321.
dokunsun istiyorum!
tenimden önce ruhuma,
gözlerime dokunsun.
parmakları saçlarım da gezinirken
heyecandan ölsün adeta.
gözleri gözlerime değerken
kalbi milyonlarca kilometre koşsun.
bir çocuk edasıyla,
saklasın beni kalbinde.
devamını gör...
322.
kendi cesetleri üzerinde dansediyor tanrılar
yepyeni çiçekler açıyor ölümü unutarak
göz çıkaran düşlerin ardında göğün gözleri
tanrının sevinciyle
marşlar söyleyerek ayağa kalkıyor ordular
bayraklar, sancaklar dalgalanıyor boşlukta
sonra bir görüntü milyonlarca gözüyle
sonsuzda
işte yapıt! işte bilgi! işte insanın sonu!

allen gınsberg
devamını gör...
323.
başka birisi nasıl sevilir bilmiyorum

hangi şehre gidilir yalnız başına,
hangi şarkı dinlenir senle olmayınca.
kimle çay içilir ?
en güzel sözlerin altı kim için çizilir
kimin kokusu saklanır…
hangi hayal hediye edilir,
hangi gözle bakılır o çiçek yaprağı kirpiklerine
nasıl anlatılır gülüşünün sesi
adının güzelliğine hangi alfabe de rastlanır
senin bakışın hangi şiire benzer
kime dokunur, sarılır, uyur bu kalp
hangi insanda rastlanır sana…
gel de anlat …
senden başkası nasıl sevilir ?
bilmiyorum ben …

ilhan berk
devamını gör...
324.
insanlar vardır;
gelip geçerler hayatlarımızdan.
kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
kimi de hüzün bırakır ardından...

insanlar vardır;
usulca sokulurlar içimize,
sonsuzcasına orada kalsın isteriz.
bazıları serap gibidir,
yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz...

insanlar vardır;
su gibi aziz, su gibi duru.
konuştukça su olur akarlar kalbimize,
kan gibi, can gibi, canan gibi...

insanlar vardır;
soğuk duvarlar misali,
gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
bilseler de sevmezler…

insanlar vardır;
gelip geçerler hayatlarımızdan.
kimi depremlerle gider,
kimi fırtınalarla…

ben kalanlardan yanayım.
gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
sarılıp bırakmayanların sıcaklığını...
*
devamını gör...
325.
çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
alt katında uyumayı bir ranzanın
üst katında çocukluğum...
kağıttan gemiler yaptım kalbimden
ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
havı dökülmüş yerlerine yüzümün
büyük bir aşk yamadım
hayır
yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
aşk diyorsunuz ya
ben istemenin allahını bilirim bayım

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
balkona yorgun çamaşırlar asmayı
ki uçlarından çile damlardı.
güneşte nane kurutmayı
ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
insan kaybolmayı ister mi?
ben işte istedim bayım.
uzaklara gittim
uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım

süt içtim acım hafiflesin diye
çikolata yedim bir köşeye çekilip
zehrimi alsın diye
sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
ilahiler öğrendim.
siz zehir nedir bilmezsiniz
zehir aşkı bilir oysa bayım!

ben işte miraç gecelerinde
bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
bir şiir aradım.
geçen üç yıl boyunca
yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
ülkem olmayan ülkemi
kayboluşumu aradım.
bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
bir ters bir yüz kazaklar ördüm
haroşa bir hayat bırakmak için.
bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

kimi gün öylesine yalnızdım
derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
annem
ki beyaz bir kadındır
ölüsünü şiirle yıkadım.
bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
acının ortasında acısız olmayı,
kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
aşk diyorsunuz ya,
işte orda durun bayım
ıslak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
kendimin ucunda
öyle ıslak,
öyle kötü kokan,
yırtık ve perişan.

siz aşkı ne bilirsiniz bayım
aşkı aşk bilir yalnız!
devamını gör...
326.
öyle zamanlar tehlikelidir şemsettin
ya gel cebime saklan
ya bırak şapkana saklanayım
kimvurduya gider insan, fırsat yok ki kendimi savunup aklanayım
bir ara sen de biliyorum, kedilerden korkuyordun
çünkü kendini işkembe zannediyordun
böyle bir şey ben de atlattım
iskemle sandım kendimi bir süre
üzerime oturacaklar diye korkulardaydım
ama sonra yırttım şemsettin
kendimi telkinler yaptım "sen iskemle değilsin" diye diye
inandırdım kendimi
sana hak vermiyor değilim ama şemsettin, zaman kötü
aslında ne sen ne ben, ikimiz de deli falan değiliz
herkes oynatmış
sadece sen ve ben normaliz
ama şemsettin laf aramızda
laf aramızda…
laf aramızda…
şemsettin laf aramızda kaldı çıkamıyor
kendini ifade edemiyor bir türlü…
ama çok dikkatli olalım şemsettin
sen de farkettin zaman kötü, en iyisi biz işi deliliğe vuralım
sen kedilerden kork işkembesin diye,
ben insanlardan korkayım iskemleyim diye
ve iskemle üzerinde işkembe, çarşamba, perşembe,
gün say şemsettin gün say…
nasıl olsa bir gün gelip bizi alacaklar
bu işten yırtmak için saat numarası yapalım
sen yelkovan ol, ben yengeç
soranlara tek cevap verelim, vakit çok geç
vakit çok geç
vakit çok geç şemsettin, geldiler.

okuyunuz elbette fakat ille de dinleyiniz.

devamını gör...
327.
bilmediğim sokaklarda
yüreyen insanların sesi
aceleci koşuşturmaların anlamsız geldiği
bilmediğin sokaklarda, bilmediğin insanlarla
yürümek
tıpkı hayatın yolu gibi
bilmediğin bir hayatı yaşamak
bilmediğin sokaklarda yürümek
bilmediğin kokuları almak sonra tanımak
önce sokakları, insanları, sesleri ve kokuları
sonra hayatı tanımak
her şey anlam bulduğunda
her şeyin sona ermesi
bilmediğin sokaklarda insanların aceleci olmaya devam etmesi
bilmediğin sonun gelmesi
bilinmezliğin sona erdiği gün ölümdür.
devamını gör...
328.
öyle güzel unutmuşsun ki beni ,hatırlatmaya kıyamadım.
devamını gör...
329.
sabah sabah acayip bi'resimle karşıma çıkan şiir.. sizin de sabahınızı taçlandırsın

benim bu dünyada bir yerim olmadı,
kuytu gövdemi saymazsak eğer.
gövdem ki varla yok arası,
hem varlığa, hem yokluğa değer.
ama yüreğim hiç solmadı.
bir gül koklayayım izin verin de.

ben yaşama da, ölüme de inandım;
tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
çarşıları hep birlikte gezerdik;
biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
ikisinin adını yanyana andım.
bir soluk alayım izin verin de.


metin altıok, izin verin de şiirinden...
devamını gör...
330.
bu, ne ayıp, ne de yasak,
öylece bir gerçek, kendi halinde,
belki, yaşamama sebep…
evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, karanlık…
ve zehir-zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık…
devamını gör...
331.
rüya gibisin, gerçekten uzak
ne varlığın belli, ne yokluğun
arada kaldım...
yarım kaldım...

etrafında örülü beton duvarlar
zıplıyorum, ulaşamıyorum sana
aşamıyorum senin engellerini
her gün daha da uzaklaşıyorsun

bugün yarın derken....
günler hızlı geçiyor, ömür bitiyor.
sensiz geçmekte günlerim, aylarım
seni aramakta gözlerim heryerde
yeter artık ya gel benim ol yada huzur ver....


ve arkasına bakmadan gitti...

ormanci
devamını gör...
332.
göğsüme sakladım seni sevmeyi.
şimdi göğsüm çiçek bahçesi...
devamını gör...
333.
her insan mutlu olamaz...
çünkü gereğinden fazla özler dünü,
hak ettiğinden fazla düşünür yarını,
ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü...
her insan mutlu olamaz...
çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları,
hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri,
ve asla göremez yanı başındakileri...
erich fromm
devamını gör...
334.


yoruma gerek duymuyor.
devamını gör...
335.
bülent parlak / sonra canan önce canan

insan
sevdiğine son kez bakamaz
oysa ben
deşilen bir yaranın nereye akacağını bilmeden,
ellerim ceplerimde, bir gitmek sakladım
bir gitmek ki;
suriye kadar dağıldım her seferinde
bunu kimse fark etmedi
ne kazandığım zaferler,
ne rusya, ne united states of america

tek yapmam gerekeni beceremediğim günden beri
nereden başlamamam gerekse her şeye
oradan başladım
bileklerime bir jilet kadar yakınken dünya
yola; kanlı bir kahkaha gibi çıktım mesela.
yâr dedim;
sana
güneşle salyangoz arasındaki mesafe kadar
mahkûm edildim
adımı değiştirdim fırsat buldukça
adım ki kendini taşımaktan izleri silinir

