eren bülbül
tarih agustos 2017 yer trabzon macka. pkk denilen teror orgutu civarlardaki evlerden birine erzak icin baskin yapiyor, o sirada bu kucuk kahraman olayi gormesiyle jandarma ya haber veriyor. cikan catisma sonucu vurulup sehit oluyor...boyundan buyuk kahramanlik hikayesi boyle eren' in.
hakikaten iyi varsin be eren, sen ne guzel bir cocukmussun.
hakikaten iyi varsin be eren, sen ne guzel bir cocukmussun.
devamını gör...
hasan hüseyin korkmazgil
koçero vatan'ın üçüncü bölümü yitik şiirler'de yer alan bir örnek insan portresi*, ışıklarla oynamayın'ın birinci bölümündeki yeni manifesto* ve oğlak koleksiyonunun ikinci bölümü seçmeler'de yer alan ağustos şiiri* ile hafızama kazınmış olan güzide şairimiz. yazdığı onlarca şiir kitabı, çocuk kitapları ve hikayeleri ile yaşamı boyunca türk edebiyatına sayısız eser kazandırmış fakat çoğu zaman gölgede kalma talihsizliğini yaşamıştır. esirgenmiş bir dünyada anlaşılmamak da müthiş bir yalnızlıktır.*
bir örnek insan portresi:
demek hiç aç kalmadın sen öyle mi
açıkta kalmadın ha?
kirinden gömleğinin
dirseğinin yamasından
eziklik duymadın ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek hiç sövmediler anana avradına
hiç kimseye sövmedin ha?
bir gececik olsun çekip kafayı
şakır şakır oynamadın
hıçkırarak ağlamadın öyle mi?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek yalnızlıktan böğürmedin hiç
akrep sokmuş gibi sıçramadın geceleri ha?
hiç sevmedin öyle mi
kendini öldürmeyi çekip gitmeyi
büyük işler becermeyi düşünmedin ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek bu musluklar hep bu ellerde
bu düzen bu dünya bu gidiş
sen hep böyle mutlu kişi örnek vatandaş
giden ağam gelen paşam, öyle mi?
bin yaşasın seni sokmayan yılan
sen mi kaldın düzeltecek, öyle mi?
haksızlığa uğramadın taşlanmadın ha?
ne şam'ın şekeri, ha
ne arabın yüzü, ha?
yaşadın da bunca yıl şu bataklıkta
gül sandın bu kokuyu öyle mi?
hadi be hırbo sen de
adam mısın sen de be!
yeni manifesto:
çocuklar var
öldürülecek
analar var
ağlatılacak
ocaklar var
söndürülecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
selam olsun sırtlana
çakala selam
aslan çoktan adımız
akrebe selam
ormanlar var
yakılacak
sular var
kurutulacak
zincirler var
vurulacak
hapisler var
yatılacak
ağıtlar var
düzülecek
acılar var
çekilecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
vatanlar var
yutulacak
dünyanın bütün patronları birleşin
ağustos şiiri:
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böyle havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim
beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim
deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi
çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin
gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime
selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim
insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum...
kaderim kaderleri demişim güzelim
sen olmasan ben böyle değildim
böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
rüzgâr gibi ağustos geçti ellerimizden
meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar
bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı
bir yanda boşa geçen gecelerin acısı
malum o dramın en güzel perdesindeydik
ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik
her gören didik didik bizi denetliyordu
biz kendi derdimize düşmüştük...
orda da akşamlar olacak güzelim
kanlı mendil gibi ağustos akşamları
şu benim çektiklerimi görmeyeceksin
belki yanında başkaları olacak
belki düşlerine bile girmeyeceğim
gün oldu acıların şiirini yaşadım
gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım
bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı
ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin
dokunsan parmaklarıma tutuşacağım...
yere batan şehrin tek yalnızıyım
yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum
ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler
tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu
yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum...
düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
en güzel günlerinde gençliğimizin
ölümden ötesini aklım almıyor
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
istesek cenneti kurtarabiliriz
ben bir ışık için tepmişim rahatımı
bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
delicesine anlayarak güzelim
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
bir örnek insan portresi:
demek hiç aç kalmadın sen öyle mi
açıkta kalmadın ha?
kirinden gömleğinin
dirseğinin yamasından
eziklik duymadın ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek hiç sövmediler anana avradına
hiç kimseye sövmedin ha?
bir gececik olsun çekip kafayı
şakır şakır oynamadın
hıçkırarak ağlamadın öyle mi?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek yalnızlıktan böğürmedin hiç
akrep sokmuş gibi sıçramadın geceleri ha?
hiç sevmedin öyle mi
kendini öldürmeyi çekip gitmeyi
büyük işler becermeyi düşünmedin ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek bu musluklar hep bu ellerde
bu düzen bu dünya bu gidiş
sen hep böyle mutlu kişi örnek vatandaş
giden ağam gelen paşam, öyle mi?
bin yaşasın seni sokmayan yılan
sen mi kaldın düzeltecek, öyle mi?
haksızlığa uğramadın taşlanmadın ha?
ne şam'ın şekeri, ha
ne arabın yüzü, ha?
yaşadın da bunca yıl şu bataklıkta
gül sandın bu kokuyu öyle mi?
hadi be hırbo sen de
adam mısın sen de be!
yeni manifesto:
çocuklar var
öldürülecek
analar var
ağlatılacak
ocaklar var
söndürülecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
selam olsun sırtlana
çakala selam
aslan çoktan adımız
akrebe selam
ormanlar var
yakılacak
sular var
kurutulacak
zincirler var
vurulacak
hapisler var
yatılacak
ağıtlar var
düzülecek
acılar var
çekilecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
vatanlar var
yutulacak
dünyanın bütün patronları birleşin
ağustos şiiri:
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böyle havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim
beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim
deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi
çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin
gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime
selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim
insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum...
kaderim kaderleri demişim güzelim
sen olmasan ben böyle değildim
böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
rüzgâr gibi ağustos geçti ellerimizden
meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar
bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı
bir yanda boşa geçen gecelerin acısı
malum o dramın en güzel perdesindeydik
ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik
her gören didik didik bizi denetliyordu
biz kendi derdimize düşmüştük...
orda da akşamlar olacak güzelim
kanlı mendil gibi ağustos akşamları
şu benim çektiklerimi görmeyeceksin
belki yanında başkaları olacak
belki düşlerine bile girmeyeceğim
gün oldu acıların şiirini yaşadım
gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım
bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı
ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin
dokunsan parmaklarıma tutuşacağım...
yere batan şehrin tek yalnızıyım
yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum
ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler
tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu
yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum...
düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
en güzel günlerinde gençliğimizin
ölümden ötesini aklım almıyor
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
istesek cenneti kurtarabiliriz
ben bir ışık için tepmişim rahatımı
bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
delicesine anlayarak güzelim
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
devamını gör...
19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
keşke diğer bayramlara verilen önem 19 mayıs'a da verilse. her neyse bayramınız kutlu olsun. *
devamını gör...
yazarların unutamadığı raconlar
van münit!!!
t:racon diye mafya özentilerinin toplandığı başlık. racon dediğin yukarıdaki video gibi olur.
t:racon diye mafya özentilerinin toplandığı başlık. racon dediğin yukarıdaki video gibi olur.
devamını gör...
yazarları korkutan unsurlar
"yayında tanımlarını kullanacağım başlıktır"
yaşadığın hayatın limitlerini kim belirliyor?
bunun cevabını dürüstçe verebiliyor musun kendine?
eylemlerin ile hayallerin arasında duran nedir?
seni ilk otobüse atlayıp uzaklaşmaktan alıkoyan nedir?
elini camdan dışarı çıkardığında, sokağa bir adım attığında, ikinci adımı atmanı, koşmanı, uzaklaşmanı engelleyen nedir.
son kez kaparken gözlerini ve izlerken o film karelerini, keşkelerin neler olacak?
neden adım atmaktan korkuyorsun?
neden korkuyorsun?
yaşadığın hayatın limitlerini kim belirliyor?
bunun cevabını dürüstçe verebiliyor musun kendine?
eylemlerin ile hayallerin arasında duran nedir?
seni ilk otobüse atlayıp uzaklaşmaktan alıkoyan nedir?
elini camdan dışarı çıkardığında, sokağa bir adım attığında, ikinci adımı atmanı, koşmanı, uzaklaşmanı engelleyen nedir.
son kez kaparken gözlerini ve izlerken o film karelerini, keşkelerin neler olacak?
neden adım atmaktan korkuyorsun?
neden korkuyorsun?
devamını gör...
risalet
bazı peygamberlere özel bir sıfattır. yeni hükümler getiren ve özel bir durumun muhattabı olan peygamberlere özgü bir sıfattır. nübüvvet ile karıştırılmamalıdır.
örneğin; hz. musa, resul ve nebi dir. hz. harun ise; sadece nebi dir.
hz. musa şeriat* sahibidir. hz. harun ise bu şeriatin uygulayıclarından olan peygamberdir.
her peygamber nebi dir. ancak her peygamber resul değildir.
örneğin; hz. musa, resul ve nebi dir. hz. harun ise; sadece nebi dir.
hz. musa şeriat* sahibidir. hz. harun ise bu şeriatin uygulayıclarından olan peygamberdir.
her peygamber nebi dir. ancak her peygamber resul değildir.
devamını gör...
meksika denince akla gelenler
mafya, kaçakçılık, uyuşturucu, acılı meksika sosu .
devamını gör...
annenin ölmesi
evsiz kalmaktır. annen gittikten sonra hangi yüreğe sığabilirsin daha? kim o kadar sevebilir kim öyle şefkatle sarabilir seni?
kalbini canlı canlı sökerler sanki. ya ne demek bir daha nefes alamaz dersin. annem bu; benim nefesim benim canım benim yoldaşım. insanın annesinin ölmesi bu kadar kolay mı be kardeşim!
isyan edersin. o nefes alamıyorken sen nefes alıyorsun. onun göremediği tüm renkleri görüyorsun. karanlığa gömülsün istediğin dünya yeşiliyle mavisiyle devam ediyor.
ya o gitti, dünya neden dönüyor!
kalbini canlı canlı sökerler sanki. ya ne demek bir daha nefes alamaz dersin. annem bu; benim nefesim benim canım benim yoldaşım. insanın annesinin ölmesi bu kadar kolay mı be kardeşim!
isyan edersin. o nefes alamıyorken sen nefes alıyorsun. onun göremediği tüm renkleri görüyorsun. karanlığa gömülsün istediğin dünya yeşiliyle mavisiyle devam ediyor.
ya o gitti, dünya neden dönüyor!
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
beni bi gözlesenize bişey deniycem
devamını gör...
mesaja dönmeyen insan
saygısız bulduğum insan türü. tek kelime ile bile olsa insan gibi cevap yazılır. bir havalar, bir haller oluyor bazılarında. sanırsın mesajına cevap yazdığı için üzerine atlayıp soymaya başlayacaksın. evlerden ırak!..
tabii ki her zaman müsait olunmayabilir ama "müsait değilim" yazacak kadar vakit bulup yazmayanlar da var. davar.
edit: bir konuda size çok bozulduğu ya da kırıldığı için dönmüyorsa, onu bu söylediklerimin dışında tutuyorum. insanları kırmayın.
tabii ki her zaman müsait olunmayabilir ama "müsait değilim" yazacak kadar vakit bulup yazmayanlar da var. davar.
edit: bir konuda size çok bozulduğu ya da kırıldığı için dönmüyorsa, onu bu söylediklerimin dışında tutuyorum. insanları kırmayın.
devamını gör...
cesur yeni dünya
aldous huxley'in 1932 yılında yayınlanmış, distopya edebiyatının önde gelen eseri. george orwell’in 1984 isimli romanıyla sıklıkla kıyaslanır. bana sorarsanız eser, edebi yönden ve kurgusal olarak 1984’ün gerisinde kalmasına rağmen, yazarın öngörüsü bakımından aldous huxley, george orwell’dan fersah fersah öndedir. bu konuya ilişkin olarak sevgili gökhan yavuz demir hocamızın medya ve etik isimli makalesinden mükemmel bir alıntı yapmak istiyorum;
“tam burada iki büyük distopyayı, bin dokuz yüz seksen dört’ü ve cesur yeni dünya’yı zikretmek gerekir (orwell, 2010; huxley, 1999). genel kabulün aksine, orwell’ın ve huxley’in distopyaları aynı şeyden bahsetmez. orwell dıştan dayatılan bir baskının bize boyun eğdireceğinden bahseder. huxley’e göreyse bunun için “büyük birader”e ihtiyaç yoktur; çünkü insanlar süreç içinde üzerlerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme melekelerini felce uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır. ray bradbury’nin fahrenheit 451’indeki (bradbury, 2007) gibi orwell da kitapların yasaklanacağından korkuyordu; huxley ise kitapların yasaklanmasına gerek olmadığı, çünkü kitap okumak isteyen kimsenin kalmayacağı bir dünyadan korkuyordu. orwell bizi enformasyonsuz bırakacaklarından; huxley ise bizi pasifliğe mahkûm edecek kadar çok enformasyon bombardımanına uğratacaklarından korkuyordu.
