kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...



en sevdiğim.
devamını gör...

becerebildiğim halde şiir yazmamak hobim mesela.
genelde gitar çalarım kafa sallarım. piyanoya oturur bildiğim şarkıları çalar kalkarım. sazı elime alır neşet ertaş'ı yad ederim. bol bol uyurum.
devamını gör...

birilerine suikast düzenlerdim. başarılı olamam ve yeterince suç işlemiş gibi hissetmezsem eğer üstüne bir de banka soyardım. vişneden böyle şeyler beklemezdik demeyin suç deyince aklıma birden fazla şey geldi neyse daha fazla yazmayayım bu kadar suç bünyeme fazla bile. başlık ben neymişim dememe sebep oldu.
(bkz: ben kimim)
devamını gör...

telefon numarasının son 4 hanesi. bu sözlük de dahil olmak üzere ekşi, uludağ ve kısa süre bulunduğum instela daki tüm şifrelerim eski sevgilimin telefonunun son 4 hanesiyle başlıyor. sonuna çeşitli kombinasyonlar ekledim ama başı hep o son 4 hane.

sadece bunlar da değil. 2 kredi kartım ve e mail şifrem de yine o son 4 hane. evet biliyorum aptalca ve riskli ancak o telefon numarası benim hayatımın tam merkeziydi. 17 yıllık bir cep telefonu numarası o. kullanımda da degil.

böyle işte. galiba iyi değilim.
devamını gör...

"nasıl bir plan hiç başarısız olmaz biliyor musun ki-woo? plansız olmak. plan yapmamak. neden biliyor musun peki? bir plan yaparsan, hayat o planı hep bozar. plan olmadığı sürece hiçbir şey ters gitmez."
(bkz: parazit)
devamını gör...

(bkz: ???)

düdüt: buyurun sizi böyle alayım. (bkz: metal müziğe başlama rehberi)
sonra teşekkür edersiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok fazla şey yetti.
uzun uzun yazmaya mecalim yok galiba.
devamını gör...

yazdıklarını beğenerek okuduğum entelektüel bir yazar.
devamını gör...

a.b.d'de, "islam milleti" adlı cemaati kuran kişidir. sadece siyahların müslüman olabileceğini, beyazların hepsinin şeytan olduğunu ve siyahların ayrı bir devlet kurmasını savunuyordu. malcolm x hapisteyken, islamı bu gruptan duymuştu.
devamını gör...

1994 yapımı, daha jeneriğinde çalan muhteşem şarkıyla insanı etkisi altına alan ve defalarca izlemekten bıkmadığım, bana göre john carpenter'in en iyi filmi. sam neill' in muhteşem performansı başta olmak üzere kurgusu, sahneleri, diyologları, her şeyiyle harika. ayrıca, profil kapak fotoğrafim da bu filmin en sevdiğim sahnelerinden birine aittir.


did i ever tell you my favorite color is blue?


filmin başında çalan şarkı;
devamını gör...

güllaçtır.
bu kadar sevilmeyen ama sevilen bir tatlı daha yoktur ya.
devamını gör...

tanım makinesi gibi bir yazar arkadaşımız. takibe aldım kendilerini.

klavyesine zeval gelmesin.
devamını gör...

uçağın düşmesine neden olup olmayacağı merak edilen soru.

cevap: düşmez.

en büyük yolcu uçaklarında, uçağın ağırlığı yaklaşık 200 tondur. ortalama yolcu ağırlığı ise 20-30 ton arasında değişir. kendi ağırlığı ile arasında bu kadar fark olan bir ağırlığın aynı anda yer değiştirmesi, uçağa irtifa kaybettirebilir ama bu kayıp uçağı düşürmeye yetecek bir kayıp değildir.

ancak bu zıplama işini tam kalkış ya da iniş sırasında, birkaç kez üst üste yaparsanız evet, uçağı düşürebilirsiniz. bunun nedeni, pilotun irtifa kaybını düzeltmeye vakit bulamayacak olmasıdır.
devamını gör...

5. günün şafağında çıkıp gelmiş, başımın tatlı belası *
devamını gör...

bize göre komik bir türkçedir. aslında yaptığımızın sonradan zengin olmuş adamın fakirlerle dalga gecmesinden bir farkı yok. çünkü bize göre çok daha az değişmiş bir türkçeleri var. bizde köylü diline benzediği için komik oluyor.

bu türkçeyi komik bulmayı aşağılayıcı bulmak olarak görmüyorum. ama azerbaycanlı arkadaşlarımızın bir çoğu onları aşağıladığımızı düşünüyor. bence öyle değil.

