erdoğan değil intihar eden vatandaşlar suçludur
beyaz tv sunucusunun intihar eden bütün vatandaşların bitcoin alıp kumar oynadığını iddia ettiği beyin yakan açıklamasıdır. tabii bir ülkede ekonomi kötüyse ve vatandaşlar bu sebepten intihar ediyorsa iktidardaki partinin ve cumhurbaşkanının bu durumla alakası nedir ki? kocaman bir sıfır. buradan
beyaz tv sunucusu tahir sarıkaya, tepki çeken açıklamalar yaptı. görevinden istifa ettirilen eski ankara büyükşehir belediye başkanı ibrahim melih gökçek'in kanalı beyaz tv'de uyan türkiyem programını sunan tahir sarıkaya, intihar eden yurttaşları hedef aldı. ekonomik kriz ve geçimsizlik nedeniyle yaşamına son veren yurttaşları hedef alan sarıkaya, "'intihar ediyorum, suçlu erdoğan.' sen kumar oyna, sen her şeyi yap ondan sonra 'zor durumdayım.'bitcoin oyna, zor durumdayım, battım, oh... bütün suçlu erdoğan" ifadelerini kullandı.
beyaz tv sunucusu tahir sarıkaya, tepki çeken açıklamalar yaptı. görevinden istifa ettirilen eski ankara büyükşehir belediye başkanı ibrahim melih gökçek'in kanalı beyaz tv'de uyan türkiyem programını sunan tahir sarıkaya, intihar eden yurttaşları hedef aldı. ekonomik kriz ve geçimsizlik nedeniyle yaşamına son veren yurttaşları hedef alan sarıkaya, "'intihar ediyorum, suçlu erdoğan.' sen kumar oyna, sen her şeyi yap ondan sonra 'zor durumdayım.'bitcoin oyna, zor durumdayım, battım, oh... bütün suçlu erdoğan" ifadelerini kullandı.
devamını gör...
hoşlanılan kişinin evli çıkması
eminim bir gün sen de hayatının kadınına rastlayacaksın ve ona şöyle diyeceksin: "ben evli bir adamım." murat menteş
devamını gör...
küçük şeylerle mutlu olmak
arkadaşlarımı güldürmek. bu beni hep mutlu eder, küçük bir şey ama etkisi büyük.
devamını gör...
gönlünden geçenle kalemi bir olan yazar
tarifi yazan yazar ben oluyorum galiba.
gönlümden geçiyor ki yazıyorum bazen trollüğe vuruyorum ama onda bile gerçekten samimiyim.
ciddi biriyim evet ama hayatta asla kasıntı birisi olmadım. inanmadığımı savunmadım savunduğuma yanlışta olsa inandım.
haliyle tanımlarımda da bu anlattıklarımdan esintiler görmeniz mümkündür.
samimiyet güzel şeydir, düşmansan bile onu bile arkadan dolanmadan açık seçik yapacaksın.
insan bu kafayla hareket edince kendi gibi samimi bulduklarını kolayca ayırt edebiliyor. seviyorum sizi samimi yazarlar.
gönlümden geçiyor ki yazıyorum bazen trollüğe vuruyorum ama onda bile gerçekten samimiyim.
ciddi biriyim evet ama hayatta asla kasıntı birisi olmadım. inanmadığımı savunmadım savunduğuma yanlışta olsa inandım.
haliyle tanımlarımda da bu anlattıklarımdan esintiler görmeniz mümkündür.
samimiyet güzel şeydir, düşmansan bile onu bile arkadan dolanmadan açık seçik yapacaksın.
insan bu kafayla hareket edince kendi gibi samimi bulduklarını kolayca ayırt edebiliyor. seviyorum sizi samimi yazarlar.
devamını gör...
3 mayıs türkçülük günü
atatürk'ün bu kutlu günde türkçülükle ilgili bazı sözlerini paylaşmak istedim. milli benliklerinden yoksun asil ataların yetersiz evlatları ve bu ülkede yasayıp her daim türk düşmanlığı yapanlar mümkünse uzak dursunlar bu başlıktan.
biz doğrudan doğruya millet severiz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur." (nutuk, 15-20 ekim 1927)
türk ve türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!
(yanık yurt gazetesi, izmir, 28 nisan 1341 (1925). sayı: 96, s. 2, sütun: 4-5)
kanını taşıyandan başkasına inanma, seçtiğin yöneticilerin kanındaki cevherine bak.
(nutuk, eski basımlar)
türkiye türklerindir!
biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur. bu topluluğun fertleri ne kadar türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (ilköğretim mecmuası, cilt: 4, sayı:61, 1940)
milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka türkçe konuşmalıdır. türkçe konuşmayan bir insan türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (taha toros, atatürk'ün adana seyahatleri, s. 39)
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türk’tü bugün de türk’tür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
taş kırılır, tunç erir, ama türklük ebedidir.
(bu sözün söylendiğine dair ihtilaflar vardır)
ayrıca buraya gelip bizi faşist diye yaftalayan, atatürk'ü olduğundan farklı biri gibi göstermeye çalışan bazı arkadaşlara ithafen şunları bırakayım.
komünizm türk dünyasının en büyük tehlikesidir. her görüldüğü yerde ezilmelidir.
(faruk şükrü yersel, eskişehir gazetesi, 1926)
ne mutlu türküm diyene!
edit: kürtçülük yapınca tepki yiyorlarmış. burası türk devleti olduğu için olabilir mi?
dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin başka bir milliyetin milliyetçiliğini yaparsanız tepki yersiniz. o kadar meraklıysan çek git ülkene derler. rum kökenli biri olarak kendimi bir türk olarak görüyorum ve türkçe konuşuyorum. asla rum milliyetçiliği de yapmadım. çünkü aha yunanistan orada. burası türkiye sokun o dar kafanıza artık. rumca konuşmak isteyen yunanistana, ermenice konuşmak isteyen ermenistana, rusça konuşmak isteyen rusyaya, kürtçe isteyen kuzey ıraka.
biz doğrudan doğruya millet severiz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur." (nutuk, 15-20 ekim 1927)
türk ve türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!
(yanık yurt gazetesi, izmir, 28 nisan 1341 (1925). sayı: 96, s. 2, sütun: 4-5)
kanını taşıyandan başkasına inanma, seçtiğin yöneticilerin kanındaki cevherine bak.
(nutuk, eski basımlar)
türkiye türklerindir!
biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur. bu topluluğun fertleri ne kadar türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (ilköğretim mecmuası, cilt: 4, sayı:61, 1940)
milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka türkçe konuşmalıdır. türkçe konuşmayan bir insan türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (taha toros, atatürk'ün adana seyahatleri, s. 39)
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türk’tü bugün de türk’tür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
taş kırılır, tunç erir, ama türklük ebedidir.
(bu sözün söylendiğine dair ihtilaflar vardır)
ayrıca buraya gelip bizi faşist diye yaftalayan, atatürk'ü olduğundan farklı biri gibi göstermeye çalışan bazı arkadaşlara ithafen şunları bırakayım.
komünizm türk dünyasının en büyük tehlikesidir. her görüldüğü yerde ezilmelidir.
(faruk şükrü yersel, eskişehir gazetesi, 1926)
ne mutlu türküm diyene!
edit: kürtçülük yapınca tepki yiyorlarmış. burası türk devleti olduğu için olabilir mi?
dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin başka bir milliyetin milliyetçiliğini yaparsanız tepki yersiniz. o kadar meraklıysan çek git ülkene derler. rum kökenli biri olarak kendimi bir türk olarak görüyorum ve türkçe konuşuyorum. asla rum milliyetçiliği de yapmadım. çünkü aha yunanistan orada. burası türkiye sokun o dar kafanıza artık. rumca konuşmak isteyen yunanistana, ermenice konuşmak isteyen ermenistana, rusça konuşmak isteyen rusyaya, kürtçe isteyen kuzey ıraka.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uyandı, şöyle bir gerindi. her zamanki gibi huzurlu uyumuştu. ne kadar şükretse azdı.
etrafına bakındı, kendine gelmesi zaman alacaktı.
evde dolaşmaya başladı. ev arkadaşları çoktan uyanmıştı.
açıkçası umurunda bile değildi. dengesiz uykularıyla mutluydu. zaten kendisine karışan da yoktu.
bir kez olsun erken yat, biraz kendine çeki düzen ver dememişlerdi.
onu en çok seven arkadaşı da kendisi gibiydi. ne zaman uyuyacağı ne zaman uyanacağı hiç belli olmazdı. sakindi.
ama bazen beklenmedik şeyler yapabiliyordu. ufak tefek şakalar falan işte. sanki çocuktu. koca adamın yapacağı şey miydi? ev birbirine giriyordu. sırf bu yüzden onunla kavga bile ediyordu. yumruklaşmalara varan kavgalar hem de. arkadaşının kanını akıttığı çoktu. kavga bittiğinde ise herkes köşesine çekiliyordu.
tabi sonra arkadaşı pişman olup ona en sevdiği tatlıdan ikram ediyordu. içinden 'sen tam bir türk'sün, ne olur maddi bir şeyle gönlümü alacağına düzgün davransan' diye geçiriyordu. ama onu değiştiremeyeceğini biliyordu. yine de seviyordu keratayı!
ısınma barında esneme hareketlerini yaptı. artık kendine gelmişti. köşesine çekilebilirdi.
pencere kenarında günün aydınlanışını seyretmeye bayılırdı. gözlem yapmayı pek severdi. saatlerce dışarıyı seyrederdi.
bir de pek bi yakışıklıydı.
karşı komşunun kızları onu gördüklerinde pencereye üşüşürlerdi. ne olurdu bir kere de onu yakından görselerdi. ama ne mümkün hiç pas vermezdi.
bir şeyler yese iyi olacaktı. kahvaltıyı yapayım biraz daha uyurum diye düşündü.
ama o da ne arkadaşı gülerek yanına yaklaşıyordu. bu işte bir iş vardı. göz bebekleri büyüdü, kaçsa iyi olurdu. nasıl olsa ondan hızlıydı.
hamlesini yaptı fakat nasıl olduysa arkadaşı onu birden yakalamıştı. böyle şans mı olurdu. kavga etmeselerdi bari.
ama daha kötüsü oldu. arkadaşı onu öpücük yağmuruna tutmuştu. ne anlıyordu şu öpücük işinden. neyse ki fazla uzatmadı da rahat bir nefes aldı. kahvaltısını yaptıktan sonra hemen uyku faslına geçti. allah'tan uykusunda rahat veriyorlardı.
uyku demişken uyuma işini kendisinden daha iyi yapan yoktu. arkadaşı onu ne zaman uyurken görse 'bir kere de ben böyle uyusam ne olur' diye iç geçirirdi. ama bu imkansızdan öte bir şeydi.
etrafına bakındı, kendine gelmesi zaman alacaktı.
evde dolaşmaya başladı. ev arkadaşları çoktan uyanmıştı.
açıkçası umurunda bile değildi. dengesiz uykularıyla mutluydu. zaten kendisine karışan da yoktu.
bir kez olsun erken yat, biraz kendine çeki düzen ver dememişlerdi.
onu en çok seven arkadaşı da kendisi gibiydi. ne zaman uyuyacağı ne zaman uyanacağı hiç belli olmazdı. sakindi.
ama bazen beklenmedik şeyler yapabiliyordu. ufak tefek şakalar falan işte. sanki çocuktu. koca adamın yapacağı şey miydi? ev birbirine giriyordu. sırf bu yüzden onunla kavga bile ediyordu. yumruklaşmalara varan kavgalar hem de. arkadaşının kanını akıttığı çoktu. kavga bittiğinde ise herkes köşesine çekiliyordu.
tabi sonra arkadaşı pişman olup ona en sevdiği tatlıdan ikram ediyordu. içinden 'sen tam bir türk'sün, ne olur maddi bir şeyle gönlümü alacağına düzgün davransan' diye geçiriyordu. ama onu değiştiremeyeceğini biliyordu. yine de seviyordu keratayı!
ısınma barında esneme hareketlerini yaptı. artık kendine gelmişti. köşesine çekilebilirdi.
pencere kenarında günün aydınlanışını seyretmeye bayılırdı. gözlem yapmayı pek severdi. saatlerce dışarıyı seyrederdi.
bir de pek bi yakışıklıydı.
karşı komşunun kızları onu gördüklerinde pencereye üşüşürlerdi. ne olurdu bir kere de onu yakından görselerdi. ama ne mümkün hiç pas vermezdi.
bir şeyler yese iyi olacaktı. kahvaltıyı yapayım biraz daha uyurum diye düşündü.
ama o da ne arkadaşı gülerek yanına yaklaşıyordu. bu işte bir iş vardı. göz bebekleri büyüdü, kaçsa iyi olurdu. nasıl olsa ondan hızlıydı.
hamlesini yaptı fakat nasıl olduysa arkadaşı onu birden yakalamıştı. böyle şans mı olurdu. kavga etmeselerdi bari.
ama daha kötüsü oldu. arkadaşı onu öpücük yağmuruna tutmuştu. ne anlıyordu şu öpücük işinden. neyse ki fazla uzatmadı da rahat bir nefes aldı. kahvaltısını yaptıktan sonra hemen uyku faslına geçti. allah'tan uykusunda rahat veriyorlardı.
uyku demişken uyuma işini kendisinden daha iyi yapan yoktu. arkadaşı onu ne zaman uyurken görse 'bir kere de ben böyle uyusam ne olur' diye iç geçirirdi. ama bu imkansızdan öte bir şeydi.
devamını gör...
sözelci biriyle ciddi ciddi konuşmak
sayısal olunca üçgenin iç açılarını mı hesaplıcan?
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
teşekkür etmek. insanlarımız bilmiyor ne yazık ki.
devamını gör...
komik ad soyad kombinasyonları
oya bilir'in eşi kaya bilir demişti edebiyat öğretmenim 10 sene önce.
devamını gör...
annelerin unutulmayan sözleri
"orada" istisnasız bu...
-anne ilaç kutun nerede?
+orada...
...
-anne randevu alacağım kimliğin lazım çantanı nereye koydun?
+orada...
...
orası tam olarak neresi?
neresi tam olarak? mutfakta mı? salonda mı odanda mı? antrede mi?
söyle anne neresi orası?
neresi anne neresi?
hangi dolap?
konum at anne!
-anne ilaç kutun nerede?
+orada...
...
-anne randevu alacağım kimliğin lazım çantanı nereye koydun?
+orada...
...
orası tam olarak neresi?
neresi tam olarak? mutfakta mı? salonda mı odanda mı? antrede mi?
söyle anne neresi orası?
neresi anne neresi?
hangi dolap?
konum at anne!
devamını gör...
viski
ilk yapımı 1494 yılına dayanan,mısır,arpa,çavdar,buğday gibi bir çok tahılların mayalandırılıp,ağaç yapısına göre tadında değişiklik gösteren fıçılarda olgunlaşmasından sonra oluşan,üretildiği bölgeye göre sertlik derecesi değişen alkollü içkidir.
irlanda ve iskoçya'da, "uisge beatha" yani yaşam suyu anlamına gelen bu alkollü içkinin buz ile tüketmek istemeyenler için özel bir taşı da vardır.
viski ismi ise ilk olarak john corr adında bir papazın cenaze giderlerinde viski yapmak için tam 508 kg arpa yazdığında rastlanmıştır.
viski çeşitlerine geçmeden önce damıtma hakkında ufak bir bilgi vermek isterim. damıtma sayısı arttıkça alkol oranı yükselirken,aroma miktarı azalır.
viski çeşitleri 3'e ayrılır:
1-amerikan/burbon viskisi: genelde tahıl olarak mısır kullanılan bu viski çeşitinde sadece 1 kez damıtma yapılır.
amerika'da ise oduncuların tükettiği alkol olarak geçer.bu viskiyi ise papaz elijah craig amerika'ya tanıtmıştır.
amerika viski yasalarına göre,yıllandırma için kullanılan yakılmış beyaz meşe fıçısı bir daha kullanılamaz.
2-iskoç viskisi: genelde isli viski adıyla duyduğumuz çeşittir. bunun nedeni ise,genel olarak bu çeşitte kullanılan arpa tahılının çimlenmesini önlemek amaçlı ateşler (bkz: yanıyoruz fuat abi) içerisine atılıp,içerisinde torf yakıtının kullanıldığı ateş dumanının, tahılların üstüne sinmesiyle oluşur. ve 2 kere damıtma yapılır. içerisine su ve karamel dışında bir şey katılırsa iskoç'ların isyan edebileceği söylenilen bu çeşitin şartları arasında meşe fıçıda en az 3 yıl hapis ve en az 40 derece alkol oranına sahip olmadı gereklidir.
3-irlanda viskisi:yapımında genelde arpa kullanılan bu viski çeşiti,iskoç viskisine nazaran,sac üzerinde kurutulduğu için yanık veya isli bir kokuya sahip değildir. irlandalı prenseslerimiz ise genelde daha yumuşak bir tat sevdiği için viskilerinin içine biraz su ilavesi yaparak içerler. 3 kez damıtma yapılır ve bu yüzden daha yumuşak içimli olur.
irlanda ve iskoçya'da, "uisge beatha" yani yaşam suyu anlamına gelen bu alkollü içkinin buz ile tüketmek istemeyenler için özel bir taşı da vardır.
viski ismi ise ilk olarak john corr adında bir papazın cenaze giderlerinde viski yapmak için tam 508 kg arpa yazdığında rastlanmıştır.
viski çeşitlerine geçmeden önce damıtma hakkında ufak bir bilgi vermek isterim. damıtma sayısı arttıkça alkol oranı yükselirken,aroma miktarı azalır.
viski çeşitleri 3'e ayrılır:
1-amerikan/burbon viskisi: genelde tahıl olarak mısır kullanılan bu viski çeşitinde sadece 1 kez damıtma yapılır.
amerika'da ise oduncuların tükettiği alkol olarak geçer.bu viskiyi ise papaz elijah craig amerika'ya tanıtmıştır.
amerika viski yasalarına göre,yıllandırma için kullanılan yakılmış beyaz meşe fıçısı bir daha kullanılamaz.
2-iskoç viskisi: genelde isli viski adıyla duyduğumuz çeşittir. bunun nedeni ise,genel olarak bu çeşitte kullanılan arpa tahılının çimlenmesini önlemek amaçlı ateşler (bkz: yanıyoruz fuat abi) içerisine atılıp,içerisinde torf yakıtının kullanıldığı ateş dumanının, tahılların üstüne sinmesiyle oluşur. ve 2 kere damıtma yapılır. içerisine su ve karamel dışında bir şey katılırsa iskoç'ların isyan edebileceği söylenilen bu çeşitin şartları arasında meşe fıçıda en az 3 yıl hapis ve en az 40 derece alkol oranına sahip olmadı gereklidir.
3-irlanda viskisi:yapımında genelde arpa kullanılan bu viski çeşiti,iskoç viskisine nazaran,sac üzerinde kurutulduğu için yanık veya isli bir kokuya sahip değildir. irlandalı prenseslerimiz ise genelde daha yumuşak bir tat sevdiği için viskilerinin içine biraz su ilavesi yaparak içerler. 3 kez damıtma yapılır ve bu yüzden daha yumuşak içimli olur.
devamını gör...
bazı insanlarla iki kez tanışılması
1. ilk yüzü.
2. ikinci yüzü.
ve ben bir insanın ikinci yüzünü gördüğümde ilkini hatırlamam.
t: hayal kırıklığına yol açan aktivite.
2. ikinci yüzü.
ve ben bir insanın ikinci yüzünü gördüğümde ilkini hatırlamam.
t: hayal kırıklığına yol açan aktivite.
devamını gör...
arkadaş bulma ilanı
adım zorro. balkonda yaşıyorum. evlenmeyi düşünen kızlar gelip serenat yapabilirler.
not: konum atabilirim.