orwell hakikatin gizlenmesinden; huxley hakikatin umursamazlık okyanusunda boğulmasından korkuyordu. çünkü huxley’in aksine, orwell ve başkaları “insanın neredeyse sonsuz eğlenme açlığını” hesaba katmamışlardı. huxley’in cesur yeni dünyası’nda, orwell’ın bin dokuz yüz seksen dört’ünün aksine, insanlar hazza boğularak denetlenmektedir. orwell bizi nefret ettiğimiz şeylerin mahvedeceğinden korkarken, huxley bizi tam da sevdiğimiz/haz aldığımız şeylerin mahvedeceğinden korkar (postman, 2010). 1984’ü geçeli çok oldu; yıl 2011, ve orwell’ın değil huxley’in dünyasında, cesur yeni dünya’daki haz dünyasında yaşıyoruz. postman’ın meşhur kitabının başlığındaki gibi sadece televizyon değil, cep telefonları, internet, twitter, playstation ve benzerleriyle topyekûn medya bizi eğlendirerek, eğlenceye mahkûm ederek öldürüyor.”
“tam burada iki büyük distopyayı, bin dokuz yüz seksen dört’ü ve cesur yeni dünya’yı zikretmek gerekir (orwell, 2010; huxley, 1999). genel kabulün aksine, orwell’ın ve huxley’in distopyaları aynı şeyden bahsetmez. orwell dıştan dayatılan bir baskının bize boyun eğdireceğinden bahseder. huxley’e göreyse bunun için “büyük birader”e ihtiyaç yoktur; çünkü insanlar süreç içinde üzerlerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme melekelerini felce uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır. ray bradbury’nin fahrenheit 451’indeki (bradbury, 2007) gibi orwell da kitapların yasaklanacağından korkuyordu; huxley ise kitapların yasaklanmasına gerek olmadığı, çünkü kitap okumak isteyen kimsenin kalmayacağı bir dünyadan korkuyordu. orwell bizi enformasyonsuz bırakacaklarından; huxley ise bizi pasifliğe mahkûm edecek kadar çok enformasyon bombardımanına uğratacaklarından korkuyordu.
orwell hakikatin gizlenmesinden; huxley hakikatin umursamazlık okyanusunda boğulmasından korkuyordu. çünkü huxley’in aksine, orwell ve başkaları “insanın neredeyse sonsuz eğlenme açlığını” hesaba katmamışlardı. huxley’in cesur yeni dünyası’nda, orwell’ın bin dokuz yüz seksen dört’ünün aksine, insanlar hazza boğularak denetlenmektedir. orwell bizi nefret ettiğimiz şeylerin mahvedeceğinden korkarken, huxley bizi tam da sevdiğimiz/haz aldığımız şeylerin mahvedeceğinden korkar (postman, 2010). 1984’ü geçeli çok oldu; yıl 2011, ve orwell’ın değil huxley’in dünyasında, cesur yeni dünya’daki haz dünyasında yaşıyoruz. postman’ın meşhur kitabının başlığındaki gibi sadece televizyon değil, cep telefonları, internet, twitter, playstation ve benzerleriyle topyekûn medya bizi eğlendirerek, eğlenceye mahkûm ederek öldürüyor.”
devamını gör...
ankara'da yaşayan normal sözlük yazarları kulübü
varsa şekliniz demetevlere bekleriz.*
devamını gör...
