adam
asperger sendromu ile ilgili en çarpıcı filmlerden biridir. çoğu insan bu filmi tatlı bulur ancak tatlı değildir. gayet çarpıcı bir dram filmidir.
--spoiler--
bu filmde 2 karakter vardır. biri asperger sendromludur. karakterin babası ölür, cenazeye katılır, eve gelir ve evi süpürmeye başlar. çünkü o evi süpürme saatidir. rutindir bu. babasının yasını bile tutamaz. işinde çok başarılı olduğu halde para kazandırma hırsı olmadığı için işinden atılır. evini satması gerekir ki oysa aspergerli birey yerini çok kolay değiştiremez. adam şehirden bile çıkamıyordur. yalan söyleyemiyordur. paraya ihtiyacı vardır. borcu vardır. hepsinin toplamı aslında hayatını tek başına idame ettirecek özelliklere sahip değildir.
filmde bir de kadın karakter vardır. otizmli değildir. işi, evi, dolandırıcı zengin babası, annesi, arkadaşları, belirli bir düzeni vardır ve asperger sendromlu ona seni seviyorum demediği için adamdan ayrılmak ister. çünkü bir an bile yalan söyleyemeyen birinin onu kullandığını düşünür. adam onun zor hayatını güya anlamıyordur.
ve bu film, bakın burası çokemelli, asperger sendromlu biriyle aşk yaşamanın zorluğunu anlatır gibi görünür. sürekli her şeyden şikayet eden mızmız bir kadın, asperger sendromlunun o zor hayatını bir saniye bile göremez.
iste bu film, otizmli olmayan bir insanla yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatan çarpıcı bir dram filmidir. bu filmi izleyecek olan varsa otursun ve otizmli olduğuna inansin. sahiden oturup buna inansın. sonra filmi açsın ve filmi asperger sendromlu karakterin gözüyle izlesin. iste o zaman asıl sorunun otizm değil aslında otizmli olmamak olduğunu görmüş olacaksınız.
--spoiler--
seyredin. bence.
--spoiler--
bu filmde 2 karakter vardır. biri asperger sendromludur. karakterin babası ölür, cenazeye katılır, eve gelir ve evi süpürmeye başlar. çünkü o evi süpürme saatidir. rutindir bu. babasının yasını bile tutamaz. işinde çok başarılı olduğu halde para kazandırma hırsı olmadığı için işinden atılır. evini satması gerekir ki oysa aspergerli birey yerini çok kolay değiştiremez. adam şehirden bile çıkamıyordur. yalan söyleyemiyordur. paraya ihtiyacı vardır. borcu vardır. hepsinin toplamı aslında hayatını tek başına idame ettirecek özelliklere sahip değildir.
filmde bir de kadın karakter vardır. otizmli değildir. işi, evi, dolandırıcı zengin babası, annesi, arkadaşları, belirli bir düzeni vardır ve asperger sendromlu ona seni seviyorum demediği için adamdan ayrılmak ister. çünkü bir an bile yalan söyleyemeyen birinin onu kullandığını düşünür. adam onun zor hayatını güya anlamıyordur.
ve bu film, bakın burası çokemelli, asperger sendromlu biriyle aşk yaşamanın zorluğunu anlatır gibi görünür. sürekli her şeyden şikayet eden mızmız bir kadın, asperger sendromlunun o zor hayatını bir saniye bile göremez.
iste bu film, otizmli olmayan bir insanla yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatan çarpıcı bir dram filmidir. bu filmi izleyecek olan varsa otursun ve otizmli olduğuna inansin. sahiden oturup buna inansın. sonra filmi açsın ve filmi asperger sendromlu karakterin gözüyle izlesin. iste o zaman asıl sorunun otizm değil aslında otizmli olmamak olduğunu görmüş olacaksınız.
--spoiler--
seyredin. bence.
devamını gör...
hayatının sonuna kadar tek bir kitap okuma şansın olsaydı
hakan günday - kinyas ve kayra
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
puşt hadi iyisin bu sene de ölmedin demek istediğim başlıktır.
devamını gör...
yazarların en eften püften başarıları
lise 1'de bir münazara yarışmasına katılmış benden 2 yaş 3 yaş büyük abileri, ablaları elemiştim. ikinci turda küçük bir puanla kaybetmiştim. tartışmayı yöneten moderatör yarışma bittikten sonra tüm hocalarımın yanına gelip "bu kız çok iyi. geleceği parlak, ileride çok iyi işler başaracak" falan demişti.
buradan o hocaya soruyorum. "abi kaç yıl oldu, hala bir şey olamadım. nerede yanlış yaptık ya da neden hayallerimle oynadın?"
buradan o hocaya soruyorum. "abi kaç yıl oldu, hala bir şey olamadım. nerede yanlış yaptık ya da neden hayallerimle oynadın?"
devamını gör...
geceye z kuşağının bilmediği bir bilgi bırak
türkiye'yi başka birileri de yönetebiliyordu.
devamını gör...
insanı mahvedecek şarkı önerileri
irem candar - bilmezdim
cihan mürtezaoğlu-ceylan ertem - bana sor
ferdi tayfur - bende unuturum
zara - hasretinle yandı gönlüm
elif kaya - bir bilebilsen
sevda karababa - annem gibi
sevda karababa - olmasa mektubun
sevda karababa - yardımına ihtiyacım var
tan taşçı - yüz yılda bir olur
tan taşçı - yalan
cevher - yalan (tan taşçı)
adele - hello
yasmin levy - me voy
(bu şarkıda ciğer bitti zaten)
cihan mürtezaoğlu-ceylan ertem - bana sor
ferdi tayfur - bende unuturum
zara - hasretinle yandı gönlüm
elif kaya - bir bilebilsen
sevda karababa - annem gibi
sevda karababa - olmasa mektubun
sevda karababa - yardımına ihtiyacım var
tan taşçı - yüz yılda bir olur
tan taşçı - yalan
cevher - yalan (tan taşçı)
adele - hello
yasmin levy - me voy
(bu şarkıda ciğer bitti zaten)
devamını gör...
komşunun verdiği aşureyi çöpe atmak
çok aşırı şüphelerim olmaz ise kesinlikle yapmayacağım harekettir.
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
niye herkes kendini yazmış la buraya. merak etmeyin ben hepinizi seviyorum.
devamını gör...
geceye bir siyasetçi sözü bırak
"şehit vermekten daha acı bir şey varsa, şehit haberi almaya alıştırılmış bir toplum olmaktır." - muhsin yazıcıoğlu
devamını gör...
maaşın yarısını harcatan olaylar
temel ihtiyaçlar dışında kitaplardır.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
+allah bizi görüyor mu?
-evet görüyor.
+peki ben tuvaletteyken de mi görüyor?
-?!:d
-evet görüyor.
+peki ben tuvaletteyken de mi görüyor?
-?!:d
devamını gör...
fransız ihtilali
öncelikle devrimi 1770 lerden 92 ye kadar anlatacağım, yani ilk safhaları, eğer rağbet görürse daha sonra ki kısımlarını da yazarım. yazmama sebebim sözlükte ki diğer arkadaşlar 92 sonrasına fazlasıyla değinmiş en azından gördüğüm kadarıyla.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
devamını gör...
ay şarkısı
saian'ın eşi ayda erkurt hanım efendi için yazdığı ve yine klibinde eşini oynattığı muhteşem şarkı.
klip o kadar şeker ki eşi sürekli gülümsüyor, e bu kadar romantik ve anlamlı bir hareket bana yapılsa ben de 32 diş gezerdim herhal.
önce sözlere bakalım:
onun başı bağlı kolunda bir sepet
geçip giderdi çarşıdan gözlerinde sebep
öyle gerçekti ki sokaktan o geçtiği vakit
kalbi yok – taşır gövdesinde şüpheli bir paket
ooooo
benim önümde birkaç dize
onun evinde bir gudubet var
ooooo
tıpkı bembeyaz bir yarı tanrı
dönüp bakarken yere düştüğüm
dilimde bir ay şarkısı saat on beş otuz
sen arnavut taşlar üstündesin okus pokus
o gece demlenir kimin koynunda ─e pes be!
kanar koynunda bir karanfil pis bir nefesle
herkes ona bakardı sanki çizmiş onu monet
susardı dudaklarımda shakespeare'den bir sone
ağzında çıkan her ifade renk ve dua
bir kısa öykü anlamdan kurtulan merhaba
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
bakıp su falına düşünür
uzaktan bir gemi alıp götürür bütün o gündüz düşünü
yüzünün plastik biçimi – bir reform mu?
tıpkı müjdeler gibi yeni bir estetik formu
yüzü güne dönük ama sırtında gece
bazı başka dilden konuşur bilmem ki nece
ağlar onun yüzü hem yas hem edalı
dokunmazdı çiçeklere bile sanki vebalı
ve bir gün konuverdi ayaklarına bir serçe
düştü evrenle yüzünün arasına bir perçem
düş ormanının içinde yakınsak bir mercek
onca yalanın içinde şişiverdi gerçek
ooooo
kaldırsa bir başını yıldızlara uzansa değer
ooooo
tırnakları neşe kaplı fakat dargınmış meğer
yavaş sesle soyunurdu eski liman üstünde
ve hep aya dönerdi evdekine küstüğünde
benim gövdemdeki peki ateş mi logos mu?
eteklerini kaldıran poyraz mı lodos mu?
fakat o gece bana döndü yüzü aya değil
dedi ki başımın üstündeki yıldızları say hadi!
ve yıldızlar çırılçıplak karşımda
artık bir gömlek bile satmazlar bana çarşıda
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
şimdi de şarkı:
ay şarkısııııı
klip o kadar şeker ki eşi sürekli gülümsüyor, e bu kadar romantik ve anlamlı bir hareket bana yapılsa ben de 32 diş gezerdim herhal.
önce sözlere bakalım:
onun başı bağlı kolunda bir sepet
geçip giderdi çarşıdan gözlerinde sebep
öyle gerçekti ki sokaktan o geçtiği vakit
kalbi yok – taşır gövdesinde şüpheli bir paket
ooooo
benim önümde birkaç dize
onun evinde bir gudubet var
ooooo
tıpkı bembeyaz bir yarı tanrı
dönüp bakarken yere düştüğüm
dilimde bir ay şarkısı saat on beş otuz
sen arnavut taşlar üstündesin okus pokus
o gece demlenir kimin koynunda ─e pes be!
kanar koynunda bir karanfil pis bir nefesle
herkes ona bakardı sanki çizmiş onu monet
susardı dudaklarımda shakespeare'den bir sone
ağzında çıkan her ifade renk ve dua
bir kısa öykü anlamdan kurtulan merhaba
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
bakıp su falına düşünür
uzaktan bir gemi alıp götürür bütün o gündüz düşünü
yüzünün plastik biçimi – bir reform mu?
tıpkı müjdeler gibi yeni bir estetik formu
yüzü güne dönük ama sırtında gece
bazı başka dilden konuşur bilmem ki nece
ağlar onun yüzü hem yas hem edalı
dokunmazdı çiçeklere bile sanki vebalı
ve bir gün konuverdi ayaklarına bir serçe
düştü evrenle yüzünün arasına bir perçem
düş ormanının içinde yakınsak bir mercek
onca yalanın içinde şişiverdi gerçek
ooooo
kaldırsa bir başını yıldızlara uzansa değer
ooooo
tırnakları neşe kaplı fakat dargınmış meğer
yavaş sesle soyunurdu eski liman üstünde
ve hep aya dönerdi evdekine küstüğünde
benim gövdemdeki peki ateş mi logos mu?
eteklerini kaldıran poyraz mı lodos mu?
fakat o gece bana döndü yüzü aya değil
dedi ki başımın üstündeki yıldızları say hadi!
ve yıldızlar çırılçıplak karşımda
artık bir gömlek bile satmazlar bana çarşıda
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
şimdi de şarkı:
ay şarkısııııı
devamını gör...
nescafe üçü bir arada
bunu içenin kendine saygısı yoktur.
devamını gör...
swh
oldukça işlevli olan bir kısaltma aynı zamanda çok iyi bir bkz olabilir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bir yazar alt tarafı sevmediğini ifade etmiş. bi dayak yemediği kaldı.
ben de sevmiyorum. bitip bitmemesi umurumda mı? hayır. zaten dinlemiyorum. bir kere dinleyeyim dedim bir buçuk dakika zor katlandım. gördüğüm en samimiyetsiz şeylerden biri.
edit: varsa hakaret/küfür/aşağılama şikayet edebilirsiniz. tekrar söyleyeyim. samimiyetsiz. benim kendi görüşüm. bireysel yani. dünyadaki diger samimiyetsiz şeyleri gordugumde de ayni tepkiyi veriyorum.
nasil bi tarikate denk geldik ben anlamiyorum ki. ya kendimi anlatamiyorum, ya anlamak istemiyolar. neyse ne anlatiyorum ben yatayim uyuyayim.
ben de sevmiyorum. bitip bitmemesi umurumda mı? hayır. zaten dinlemiyorum. bir kere dinleyeyim dedim bir buçuk dakika zor katlandım. gördüğüm en samimiyetsiz şeylerden biri.
edit: varsa hakaret/küfür/aşağılama şikayet edebilirsiniz. tekrar söyleyeyim. samimiyetsiz. benim kendi görüşüm. bireysel yani. dünyadaki diger samimiyetsiz şeyleri gordugumde de ayni tepkiyi veriyorum.
nasil bi tarikate denk geldik ben anlamiyorum ki. ya kendimi anlatamiyorum, ya anlamak istemiyolar. neyse ne anlatiyorum ben yatayim uyuyayim.
devamını gör...
her şeyi açıklayan en kısa söz
her nefis ölümü tadacaktır.
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
büyük usta ruhi su'nun kadın versiyonudur kendisi, sümeyra çakır.. iki ustanın da ruhları şad olsun..
devamını gör...
oruç tutan agnostik
aralıklı oruç şeklinde diyet programı da uygulayabilecek olan insandır.
büyük düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
büyük düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...