şu bir gerçek ki azerbaycan'a gidip 10 dakika gülmeden durabiliyorsan ya türkiye türkü değilsindir ya da büyükşehirlerde yaşamıyorsundur.

daha uçağa binerken başlıyor komiklikler. əvvəlcə oksigen maskasını özünüzə, sonra da uşağınıza taxın aga bizde uşak lafını büyükler çocuklara söyler. gelin la buraya uşaklar gibi. adamlar selam demiyor salam diyor. azerbaycan'dan size salam getirmişem lafına gülmeyen de ne bilim... nasılsınız anlamında nicesiiiz? diyorlar. bebek körpe demek. bir dalin şampuan reklamı var ki yerlere yatıyorum her seferinde. dalin şampun dalin şampun... (bkz: swh)



abi bu kıza bitiyorum yaa. mektebe tez get tez get tez get bıktım yaa diyor. anlamakta zorlanabilirsiniz işin özeti şu. kızcağız daha ilkokulda ve erken kalkıp okula gitmekten, ders yapmaktan ödev yapmaktan sıkılmış. dahası daha ilkokuldaki kızcağız büyüyüp evlendiğinde de çocuk bakmak istemiyor. sfsdsf çok şeker yaa. benim burda güldüğüm kıza azerbaycan dili de değil. o küçüçük yaşında hayattan bezmesi. ana olacam yine eziyet olacag lafına her seferinde kopuyorum.



aşağıdaki video da azerbaycan'da dikkat etmeniz gerekenlerle ilgili. en bariz olan bizde yanlış olan ay balam kelimeleri. bala evlat demek. öyle sevgiliye falan söylenen bir şey değil.



bu da azerbaycan reklamları.



siz yine de azerbaycan'a giderseniz ya da ya da azerbaycan vatandaşı ile karşılaşırsanız hiç azwrbaycan dili komikliğinden ya da standart bize komik gelen şeylerden bahsetmeyin hiç. onlara komik gelmekten ziyade kızdırır ve çok anlamsızdır.

küçük bir bilgi: azerbaycan türkçesinde ne a ne de e olan açık e şeklinde okunan bir harf vardır. sembolü ise ə harfi. zengin bir dil aslında. bizde olmayan harfler var.
devamını gör...

üniversite ikinci sınıf, termodinamik sınavı. sınava geç kalan arkadaş telaşla yerini arıyor. o sırada iş bilir asistan aklınca laf sokmaya çalışıp böyle sorumsuzca sınava geç kalırsan hiçbir şey olmaz senden diye çıkışıyor.

bunu duyan yürek yemiş hazır cevap arkadaşımız hiçbir şey olamazsam okulda kalır asistan olurum diyor ve amfiyi bir ooooo uğultusu kaplıyor.
devamını gör...

savunduğu pek çok "sane" şeyin yanında, kişinin ismini kendisinin belirlemesi gerektiğini savunan, yaratılmış en akıllı karakter. insanların ona koydukları isim john watson, kendini adlandırdığı isim, akıllı wonko. yaşadığımız toplumun tamamen delilerden oluştuğunu ancak kendisinin bir deli olmadığını söyleyip, evinin dışını iç mekan; içini dış mekan olarak dekore ederek, yaşadığı yeri ​tımarhanenin dışına dönüştürmüştür. bu deli toplumdan soyut bir hayat yaşar.

her zeki birey gibi kendisinin de bir kürdan anısı var ki, evini dekore ediş şeklini tamamen buna borçludur kendileri.


"karınız," dedi arthur, etrafına bakınarak, "bazı kürdanlardan bahsetmişti." bu sözleri endişeli bir bakışla, sanki karısı kapının ardından fırlayıp yine kürdanlardan bahsedecekmiş gibi söylemişti.

akıllı wonko güldü. bu hafif ve rahat bir kahkahaydı, kulağa daha önce sık sık kullanıp memnun kaldığı bir kahkaha gibi geliyordu.
"ha, evet," dedi, "bunun dünyanın tamamen çıldırdığını fark edip o zavallıyı içine koymak için tımarhaneyi inşa ettiğim ve iyileşmesini umduğum günle ilgisi var." bu noktada arthur içinde yine bir parça tedirginlik hissetmeye başladı.

"bakın," dedi akıllı wonko, "biz tımarhanenin dışındayız." yine tuğla duvarı, sıvasını ve olukları işaret etti. "şu kapıdan geçince," diyerek ilk girdikleri kapıyı gösterdi. "tımarhaneye girmiş olursunuz. içeridekilerin mutlu olması için orayı hoş bir şekilde dekore etmeye çalıştım, ama yapılabilecek çok fazla şey yok. ben oraya artık hiç gitmiyorum. arada bir bunu yapma isteği duysam bile, ki bugünlerde çok az böyle hissediyorum, kapının üzerinde yazılı olan tabelaya bakmam bu istekten vazgeçmeme yetiyor."

"şuna mı?" dedi fenchurch, biraz da şaşkın bir şekilde üzerinde birtakım talimatlar yazılı mavi bir plakayı işaret ederek.
"evet. bunlar bana en sonunda her şeyden el ayak çektiren sözcükler. bu oldukça ani oldu. o sözcükleri gördüğümde ne yapmam
gerektiğini biliyordum."

levhada şunlar yazılıydı:
çubuğu ortasına yakın bir yerinden tutun. sivri ucu ağzınızda ıslatın. iki diş arasındaki boşluğa sokun ve diş etine kadar ittirin. nazik bir şekilde ileri geri oynatın.

"bana sanki," dedi akıllı wonko, "bir kürdan kutusuna ayrıntılı bir kullanma kılavuzu koyabilecek ölçüde aklını kaybetmiş herhangi bir
uygarlığın içinde daha fazla yaşayıp da akıl sağlığımın yerinde kalması mümkün değilmiş gibi geldi."

douglas adams, so long and thanks for all the fish
devamını gör...

asiri ofsayt album ismi.
her okudugumda kahkaha atiyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim