sözlükte meriçlerin ötekileştirilmesi
z kuşağını ötekileştirdiniz, eyvallah dedik.
çaylaklara salladınız, tamam dedik arayı bulmaya çalıştık.
bir ara kezban furyası başlattınız, ayıpladık ama affettik.
meriçler kırmızı çizgimizdir! onlara uzanan eller kırılsın!*
çaylaklara salladınız, tamam dedik arayı bulmaya çalıştık.
bir ara kezban furyası başlattınız, ayıpladık ama affettik.
meriçler kırmızı çizgimizdir! onlara uzanan eller kırılsın!*
devamını gör...
evrimsel psikoloji
psikolojide kuramsal bir yaklaşım, insan bilişini modern evrimsel bir bakışla ele alan bilim.
psikolojinin evrimsel bir perspektifle yapılabileceğini (ve hatta yapılacağını) öngören ilk isim elbette charles darwin'den başkası değildir. 1859 yılında yayımlamış olduğu ünlü eseri türlerin kökeni'nde doğrudan psikoloji biliminin uzak gelecekte evrim üzerine inşa edileceğini yazmıştır.
öngördüğü üzere bu eserin yayımlanmasından yaklaşık yüz yıl sonra donald symons, john tooby ve leda cosmides psikolojiyi evrimsel perspektifle birleştiren ilk modern psikologlar olmuşlardır. o günden bugüne ise evrimsel psikoloji bir çok araştırmacıyı kendine çeken (ne mutlu ki ben de onlardan biriyim), süregelen tartışmalarla zenginleşerek gitgide büyüyen bir alan haline gelmiştir.
en basit haliyle evrimsel psikoloji; insan zihninin, aynı sahip olduğumuz diğer organlarımız gibi, evrimsel seçilim baskıları altında şekillenmiş olduğu savı üzerine kuruludur. buradan hareketle, insan türünün, atasal geçmişteki adaptif problemleri çözmek için özel olarak gelişmiş birtakım psikolojik adaptasyonlara sahip olduğu düşünülmektedir.
daha ayrıntılı bilgi için editörlüğünü barkow, cosmides ve tooby'nin (1992) yaptığı "the adapted mind: evolutionary psychology and the generation of culture" isimli kitabı öneririm.
evrimsel psikolojide kullanılan bir deneysel paradigma için (bkz: wason seçim görevi)
edit:
alttaki yazar pek bilinen "reductio ad absurdum" hilesine başvurduğundan ona ithafen editleme gereği duyuyorum.
evrimsel psikolojiyle ilgili birçok eleştiri mevcuttur, ancak bunun bir pseudoscience olması kesinlikle bunlardan biri değildir. stephen jay gould, jerry fodor, richard lewontin gibi birçok değerli isim oldukça yerinde eleştiriler yapmış, özellikle adaptasyonist ajandayı yerden yere vurmuşlardır. ancak böylesine güçlü itirazlarla yola çıkan bilim insanlarının hiçbiri insan bilişinin evrimsel süreçler sonucunda şekillenmediğini iddia etmemişlerdir. aksine, bu konuda eleştiri yönelttikleri diğer araştırmacılarla hemfikirdirler.
esasen yukarıda önerdiğim kaynakta örnekleri mevcut fakat dileyen herkesle evrimsel psikoloji ile ilgili birçok deneysel çalışma paylaşabilirim. bunların arasında çok güçlü bir şekilde çalıştığı istikrarlı bir şekilde gösterilen birçok paradigma da mevcuttur. türkçe kaynak okumak isterseniz cogito'nun darwin özel sayısında (60-61. sayı) yer alan mehmet elgin'in tam da bu tartışma üzerine yazdığı "'insan nedir?' sorusu evrim teorisi çerçevesinde işlenebilir mi?" adlı makalesini öneririm.
biliyorum burası bir bilim platformu değil ama rica ederim bir eleştiri yöneltirken üç satır bir şeyler okuyun. bakın ben evrimsel psikoloji çalışıyorum (bu arada tamamen deneysel metodoloji ile çalışıyorum) ancak yanlış anlaşılmasını istemem. bu gerçek benim bu tartışmayı bir savaşa dönüştürüp taraf seçmek gibi bir ahmaklık yapmama sebep olamaz. her zaman kendi çalışma yöntemimi sorgulayıp ona yöneltilen eleştirileri büyük bir heves ve keyifle okurum. size tavsiyem de eleştiri yaparken eleştirdiğiniz şeyin en azından ortalama düzeyde bir bilgisine sahip olmanızdır.
psikolojinin evrimsel bir perspektifle yapılabileceğini (ve hatta yapılacağını) öngören ilk isim elbette charles darwin'den başkası değildir. 1859 yılında yayımlamış olduğu ünlü eseri türlerin kökeni'nde doğrudan psikoloji biliminin uzak gelecekte evrim üzerine inşa edileceğini yazmıştır.
öngördüğü üzere bu eserin yayımlanmasından yaklaşık yüz yıl sonra donald symons, john tooby ve leda cosmides psikolojiyi evrimsel perspektifle birleştiren ilk modern psikologlar olmuşlardır. o günden bugüne ise evrimsel psikoloji bir çok araştırmacıyı kendine çeken (ne mutlu ki ben de onlardan biriyim), süregelen tartışmalarla zenginleşerek gitgide büyüyen bir alan haline gelmiştir.
en basit haliyle evrimsel psikoloji; insan zihninin, aynı sahip olduğumuz diğer organlarımız gibi, evrimsel seçilim baskıları altında şekillenmiş olduğu savı üzerine kuruludur. buradan hareketle, insan türünün, atasal geçmişteki adaptif problemleri çözmek için özel olarak gelişmiş birtakım psikolojik adaptasyonlara sahip olduğu düşünülmektedir.
daha ayrıntılı bilgi için editörlüğünü barkow, cosmides ve tooby'nin (1992) yaptığı "the adapted mind: evolutionary psychology and the generation of culture" isimli kitabı öneririm.
evrimsel psikolojide kullanılan bir deneysel paradigma için (bkz: wason seçim görevi)
edit:
alttaki yazar pek bilinen "reductio ad absurdum" hilesine başvurduğundan ona ithafen editleme gereği duyuyorum.
evrimsel psikolojiyle ilgili birçok eleştiri mevcuttur, ancak bunun bir pseudoscience olması kesinlikle bunlardan biri değildir. stephen jay gould, jerry fodor, richard lewontin gibi birçok değerli isim oldukça yerinde eleştiriler yapmış, özellikle adaptasyonist ajandayı yerden yere vurmuşlardır. ancak böylesine güçlü itirazlarla yola çıkan bilim insanlarının hiçbiri insan bilişinin evrimsel süreçler sonucunda şekillenmediğini iddia etmemişlerdir. aksine, bu konuda eleştiri yönelttikleri diğer araştırmacılarla hemfikirdirler.
esasen yukarıda önerdiğim kaynakta örnekleri mevcut fakat dileyen herkesle evrimsel psikoloji ile ilgili birçok deneysel çalışma paylaşabilirim. bunların arasında çok güçlü bir şekilde çalıştığı istikrarlı bir şekilde gösterilen birçok paradigma da mevcuttur. türkçe kaynak okumak isterseniz cogito'nun darwin özel sayısında (60-61. sayı) yer alan mehmet elgin'in tam da bu tartışma üzerine yazdığı "'insan nedir?' sorusu evrim teorisi çerçevesinde işlenebilir mi?" adlı makalesini öneririm.
biliyorum burası bir bilim platformu değil ama rica ederim bir eleştiri yöneltirken üç satır bir şeyler okuyun. bakın ben evrimsel psikoloji çalışıyorum (bu arada tamamen deneysel metodoloji ile çalışıyorum) ancak yanlış anlaşılmasını istemem. bu gerçek benim bu tartışmayı bir savaşa dönüştürüp taraf seçmek gibi bir ahmaklık yapmama sebep olamaz. her zaman kendi çalışma yöntemimi sorgulayıp ona yöneltilen eleştirileri büyük bir heves ve keyifle okurum. size tavsiyem de eleştiri yaparken eleştirdiğiniz şeyin en azından ortalama düzeyde bir bilgisine sahip olmanızdır.
devamını gör...
mama
anne anlamına da gelen kelime.
devamını gör...
