561.
allah'ın üvey evlatları

biz faillerini kalplerinde taşıyanlar
biz allahın üvey çocukları, arkasızlar.

biz hayata tenha bir ırmak gibi katılanlar;
her yerinden sökülüp, her şeye katlananlar.

biz sökük düğmeliler, şezlongsuzlar, şarapsızlar
biz kozalarından kovulmuş ipek böcekleri.

biz meçhul ve kara kişiler.
biz yolcular, mazlumlar, çardaksızlar…

biz ışıkla sözün tılsımında
ve sabrın yankısında saklananlar,

biz sesinden başka sokağı,
düşünden başka vatanı olmayanlar,

biz yağmurlarda şemsiyesiz yıkananlar
yakılanlar, yakınanlar

biz lanetli kişiler, ötekiler;
biz türkü söyleyenler!

biz sürgünler, kefensizler;
biz aylak günlerin upuzun şarkıları.

biz biat etmeyenler!

bütün namlular bize göredir.
bize göredir çarmıhlar, mezarlıklar;
bize göredir yalnızlıklar.

biz şehre duyurulan bir kara haber.
biz bütün ölmüşler, gömülmemişler.
biz yazgısında gül bitmeyenler.

o seslerin içinde sestik bir zaman.
yankısı boğuldu, suflesi yalan.
biz de o düşlerin içine düştük bir zaman.

yanıtını çaldırmış sorularız biz!
yanıtını çaldırmış sorularız biz!

yılmaz odabaşı
devamını gör...
562.
sen öğrettin bana
acının alfabesini
biliyorum okumayı
şimdi hıçkırıkları
-louis aragon-
devamını gör...
563.
"yüreklice düşün.
gir bu yola seve seve! iyi yaşamayı sonraya bırakan kimse
yolunda bir ırmakla karşılaşıp da akıp geçmesini bekleyen
köylüye benzer...
oysa ırmak hiç durmadan akıp gidecektir.''
devamını gör...
564.
salihat-ı nisvandan saffet hanımefendiye
hatırlarım bir akşam bir yokuşa durmuştum;
iri atlarımız macardı, dantellerimiz alman…

ne göksu’da bülbül dinlemek ne abdülhak şinasi bey…
ıpılık bir sevgi geçerdi ara sıra içimden o zaman.

siz ne zaman öldünüz allah aşkına; yani ne zaman?
kirli karlar bile erimemişti; haber yoktu nisandan!

rüştü paşaydı, ‘deli rüştü’ye çıkmıştı adı osmanlı ordusunda.
o zaman hamit’ti padişah, kocaman bıyıkları kocaman…

o günlerde her şey akıp giderdi biz de şaşardık;
hürriyet meşrutiyet otuz bir mart falan filan…

gemiler de öyle, boğazdan aşağı boğazdan yukarı…
bıyıklarını burardı, umursamazdı paşa kocam o zaman.

rüştü paşa’ydı, sakallıydı belki, sadece sakallıydı;
ki sakallar geçmişinde her halde bir orman!..

bir oğul, bir kız, iki gelin, bir damat, isviçre lozan…
nasıl ağladığımı ben bilirim bir yangının ardından!

uykularım bölünüyor, artık şu konağı bekliyorum.
söyle ey muhabbet kuşunun tüyü, söyle, ölüm ne zaman?

hep bir şeylere baktım, bir şeyleri korudum, kızdım…
kızgındı; haremi vardı; sakallıydı rüştü paşa o zaman.

hatırlarım, bir akşam bir yokuşa durmuştum.
iri atlarımız macardı, dantellerimiz alman…

bahriye nazırı tevfik paşa, mütarekeler falan…
dünya nasıl çekilirdi ayaklarımın altından!

annemin sonsuz giysileri, bir telaşı bileyen tramvay….
ben ne güzel çocuktum yalnızlıkların ardından!

yeniköy’de bir yalı, fatih’te evler, ayışıklı bir zaman…
rüştü paşa’ydı adı, yıldız’da ve dömeke’de kahraman…

herkes ne zaman ölür; elbet gülünün solduğu akşam!
aldım anlayamadım; öldüm anlayamadım almadığım bir akşam…

daha önce hiç ölmedim temmuzum ve incilerimle!
göksu’yu ışıklarla teşrif ettiğimiz akşam…

ne zaman gülüm solar, ne zaman deniz, ne zaman akşam?
ne zaman gemilerdi, ne zamandı paşa kocam?!

artık başucum dinlendirir bir şamdanın süsünü…
söyle ey göksu akşamı, hafız burhan, ölüm ne zaman?..

mevlutlar okunur, dalgalar kalır bir geminin ardından;
öldüm ben, saffet hanımefendi, salihat-ı nisvandan!..
turgut uyar
devamını gör...
565.
*


sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..
bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..

ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..

adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla..
yüreğimin başına noktalarla.. hatlarla..

baş başa kalıyorum sonunda heyhatlarla..
sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.

ne olur bir gün beni kapında olsun dinle..
öldür bendeki beni..
..sonra dirilt kendinle!

çarpsan karasevdayı en azından yüz binle..
nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle..
kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle..
ama her defasında geri döndüm seninle..

hangi düğüm çözülür.. nazla.. sitemle.. kinle..
ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..

şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin..?
bazen kızkardeşimsin.. bazen öpöz annemsin..
sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin..
eksilmeyen çilemsin..
orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin..
beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin..

çâresizim.. çâremsin..

şaşırdım kaldım işte bilmem ki neyimsin...

 

yavuz bülent bâkiler
devamını gör...
566.
eskiden hoşlandıgım bir cocuk adına yazdığım bir siir vardi ve bugun dogum gunu, o yüzden bu şiiri bırakmak istiyorum :) ! alıntı değildir!


bana göre vardı ikimizin bir şansı.
unutuyorum desem de,
bu adını geçirdiğim,
kaçıncı şarkı?

e illa ki vardir dediklerinin sebebi,
lakin söylememekte direnirsen,
eskisi kadar ısrarcı,
göremeyeceksin beni.

