arkadaşlar selamın aleyküm. emrah sefa gürkan'ın programını izledim kendi kendime gaza geldim. yaşadığım şeylerin bir sürü insanın da başına geldiğine şahit oldum ve daha da fazlasının olduğuna inanıyorum. zamanın ruhunu yansıtacak, bir miktar sanatsal kaygılar güderek, başımdan geçenleri anlatacağım. bunu da eski inci sözlükteki hikayeler formatında yazacağım. zaten beni bilenler, espiri anlayışımın 2011-2013 döneminde sıkışıp kaldığını bilir. zaten komik olmak gibi bir iddiam yok. ben kendimin komik olduğuna inanıyorum. olduğu gibi yazacağım. bu iş bir yerlere gidecek olursa zaten kesilip biçilecek bazı insanlar tarafından. o yüzden akışta yazıyorum.
devamını gör...
kasım ayı gelmiş, işler bitmiş. fiilen yatışa geçmiş bulunmaktayım. o yüzden sakin sakin anlatacağım.

mevzu işe girişimin ilk haftası başladı. inşaat mühendisliğini bırakıp turizme geçiş yaptım. çünkü iki kelime ingilizce biliyorum, ülke genel manada çöktüğü için istanbul, ankara gibi yerlerde insanca yaşayamayacaktım. senelerce şantiyelerde çalıştım daha 30 olmadan sağlığım bozuldu. yaşadığım şehirde de çok komik rakamlar veriliyor. mesleki gelişim de söz konusu değil. neyse bıraktım. kurumsal herhangi bir şirkete girecektim. burası evime yakındı, inşaat mühendisi olarak kazandığımdan 2 kat fazla para ve sosyal imkan veriyorlardı. yıllık izinler, daha insani çalışma şartları falan.
excel dosyalarındaki bilgilerle, şirket içi yazılım/sistem artık neyse, oradaki bilgileri karşılaştırıyorum. hangi turu hangi firma yapıyor, iletişim bilgileri, fiyatları, saatleri, kampanya kombinasyonlarını kontrol ediyorum. üç dört tane firma var. bir tane zengin alman firması, bir tane fakir alman firması, bir tane fransız, bir tane de ingiliz firması var.
zengin alman firması; orta-üst sınıfa hitap eden, daha çok hizmet odaklı, çalışan otel rehberlerinin yarısı alman olan, köklü sağlam bir firma. daha çok erken rezervasyonda güçlü, satış baskısı yoğun, otellere de yüksek fiyat baskısı yapan, misafirini müşterisini gözeten, hakkını koruyan bir firma.
fakir alman firması; almanya’daki göçmen mülteci, white trash diye tabir edebileceğimiz akli dengesi pek yerinde olmayan, parası da olmayan, sokakta görseniz ‘’abi bunları da ülkeye almasa mıydık’’ diyeceğiniz turistlerin olduğu firma.
ingiliz firması; ne çıkacağı belli olmayan firma. zengini de var fakin nigır da. otobüse sıçan hintli de var. bildiğim tek şey patronun umrunda. para dönüyor ama tur almıyorlar.
fransız firması; lüksemburg ağırlıklı fransızca konuşulan ülkelerden geliyor ama benim bulunduğum yere pek gelmiyorlar.

ben bu dört firmaya verilen fiyatları karşılaştırıyorum. ama fiyatlar farklı. belli bir mantıksızlık var. her firmaya aynı fiyatı verecek değiliz eyvallah da var bir saçmalık tutarsızlık var yani. ben de mail attım çizelge şeklinde. burada farklılıklar var diye. köçek, bundan sonra kendisinden köçek diye bahsedeceğim. çünkü onun memleketinde çalıştım. köçekleri ünlü bir şehir. kendisi de köçek gibi kıvırmayı becerir sadece. köçek’e mail attım.