nayino
karadeniz bölgesinde sıkça kullanılan bir kelime. lazca kökenli bilinen ama rum kökeninden gelen bir sözcüktür. türkçe karşılığı ise sevdiğim sevdiceğim demek.
devamını gör...
mecliste oscar wilde tartışmaları
bunlara genel kültür sınavı yapılsa, türkiye'ye bir yıl yetecek mizah çıkar.
devamını gör...
doğal sakinleştiriciler
sevildiğini hissetmek.
devamını gör...
hala baba parası yiyen yazarlar
hem hala hem de baba parası yiyen yazarlardır.
devamını gör...
eleştirilen insana dönüşmek
eleştirdiğimiz insana dönüşmek değilde, aslında eleştirdiğimiz şeyi bizimde yaptığımız gerçeğini kabul etmemiz lazım..
hiçbirşeyi beğenmediğim çok söylendiği için, kendimi geliştirmek adına eleştirdiğim şeyleri bende yapıyormuyum diye düşünmeye başladım, çok kızdığım ve ben hiç yapmıyorum dediğim (hatta, bi insan bunu nasıl yapar yeaa, aptal filan olması lazım, bu kadar basit bi işi yaani bile dediğim hemde) bazı şeyleri benimde yaptığımı farkettiğim oldu, bunu düşünmeye başlamak önemli birşey bence, çünkü bir şekilde kendi kendinizi takip ediyorsunuz heralde, ve başkası yaptığında kızdığınız şeyi, kendinizinde yaptığını, en kötüsü istemeyerek yapılabildiğini görüyorsunuz, o insana kızarken, kasıtlı yaptığını zannedip kızıyorsunuz, ama kendiniz yapınca aslında onunda istemeyerek yapmış olabileceğini, o insanı anlıyorsunuz..
zor ama çok eğitici bir durum, tabi bunu istemeniz lazım önce..
*bunu yaptığınızı birine söylerseniz, hemen size kendi eleştirdiği şeyleri kabul ettirmeye çalışır, çünkü herkes buna can atıyor, istiyorki o herkesi eleştirsin.. ama kimse bi dakka ya ben çok mu doğruyum sanki diyip, aynı gözle bi kendine bakmıyor.. bir insanın herşeyin doğrusunu bilmesi mümkün mü, buna nasıl inanıyoruz.. kendimi de katıyorum.. birde bunu yapana kızıyoruz, aynı şeyi yapıyoruz halbuki..
hiçbirşeyi beğenmediğim çok söylendiği için, kendimi geliştirmek adına eleştirdiğim şeyleri bende yapıyormuyum diye düşünmeye başladım, çok kızdığım ve ben hiç yapmıyorum dediğim (hatta, bi insan bunu nasıl yapar yeaa, aptal filan olması lazım, bu kadar basit bi işi yaani bile dediğim hemde) bazı şeyleri benimde yaptığımı farkettiğim oldu, bunu düşünmeye başlamak önemli birşey bence, çünkü bir şekilde kendi kendinizi takip ediyorsunuz heralde, ve başkası yaptığında kızdığınız şeyi, kendinizinde yaptığını, en kötüsü istemeyerek yapılabildiğini görüyorsunuz, o insana kızarken, kasıtlı yaptığını zannedip kızıyorsunuz, ama kendiniz yapınca aslında onunda istemeyerek yapmış olabileceğini, o insanı anlıyorsunuz..
zor ama çok eğitici bir durum, tabi bunu istemeniz lazım önce..
*bunu yaptığınızı birine söylerseniz, hemen size kendi eleştirdiği şeyleri kabul ettirmeye çalışır, çünkü herkes buna can atıyor, istiyorki o herkesi eleştirsin.. ama kimse bi dakka ya ben çok mu doğruyum sanki diyip, aynı gözle bi kendine bakmıyor.. bir insanın herşeyin doğrusunu bilmesi mümkün mü, buna nasıl inanıyoruz.. kendimi de katıyorum.. birde bunu yapana kızıyoruz, aynı şeyi yapıyoruz halbuki..
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
fazla umursamaz görünüyorum, halbuki her şeyi o kadar umursuyorumki ...belki bunu farketseler daha az kırarlardı beni .ya gerçekten umursamaz olmalıyım ya da hislerimi belli etmeliyim.
devamını gör...
akp hükümetinin eğitimle imtihanı
bilindiği üzere akp hükümetinin geçen 19 yılda en çok karıştırdığı, adeta darmadağın ettiği kurumlardan birisi de eğitim.
'dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz ' diyerek çıktıkları yolda,
eğitim sisteminin adeta şifrelerini karıştırıp, kilitlediler, şimdi kendileri de açamıyor bu şifreyi.
4+4+4 dediler, köy okullarını kapatıp taşımalı eğitime geçtiler, bir çok fen anadolu lisesi kapatılıp, ortalık ' anadolu imam hatip liseleri' ile dolduruldu.
ınsanlar çocuklarını gönderecek normal lise bulamaz hale düştü.
peki sonuç, her konuda iyice dibe vuran bir eğitim sistemi ve genç nesil.
dindarlık ne oldu, diyanet ve yakın kaynak açıklamalarına göre ateizm, deizm özellikle lise gençlerinde patladı, hatta ' dinsiz imansız kalmak içten bile değil ' şeklinde yazılar yazdı muhafazakar kesime yakın yazarlar.
bütün bunlar ortadayken, şimdi rota daha da yukarıya, üniversitelere döndü.
1 aydır boğaziçi, bugün ortaya çıkan yeni rektör atamaları vs.
hükümetin eğitimle sınavı hala sürüyor. başarısız oldukça daha da saldırıyorlar, ilk ve orta egitimi hallettiler, şimdi gözü üniversitelere diktiler ama burada sanki baltayı taşa bilerek vuruyorlar gibi geliyor bana.
zira, üniversite bir okul değil, akademik eğitimin verilip alındığı üst düzey bir kurum. yani buraları kendi hayat , siyasi görüşün çerçevesinde dizayn etmene hiç kimse musade etmez ki bu, oradaki akademik eğitim unsurlarını dizayn etmek demektir, abesle istigaldir.
hükümet umarım bu yanlıştan tez zamanda döner, bilimin konuşulması gereken üniversitelerimizin sesine kulak verir, ülkenin çok ihtiyacı olan bu günlerde, huzur'un, ilimin, bilimin önünü açar. bunu yapmayacağından nedense çok eminim ama umarım yapar demekten de alamıyorum kendimi...
'dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz ' diyerek çıktıkları yolda,
eğitim sisteminin adeta şifrelerini karıştırıp, kilitlediler, şimdi kendileri de açamıyor bu şifreyi.
4+4+4 dediler, köy okullarını kapatıp taşımalı eğitime geçtiler, bir çok fen anadolu lisesi kapatılıp, ortalık ' anadolu imam hatip liseleri' ile dolduruldu.
ınsanlar çocuklarını gönderecek normal lise bulamaz hale düştü.
peki sonuç, her konuda iyice dibe vuran bir eğitim sistemi ve genç nesil.
dindarlık ne oldu, diyanet ve yakın kaynak açıklamalarına göre ateizm, deizm özellikle lise gençlerinde patladı, hatta ' dinsiz imansız kalmak içten bile değil ' şeklinde yazılar yazdı muhafazakar kesime yakın yazarlar.
bütün bunlar ortadayken, şimdi rota daha da yukarıya, üniversitelere döndü.
1 aydır boğaziçi, bugün ortaya çıkan yeni rektör atamaları vs.
hükümetin eğitimle sınavı hala sürüyor. başarısız oldukça daha da saldırıyorlar, ilk ve orta egitimi hallettiler, şimdi gözü üniversitelere diktiler ama burada sanki baltayı taşa bilerek vuruyorlar gibi geliyor bana.
zira, üniversite bir okul değil, akademik eğitimin verilip alındığı üst düzey bir kurum. yani buraları kendi hayat , siyasi görüşün çerçevesinde dizayn etmene hiç kimse musade etmez ki bu, oradaki akademik eğitim unsurlarını dizayn etmek demektir, abesle istigaldir.
hükümet umarım bu yanlıştan tez zamanda döner, bilimin konuşulması gereken üniversitelerimizin sesine kulak verir, ülkenin çok ihtiyacı olan bu günlerde, huzur'un, ilimin, bilimin önünü açar. bunu yapmayacağından nedense çok eminim ama umarım yapar demekten de alamıyorum kendimi...