kapısı bir kış günü telaşla çalındığında
vaaza ve akıl vermeye başlayan karıncaların
suçu gibi hayat
biraz küstah,
henüz ilk sayfasında bütün kahramanları öldürülen bir
roman gibi
biraz da.
bana kalırsa boynuma
ütülü elbiseler giyen adamlar gibi sarılmaktan
vazgeç.
çünkü ben her sabah
suyun söndüremediği yerlere çelenk,
aynalara kırışık taşıdım

yeni bir çağ,
dostlarımızı bile gözümüzün bir yerlerden ısırmadığı
o sabah başladı

evet
ben hiç terk edilmedim
ben hep yok edildim

bağırdım ağzımı elimle kapatarak
keşke doğru yaptıklarımdan değil,
yanlış yaptıklarımdan pişman olsaydım

kimse tarafında alkışlanmayan bir meziyetse bu
size adres sorduğumda tereddütsüz söyleyin
elli metre ileri git, sağa dön ve
asla bir daha geri gelme

ne kalacaksa yaşadığım bunca çıldırmaktan geriye
vaktinde gelmeyen her şey kadar haindir
devamını gör...
336.
yaseminlerin sabahı / şükrü erbaş

gökyüzü bulut bulut uyanıyordu
tanrının büyük yalnızlığından
ağaçlar birer ses salkımıydı kuşların ağzında
ayın puslu cümlesinde evler okunaksız harflerdi

yasemin kokularından bir ışık sokaklarda
gittim denizin lacivert bahçesine oturdum
ölümün mü hecesiydim yaşamın mı bilmiyorum
arzuyla vazgeçiş canımda halkalanıyordu
ses değil sessizlik değil zaman değil mekân değil
ağzımda bir çocuktan kalma süt kokuları
kirpik ırmakları dil pınarları parmak yağmurları
kayaların masalını dinliyordum kumlardan
dağlar gecenin merhametinde çıkıyordu sabaha
ey yalnızlığın yaprak döken mahşeri
ayrılığın büyük harfiydi her şey
sen bir deniz kıyısında gonca zamandın
ben eski şarkılardan eskiydim kimsesizdim
içimde dünyanın bütün akşamları
tuttum ağzının sabahına sözler söyledim
ey güzelliğin ölümden büyük yaşama gücü
yalnız ölenler unutur birbirini
seni sevmeye yeni başladım…
devamını gör...
337.
insana haksızlığı öğretmeden
yoksulu sevmek nedendir bildiremezsin
ailenin seçilmemiş bir örgütlenme olduğunu
insanın örgütlenme ihtiyacını yaşatarak göstermeden
bildiremezsin
bencilliğin mantıksal formülasyonunu
matematiksel olarak dahi ezberletsen
insana
sahip olacağı ideolojiyi bilimsel yolla
öğretmezsen
bencillik nedir öz savunma nedir
bildiremezsin

insana
sevgiyi, sadece
yansıttığı kendi öz savunması olduğunun
bilincinde olmayan ailesiyle öğretirsen
analitik olarak tanımayı başaramadığı şeyleri
sevmeyi
öğretemezsin

vicdan ve bilim
dialektik olarak bir araya getirilmeden
hareket ederek birleşip sevgi üretmezler
vicdan ve bilimin
kendi kendine üreteceği şey karşısında zar atıp
inanç oluşturabilirsin
bu ilim
bir gün
başkalarının ilminin hışmına uğradığında
ezbere dialektik
asli yoldaşın insanı sevmende sana yardımcı olamayacak

vicdan ve teorik şefkatin
herkeste aynı dönemde oluşmasını bekleyemeyiz
birileri biri diğerleri öteki ile hareket ederken
tekniğin yıldızı yol göstericimiz olacak


26.11.21 ~ 08:50

şiiri öldürdüğüm için verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.
devamını gör...
338.
karıma mektup

bir tanem!
son mektubunda:
"başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.

"seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"yaşayamam!"

yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.

ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
nâzım'a!

ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...

karım benim!
iyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
haydi bunlara boş ver.
bunlar uzak bir ihtimal.
paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.

nazım hikmet ran
devamını gör...
339.
hazır rakı içiyorken,

burası dalyan kahvesi
ortalık süt mavisi
apostol bu ne biçim meyhane
tabağımda bir bulut
kadehimde gökyüzü.

-oktay rifat.
devamını gör...
340.
yoksulluk dediğin ömürler söker
katranı kaynatsan olur mu şeker
cinsi bozuk olan cinsine çeker
aslı ham demirden mücevher olmaz

narmanlı aşık sümmani
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"güne bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim