sosyal medya
yasama, yürütme, yargı ve basından sonra beşinci güç oldu. hatta hepsinin de üstünde bir güç oldu. basın ve medya, artık sosyal medyaya bakarak haber ve yorumlarını hizalar oldu.
yasama, yürütme ve en önemlisi de yargı, artık sosyal medyaya göre karar veriyor. bir kişi hakkında sosyal medya sayesinde yargının verdiği kararı neredeyse coşkuyla alkışlıyoruz.
adalet ve hukuk, hepimize bir gün lazım olacak. işte o zaman adalet tarafından mı, sosyal medya tarafından mı yargılanmak istersiniz? işte mevzunun can alıcı noktası da bu.
yasama, yürütme ve en önemlisi de yargı, artık sosyal medyaya göre karar veriyor. bir kişi hakkında sosyal medya sayesinde yargının verdiği kararı neredeyse coşkuyla alkışlıyoruz.
adalet ve hukuk, hepimize bir gün lazım olacak. işte o zaman adalet tarafından mı, sosyal medya tarafından mı yargılanmak istersiniz? işte mevzunun can alıcı noktası da bu.
devamını gör...
yazar mahlaslarının öteki dünya versiyonu
araftakiyalnizdusakabin*))
devamını gör...
hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları
bir gün dondurma alalım mı demişti kızım. zaten ayda bir anca görüşüyoruz. ama cebimde ona dondurma alacak param yoktu. gerçekten yoktu. sanırım hayatımdaki en acı an oydu. bütün gün parkta oynadık güldü eğlendi ama o dondurmayı yiyemedi o gün. onun pek umurunda değildi çoktan unuttu ama bende dövme gibi kazılıdır hala.
devamını gör...
başörtüsüyle okumak isteyenler arabistan'a gitsin
iki tarafın yobazından da iğreniyorum. bi salın olm şu insanları açıkmış kapalıymış sizene?
devamını gör...
sonrası kalır
edip cansever'in yok saydığı ikindi üstü kitabında yer alan şiirleri dahil olmak üzere tüm şiirlerinin yer aldığı yky tarafından ilk baskısı 2005 yılında yayımlanan iki ciltlik şiir koleksiyonu. koleksiyon ismini edip cansever'in ben buyum, dersin, arkadaş. sevgilim, ben buyum yüreğim vurgun, dişlerim altın ceketim sol omzumda dizeleri ile biten sonrası kalır şiirinden alır ki o şiirin rüştü asyalı tarafından seslendirilişi kana karışan zehir gibi güzeldir. dergilerde yayımlanıp gölgelerde kalmış, cansever'in reddetmesi ile hiç yazılmamış gibi kenara atılmış ve bilinmemek ile lanetlenmiş pek çok güzel şiiri yer alıyor sonrası kalır koleksiyonunda. gönül isterdi ki ikinci cilt cansever'in ama belli ki sonundayız her şeyin, en sonunda dizeleri ile biten acaba şiiri ile noktalansın ama böyle de güzeldir. cansever'in tragedya v'nin iv. bölümünde stepan insan yalnızlaştıkça konuştuğu dil de değişir demişti o yüzden bu koleksiyon türkçe sanılmasın çünkü unutulmuş bir dil ile yazılmıştır cansever'in tüm şiirleri.
vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
vaktinde anlamanın sevinci mi
ya da biraz geç kalmanın
o gereksiz tedirginliği mi
hangisi?
ama belli ki sonundayız her şeyin
en sonunda.
vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
vaktinde anlamanın sevinci mi
ya da biraz geç kalmanın
o gereksiz tedirginliği mi
hangisi?
ama belli ki sonundayız her şeyin
en sonunda.
devamını gör...
çok pis dedikodu döndüğü düşünülen yerler
(bkz: öğretmenler odası) yani hatırlıyorum öğretmenler odasına girince bir sessizlik bir gerginlik oluşurdu hayır ne konuşuyorlar böyle de biz girince susuyorlar.
ikinci olarak, kız whatsapp grupları, bu kesin bilgidir.
her şey ama her şey konuşulur.
editasyon: arkadaşlar içeriden bilgi geldi öğretmenler odasında çok az dedikodu dönüyormuş.*
ikinci olarak, kız whatsapp grupları, bu kesin bilgidir.
her şey ama her şey konuşulur.
editasyon: arkadaşlar içeriden bilgi geldi öğretmenler odasında çok az dedikodu dönüyormuş.*
devamını gör...
mundar
murdar kelimesinin galat-ı meşhur'u.
devamını gör...
