bengaripsengüzeldünyaumutlu
öncelikle manyak değilim onu söyleyeyim. ama bir iki bir şey söyleyeceğim sonra siz kendi değerlendirmenizi yaparsınız olur mu?
sevdiğim insanları tanımadığım, onlar tarafından sevilmediğim, onları sevemediğim dönemlerini düşünüp üzülebiliyorum ben bazen. ne kadar çok şeyine tanık olamadım diye... mezuniyetlerinin hiçbirini görmedim güzelcimin. atandığında yanında değildim mesela. onunla bir sürü neşesini paylaşamadım. üzüntülerinin birçoğunda omuz olamadım ona. sarılamadım, saramadım, gözlerim yaşarmadı sevinçlerinin büyük bir kısmını yaşarken o. çok saçma geliyor şimdi. yani şimdi benim güzelcim olmuş bir insanın bana yabancı olduğu bir dönemi var düşünsenize. olabilir mi böyle bir şey? olmuş işte. hüzünlü bir yan yok mu şimdi bunda, siz söyleyin.
çok seviyorum seni kadın.
sevdiğim insanları tanımadığım, onlar tarafından sevilmediğim, onları sevemediğim dönemlerini düşünüp üzülebiliyorum ben bazen. ne kadar çok şeyine tanık olamadım diye... mezuniyetlerinin hiçbirini görmedim güzelcimin. atandığında yanında değildim mesela. onunla bir sürü neşesini paylaşamadım. üzüntülerinin birçoğunda omuz olamadım ona. sarılamadım, saramadım, gözlerim yaşarmadı sevinçlerinin büyük bir kısmını yaşarken o. çok saçma geliyor şimdi. yani şimdi benim güzelcim olmuş bir insanın bana yabancı olduğu bir dönemi var düşünsenize. olabilir mi böyle bir şey? olmuş işte. hüzünlü bir yan yok mu şimdi bunda, siz söyleyin.
çok seviyorum seni kadın.
devamını gör...
rıfat ılgaz
7 mayıs 1911'de cide'de doğmuştur. 1930 yılında kastamonu muallim mektebini bitirdikten sonra 6 yıl ilkokul öğretmenliği yapmıştır. 1938'de, gazi eğitim enstitüsü edebiyat bölümünden mezun olmuştur. bir süre türkçe öğretmenliği yapmıştır. ilk şiirleri 1927'de, kastamonu'da yayımlanan nazikter ve açıkgöz gazetelerinde çıktı. 1944'te sınıf adlı ikinci şiir kitabının, sıkıyönetim kararıyla toplatılmasından sonra, 6 ay hüküm giydi. sabahattin ali, aziz nesin, mim uykusuz ile birlikte çıkardıkları markopaşa başta olmak üzere, çeşitli dergilerde çıkan yazıları ve yayımlanan kitapları nedeniyle, yaşamının çeşitli evrelerinde, birçok kovuşturmaya uğradı ve değişik sürelerde tutuklu kaldı. 1947'de öğretmenlikten çıkarıldıktan sonra, hayatını öykü, roman, tiyatro oyunu ve gazetelerde köşe yazıları yazarak kazandı. 1974'te yenigün gazetesinden emekli oldu. 7 temmuz 1993'te aramızdan ayrıldı. cidede bulunan evi müze olarak ziyarete açık durumdadır.
devamını gör...
cruel estel
yürüyen ansiklopedidir. takipteyiz efendim!
devamını gör...
muharrem ince'nin yüzde elli artı bir oy alacağını söylemesi
kendisini destekleyen seçmen için adam kazandı sözü hayal kırıklığı oldu. o gece sebep olduğu hayal kırıklığı 50+1 olarak döner mi? "allah hakkında hayırlısını versin" demek istiyorum ama zor gibi.
devamını gör...
yayın önerisi
bir tane abi çıksın, 50 kg bal polen hediyeli sadece 20 lira desin. biz de o balı almaya çalışalım.
devamını gör...
hiç bitmeyecek sanılan şeyler
annemin ömrü
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
ömrümüz ayrılıkların toplamıdır. yahu arkadaşlar bakın siz bu kadar güzel şiirler şarkılar seçiyorsunuz sonra pastirmalicoreğin adı zevzeğe çıkıyor. olmuyor.
devamını gör...
çöpünü elinde taşıyabilmek
herkesten beklenilen ve çok zor olmayan bir hareket biçimi
devamını gör...
dünyaya düşen adam
walter trevis tarafından yazılan bir bilim kurgu kitabı. fakat her ne kadar bilim kurgu diye geçse de sadece bir bilim kurgu kitabı değil, yayımlandığı dönemin toplumsal sorunlarına da sıkça değiniyor. yazarın kendisi ise kitabı 'üstü kapalı bir otobiyografi' olarak tanımlıyor.
kitabı anlatmaya başlamadan önce kitabın içinde geçtiği dönemden kısaca bahsetmek istiyorum, zira dediğim gibi bu kitap sadece bir bilim kurgu kitabı değil. kitap soğuk savaşın sürdüğü, askeri teknolojilere ciddi yatırımlar yapıldığı, nükleer silahlanma yarışının devam ettiği bir zamanda geçiyor. yazarın kitabı bu nükleer silahlanma yarışının sonunun nereye varacağına dair duyduğu kaygılarından yola çıkarak yazdığını düşünüyorum. her ne kadar kitapta silahsızlaşma görüşmelerinin başladığı söylense de
kitaptaki newton karakteri otuz yıla kalmadan dünyanın büyük bir nükleer çöplüğe dönüşeceğini iddia ediyor.
tabi sadece silahlanma sorunu değil tek bahsedilen. siyahilerin ayaklanması, üniversitelerde başlayan ideolojik hareketler ve bu hareketlerin ulaştığı sonuçlar, medyada yapılan amerika propagandaları, yazarın kendi ifadesiyle üniversitelerin araştırma vizyonunu kaybedip askeri ve ticari projelere yoğunlaşan merkezler haline gelmesi (hatta bryce karakteri [[alıntı]]
"oysa bizim burada yaptığımız bombaları mükemmelleştirmek ya da böcek zehri imal etmek için daha ekonomik yöntemler bulmaktan başka bir şey değil."
[[/alıntı]] diyor konuyla ilgili.), gibi birçok soruna da değiniyor ufaktan.
kitap gezegeni yaşanmaz hale gelen anthealı thomas jerome newton karakterinin dünyaya gelişiyle başlıyor. newton bir yandan dünyaya gelişinin zorluklarla başa çıkmaya çalışırken bir yandan gezegenini kurtarmak için oluşturulan bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. karakterin gezegenini kurtarmaya çalışan anthealı kimliğinden sıyrılıp zamanla insanlaşma sürecini okuyoruz kitapta. şahsen ben her ne kadar bu sürecin işlenişinden memnun olsam da sanki daha iyi olabilirdi kanaatindeyim. özellikle son zamanlarda sık sık stefan zweig okuyan biri olarak karakterlerin işlenişi konusunda aradaki farkı net bir şekilde görebiliyorum. tabi burada yazara haksızlık etmemek lazım, karakterin geçirdiği duygusal değişimler anlaşılır ve net bir şekilde aktarılmış okura. fakar ben bazı şeyler biraz daha yavaş geçilse
mesela newton kör olduktan sonrasını onun gözünden daha fazla okumak isterdim. böylesine travmatik bir deneyim bir iki bölümle geçiştirilmemeliydi. ayriyeten bryce ve betty jo arasındaki ilişki de hızlıca gelişti. bryce'ın bettye ne ara aşık olduğunu anlayamadım.
kitap daha vurucu olabilirdi kanaatindeyim. ayrıca anthealılara dair daha fazla şey öğrenmek isterdim. her ne kadar biyolojik özellikleri ayrıntılı bir şekilde düşünülmüş olsa da tarihleri ve kültürleri birkaç cümleyle geçiştiriliyor kitapta. tabi ki yazarın okurlarına asıl anlatmak istediği şey anthealıların tarihi değil, dolayısıyla kitabın tamamını buna adaması beklenemez fakat kitaptaki olayların asıl başlangıcının onların başına gelenler olduğunu düşünürsek eğer gezegenlerinin nasıl mahvolduğuna ve mahvolduktan sonra nasıl yaşadıklarına dair daha çok ayrıntıya girilseydi yazarın okura vermek istediği mesaj çok daha vurucu olurdu diye düşünüyorum.
kitabın en çok hoşuma giden yönü kitapta kullanılan semboller oldu. newton karakteri ıkaros* ve rumpelstilskin karakterleriyle bağdaştırılıyor sık sık. bu iki karakterin öyküsünü bilen ve seven biri olarak bu durum oldukça hoşuma gitti diyebilirim. ayrıca newton karakterinin farklılıkları nedeniyle ötekileştirilmiş ve toplumdan dışlanmış insanları temsil ettiğini okudum bir incelemede. bana da mantıklı geldi açıkçası.
özetle bazı yönlerden oldukça iyi bazı yönlerden ortalama bulduğum bir kitap oldu dünyaya düşen adam. okumak isteyelere rahatlıkla önerebilirim fakat okumazsanız çok da bir şey kaybetmezsiniz bence
kitabı anlatmaya başlamadan önce kitabın içinde geçtiği dönemden kısaca bahsetmek istiyorum, zira dediğim gibi bu kitap sadece bir bilim kurgu kitabı değil. kitap soğuk savaşın sürdüğü, askeri teknolojilere ciddi yatırımlar yapıldığı, nükleer silahlanma yarışının devam ettiği bir zamanda geçiyor. yazarın kitabı bu nükleer silahlanma yarışının sonunun nereye varacağına dair duyduğu kaygılarından yola çıkarak yazdığını düşünüyorum. her ne kadar kitapta silahsızlaşma görüşmelerinin başladığı söylense de
kitaptaki newton karakteri otuz yıla kalmadan dünyanın büyük bir nükleer çöplüğe dönüşeceğini iddia ediyor.
"oysa bizim burada yaptığımız bombaları mükemmelleştirmek ya da böcek zehri imal etmek için daha ekonomik yöntemler bulmaktan başka bir şey değil."
[[/alıntı]] diyor konuyla ilgili.), gibi birçok soruna da değiniyor ufaktan.
kitap gezegeni yaşanmaz hale gelen anthealı thomas jerome newton karakterinin dünyaya gelişiyle başlıyor. newton bir yandan dünyaya gelişinin zorluklarla başa çıkmaya çalışırken bir yandan gezegenini kurtarmak için oluşturulan bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. karakterin gezegenini kurtarmaya çalışan anthealı kimliğinden sıyrılıp zamanla insanlaşma sürecini okuyoruz kitapta. şahsen ben her ne kadar bu sürecin işlenişinden memnun olsam da sanki daha iyi olabilirdi kanaatindeyim. özellikle son zamanlarda sık sık stefan zweig okuyan biri olarak karakterlerin işlenişi konusunda aradaki farkı net bir şekilde görebiliyorum. tabi burada yazara haksızlık etmemek lazım, karakterin geçirdiği duygusal değişimler anlaşılır ve net bir şekilde aktarılmış okura. fakar ben bazı şeyler biraz daha yavaş geçilse
mesela newton kör olduktan sonrasını onun gözünden daha fazla okumak isterdim. böylesine travmatik bir deneyim bir iki bölümle geçiştirilmemeliydi. ayriyeten bryce ve betty jo arasındaki ilişki de hızlıca gelişti. bryce'ın bettye ne ara aşık olduğunu anlayamadım.
kitabın en çok hoşuma giden yönü kitapta kullanılan semboller oldu. newton karakteri ıkaros* ve rumpelstilskin karakterleriyle bağdaştırılıyor sık sık. bu iki karakterin öyküsünü bilen ve seven biri olarak bu durum oldukça hoşuma gitti diyebilirim. ayrıca newton karakterinin farklılıkları nedeniyle ötekileştirilmiş ve toplumdan dışlanmış insanları temsil ettiğini okudum bir incelemede. bana da mantıklı geldi açıkçası.
özetle bazı yönlerden oldukça iyi bazı yönlerden ortalama bulduğum bir kitap oldu dünyaya düşen adam. okumak isteyelere rahatlıkla önerebilirim fakat okumazsanız çok da bir şey kaybetmezsiniz bence
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
"ben zindanda, sen çiçeklerin arasında
kalbim acıyor
ağla istiyorum"
kalbim acıyor
ağla istiyorum"
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
her istediğini verip, sorumluluk bilinci olmayan bir çocuk yetiştirmek.
devamını gör...
regl ağrısı
allah canımı alsın yeter ki bu sancı bitsin istiyorum. mide bulantısı yüzünden yemek yiyemezsin. yemek yemedikçe kan şekerin düşer. düştükçe daha fazla ağrır. en son bitmesi için ağlarken uyuya kalırsın.
devamını gör...
yalnızlık güzellemesi yapan tip
yalnızdır. ya da yalnız olmak istiyordur. kendinle başbaşa kalmak ve bu şekilde de bütün hissedebilmek çok güzel. ancak insan sosyal bir canlı. paylaşmadıkça gelişemiyoruz. şu pandemi zamanlarında sımsıkı sarılmayı bile özledim.
devamını gör...
tutankamonun laneti
hemen hemen yazmaya başladığından beri dikkatimi çeken, (ne yazık bana ki) şimdiye kadar bir türlü cesaret edip de profilini şöyle baştan sona süzemediğim; fakat eserlerine en nihayetinde bugün, çok değer verdiğim bir kitabı yeniden okumaya başlıyormuşçasına dikkatimi toplayarak, şöyle üstünkörü de olsa bir göz atabildiğim süper akılalmaz muhteşem ötesi yazar.
ya bir insan her şeyi mi bilir? hadi bildi, her şeyi mi böyle güzel anlatabilir? tıptan edebiyata, tarihten sanata, felsefeden psikolojiye bu nasıl bir bilgi birikimidir? kendisi yüzünden şu anda genel kültür zehirlenmesi yaşadığım için hastanede koca birer fular ve yakın gözlüğüne bağlı olarak yazıyorum.*
var olsun. hep yazsın.
ya bir insan her şeyi mi bilir? hadi bildi, her şeyi mi böyle güzel anlatabilir? tıptan edebiyata, tarihten sanata, felsefeden psikolojiye bu nasıl bir bilgi birikimidir? kendisi yüzünden şu anda genel kültür zehirlenmesi yaşadığım için hastanede koca birer fular ve yakın gözlüğüne bağlı olarak yazıyorum.*
var olsun. hep yazsın.
devamını gör...
cuma günleri masa örtülerini eve götürüp yıkatmış nesil
şey mi dostum,sadece pazarları yıkanan önlük..
devamını gör...
normal sözlük'teki erkeklerin sapık olması
sözlük erkekleriyle uğraşmayın. ya bi değişiklik olsun bıhtıh ya. farklı başlıklarla gelin lan.
devamını gör...
bütün güzel kızların kapılmış olması
ziyaretine gittiğim bir iş insanının ofisinin manzarasına hayran kalıp şanslı olduğunu söylemiştim. o da bana "inanır mısın ilk günler ben de gözlerimi alamıyordum. şimdi ise aynı manzara bana duvardaki bir tablo hissi veriyor. artık dönüp bakmıyorum bile." demişti.
evet kanımca sadece güzellik için tercih edeceğiniz kadınlar da böyle hissettirebilir. malesef güzellik de zamanla sıradanlaşır.
hissiyatı muhafaza eden tek şey insanı insan yapan ruhudur. sevmişseniz zaten güzel buluyorsunuzdur. işte güzel ruh ile birlikte gelen güzellik paha biçilmezdir.
evet kanımca sadece güzellik için tercih edeceğiniz kadınlar da böyle hissettirebilir. malesef güzellik de zamanla sıradanlaşır.
hissiyatı muhafaza eden tek şey insanı insan yapan ruhudur. sevmişseniz zaten güzel buluyorsunuzdur. işte güzel ruh ile birlikte gelen güzellik paha biçilmezdir.
devamını gör...