özledim desem de,
sevmiyorum gözlerini artık.
bir gün aklına gelirse şiirlerim,
satırlarımda adın yoktur artık.

peki sen bilirsin,
umursama yazdıklarımı.
bu mevsimde bu kadarmis,
dokulen umut yapraklari.

yine de canin sag olsun.
yakmami istedin bu satirlari
belki de yakistiramadin,
satirlarima adini :)

9 ayın çilesi bitti,
özlemi hep benimle.
sevgisini yedi bitirdi,
aç gözlülük özünde.

yoktur artık kendisine savunmam.
adı geçmesin, sözleri gerekmez artık.
çok isterse ün, para,şöhret;
şiirlerim olsun beyefendi, 2 çift gözüyle.
devamını gör...
567.
duydum ki yine gelecekmis sonbahar
elinden tutmus güz’ün, ceplerinde hüzün. ali çapan
devamını gör...
568.
gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde,
sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi,
ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.

-yahya kemal beyatlı
devamını gör...
569.
fillerin ölümü muhteşemdir çocuk,
çekilir ormanların derinliğine...
nereye gittiğimi,
neden bittiğimi sorma artık;
gömülürüm belki kendi yüreğimde...

- yusuf hayaloğlu
devamını gör...
570.
beni anlamanız için
kahraman olmanız gerekmiyor.

*
devamını gör...
571.
baktım da pencereden, güneş doğmadı bu sabah
bekledim saatlerce, sabah olmadı sabah
anladım ki sensizken dünyada ne varsa bana hep yasak hep günah
saçlarını özledim dalga dalga
şiir yazdım sana dün gece
gözlerimden akan yaşla cenazemi yıkasınlar
yanaklarında ki gamzelere ölümü gömsünler
dalgalanan saçlarınla mezarımı örtsünler
ama yeter ki senin uğruna, senin uğruna öldüğümü bilsinler
devamını gör...
572.
bir orhan veli esintisi bırakalım. saat sabahın dokuz buçuğu belki ama sanki güneş batmış, sofra kurulmuş, sessizlik hakim, sigarayı ateşlemenin vakti.

-giderayak-

handan, hamamdan geçtik
gün ışığındaki hissemize razıydık
saadetinden geçtik
ümidine razıydık
hiçbirini bulamadık
kendimize hüzünler icadettik
avunamadık
yoksa biz
biz bu dünyadan değil miydik?
devamını gör...
573.
‘ırmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun
cennet-i alâ meyhane midir?
‘her mümin’e iki huri’ diyorsun
cennet-i alâ kerhane midir?
devamını gör...
574.
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böyle havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek3 nokta
devamını gör...
575.
konya'dan degerbilir
35 yaşında şiir yazmayı seviyor
işsiz.


"siber zorbayı haklı çıkarmışlar
bir de beğeni yağmuruna tutmuşlar
allahım sen akıl sağlığımı koru
üstüne gelip bir burada bana kızmışlar"

*
devamını gör...
576.
mesela gelsen
çay içsek
mardin'gibi dillere destan olsak
tarihi gibi
dilin,dinin ayrımı olmazsa
cizre gibi herşeye göğüs geren bi sevdamız olsa amed gibi sevsen beni
inan hiç bırakmam seni
mesela gelsen ses olsak birbirimize
kürdi güzelliklerle dolu sevdamız olsa
kanlı coğrafya da temiz bir şiir olsak mesela
devamını gör...
577.
uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık
su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına
bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
anısı yoktur küçük rüzgârların

yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
kalbim unut bu şiiri

ahmet telli (kalbim unut bu şiiri)
devamını gör...
578.
-delice beklemek-

akşamı beklemek
yarını beklemek
başka bir zamanda başka
bir şeyi beklemek
sanki başka bir hayatı beklemek
öyle bir his
ölümü de böyle mi bekliyoruz
sakince
delicesine sakince.

~alıntı değildir~
devamını gör...
579.
bir kitabın sayfaları/barış bıçakçı
baktım rüzgârsın sen,
baktım çamaşır ipini zorluyorsun.
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim, baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun. ayağına terlik giy, bildiğimiz şeylerin taşında yalın ayak geziyorsun.
biz satranç oyuncusuyuz sevgilim, üzerimizde kara bir leke, biz satranç oyuncusuyuz. inanmıyoruz ceketlere, düğmelere... inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe.
işte yitirdik bütün taşlarımızı,
darmadağınık oyun tahtası,
bir tek şâhımız duruyor sevgilim,
o da evli iki çocuk babası...
kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim,
uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar.
buradan çocukluğumuza kadar bir telaş... içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz,
herkese küsmek için...
hemen o cumartesi buluyoruz,
hemen o pazar...
yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar.
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan.
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim,
biraz da kekik toplayalım,
kıymetini bilmediğimiz şeyler var.
yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim.
geçen günlere üzüldük,
tamam yola düşelim,
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli,
başka evlerin kadınları, erkekleri tam bir kahraman.
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde,
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman.
ama baktım sen rüzgârsın sevgilim. kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun.
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun.
devamını gör...
580.
>>>kara<<<
karanlık bir ormanın içinde
kara, kapkara bir ev vardı
ve o kara, kapkara evin içinde
kara, kapkara bir oda…
ve o kara kapkara odada
kara, kapkara bir kapı vardı.
kara, kapkara kapının arkasında
kara kapkara merdivenler
kara kapkara merdivenlerin üstünde
tam üstünde
kara, kapkara bir …
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"güne bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim