621.
.."gökyüzü devam ediyor
bunu omuzlarından anlıyorum
sen dağınıklık diyorsun
ben dalgınlık diyorum ona
sen nehirleri seviyorsun delice
ben bir derenin yıkıklığını
sen başıboşluğunu insanın
öteki berikiyi ben
kapı ardına bırakılanı
sen denize giriyorsun
ben kıskanıyorum tüm suları
tüm suları topluyorum ayaklarının dibinde
ayaklarının dibinde sonsuzu arıyorum
uzak devam ediyor
bunu omuzlarından anlıyorum
kim kimin ardından su döküyor şimdi
ben suyun yarasına bakıyorum *"
gonca özmen -ardından
bunu omuzlarından anlıyorum
sen dağınıklık diyorsun
ben dalgınlık diyorum ona
sen nehirleri seviyorsun delice
ben bir derenin yıkıklığını
sen başıboşluğunu insanın
öteki berikiyi ben
kapı ardına bırakılanı
sen denize giriyorsun
ben kıskanıyorum tüm suları
tüm suları topluyorum ayaklarının dibinde
ayaklarının dibinde sonsuzu arıyorum
uzak devam ediyor
bunu omuzlarından anlıyorum
kim kimin ardından su döküyor şimdi
ben suyun yarasına bakıyorum *"
gonca özmen -ardından
devamını gör...
622.
özür dilerim dünya
ben bu otelden çıkamam
imza: seniha
seniha'nın günlüğünden/ edip cansever
ben bu otelden çıkamam
imza: seniha
seniha'nın günlüğünden/ edip cansever
devamını gör...
623.
sevgilim sabahın erkenini seviyor, ben geceyi ve esmerliğini onun, o dorukları seviyor, korkuyor bundan ben rüzgârla buluşan tepeyi, tuhaflığı, ona bir yeşil gülümsüyor, ben, hayatı delice sevdiysem nasıl, diyorum, seni de öyle. o kendi boşluğunda oyalanan günlerde canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor, ben göğe bakıyorum geceden, kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim diyorum, yanında, o sabahları eğilip öpüyor denizi.
aşk/birhan keskin
devamını gör...
624.
burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok
aklıma kadeh tutuşların geliyor
çiçek pasajı\'nda akşam üstleri
asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
bütün kara parçalarında
afrika hariç değil
cemal süreya
kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok
aklıma kadeh tutuşların geliyor
çiçek pasajı\'nda akşam üstleri
asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
bütün kara parçalarında
afrika hariç değil
cemal süreya
devamını gör...
625.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
(bkz: adnan yücel)
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
(bkz: adnan yücel)
devamını gör...
626.
devrimci şair khosro golsorkhi 1974 yılında iran'da idam edildi, daha otuz (30) yaşındaydı..
bu şiiri onun hatırası için okunsun ve unutulmasın...
"eşitlik
öğretmen tahtada bağırır,
ellerini örtmüş tebeşir tozu,
sınıftakilerin umurunda mı?
pestil yiyip dalgalarındalar,
kimisi “gençler” dergisine dalmış,
aldıran yok kendini paralayan öğretmene,
ve doğrulamaya çalıştığı o denkleme!
karanlık tahtaya yazılmış mahzun beyaz bir yazı;
bir eşittir bir diyor!
birden bir öğrenci parmak kaldırır;
hep biri çıkmalı itiraz eden,
tek tek kelimeleri sıralıyor;
eşitlik büyük bir yalandır diyor!
öğretmen gence şaşkınca bakar,
genç dönüp sessizce sorar;
"bir insan şayet bir sayı olsaydı,
yine de bir bire eşit mi olurdu hocam?”
zor bir soru herkes donup kalır,
öğretmen sinirli sinirli düşünür,
sonra evet deyip kesip atar!
öğrenci gülümser itiraz eder,
birer sayı olsaydı insanlar der;
parası ve gücü olan daha fazla olur,
iyi ve yürekli olan daha az!
birer sayı olsaydı insan,
üstün olurdu teni beyaz olan,
düşük kalırdı zenci adam!
insan sayı olsaydı şayet hocam,
eşitlik alt üst ederdi herşeyi durmadan!
nasıl zengin olurdu hırsız alçaklar?
kim örerdi çin’in etrafına yüksek duvarlar?
bir insan bir insana eşit olsaydı,
kimin sırtı yük altında bükülür?
bir insan bir insana eşit olsaydı,
kim çürürdü hapiste o zaman?
kim işkence altında ölürdü hocam?
öğretmenin sesi yavaşça duyulur;
açın notlarınızı gençler diyor,
yazın oraya büyük harflerle;
“bir eşit değildir bire!" "
bu şiiri onun hatırası için okunsun ve unutulmasın...
"eşitlik
öğretmen tahtada bağırır,
ellerini örtmüş tebeşir tozu,
sınıftakilerin umurunda mı?
pestil yiyip dalgalarındalar,
kimisi “gençler” dergisine dalmış,
aldıran yok kendini paralayan öğretmene,
ve doğrulamaya çalıştığı o denkleme!
karanlık tahtaya yazılmış mahzun beyaz bir yazı;
bir eşittir bir diyor!
birden bir öğrenci parmak kaldırır;
hep biri çıkmalı itiraz eden,
tek tek kelimeleri sıralıyor;
eşitlik büyük bir yalandır diyor!
öğretmen gence şaşkınca bakar,
genç dönüp sessizce sorar;
"bir insan şayet bir sayı olsaydı,
yine de bir bire eşit mi olurdu hocam?”
zor bir soru herkes donup kalır,
öğretmen sinirli sinirli düşünür,
sonra evet deyip kesip atar!
öğrenci gülümser itiraz eder,
birer sayı olsaydı insanlar der;
parası ve gücü olan daha fazla olur,
iyi ve yürekli olan daha az!
birer sayı olsaydı insan,
üstün olurdu teni beyaz olan,
düşük kalırdı zenci adam!
insan sayı olsaydı şayet hocam,
eşitlik alt üst ederdi herşeyi durmadan!
nasıl zengin olurdu hırsız alçaklar?
kim örerdi çin’in etrafına yüksek duvarlar?
bir insan bir insana eşit olsaydı,
kimin sırtı yük altında bükülür?
bir insan bir insana eşit olsaydı,
kim çürürdü hapiste o zaman?
kim işkence altında ölürdü hocam?
öğretmenin sesi yavaşça duyulur;
açın notlarınızı gençler diyor,
yazın oraya büyük harflerle;
“bir eşit değildir bire!" "
devamını gör...
627.
mesela düştüğünde tut onu,
yada düşerken sana tutunsun.
artık ne düşmekten korksun,
nede düştüğünde kalkmaktan.
sen sil göz yaşlarını ağladığında,
omuz ol başını sana yaslayabilsin.
liman ol,
her fırtınada sana sığınabilsin.
öyleki,
ben bir adam seviyorum desin.
günün birinde çekip giderse eğer.
adam gibi sevdim dersin.
yada düşerken sana tutunsun.
artık ne düşmekten korksun,
nede düştüğünde kalkmaktan.
sen sil göz yaşlarını ağladığında,
omuz ol başını sana yaslayabilsin.
liman ol,
her fırtınada sana sığınabilsin.
öyleki,
ben bir adam seviyorum desin.
günün birinde çekip giderse eğer.
adam gibi sevdim dersin.
devamını gör...
628.
en güzel deniz:
henüz gidilmemiş olandır.
en güzel çocuk:
henüz büyümedi.
en güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür...
nâzım hikmet ran
henüz gidilmemiş olandır.
en güzel çocuk:
henüz büyümedi.
en güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür...
nâzım hikmet ran
devamını gör...
629.
630.
içimi titreten bir sestir her gün,
saat her çalışında tekrar eder:
"ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
elin boş mu gireceksin geceye?
bir düşünsen! yarıyı buldu ömrün.
gençlik böyledir işte, gelir gider;
ve kırılır sonra kolun kanadin;
koşarsın pencereden pencereye."
ah o kadrini bilmediğim günler,
koklamadan attığım gül demeti,
suyunu sebil ettiğim o çeşme,
eserken yelken açmadığım rüzgar!
gel gör ki sular batıya meyleder,
ağaçta bülbülün sesi değişti,
gölgeler yerleşiyor pencereme;
çagınız başlıyor ey hatıralar.
cahit sıtkı taranci
devamını gör...
