sevginin yaş büyüdükçe anlamının değişmesi
başlık "anonim yazar 0006" tarafından 15.02.2022 01:04 tarihinde açılmıştır.
1.
sonuna kadar katıldığım önerme.
20 yaşındaki benle bu ben aynı inanıyor ama aynı sevmiyor.
bu ben huzur arıyor, keyif arıyor, muhabbet arıyor.
bu bende, doyurulmuş alanlar var o tarafta kimseye ihtiyaç duymuyor.
bu benin, ölene kadar çok sevdiği canları var onların onu sevmesi ona yaşam sevgisi veriyor.
bu ben, yaşanmışlıkları ile sevdikleri ile avunabiliyor
yanlış insanlara denk geldiğinde.
bu beni kimse sevmese olur, olanlar ona yetiyor.
bu ben, bu yaşa insan biriktirerek geldi çünkü.
yaş aldıkça insan biriktirin.
her alanınıza, en az bir kişi yerleştirin.
o bir kişiyi hiç ihmal etmeyin ki o da sizi hiç ihmal etmesin.
20 yaşındaki benle bu ben aynı inanıyor ama aynı sevmiyor.
bu ben huzur arıyor, keyif arıyor, muhabbet arıyor.
bu bende, doyurulmuş alanlar var o tarafta kimseye ihtiyaç duymuyor.
bu benin, ölene kadar çok sevdiği canları var onların onu sevmesi ona yaşam sevgisi veriyor.
bu ben, yaşanmışlıkları ile sevdikleri ile avunabiliyor
yanlış insanlara denk geldiğinde.
bu beni kimse sevmese olur, olanlar ona yetiyor.
bu ben, bu yaşa insan biriktirerek geldi çünkü.
yaş aldıkça insan biriktirin.
her alanınıza, en az bir kişi yerleştirin.
o bir kişiyi hiç ihmal etmeyin ki o da sizi hiç ihmal etmesin.
devamını gör...
2.
küçükken diğer insanların bizimle aynı şekilde düşündüğü, aynı şeyleri hissettiği düşüncesine hakimdik. daha doğrusu öyle olması gerektiğini düşünürdük. mesela bu yüzden bizden büyük birinin neden oyun oynamak istemediğine, neden bizim kadar heyecanlanmadığına, neden kötü bir olay karşısında bağıra bağıra ağlamamıza göz yumduğuna şaşırmışızdır.
duygularımızı mı yönetemiyorduk yoksa en saf hâliyle mi hissediyorduk her birini? cevap ikisi birden. büyüdükçe farklılıkları kabullenmeye, insanları tanımaya, küçük hesapların peşine düşmeye ve en önemlisi de incinmekten korkmaya başladık. özümüzde sevginin anlamı değişmedi belki ama bu anlamı önemsememeye başladık. çünkü bir yanda "gerçek sevgi" var, bir yanda da "olması gereken sevgi" var. olması gerekenden kastım; kişiden kişiye değişir. kimi için faydacı bir bakış açısıyla şekillenir sevgi, kimi için güvene dayalıdır, kimi için de yalnızca "zarar vermiyor olmak"tan ibarettir.
bu "olması gereken" noktasına öyle koşullanmışızdır ki gerçek anlamı yok saymaya başlarız. eşinden boşanmak isteyen kadına "seni bir gün olsun dövmemiş daha ne istiyorsun?" dedirten de yine bu şekillendirilmiş sevgi anlayışıdır.
elbette herkes aynı değil, herkes aynı şekilde düşünmüyor/bakmıyor. ama yine de herkes şekillendiriyor sevgiyi. en saf sevgilerimizde bile filtrelerimiz var. ister tecrübe deyin ister akıllanmak. hangisi daha iyi bilmiyoruz.
duygularımızı mı yönetemiyorduk yoksa en saf hâliyle mi hissediyorduk her birini? cevap ikisi birden. büyüdükçe farklılıkları kabullenmeye, insanları tanımaya, küçük hesapların peşine düşmeye ve en önemlisi de incinmekten korkmaya başladık. özümüzde sevginin anlamı değişmedi belki ama bu anlamı önemsememeye başladık. çünkü bir yanda "gerçek sevgi" var, bir yanda da "olması gereken sevgi" var. olması gerekenden kastım; kişiden kişiye değişir. kimi için faydacı bir bakış açısıyla şekillenir sevgi, kimi için güvene dayalıdır, kimi için de yalnızca "zarar vermiyor olmak"tan ibarettir.
bu "olması gereken" noktasına öyle koşullanmışızdır ki gerçek anlamı yok saymaya başlarız. eşinden boşanmak isteyen kadına "seni bir gün olsun dövmemiş daha ne istiyorsun?" dedirten de yine bu şekillendirilmiş sevgi anlayışıdır.
elbette herkes aynı değil, herkes aynı şekilde düşünmüyor/bakmıyor. ama yine de herkes şekillendiriyor sevgiyi. en saf sevgilerimizde bile filtrelerimiz var. ister tecrübe deyin ister akıllanmak. hangisi daha iyi bilmiyoruz.
devamını gör...