421.
nâzım hikmet - ağlamak meselesi
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikâre,
yağmur misali?
neylersin alışkanlık
için kan ağlarken yüzün güler
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikâre,
yağmur misali?
neylersin alışkanlık
için kan ağlarken yüzün güler
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?
devamını gör...
422.
yer çekimli karanfil - edip cansever
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
devamını gör...
423.
acıyor
mutsuzluktan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor*
biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
en başta mutsuzluk elbet
kasaba meyhanesi gibi
kahkahası gün ışığına vurup da
ötede beride yansımayan
yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
öbürünün bir kadından aldığı verem
bütün işhanlarının tarihçesi
bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor*
yazık sevgime diyor birisi*
güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir yazı yoktu
ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor*
gemiler gene gelip gidiyor
dağlar kararıp aydınlanacaklar
ve o kadar
tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
sonbahar geldi hüzün
kış geldi kara hüzün
ey en akıllı kişisi gündüzün
sevgim acıyor
kimi sevsem
kim beni sevse
eylül toparlandı gitti işte
ekim falan da gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar
turgut uyar
mutsuzluktan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor*
biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
en başta mutsuzluk elbet
kasaba meyhanesi gibi
kahkahası gün ışığına vurup da
ötede beride yansımayan
yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
öbürünün bir kadından aldığı verem
bütün işhanlarının tarihçesi
bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor*
yazık sevgime diyor birisi*
güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir yazı yoktu
ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor*
gemiler gene gelip gidiyor
dağlar kararıp aydınlanacaklar
ve o kadar
tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
sonbahar geldi hüzün
kış geldi kara hüzün
ey en akıllı kişisi gündüzün
sevgim acıyor
kimi sevsem
kim beni sevse
eylül toparlandı gitti işte
ekim falan da gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar
turgut uyar
devamını gör...
424.
farzet hiç ayrılmadık
farzet hiç ayrılmadık
gözümde tütüyor
gözümü tütsülüyorsun hala
hep birlikteyiz sanki
seninle ben ve dünya
can yücel.
farzet hiç ayrılmadık
gözümde tütüyor
gözümü tütsülüyorsun hala
hep birlikteyiz sanki
seninle ben ve dünya
can yücel.
devamını gör...
425.
yeryüzünde yalnız benim serseri,
yeryüzünde yalnız ben derbederim.
herkesin dünyada varsa bir yeri,
ben de bütün dünya benimdir derim.
yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
aradım bir ömür, arkadaşımı.
ölsem dikecek yok mezar taşımı;
halime ben bile hayret ederim.
gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
ne kendisine yar, ne kimseye yar,
bir rüya uğrunda ben diyar diyar,
gölgemin peşinden yürür giderim...
necip fazıl kısakürek
yeryüzünde yalnız ben derbederim.
herkesin dünyada varsa bir yeri,
ben de bütün dünya benimdir derim.
yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
aradım bir ömür, arkadaşımı.
ölsem dikecek yok mezar taşımı;
halime ben bile hayret ederim.
gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
ne kendisine yar, ne kimseye yar,
bir rüya uğrunda ben diyar diyar,
gölgemin peşinden yürür giderim...
necip fazıl kısakürek
devamını gör...
426.
ben öyle seviyorum,
hesapsız, kitapsız, beklentisiz.
öyle küçük şeylerden mutlu
oluyosun böyle olunca,
bir gülse acaba bana mı güldü diye düşünüyosun
o ihtimali bile seviyosun
hem uzaktan sevmek iyidir
pişmanlık yok
hayal kırıklığı yok
ayrılık yok
ben seni değil resmini tanıyorum
belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın
hesapsız, kitapsız, beklentisiz.
öyle küçük şeylerden mutlu
oluyosun böyle olunca,
bir gülse acaba bana mı güldü diye düşünüyosun
o ihtimali bile seviyosun
hem uzaktan sevmek iyidir
pişmanlık yok
hayal kırıklığı yok
ayrılık yok
ben seni değil resmini tanıyorum
belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın
devamını gör...
427.
düşü ne biliyorum
kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?
gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?
yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.
yine de, o, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu
düşler maketinin,
uyanıyorum küstah sözcüklerle:
ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!
/nilgün marmara/
kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?
gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?
yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.
yine de, o, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu
düşler maketinin,
uyanıyorum küstah sözcüklerle:
ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!
/nilgün marmara/
devamını gör...
428.
429.
insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
william shakespeare
sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
william shakespeare
devamını gör...
430.
sabah yıldızı gökte güneşlenirken
denizden ay’a yansıyan ışıklar
ruhuma doğru akan yaslarıa
mezarımdan kazılırken topraklar
mermerin çivileri dövüşünü dinliyorum
isa’ya doğru yaklaşırken takvimler
ağaçlar tohumlarına gömülüyor
gömülen umutlar fışkırırken damarlarda
darağacımdan uzaklaşıyorum koşa koşa
ipler genişlerken boynumda yavaş yavaş
dünya karanlıkta, ay yalnız, güneş ağlıyor
gümüşler fışkırıyor kollarımdan
atınlar gömülüyor tünellere
güneşin doğumdan batışını izliyorum huzurla
gözlerim açılırken geleceğime
rüyalarımda öldürüyorum kendimi
rüyalarımda yaşatıyorum kedimi
ve açtığımda o gizemli kutuyu
zehirliyorum ciğerlerini schrödinger’in kedisinin
siz de görüyor musunuz zamanı benim gibi?
dil çıkarıyorum karmanın saçlarına
yaşamak istemezcesine keşfediyorum hayatı
atomlar parçalanırken gökte
günahlarını topluyorum
bütün bir toplumun…
barışı istiyorum bütün savaşlarda,
gözüme batan kirpiğimi büyütüyorum;
dağlar ovalar geçen mızraklara,
atalarıma değmiş gibi küfürlerle…
-koza
denizden ay’a yansıyan ışıklar
ruhuma doğru akan yaslarıa
mezarımdan kazılırken topraklar
mermerin çivileri dövüşünü dinliyorum
isa’ya doğru yaklaşırken takvimler
ağaçlar tohumlarına gömülüyor
gömülen umutlar fışkırırken damarlarda
darağacımdan uzaklaşıyorum koşa koşa
ipler genişlerken boynumda yavaş yavaş
dünya karanlıkta, ay yalnız, güneş ağlıyor
gümüşler fışkırıyor kollarımdan
atınlar gömülüyor tünellere
güneşin doğumdan batışını izliyorum huzurla
gözlerim açılırken geleceğime
rüyalarımda öldürüyorum kendimi
rüyalarımda yaşatıyorum kedimi
ve açtığımda o gizemli kutuyu
zehirliyorum ciğerlerini schrödinger’in kedisinin
siz de görüyor musunuz zamanı benim gibi?
dil çıkarıyorum karmanın saçlarına
yaşamak istemezcesine keşfediyorum hayatı
atomlar parçalanırken gökte
günahlarını topluyorum
bütün bir toplumun…
barışı istiyorum bütün savaşlarda,
gözüme batan kirpiğimi büyütüyorum;
dağlar ovalar geçen mızraklara,
atalarıma değmiş gibi küfürlerle…
-koza
devamını gör...
431.
"bir kişi bile değilim yalnızlıktan
gözlerim ormanlara asılı
ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
o kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan."
edip cansever .
gözlerim ormanlara asılı
ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
o kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan."
edip cansever .
devamını gör...
432.
bir seviyor sevmiyor oyunu kadardır,
papatyanın ömrü..
mai derun
papatyanın ömrü..
mai derun
devamını gör...
433.
ne güzel adamlar var;
seven,
özleyen,
bekleyen,
ihanet nedir bilmeyen
aşık olabilen
ve birde kadınlar var ;
böyle adamlara hiç denk gelmeyen...
seven,
özleyen,
bekleyen,
ihanet nedir bilmeyen
aşık olabilen
ve birde kadınlar var ;
böyle adamlara hiç denk gelmeyen...
devamını gör...
434.
bir yokluğun tebasıydı
gözlerin
düşerken dudaklarından
hazan yaprakları gibi sözlerin
varlığının bilinci
nefesim
yokluğunun acısı
nefsim olmuştu
bir yokluğun hikayesiydi
her dilde söylenen o kutsal şarkı
hayattan hayalden yoksul
nefesten candan yoksul ...
s.m.kuru
gözlerin
düşerken dudaklarından
hazan yaprakları gibi sözlerin
varlığının bilinci
nefesim
yokluğunun acısı
nefsim olmuştu
bir yokluğun hikayesiydi
her dilde söylenen o kutsal şarkı
hayattan hayalden yoksul
nefesten candan yoksul ...
s.m.kuru
devamını gör...
435.
sevgili anneciğim,
binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda
kocaman bir dağ lalesi gibi
ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.şimdi mucizevi bir yerdeyim
muc’ın ucuz evinde
sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
duvarlara hep senin resmini çiziyor
di’li geçmiş zamanda birçok resim,
hep gülümsüyorsun...
didem madak
binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda
kocaman bir dağ lalesi gibi
ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.şimdi mucizevi bir yerdeyim
muc’ın ucuz evinde
sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
duvarlara hep senin resmini çiziyor
di’li geçmiş zamanda birçok resim,
hep gülümsüyorsun...
didem madak
devamını gör...
436.
bir mum yak,
aydınlat kalbinin aydınlığını,
elini siper et söndürmesin rüzgar,
o minik alevini.
seviyorum ben seni,
nefes bile almıyorum söndürmemek için,
o minik alevini.
dedim ya sana, bir mum yak,
aydınlat kalbinin karanlığını.
belki karanlıktandır beni göremeyişin,
belki de nefes almayışımdandır hissetmeyişin beni.
ne olmuşsa nasıl olmuşsa olmuş,
sana kızacak değilim,
sadece bir mum yak sevgilim.
s.m.k
aydınlat kalbinin aydınlığını,
elini siper et söndürmesin rüzgar,
o minik alevini.
seviyorum ben seni,
nefes bile almıyorum söndürmemek için,
o minik alevini.
dedim ya sana, bir mum yak,
aydınlat kalbinin karanlığını.
belki karanlıktandır beni göremeyişin,
belki de nefes almayışımdandır hissetmeyişin beni.
ne olmuşsa nasıl olmuşsa olmuş,
sana kızacak değilim,
sadece bir mum yak sevgilim.
s.m.k
devamını gör...
437.
cennette huriler varmış kara gözlü:
içkinin de oradaymış en güzeli.
desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:
bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.
sen sofusun, hep dinden dem vurursun,
bana da sapık, dinsiz der durursun.
peki, ben ne görünüyorsam oyum:
ya sen? ne görünüyorsan o musun?
hayyam.
içkinin de oradaymış en güzeli.
desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:
bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.
sen sofusun, hep dinden dem vurursun,
bana da sapık, dinsiz der durursun.
peki, ben ne görünüyorsam oyum:
ya sen? ne görünüyorsan o musun?
hayyam.
devamını gör...
438.
"elimi uzatsam tutabilirdim seni, öyle yakındın. zamana kokun sinmişti. belki de uzaktın günlerce koşsam yetişemezdim sana. zamana kokun sinmişti."
-rüyalarım bir şiir olsaydı bu olurdu.
-rüyalarım bir şiir olsaydı bu olurdu.
devamını gör...
439.
ülkü tamer - konuşmak
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen
devamını gör...
440.
güneşin battığı an uymuş bir bebek gibi anılar öyle güzel öyle tatlı
devamını gör...
