281.
(..)
yıkıldı yolunu bekleyen şehir,
şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir..
devamını gör...
282.
terk ettim köşeyi de bucağı da
bembeyaz kaldırımlarda soluklanıyorum
ellerimde bir çınar, gerisi ciğerlerimde
koşullanmış gibi geri çıkmamaya
sopsoğuk sokaktan soğuk nefesi
bir saniye izin verin

bir bekleyiş ve ışıkları caddenin
sezişmelerimiz bakışlara yerli yersiz
kararsızca donuyor görüş açımızın kesişiminde
beni benim dedirten fikirlerim,
ödümü kopartıyorum korkmamak için
bir saniye izin verin

kaçırdı aklımı kıçı kırık sıkıntılar
damlaya damlaya gölü taşırdı
yıktı geçti kaleleri, kademeleri
kalsın hepsiyle birlikte sizlere
dönüm dönüm ödün
parsel parsel bitkinlik

liman ve gemi sesleri
salın aşağı, bir husumet
bir sevgi, sanat müzikleri
derinden derine hissedilir
sebeplerinden, gereklerinden
ellerinden sen, diplomasi ama cumhuriyet değil
iki kişilik meclisimizdeki uzun tartışmalar
yenilmeye razıyım alıkoysan da beni
ve uzun mahkumiyet, kısa yıllar
bize sadece
bir saniye izin verin
devamını gör...
283.
ey hüzünlü ruhum.
ihtiyar budala.
kanının kanatlarında hırçın bir kıvılcım yanardı,
umudun mahmuzu yavaşça dokunsa şaha kalkardın.
ey şimdi her adımda derin derin soluyan hasta
işe yaramaz beygir
uzan olduğun yere dayanmasını bil.
sönmeyen yanı var mı dünyanın.

charles baudelaire
devamını gör...
284.
ellerimi kestim, çünkü acıyı sevdim.
gözlerim kördü.
ben dünyayı görmeyi hak etmedim.
yaralarım, daima kanayan yaralarım. . .
şansım varsa biraz,
bu gece ölmeye hazırım.
hemen şimdi ,
son şiirim veda mektubum olsun.
ben yoruldum.
boynumda daima bir pranga,
gücüm kalmadı, yaşamaya.
fazla hüzün dolu belki satırlarım.
unutma ben yaşadım.
sen okurken bu satırları,
ben yaşlandım!
ağladım.
çok ağladım!
sesimi duyuramadım.
ölürken bile unutmadım.

mevcutlu
devamını gör...
285.
zıp zıplayan kurbağalardı aşkın
bal kabağı ardı gözlerin
çünkü ben prenstim

be heyy nazlı prenses, sana çay demledim
ağzına alsana...

2021/ekim luci.

duygusal bir andayım..
devamını gör...
286.
şiir az kelimeyle çok anlatma sanatı demişti hocam.

"sensizlik benim şiirim" diyip (bkz: cahit zarifoğlu) nun koskoca aşk hayatını, yalnızlığı, freud a göre cinselliği 3 kelimeye sığdırdığı şiiri bırakıyorum.
devamını gör...
287.
bugün kalbimi eski bir plak gibi
öyle çok tersine çevirdim ki
bazı şarkılar vardır
cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
o zaman bir yavru yengece bakan
insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı bazı şarkılar vardır
ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır
işte o ellerimle herkese
çamurlu şiirler uzatsaydım
hepsi çok kirli olsaydı tanrım bazı şarkılar vardır
kırmızı akşam sefalarını anlatır
karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını
komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını
geceyi onlar bahçeye taşırdı
ben ne zaman öleceğim tanrım
sabah olunca mı
keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım
irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi
ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi
şu odanın ortasında dursam
saat kuleleri dökülürdü dallarımdan tanrım
artık sarı yaprakların ölü olduğuna inanmıyorum
bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydı herkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım
didem madak /iris'in ölümü
devamını gör...
288.
lavinia

sana gitme demeyeceğim,
üşüyorsan ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar,
yanımda kal.

sana gitme demeyeceğim,
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.

sana gitme demeyeceğim,
ama gitme lavinia.
adını gizleyeceğim,
sen de bilme lavinia...
devamını gör...
289.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
290.
(...)
bilirim, yalan, hepsi yalan;
taka olduğum, tekne olduğum yalan;
suların kaburgalarımdaki serinliği,
iskotada uğuldayan rüzgâr,
haftalarca dinmeyen motor sesi,
yalan.

ama gene de,
gene de güzel günler geçirebilirim;
geçirebilirim bu mâvilikte,
suda yüzen karpuz kabuğundan farksız,
ağacın gökyüzüne vuran aksinden,
her sabah erikleri saran buğudan,
buğudan, sisten, ışıktan, kokudan..

ne kâğıt yeter ne kalem
mesut sanmam için kendimi.
bunların hepsi.. hepsi fasafiso.
ne takayım, ne tekneyim.
öyle bir yerde olmalıyım,
öyle bir yerde olmalıyım ki,
ne karpuz kabuğu gibi,
ne ışık, ne sis, ne buğu gibi,
insan gibi.

orhan veli
devamını gör...
291.
güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
gece gibi ol ayıpları örtmekte.
akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.

mevlana
devamını gör...
292.
özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

özlediğin, gidip görmek istediğin
ama gidip göremediğin

özlem, gidip görmek istemen
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen


oruç aruoba
devamını gör...
293.
.........................
şimdiden bir hatırasın
açmışsa bir sardunya saksıda
bütün (aşklar) paranteze alınsın
bıraktım ellerimi, artık sana bunu yazsın
mektuplar postaya takılırsa...
ey aşk sen
artık bazı şarkılar kadar yaralısın.

didem madak
devamını gör...
294.
bu kadar yürekten çağırma beni!
bir gece ansızın gelebilirim.
beni bekliyorsan, uyumamışsan,
sevinçten kapında ölebilirim.

belki de hayata yeni başlarım,
içimde küllenen kor alevlenir,
bakarsın hiç gitmem kölen olurum,
belki de seversin beni kim bilir.

kal dersen, dağlarca severim seni,
bir deniz olurum ayaklarında,
aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz,
kalbim duruverir dudaklarında.

ya da unuturum kim olduğumu,
hatırlamam belki adımı bile,
belki de çıldırır, deli olurum,
sana kavuşmanın heyacanıyla...

aşk bu, bilinir mi nereye varır,
ne durdurur özlemini, seveni...
bakarsın ansızın gelebilirim,
bu kadar yürekten çağırma beni.
devamını gör...
295.
şimdi açsam pencereyi beklesem
sen gelsen
olmaz ya hani geliversen
hiç bir şey sormasan
hiç bir şey söylemesen
sussam
sussan
sussak.
susuşların anlattığını dinlesek
sırt sırta otursak
katılasıya ağlasak
sormasak birbirimize sebebini
sarılsam
sarılsan
sarılsak.
ve yine hiç bir şey konuşmasak
ama anlasak
ne vardı sahi
olmaz ya
hayal ya
hani diyorum olsa ne vardı.

(bkz: cemal süreya)
devamını gör...
296.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
297.
bütün o aşkları yazdı da ne oldu
gülleri çocukları denizleri tuttu da elinden
hep bir ceviz yaprağı gibi belirdi ince yüzü
bırakılmış gemilerin su kesimlerinden
devamını gör...
298.
bilen bilir en sevdiğim şiir budur ve heryerde paylaşırım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
299.
#1352301 sayın yazar, bu şiir cemal sürey(y)a’nın hiçbir kitabında yer almaz.

meraklısına
devamını gör...
300.
tam bir yunan tanrısı büstü olan ilk aşkım antonio'nun ardından yazdığım şiirdi. tam bir dram-komedisiydi ayrilığımız uzun sure kendime gelememistim ve bircok siir ve yazımda ilham kaynagım olmustur.

ağır ağır indi melek
gökyüzünden yeryüzüne
öyle saf,öyle masumdu ki güzelliği 
büyülendim
ve yaklaştı
baş döndürücü gülümsemesiyle sanki bir tanrıydı
büyülenmemek etkilenmemek
mümkün mü ki ?
ben sadece basit bir insanken.
nefesinin tatlı aromasına dayanamadı kalbim 
düştüm.
saniyeler geçmek bilmiyordu
kalbim öyle hızlı atıyordu ki
sanki yerinden çıkmak istermişcesine
melek hala ordaydı
o altın gibi parlayan 
şaşkın gözleriyle bana bakıyordu
yandığımı hissettim
tüm bedenim alevler içindeydi sanki
önemi yoktu yansam da
yeniden doğardım küllerimden
hangi güç beni bu muhteşem varlıktan alıkoyabilirdi ki ?
ölsem dirilirdim..
yansam tekrar doğardım..
beni götürseler yine gelirdim..
bu evren,bu gezegen
hiçbir şey ve hiç kimse 
engel olamazdı bana.
yaklaştı adım adım güzel melek
her adımı ritimli ve zarif
bir şeyler söyledi
sesi tanrıların söylediği
şarkılardan bile güzeldi
bir insanın asla duymaması bilmemesi 
gereken mucizelerden biriydi o
düşünebileceğiniz herşeyden
daha eşsiz daha güzel
hiçbir insan kalbi dayanamazdı ogüzelliğe
ve gülümsedi melek tekrar
elini uzattı gözleri davetkardı 
itaat ettim
başka türlüsü mümkün müydü sanki ?
gözlerimi yüzünden ayıramıyordum
o bembeyaz kusursuz elinde 
parlayan keskin birşey vardı
daha önce dikkat etmediğim 
etsem de umurumda olmazdı zaten
gülümseyişi öyle büyüleyiciydi ki
gözlerimi kırpıştırmak zorunda kaldım
bir acı hissettim
soğuk,keskin,güzel bir acı
dengemi kaybettim
düşmeden tuttu güzel melek
kollarındaydım
elini kalbimin üstüne koydu
kaldırdığında bakışlarında acı vardı
elinden damlayan benim kanımdı
bir damla gözyaşı süzüldü 
meleğin gözlerinden
kusursuz tenini okşarcasına inip
o biçimli eşsiz dudaklarıyla buluştu.
ağlama demek istedim..üzülme.
ama sesimi bulamadım
haksızlıktı bu niye ağlıyordu ki ?
ben mutluydum,huzurluydum
zaten artık onsuz yaşayamazdım
ölmem en doğrusuydu
ve onun kollarına ölmek
hayal edebileceğim en güzel ölüm şekliydi
bilincim yavaşça yitip giderken
gözlerim kapanmamak için mücadele ediyordu
o güzel yüzüne daha fazla bakmalıydım
sonsuza dek baksam doyamayacağım 
o güzel eşsiz yüze
gözlerim girdiği mücadelede yenik düştü en sonunda 
ve yavaşça sonsuzluğun ve bilinmezliğin
karanlık uçurumuna doğru düşerken..
gözlerimi açtım
odamın penceresinden günün ilk ışıkları giriyordu
tam aydınlanmamıştı hava 
saate baktım 6.15
arkamı dönüp kaldığım yerden devam ettim uyumaya 
belki birkaç saat daha..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"güne bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim