21.
bunca sahte insanın içinde kimi zaman yeni arkadaşlar bulduğum kimi zaman kendimi bulduğum sayfalar bütünü
devamını gör...
22.
hani x,y,z kuşakları var ya aha o kuşakları ayırt etmenize yarayan turnosol gereç.
tanımdaki gereç kelimesini açıklayayım, sonra tanımı açayım izininizle. kitap olarak adlandırılan ve kimi kesimlerce bir sürü anlam yüklenen o okunan şey; okunduktan sonra kişiye hayali ya da gerçekçi bir çok ufuk açan kağıttan yapılma bir gereçtir. okursun ya hayal gücüne katkı sağlar ya da bilgi dağarcığına. daha ötesi yok. ama son zamanlarda o kitap dediğimi her birey için çok çok faydalı gereç; gereçten öte bir amaç olmaya başladı ben ona sinir oluyorum. özellikle kendi gözlemlediğim z kuşağında. genelleme yapmıyorum, bunu bi anlayın ama kendi çevremde gözlemlediğim bir gerçek şu ki; ben x yazarının z kitabını okudum, sen okumadın mıı nasıl olur ya?
ulan x-y kuşağı için kitap ya okursun ya okumazsın böyle bişeydi. onu okudun okumadın diye yargılamazdık kimseyi. okumadığımız bir kitaptan bahsediyorsa biri, o kitabı okumaya çalışırdık. okurduk/okumazdık o ayrı ama, kitap dediğin şey, seçim aşamasında subjektif bişi. bana çok kişi ezikler şekilde baktı bir cümle dahi (bkz: hakan günday) okumadığım için. okumadım, okumicam arkadaşım. ben artık roman, hikaye vs okuyamayan bir bireyim. inanamıyorum, samimi bulmuyorum, kendimi zerre kaptıramıyorum, herhangi bir duygudan/düşünceden zerre etkilenmiyorum roman okuduğumda. sıkılıyorum ve 5. sayfada kapatıyorum o roman ne kadar kaliteli olursa olsun.
belki ben sadece akademik kitaplardan hoşlanıyorum? ben de size "aaaa, (bkz: fernand braudel), (bkz: gönül tekin), (bkz: basil liddell hart), (bkz: osman özgüdenli), (bkz: carl von clausewitz) okumadın mı? aaa cahi seni" diye yaklaşsam olur mu?
abicim sevmiyorum ben hakan günday, emrah serbes, murat menteş, virgina woolf, ahmet hamdi tanpınar, nazım hikmet, tolstoy, dosto vs. okuyamıyorum şu anda. ki zamanında bir çoğunu okudum. ama sevemediğimi, tahammül edemediğimi (steinbeck ve fante hariç) söylediğimde; ya "z kuşağındayım ancak tablete, tele kaptırmadım kendimi" kafaısnda ya da y kuşağından "olum mal mısın onu nasıl okumazsın" kafasında kişilere tosluyorum.
olum en fazle 1-1000000000 tane kağıt parçasından oluşan bir gereç bu. keyif alırsın, bilgilenirsin, öğrenirsin vs. okuduğun onca sayfa ile hava atmak; mensup olduğun kuşağı, çevreyi reddetmek, küçümsemek, ben onu okudum, bunu okuyorum, onu okumayan sığırdır diye yaftalamak niye?
aaa xx yazarın yy kitabını okumadın mı diyenlere; eğer hiç duymadığım bir yazar/kitap vs değilse mesafe koymayı tercih ediyorum. ilgi/alaka ile bağlantılı bişi olum bu. gogol, turgenyev, tolstoy, dosto'dan bir kaç okudum ama en çok tolstoy okudum, sonrasında diğerlerini siklemedim. siklemek istemedim, akademik kitaplara yöneldim. var mı? çünkü tolstoy'un betimlediği savaş psikolojisi/sosyolojisi yada zola'nın anlattığı toplum yapısı daha çok hoşuma gitti. ben de kendimce akademik bilgiler candır dedimi oraya vurdum. sana ne?
böyle sözlüklerde kitap önermek neyse de; spesifik kitapları övmek, onlardan bahsetmek saçma bence. gereç aq. gereç. bu kadar. okursun, bişi katar ya da katmaz. bu kadar anlam yüklemeye gerek yok.
tanımdaki gereç kelimesini açıklayayım, sonra tanımı açayım izininizle. kitap olarak adlandırılan ve kimi kesimlerce bir sürü anlam yüklenen o okunan şey; okunduktan sonra kişiye hayali ya da gerçekçi bir çok ufuk açan kağıttan yapılma bir gereçtir. okursun ya hayal gücüne katkı sağlar ya da bilgi dağarcığına. daha ötesi yok. ama son zamanlarda o kitap dediğimi her birey için çok çok faydalı gereç; gereçten öte bir amaç olmaya başladı ben ona sinir oluyorum. özellikle kendi gözlemlediğim z kuşağında. genelleme yapmıyorum, bunu bi anlayın ama kendi çevremde gözlemlediğim bir gerçek şu ki; ben x yazarının z kitabını okudum, sen okumadın mıı nasıl olur ya?
ulan x-y kuşağı için kitap ya okursun ya okumazsın böyle bişeydi. onu okudun okumadın diye yargılamazdık kimseyi. okumadığımız bir kitaptan bahsediyorsa biri, o kitabı okumaya çalışırdık. okurduk/okumazdık o ayrı ama, kitap dediğin şey, seçim aşamasında subjektif bişi. bana çok kişi ezikler şekilde baktı bir cümle dahi (bkz: hakan günday) okumadığım için. okumadım, okumicam arkadaşım. ben artık roman, hikaye vs okuyamayan bir bireyim. inanamıyorum, samimi bulmuyorum, kendimi zerre kaptıramıyorum, herhangi bir duygudan/düşünceden zerre etkilenmiyorum roman okuduğumda. sıkılıyorum ve 5. sayfada kapatıyorum o roman ne kadar kaliteli olursa olsun.
belki ben sadece akademik kitaplardan hoşlanıyorum? ben de size "aaaa, (bkz: fernand braudel), (bkz: gönül tekin), (bkz: basil liddell hart), (bkz: osman özgüdenli), (bkz: carl von clausewitz) okumadın mı? aaa cahi seni" diye yaklaşsam olur mu?
abicim sevmiyorum ben hakan günday, emrah serbes, murat menteş, virgina woolf, ahmet hamdi tanpınar, nazım hikmet, tolstoy, dosto vs. okuyamıyorum şu anda. ki zamanında bir çoğunu okudum. ama sevemediğimi, tahammül edemediğimi (steinbeck ve fante hariç) söylediğimde; ya "z kuşağındayım ancak tablete, tele kaptırmadım kendimi" kafaısnda ya da y kuşağından "olum mal mısın onu nasıl okumazsın" kafasında kişilere tosluyorum.
olum en fazle 1-1000000000 tane kağıt parçasından oluşan bir gereç bu. keyif alırsın, bilgilenirsin, öğrenirsin vs. okuduğun onca sayfa ile hava atmak; mensup olduğun kuşağı, çevreyi reddetmek, küçümsemek, ben onu okudum, bunu okuyorum, onu okumayan sığırdır diye yaftalamak niye?
aaa xx yazarın yy kitabını okumadın mı diyenlere; eğer hiç duymadığım bir yazar/kitap vs değilse mesafe koymayı tercih ediyorum. ilgi/alaka ile bağlantılı bişi olum bu. gogol, turgenyev, tolstoy, dosto'dan bir kaç okudum ama en çok tolstoy okudum, sonrasında diğerlerini siklemedim. siklemek istemedim, akademik kitaplara yöneldim. var mı? çünkü tolstoy'un betimlediği savaş psikolojisi/sosyolojisi yada zola'nın anlattığı toplum yapısı daha çok hoşuma gitti. ben de kendimce akademik bilgiler candır dedimi oraya vurdum. sana ne?
böyle sözlüklerde kitap önermek neyse de; spesifik kitapları övmek, onlardan bahsetmek saçma bence. gereç aq. gereç. bu kadar. okursun, bişi katar ya da katmaz. bu kadar anlam yüklemeye gerek yok.
devamını gör...
23.
tek bir hayat yerine pek çok hayata tanık olmamıza sağlayan, kitap okuma alışkanlığı olmayanların neleri kaçırdıklarını asla bilmedikleri büyülü nesne.
devamını gör...
24.
gereksiz pahalı
devamını gör...
25.
hayatı anlamlandıran yegane malzeme.
devamını gör...
26.
en sadık en değerli dostum.
devamını gör...
27.
diksiyonumu, hareketlerimi ve özellikle türkçe sınavlarımda başarılı olmamı kitap okumaya borçluyum bunun dışında kitap okumak, almak bize hitap eden yerlerin altını çizmek güzel bir şey ve aynı zamanda bazen kitapla yalnız kalmak ruhumuzu temizliyor kendimizi buluyoruz en azından benim açımdan öyle.
devamını gör...
28.
tecrübelerin aktarılmasını sağlamasıyla insanlığın gelişiminde en büyük paya sahip şey.
devamını gör...
29.
şu dünyada en sevdiğim şeylerden biridir kitap ancak bu durum bazen başıma iş açıyor. büyük ümitlerle kitap hediye ettiğimde insanların hediyeyi açarkenki hayal kırıklıklarını saklamaya çalışmaları şahsen bana 'daha da davos'a gelmem' dedirtmiştir.
devamını gör...
30.
bir kenarından birleştirilerek dışına kapak takılmış yani ciltlenmiş, üzeri baskılı sayfaların bir araya gelmesiyle oluşan okumalıktır.
devamını gör...
31.
soyut veya somut şeylerin harfler, kelimeler ve cümlelerle ifade edilmiş ve bu ifadelerin yazıya dökülüp yayımlanmış haline denilir efendim.
devamını gör...
32.
"kitap tok karnına yenilen bir yemektir." diye bir söz duydum bugün. üzerine düşününce o kadar anlamlı ki. sözün özü: sosyo kültürel seviye; ancak sosyo ekonomik seviye ile ve ona paralel olarak artar!.
devamını gör...
33.
yurdum insanına bir türlü sevdirilemeyen şey.
devamını gör...
34.
en yakın arkadaş.
devamını gör...
35.
pinhani "bir yer bulalım dünyadan uzak" diyor ya işte biz onu kitaplarin içinde buluyoruz.
devamını gör...
36.
hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı değil, kitap(lar) hariç.
devamını gör...
37.
arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım
devamını gör...
38.
samimi duygunun taşıyıcısı
devamını gör...
39.
en sevdiğim dostum.
devamını gör...
40.
john dryden'in karısı elizabeth, şairin sürekli kitap okumasından yakınıyordu.
“keşke kitap olsaydım!” dedi bir gün. “o zaman benimle daha çok ilgilenirdin.
“evet,” dedi dryden. " keşke bir almanak olsaydın. böylece her yıl seni değiştirirdim.'
“keşke kitap olsaydım!” dedi bir gün. “o zaman benimle daha çok ilgilenirdin.
“evet,” dedi dryden. " keşke bir almanak olsaydın. böylece her yıl seni değiştirirdim.'
devamını gör...