anneliğin kutsallaştırılması
şahsen benim karşı olduğum şey bu kutsallıktan güç alıp her kadının çocuk sahibi olması gerektiğini savunanlardır. hayır efendim hiç de öyle değil. bir ailenin temeli çocuk değildir. evlenmis bir çifte çocuk sorup durmak gibi saçmadır. gayet bunu istemeyebilirler. annelik duygusu tek bir cinsiyete bağlı da değildir. evcil hayvanınızı yetiştirirken de hissedebilirsiniz bunu. çocuk sahibi olamayıp evlat edinirseniz de hissedebilirsiniz ki doğurabilecekken evlat edinmek daha mantıklıdır bence. (buna başka bir tanımda değinirim.)annesi öldüğünde çocuğunuzu yetistirirken de hissedebilirsiniz. 9 ay karnınızda birisi var ve siz kendinizden çok onu düşünüyorsunuz. gayet mucizevi ve çok hoş. ama bu duyguyu hissetmeyen anneler hiç mi yok?
kadınlık zayıftır annelik kutsal diye bir şey yoktur yani. başta söylediğim gibi benim eleştirdiğim şey bu duyguyu kullanan insanlardır. yetistigimiz toplumdan biraz çıkıp iki anneniz ya da iki babanız olduğunu da düşünürsek kurduğumuz bu "aile" kavramını da farklılaştırabiliriz.
kadınlık zayıftır annelik kutsal diye bir şey yoktur yani. başta söylediğim gibi benim eleştirdiğim şey bu duyguyu kullanan insanlardır. yetistigimiz toplumdan biraz çıkıp iki anneniz ya da iki babanız olduğunu da düşünürsek kurduğumuz bu "aile" kavramını da farklılaştırabiliriz.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
acilen bir psikolog tarafından düşünce ve duygularımın çözümlenmesine ihtiyacım var galiba.
bir süredir duygularımı düşüncelerimi anlayamıyor, çözemiyorum. düşünüyorum adlandıramıyorum. düşünürken bedenim garip tepkiler veriyor ama anlamıyorum. çok garip bir durum. çok acayip. bugün bu yüzden uyuyamadım.
bir süredir duygularımı düşüncelerimi anlayamıyor, çözemiyorum. düşünüyorum adlandıramıyorum. düşünürken bedenim garip tepkiler veriyor ama anlamıyorum. çok garip bir durum. çok acayip. bugün bu yüzden uyuyamadım.
devamını gör...
hayatın anlamı
herkes için farklı olan durumdur.
şöyle ki, bir mülteciye sorsan belki ülke özlemidir ya da kavuşma hayali. ya da onkoloji servislerinde yatan küçücük bedenlerin sağlıkla yiyebildikleri sadece bir dilim pasta. sürekli diyalize girmek zorunda olan yaşlı bir kadının bir çay bardağından fazla su içebilme isteğidir belki. annesi olmayan bir insanın babasında aradığı şefkat. bulma ümidiyle tabii. ya da artık göremese de babasının mezarına dokunabilmek. bilmem kaç yıl önce mardin'de kazılan hendeklerin içini suyla doldurup kağıttan yaptıkları gemileri er geç görebilme isteğidir bir çocuğun. ( lâf değil bunlar, gördüm) ya da ne bileyim daha 9 yaşındayken büyümemiş olmayı dilemek. keşke hep çocuk kalabilseydim neden bu kadar erkenden hastalandın ve beni bir abla hatta anne yaptın be kardeşim dememek için zamanı durdurabilmek. isyan noktasına gelmişken bile buna da şükür diyebilmek. komaya giren evladının hala yaşadığı için bir anne ve babanın gözlerinin gülmesi de olabilir hayatın anlamı. belki de hiçbiri. sadece kocaman bir hiç.
şöyle ki, bir mülteciye sorsan belki ülke özlemidir ya da kavuşma hayali. ya da onkoloji servislerinde yatan küçücük bedenlerin sağlıkla yiyebildikleri sadece bir dilim pasta. sürekli diyalize girmek zorunda olan yaşlı bir kadının bir çay bardağından fazla su içebilme isteğidir belki. annesi olmayan bir insanın babasında aradığı şefkat. bulma ümidiyle tabii. ya da artık göremese de babasının mezarına dokunabilmek. bilmem kaç yıl önce mardin'de kazılan hendeklerin içini suyla doldurup kağıttan yaptıkları gemileri er geç görebilme isteğidir bir çocuğun. ( lâf değil bunlar, gördüm) ya da ne bileyim daha 9 yaşındayken büyümemiş olmayı dilemek. keşke hep çocuk kalabilseydim neden bu kadar erkenden hastalandın ve beni bir abla hatta anne yaptın be kardeşim dememek için zamanı durdurabilmek. isyan noktasına gelmişken bile buna da şükür diyebilmek. komaya giren evladının hala yaşadığı için bir anne ve babanın gözlerinin gülmesi de olabilir hayatın anlamı. belki de hiçbiri. sadece kocaman bir hiç.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
öncelikle günaydın, sonra güzel, sonra fena değil, sonra mis!
şuradayım ben, bekliyoruz. çıkıp çıkıp gelin.
dan dan dan daaannnn
edit : bu ruh halinde ürün yerleştirme vardır, kırmızı tuborg içerir ahahaah
2. edit : wertheimer allah belayı vermeye, hiç durmadan bunu dinliyorum, sen sardın başıma ahahahhahaha
şuradayım ben, bekliyoruz. çıkıp çıkıp gelin.
dan dan dan daaannnn
edit : bu ruh halinde ürün yerleştirme vardır, kırmızı tuborg içerir ahahaah
2. edit : wertheimer allah belayı vermeye, hiç durmadan bunu dinliyorum, sen sardın başıma ahahahhahaha
devamını gör...
müslüman olup gelişen ülke
devamını gör...
bahar aylarında gelen aşık oluyorum hissi
bende çiçeğe, böceğe, ağaca, kısaca doğaya karşı oluşan his.
her bahar yeniden aşık oluyorum doğaya. saatlerce otursam bir ağaç altında, yine de bıkmam. her türlü can sıkıntısını giderdiği için herkese de tavsiye ederim doğayla daha fazla vakit geçirmeyi. ille de kocaman parklar, ormanlar, araziler gerekmez; gökyüzünün mavisini görüp kuşların sesini duyuyorsanız yeterli.
ben her bahar doğaya yeniden aşık olurum.
her bahar yeniden aşık oluyorum doğaya. saatlerce otursam bir ağaç altında, yine de bıkmam. her türlü can sıkıntısını giderdiği için herkese de tavsiye ederim doğayla daha fazla vakit geçirmeyi. ille de kocaman parklar, ormanlar, araziler gerekmez; gökyüzünün mavisini görüp kuşların sesini duyuyorsanız yeterli.
ben her bahar doğaya yeniden aşık olurum.
devamını gör...
pentagram
bu vatanın öz evlatlarıdır.
grubun kuruluşundaki gitaristlerinden ümit yılbar, 1993'te askere gitmek için gruptan ayrılmış, gönüllü olarak komando olmuş, siirt-eruh'ta pkk tarafından şehit edilmiştir.
"bir", "sonsuz" gibi şarkıları manevi yönden ne denli kuvvetli olduklarının,
"gündüz gece", "şeytan bunun neresinde" ise anadolu'nun tam da göbeğinden beslendiklerinin göstergesidir.
benim için "şeytan bunun neresinde" memleketimin bir ozanı olan "şair dertli"' nin eseri olması sebebiyle çok ayrıdır. metin türkcan ise karabük'ün çocuğu olduğu için* ayrıca değerlidir.
2007 rock'n coke'daki gündüz gece, bostancı'daki "bir" performansları akıllara kazınmıştır, muhteşem ötesidir.
35. yılları yaklaşırken biz hala buradayız ? , popçular dışarı.
grubun kuruluşundaki gitaristlerinden ümit yılbar, 1993'te askere gitmek için gruptan ayrılmış, gönüllü olarak komando olmuş, siirt-eruh'ta pkk tarafından şehit edilmiştir.
"bir", "sonsuz" gibi şarkıları manevi yönden ne denli kuvvetli olduklarının,
"gündüz gece", "şeytan bunun neresinde" ise anadolu'nun tam da göbeğinden beslendiklerinin göstergesidir.
benim için "şeytan bunun neresinde" memleketimin bir ozanı olan "şair dertli"' nin eseri olması sebebiyle çok ayrıdır. metin türkcan ise karabük'ün çocuğu olduğu için* ayrıca değerlidir.
2007 rock'n coke'daki gündüz gece, bostancı'daki "bir" performansları akıllara kazınmıştır, muhteşem ötesidir.
35. yılları yaklaşırken biz hala buradayız ? , popçular dışarı.
devamını gör...
ilkay akkaya dinlemek
sesinde öyle bir şey var ki, kendisini dinletiyor, dinleyeni dinlendiriyor. çok bunaldığınız zaman bir ilkay şarkısı dinleyin. terapi gibi gelecektir.
sustum.
sustum.
devamını gör...