şaka bi yana tutmaz bu ömer karşim. millet içini dökecek yer arar. bundan mütevellit anonim kalmak ister. görünür olmak isteyen de çıkar arada ama dilediğine görünür.
sorri.
not: konum atabilirim.
şaka bi yana tutmaz bu ömer karşim. millet içini dökecek yer arar. bundan mütevellit anonim kalmak ister. görünür olmak isteyen de çıkar arada ama dilediğine görünür.
sorri.
devamını gör...
ikili ilişkilerde sık yapılan hatalar
iletişim kuramamak, anlaşılmayı beklemek. zirveye oynar.
devamını gör...
eksi oy butonu
kaos görüyorum efendim.. kaos.
devamını gör...
verince rahatlatan şeyler
ruhumun sırtladığı bütün yükü versem rahatlarım . ama başka birine verip bu yükle ezilmesini istemem .dağa taşa da vermek istemem dünyanın bütün dertlerini onlar sırtlıyor zaten .uzayın boşluklarına kaybolsa dertlerim. kimseye dokunmadan geçip gitse
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
kara bulutların yüreğimi sardığı şu günlerde bana en iyi gelen insanımın, minik kurbağanın yanına gelmiş olduğum için neşeli kahkahaları ile bulutları dağıtıveriyor ve ben bir nebze de olsa günü güzel yaşıyorum.
yine komik olmayan ama bence harika olan bir anısını şuraya not düşmek istiyorum, unutulmayanlara eklensin diye.
babamın bahçesindeki en güzel eriklere daldık bugün. öyle birkaç tane değil çokça topladık hem de.
akşam yemekten sonra ağaçta yediklerimizle yetinmeyip bir tabağı doldurup getirdim paşanın isteği üzerine.
elimi uzattım bir tanesini aldım. tam o esnada yarı hin bir ifade ile döndü:
-teyze hani paylaşıldıkça çoğalırdı her şey, bak sen o eriği aldın, ben sadece burada boşluğu görüyorum.
ses etmedim. yemeye devam ettim. bir yandan gözü videoda olduğu için o bakmazken tabağı hızlıca doldurdum. ve döndüm bu sefer o hin gülümseme benim suratımda:
- bak gördün mü? paylaştıkça çoğalıyormuş işte. * *
yine komik olmayan ama bence harika olan bir anısını şuraya not düşmek istiyorum, unutulmayanlara eklensin diye.
babamın bahçesindeki en güzel eriklere daldık bugün. öyle birkaç tane değil çokça topladık hem de.

akşam yemekten sonra ağaçta yediklerimizle yetinmeyip bir tabağı doldurup getirdim paşanın isteği üzerine.
elimi uzattım bir tanesini aldım. tam o esnada yarı hin bir ifade ile döndü:
-teyze hani paylaşıldıkça çoğalırdı her şey, bak sen o eriği aldın, ben sadece burada boşluğu görüyorum.
ses etmedim. yemeye devam ettim. bir yandan gözü videoda olduğu için o bakmazken tabağı hızlıca doldurdum. ve döndüm bu sefer o hin gülümseme benim suratımda:
- bak gördün mü? paylaştıkça çoğalıyormuş işte. * *
devamını gör...
rütbe madalya puan peşinde koşan yazar
var olan madalyalarımı geri vererek eşitlikçi, adaletçi yapımla gurur duyduğum ve aralarında olmadığım yazarlardır.
ne dedim ben? kendi yazdığımdan da bir şey anlamadım. neyse, ne diyorum..
bence karma da kalksın. madalya olayı da kalksın. yazarların puana göre sıralandığı o saçma liste de kalksın.
ne dedim ben? kendi yazdığımdan da bir şey anlamadım. neyse, ne diyorum..
bence karma da kalksın. madalya olayı da kalksın. yazarların puana göre sıralandığı o saçma liste de kalksın.
devamını gör...