devamını gör...
doların 1 lira olduğu bir güne uyanıldığında yapılacaklar
bütün paramla dolar alır cape town'a giderim. 1 dolar 16 rand.
devamını gör...
pluviophile (yazar)
gizliden gizliye takip ettigim, enerjisini ve uslubunu cok begendigim yazar arkadasimizdir. duyduguma gore de yagmurlu havalari pek bir severmis, boyle havalarda kahve icmeye beklerim kendisini. bence gelirse saglam muhabbet döndürürüz gibime geliyor...
devamını gör...
uzun süre sözlükte takılmanın zeka geriliğine sebep olması
tam olarak nerede takıldığınıza göre değişir.
kötü niyetli bir bilim insanı tarafından 2011 yılında kaçırıldım. aykümün 138 olduğu söyleniyordu o zamanlar. aykü testi sırasında hava olsun diye son ses şarkı dinliyordum ve başka bir şarkıya bağıra bağıra eşlik ediyordum. hatta bir ara başımın üstünde durarak yapmak istedim testi ama lütfen dediler kendimizi daha fazla kötü hissetmek istemiyoruz.
ertesi gündü işte. kendimi bir odanın içinde buldum. odanın içinde bir yatak, koltuk, tohalöt ve bilgisayar vardı. bilgisayardan sadece uludağ sözlük diye bir siteye giriş yapmak mümkündü ama polis, kaçırıldım, yardım edin gibi en işime yarayan uyarıları yazmam mümkün değildi. bilgisayar direkt kendini kapatıyordu. p o l i s falan yine yazılamıyordu. ayrık yazabildiğim tek kelime y o r u l d u m idü.
yaklaşık 1 yıl takıldım o sözlük ortamında. vurdurmak, anan, zaaaaxd, qapak falan yazmayı öğrendim. yıl sonunda aykü testi yaptılar, 56 çıktı.
deneyin ikinci ayağında ekşi üyeligim başladı. oturduğum yerde 10k maaş almaya başladım. hiç gitmediğim filmlerin yarısında çıktım, zaman zaman sandalyeden düştüm, hiçbir şey beğenmedim, her şeye doymuş bir hale büründüm. 2 sene böyle devam etti, aykü testi yapıldı yine, 23 çıktı.
şu an deney için buraya gönderildim. sonuçlar çıkmadı, çıkınca paylaşırım. haklılık payı var yani arkadaşın. hıhı.
kötü niyetli bir bilim insanı tarafından 2011 yılında kaçırıldım. aykümün 138 olduğu söyleniyordu o zamanlar. aykü testi sırasında hava olsun diye son ses şarkı dinliyordum ve başka bir şarkıya bağıra bağıra eşlik ediyordum. hatta bir ara başımın üstünde durarak yapmak istedim testi ama lütfen dediler kendimizi daha fazla kötü hissetmek istemiyoruz.
ertesi gündü işte. kendimi bir odanın içinde buldum. odanın içinde bir yatak, koltuk, tohalöt ve bilgisayar vardı. bilgisayardan sadece uludağ sözlük diye bir siteye giriş yapmak mümkündü ama polis, kaçırıldım, yardım edin gibi en işime yarayan uyarıları yazmam mümkün değildi. bilgisayar direkt kendini kapatıyordu. p o l i s falan yine yazılamıyordu. ayrık yazabildiğim tek kelime y o r u l d u m idü.
yaklaşık 1 yıl takıldım o sözlük ortamında. vurdurmak, anan, zaaaaxd, qapak falan yazmayı öğrendim. yıl sonunda aykü testi yaptılar, 56 çıktı.
deneyin ikinci ayağında ekşi üyeligim başladı. oturduğum yerde 10k maaş almaya başladım. hiç gitmediğim filmlerin yarısında çıktım, zaman zaman sandalyeden düştüm, hiçbir şey beğenmedim, her şeye doymuş bir hale büründüm. 2 sene böyle devam etti, aykü testi yapıldı yine, 23 çıktı.
şu an deney için buraya gönderildim. sonuçlar çıkmadı, çıkınca paylaşırım. haklılık payı var yani arkadaşın. hıhı.
devamını gör...
söke
aydın ın en büyük ilçesidir. bodrum ve kuşadası kavşağıdır. novada outletten başka bir numarası yoktur. içinde adnan menderes üniversitesi nin meslek yüksekokulu ve yenikent mahallesinde de işletme fakültesi ( belki başka adı olabilir ama dört yıllık sayısal kökenli bir fakülte var) bulunur. merkezde pamuk heykeli bulunur. gençlerin en çok takıldığı mekan limon pub dır.
edit: olur da yolunuz düşerse diye eklemek istedim sabahları şehirdeki börekçilere uğrayın derim merkezde ziraat bankasının hemen üstünde bie börekçi var özellikle tahinli ve sütlü böreği efsanedir afiyet olsun.
edit: olur da yolunuz düşerse diye eklemek istedim sabahları şehirdeki börekçilere uğrayın derim merkezde ziraat bankasının hemen üstünde bie börekçi var özellikle tahinli ve sütlü böreği efsanedir afiyet olsun.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
ben şahsen yaptıkları hiçbir şeyi unutmadım. unutacağımı da sanmam. siz de unutmayın, unutturmayın.
devamını gör...
10 aralık 2020 twitter'da selahattin demirtaş onurumuzdur tagının gündeme oturması
bir numarali fani, ekrem imamoglu ama ona ne diyelim? ımamoglu'nu bugun ulkenin basina gecirin, yarin hapishaneden cikarir, elele basina poz verirler. bu demirtas denilen adamin bir partisi var, mecliste soz hakki var savunucularinin olmasi bana pek abes gelmiyor...
ekleme; sucu neymis de hapisteymis diyenler olmus. pkk'yi desteklemesi, dagdaki adamlariyla cekilen elele resimleri, pkk li teroristlerin cenazesine gidilmesi gerektigi hatta bu konuda hdp li milletvekillerine baski yapmasi gibi sayfa sayfa gerekce yeterli mi sizin icin? usenmeyin bir google yapin, ilk on dakika da neyin ne oldugunu istemesenizde goreceksiniz zaten.
ekleme; sucu neymis de hapisteymis diyenler olmus. pkk'yi desteklemesi, dagdaki adamlariyla cekilen elele resimleri, pkk li teroristlerin cenazesine gidilmesi gerektigi hatta bu konuda hdp li milletvekillerine baski yapmasi gibi sayfa sayfa gerekce yeterli mi sizin icin? usenmeyin bir google yapin, ilk on dakika da neyin ne oldugunu istemesenizde goreceksiniz zaten.
devamını gör...
ferdan ergut
orta doğu teknik üniversitesi ekonomi bölümünde lisans eğitimi almıştır. boğaziçi üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans eğitimine başlayıp, new york'ta new school for social research 'da tamamlamıştır. doktorasını yine aynı okulda, siyaset bilimi ve tarihsel çalışmalar alanında, state and the social control the police in the late ottoman empire and early republican turkey: 1839-1939 tezi ile tamamlamıştır. bu çalışmasını geliştirip kitaplaştırarak, iletişim yayınlarından modern devlet ve polis ismi ile yayınlaşmıştır. milliyetçilik kavramı üzerine eğitimini, eric hobsbawm'dan alma şansına erişmiştir. ayrıca kısa 20. yüzyıl tarihi, 1914-1991 aşırılıklar çağı kitabına katkıda bulunmuştur. bugün hala odtü'de lisans, master ve doktora öğrencilerine tarih metodolojisi dersi vermektedir. marx, max weber, engels'i anlatmaz yaşatır, troçki hayranıdır, çin devrimini öğrencinin içine işler. ömer lütfi barka'nın ''osmanlı feodal bir toplumdu'' tezi ile haklı olarak dalga geçer. ayrıca feodal toplumu ve akdeniz tarihini fernand braudel'i okutarak öğretir. theda skocpol kitapları üzerinden ''karılaştırmalı devrimi'' sosyolojiye dayanarak anlatır. ingiltere işçi sınıfını edward thompson üzerinden anlatır.
zaman zaman tarih vakfında konuşmalara katılır. ankara'da herhangi bir tarih, sosyoloji veya felsefe seminerinde karşınıza çıkabilir. academia'da makalelerinden bir kısmına ulaşabilir, birikim dergisi arşivinde yazılarını bulabilirsiniz.
zaman zaman tarih vakfında konuşmalara katılır. ankara'da herhangi bir tarih, sosyoloji veya felsefe seminerinde karşınıza çıkabilir. academia'da makalelerinden bir kısmına ulaşabilir, birikim dergisi arşivinde yazılarını bulabilirsiniz.
devamını gör...
mohegan
beyaz adamlar topraklarına geldiklerinde, bugünkü connecticut eyaleti ve civarında yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
yakın bölgelerde yaşamaları, isim benzerliği ve son mohikan romanı yüzünden genelde mohikan kabilesiyle karıştırılırlar. o romandaki ingiliz işbirlikçisi uncas bir mohegan reisidir.
aslında mohegan'lar, pequot kabilesinin bir koludur. ingilizlerin bölgelerine gelmesi ve güç sahibi olmaya çalışmasından dolayı, reis sassacus ingilizlere karşı savaşmayı savunurken, bir diğer reis uncas ingilizlerle birlik olmayı savunmuştur. uncas ve grubu ayrılarak, kendilerine klanlarının adını vererek mohegan demişler ve ingilizler tarafından bu isimle kaydedilmişlerdir.
uncas ve mohegan kabilesi pequot savaşı'nda kendi eski kabilelerine karşı ve king philip savaşında narragansett ve diğer kabilelere karşı ingilizlerin yanında savaştılar. bütün bu yalakalıkların ve kendi kardeşlerini vurmanın karşılığı olarak, eski topraklarının küçük bir bölümü rezervasyon olarak verildi.
bugün connecticut'daki o rezervasyonda yaşıyorlar. tahmin edeceğiniz gibi dillerini konuşabilen yok ve kültürleri yok olmuş. belkide kumarhane işletme hakları olmasa kızılderiliyim bile demeyecek karaktersizlerin kabilesidir.
yakın bölgelerde yaşamaları, isim benzerliği ve son mohikan romanı yüzünden genelde mohikan kabilesiyle karıştırılırlar. o romandaki ingiliz işbirlikçisi uncas bir mohegan reisidir.
aslında mohegan'lar, pequot kabilesinin bir koludur. ingilizlerin bölgelerine gelmesi ve güç sahibi olmaya çalışmasından dolayı, reis sassacus ingilizlere karşı savaşmayı savunurken, bir diğer reis uncas ingilizlerle birlik olmayı savunmuştur. uncas ve grubu ayrılarak, kendilerine klanlarının adını vererek mohegan demişler ve ingilizler tarafından bu isimle kaydedilmişlerdir.
uncas ve mohegan kabilesi pequot savaşı'nda kendi eski kabilelerine karşı ve king philip savaşında narragansett ve diğer kabilelere karşı ingilizlerin yanında savaştılar. bütün bu yalakalıkların ve kendi kardeşlerini vurmanın karşılığı olarak, eski topraklarının küçük bir bölümü rezervasyon olarak verildi.
bugün connecticut'daki o rezervasyonda yaşıyorlar. tahmin edeceğiniz gibi dillerini konuşabilen yok ve kültürleri yok olmuş. belkide kumarhane işletme hakları olmasa kızılderiliyim bile demeyecek karaktersizlerin kabilesidir.
devamını gör...
sabah 8'den önce uyanmak
erken yattığı için, uykusunu almış, güneşin davetini kabul etmiş, yeni günün hakkını vermek isteyen insan eylemi.
bende geç kalkmayı başaramayanlardanım.
yatakta durmaya zorlandıkça tüm kemikleri ağıranlardanım.
bende geç kalkmayı başaramayanlardanım.
yatakta durmaya zorlandıkça tüm kemikleri ağıranlardanım.
devamını gör...
dünyanınbütünmeşhurlarınıntraşolurkenkullandığıjilet
gördükçe içime sıkıntı veren nick. her seferinde de okuyorum nicki.
edit: gelen her bildirimde yine okuyorum bu nicki. beğenmeyin arkadaşlar lütfen.
edit: gelen her bildirimde yine okuyorum bu nicki. beğenmeyin arkadaşlar lütfen.
devamını gör...