mansur yavaş cumhurbaşkanı adayı olursa
ülkeyi raylarına yeniden oturtur. türkiye'yi kalkındırır.
devamını gör...
zeytin yemenin faydaları
bilindiği gibi zeytin binlerce yıldan beri insanoğlunun hayatında önemli bir yere sahip.
özellikle anadolu'da ve akdeniz ülkelerinde zeytine daha bir önem verilmiştir. zeytin dalı bütün dünyada barışı ifade eden bir simge olmuştur.
zeytin yemenin vücudumuza çok çeşitli faydaları vardır.
-zeytin yemek bağışıklık sistemimize çok faydalıdır.
özellikle bağırsaklarımızdaki faydalı hücrelerin ve probiyotiklerin artmasını sağlar. bu da vücudumuzun kansere karşı direncini artırır.
-vücuttaki kemik gelişimini ve kalsiyum dengesini sağlar. kırık kemiklerin hızla iyileşmesini sağlar.
-çekirdekleri ile beraber çekiçle ezilip vücudun ağrı olan yerine sarılırsa ağrıyı alır. özellikle çok ağrılı ayak bileği burkulmalarında mükemmel işlev görür.
-diş minelerini ve saç tellerini güçlendirir.
- hemoroide iyi gelir.
- kalpteki ritim bozukluklarına iyi gelir.
- zeytinin çekirdeğinin selülozik bir yapısı vardır.
-zeytin çekirdeği ile birlikte yutulursa vücutta selülozu eriten enzimlerin üretilmesini sağlar. bu da vücuda yapay olarak alınan diğer selülozun da eritilmesine neden olur. yani bir bakıma toksik etkisi olan bir kimyasalın uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
zeytin ağaçtan toplandığı hali ile kullanılmaz. içerisinde acı bir sıvı vardır. bu sıvının uzaklaştırılması için zeytin çeşitli işlemlerden geçirilir.
bu işlemler esnasında bazı üreticiler uzun süren bu işlemleri kısaltmak için insan sağlığını hiçe sayarak ağır kimyasallar kullanmaktadırlar. örneğin zeytinin olgunlaşması için sodyum hidroksit (kostik) kullanan, zeytini siyahlaştırmak için ise tekstil boyası kullanan üreticiler mevcuttur. bunları anlamak çok zor değildir. zeytini aldığınızda damaklarınızı uyuşturuyor ise o zeytinde kostik kullanılmıştır. eğer çekirdeği simsiyah ise muhtemelen onda da boya kullanılmıştır. zeytin siyah olsa bile çekirdeği çoğu zaman kahverengi, yeşil veya bej renklerde olur.
kaliteli zeytin ucuz olmaz.
bilindik yerlerden zeytin almak lazımdır.
günde en az 7 zeytin yemenin faydalı olduğu düşünülmektedir.
eğer benim gibi zeytin bağımlısı biri iseniz tek seferde 60-70 zeytin yerseniz tansiyonunuz çıkabilir, ishal olabilirsiniz. ama alışınca o zararlar da ortadan kalkar. yani doğal olduğu sürece fazla zeytin yemek zararlı değildir. kimyasalı bol zeytin aldıysanız 3-5 taneden fazla yemeyin. çünkü kostik mide asidinizin dengesini bozar. kostiğin ph'ı 14'tür. mide asidinin ph'ı ise 3'tür.
özellikle anadolu'da ve akdeniz ülkelerinde zeytine daha bir önem verilmiştir. zeytin dalı bütün dünyada barışı ifade eden bir simge olmuştur.
zeytin yemenin vücudumuza çok çeşitli faydaları vardır.
-zeytin yemek bağışıklık sistemimize çok faydalıdır.
özellikle bağırsaklarımızdaki faydalı hücrelerin ve probiyotiklerin artmasını sağlar. bu da vücudumuzun kansere karşı direncini artırır.
-vücuttaki kemik gelişimini ve kalsiyum dengesini sağlar. kırık kemiklerin hızla iyileşmesini sağlar.
-çekirdekleri ile beraber çekiçle ezilip vücudun ağrı olan yerine sarılırsa ağrıyı alır. özellikle çok ağrılı ayak bileği burkulmalarında mükemmel işlev görür.
-diş minelerini ve saç tellerini güçlendirir.
- hemoroide iyi gelir.
- kalpteki ritim bozukluklarına iyi gelir.
- zeytinin çekirdeğinin selülozik bir yapısı vardır.
-zeytin çekirdeği ile birlikte yutulursa vücutta selülozu eriten enzimlerin üretilmesini sağlar. bu da vücuda yapay olarak alınan diğer selülozun da eritilmesine neden olur. yani bir bakıma toksik etkisi olan bir kimyasalın uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
zeytin ağaçtan toplandığı hali ile kullanılmaz. içerisinde acı bir sıvı vardır. bu sıvının uzaklaştırılması için zeytin çeşitli işlemlerden geçirilir.
bu işlemler esnasında bazı üreticiler uzun süren bu işlemleri kısaltmak için insan sağlığını hiçe sayarak ağır kimyasallar kullanmaktadırlar. örneğin zeytinin olgunlaşması için sodyum hidroksit (kostik) kullanan, zeytini siyahlaştırmak için ise tekstil boyası kullanan üreticiler mevcuttur. bunları anlamak çok zor değildir. zeytini aldığınızda damaklarınızı uyuşturuyor ise o zeytinde kostik kullanılmıştır. eğer çekirdeği simsiyah ise muhtemelen onda da boya kullanılmıştır. zeytin siyah olsa bile çekirdeği çoğu zaman kahverengi, yeşil veya bej renklerde olur.
kaliteli zeytin ucuz olmaz.
bilindik yerlerden zeytin almak lazımdır.
günde en az 7 zeytin yemenin faydalı olduğu düşünülmektedir.
eğer benim gibi zeytin bağımlısı biri iseniz tek seferde 60-70 zeytin yerseniz tansiyonunuz çıkabilir, ishal olabilirsiniz. ama alışınca o zararlar da ortadan kalkar. yani doğal olduğu sürece fazla zeytin yemek zararlı değildir. kimyasalı bol zeytin aldıysanız 3-5 taneden fazla yemeyin. çünkü kostik mide asidinizin dengesini bozar. kostiğin ph'ı 14'tür. mide asidinin ph'ı ise 3'tür.
devamını gör...
kafası yastığa değer değmez uyuyabilen kişi
hep istediğim bu özelliğe sahip olanlar imrendigimdir. yorgun bile olsam asla hemen uyuyamam.
devamını gör...
boris johnson
osmanlı'nın son döneminde dahiliye nazırlığı yapmış olan ali kemal'in torunu olan stanley johnson'ın oğludur (osman kemal'in torunudur). johnson'un ailesinin kökleri çankırı'nın orta ilçesine bağlı kalfat köyüne kadar uzanmaktadır. babasının (stanley johnson'ın) kral ıı. george'a uzanan kökeninde ingilizlik, almanlık ve fransızlık da vardır. annesi ise rus-yahudi paleograf elias avery lowe'un torunudur. müslüman, yahudi, ve hristiyanlardan oluşan atalarına atfen, kendisini "tek kişilik eritme kazanı" olarak tanımlamıştır. boris ismini ailesinin tanıştığı bir rus göçmenden almıştır
devamını gör...
karanlıktan korkmak
gayet normal olan korkudur. gece , boş bir tuval gibidir . zihnimizin derinlerinde kalmış olan hayaletleri resmedebilmek daha kolaydır bu yüzden. üzeri zaten boyanmış olan sayfalara ne çizersek çizelim eğreti duracaktır , gündüz ise zaten üzeri dolu olan tuval gibidir o yüzden kafamızın içinde olanları oraya çizmektense, gecenin karanlığında en derin korkularımızın uyanmasına izin veririz. gündüz gözüyle gördüğün dört duvar ve bir kaç eşyadan ibaret oysa gece çöktüğünde tamamen karanlığın içindesin .
devamını gör...
bugün duyduğunuz en güzel cümle
ben sana alıştım*.
devamını gör...
yazarların 2021 yılından beklentileri
kocaman gülümsemeli mutlu, başarılı bir yıl ve hepimiz için. gülmeyen yüz kalmasın dilerim, felek bir yıl olsun bize gülsün. *
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin,
bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan,
yeni bir başlangıç vardır.
edip cansever - umuş.
devamını gör...
büyüdüm artık
bir japon reality showdur.

ben japonların mizahından da, erotizminden de, dramasından da pek hoşlanmam. benim için haddinden fazla sulu bir havaları vardır. sadece yaşlı belli bir sınırın üzerinde olanların anlayacağı şekilde söyleyeyim: cıvık müdürüm afedersin!
ama bu programın durmadan izlenebilecek kadar eğlenceli olduğunu kabul etmeliyim. dizinin onar on beşer dakikalık bölümlerinde izleyici o dakikalar boyunca yüzünde bir gülümseme ile ekrana bakıyor. ve bu gülümseme bölüm bittikten sonra da bir süre insanın suratında asılı kalıyor.
çok ilginç bir formatı var dizinin. dizide iki-dört yaş arası çocuklara aileleri belli görevler verip onları dışarı yolluyorlar. bu görevler markete gidip üç dört parça ürün almaktan, bahçeden soğan toplayıp getirmeye, tapınağın 202 basamağını tırmanmaktan, kuru temizlemeye gömlek götürmeye kadar uzanan bir yelpazede.
çocukların üzerine yerleştiren mikrofonla kendi kendilerine konuşmalarını dinlemek müthiş keyifli. yapmaları gereken şeyleri akıllarında tutmaya çalışırken kendi kendilerine konuşmalarına çok güldüm. peşlerinde çantaların içinde dolaşan kameramanların koşuşturmacası ise ayrıca ilginç.
yeni nesil çocukların aslında çocuk değil android olduğunun göstergesi olan müthiş programı mutlaka izleyin. hayat size biraz da olsa güzel gelebilir böylece.

ben japonların mizahından da, erotizminden de, dramasından da pek hoşlanmam. benim için haddinden fazla sulu bir havaları vardır. sadece yaşlı belli bir sınırın üzerinde olanların anlayacağı şekilde söyleyeyim: cıvık müdürüm afedersin!
ama bu programın durmadan izlenebilecek kadar eğlenceli olduğunu kabul etmeliyim. dizinin onar on beşer dakikalık bölümlerinde izleyici o dakikalar boyunca yüzünde bir gülümseme ile ekrana bakıyor. ve bu gülümseme bölüm bittikten sonra da bir süre insanın suratında asılı kalıyor.
çok ilginç bir formatı var dizinin. dizide iki-dört yaş arası çocuklara aileleri belli görevler verip onları dışarı yolluyorlar. bu görevler markete gidip üç dört parça ürün almaktan, bahçeden soğan toplayıp getirmeye, tapınağın 202 basamağını tırmanmaktan, kuru temizlemeye gömlek götürmeye kadar uzanan bir yelpazede.
çocukların üzerine yerleştiren mikrofonla kendi kendilerine konuşmalarını dinlemek müthiş keyifli. yapmaları gereken şeyleri akıllarında tutmaya çalışırken kendi kendilerine konuşmalarına çok güldüm. peşlerinde çantaların içinde dolaşan kameramanların koşuşturmacası ise ayrıca ilginç.
yeni nesil çocukların aslında çocuk değil android olduğunun göstergesi olan müthiş programı mutlaka izleyin. hayat size biraz da olsa güzel gelebilir böylece.
devamını gör...
kur'an-ı kerim
uc semavi dinin en sonuncusu olan islamin kitabidir. ıceriginde; islamin hukukuna ait kurallar, ahlaki emirler,peygamberlere ait kissalar, onceki dinlere ait dogrulamalar,yaratilis ve varolusla ilgili detaylar bulunmaktadir. 6200 kusur ayet, 114 tane sureden olusmaktadir.musluman icin allah'in en buyuk delilidir, hatta ayetlerinin indirilmesi, ayin ikiye yarilmasindan daha buyuk mucizedir (inanan icin)...
devamını gör...
kaç kişiyle seviştiğini bilmediğin birine aşık olmak
aşık olmak derken kastedilen şey sanırım cinsel çekiminden kurtulma başarısını gösterememek.
aşk bu değil bence. yani bir kadını çekici bulamadığınızda veya zamanla amca oğlu (hck) olduğunda onu sevmeye devam edemiyorsanız bu aşk değil sadece şehvet oluyor.
aşık olduğunuzda ise toplum tarafından belirlenen ahlaki yargılar anlamını kaybediyor. bunu şöyle izah edeyim. bir toplumda kanunla su içmeyi yasaklasalar insanlar su içmeyi bırakır mı. bu aşk da aynı bunun gibi. ahlaken toplumun görece düşük bulduğu pavyon çalışanı bir kadına aşık olduğunuz zaman sadece cinsel açıdan çekici buluyorsanız paranız bitince unutursunuz.
paranız bittiğinde bile böbreği satıp gidiyorsanız masumiyet filminde bekir karakterinin anlattığı gibi bir durum ortaya çıkmış oluyor.
aşk bu değil bence. yani bir kadını çekici bulamadığınızda veya zamanla amca oğlu (hck) olduğunda onu sevmeye devam edemiyorsanız bu aşk değil sadece şehvet oluyor.
aşık olduğunuzda ise toplum tarafından belirlenen ahlaki yargılar anlamını kaybediyor. bunu şöyle izah edeyim. bir toplumda kanunla su içmeyi yasaklasalar insanlar su içmeyi bırakır mı. bu aşk da aynı bunun gibi. ahlaken toplumun görece düşük bulduğu pavyon çalışanı bir kadına aşık olduğunuz zaman sadece cinsel açıdan çekici buluyorsanız paranız bitince unutursunuz.
paranız bittiğinde bile böbreği satıp gidiyorsanız masumiyet filminde bekir karakterinin anlattığı gibi bir durum ortaya çıkmış oluyor.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
beni en çok etkileyenlerden birisi...
'öyleyse kim kurtacak beni var olmaktan?
hayatımı toprağa veriyorum.
f.p.' *
sonrasında fernando pessoa'nın yakın dostu mario de sa-carneiro'ya yazdığı mektupla devam ediyor.o mektubun giriş paragrafından:
"....kolayca tahmin edebileceğiniz gibi,söyleyecek hiçbir şeyim yok.dipsiz bir bunalımdayım bugün -hepsi bu. sözlerimin saçmalığı halime tercüman olsun."
ve bu mektuptan kısa bir süre sonra mario de sa-carneiro intihar ediyor...
'öyleyse kim kurtacak beni var olmaktan?
hayatımı toprağa veriyorum.
f.p.' *
sonrasında fernando pessoa'nın yakın dostu mario de sa-carneiro'ya yazdığı mektupla devam ediyor.o mektubun giriş paragrafından:
"....kolayca tahmin edebileceğiniz gibi,söyleyecek hiçbir şeyim yok.dipsiz bir bunalımdayım bugün -hepsi bu. sözlerimin saçmalığı halime tercüman olsun."
ve bu mektuptan kısa bir süre sonra mario de sa-carneiro intihar ediyor...
devamını gör...
normal sözlük yazar tiplemeleri
bir de tipsiz yazarlar var.
nerden mi biliyorum...
nerden mi biliyorum...
devamını gör...
birini dinlemek çok mu zor sorunsalı
dinlemek kolay, zor olan anlamaktır.
devamını gör...
ankara
gözlerimi ilk kez açtığım ancak bana öyle geliyor ki, son kez kapatamayacağım şehirdir. şair der ya “hiç şikayet etmezler, doğdukları yerde ölenler.”
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
paul lafargue-tembellik hakkı.
devamını gör...
ne mutlu türk'üm diyene
mustafa kemal atatürk'ün onuncu yıl nutku'nun bitiminde cumhuriyet bayramı tebriği için söylediği sözdür.
burada bahsi geçen türk, ırk olarak değil, etnik kökeni (aynı zamanda dini) ne olursa olsun kendini türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak hisseden her vatandaşımız için söylenmiştir.
maalesef bazı kişilere türk sözü bu cümlede dokunmakta. onlara şu örneği vermek istiyorum belki daha iyi anlaşılır:
amerika birleşik devletlerinde herkes bir yerlerden gelmiş, alman, rus, irlanda, afrika kökenli, yahudi, müslüman, katolik, protestan...ancak sorduğun zaman hepsi ben amerikalıyım diyor, kimse kimseye alt kimliğini sormuyor, üst kimlik olan amerikalı olmakta buluşuyorlar.
not: askerlik yapanlar bilir ne mutlu türküm diyene ile yürüyüş kararı saymak bayağı zevklidir.
burada bahsi geçen türk, ırk olarak değil, etnik kökeni (aynı zamanda dini) ne olursa olsun kendini türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak hisseden her vatandaşımız için söylenmiştir.
maalesef bazı kişilere türk sözü bu cümlede dokunmakta. onlara şu örneği vermek istiyorum belki daha iyi anlaşılır:
amerika birleşik devletlerinde herkes bir yerlerden gelmiş, alman, rus, irlanda, afrika kökenli, yahudi, müslüman, katolik, protestan...ancak sorduğun zaman hepsi ben amerikalıyım diyor, kimse kimseye alt kimliğini sormuyor, üst kimlik olan amerikalı olmakta buluşuyorlar.
not: askerlik yapanlar bilir ne mutlu türküm diyene ile yürüyüş kararı saymak bayağı zevklidir.
devamını gör...



