tükür ulan babanın suratına!!

önce kendisini tebrik ettiğim erkektir. biraz geç kalmıştır ama adım atmış olması da bir şeydir. bu adımı ile başta eşinin, sonra kız çocuğunun ve ileride doğacak olan çocuklarının hayatlarını kurtarmıştır. böyle bir babanın erkek evladı da kendisi gibi yetişecekti muhtemelen. bu aktarılmış düşünceleriyle aramızda dolaşıyor olacaktı. sayıları azalmış oldu sayesinde. umarım bu genetik yapı azalarak tükenecektir. ha kız çocuğunu da örümcek beyniyle yetiştireceği için, kızı da on sekiz yaşına geldiğinde belki de babası gibi biriyle kaçacak, sonra biz onu esra erolun programında izliyor olacaktık. bizi bunlardan kurtardığı için teşekkür ediyorum. en güzeli de şu; eşi yetersizlik ve değersizlik duygularından arınmış olacak. belki de gerçek sevgiyi öğrenecek ve kendi kızına da bunları öğretebilecek ileride. yani güzel şeylerin başlangıcı olabilir bu hareketi. ben çghb diyorum!
devamını gör...

bak, bizim mekan!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

günaydın sözlük, günaydın diğerleri, günaydın hayatım.

bir an önce iyi haberini alayım, gün aksın geçsin, yüzün bana baksın, gözlerin gülsün. bi de burnun çok güzel..

biliyorsun gerçi de, yine de bil.
ben böyleyim , seni bekliyorum..
devamını gör...

belki de hayatımın en güzel, en anlamlı ve en işe yaradığımı düşündüğüm zamanlarıydı. boş sandığımız gençliğin ne kadar cesur, ne kadar bilgili, ne kadar zeki olduğunu gördüğümüz zamanlardı. acılarımız da büyüktü, umutlarımız büyüktü orada hep beraber olduğumuz zaman. bostancı'da çalışıyordum. alışveriş yaptığım esnaf biliyordu gezi parkı'na her akşam gittiğimi ve her akşam bana poşetlerce kuru bakliyat, içecek, kahvaltılık verirlerdi. dayanışma, saygı vardı. evet ilk önce 3-5 ağaç içindi her şey. 3-5 ağaç için bu kadar cesur davranan insanları görenler de kendi sorunlarını dile getirmek için cesaretlendiler. her kesimden insan akın etmeye başladı. dindarı, ateisti, genci, yaşlısı. çok güzel günlerdi. birlik beraberliğin olduğu günlerdi. işin ilginç yanı dünyada böyle eylem yapan görülmemişti. biber gazıyla bizleri zehirleyen polise çiçek vermek, yiyeceğini paylaşmak. dans etmek, şarkı söylemek, kendileri başta olmak üzere, hükümetten gelen açıklamalara esprili yaklaşmak. kin yoktu içimizde. sadece huzurlu, mutlu, adaletli yaşamak istiyorduk.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

d vitamini sayesinde bağırsak hücrelerinde kalsiyumun emilimini sağlayarak kemik gelişimine katkıda bulunan protein yapıda bileşiğin ismidir.
devamını gör...

(bkz: dewey decimal system)
halk kütüphanelerinin kitapları sınıflandırması ve yerleştirmesi için uyması gereken sistemdir.
ana başlıklar 000, 100, 200,.. diye gruplandırılır. bu ana başlıklara ait olan alt başlıklara da kendi ana başlığının basamağıyla senkronize numaralar verilir.
örneğin, kuzey amerika’da eskimo-aleut yerlilerinin tarihiyle ilgili bir kitap arıyorsanız, öncelikle tarih ve coğrafya ana başlığı olan 900 numaralı sıraya ulaşmalısınız. burada, alt başlıklarda 970 no’lu “kuzey amerika’nın tarihi” adlı başlıkta istediğiniz kitaba ulaşmanız mümkün.
devamını gör...

eski fotoğraflarda gözlerimin içi gülüyormuş hep,ne zaman baksam şuanki halime üzülüyorum.
devamını gör...

midilli ( lesvos ) adası limanı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendin ile yüzleş..
ve bunu sadece kendin ile baş başa iken yap..
devamını gör...

boga burcu kadının burnunun dibin de biter...
devamını gör...

"o nasıl bir sey, sahi bu mumkun mudur?" diyecegim aktivite. an itibariyle bilmem kac kusur senelik omrun getirdigi anilari taramadan gecirdim ama yok, bu zamana kadar bir kere bile yapmisligim olmadigini farkettim. ama artik yapilacaklar listesinde. bu arada ic sesim; (yav he he yaparsin)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

afrika'nın kuzey batısında bulunan arap ve berberi ülkesidir. başkenti rabat, yüzölçümü 446.550 km²'dir. kuzeyinde akdeniz, batısında atlas okyanusu vardır.
devamını gör...

asgari ücrete tabi çalışmak.
devamını gör...

see see see şeklinde gülmesiyle hatırlanır usta ferhan şensoy.
devamını gör...
(tematik)

karma eğitim görmüşseniz ve ortadoğu'nun vasat ülkesinde değilseniz normaldir gayet.
devamını gör...

hayattan zevk almanızı söndüren öldürmeyen ama süründüren şeydir. ilaçların verdiği etki ile rahatladığınız ama etkisi geçince düşünmekten delirtir. tek sizi de rahatsız etmez etrafınızdakilere hayatı sorgulatırsınız. hayatınızdaki insan size destek oluyorsa en iyi gelen terapidir. zihniniz sürekli olmayacak düşünceleri kuruntu yapmayı kendine görev edinir. en iyisi sevdiğiniz bir tütsüyü yakıp uzun bir meditasyon yapmaktır.
devamını gör...

lisedeyim. annem yok. mercimek köftesi yapmaya karar verdim. kuru oldu su kattım, cıvık oldu bulgur kattım. böyle böyle; un kat keloğlan, su kat keloğlan derken kilolarca mercimek köftesi oldu.
devamını gör...

tuvalet konusu obsesyondan çok aslında hijyen* konusudur. özellikle kadınlar için…
ben bundan çok çektim. olmadık yerlerde olmadık zamanlarda tuvaletiniz geldiğinde hele bir de yapamadığınız da boyunuzdan başlar, başınızın tepesine kadar bir baş ağrısı.
bir de biraları ardı ardına yuvarladıysanız… uzun süre, gelmiş olan tuvaleti tutmak tansiyonu yükseltiyormuş...ve ayrıca bağırsak tembelliğine sebep oluyor.
arkadaşlar duyusal beynimiz olan bağırsaklar bizim hayata dair aldığımız bir çok kararda etkili. doğru çiğneme ve diş yapısı da bağırsak için önemli işte bunlar hep audi gibi birbiri içine girmiş halka. hepsi bağlantılı.
lütfen bedeninize hükmedebilin. kendi ruh ve beden sağlığınız için.
beden öğrenebilen ve değişebilen bir yapıya sahip.
vücudunuzun biyolojik saatini ayarlayabilirsiniz. kahve içince bağırsak çalışması gibi ya da “sabah sigara içiyorum bağırsaklarım çalışıyor” tarikatı üyeleri gibi.
hassassanız eğer lütfen bedeninize bir iyilik yapın ve biyolojik sıçma saatinizi ayarlayın.
kronik kabızlara özendiğim tek şey, bütün gün dışarıda dolanıp tuvalet sıkıntısı çekmemek….
obsesyonlar mücadele derneği, koronanın tuvalet yoluyla bulaşmayacağını açıklarsa belkiiiiiii hijyeni de pas geçer, bu obsesyondan kurtulurum*.
devamını gör...

özellikle çocukların konuşmayı öğrendikleri dönemde en büyük yanlışı yapan insanlardır. çocukların konuşmaları hoşumuza gittiği için onlarla aynı şekilde konuşmak dil gelişimini yavaşlatır. yetişkinler yetişkin gibi konuşmalı, çocuklara dil ve konuşma becerileri konusunda örnek olmalıdır.
bu kadar ciddi tanım benim için yeterli, değil mi?*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

merkezi yerlerde ya da meydanlarda olur bu kişiler, ellerinde bir dosya ya da bir platformları vardır, yolunuzu keserler ve güler yüzleriyle* "pardon 1 dakikanızı alabilir miyim" diye soruverirler. ben hep "pardon, acelem var" diye kaçmışımdır, çoğu bu durumu haliyle anlıyordu. *
devamını gör...

bugün uyanınca sabahın köründe terasta yuvarlak büyük bir taş görünce aklıma düşen film. ortası da delik. malum sahne.. canım pipim, allah seni bu şirretlerden korusun.

yüzeysel bakıldığında antifeminist ama bence alakası yok:

she kontrolcü korkak sorunlu bir abla, he ise tam tersi konumda. ablanın ve abinin hem bu özelliklerini hem de daha sonra birbirleri için yaptıklarını yüzeyselce bağdaştırırsak direkt antifeminizmi yapıştırırız. gel gelelim ki filmdeki mevzular özünde dinsel (hıristiyanlık).

nietzsche'nin der antichrist'ı ile filmin adı arasındaki benzerlik göz kamaştırıcı cinsten. allahım nasıl fark ettim bunu ya. ehe. trier abimizin avrupalılığa ve hıristiyanlığa olan takıntısını bilmek lazım. hristiyanlık kısmında nietzsche ile örtüşüyor. belki de trier'i bu denli dinî eleştirilere götüren nietzsche altyapısıdır. deccal'in alt başlığı "fluch auf das christentum".

she atipik majör borderline karışımı* artık tıpta ne deniyorsa o hastalıktan mustarip, he ise onu akılcı yollarla iyileştirmeye çalışan bir zat, eş. tabii ki iyileştiremeyecek. rasyonellik çok nadiren kazanır çünkü.

şimdi kadının bu manyakça halleri ve abuk subuk eylemleri üzerinden trier kadınları gömüyor demek çok basit değil mi? dancer in the dark'ı, dogville'i babam yapmadı sonuçta. belli ki burada başka bişiler demek istiyor adam. ne demek istiyür?
kadın doğa anadır, doğurgandır, şeytana kanabilecek ve onu kandırabilecek bir varlıktır. (elma mevzusu) doğa ise şeytanın evidir diyolla tıpkı filmde olduğu gibi. o zaman trier abimiz tüm film boyunca kadının hristiyanlık'taki bakışına bir eleştiri getirmiş olamaz mı? bence güttüğü gaye bu. tekrar dediğim gibi, dancer in the dark'ı babam yapmadı. keşke o yapsaydı ama..

zırvalayacak çok şey var daha ama aklıma durup dururken kanlı mastür sahnesi geliyor. odaklanamıyorum..

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim