safran çiçeği
safran bitkisinin bilimsel adı crocus sativus. bitkinin orijini doğu akdeniz ve anadolu coğrafyasıdır. ülkemizin soğanlı bitkileri entelektüel dünyada çok meşhurdur. taaa ingiltere'den botanik merakı olan turistler doğu karadeniz turlarına gelir. sırf çiğdemlerin çiçeklerinin fotoğraflarını çekebilmek için. ne yazık ki ülkemizin kültür seviyesi çok düşük.
bitkinin ticari değeri olan kısımları: çiçekteki kızıl renkli 3 adet dişi organ (stigmalar) ve çoğaltım materyali olan soğanları
= safranbolu şehri adını safran bitkisinden alır. cumhuriyet tarihine bakıldığında sadece şanlıurfa ve safranbolu şehirlerinde yetiştirildiği görülür. selçuklular döneminde safranbolu kalesini türkler fethetmeden önce şehrin ismi dadybra'dır. türkler bu şehre zalifre adını vermişler. osmanlı döneminde tapu ve tağrir defterlerinde şehrin adı taraklıborlu olarak kayıt edilmiştir.

-safran sözcüğünün etimolojik kökeni-
antik mezopotamya dillerinde azupiru olarak geçmektedir.
arapça sfr kökünden türetilen sözcükler
arapça safra : öd salgısı
arapça asfar : koyu sarı renk
arapça surf : bakır, pirinç
arapça safran : çiçeği sarı boyar bitki, crocus sativus
arapça asfur : çiçeği sarı boyar bitki, yaban safranı, aspir, carthamus tinctorius
eski ibranice'de safran veya aspir bitkisinden karkom olarak eski ahit’te bahsedilmektedir.
arapça kurkum sözcüğü sarı renkli başka bir baharat olan ve hint safranı olarak da bilinen zerdeçal bilimsel adı: curcuma longa için kullanılmaktadır.
eski yunanca krokus sözcüğü safran için kullanılmıştır.
yukarıda da görüldüğü üzere aspir, safran, zerdeçal gibi bitkilerin isimlendirilmesinde bir karmaşa var. bir agronomi öğrencisi olarak yorumum şöyle;
eski dünya'da bitkiler botanik özelliklerine isimlendirilmiyordu. hayatımızda nasıl yer aldığına göre isimlendirilirdi. hastalıkların tedavisinde bitkiler dualarla birlikte kullanılıyordu. çünkü insan hayatını olumsuz etkileyen doğal olaylar için tanrıların laneti olduğuna inanılıyordu. hastanın başında tütsü yakmak, hastaya bazı bitkisel drogları birayla birlikte içirmek, ana tanrıçaya dua etmek, kurban kesmek, kurban kanıyla bir yeri işaretlemek, günahlarını başka bir hayvana veya insana devretmek gibi ritüeller vardı.
dahası, antik dünya'da bitkilerin nasıl çoğaldığı ve ürediği tam olarak bilinmiyordu. antik dünya hakkında yazılan kaynaklardan bildiğimiz kadarıyla antik yunan filozofu aristoteles doğayı sistematik olarak inceleyebilen ilk insanlardandır. bitkilerde üreme ve çoğaltım ile ilgili çeşitli fikirler üretmiştir ve o dönemde kabul edilen fikirleri değerlendirmiştir.
buradan anlıyoruz ki antik dünya'da çoğu tıbbi, aromatik ve boya bitkisinin ticari kaynağı olan coğrafya hindistan'dır. biz türkler o ülkeye hindistan desek de gerçek adı bharat (parat). yani baharat yolu (parat yolu) aslında hindistan yoludur.
buğdaygillerin ve baklagillerin tarımı diğer bitkilerle kıyaslandığında kolaydır. tohumu atarsınız toprağa ve sularsınız. kendi kendine büyür gelişir. çok ciddi bir tarla faaliyeti gerektirmez. oysa tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı o kadar kolay değildir. ya tohumları toz kadar küçüktür (örn. kekik); ya yumru, soğan, rizom ile çoğaltılması gerekir; ya çelik alınarak çoğaltılması gerekir.
yani antik dünya'da tarım vardı evet ama insanlar bugün ki kadar geniş yelpazede bitki yetiştiremiyordu. arpa, buğday, darı gibi buğdaygiller ve bakla, nohut gibi baklagiller dışında diğer bitkiler (böğürtlen, çilek, narenciye, elma, nar, kekik, fesleğen, aspir, safran, çiğdem, lale gibi) doğadan toplanıyordu.
bitkinin ticari değeri olan kısımları: çiçekteki kızıl renkli 3 adet dişi organ (stigmalar) ve çoğaltım materyali olan soğanları
= safranbolu şehri adını safran bitkisinden alır. cumhuriyet tarihine bakıldığında sadece şanlıurfa ve safranbolu şehirlerinde yetiştirildiği görülür. selçuklular döneminde safranbolu kalesini türkler fethetmeden önce şehrin ismi dadybra'dır. türkler bu şehre zalifre adını vermişler. osmanlı döneminde tapu ve tağrir defterlerinde şehrin adı taraklıborlu olarak kayıt edilmiştir.

-safran sözcüğünün etimolojik kökeni-
antik mezopotamya dillerinde azupiru olarak geçmektedir.
arapça sfr kökünden türetilen sözcükler
arapça safra : öd salgısı
arapça asfar : koyu sarı renk
arapça surf : bakır, pirinç
arapça safran : çiçeği sarı boyar bitki, crocus sativus
arapça asfur : çiçeği sarı boyar bitki, yaban safranı, aspir, carthamus tinctorius
eski ibranice'de safran veya aspir bitkisinden karkom olarak eski ahit’te bahsedilmektedir.
arapça kurkum sözcüğü sarı renkli başka bir baharat olan ve hint safranı olarak da bilinen zerdeçal bilimsel adı: curcuma longa için kullanılmaktadır.
eski yunanca krokus sözcüğü safran için kullanılmıştır.
yukarıda da görüldüğü üzere aspir, safran, zerdeçal gibi bitkilerin isimlendirilmesinde bir karmaşa var. bir agronomi öğrencisi olarak yorumum şöyle;
eski dünya'da bitkiler botanik özelliklerine isimlendirilmiyordu. hayatımızda nasıl yer aldığına göre isimlendirilirdi. hastalıkların tedavisinde bitkiler dualarla birlikte kullanılıyordu. çünkü insan hayatını olumsuz etkileyen doğal olaylar için tanrıların laneti olduğuna inanılıyordu. hastanın başında tütsü yakmak, hastaya bazı bitkisel drogları birayla birlikte içirmek, ana tanrıçaya dua etmek, kurban kesmek, kurban kanıyla bir yeri işaretlemek, günahlarını başka bir hayvana veya insana devretmek gibi ritüeller vardı.
dahası, antik dünya'da bitkilerin nasıl çoğaldığı ve ürediği tam olarak bilinmiyordu. antik dünya hakkında yazılan kaynaklardan bildiğimiz kadarıyla antik yunan filozofu aristoteles doğayı sistematik olarak inceleyebilen ilk insanlardandır. bitkilerde üreme ve çoğaltım ile ilgili çeşitli fikirler üretmiştir ve o dönemde kabul edilen fikirleri değerlendirmiştir.
buradan anlıyoruz ki antik dünya'da çoğu tıbbi, aromatik ve boya bitkisinin ticari kaynağı olan coğrafya hindistan'dır. biz türkler o ülkeye hindistan desek de gerçek adı bharat (parat). yani baharat yolu (parat yolu) aslında hindistan yoludur.
buğdaygillerin ve baklagillerin tarımı diğer bitkilerle kıyaslandığında kolaydır. tohumu atarsınız toprağa ve sularsınız. kendi kendine büyür gelişir. çok ciddi bir tarla faaliyeti gerektirmez. oysa tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı o kadar kolay değildir. ya tohumları toz kadar küçüktür (örn. kekik); ya yumru, soğan, rizom ile çoğaltılması gerekir; ya çelik alınarak çoğaltılması gerekir.
yani antik dünya'da tarım vardı evet ama insanlar bugün ki kadar geniş yelpazede bitki yetiştiremiyordu. arpa, buğday, darı gibi buğdaygiller ve bakla, nohut gibi baklagiller dışında diğer bitkiler (böğürtlen, çilek, narenciye, elma, nar, kekik, fesleğen, aspir, safran, çiğdem, lale gibi) doğadan toplanıyordu.
devamını gör...
özcan deniz'in devamlı aşk dizisi ve filmi çekmesi
ne izlenirse onu çekiyor adam. türkiye şartlarında bilim kurgu dizisi çekecek halı yok ya.
devamını gör...
grapon kağıtları
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül bir güle derdi ki görse...
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.
çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım!
devamını gör...
tuhaf yemek isimleri
şıllık tatlısı.
şıllık kelimesi küfür olarak kullanıldığı için bayağı tuhaf bir isim fakat lezzetine söylenecek söz yok...
şıllık kelimesi küfür olarak kullanıldığı için bayağı tuhaf bir isim fakat lezzetine söylenecek söz yok...
devamını gör...
ablütofobi
hijyen sorunu yüzünden hastalıklara davetiye çıkarabilecek bir fobi...
devamını gör...
gözlük veya lens takmayan miyop
uzaktan gelen insanın yüzüne önce nur inmiş zanneder ve daha da yaklaşınca o insanın yüzünde nur olmadığını, normal suratlı biri olduğunu anlar.
devamını gör...
blog yazarlığı
blog, web-login kelimelerinden türemiştir ve insanlara fikirlerini, isteklerini, ilgilerini paylaşmanın en kolay yolunu sunar. günümüzde blogger ve wordpress gibi birçok ücretsiz blog yazma mecrası bulunmaktadır.
blog yazarlığı ise yapması şu anda oldukça zor olan, kimilerinin yazmak için, kimilerinin ise para kazanmak için yaptığı bir eylemdir. şahsım türkiye'deki blog yazarlığı yapan binlerce kişiden biridir. bu işte yeniyim ancak oldukça güzel olduğunu söyleyebilirim. gündeme, siyasete, edebiyata vs. dair her türden fikriniz özgürce yazabiliyorsunuz. yazılarınız arasına resimler ekleyip kendi dijital defterinizi oluşturuyorsunuz bir nevi.
adsense ile reklam alabilir, aylık bir kazanç sağlayabiliriz. blogunuz büyüdükçe kazancınız da büyür. tabii, bunca artının yanında zorluğu da vardır. okunmak için ciddi reklama veyahut sabra ihtiyacınız var. aklınızda soru işaretleri varsa benimle veya işin uzmanlarıyla görüşebilirsiniz ancak şunu söyleyebilirim ki; denemekten ne zarar gelir? *
blog yazarlığı ise yapması şu anda oldukça zor olan, kimilerinin yazmak için, kimilerinin ise para kazanmak için yaptığı bir eylemdir. şahsım türkiye'deki blog yazarlığı yapan binlerce kişiden biridir. bu işte yeniyim ancak oldukça güzel olduğunu söyleyebilirim. gündeme, siyasete, edebiyata vs. dair her türden fikriniz özgürce yazabiliyorsunuz. yazılarınız arasına resimler ekleyip kendi dijital defterinizi oluşturuyorsunuz bir nevi.
adsense ile reklam alabilir, aylık bir kazanç sağlayabiliriz. blogunuz büyüdükçe kazancınız da büyür. tabii, bunca artının yanında zorluğu da vardır. okunmak için ciddi reklama veyahut sabra ihtiyacınız var. aklınızda soru işaretleri varsa benimle veya işin uzmanlarıyla görüşebilirsiniz ancak şunu söyleyebilirim ki; denemekten ne zarar gelir? *
devamını gör...
sizi gaza getiren motivasyon sözleri
sende bizim kâr ortağımız sin.
asla o kâr dagitilmadı..
asla o kâr dagitilmadı..
devamını gör...
güneş (yazar)
ne yazacağımı bilmesem de içinde güzellikler barındıran güneş ışıkları olduğuna eminim. mutlu kal *
devamını gör...
yeşil göz vs mavi göz
açık kahverengi göz.
benim göz rengim tabikine.
benim göz rengim tabikine.
devamını gör...
anormal olan ama normal görünen şeyler
anormal derecede kötüye giden hayatlarımız.
maalesef herkes normal görüyor olanları.
çünkü düzeleceğine dair inanç da yitirildi.
maalesef herkes normal görüyor olanları.
çünkü düzeleceğine dair inanç da yitirildi.
devamını gör...
yazarların yaşadıklarını hissettiği anlar
üzüldüğüm anlar, yaşam daha yoğun ve kıvamlı bir hâl alıyor. cidden.
edit: hayatı kek hamuruna benzetmiş olmam... işte vizyon.
edit: hayatı kek hamuruna benzetmiş olmam... işte vizyon.
devamını gör...
karanlıktan korkmak
nedeni gayet bilimsel ve evrimsel olan korku. atalarımız, insan avlayan avcılara karşı sürekli alarm durumundaydı. daha da korkutucu olanı ise bu avcıların büyük çoğunluğunun geceleri avlanıyor oluşuydu. çünkü av olmaya en müsait olduğumuz an görüşümüzün en zayıf olduğu zamanlardı. dolayısıyla, gecenin bir yarısı güvende olmak durumu atalarımız için çok önemli bir önlemdi. çok basit, eğer güvende değilsen, ölürsün. yıllar boyunca bu gecesel korku içgüdüsel olmaya başladı ve bu korkuyu bugün de hala hafif bir endişe formunda deneyimlemeye devam ediyoruz.
devamını gör...
batman
türkiye'nin, güneydoğu anadolu bölgesinde yer alan güzide bir şehri. yarasasıyla meşhurdur.
devamını gör...
aruz ölçüsüyle şiirler yazan türbanlı edebiyat öğrencisi
efendim en ön sıralarda otururlar, hocanın askerlik anılarına varıncaya kadar not alırlar. koridorda eski edebiyat hocasını kovalarlar bazen, bazen de bir araya toplanıp hasbıhal ederler. olur ya yanlışlıkla ön sıralardan birine oturacak olursanız pardon burası benim yerim kalkar mısın derler. yazdıkları beyitleri istişâre etmek için kantinde meclis oluştururlar. kâh kendilerinden geçip karşılıklı beyitler söylerler kâh hüzünlenip eski zamanların hasretiyle efkârlanırlar. kimi zaman mecliste sâki de hazır bulunur ve sunduğu şarapla herkesi mest eder.
devamını gör...
ellerimde çiçekler
harika sözlere sahip unutulmayacak beste.
devamını gör...
ölü filozoflar kahvesi
felsefe profesörü vittorio hösle ile 11 yaşındaki nora k.’nın mektuplaşmalarından oluşan bir kitaptır.
nora 11 yaşına geldiğinde ona jostein gaarder’ın sofi’nin dünyası hediye edilir. zaten felsefeye çok meraklı olan nora bu kitapla birlikte daha da derinden ilgilenmeye başlar ve felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’ye sorular sormaya başlar. bu andan itibaren de daha sonra kitap haline gelecek olan mektuplaşma başlamış olur.
nora’nın soruları “bulutlar yenir mi?, gece dere kenarına işesem çarpılır mıyım?, sakız orucu bozar mı?” şeklinde olmadığı için işler git gide derinleşir ve ortaya harika bir kitap çıkar.
nora’nın merak ettikleri daha farklı şeylerdir.
nesnel bir gerçeklik var mıdır?
dinozor fikri hale aynen sürmekte midir?
özgür irade var mıdır yoksa her şey önceden belirlenmiş midir?
hayvanların bilinci var mıdır?
bu sorularla muhattap olan profesör düşsel bir kafe yaratır ve bu sorulara verilecek cevapları büyük filozofların cevaplamasını sağlar. soruya cevabı hangi filozof verecekse o gün o filozofun masasına oturan profesör nora’nın sorularını filozoflar iletir, aldığı cevapları da hemen nora'ya yazar.
ben kitap okumaya doğum günümde hediye gelen kitaplarla başladım çok küçük yaşta. o yüzden bir çocuğa hediye alacaksam bu her zaman bir kitap olur. belki bir nora da ben bulurum. siz de düşünün bu fikri bence.
nora 11 yaşına geldiğinde ona jostein gaarder’ın sofi’nin dünyası hediye edilir. zaten felsefeye çok meraklı olan nora bu kitapla birlikte daha da derinden ilgilenmeye başlar ve felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’ye sorular sormaya başlar. bu andan itibaren de daha sonra kitap haline gelecek olan mektuplaşma başlamış olur.
nora’nın soruları “bulutlar yenir mi?, gece dere kenarına işesem çarpılır mıyım?, sakız orucu bozar mı?” şeklinde olmadığı için işler git gide derinleşir ve ortaya harika bir kitap çıkar.
nora’nın merak ettikleri daha farklı şeylerdir.
nesnel bir gerçeklik var mıdır?
dinozor fikri hale aynen sürmekte midir?
özgür irade var mıdır yoksa her şey önceden belirlenmiş midir?
hayvanların bilinci var mıdır?
bu sorularla muhattap olan profesör düşsel bir kafe yaratır ve bu sorulara verilecek cevapları büyük filozofların cevaplamasını sağlar. soruya cevabı hangi filozof verecekse o gün o filozofun masasına oturan profesör nora’nın sorularını filozoflar iletir, aldığı cevapları da hemen nora'ya yazar.
ben kitap okumaya doğum günümde hediye gelen kitaplarla başladım çok küçük yaşta. o yüzden bir çocuğa hediye alacaksam bu her zaman bir kitap olur. belki bir nora da ben bulurum. siz de düşünün bu fikri bence.
devamını gör...
pandeminin tek kelimelik özeti
'saçmalık' tır.
dünya saçma bir hale dönmüştür.
hayatta her şey değişmiş ve saçma bir şekile bürünmüştür.
dünya saçma bir hale dönmüştür.
hayatta her şey değişmiş ve saçma bir şekile bürünmüştür.
devamını gör...
python
konuşma diline olan yakınlığı sayesinde muhabbet eder gibi kod yazmama vesile olan dil. makinelerle de kaynaşmak için cpythonla aramı yapıyorum son zamanlarda.
popüler bir dil olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, hemen her işinizi görebilecek bir kütüphane illa ki bulabiliyorsunuz. kütüphane içeriğinin kolay anlaşılabilir ve uygulanabilir yapısıyla da neredeyse hiç zaman kaybetmeden bilgi haznenize yeni bir python kullanım alanı daha ekleniyor.
ayrıca linux üzerinde kullanılan toolların da python ile yazılmış olması açıp inceleme, ekleme-çıkarma yapma konusunda büyük rahatlık sağlıyor.
yine de başlangıç için doğru dilin c olduğunu düşünenlerdenim, python kod yapısını tam öğretmiyor ve işleri kolaylaştırması bir noktadan sonra zihni tembelleştiriyor.
kullanılabilecek bazı python kütüphaneleri;
numpy: veri biliminde kullanılan başlıca kütüphanelerdendir. çok boyutlu diziler ve matrisler ile çalışıyorsanız oldukça işinize yarayacaktır. pandas ile birlikte kullanılması elzemdir.
pandas: zaman serileri analizleri ve sayısal tablolar için kullanılan bir başka modül. veri biliminde kullanılır, veri analizlerini oldukça kolaylaştıran metotları barındırır.
scrapy: internetten veri "kazımak" için kullanılan bir kütüphanedir. oldukça geniş kullanımı olan bir modül olan scrapy ile büyük boyutlarda salt veriyi oldukça hızlı çekebilirsiniz.
beautifulsoup: kişisel olarak çoğunlukla scrapy ile birlikte kullanırım. çekilmiş olan salt verinin, tıpkı adını yansıtarak işlenmesini sağlar. o karman çorman malzeme yığınını törpüler, düzenler ve istediğiniz anlaşılabilir/göz yormayan formata getirir. html ve xml dosyalarını işlemek için kullanılır.
matplotlib: yine bilimsel programlamada kullanılan bir modül. yazılan sayısal değerleri grafikleştirebilir, sayıların sıkıcı dünyasını görselleştirerek daha anlaşılır ve göze hitap eden hale getirebilirsiniz. hatta bunu üç boyutlu olarak yapabilir, sayı büyüklüklerine, sapmalarına ya da derinliklerine göre renklendirme de katabilirsiniz.
pyqt5 ve tkinter: bu iki modül, python'da arayüz çalışmaları(gui) için kullanılmaktadır. basit bir hesap makinesi için tkinter daha kolay kullanımı ve pratikliği için tercih edilebilirken, uygulamanıza daha detaylı bir arayüz tasarlayacaksanız kapsadığı özellikler bakımından pyqt5 tercih edilmelidir.
speech recognition: "hey siri..." hayır hayır, bu çok sıkıcı. "hey, spybot! benim için kafa sözlük'e girmeni istiyorum" diyen kendinize özgü bir sesli asistan harika olmaz mıydı? olsun o zaman, speech recognition, konuşmayı yazıya çevirmek için kullanılan bir modüldür. dilerseniz bir ses dosyasını, dilerseniz mikrofon kullanarak doğrudan kayıt almasını sağlayıp kendi sesinizi.
pygame, scipy, pytorch... oyundan yapay zekaya, veri biliminden sesli asistana birçok alanda kullanılabilecek modern yazılım dilidir python.
popüler bir dil olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, hemen her işinizi görebilecek bir kütüphane illa ki bulabiliyorsunuz. kütüphane içeriğinin kolay anlaşılabilir ve uygulanabilir yapısıyla da neredeyse hiç zaman kaybetmeden bilgi haznenize yeni bir python kullanım alanı daha ekleniyor.
ayrıca linux üzerinde kullanılan toolların da python ile yazılmış olması açıp inceleme, ekleme-çıkarma yapma konusunda büyük rahatlık sağlıyor.
yine de başlangıç için doğru dilin c olduğunu düşünenlerdenim, python kod yapısını tam öğretmiyor ve işleri kolaylaştırması bir noktadan sonra zihni tembelleştiriyor.
kullanılabilecek bazı python kütüphaneleri;
numpy: veri biliminde kullanılan başlıca kütüphanelerdendir. çok boyutlu diziler ve matrisler ile çalışıyorsanız oldukça işinize yarayacaktır. pandas ile birlikte kullanılması elzemdir.
pandas: zaman serileri analizleri ve sayısal tablolar için kullanılan bir başka modül. veri biliminde kullanılır, veri analizlerini oldukça kolaylaştıran metotları barındırır.
scrapy: internetten veri "kazımak" için kullanılan bir kütüphanedir. oldukça geniş kullanımı olan bir modül olan scrapy ile büyük boyutlarda salt veriyi oldukça hızlı çekebilirsiniz.
beautifulsoup: kişisel olarak çoğunlukla scrapy ile birlikte kullanırım. çekilmiş olan salt verinin, tıpkı adını yansıtarak işlenmesini sağlar. o karman çorman malzeme yığınını törpüler, düzenler ve istediğiniz anlaşılabilir/göz yormayan formata getirir. html ve xml dosyalarını işlemek için kullanılır.
matplotlib: yine bilimsel programlamada kullanılan bir modül. yazılan sayısal değerleri grafikleştirebilir, sayıların sıkıcı dünyasını görselleştirerek daha anlaşılır ve göze hitap eden hale getirebilirsiniz. hatta bunu üç boyutlu olarak yapabilir, sayı büyüklüklerine, sapmalarına ya da derinliklerine göre renklendirme de katabilirsiniz.
pyqt5 ve tkinter: bu iki modül, python'da arayüz çalışmaları(gui) için kullanılmaktadır. basit bir hesap makinesi için tkinter daha kolay kullanımı ve pratikliği için tercih edilebilirken, uygulamanıza daha detaylı bir arayüz tasarlayacaksanız kapsadığı özellikler bakımından pyqt5 tercih edilmelidir.
speech recognition: "hey siri..." hayır hayır, bu çok sıkıcı. "hey, spybot! benim için kafa sözlük'e girmeni istiyorum" diyen kendinize özgü bir sesli asistan harika olmaz mıydı? olsun o zaman, speech recognition, konuşmayı yazıya çevirmek için kullanılan bir modüldür. dilerseniz bir ses dosyasını, dilerseniz mikrofon kullanarak doğrudan kayıt almasını sağlayıp kendi sesinizi.
pygame, scipy, pytorch... oyundan yapay zekaya, veri biliminden sesli asistana birçok alanda kullanılabilecek modern yazılım dilidir python.
devamını gör...