görgüsüzce davranışlar
camdan angry birds misali çöp poşeti fırlatmak, evet sözlük oturduğum sokakta bunu yapan anguslar mevcut.
devamını gör...
tanıştığınız dakika hayat hikayesini anlatan erkek
hayatını anlatan erkek karşısındakini değerli gören erkektir. kendinden, olduğu gibi, yalansız bir şekilde bahseden erkek tanıştığı kadınla bir şeyleri paylaşmak istediğini belli ediyordur. samimi davranmak, içinden geldiği gibi konuşmak yanlış olmamalı.
tabi kişi kendisinde bu değeri görmek istemiyorsa başka tabi.
tabi kişi kendisinde bu değeri görmek istemiyorsa başka tabi.
devamını gör...
omg
the atlantic adlı dergide geçen bir bilgiye göre 1917 yılında ingiliz donanması amirali john arbuthnot fisher winston churcill'e yakın zamanda bahşedilecek yeni unvanlar hakkında bir mektup yazarken "tapiste yeni bir şövalyelik tarikatı olduğunu duydum, o.m.g (oh my god)" ifadelerini kullanarak günümüze kadar gelmiş olan omg kısaltmasını ilk kullanan kişi olmuştur.
devamını gör...
feridun düzağaç şarkıları
gel tanışalım önce ben kısaca f.d.
devamını gör...
okurken mahlası yoran yazarlar
yaran nick'lerin üçüncü dereceden akrabası olan nick'lerdir. bu yazarları anlamak tuhaftır.
aklıma gelenlerden biri ilkciranta. herhalde böyle yazılıyor bilmiyorum. ben genelde ilkcirinanta diye okuyom valla. daha kolay oluyor.
birde eski sözlükte eyvallahjallaah le küfüven ehad diyemeyen izlandalı vardı. bak yine ne olduğunu unuttum. birde eyvallah diyemeyen izlandalı demiş. ben de diyemiyorum ki zaten izlandalıya şaşırmadım. eyvallah diye okuyup geçiyorum.
bir de böyle tam okuyacak gibi oluyorsun "ben bunu okurum" diyorsun ama yine okuyamıyorsun. bunlara da verebileceğim örnek, leleylilalalulalamburleylilaplup var. bunu alan yazarın kafasını istiyorum işte. abicim/ablacım sen ne yaşıyon içinde?
bu yorma kısmının yanında beni kahreden başka bir nick grubu ise okuyunca"ne dedim lan ben şimdi?" dediğim nickler var. bu arkadaşlar da güldürürken değil de okuturken düşündürmeyi seçen arkadaşlar. mimarolmamhayatınıçizebileceğimanlamınagelir örneğin. abicim/ablacım, cancazım... senin amacın ne? müşterin çok mu dişliydi? senden nasıl bir istekte bulundu da isyan ettin? yoksa çok yeteneklisin dediler de yaşam koçu mu yapmak istediler seni? neden beni derin düşüncelere sokuyorsun nickinle? hem yarın bir gün zirve yapmaya kalksak ismini yazmaya kağıt yetmez.
işin özeti garip nickler almayın. ben onları okuyup çıkarım yapmaya çalışıyorum. yormayın beni.
edit: ucemak seni de unuttum sanma. tamam tamam unuttum ama neden ucemak neden neden? tersten okuyorum yine bir anlam veremiyorum. bütün tuşlara basarak level geçmeye mi çalıştın?
aklıma gelenlerden biri ilkciranta. herhalde böyle yazılıyor bilmiyorum. ben genelde ilkcirinanta diye okuyom valla. daha kolay oluyor.
birde eski sözlükte eyvallahjallaah le küfüven ehad diyemeyen izlandalı vardı. bak yine ne olduğunu unuttum. birde eyvallah diyemeyen izlandalı demiş. ben de diyemiyorum ki zaten izlandalıya şaşırmadım. eyvallah diye okuyup geçiyorum.
bir de böyle tam okuyacak gibi oluyorsun "ben bunu okurum" diyorsun ama yine okuyamıyorsun. bunlara da verebileceğim örnek, leleylilalalulalamburleylilaplup var. bunu alan yazarın kafasını istiyorum işte. abicim/ablacım sen ne yaşıyon içinde?
bu yorma kısmının yanında beni kahreden başka bir nick grubu ise okuyunca"ne dedim lan ben şimdi?" dediğim nickler var. bu arkadaşlar da güldürürken değil de okuturken düşündürmeyi seçen arkadaşlar. mimarolmamhayatınıçizebileceğimanlamınagelir örneğin. abicim/ablacım, cancazım... senin amacın ne? müşterin çok mu dişliydi? senden nasıl bir istekte bulundu da isyan ettin? yoksa çok yeteneklisin dediler de yaşam koçu mu yapmak istediler seni? neden beni derin düşüncelere sokuyorsun nickinle? hem yarın bir gün zirve yapmaya kalksak ismini yazmaya kağıt yetmez.
işin özeti garip nickler almayın. ben onları okuyup çıkarım yapmaya çalışıyorum. yormayın beni.
edit: ucemak seni de unuttum sanma. tamam tamam unuttum ama neden ucemak neden neden? tersten okuyorum yine bir anlam veremiyorum. bütün tuşlara basarak level geçmeye mi çalıştın?
devamını gör...
normal sözlük boşananlar kulübü
daha evlenme noktasına bile gelmedik ama hayırlısı bakalım. yıllar sonra buraya gelip durumu editleyeceğim, yazdım bir kenara.
devamını gör...
mutlak monarşi
bunu türkiye'de oylasalar kabul edecek bir kesim var. evet şaka gibi ama var. insanlardan tiskinme sebebim tam olarak bu.
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
çaylaklık sistemi için getirilen ya da getirilmesi düşünülen yenilik eğer çalışırsa olumlu olduğunu düşünüyorum ama kafa store olayını çok anlayamadım. yani şimdiden böyle bir mağaza olayı bana biraz garip geldi. hele hele sözlük özelliklerinin buna bağlanmasını da pek olumlu olarak değerlendiremedim.
şöyle ki; hani gençler eğlensin diyerek bir güzellik yapılıyorsa bunun sözlüğün işlevi ile ilgili olmaması gerekirdi. sözlük işlevi ile ilgili bir şeyi eğlence içine koymak garip olmuş. ayrıca istediği kadar dikkat edilsin karma puan olayı niteliği değil, niceliği dikkate alan bir sistem. bu da katılım artsın diyerek kaliteyi iyice düşürebilir.
yani naçizane eleştirim eğer bu kafa store olayında ciddiyseniz sadece eğlence ve gösteriş amacıyla yapılan bir çerçeve çizin derim. örneğin profillere tıklanmadan görünmüyor bile, nick yanına bile rozet konulabilir. yani ona bile razıyım ama sözlük işlevlerini karma ile sınırlandırmak iyi fikir değil. yani yarın öbür gün premium hesap satmayı düşünüyorsanız, lafım yok ama öyle bir şeyi aklıma dahi getirmediğimden saçma geldi bana.
şöyle ki; hani gençler eğlensin diyerek bir güzellik yapılıyorsa bunun sözlüğün işlevi ile ilgili olmaması gerekirdi. sözlük işlevi ile ilgili bir şeyi eğlence içine koymak garip olmuş. ayrıca istediği kadar dikkat edilsin karma puan olayı niteliği değil, niceliği dikkate alan bir sistem. bu da katılım artsın diyerek kaliteyi iyice düşürebilir.
yani naçizane eleştirim eğer bu kafa store olayında ciddiyseniz sadece eğlence ve gösteriş amacıyla yapılan bir çerçeve çizin derim. örneğin profillere tıklanmadan görünmüyor bile, nick yanına bile rozet konulabilir. yani ona bile razıyım ama sözlük işlevlerini karma ile sınırlandırmak iyi fikir değil. yani yarın öbür gün premium hesap satmayı düşünüyorsanız, lafım yok ama öyle bir şeyi aklıma dahi getirmediğimden saçma geldi bana.
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
—en sevdiğim şey olan sahilde yürüyüş
—yeni bir kitaba başlamak
—uzun bi aradan sonra tekrardan evde egzersiz yapmak*.
—yeni bir kitaba başlamak
—uzun bi aradan sonra tekrardan evde egzersiz yapmak*.
devamını gör...
devic hastalığı
nöromyelitis optika olarak da bilinir.
bilateral optik nörit ve spinal kord demiyelinizasyonu bir aradadır.
aquaporin-4 e karşı antikor vardır.
bilateral optik nörit ve spinal kord demiyelinizasyonu bir aradadır.
aquaporin-4 e karşı antikor vardır.
devamını gör...
nesimi çimen
anadolu’nun bağrından kopar, yolu paris’e düşer. bi başına, karnı aç. elleri cebinde dolaşırken, bakar ki, sokak çalgıcıları var, müzik yapıyorlar, para topluyorlar. çöker bi köşeye, cura’sını tıngırdatmaya, yanık yanık söylemeye başlar:
“aç kulaklarını dinle sözümü,
yalan söz gerçeğe tuzak değil,
insan hakkını hak bilen kişi,
özünde nur doğar yalan ateşi,
kamili taşlamak cahilin işi,
cahilden kötülük hiç uzak değil…”
tesadüfen ordan geçerken, durup, dinleyenler arasında abidin dino da vardır.
tanışırlar… kasketli, pala bıyıklı, buram buram anadolu kokan ozan’ın kalacak yeri olmadığını öğrenir, koluna girer, evine davet eder.
güzin dino, sofrayı kurar. otururlar, sohbete koyulurlar. laf lafı açar, ozan der ki, "beni yarın çarşıya götürür müsünüz?"
"hayrola?" derler, "ne lazımsa biz sana alalım…"
“bale ayakkabısı alacağım” der.
dino’lar şoke olur. kara yağız ozan, o şahane şivesiyle devam eder:
“benim oğlan balet de… ona göndereceğim.”
çünkü…
nesimi çimen’dir o.
türkü derleyen, ilk plak çalışmasını 1964’te yapan, almanya’da fransa’da isveç’te albümler çıkaran, dünyanın en önemli müzikhollerinde sahne alan, türkiye’de ha bire gözaltına alınan, işkence gören, sürüm sürüm süründürülen, yılmayan, ömrünün sonuna kadar hiç sosyal güvencesi olmayan, yurtdışından gelen teliflerle mütevazı yaşamını sürdürmeye gayret eden…
sazın, sözün, üç telli cura’nın ustası...
"yılmaz özdil"
“aç kulaklarını dinle sözümü,
yalan söz gerçeğe tuzak değil,
insan hakkını hak bilen kişi,
özünde nur doğar yalan ateşi,
kamili taşlamak cahilin işi,
cahilden kötülük hiç uzak değil…”
tesadüfen ordan geçerken, durup, dinleyenler arasında abidin dino da vardır.
tanışırlar… kasketli, pala bıyıklı, buram buram anadolu kokan ozan’ın kalacak yeri olmadığını öğrenir, koluna girer, evine davet eder.
güzin dino, sofrayı kurar. otururlar, sohbete koyulurlar. laf lafı açar, ozan der ki, "beni yarın çarşıya götürür müsünüz?"
"hayrola?" derler, "ne lazımsa biz sana alalım…"
“bale ayakkabısı alacağım” der.
dino’lar şoke olur. kara yağız ozan, o şahane şivesiyle devam eder:
“benim oğlan balet de… ona göndereceğim.”
çünkü…
nesimi çimen’dir o.
türkü derleyen, ilk plak çalışmasını 1964’te yapan, almanya’da fransa’da isveç’te albümler çıkaran, dünyanın en önemli müzikhollerinde sahne alan, türkiye’de ha bire gözaltına alınan, işkence gören, sürüm sürüm süründürülen, yılmayan, ömrünün sonuna kadar hiç sosyal güvencesi olmayan, yurtdışından gelen teliflerle mütevazı yaşamını sürdürmeye gayret eden…
sazın, sözün, üç telli cura’nın ustası...
"yılmaz özdil"
devamını gör...
ilkokulda babanın mesleğini soran öğretmen
ne yapacaksa artık. bir çok arkadaşım utana sıkıla işçi, inşaatçı, işsiz vs demişti. utanılacak birşey değildi asla ama çocuk aklı olsa gerek. asıl bit yeniği öğretmenin başından çıkıyor. ne oldu hocam? o işçi, işsiz çocuklarına bir yardımının mı bulundu? hayır.
senin niyetin tamirci çocuğu çıkarda tamir işlerini beleşe ona yaptırırım, kasap çocuğu çıkarda 300 500 gram fazla et koyar. doktor hemşire çocuğu çıkarda sağlık işlerinde onun anasına babasına danışırım. diş doktoru olur inşallah daha ucuza beyazlatirim derdindesin.
ben her zaman ithalat ve ihracat yapan tekstil fabrikası sahibi babam için tekstil işçisi dedim ve bize musallat olmasından kaçındım.
senin niyetin tamirci çocuğu çıkarda tamir işlerini beleşe ona yaptırırım, kasap çocuğu çıkarda 300 500 gram fazla et koyar. doktor hemşire çocuğu çıkarda sağlık işlerinde onun anasına babasına danışırım. diş doktoru olur inşallah daha ucuza beyazlatirim derdindesin.
ben her zaman ithalat ve ihracat yapan tekstil fabrikası sahibi babam için tekstil işçisi dedim ve bize musallat olmasından kaçındım.
devamını gör...