561.
fillerin ölümü muhteşemdir çocuk,
çekilir ormanların derinliğine...
nereye gittiğimi,
neden bittiğimi sorma artık;
gömülürüm belki kendi yüreğimde...
- yusuf hayaloğlu
çekilir ormanların derinliğine...
nereye gittiğimi,
neden bittiğimi sorma artık;
gömülürüm belki kendi yüreğimde...
- yusuf hayaloğlu
devamını gör...
562.
beni anlamanız için
kahraman olmanız gerekmiyor.
*
kahraman olmanız gerekmiyor.
*
devamını gör...
563.
baktım da pencereden, güneş doğmadı bu sabah
bekledim saatlerce, sabah olmadı sabah
anladım ki sensizken dünyada ne varsa bana hep yasak hep günah
saçlarını özledim dalga dalga
şiir yazdım sana dün gece
gözlerimden akan yaşla cenazemi yıkasınlar
yanaklarında ki gamzelere ölümü gömsünler
dalgalanan saçlarınla mezarımı örtsünler
ama yeter ki senin uğruna, senin uğruna öldüğümü bilsinler
bekledim saatlerce, sabah olmadı sabah
anladım ki sensizken dünyada ne varsa bana hep yasak hep günah
saçlarını özledim dalga dalga
şiir yazdım sana dün gece
gözlerimden akan yaşla cenazemi yıkasınlar
yanaklarında ki gamzelere ölümü gömsünler
dalgalanan saçlarınla mezarımı örtsünler
ama yeter ki senin uğruna, senin uğruna öldüğümü bilsinler
devamını gör...
564.
bir orhan veli esintisi bırakalım. saat sabahın dokuz buçuğu belki ama sanki güneş batmış, sofra kurulmuş, sessizlik hakim, sigarayı ateşlemenin vakti.
-giderayak-
handan, hamamdan geçtik
gün ışığındaki hissemize razıydık
saadetinden geçtik
ümidine razıydık
hiçbirini bulamadık
kendimize hüzünler icadettik
avunamadık
yoksa biz
biz bu dünyadan değil miydik?
-giderayak-
handan, hamamdan geçtik
gün ışığındaki hissemize razıydık
saadetinden geçtik
ümidine razıydık
hiçbirini bulamadık
kendimize hüzünler icadettik
avunamadık
yoksa biz
biz bu dünyadan değil miydik?
devamını gör...
565.
‘ırmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun
cennet-i alâ meyhane midir?
‘her mümin’e iki huri’ diyorsun
cennet-i alâ kerhane midir?
cennet-i alâ meyhane midir?
‘her mümin’e iki huri’ diyorsun
cennet-i alâ kerhane midir?
devamını gör...
566.
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böyle havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek3 nokta
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böyle havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek3 nokta
devamını gör...
567.
konya'dan degerbilir
35 yaşında şiir yazmayı seviyor
işsiz.
"siber zorbayı haklı çıkarmışlar
bir de beğeni yağmuruna tutmuşlar
allahım sen akıl sağlığımı koru
üstüne gelip bir burada bana kızmışlar"
*
35 yaşında şiir yazmayı seviyor
işsiz.
"siber zorbayı haklı çıkarmışlar
bir de beğeni yağmuruna tutmuşlar
allahım sen akıl sağlığımı koru
üstüne gelip bir burada bana kızmışlar"
*
devamını gör...
568.
mesela gelsen
çay içsek
mardin'gibi dillere destan olsak
tarihi gibi
dilin,dinin ayrımı olmazsa
cizre gibi herşeye göğüs geren bi sevdamız olsa amed gibi sevsen beni
inan hiç bırakmam seni
mesela gelsen ses olsak birbirimize
kürdi güzelliklerle dolu sevdamız olsa
kanlı coğrafya da temiz bir şiir olsak mesela
çay içsek
mardin'gibi dillere destan olsak
tarihi gibi
dilin,dinin ayrımı olmazsa
cizre gibi herşeye göğüs geren bi sevdamız olsa amed gibi sevsen beni
inan hiç bırakmam seni
mesela gelsen ses olsak birbirimize
kürdi güzelliklerle dolu sevdamız olsa
kanlı coğrafya da temiz bir şiir olsak mesela
devamını gör...
569.
uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık
su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına
bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
anısı yoktur küçük rüzgârların
yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
kalbim unut bu şiiri
ahmet telli (kalbim unut bu şiiri)
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık
su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına
bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
anısı yoktur küçük rüzgârların
yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
kalbim unut bu şiiri
ahmet telli (kalbim unut bu şiiri)
devamını gör...
570.
-delice beklemek-
akşamı beklemek
yarını beklemek
başka bir zamanda başka
bir şeyi beklemek
sanki başka bir hayatı beklemek
öyle bir his
ölümü de böyle mi bekliyoruz
sakince
delicesine sakince.
~alıntı değildir~
akşamı beklemek
yarını beklemek
başka bir zamanda başka
bir şeyi beklemek
sanki başka bir hayatı beklemek
öyle bir his
ölümü de böyle mi bekliyoruz
sakince
delicesine sakince.
~alıntı değildir~
devamını gör...
571.
>>>kara<<<
karanlık bir ormanın içinde
kara, kapkara bir ev vardı
ve o kara, kapkara evin içinde
kara, kapkara bir oda…
ve o kara kapkara odada
kara, kapkara bir kapı vardı.
kara, kapkara kapının arkasında
kara kapkara merdivenler
kara kapkara merdivenlerin üstünde
tam üstünde
kara, kapkara bir …
karanlık bir ormanın içinde
kara, kapkara bir ev vardı
ve o kara, kapkara evin içinde
kara, kapkara bir oda…
ve o kara kapkara odada
kara, kapkara bir kapı vardı.
kara, kapkara kapının arkasında
kara kapkara merdivenler
kara kapkara merdivenlerin üstünde
tam üstünde
kara, kapkara bir …
devamını gör...
572.
mektuplar aldım sevindim,
birinde denmiş geliyorum
öbüründe yazılmış geleceğim
bekledim bekliyorum
bir yaşam verdim
açtım bir başkasını,
uzun uzun yazmış gel
okumadan arkasını
gittim gidiyorum
bir başka yaşama bedel
biri demiş sen, biri demiş ben
seni ben anladı, beni sen
bir yaşam daha verdim
beklerken giderken dönerken
kaldı elimde üç beş mektup,
üç beş yaşam
bir onları da açsam okusam
önceki yaşamları unutup
ya beklesem ya da gidip arasam.
özdemir asaf, harcamalar
dinlemek için tık
birinde denmiş geliyorum
öbüründe yazılmış geleceğim
bekledim bekliyorum
bir yaşam verdim
açtım bir başkasını,
uzun uzun yazmış gel
okumadan arkasını
gittim gidiyorum
bir başka yaşama bedel
biri demiş sen, biri demiş ben
seni ben anladı, beni sen
bir yaşam daha verdim
beklerken giderken dönerken
kaldı elimde üç beş mektup,
üç beş yaşam
bir onları da açsam okusam
önceki yaşamları unutup
ya beklesem ya da gidip arasam.
özdemir asaf, harcamalar
dinlemek için tık
devamını gör...
573.
beni dusunen beni seven bana aciyan,
biri ana biri babam,
gerisi yalan.....
biri ana biri babam,
gerisi yalan.....
devamını gör...
574.
karşıma çıktı, reddedemedim.
devamını gör...
575.
sonra o yaz
yaseminlerle dolu bir balkonum oldu
balkon yaseminlerle sevişirdi
yaseminler yaseminlerle sevişirdi
rüya hülya ile..
ben o beyaz ve güzel kokan çadırın altında
gece ile sevişirdim..
(bkz: didem madak)
devamını gör...
576.
belki dünya havada süzülüyordur,
bilmiyorum.
belki yıldızlar birtakım dev makaslarla kesilen
küçük el işi kağıtlarıdır.
belki ay donmuş bir gözyaşıdır,
bilmiyorum.
belki tanrı sadece sağırlar tarafından duyulan
kalın bir sestir,
bilmiyorum.
belki ben hiçkimseyim.
doğru, bir bedenim var
ve ondan kaçamıyorum.
kafamdan dışarı uçmak isterdim,
ama bu imkansız.
burada, bu insan formu içinde mahsur kalmam
kader kitabında yazılı.
hâl böyleyken
derdime dikkat çekmek istiyorum.
içimde bir hayvan var,
kalbime sımsıkı yapışan,
kocaman bir yengeç.
bostonlı doktorlar
pes ettiler.
neşterler, iğneler, zehirli gazlar ve benzeri şeyler denediler.
yengeç hâlâ orada.
büyük bir yük bu.
unutmaya çalışıyorum, kendi işime bakmaya,
brokoli pişirmeye, açıp kapatmaya kitapları,
dişlerimi fırçalamaya ve ayakkabılarımı bağlamaya.
dua etmeyi de denedim
ama ben dua ettikçe daha sıkı tutunuyor yengeç
ve acı büyüyor.
bir keresinde bir rüya görmüştüm,
bir rüyaydı belki de
yengeç, benim tanrıya dair cehaletimdi.
ama ben kimim ki rüyalara inanıyorum?
[anne sexton - cehaletin şairi]
bilmiyorum.
belki yıldızlar birtakım dev makaslarla kesilen
küçük el işi kağıtlarıdır.
belki ay donmuş bir gözyaşıdır,
bilmiyorum.
belki tanrı sadece sağırlar tarafından duyulan
kalın bir sestir,
bilmiyorum.
belki ben hiçkimseyim.
doğru, bir bedenim var
ve ondan kaçamıyorum.
kafamdan dışarı uçmak isterdim,
ama bu imkansız.
burada, bu insan formu içinde mahsur kalmam
kader kitabında yazılı.
hâl böyleyken
derdime dikkat çekmek istiyorum.
içimde bir hayvan var,
kalbime sımsıkı yapışan,
kocaman bir yengeç.
bostonlı doktorlar
pes ettiler.
neşterler, iğneler, zehirli gazlar ve benzeri şeyler denediler.
yengeç hâlâ orada.
büyük bir yük bu.
unutmaya çalışıyorum, kendi işime bakmaya,
brokoli pişirmeye, açıp kapatmaya kitapları,
dişlerimi fırçalamaya ve ayakkabılarımı bağlamaya.
dua etmeyi de denedim
ama ben dua ettikçe daha sıkı tutunuyor yengeç
ve acı büyüyor.
bir keresinde bir rüya görmüştüm,
bir rüyaydı belki de
yengeç, benim tanrıya dair cehaletimdi.
ama ben kimim ki rüyalara inanıyorum?
[anne sexton - cehaletin şairi]
devamını gör...
577.
zorro / kamçılı kadın / attila ilhan
gözlerin kaç gece eder
dudakların kaç karanfil
gülünce sehpalar devriliyor
kızgınlığın kaç yanardağı
sevişmen savaştan beter
yenen yenilen belli değil
fena halde kayıp veriliyor
kimin kolu kimin bacağı
yalnızlığın simsiyah panter
vahşiliği zehirli bir yeşil
dişleri ısırdıkça sivriliyor
bilinmez ne zaman ısıracağı
yok yok elinde ölmek yeter
cam tozu kumsal soğuk sahil
şeffaf bir sonsuzluğa giriliyor
tanrının sizi bulamayacağı
gözlerin kaç gece eder
dudakların kaç karanfil
gülünce sehpalar devriliyor
kızgınlığın kaç yanardağı
sevişmen savaştan beter
yenen yenilen belli değil
fena halde kayıp veriliyor
kimin kolu kimin bacağı
yalnızlığın simsiyah panter
vahşiliği zehirli bir yeşil
dişleri ısırdıkça sivriliyor
bilinmez ne zaman ısıracağı
yok yok elinde ölmek yeter
cam tozu kumsal soğuk sahil
şeffaf bir sonsuzluğa giriliyor
tanrının sizi bulamayacağı
devamını gör...
578.
bugün oturdum ölümü düşündüm
kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
bugün oturdum ölümü düşündüm
yağmur altında ya da karanlıkta
bir başıma kalmış gibi.
sevgilim böylesine alımlıyken
güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
iyice belirmişken gökyüzünde
onarırken, sararken hayat
çocukların incinmiş gülüşlerini
artık her park yeri bir apartman inşaatı
her sokak bir otomobil nehriyse de.
bugün oturdum ölümü düşündüm
soğuk camlara dayayarak yüzümü
kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
bugün oturdum ölümü düşündüm
örterek yüreğime kara bir tülü.
bugün oturdum ölümü düşündüm
kapkara bir gece penceremi dalarken
öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
yiğitliğin, özverinin, sevginin
arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.
bugün oturdum ölümü düşündüm
bir darağacında ya da yolda yürürken
bugün oturdum ölümü düşündüm
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken
ahmet erhan
devamını gör...
579.
bir buçuk ay önce bu beldede
4,7 şiddetinde bir deprem olmuştu
karşıdaki dede cümle kapısının altına sığınmıştı
ama şimdi ben deprem olacağını bile bile
atkısı sedir ağacı bu kapının altında değil
bu kapının önünde seni öpüyorum
can yücel
4,7 şiddetinde bir deprem olmuştu
karşıdaki dede cümle kapısının altına sığınmıştı
ama şimdi ben deprem olacağını bile bile
atkısı sedir ağacı bu kapının altında değil
bu kapının önünde seni öpüyorum
can yücel
devamını gör...
580.
devamını gör...