421.
sevap almak için içeriz şarap
içmezsek oluruz düçar-ı azap
senin aklın ermez bu başka hesap
meyhanede bulduk biz bu kemali.

edip harabi / ey zahit şaraba eyle ihtiram.
devamını gör...
422.
rüya, bütün çektiğimiz.
rüya kahrım, rüya zindan.
nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram…
bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
çatladı yüreği çakmaktaşının,
ağıyor gökkuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su…
ağıyor yeşil.

ahmed arif
devamını gör...
423.
ayrılık sevdaya dahil

açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın

rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum, onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan

ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
her şey onunla ilgili

telâşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fenâ kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle

sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
sanki ateşten bir tebessüm
zehir zemberek aşkımız

atilla ilhan
devamını gör...
424.
kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
su olsan kimse içmez,
yol olsan kimse geçmez,
elin adamı ne anlar senden?
çıkarsın bir dağ başına,
bir ağaç bulursun tellersin
pullarsın gelin eylersin.
bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün.
köpürmüş gelen bulutları.
başka ne gelir elden?
çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
şu dünyanın ıssızlığı.
tanrı kimsenin başına vermesin
böyle bir yalnızlığı! 


yaşar kemal
devamını gör...
425.
biliyorum seni sevmek yeni yalnızlıklardır
uzayıp giden bir çığlık, ince bir sızıdır
yoksa ömrünce borçlu kalırım aşka
seviyorum, seviyorum başka seçeneğim yok
yedeğimde yeni acılarım var, öderim diyetini
yeni yazgılar bulurum belki, şiirlere vururum kendimi
başımı kitaplara yaslarım
toplarım şarkılardan yasadışı aşkları sürerim alanlaraseviyorum
başka seçeneğim yok
yeter sınama beni.
devamını gör...
426.
uzun bir şiir olduğundan link bırakıyorum.
buradan
(bkz: palyaço şiiri)
devamını gör...
427.
nâzım hikmet - ağlamak meselesi

nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikâre,
yağmur misali?
neylersin alışkanlık
için kan ağlarken yüzün güler
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?
devamını gör...
428.
yer çekimli karanfil - edip cansever

biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
devamını gör...
429.
acıyor

mutsuzluktan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor*

biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak

en başta mutsuzluk elbet
kasaba meyhanesi gibi
kahkahası gün ışığına vurup da
ötede beride yansımayan
yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
öbürünün bir kadından aldığı verem
bütün işhanlarının tarihçesi
bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor*

yazık sevgime diyor birisi*
güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir yazı yoktu
ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor*
gemiler gene gelip gidiyor
dağlar kararıp aydınlanacaklar
ve o kadar

tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
sonbahar geldi hüzün
kış geldi kara hüzün
ey en akıllı kişisi gündüzün
sevgim acıyor
kimi sevsem
kim beni sevse

eylül toparlandı gitti işte
ekim falan da gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar

turgut uyar
devamını gör...
430.
farzet hiç ayrılmadık

farzet hiç ayrılmadık
gözümde tütüyor
gözümü tütsülüyorsun hala
hep birlikteyiz sanki
seninle ben ve dünya

can yücel.
devamını gör...
431.
yeryüzünde yalnız benim serseri,
yeryüzünde yalnız ben derbederim.
herkesin dünyada varsa bir yeri,
ben de bütün dünya benimdir derim.

yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
aradım bir ömür, arkadaşımı.
ölsem dikecek yok mezar taşımı;
halime ben bile hayret ederim.

gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
ne kendisine yar, ne kimseye yar,
bir rüya uğrunda ben diyar diyar,
gölgemin peşinden yürür giderim...

necip fazıl kısakürek
devamını gör...
432.
ben öyle seviyorum,
hesapsız, kitapsız, beklentisiz.
öyle küçük şeylerden mutlu
oluyosun böyle olunca,
bir gülse acaba bana mı güldü diye düşünüyosun
o ihtimali bile seviyosun
hem uzaktan sevmek iyidir
pişmanlık yok
hayal kırıklığı yok
ayrılık yok
ben seni değil resmini tanıyorum
belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın
devamını gör...
433.
düşü ne biliyorum


kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?

gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?

yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.

yine de, o, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu
düşler maketinin,
uyanıyorum küstah sözcüklerle:
ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!

/nilgün marmara/
devamını gör...
434.
bir gün çok bunalırsan
denizin dibinde, yosunlara takılmış gibi soluksuz…
sakın unutma gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir
gökyüzü herkesindir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
435.
insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

william shakespeare
devamını gör...
436.
sabah yıldızı gökte güneşlenirken
denizden ay’a yansıyan ışıklar
ruhuma doğru akan yaslarıa
mezarımdan kazılırken topraklar
mermerin çivileri dövüşünü dinliyorum
isa’ya doğru yaklaşırken takvimler
ağaçlar tohumlarına gömülüyor
gömülen umutlar fışkırırken damarlarda
darağacımdan uzaklaşıyorum koşa koşa
ipler genişlerken boynumda yavaş yavaş
dünya karanlıkta, ay yalnız, güneş ağlıyor
gümüşler fışkırıyor kollarımdan
atınlar gömülüyor tünellere
güneşin doğumdan batışını izliyorum huzurla
gözlerim açılırken geleceğime
rüyalarımda öldürüyorum kendimi
rüyalarımda yaşatıyorum kedimi
ve açtığımda o gizemli kutuyu
zehirliyorum ciğerlerini schrödinger’in kedisinin
siz de görüyor musunuz zamanı benim gibi?
dil çıkarıyorum karmanın saçlarına
yaşamak istemezcesine keşfediyorum hayatı
atomlar parçalanırken gökte
günahlarını topluyorum
bütün bir toplumun…
barışı istiyorum bütün savaşlarda,
gözüme batan kirpiğimi büyütüyorum;
dağlar ovalar geçen mızraklara,
atalarıma değmiş gibi küfürlerle…

-koza
devamını gör...
437.
"bir kişi bile değilim yalnızlıktan
gözlerim ormanlara asılı
ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
o kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan."
edip cansever .
devamını gör...
438.
bir seviyor sevmiyor oyunu kadardır,
papatyanın ömrü..

mai derun
devamını gör...
439.
ne güzel adamlar var;
seven,
özleyen,
bekleyen,
ihanet nedir bilmeyen
aşık olabilen
ve birde kadınlar var ;
böyle adamlara hiç denk gelmeyen...
devamını gör...
440.
bir yokluğun tebasıydı
gözlerin
düşerken dudaklarından
hazan yaprakları gibi sözlerin
varlığının bilinci
nefesim
yokluğunun acısı
nefsim olmuştu
bir yokluğun hikayesiydi
her dilde söylenen o kutsal şarkı
hayattan hayalden yoksul
nefesten candan yoksul ...

s.m.kuru
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"güne bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim