461.
penguen
bana sırtını dönme,
biliyorum, sana benziyorum
ve içinde saklı tuttuğum yele.
penguen
benim de içimde saklı tuttuğum
buzlu kıyılar, çığlık hatıraları
ben de senin kadar kaçkınım ve yaralı.
kim bağışlayacak beni, penguen
çizdim senin beyaz ve narin yerini.
bir yanım bembeyaz ışık
kör ediyor, bir yanım zehir gece
parktaki salıncağa binmeyi
beceremedim bugün ben de.
penguen bana sırtını dönme.
unutmadım aramızdaki beceriksiz dili.
dünya yordu bizi. benim de söyleyemediklerim
var. hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu
geldikçe anlıyorum ki, biz,
bu dünya üstünde yürüyemiyoruz bile.
penguen,
kim bağışlayacak beni?
çizdim senin beyaz ve narin yerini
elimde unuttuğun ince metalle.
bana sırtını dönme,
biliyorum, sana benziyorum
ve içinde saklı tuttuğum yele.
penguen
benim de içimde saklı tuttuğum
buzlu kıyılar, çığlık hatıraları
ben de senin kadar kaçkınım ve yaralı.
kim bağışlayacak beni, penguen
çizdim senin beyaz ve narin yerini.
bir yanım bembeyaz ışık
kör ediyor, bir yanım zehir gece
parktaki salıncağa binmeyi
beceremedim bugün ben de.
penguen bana sırtını dönme.
unutmadım aramızdaki beceriksiz dili.
dünya yordu bizi. benim de söyleyemediklerim
var. hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu
geldikçe anlıyorum ki, biz,
bu dünya üstünde yürüyemiyoruz bile.
penguen,
kim bağışlayacak beni?
çizdim senin beyaz ve narin yerini
elimde unuttuğun ince metalle.
devamını gör...
462.
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
gülüşleri gizlice
devamını gör...
463.
sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla,
bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,
ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,
karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla,
adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla,
yüreğimin başına noktalarla, hatlarla,
başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla,
sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla.
devamını gör...
464.
465.
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
devamını gör...
466.
“ne güzel şarkılar vardı eskiden.
gençliğimizi donatırlardı.
hep iyi şeyler hatırlatırlardı
geçip gitmiş devirlerden.
sevgi ve ümid yaratırlardı.
o zaman her şey uzaktı ölümden.
yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
ister istemez saadet taşardı
gamsız günlerimizden.
ne güzel zamanlar vardı eskiden.”
özdemir asaf - eskiden
gençliğimizi donatırlardı.
hep iyi şeyler hatırlatırlardı
geçip gitmiş devirlerden.
sevgi ve ümid yaratırlardı.
o zaman her şey uzaktı ölümden.
yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
ister istemez saadet taşardı
gamsız günlerimizden.
ne güzel zamanlar vardı eskiden.”
özdemir asaf - eskiden
devamını gör...
467.
varla yok arasındayım
varla yok arasındayım
hep, varla yok arasındayım.
yol - birhan keskin
varla yok arasındayım
hep, varla yok arasındayım.
yol - birhan keskin
devamını gör...
468.
yön yön sarilmisim ne yana baksam;
sarılan olurda saran olmaz mı ?
kim bu yüzü çizen sanatkar ressam?
bir parçacığım ben , bütüne hasret;
zaman döne dursun , o güne hasret;
ruhumda zamanın üstüne hasret;
necip fazıl kısakürek
sarılan olurda saran olmaz mı ?
kim bu yüzü çizen sanatkar ressam?
bir parçacığım ben , bütüne hasret;
zaman döne dursun , o güne hasret;
ruhumda zamanın üstüne hasret;
necip fazıl kısakürek
devamını gör...
469.
ansıyorum acemi şeytanların vesveselerini
demiri kırdım attım
yağdırdım yapay karları
caiz değil soluk alışım
özelleştirilmişim ve günlerim soğuk
kokuyorum faiz katlarında
günahlarıma sadık kalışımdan
şeytanların haberi yok
susuyorsam susa yorsam
kabuslar göreceğim
anlam çağı deyip dursunlar
uçakların uçtuğuna inanmayan bana
tenha bir gök yok artık
ağdırılmıştır sizin kanatlarınız
krizleriniz hava cıva hakeza
babalar sarılır kızlarından önce arabalarına
kaldırımları dır dır değişirler yolları bölünen
dijital aşklar doğar ekranlarında
dokunmadan sever dokunmadan ayrılırlar
ve şimdi söyleyiverin hep bir ağızdan
balkonlardan ne haber vardır
ismin çok güzel demişti uzun hüzünlü kız
demişti çünkü katışacaktı evlerin cumbasına
istemezdi sizin çok katlarınızı
nazarlarınızı göze göze gördüm
soluk alışımı azalttım da kaçtım
şehirden
şiirden ve
teşhirden
dünyaya veda edermiş gibi
muhammed münzevi
demiri kırdım attım
yağdırdım yapay karları
caiz değil soluk alışım
özelleştirilmişim ve günlerim soğuk
kokuyorum faiz katlarında
günahlarıma sadık kalışımdan
şeytanların haberi yok
susuyorsam susa yorsam
kabuslar göreceğim
anlam çağı deyip dursunlar
uçakların uçtuğuna inanmayan bana
tenha bir gök yok artık
ağdırılmıştır sizin kanatlarınız
krizleriniz hava cıva hakeza
babalar sarılır kızlarından önce arabalarına
kaldırımları dır dır değişirler yolları bölünen
dijital aşklar doğar ekranlarında
dokunmadan sever dokunmadan ayrılırlar
ve şimdi söyleyiverin hep bir ağızdan
balkonlardan ne haber vardır
ismin çok güzel demişti uzun hüzünlü kız
demişti çünkü katışacaktı evlerin cumbasına
istemezdi sizin çok katlarınızı
nazarlarınızı göze göze gördüm
soluk alışımı azalttım da kaçtım
şehirden
şiirden ve
teşhirden
dünyaya veda edermiş gibi
muhammed münzevi
devamını gör...
470.
güneşte kurutulmuş tohumları
toprağı kucaklarken
yarına susamış çiçeklerdi
bilmezlerdi yarının serap
toprağın rüya olduğunu .
toprağı kucaklarken
yarına susamış çiçeklerdi
bilmezlerdi yarının serap
toprağın rüya olduğunu .
devamını gör...
471.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
devamını gör...
472.
altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
ispanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.
raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi…
gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli…
şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..
gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
her kalbi dolduran zile, her sîneden: “ole!”
yahya kemal beyatlı - endülüste raks
şarkısı da vardır; münir nurettin selçuk: endülüste rask
devamını gör...
473.
"geceye dedim ki, uzan uzanabildiğin kadar
şimdi o dolunay uykudadır…
nereden biliyorsun diye sordu gece,
gözlerinden dedim,
gözlerini karanlığa bırakıp gitmesinden dedim.
gecemiz dedim…
kaç kişiyiz şu hücrede
sen, ben ,dolunay ve kandil…
muma koşan pervanede bu sevdadan gitti
o sevdaya koştu ama ateşe düştü.
bırakmıyorum ki gönlümde düşünce olasın.
istemiyorum ki gözlerimde değersiz kalasın.
seni canımda saklıyorum gözümde gönlümde değil.
taki son nefesime kadar bana yar olasın.
soruyorlar bana gecelere kastın ne?
neden hiç uyumazsın?
şaşarım, seven insan nasıl uyur…
aşka her türlü uyku haramdır.
zinhar haramdır.
bir yerlerde yer yer damlamış kan görürsen,
bil ki benim gözümden damlamıştır.
zamandan geçtik sevdamız…
her türlü hesabı bıraktık, kapattık…
kendimizi zaman kasabının vicdanına emanet ettik…
artık ben ben miyim, sen sen misin yoksa ben sen miyim ?
seninle bir hoşum, seninle sarhoşum…
su ateşe galiptir derler,
ama sen su ol da bir kaba gire gör…
işte o zaman ateş seni buhar eder, yok eder…
ben artık yokum sevdamız
yandık, buhar olduk…
bir bulutun ucuna dokunduk
cama tıklattık, sen damla diye baktın ,
ben aktım gittim….
aşkımız nerede bozguna uğradıysa,
uc kari tabiatlı adamın yüzünden uğradı…
semtimize uğramış bulundular
seni benden ayırdılar…
ama öfkeli değilim…
biz ibrahim olmadan kendimizi ateşe attık…
bilemedik ateşin sadece ibrahimleri yakmadığını…
araştırmadık, yandık yandık…
sevgim tekmil cihandan gizlidir…
duygudan, her türlü zandan gizlidir…
aşikar gönlümdedir bir ay gibi..
candır ve tendir…
ten ve candan gizlidir…
aynı ruhtan yücelen bir nice unsur gibiyiz…
iki can içre biriz…
sonsuza yansır gibiyiz…
bir güzel anlamı olacak elbet sevgimizin…
bil ki sen bende ve ben sende birer sır gibiyiz!"
şimdi o dolunay uykudadır…
nereden biliyorsun diye sordu gece,
gözlerinden dedim,
gözlerini karanlığa bırakıp gitmesinden dedim.
gecemiz dedim…
kaç kişiyiz şu hücrede
sen, ben ,dolunay ve kandil…
muma koşan pervanede bu sevdadan gitti
o sevdaya koştu ama ateşe düştü.
bırakmıyorum ki gönlümde düşünce olasın.
istemiyorum ki gözlerimde değersiz kalasın.
seni canımda saklıyorum gözümde gönlümde değil.
taki son nefesime kadar bana yar olasın.
soruyorlar bana gecelere kastın ne?
neden hiç uyumazsın?
şaşarım, seven insan nasıl uyur…
aşka her türlü uyku haramdır.
zinhar haramdır.
bir yerlerde yer yer damlamış kan görürsen,
bil ki benim gözümden damlamıştır.
zamandan geçtik sevdamız…
her türlü hesabı bıraktık, kapattık…
kendimizi zaman kasabının vicdanına emanet ettik…
artık ben ben miyim, sen sen misin yoksa ben sen miyim ?
seninle bir hoşum, seninle sarhoşum…
su ateşe galiptir derler,
ama sen su ol da bir kaba gire gör…
işte o zaman ateş seni buhar eder, yok eder…
ben artık yokum sevdamız
yandık, buhar olduk…
bir bulutun ucuna dokunduk
cama tıklattık, sen damla diye baktın ,
ben aktım gittim….
aşkımız nerede bozguna uğradıysa,
uc kari tabiatlı adamın yüzünden uğradı…
semtimize uğramış bulundular
seni benden ayırdılar…
ama öfkeli değilim…
biz ibrahim olmadan kendimizi ateşe attık…
bilemedik ateşin sadece ibrahimleri yakmadığını…
araştırmadık, yandık yandık…
sevgim tekmil cihandan gizlidir…
duygudan, her türlü zandan gizlidir…
aşikar gönlümdedir bir ay gibi..
candır ve tendir…
ten ve candan gizlidir…
aynı ruhtan yücelen bir nice unsur gibiyiz…
iki can içre biriz…
sonsuza yansır gibiyiz…
bir güzel anlamı olacak elbet sevgimizin…
bil ki sen bende ve ben sende birer sır gibiyiz!"
devamını gör...
474.
*
vakit tamam galiba
susturun şu narin söğüt dallarını içimde
böylesi bir yenilgiyi beklemiyordum bilin
kuyuya düşen yusuf
ihbar edilmiş isa: beni siz tanırsınız ancak
bana gölge yok söğüt dallarından soluklanacak
oysa fazlaca suskunum
bilinmiyor ülkesi bana çarpan acının
bir çingen bulsa beni, bakmadan ardına kaçacak
batakhaneler konferanslar düzenleyecek belki de
zenciler, beyazlar ve pahalı kadınlar bir araya gelecek
şimdi nasıl gelsin derdi başka günlerden kalmış yüzüm aranıza
nasıl bahsedeyim size bu cilveli suçlarımdan
sararıyor yanaklarım işte
kantodan tenhadan ve sevimsiz çıbanlardan
soyunup manşet olsam zarar eden bir gazeteye
örtülse kırbaçla aylak kalmış vücudum
aklım çelinse, zarif bir şekilde ölsem ilk iş gününde utangaç bir dilencinin
sovyetlerden medet umanlar gülümsetecekse sizleri
analarının kanserlerine alışacaksa evlatlar
simsarlar kandırmayacaksa evine dönen askeri
kalkın halay çekelim, ben orada öleceğim
sanmayın bir merasim talebim olacak sizlerden
çoktandır yerimi yadırgamıştım zaten
pahalı istekleri olmuştu dersiniz ardımdan
mesela sevmek istemişti diye söylersiniz nezle olmuş bir kızı
belki bilmez, farkına da varmadınız kimbilir
hiç mektubu gelmeyen onbaşıların uykusu var cebimde
bakın rahip oldunuz birden nasıl da suskesildiniz
düğün sesi geliyor, vakit tamam galiba
bülent parlak*
vakit tamam galiba
susturun şu narin söğüt dallarını içimde
böylesi bir yenilgiyi beklemiyordum bilin
kuyuya düşen yusuf
ihbar edilmiş isa: beni siz tanırsınız ancak
bana gölge yok söğüt dallarından soluklanacak
oysa fazlaca suskunum
bilinmiyor ülkesi bana çarpan acının
bir çingen bulsa beni, bakmadan ardına kaçacak
batakhaneler konferanslar düzenleyecek belki de
zenciler, beyazlar ve pahalı kadınlar bir araya gelecek
şimdi nasıl gelsin derdi başka günlerden kalmış yüzüm aranıza
nasıl bahsedeyim size bu cilveli suçlarımdan
sararıyor yanaklarım işte
kantodan tenhadan ve sevimsiz çıbanlardan
soyunup manşet olsam zarar eden bir gazeteye
örtülse kırbaçla aylak kalmış vücudum
aklım çelinse, zarif bir şekilde ölsem ilk iş gününde utangaç bir dilencinin
sovyetlerden medet umanlar gülümsetecekse sizleri
analarının kanserlerine alışacaksa evlatlar
simsarlar kandırmayacaksa evine dönen askeri
kalkın halay çekelim, ben orada öleceğim
sanmayın bir merasim talebim olacak sizlerden
çoktandır yerimi yadırgamıştım zaten
pahalı istekleri olmuştu dersiniz ardımdan
mesela sevmek istemişti diye söylersiniz nezle olmuş bir kızı
belki bilmez, farkına da varmadınız kimbilir
hiç mektubu gelmeyen onbaşıların uykusu var cebimde
bakın rahip oldunuz birden nasıl da suskesildiniz
düğün sesi geliyor, vakit tamam galiba
bülent parlak*
devamını gör...
475.
476.
üç yıldır bütün sesler senin yarım kalmış sesin
üç yıldır yüzün dünyanın tek fotoğrafı
üç yıldır senden yapılmış bir kapıyım
bunu da sen öğrettin biliyor musun
sevmek ölümden uzun sürüyormuş
otların uğultusu altında, şükrü erbaş
üç yıldır yüzün dünyanın tek fotoğrafı
üç yıldır senden yapılmış bir kapıyım
bunu da sen öğrettin biliyor musun
sevmek ölümden uzun sürüyormuş
otların uğultusu altında, şükrü erbaş
devamını gör...
477.
"gün değil, hafta değil, ay değil
beş sene, on sene sonra gelsen de
bu canım durdukça tende
iyi bil
beklediğim sensin."
abdurrahim karakoç/ sen ve ben
beş sene, on sene sonra gelsen de
bu canım durdukça tende
iyi bil
beklediğim sensin."
abdurrahim karakoç/ sen ve ben
devamını gör...
478.
geceleyin bir ses böler uykumu,
içim ürpermeyle dolar: - nerdesin?
arıyorum yıllar var ki, ben onu,
aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
gün olur sürüyüp beni derbeder,
bu ses rüzgarlara karışır gider.
gün olur peşimden yürür beraber,
ansızın haykırır bana: -nerdesin?
bütün sevgileri atıp içimden,
varlığımı yalnız ona verdim ben.
elverir ki bir gün bana derinden,
ta derinden bir gün bana ''gel'' desin.
ahmet kutsi tecer
içim ürpermeyle dolar: - nerdesin?
arıyorum yıllar var ki, ben onu,
aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
gün olur sürüyüp beni derbeder,
bu ses rüzgarlara karışır gider.
gün olur peşimden yürür beraber,
ansızın haykırır bana: -nerdesin?
bütün sevgileri atıp içimden,
varlığımı yalnız ona verdim ben.
elverir ki bir gün bana derinden,
ta derinden bir gün bana ''gel'' desin.
ahmet kutsi tecer
devamını gör...
479.
480.
biz gamsız sarhoşlarız
aydın karanlıklarız
hem kadehle soluktaş
hem ayrılıklarız
sevdiğimizin kaşları
ezelden eğdi kaderimizi
o günden bugüne dek
düşmüş yaratıklarız.
aydın karanlıklarız
hem kadehle soluktaş
hem ayrılıklarız
sevdiğimizin kaşları
ezelden eğdi kaderimizi
o günden bugüne dek
düşmüş yaratıklarız.
devamını gör...


