hindular için en kutsal sayıdır. om sesi evreni doğuran ses olduğu inancındadırlar.
devamını gör...
bahar
her kış geldiğinde ben kış insanıyım, her bahar geldiğinde de ben bahar insanıyım diyorum.
ama sanırım küçük bir farkla bahar insanıyım.
açık havada hafif hafif esen rüzgar ve rüzgar sayesinde ağaçların yapraklarından gelen o hışırtı, yerde mini mini küme papatyalar..
ölen bitkilerin yeniden doğuşu, ağaç yapraklarının çiçek açması..
elinde sıcak içeceğin, sırtında da şalınla dakikalarca hiçbir şey yapmadan sadece etrafa bakarak bile vakit geçirebilirsin.
en sevdiğim çiçek sanırım papatya, baharın habercisi.
sade, gösterişsiz ama sevimli.
fakat ne kadar toplamak istesem de bir iki taneden fazlasını koparmaya kıyamıyorum. allah'tan kuzenlerim toplamış vicdanım sızlamadan mini bir bukete sahip oldum.

oh papatya, yüzümün haline bak
ama sanırım küçük bir farkla bahar insanıyım.
açık havada hafif hafif esen rüzgar ve rüzgar sayesinde ağaçların yapraklarından gelen o hışırtı, yerde mini mini küme papatyalar..
ölen bitkilerin yeniden doğuşu, ağaç yapraklarının çiçek açması..
elinde sıcak içeceğin, sırtında da şalınla dakikalarca hiçbir şey yapmadan sadece etrafa bakarak bile vakit geçirebilirsin.
en sevdiğim çiçek sanırım papatya, baharın habercisi.
sade, gösterişsiz ama sevimli.
fakat ne kadar toplamak istesem de bir iki taneden fazlasını koparmaya kıyamıyorum. allah'tan kuzenlerim toplamış vicdanım sızlamadan mini bir bukete sahip oldum.

oh papatya, yüzümün haline bak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
bazı kuşların inanılmaz kamuflaj yetenekleri oluyor. fotoğraftaki arkadaşımızın adı ''küçük balaban''. onun özelliği kendini bir kamış olduğuna ikna edebilmesi. kendisi ikna olunca, sizde ikna oluyorsunuz. :)
kendini diğer kamış arkadaşlarıyla birlikte, rüzgar eşliğinde, bir ileri bir geri sallıyor. yanına yaklaştığınızda hiç kımıldamıyor kendini dik bir konuma getiriyor ve kamış oluyor. tabiri caiz ise nefes bile almıyor:)

kendini diğer kamış arkadaşlarıyla birlikte, rüzgar eşliğinde, bir ileri bir geri sallıyor. yanına yaklaştığınızda hiç kımıldamıyor kendini dik bir konuma getiriyor ve kamış oluyor. tabiri caiz ise nefes bile almıyor:)

devamını gör...
depresyonla başa çıkma yöntemleri
dr. david burns'ün iyi hissetmek kitabını okumak. isimden dolayı kişisel gelişim zırvası gibi gözükse de alakası yok, bilişsel terapi ile kendine yardım etmek üzerine bir kitap. bana da psikoloğum önermişti, kitaptaki uygulamaları yaptıkça kendimde önemli değişikler fark ettim ve iyileşme sürecim hızlandı. kitabın pdf dosyasını isteyenler mesaj yollayabilirler, tekrar tekrar okumak için telefonumda bulunduruyorum.
devamını gör...
ali babacan'ın anayasanın ilk dört maddesini değiştirmek isteriz açıklaması
her ne kadar siyasal islam ve türevlerinden zerre hazzetmesem de, spekülatif olarak açılmış bir başlık. doğruyu kendi değerlerime göre eğip bükmeyi hiç sevmedim, sevmeyeceğim. zaten bütün bu kutuplaşmanın temelinde her mahallenin başkalarından duydukları ile yorum yapıp taraf olması yatıyor. özetle; ali babacan böyle bir ifade kullanmadı.
devamını gör...
duyulan en acı verici cümle
ayın 15'ine daha var.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
kaplumbağa terbiyecisi, kur’an okuyan kız, iki müzisyen kız ve daha niceleri gibi dünyaca ünlü eserleri bulunan osman hamdi bey’e ayıp edilen başlık.
(bkz: pera müzesi) eserleri sergileniyor. tavsiye edilir.
(bkz: pera müzesi) eserleri sergileniyor. tavsiye edilir.
devamını gör...
eniyisipencere
“masa da masaymış ha” başlığında ki tanımı ile mahlasıyla karşılaştığım ve profilinde ki ilk birkaç tanımı okuyunca hazine bulmuş gibi sevindiğim, yine okuduğum tanımlarından birinde kitap düzeltmeleri yaptığını öğrendiğim, donanımlı ve heybenize çok şey dolduracak yazar.
“ben zaten her şeyleri bilmek istemem.” demiş kendi yazdığı hikaye de. ne de güzel demiş...
“ben zaten her şeyleri bilmek istemem.” demiş kendi yazdığı hikaye de. ne de güzel demiş...
devamını gör...
ben böyleyim
türk pop ve caz müziği sanatçısı ayten alpman’ın şarkılarından biridir. fakat benim için evrencan gündüz ve melek mosso’nun yapmış olduğu cover daha çok hitap etti.
buradan.
buradan.
devamını gör...
erkeklerle daha iyi anlaşan kadın
ilgiyi çok fazla seven kadın.
devamını gör...
flörtüne türkü atan erkek
ne kekodur ne de başka bi şey. can ciğer kuzu sarmasıdır. bi de kendisi söylüyorsa maşallahlık bir durumdur. türkü kültürü olan bi adam bulmuşsunuz daha ne istiyosunuzdur.
devamını gör...
podcast önerileri
evrim ağacı ile bilime dair her şey, şiddetli önerimdir.
devamını gör...
1 haziran'a kadar uzaktan eğitim kararı
tarikatçıları devletin en üst kademelerine getirirsen böyle saçma sapan kararlar alınır. devletin eğitime verdiği önem göz yaşartıyor.
devamını gör...
cem belevi
güzel şarkılarından birisidir.
.
.
devamını gör...
olacak ile öleceğe çare yok
olmuşla ölmüşe çare yok derdi babam. değiştiremeyeceğimiz geçmişi kabullenmeyi öğütledi hep. fakat geleceği değiştirebiliriz demedi hiç nedense.
devamını gör...
iskenderiye kütüphanesi
m.ö. 3'cü yüzyılda mısır'da kurulmuş antik bir kütüphane. kaynaklara göre bu kütüphanede 900.000 veya 100.000 ya da 150.000 cilt el yazması vardı. beni şaşırtan tarafı, m.ö. 3'cü yüzyılda bile bu kadar çok el yazmasının bulunmasıdır. kütüphanenin kurucusuysa büyük iskender'dir. kütüphane maalesef günümüzde yok, neden yok, çünkü yakıldı. bu çok üzücü bir olaydır, yani düşünsenize 2300 yıl öncesine ait el yazmalar, kütüphaneyle birlikte yok oldu. belki de tarihin bilmediği büyük bir yazarın yazdığı yazılar da, bu kütüphaneyle birlikte gittiler. belki de muhteşem eserleriyle tanınanacak olan nice yazarlar, bu kütüphanenin yakılmasıyla birlikte, unutulmaya mahkum bir hale geldiler. ayrıca, kütüphanenin hz. ömer tarafından yakıldığına dair de yanlış bir bilgi vardır.
m.s. 300'lü yılların sonlarında mısırın valisi theophilos (ö.412(?)), mısır'da yer alan hristiyanlara ait olmayan, osiris tapınağına ait bir bölgeyi, kilise inşa etmeleri için hristiyanlara verir. burda kazılar yapılır ve bir taş bulunur, ki taşın üzerinde bazı yazılar vardır (belli ki çok eski dönemlere ait yazıtlar bulmuşlar). bunun üzerine şakalaşıp, dalga geçmeye başlarlar. bu putperestleri kızdırır ve bir isyan başlatır. bir savaş gerçekleşir, ve insanlar "topluluklar halinde" öldürülürler. imparator, theophilos'a "neden hâlâ eski dine mensup insan sayısı bu kadar çok?" diye sorunca, o da sebebi iskenderiye kütüphanesi olarak açıklar. o burda eski putperestlik geleneğini devam ettiren yazıtların olduğunu söyler. imparator da, bu yazıtların hepsinin yok edilmesini ister. kütüphanedeki tüm eserler yakılır ve böylece insanlık tarihi için çok büyük bir felaket gerçekleşmiş olur.
ayrıca şunu da söylemek de fayda vardır ki, m.ö. 48 yılında, sezar'ın askerlerinin yanlışlıkla kütüphanenin bir kısmını yaktığı da söylentiler arasındadır. * *
m.s. 300'lü yılların sonlarında mısırın valisi theophilos (ö.412(?)), mısır'da yer alan hristiyanlara ait olmayan, osiris tapınağına ait bir bölgeyi, kilise inşa etmeleri için hristiyanlara verir. burda kazılar yapılır ve bir taş bulunur, ki taşın üzerinde bazı yazılar vardır (belli ki çok eski dönemlere ait yazıtlar bulmuşlar). bunun üzerine şakalaşıp, dalga geçmeye başlarlar. bu putperestleri kızdırır ve bir isyan başlatır. bir savaş gerçekleşir, ve insanlar "topluluklar halinde" öldürülürler. imparator, theophilos'a "neden hâlâ eski dine mensup insan sayısı bu kadar çok?" diye sorunca, o da sebebi iskenderiye kütüphanesi olarak açıklar. o burda eski putperestlik geleneğini devam ettiren yazıtların olduğunu söyler. imparator da, bu yazıtların hepsinin yok edilmesini ister. kütüphanedeki tüm eserler yakılır ve böylece insanlık tarihi için çok büyük bir felaket gerçekleşmiş olur.
ayrıca şunu da söylemek de fayda vardır ki, m.ö. 48 yılında, sezar'ın askerlerinin yanlışlıkla kütüphanenin bir kısmını yaktığı da söylentiler arasındadır. * *
devamını gör...

