641.
kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
adam düşündü, düşündü, düşündü
aşkımız bitmesin isterim dedi
biralar içildi ve başka içkiler
kadın ve adam kederliydiler
ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri
neden, neden sönüp gider bir aşk
acının silinmez tortusunu bırakarak
onulmazca inciterek yürekleri
kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
gözyaşları içinde gülümsedi
kadın ve adam oturuyorlardı
aralarında bir masa vardı
ve hüznün aşılmaz engelleri
-ataol behramoğlu
adam düşündü, düşündü, düşündü
aşkımız bitmesin isterim dedi
biralar içildi ve başka içkiler
kadın ve adam kederliydiler
ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri
neden, neden sönüp gider bir aşk
acının silinmez tortusunu bırakarak
onulmazca inciterek yürekleri
kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
gözyaşları içinde gülümsedi
kadın ve adam oturuyorlardı
aralarında bir masa vardı
ve hüznün aşılmaz engelleri
-ataol behramoğlu
devamını gör...
642.
öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni..
(bkz: ahmed arif)
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni..
(bkz: ahmed arif)
devamını gör...
643.
mavi sulara dalıp bir gece vakti
beyaz ışığa sesledim adını
gel, gel gel artık!
belki bir uçurtmaya takılır gelirsin;
bir eylül esintisiyle.
kurumuş yaprak gibi kalbim,
yağmurunla ıslat biraz!
beyaz ışığa sesledim adını
gel, gel gel artık!
belki bir uçurtmaya takılır gelirsin;
bir eylül esintisiyle.
kurumuş yaprak gibi kalbim,
yağmurunla ıslat biraz!
devamını gör...
644.
devamını gör...
645.
646.
kırılgan bir çocuğum ben
yüreğim cam kırığı
bütün duygulardan önce
öğrendim ayrılığı
saldırgan diyorlar bana
oysa kırılganım ben
gözyaşlarım mücevher
saklıyorum herkesten
ürküyorlar gözümdeki ateşten
ürküyorlar dilimdeki zehirden
ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
diyorlar: bir yanı sarp bir uçurum,
bir yanı çılgın dağ doruğu.
oysa böyle yapmasam ben
nasıl korurum içimdeki çocuğu?
bir yanım çılgın nar ağacı
bir yanım buz sarayı.
murathan mungan
yüreğim cam kırığı
bütün duygulardan önce
öğrendim ayrılığı
saldırgan diyorlar bana
oysa kırılganım ben
gözyaşlarım mücevher
saklıyorum herkesten
ürküyorlar gözümdeki ateşten
ürküyorlar dilimdeki zehirden
ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
diyorlar: bir yanı sarp bir uçurum,
bir yanı çılgın dağ doruğu.
oysa böyle yapmasam ben
nasıl korurum içimdeki çocuğu?
bir yanım çılgın nar ağacı
bir yanım buz sarayı.
murathan mungan
devamını gör...
647.
gelecek hatırası
metalin baş dönmesi
sonsuz çarşılar
kırk kimlikli yalnızlık
eşyaların ıslığı
pervane arzular
ödünç sevinç
hükümsüz özgürlük
kan pıhtısı gövde
hızın hatırası
bir günlük gelecekler...
ışık burcum
bir karac'oğlan ıssızlığı ağzımda
plastik zamanlara şiirler söylüyorum.
devamını gör...
648.
ben artık bulunduğun şehirden gittim
insan kuş misali
sen hâlâ
o kalabalık evde olmalısın,
gelip gidenin çok mu bari?
üzgünüm leyla,
dünya hâli!
behzat necatigil
insan kuş misali
sen hâlâ
o kalabalık evde olmalısın,
gelip gidenin çok mu bari?
üzgünüm leyla,
dünya hâli!
behzat necatigil
devamını gör...
649.
bazı adamlar korkaktır.
sevdanın yüküyle omuzları çöker diye,
silkinip sığınırlar bir ayrılığa.
kızamazsın...
bazı adamlar çocuktur hala.
saçlarına dokunamazsın mesela,
uyurken öpebilirsin onları.
çekinirsin...
bazı adamlar çok gider.
hiç gelmeden, hep gider.
defalarca kez terk edilirsin
bir kez bile bakmadığın yüzünü,
bin kez çevirir senden.
özlersin...
bazı adamlar yalancıdır,
inanmak istersin. her yalan bir mermidir,
vurulmak istersin. ı̇hanet ederler,
gözlerini sıkıca yumar
kaybolmuş bir kız çocuğu gibi çöker kuytu bir köşeye.
ağlarsın...
bazı adamlar cesurdur.
yanındayken dünyaya sövsen,
saçının teline dokunamazlar,
bilirsin. o sarıldıkça sana,
güçlenirsin...
bazı adamlar yalnızdır.
parmaklarının arasına sıkıştırdığı bir sigarayla el sallarlar geceye.
birkaç duble daha içerler, hiç konuşmadan seninle.
bir şarkı daha dinlerler, sustukları çoğalır.
konuşamazsın...
sevdanın yüküyle omuzları çöker diye,
silkinip sığınırlar bir ayrılığa.
kızamazsın...
bazı adamlar çocuktur hala.
saçlarına dokunamazsın mesela,
uyurken öpebilirsin onları.
çekinirsin...
bazı adamlar çok gider.
hiç gelmeden, hep gider.
defalarca kez terk edilirsin
bir kez bile bakmadığın yüzünü,
bin kez çevirir senden.
özlersin...
bazı adamlar yalancıdır,
inanmak istersin. her yalan bir mermidir,
vurulmak istersin. ı̇hanet ederler,
gözlerini sıkıca yumar
kaybolmuş bir kız çocuğu gibi çöker kuytu bir köşeye.
ağlarsın...
bazı adamlar cesurdur.
yanındayken dünyaya sövsen,
saçının teline dokunamazlar,
bilirsin. o sarıldıkça sana,
güçlenirsin...
bazı adamlar yalnızdır.
parmaklarının arasına sıkıştırdığı bir sigarayla el sallarlar geceye.
birkaç duble daha içerler, hiç konuşmadan seninle.
bir şarkı daha dinlerler, sustukları çoğalır.
konuşamazsın...
devamını gör...
650.
çok sevdiğim bir şiiri bırakmaya geldim. bu şiirin bendeki yeri çok farklı..
geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.
neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.
kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor.
aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum.
ay´ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor.
kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.
saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum.
benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.
bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor.
kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.
güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum.
her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum. benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş ay´a ´evet!´ diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.
nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor.
keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum. kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor.
çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.
nerede, kiminle, ne olduğun beni ilgilendirmiyor.
diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.
kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.
oriah mountain dreamer(kanadalı bir kızılderili)
geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.
neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.
kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor.
aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum.
ay´ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor.
kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.
saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum.
benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.
bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor.
kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.
güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum.
her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum. benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş ay´a ´evet!´ diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.
nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor.
keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum. kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor.
çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.
nerede, kiminle, ne olduğun beni ilgilendirmiyor.
diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.
kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.
oriah mountain dreamer(kanadalı bir kızılderili)
devamını gör...
651.
652.
devamını gör...
653.
"önemli olan zamana bırakmak değil zamanla bırakmamaktır." nazım hikmet
sanırım ben zamanla hayatıma kabul edip zamanla bırakıyorum.
sanırım ben zamanla hayatıma kabul edip zamanla bırakıyorum.
devamını gör...
654.
ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
victor hugo
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
victor hugo
devamını gör...
655.
insaf et de söyle
seni bu dünya da en çok kim sever ?
ben tabi ki...
seni bu yerlere göklere
kim sığdıramaz ?
ben tabi ki...
seni bu dünya da en çok kim sever ?
ben tabi ki...
seni bu yerlere göklere
kim sığdıramaz ?
ben tabi ki...
devamını gör...
656.
ben senim günebakanımsın
sıcak bir haziran günü
farkına vardığım
güne bakmaz içime bakardım
sana baktım
aydınlandım
ayıklandım
ve,
sayıkladım
adını.
güzel silüetin hayalimde,
adını sayıkladım;
adını, adını, adın...
sıcak bir haziran günü
farkına vardığım
güne bakmaz içime bakardım
sana baktım
aydınlandım
ayıklandım
ve,
sayıkladım
adını.
güzel silüetin hayalimde,
adını sayıkladım;
adını, adını, adın...
devamını gör...
657.
keşke sen düşlerimi
gerçeğe dönüştürebilseydin,
keşke ben,
kollarıma alsaydım,
seni öyle sarsaydım,
''benim mucizem sensin''
diyebilseydim...
gerçeğe dönüştürebilseydin,
keşke ben,
kollarıma alsaydım,
seni öyle sarsaydım,
''benim mucizem sensin''
diyebilseydim...
devamını gör...
658.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. aşklarım, inançlarım işgal altındadır
tabutumun üstünde zar atıyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar denize yaklaşınca kumlar ve çakıltaşları geçmiş günlerimi aşağılamaktadır.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
ve rüzgar buruşturuyor polis raporlarını
kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar
bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden
çelik tırpan gibi silkiniyor çocuklar
denizin satırları arasında.
gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin
küfre yaklaştıkça inancım artıyor.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim.
kanla kirlenmiş evrak - ismet özel
devamını gör...
659.
mâra
bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra
başım omzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık
asaf halet çelebi
bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra
başım omzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık
asaf halet çelebi
devamını gör...
660.
ben bir aziz değilim
hele gündüz değilim
attığı her adımda siyah bir iz bırakan
bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi
bir yanında kederi özümleyen bir lale
merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim
bırak da böyle bitsin bu günahkar serüven
bırak da kurtarayım bu emanet sarayı
yeter intiharınla oyduğun yüreğimi
umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter
göğsümde bir yanardağ kıvranıyor rüveyda
yaraları kapandıkça kanıyor rüveyda
duman çöktü güneşin sitem aynalarına
aralandı perdeler şimdi sessiz değilim
dertliyim, viraneyim
ben bir aziz değilim
azizler tohum eker sevgi tarlalarına
senin gözlerin dram
oysa ağlatan benim
ben dilenci, sen sultan
sevgi dağıtan benim
sen ışık, ben karanlık
ve aydınlatan benim
ben ölümüm, sen hayat
cana can katan benim
sabah sende oluyor güneşi tutan benim
soran ben, sorulan sen
hüznü damıtan benim
öldüren ben, ölen sen
kabirde yatan benim
sen sevda yüklü bulut
göklerimin sahibi
saklıyorum içimde seni bir tufan gibi
nerede uğruna ömür verdiğin bela nerede?
her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde
düşlerim esrârınla bir pervanedir
götür benden ahzânı bana ihsanı getir
yalanı reddederken düşüyorum yalana
ben bir aziz değilim rüveyda, anlasana
bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum
sen ölmedin rüveyda
at vuruldu ben öldüm
her hamlesi bir tabut şimdi bakışlarını
yıkayıp kefenledin mehtâbına gömüldüm
her iklime bir haberci salsınlar
çâğır âşıklarını namazımı kılsınlar
duysun âlem ateşin taşı erittiğini
bu illetin taşları bile çürüttüğünü
gün olurda ayrılık yumağı çözülür mü?
bergüzârım ayaklar altında ezilir mi?
rüveyda görür müyüm yeşil ufuklarını
yoksa hep bu kabirde kalır mıyım rüveyda
seninle bir sonsuzluk bulur muyum
rüveyda…
rüveyda
hele gündüz değilim
attığı her adımda siyah bir iz bırakan
bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi
bir yanında kederi özümleyen bir lale
merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim
bırak da böyle bitsin bu günahkar serüven
bırak da kurtarayım bu emanet sarayı
yeter intiharınla oyduğun yüreğimi
umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter
göğsümde bir yanardağ kıvranıyor rüveyda
yaraları kapandıkça kanıyor rüveyda
duman çöktü güneşin sitem aynalarına
aralandı perdeler şimdi sessiz değilim
dertliyim, viraneyim
ben bir aziz değilim
azizler tohum eker sevgi tarlalarına
senin gözlerin dram
oysa ağlatan benim
ben dilenci, sen sultan
sevgi dağıtan benim
sen ışık, ben karanlık
ve aydınlatan benim
ben ölümüm, sen hayat
cana can katan benim
sabah sende oluyor güneşi tutan benim
soran ben, sorulan sen
hüznü damıtan benim
öldüren ben, ölen sen
kabirde yatan benim
sen sevda yüklü bulut
göklerimin sahibi
saklıyorum içimde seni bir tufan gibi
nerede uğruna ömür verdiğin bela nerede?
her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde
düşlerim esrârınla bir pervanedir
götür benden ahzânı bana ihsanı getir
yalanı reddederken düşüyorum yalana
ben bir aziz değilim rüveyda, anlasana
bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum
sen ölmedin rüveyda
at vuruldu ben öldüm
her hamlesi bir tabut şimdi bakışlarını
yıkayıp kefenledin mehtâbına gömüldüm
her iklime bir haberci salsınlar
çâğır âşıklarını namazımı kılsınlar
duysun âlem ateşin taşı erittiğini
bu illetin taşları bile çürüttüğünü
gün olurda ayrılık yumağı çözülür mü?
bergüzârım ayaklar altında ezilir mi?
rüveyda görür müyüm yeşil ufuklarını
yoksa hep bu kabirde kalır mıyım rüveyda
seninle bir sonsuzluk bulur muyum
rüveyda…
rüveyda
devamını gör...