631.
ağzı çirkin bir kadın
yalnızlığında bile
gülmeye utanıyor
bu da bir acıdır.
gecesiz sabahlara
uykular öksüzü
bir çocuk uyanıyor
bu da bir acıdır.
bir adımı diğerinden
kısa düşüyor, bir topal
hızla yanından koştular
bu da bir acıdır.
esrik gülüşleri tufan
gözleri bayram
dağıldılar çok sürmeden
bu da bir acıdır.
çocuklarda bir telaş
her akşam kapılarda
- bize ne getirdin baba?
bu da bir acıdır.
nice dik yürüse de
eğildi dar geçitlerde
uzun boyları kırık
bu da bir acıdır.
büyük kentlerde biri
belli ki yer garibi
dili sorar, gözleri lâl
bu da bir acıdır.
ince iri, uzak yakın
günlerimiz acıların
çaprazında birer tutsak
bu da bir acıdır.
şükrü erbaş
devamını gör...
632.
devamını gör...
633.
bir sabah tan atarken yuce tanri dagi'ndan,
kürşad'ın gür sesi duyulacak:
atlar vey ırmağında sulansın,
güneş doğduğu yerde karşılansın.
emri tekrar edecek,
gök, toprak, deniz
bozkurtlar uluyacak bütün anadalu'dan:
biz de sizdeniz!
biz de sizdeniz!
kürşad'ın gür sesi duyulacak:
atlar vey ırmağında sulansın,
güneş doğduğu yerde karşılansın.
emri tekrar edecek,
gök, toprak, deniz
bozkurtlar uluyacak bütün anadalu'dan:
biz de sizdeniz!
biz de sizdeniz!
devamını gör...
634.
sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
sana kafir dediler, diş biledim hak'ka bile
topladın saçtığı altınları yüzlerce elin
kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile.
sana çirkin demedim ben, kafir demedim
bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim
bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.
zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.
firari/ faruk nafiz çamlıbel
sana kafir dediler, diş biledim hak'ka bile
topladın saçtığı altınları yüzlerce elin
kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile.
sana çirkin demedim ben, kafir demedim
bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim
bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.
zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.
firari/ faruk nafiz çamlıbel
devamını gör...
635.
(link: ::
beni koyup koyup gitme, n\'olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme, n\'olursun)
beni koyup koyup gitme, n\'olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme, n\'olursun)
devamını gör...
636.
cemal süreya'nın sevdiğim şiiri
hayatımda ilk kez birisi bana
" kendine çok dikkat et " dedi.
anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde...
rastgele,
yürürken aklına geleyim
sızlasın için...
zaman sen olmayınca geçmiyor,
sen olunca da yetmiyor...
üşüyorsan söyle,
seni bir kat daha seveyim.
bak!
papatya mevsimi geldi.
mevsimlerden papatyayı severim.
sonra seni.
sonra yine seni.
ve hep seni...
kim istemez mutlu olmayı
ama mutsuzluğa da var mısın?
çık gel bir kez daha
çık gel bir kez daha
beni bozguna uğrat
ben güzel değil miyim?
neden kuş koymuyorlar yoluma?
ben sana kızsam,
kendime küserim...
en çok sesini aradım.
gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydi...
gözlerini sildi zaman..
dedim ya… eylül’dü.
savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
sonra dalgalar geldi dile
sonra bir mavilik aldı her yerimizi;
nasıl hatırlıyorsan dünyayı
öyle.
kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
namussuz bir çağ bu biliyorsun
hasret kalmışız ,
yüreği güzel insanlara.
bazen sadece yorgun oluyor insan.
ne küs, ne yalnız, ne de aşık...
ama sen yine de gitme
gidersen peşinden gelmem
ama kalırsan
bu masalın sonunu birlikte öğreniriz.
meğer ne çok canı yanarmış insanın,
baktığı yerde göremeyince görmek istediğini
birgün aklına gelecek olursam,
bana şiir ısmarla.
eylül'ü konuşalım.
cemal süreya
hayatımda ilk kez birisi bana
" kendine çok dikkat et " dedi.
anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde...
rastgele,
yürürken aklına geleyim
sızlasın için...
zaman sen olmayınca geçmiyor,
sen olunca da yetmiyor...
üşüyorsan söyle,
seni bir kat daha seveyim.
bak!
papatya mevsimi geldi.
mevsimlerden papatyayı severim.
sonra seni.
sonra yine seni.
ve hep seni...
kim istemez mutlu olmayı
ama mutsuzluğa da var mısın?
çık gel bir kez daha
çık gel bir kez daha
beni bozguna uğrat
ben güzel değil miyim?
neden kuş koymuyorlar yoluma?
ben sana kızsam,
kendime küserim...
en çok sesini aradım.
gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydi...
gözlerini sildi zaman..
dedim ya… eylül’dü.
savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
sonra dalgalar geldi dile
sonra bir mavilik aldı her yerimizi;
nasıl hatırlıyorsan dünyayı
öyle.
kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
namussuz bir çağ bu biliyorsun
hasret kalmışız ,
yüreği güzel insanlara.
bazen sadece yorgun oluyor insan.
ne küs, ne yalnız, ne de aşık...
ama sen yine de gitme
gidersen peşinden gelmem
ama kalırsan
bu masalın sonunu birlikte öğreniriz.
meğer ne çok canı yanarmış insanın,
baktığı yerde göremeyince görmek istediğini
birgün aklına gelecek olursam,
bana şiir ısmarla.
eylül'ü konuşalım.
cemal süreya
devamını gör...
637.
mektup alır, efkarlanırım;
rakı içer, efkarlanırım;
yola çıkar, efkarlanırım.
ne olacak bunun sonu, bilmem.
"kazım`ın" türküsünü söylerler,
üsküdar`da;
efkarlanırım.
devamını gör...
638.
bilmece
öyle bir yoldaş ki yolda değil.
hem ona giderim hem yol onun.
hem onunum hem ondan uzakta.
bana en yakın o, en uzak da.
öyle bir dost ki düşmanlarımız yandı.
dost ışığa doğru, düşman ateşe...
öyle bir saki ki içenlerimiz kandı.
şehadet, başlı başına neşe.
öyle bir yoldaş ki yolda değil.
hem ona giderim hem yol onun.
hem onunum hem ondan uzakta.
bana en yakın o, en uzak da.
öyle bir dost ki düşmanlarımız yandı.
dost ışığa doğru, düşman ateşe...
öyle bir saki ki içenlerimiz kandı.
şehadet, başlı başına neşe.
devamını gör...
639.
gün ola, devran döne, umut yetişe,
dağlarının, dağlarının ardında,
değil öyle yoksulluklar, hasretler,
bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır,
bir tek zeytin dalı bile yalnız...
sıkıysa yağmasın yağmur,
sıkıysa uyanmasın dağ.
bu yürek, ne güne vurur...
kaçar damarlarından karanlık,
kaçar, bir daha dönemez,
sunar koynunda yatandan,
hem de mutlulukla sunar
beynimizin ışığında yeraltı.
dağlarının, dağlarının ardında,
değil öyle yoksulluklar, hasretler,
bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır,
bir tek zeytin dalı bile yalnız...
sıkıysa yağmasın yağmur,
sıkıysa uyanmasın dağ.
bu yürek, ne güne vurur...
kaçar damarlarından karanlık,
kaçar, bir daha dönemez,
sunar koynunda yatandan,
hem de mutlulukla sunar
beynimizin ışığında yeraltı.
devamını gör...
640.
rüzgâr gülü
önümden çekilirsen istanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim
sisler utanacak eğilecek
ağzının ucundan öpeceğim
saçına kalbimi takacağım
avcunda bir şiir büyüyecek
nerede olduğumu bileceğim
bu çıplak geceler yok mu
bu plak böyle ağlamıyor mu
camları kırmak işten değil
delirecek miyim neyim
kirpiklerimden mısra dökülüyor
kenya'da simsiyah yalnızım
yoksul bir şilepte gemiciyim
malezya'da yük bekliyorum
önümden çekilirsen istanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim
attila ilhan
önümden çekilirsen istanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim
sisler utanacak eğilecek
ağzının ucundan öpeceğim
saçına kalbimi takacağım
avcunda bir şiir büyüyecek
nerede olduğumu bileceğim
bu çıplak geceler yok mu
bu plak böyle ağlamıyor mu
camları kırmak işten değil
delirecek miyim neyim
kirpiklerimden mısra dökülüyor
kenya'da simsiyah yalnızım
yoksul bir şilepte gemiciyim
malezya'da yük bekliyorum
önümden çekilirsen istanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim
attila ilhan
devamını gör...