part2

köçek de cevap veriyormuş gibi yaptığı bir mail attı. üstü kapalı fiyatlar doğru sen işine bak dedi. ben de var bir pislik ama ilk günden kavga etmeyelim diye kasmadım. sonra sezon açıldı.
prosedür gereği, zengin alman firmasına da, fakir alman firmasına da uçaktan indiklerinde hoşgeldiniz deyip bir zarf veriliyor havaalanında. zarfın üstüne isimleri voucher numaraları, zarfın içinde de turların tanıtımının yapıldığı broşürler ve iletişim numaraları falan yazıyor.
broşürlerdeki tur fiyatları yanlış, isimler uyumsuz. tur içeriğiyle anlaşmalar tutmuyor. bizimle paylaşılan içeriklerle gerçekleşenin alakası yok. baya sıçıp sıvanmış. köçek’i aradım. dedim ‘’abi bunlar uyumsuz. hangisini dikkate alacağız?’’. çok ulvi bir cevap verir gibi ‘’excel dosyasını dikkate alın demedik mi’’ diyor. ‘’abi demediniz.’’ diyorum. dedim dinleseydin diyor. ama demedi orospu evladı. eyvallah diyip devam ettim. turistin eldeki broşürde 50 euro biz diyoruz ki fiyatlar değişti bunun fiyatı 65 euro. zengin alman ‘’bu profesyonelce değil.’’ diyip arza çıkarıyor, fakir alman ‘’hayırdır beni mi kazıklıyorsun’’ diyip kavga çıkarıp almıyor. otel rehberi de beni arayıp bana kızıyor. neye göre satacağım ben diye. sonra sezon ortasında yoğunluğa göre herkes planını değiştirdi doğal olarak. bazıları saatlerle de oynadı. köçek’e güncelleme atıyoruz, çünkü tüm bölge sorumluluğu onda. yetki de onda. normal standart telefonda güncellemeleri anlattım. mail olarak da normal kendi bölge müdürüm, genel müdür, köçek’in bölge müdürü herkes var. orospu evladı sanki atmamışım gibi eski listeleri paylaştı. sözlü olarak aradım abi sen neden güncellemedin diye, ‘’ya sen sistemden gir. sözlü olarak halledersin söylersin yeter’’ dedi. ben kavga çıkmasın diye itiraz etmedim. sisteme girdim. fakir almanlara bakanlar full sistemden kesiyor orada sorun çıkmıyor ama zengin alman firması öyle değil. neden? çünkü başında taş kafalı bir nazi vardı.

yeni karakterimiz; taş kafalı nazi abla.

abla, batı almanya’da devlet memuruyken gaza gelip memuriyeti bırakıyor. önce otelde fotoğrafçılık sonra da otel rehberliğine başlıyor. eğlenceli bir gençlik geçirdikten sonra ağır akpli biriyle evlenip iki çocuk yapıyor. çocukları almanca bilmiyor, ablanın türkçe de a2 seviyesinde. (k*rtler ile almanlar arasında gereksiz benzerliklerden biri. çocuğu ile aynı dili konuşamıyor. ilginç bir durum) ve ablanın hayatına para giriyor. otelde fotoğrafçı olmak için memuriyeti bırakan, aklı beş karış havada olan genç kız; milyon euroları yöneten müdür oluyor. ama klasik alman. türk kültürü’ne uyum sağlamayı reddediyor. samimiyeti istismar olarak algılıyor.
devamını gör...
başlığa ve içeriğe bakarsak, üç vakte kadar flood sebebiyle silinecek giriler içermesi kuvvetle muhtemel.*
devamını gör...
say say bitmez. biraz saymaya başlayım.

1- yönetıcım rakip gördü,iş vermedi.

yıllar sonra bir meslektaşla ortak iş yapacaktık. bu eleman senle ilgilenecek diye birini tanıttı. o şerefsiz meğer o şirkete geçmiş.

ben patron, o benim partnerın elemanı:)

2- pandemı zamanı fırsat kollayıp,şerefsiz sigorta yapmadı. ha onlardan çıktı o ayrı. şerefsizlık oldu mu oldu.

3- bana mesleği öğreten bir abla vardı. tüm gün bir odada beraber çalışır, gözler bilgisayarda modda sohbet ederdik, radyo mantığıyla sohbet ederek geçerdi tüm gün. patron yaşlı amca bir gün tasviye memuru olmamı istedı, hadsiz habersiz iş yapmış. belgeyi resmi kurumdan vs. aldım. abla izindeyken işten çıkardı.

bir de iftira attı ablaya, o istemıyor diye. aradım, böyle diyor dedim kadın ağlamaya başladı. bir kez daha böyle yapmıştı dedi.

işin sonu abla da işten çıktı. o amca elime düştü yıllar sonra.kendı iş yerım varken haber yolladı, görüştük.yüzüne bakıp kibarca '' ben seni köpek ederim, sen hayatına bak'' kısmına getirdim. şimdi oraya koydugum eleman kuyusunu kazıyor.

mobinglerın sonu etme bulma dünyasıdır.

özgüvensizlik yapmayın, mesleğinizde iyi olun. her yer size açılır. mobing yapan çapsızlar özünde kendılerının '' düşük versiyon'' olduklarının emin olun farkındalar.
devamını gör...
bir keresinde işverenim dedi ki hocam sizin ingilizcenizde almancanızda c1 siz ikinisine se hakimsiniz ama benim ingilizcem a2 ya ben yds veremiyorum siz de deneyim varmış bu konuda bir tanıdığıma akrabama ders verirmisiniz kayıt etti kursa ve bana ücretini vereceğini söyledi ben de tamam dedim ilk başta. ve orta derece gidiyordu herşey sonra ödev versem her bir sayfadan bir soru çözüp bu kadar yaptım diyordu ve derse odağı düştü ve derslerden kaçmaya başladı ya da ders anlatsam duvarlara bakıyordu sürekli derse girmiyordu sonra bana işverenim bunu dedi “bu kız biryerlere girmezse kötü şeyler olur bilginiz olsun” ben de takmadım evet dedim sonraki günlerde kız git gide dersten kopuyordu derse gelmiyordu vb gibi yani benden kaynaklı birşey yoktu sürekli kaçıyordu deneme çözmüyordu ve ben de kıza bunu dedim “ödev versem yapmıyorsun,derse girmiyorsun,peki nasıl başaracaksın sınavda sürekli kaçıyorsun” işverenimi bilgilendirince bana bunu dedi “etkinlik mi yapmıyor mu yaptıracaksın,kaçıyor mu dersten getireceksin, anlamıyor mu anlattıracaksın ben verebilirdim aslında benim ingilizcem daha iyi sizinkinden başta a2 yim diyordu sizden öğretmen olmaz dedi bağırdı çağırdı maaşımı alıp çıktım öğretmen arkadaşlarla paylaşınca 10 kişiden 8i yani çoğu dediler ki ondan kaynaklı öğrenmek istemiyorsa ne yapalım ki birşey 2si de işverenim gibi düşündü dedi ki yönlerndirseydin yaptırtsaydım ama çoğu benim gibi düşününce rahatladım. ikinci olarak yine tanınmayan iş yerinde çalışıyordum part time belli günlerde çalışıyordum sonra bana bir gün daha gel ücretini yükseltelim dediler ben de kabul ettim ve maaşım yükselmişti sonra patron beni odasına çağırdı ve benim çok iyi bir öğretmen olduğumu ve tam zamanlı yapmak istediğini söyledi ve maaşımı düşürtmemi söyledi maaş konusunda müzakere yaparken dedi ki ben bir kurs sahibine bu yüksek maaş istediğinizi söyleyeyim o onay verirse dedim ben onla konuşsam bana dedi ya kabul et ya çık git bunu ben de kurs sahibine söyleyince anlayışla karşıladı ya kabul et ya çık git diyen de hemen dedi oğlum canım oğlum yapma etme hahahahahhahaahahaahhshahhahsh
devamını gör...
yaklaşık ispat aranır mobbingin ispatında. hadi iyisiniz yine.
devamını gör...
o zamanlar istanbul çekmeköy'de ikamet ediyorum... üsküdar'da bir kozmetik firmasının perakende mağazalarının birinin şube müdürlüğünü yaptığım zamanlar... perakendeye yeni açılmışlar aslında, ilk mağaza müdürlerindenim. 1 sene içerisinde de işe davet edilirken verilen vaadlerin boş olduğunu fark etmemle de çıtırdan iş arıyorum...

yeni bir bölge müdürü atandı. hanımefendi ile de en başından beri pek uyumlanamadık aslında. ben zaten işten memnun olmadığımı, verilen vaadler tutulmadığı için iş aradığımı kendisi geldikten 4 ay sonra söyledim.
şu an çalışmakta olduğum lojistik firmasından iş teklifi aldım. onu değerlendiriyorum. değerlendirme aşamasında da ayın ortasında ay sonu itibariyle işi bırakacağımın bilgisini verdim...

ayın bitimine 3 gün kala hanımefendi gelip bana dedi ki, kağıthane'de şube açacağız, bu şubenin de açılış sürecini sen yöneteceksin...
yav dedim 3 gün sonra işi bırakıyorum ne süreci... ben 3 gün için her sabah çekmeköy'den kalkıp kağıthane'ye nasıl gideyim? ayrıca niye ben gideyim? avrupa yakasında 4 tane müdürün var, onlardan birine açtırmanız daha uygun olmaz mı? dedim
ben böyle uygun görüyorum, desteğini bekliyorum dedi...
yarım saat kendisine gitmek istemediğimi, ay sonuna kadar şurada 3 gün daha tatlı tatlı mesaimi harcayıp eyvallah diyerek ayrılmayı umduğumu anlatmaya çalıştım, nuh dedi peygamber demedi...

ertesi gün sabah beni kağıthane'ye bekliyordu. ben aynı sabah aile hekimime doğru gidiyordum oysa.... anlattım durumu. dedim böyle böyle.. mobbing yapıyorlar. 3 gün rapor yazar mısınız? hoca hanım da sağ olsun yardımcı oldu vertigo dedi şaaak bastı 3 gün raporu...

attım whatsapptan, 14 senelik aktif çalışma hayatımda aldığım ilk rapor bu tuğba hanım dedim...
kusura bakmayın...

şimdi zaten hali hazırda ayrılmayı düşündüğüm bu yerde yaşadığım bu olay mobbing miydi emin değilim, ama özel sektörde türlü türlü vizyonsuzla mesai harcadığım halde bundan daha saçma çok az şey yaşadığım için buraya yazmak istedim...
devamını gör...
karıdan gizli salonda bira içiyorum. daha ötesi var mı? mobbingin tillahi. birayi açarken öksürmek zorunda kalmanın ne demek olduğunu anlayamazsınız.
devamını gör...
benim yok.
bizde karşılıklı oluyor her şey.
ben de toksik olabilirim. karşı taraf da scare beni mobing eyledi diyebilir, belli olmaz :d.
o da haksızlığa uğramış hissetmeyi seven bi çılgın çünkü :d.
devamını gör...
bilmem ki, bana en son mobbing yapan patronu elde yaralayıcı bir aletle adliyenin etrafında kovalamıştım. sonra mobbing yapmaz oldu. kovmadı da pez. ben ayrıldım.
devamını gör...
iş yerinde ilk maruz kaldığımda büyük bir şoke yaşamıştım.
hiçbir şey söylemeden anlamamı bekliyorlardı ya ne kötüydü skk. sonra da yapamadın deyip yerin dibine sokuyorlardı.
en son çıktığım yerde de bir nevi beklemediğim yerden kovulunca aynı etkiyi bıraktı hatta daha fazlasını hissettim.
insanoğlu çok kötü ya çok berbat insanlığını yitirmiş.
devamını gör...
kurumsal şirket personeliyseniz her iş gününüz bir mobing hikayesidir. hangi birini anlatayım bilemiyorum.
devamını gör...
part 3

türk iş yapısını anlamayı reddediyor. asla ama asla empati sağlamıyor.
zengin alman firmasında insani koşullar var. haftalık izinleri, hakları var. müşteriye kendi numaralarını vermiyorlar. turlarda saat değişikliği olursa biz bildiriyoruz. sistemde de her rehbere kendi oteli kayıtlı. diğer otellerden tur satamıyor. izinli olan rehberlerin yerine bakan rehber de eski usul elle bilet yazıyor. eski usul bilet yazıyor da nereye bakıp yazıyor? kültürel çatışma ve iş sikişmesinin başladığı nokta bu.
günde 350 küsur pax var. hangi bileti ne ara takip edeceksin. excel dosyasındaki günler yanlış, saatler yanlış, fiyatlar yanlış. haftada 1 güncelleme geliyor. rehberlerin güncellemeden haberi yok. şef rehberlerin yapması lazım. onu da yapan yok. çünkü onların başka i yükü var. rehberlere benim anlatmam lazım. ben de taşerona soruyorum. taşeron neye imza attığını kaç para alacağını bilmiyor. elemanın biri 8 ay boyunca fatura kesmemiş. 8 ay boyunca hizmet vermiş, totalde 400k alacağı var. liste gönderdiler, sezon başından başlıyor. adamı aradım ‘’abi neden fatura kesmediniz şimdiye kadar’’ dedim, unutmuşuz diyor :d muhasebeyi aradım, 150 boyunda terminatör gibi muhasebeci kız ‘’ben onları uyardım temmuzda. sen de uğraşma. bas geç, at başından’’ dedi. mevzu bana patlar diye 8 aylık iş dökümünü inceledim. rakamlar doğru. sisteme göre fatura kesebilirsiniz diye mesaj attım. ne kadar kescem diyor taşeron. abi dedim muhasebeciyle aranızda halledin.
neyse, rehber manual satıyor. fiyata güne bakıyoruz. doğru ise ellemiyoruz. sisteme işliyoruz. yanlışsa hemen o an arayıp uyarıyoruz. o zengin alman firmasının otel rehberleri adam gibi iş yapın excel dosyasını düzeltin diyor. alman misafir kendince denyo zaten. aa günü yanlışmış, fiyatlar değişikmiş(ucuz olsa bile) denilince almaktan vazgeçiyorlar. her şey doğru olsa bile saatleri karıştırıyorlar. 15 dakikayı aşan değişimlerde bizim haber vermemiz gerekiyor. 350 paxın içinde 50 60 paxın saati yanlış oluyor. bu da ortalama 10-15 otel demek oluyor. misafire whatsapptan mesaj atıyoruz ama mal otel rehberleri misafirin numarasını yanlış yazıyor. mecburen oteli arıyoruz.
otellerde de üzerine afiyet çalışanları orta asyadan yakalayıp getirmişler. yörük, kaba ve türkçe bilmiyor. sadece 2 kelime rusça biliyor diye oraya dikmişler. mail açamıyor, türkçe yok ingilizce yok. sinir harbi.
kısaca şu excelinin saatlerini düzgün girilmesi gerekiyor.
köçek’i telefonla aradım defalarca. düzeltilmiş halini defalarca mail attım. anasının hatası; excel dosyasında asla benim bölgenin turlarını düzeltmedi.
o sırada da zengin alman firmasındaki rehberler bana kötü davranınca, ben de fakir alman turistlere bakan rehberlerle biraz daha samimi oldum. onlar daha relax insanlar. para kazanıyorlarsa gerisini pek de sallamıyorlardı. her iş götüme girmişken bari onların işlerini yapayım onların ki de götüme girmesin diye; onların arkalarını topladım. ilginç bir şekilde kadir kıymet bilip bahşiş verdiler. haftada ortalama 200 euro bahşiş alıyordum. baya mesai parasına denk geliyordu. zengin alman firmasınısaldım. fakir alman firmasıyla takıldım.
bu arada zengin alman firmasında şartlar iyi, maaşlar iyi ama komisyon az. fakir alman firmasında şartlar kötü, maaşlar kötü ama komisyon fazla. zengin alman firmasında çalışanlar ortalama aylık 1500-2000 euro alırken, fakir alman firmasındakiler 4500-6000 euro kazanıyor. haliyle zengin alman firmasındakilere rules are rules derken fakir almanlara ‘’pompake, dewamke, satke’’.
zaten bizim firma turizm teröristi. fakir alman firmasındaki rehberler, misafire yalan söyleyerek tur satıyorlar. sistem biletinin altında da tur içeriği, dahil olan ve olmayan şeyler de yazılı. hukuken haklarını arayamıyorlar çünkü yazılı kanıtlı bir şey yok. ama tabi kandırılan insanın tadı kaçıyor ve milletin de tadını kaçırıyor… kokartlı rehbere şikayet ediyorlar. kokartlı rehber de bölge müdürüne şikayet ediyor ama bölge müdürleri yalan söyleyerek tur satanları koruyor. biletin altında yazıyor diyorlar.
devamını gör...
bir çeşit zafer kazandığım için; artık bu yaşadıklarımın pek bir önemi yok. ama sırf sanatsal kaygılardan dolayı yazacağım. bi ara...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının mobbing hikayeleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim